sümeyranur

sümeyranur
@0228_
《Düşüncelerinize katılmıyorum ama onu ifade edebilme hakkınızı ölümüne savunurum! 》 ¤Voltaire¤
Bir insan sana söverse düşün. *Sövdüğü şey sende varsa ona kızma. O kötü sıfatından vazgeç. *Söylediği kötü şey sende yoksa, bu bana bir ihtardır ki, muhabbetten fazla sevgi göstermek, nifak alametidir. İbn Arabi Nasihatname - s,124
Reklam
Hz. Ömer (R.A.) demiştir ki: Çok konuşanın yanlışı çok olur. Yanlışı çok olanın hayâsı azalır. Hayâsı az olanın takvâsı az olur. Takvâsı az olanın kalbi ölür."
Bu kadarını sen de istemezdin elbette ama arkanda açılan boşluk o kadar derin oldu ki Sultanım, bugün senin direniş ruhuna, vizyonuna, felsefene, Hz. Peygamber'e (sav) duyduğun sevgiye, vatanseverliğine yeniden sarılmak ihtiyacını hissediyor insanlar. Arkandan gelenler bir boşluğa düştüler, daha doğrusu, düşürüldüler.
Yanlış anlaşılmasın: Sultan Abdülhamid'in şahsı değil bugün önemli olan. Önemli olan biyolojik varoluş değil. Eti, kanı, tırnağı, gözü, kulağı değil... Asıl önemlisi, onun bu toplum için, bu millet için, bu ümmet için ifade ettiği manadır. Emperyalizme karşı soylu bir direnişin sembolüdür o. 'Son kale'nin, 'insanlığın son adası'nın son cesur neferlerinden birisidir...
Dönemin tam anlamıyla "kara kutu"suydu Sultan Abdülhamid. Kutuyu açırmak, kötüyü söyletmek anlamına gelecekti. Günün birinde mahkemeye çıkar da bir konuşmaya başlarsa, pir konuşacak nice hürriyet kahramanı, oturdukları mevkilerden sapır sapır döküleyazacaklardı. Bu yüzden kendini savunma hakkı dahi vermediler devrik Sultan'a; üstelik bildiklerini kimselere anlatmasın diye de kapısını üzerine sürgülediler. Başına bir tabur asker dikerek hem de.