Öncelikle olayların 7 Ekim'de başladığını düşünen arkadaşların özellikle okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitabın başında yazarın da belirttiği gibi bu kitapta yazanlar her Filistinlinin muhakkak yaşadığı olaylardır. Zamanında yaşanmış ve halen yaşanmakta olan şeyler anlatılıyor. Bir Filistinlinin günlük yaşamına şahitlik ediyoruz kitapta. Kitabın başında kampta yaşayan Filistinli bir çocuğuz, kalabalık bir ailemiz var ve minicik bedenimizle etrafımızda gerçekleşen kocaman olayları algılamaya çalışıyoruz. Tabi anlayamıyoruz, çocuğuz çünkü. Evet, Filistinliler de çocuk olabiliyor; ancak çocukluklarını yaşayamıyorlar. Sonra yavaş yavaş büyüyoruz. Artık belli şeyler oturuyor kafamızda. Evet bir Filistinli olarak mücadele etmemiz gerektiğini fark ediyoruz. Ancak nasıl bir ideoloji takınarak mücadele etmeliyiz, bunu çözmeye çalışıyoruz. Zira ailemiz içerisinde dahi görüş farklılıkları var. Bir yanda canımızın canı abimiz Mahmud'un el-Fetih hareketine olan bağlılığı, bir yandan amcaoğlumuz İbrahim'in İslami Direniş Hareketi'ndeki faaliyetleri... Bir de unutmadan, bu kadar karışıklık arasında bir de sevdalanıyoruz. Ancak sorumluluklar o kadar büyük ki sevdamızın peşinden dahi koşamıyoruz. Herkes için sıradan olan şeyler bir Filistinli için o kadar kolay olmuyor. Onu da kalbimize gömüyoruz, birçok hayal ve umudumuzun olduğu yere. Üniversiteden mezun oluyoruz, bize hem anne hem baba olan sevgili anneciğimiz yaşlanıyor, bize evlilik baskıları yapıyor. Ama biz korkuyoruz, daha doğrusu İbrahim korkuyor; kendi mücadele hareketlerinden ötürü eşine, çocuklarına bir zarar gelir diye. İbrahim her şeyi her zaman etraflıca düşünüyor, ona daima hayran kalıyoruz. Örnek almaya çalışıyoruz ancak o öyle bir seviyedeki, adanmışlığın zirvesinde. Evet evleniyor, ancak kızının