Merhaba kitap dostlarım...
Sizlere öyle güzel bir kitapla geldim ki...Her sayfasında öyle yoğun duygular yaşayacağınız,yeri gelip duygulanacak,yeri gelecek kendinizden bir parça bulacağınız,o satırları okurken kendinizi sorgulayacağınız güzellikte bir kitap olan #dedeyeyolgöründü...
Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattıktan sonra uzun uzun düşündürür…“Dedeye Yol Göründü” tam olarak öyle bir kitap benim için.Hikâye basit gibi görünse de,içinde öyle derin duygular var ki… Bir dedenin kendi evinde “fazla” hissedip sessizce gitmeye karar vermesi,aslında hepimizin görmezden geldiği bir yaraya dokunuyor;"yaşlılık, yalnızlık ve unutulmuşluk."
Yazarın sade ama etkileyici dili,karakterlerin doğallığı ve olayların içtenliği sayesinde kitap sanki yaşadığım bir anı gibi geldi bana.Dede karakteri o kadar gerçek ki…Onun suskunluğu,kırgınlığı,yine de kırmamaya çalışması…Hepimizin tanıdığı bir büyüğün sessiz hali gibi.
Okurken hem gülümsedim hem de gözlerim doldu. Aile içindeki küçük ihmallerin,zamanla nasıl büyük kırgınlıklara dönüştüğünü çok güzel anlatmış. Modern hayatın koşturmacasında bana şu iki soruyu düşündürdü;
Büyüklerimize ne kadar yer ayırabiliyoruz,
Ne kadar dinliyoruz onları?
Bu kitap, bu soruları insanın kalbine dokunarak sorduruyor.Beni en çok etkileyen şey, kitabın yargılamadan,bağırmadan anlatmasıydı.Sessiz bir çığlık gibiydi bazı bölümleri.Yavaş yavaş içimize işliyor ama bir tokat gibi de uyandırıyor.Eğer kalbinize dokunacak, düşündürecek, aynı zamanda sizi insanlığınıza biraz daha yaklaştıracak bir kitap arıyorsanız, “Dedeye Yol Göründü” tam da aradığınız şey olabilir.Ben okudum, çok şey hissettim…Şimdi de herkese tavsiye ediyorum. Çünkü bazı hikâyeler paylaşılmalı, bazı duygular
Merhaba kitap dostlarım!
Bugün sizlerle beni derinden etkileyen,satır aralarına saklanmış nice duyguyu yüreğimde hissettiğim bir kitabın yorumuyla geldim: Sana Ben Lazım.
Bu kitap, sadece bir aşk hikâyesi değil;aynı zamanda kayıpların,suskunlukların,yarım kalmış cümlelerin,yeniden başlama cesaretinin romanı. Başkahramanların her biri kendi geçmişinin gölgesinde savrulurken,yolları bir noktada kesişiyor ve her şey orada başlıyor.
Yazarın dili öylesine sade ve içten ki...Okurken zorlanmıyor,aksine sayfalar arasında akıp gidiyorsunuz.Ama bu akışın içinde bir hüzün var, bir burukluk,bir kabullenme hâli…Karakterlerin yaşadığı her acıyı,her sevinci,her tereddüdü iliklerinizde hissediyorsunuz.Bazı bölümlerde durup düşündüm:“Gerçekten bir insan başka bir insanın yarasına merhem olabilir mi?”
Evet, olabilirmiş.
“Sana Ben Lazım” bunu anlatıyor bize. Bazen bir kelime,bazen sadece sessiz bir bakış bile en güçlü bağ olabilir iki kalp arasında.
Kitap boyunca verilen mesajlar, hayata ve insan ilişkilerine dair farkında bile olmadığımız gerçekleri yüzümüze vuruyor.Sevmenin,affetmenin, güvenmenin ve en çok da kendini sevmeyi öğrenmenin hikâyesi bu.
Sana Ben Lazım,özellikle duygusal yoğunluğu yüksek,karakter gelişimlerine önem veren,kalbinize işleyen hikâyeleri seviyorsanız mutlaka okumanız gereken bir kitap.Romantik komedi tadında, adeta bir film gibi geçen bu kitapta güçlü kadınlar ve sevgi dolu adamlar var.Her sayfasında kendinizden bir şeyler bulacağınız, içten ve eğlenceli bir hikaye arıyorsanız mutlaka okuyun derim!
.
.Book•lover ❥
.#okuyanteraziileokuyoruz
#okuyanterazi
Sana Ben LazımUmut Aydın · Akis Kitap Yayınları · 202142 okunma
-Benim restoranımı kapattırmak için uğraşacağınıza önce siz şu eteğinizin fermuarını çekin! Fermuarınız açık kalmış... Sizin de dediğiniz gibi birileri salyalarını akıtıp size bakarlarsa onlara yaşama şansı vermem güzel gözlü kraliçe!
-Getirin o topuğumu buraya!
-Bu topuk iyi ki kafama gelmedi.Adamın kafasını ikiye ayırır bu!İyi bir savunma silahı...
-Topuğuma aşık oldunuz galiba?Getirin o topuğu!
Verin topuğumu!Bugün şanslı gününüzdesiniz sizi alnınızın ortadindan varamadım.Yakışıklı ihtiyar!
-Yemin ediyorum,topuklunun sesi susturuculu yarı otomatik silah sesi gibi!Beynimin içinde zonklama yapıyor!Sabah sabah çattık yine bu kadına!
Topuğun kırılsın Nazan! Allah'ın delisi!