Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol

Salih Özbaran

Salih ÖzbaranTarih, Tarihçi ve Toplum yazarı
Yazar
Editör
8.0/10
19 Kişi
62
Okunma
11
Beğeni
1.925
Görüntülenme

Hakkında

Osmanlı'nın Akdeniz, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu'ndaki askeri-siyasi faaliyetlerini incelemeye seneler vermiş bir tarihçidir. Portekizce öğrenerek Portekiz arşivlerinde emek vermiştir. Ayrıca tarih ve tarihsel araştırmalar üzerine yaptığı araştırmalarla tanınmış bir tarihçidir.
Unvan:
Öğretim görevlisi. Profesör Doktor. Tarihçi.

Okurlar

11 okur beğendi.
62 okur okudu.
1 okur okuyor.
53 okur okuyacak.
1 okur yarım bıraktı.
Reklam

Editörlük Yaptığı Kitaplar

Tümünü Gör

Sözler ve Alıntılar

Tümünü Gör
Zorluklar içinde planlanan okulların varolan nüfus için yeterli olmayacağı belliydi; okul çağındaki çocukların dışında halkı aydınlatabilecek çabaların harcanması kaçınılmazdı. 1927 yılı il zabıtlarında Muallimler Birliği'nin açılacak "Halk Dershaneleri" için istekte bulunduğu kayıtlıdır ve destek için Turgutlu'ya 450 TL ayrılmıştır.
Sayfa 135 - Birinci Basım: Şubat 2013 - İzmir Büyükşehir Belediyesi
Reklam
Tarihin filmi geriye sarılmaz; yenileriyle donatır kendini.
Turgutlu'nun "Kasaba" durumuna gelişinin nedenlerinden birisi de, hiç şüphesiz, orada 1610 tarihinde bir pazarın kurulması olmuştur. Çevresindeki bazı köylerle birlikte bir "has" ünitesine bağlı olan bu yöre, verimli topraklarında üretilen buğday, arpa ve özellikle pamuk sayesinde 17. yüzyılla birlikte bölgeye ve Avrupa ticaretine daha fazla açılma olanağı yakalamış, böylece tarım ve ticaret merkezlerinden biri olmuştur.
Sayfa 39 - Birinci Basım: Şubat 2013 - İzmir Büyükşehir Belediyesi
Toplumsal hareketlilik tarihçilerin geniş olarak incelediği bir konu olmuştur. Bu bağlamda artık kırsal kesime göre daha fazla nüfusu barındıran, kültür, sanat, eğitim etkinlikleri yapan kurumlara sahip olan kentler yerel tarihçiler için öncelikli çalışma alanıdır. Yeni bir toplum biçimine yol açtığı için kentleşmeyi, sadece ekonomik boyutlarıyla değil, göç edenlerin entegrasyonu, yeni toplumsal katmanlaşma biçimlerinin doğuşu, çalışma saatleriyle boş zamanlar arasındakı ayrım vb'yi de içeren bir toplumsal değişim süreci olarak araştırmak gerekir.*
Sayfa 29 - Birinci Basım: Şubat 2013 - İzmir Büyükşehir Belediyesi - *Y. Oğuzoğlu. "Yerel Tarih", Türkiye'de Tarih Yazımı (ed. V. Engin ve A. Şimşek). İstanbul, 2011, s. 412.
Unutmamak gereklidir ki, 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda "kibrit gibi basit bir şeyi bile üretemez durumdaydı. Ancak 1930'lu yılların ortalarına gelindiğinde fabrikalar tekstil ürünleri, şeker, kağıt ve çimento üretiyordu." Kasaba'nın sanayi mallarını üretebilecek potansiyeli vardı; Osmanlı asırlarından devreden, hatta daha eski çağlardan beri kullanılan çok verimli topraklarının bahşettiği başta çekirdeksiz (kuru) üzüm sonra da pamuk ve tütün olmak üzere pek çeşitli ürünleri vardı. Böyle bir zenginlik onu sadece tarım ve sanayide yüceltmeyecek, fiziksel genişliğin yakalanmasında, kültürel değişimin gerçekleştirilmesinde, okulların yapılmasında ve daha birçok alanda çağı yakalamasının baş aktörü olacaktı. Başka türlü ifade etmem gerekirse, Kasaba'da Cumhuriyet'in temelleri halkın özellikle bağcılıktan sağladığı gelirlerin çok büyük katkılarıyla atılabilecekti.
Sayfa 103 - Birinci Basım: Şubat 2013 - İzmir Büyükşehir Belediyesi
Henüz kayıt yok
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Tümünü Gör
224 syf.
8/10 puan verdi
·
Beğendi
·
110 günde okudu
Tarih Medodolojisi Üzerine
Tarih medodolojisi alanında yerli kaynakların sınırlı olduğu, bu mühim konuya kafa yoran tarihçi sayısının bir elin parmaklarını geçmediği sosyal bilim camiasında ve hassaten tarih camiasında bilinen bir gerçektir. Tarih yazımında ve anlayışında tek taraflı hamasete ve husumete dayalı bir anlayışı benimsememizin kuşkusuz bunda payı çoktur. Sosyal bilim ve tarih çalışmalarının son kırk yılda büyük gelişmeler gösterdiği ve bilhassa yurt dışında Türkoloji çalışmalarının muazzam bir birikim oluşturduğu aşikardır. Bizdeki tarih çalışmalarının yetersizliğinin en önemli nedenlerinden biri de tarihe yaklaşımda temel düsturlara sahip olamadığımızdan kaynaklanmaktadır. Neyi, nasıl, hangi biçimde ele alıp nasıl yazacağız. Tarihçinin tarihyazımında temel sorumluluğu nedir, nasıl olmalıdır? Tarih öğretiminin kusurları nelerdir? Salih Özbaran yerli bir tarihçi olarak bu mühim soruları sormuş ve kitabında cevaplarını vermeye çalışmıştır. Tarih meraklıları, öğrenciler, akademisyenler bu kitabı edinmeli ve okumalıdırlar...
Tarih, Tarihçi ve Toplum
Tarih, Tarihçi ve ToplumSalih Özbaran · Yakın Kitabevi · 201521 okunma
202 syf.
8/10 puan verdi
Kitabın yazarı Salih Özbaran Türk tarihçiliğinin önemli isimlerindendir. Portekiz arşivlerine hakim olması eserlerinin kıymetini daha da arttırmıştır. Bu eserinde de Portekizli seyyahların Yeniçağ’da Osmanlı topraklarını ve tebaasını nasıl gördüklerini aktarır. Oldukça başarılı bir çalışmadır. Dili akıcı ve anlaşılırdır. Bunun yanında beni en etkileyen hususlardan biri ise günümüzde Ortadoğu da yaşanan savaşlar ve çatışmalar neticesinde tahrip olan o güzelim şehirleri Portekizlilerin büyülenerek anlatmış olmalarıdır. Bu etkilenme tabiki de insanın içinde büyük bir üzüntüyüde beraberinde getiriyor maalesef..
Portekizli Seyyahlar
Portekizli SeyyahlarSalih Özbaran · Kitap Yayınevi · 201710 okunma
160 syf.
6/10 puan verdi
·
9 günde okudu
Kitap "Rumi'lik", "Rum kelimeleri ve aidiyetleri üzerine düşündürüyor. Cemal Kafadar'ın "Kendine Ait Bir Roma" kitabı kadar bütünlüklü değil, daha parçalı, çeşitli makalelerden müteşekkil. Kitap elbette Rum ve Rumi gibi karmaşık bir aidiyetin tam olarak "ne olduğu"na dair net bir şey söyleyemiyor ama "ne olmadığı"nı tespit etmek mümkün: Rum, İranlı değildir, Kürt değildir, Arap değildir. Rumluğum evet belki büyük oranda çekirdeğini Türkler oluşturur fakat aslında "Rum"luğu Rumluğa dahil olmayan diğer Türklerden ayıran çeşniyi verenler de Türk olmayan kültürlerdir, Yunanlılar, Arnavutlar, Boşnaklar vs. Coğrafi olarak ise Rumluğa net bir sınır çizmek yine mümkün değildir ama net bir şekilde söylenebilir ki "Diyar-ı Rum" Fırat'tan Balkanlara kadarki kısımdır. Fırat'tan sonra Kürdistan ve Acem diyarı başlar. Yine Güneyde ise Halep'ten sonra Rum diyarı başlar. Hülasa ne her Rumî ve Rum Türktür, ne de her Türk Rumdur. Osmanlı, Rumluk kelimesini uluslarüstü emperyal bir aidiyet ve kültür mozaiği olarak kullanmıştır. Osmanlı'nın bir imparatorluk olarak içine aldığı birçok etni'nin bunda payı vardır.
Bir Osmanlı Kimliği
Bir Osmanlı KimliğiSalih Özbaran · Kitap Yayınevi · 20046 okunma