Üzerinden tartışmaların buğusu henüz tüttüğü için ben bu tür öldükten sonra da sanki hayatta imişcesine tartışılan kişilere, ısrarla "yaşayan şahsiyetler" demeyi tercih ediyorum. Bu anlamda Abdülhamid Han'ın birçoğumuzdan daha 'diri' olduğu yeterince açık değil mi?
Yaptıkları, yapamadıkları, hataları, sevapları, projeleri, kör noktaları, hamleleri, vizyonu, ufukları ve sınırları...
Bütün bunlar iktidardan uzaklaştırılmasından bir asır sonra ilahi tartışmaya davet ediyorsa, hatta kışkırtıyorsa insanları, o kişinin nabzının hala mahrem noktalarımızda atmaya devam etliğini söyleyebiliriz.