Merhaba kitap dostlarım
Bugün sizlere kalemiyle yeni tanıştığım Beyza Demirkubuz'un zer0 kitabıyla geldim.
Bu kitapta en çok hissettiğim şey aslında bir başlangıç hikâyesinin ne kadar ağır olabileceğiydi.Yergâhva öyle sıradan bir şehir değil;birinin umutla,sabırla,adeta kendinden parça kopara kopara kurduğu bir yer.Ama ne kadar emek verirsen ver bazen tek bir şüphe her şeyi altüst edebiliyor ya işte tam olarak o hissi çok derinden veriyor.Karakterin omuzlarındaki yük gerçekten kolay değil.Kendi için değil kardeşi için mücadele etmek zorunda oluşu insanın içine dokunuyor.Çünkü bazı savaşlar vardır kaçamazsın istemesen de içine çekilirsin.Ve o görünmez zincirler aslında hepimizin hayatında biraz var gibi.Zero,Zer ve sıfır kavramı sadece bir gizem değil bana göre insanın kendi içindeki boşlukla yüzleşmesi gibi.Bazen sıfırdan başlamak umutken,bazen de her şeyin silinmesi demek. Bu ikilem çok güzel işlenmiş.Kitabın en sevdiğim yanı ise o ince çizgiyi hissettirmesi oldu.Doğruyla yanlış,umutla umutsuzluk,varlıkla yokluk arasında gidip geliyorsun.Okurken sürekli “acaba şimdi ne olacak?” diye düşünüyorsun ama bir yandan da karakterin iç dünyasında kayboluyorsun.Kısacası bu hikâye sadece bir şehir ya da bir görev değil biraz kader,biraz mecburiyet,biraz da insanın kendini bulma yolculuğu gibi.Ve gerçekten okuduktan sonra insanın aklında tek bir cümle kalıyor.
“Bazen her şey sıfırdan başlar…ama o sıfır, sandığımız kadar boş değildir.”