Tüm kahramanlar bir çağrı (calling) ile yola düşer. Genelde bu çağrıya kapılmalarını sağlayan bir şey vardır. İçsel bir sıkıntı, bir arayış ya da fiziksel bir zorluk.
İnsan var oldukça gölgesi de olacaktır, olmalıdır da. Çünkü Işık varsa gölge vardır. Burada bize düşen karanlıkla bütünleşmektir. Onu yok saymak faydasız aksine tehlikelidir. Onun dilini anlayıp uzlaşmaktır çözüm.
Gölge, içimizde engellenenleri yapmak isteyen, olamadığımız her şeydir. Bazen ne yaptığımızı bilmeyecek kadar kontrolden çıktığımız anlar vardır. "Bu ben değilim" deriz böyle anlarda. İşte bu anlar gölgemizin kapının altından süzüldüğü ya da camımıza taş attığı zamanlardır. Gölge, bir yanıyla kişisel bilinçdışında yer alır. Dizginlemek zorunda olduğumuz vahşi isteklerimizdir. Ne topluma ne de ürettiğimiz personaya uymayan istek ve duygularımızdır.