Elif Beğde

Kalemimden..
KARNI TOK, GÖNLÜ AÇ İNSANLAR İnsan; Arzuları sonsuz, duyguları dalgalı, acz ile âcizdir. Yalnız başına bir hayat sürdüremeyendir. Karnını doyurmak, üstünü başını giyinmek açıkçası yaşamak için bunları yeterli görse de derinlerde hep bir açlık hisseder. Öyle bir açlık ki kaşık ucuyla verdiğini kocaman kepçesiyle geri alıyor. Sormak lazım insana bu açlık neyin açlığı? Sorunun cevabını kağıda kalem ile dökmek zor fakat bir parantez açmak istiyorum. Türkçedeki anlam iyileşmesi önceden kötü anlama gelen bir kelimenin iyi ve güzel kavramları karşılamak üzere kullanılır hale getirmesiyken Neden? Nasıl? Nasıl becerdik Karunların serveti yetmezken beş kuruşluk değer biçmeyi duygulara ve anlamlarına. Duyguları bilmem kaç katman aşağılara gömmeyi nasıl becerdik? Sözünü balla kestiğimiz insanların duygularını yedi koldan nasıl işgal ettik? Artık kovanlar bal tutmaz oldu. Arılar özgür değil. Duygular varlık sahasında artık bir hiç.. Özetleyecek olursam. “Roma neden yıkıldı?” Sorusuna, Cicero’nun cevabı, “ Güzel ve çok konuştuk, fakat bilgisizdik” şeklinde olmuş. Biz de bilgisizlikten bu halde değil miyiz? Değer vermeyi, değer verdikçe değer verilmeyi, önce sevmeyi, sevdiğimiz kadar sevileceğimizi... Bilgisizlikten bu haldeyiz işte. Birçok şey muhasebeye çekilmeli. Dikenlerimizi neden törpülemiyor sözlerimizle birbirimizin bağrına neden batırıyor ruha ateş odunu oluyoruz. Zaman aleyhimize, bizi bizden çalıyor. Sizler de var mısınız? Hadi hep beraber düşünmeye...
Elif Beğde
Teşekkürler kardeşim ❤️