• (İyi geceler 1.k ailesi )
    ( 🙍🙍🙍🙍🙍🙍)
  • 1 K ailesi erkesten yemen ve pakistan icin dua istiyorum duamizi eksik etmeyelim onlar zulum altındalar
  • Ütopya-bilimkurgu-fantazya türünde en sevdiğim yazar Ursula K. Le Guin’dir. “Yerdeniz Büyücüsü’ nü 1994’de, “Balıkçıl Gözü” nü ise 1995’de basılır basılmaz okudum. 1974 yılında yazdığı “Mülksüzler” (The Dispossessed; Çeviri Levent Mollamustafaoğlu) romanının Ocak 1999 1. Basımını 2000 yılında okuduğumu anımsıyorum. Mülksüzler, yazarın kendi deyimiyle “İkircikli Ütopya” tarzında bir bilimkurgu romandı. Romanın konusu “Anarres” ve “Urras” adlı bir ikili dünya sisteminde geçer. Anarres Odo’cu anarşistlerin, Urras ise kapitalist ve devletçilerin dünyasıdır. Okuduğumda damağımda bıraktığı tat hala belleğimdedir. Bu eser, 1975 Nebula ve Hugo ödüllerini de kazanmıştır. Bu üç değerli çeviri eser de Metis Yayınları’nın elinden çıkmaydı…

    Yine Metis Yayınları, Ursula K. Le Guin’in 1979’da yazdığı Malafrena’yı ilk defa 2013 Temmuzunda bastı. “Alternatif Tarih” ve fantazya-kurgu tarzındaki bu romanın konusu 19. Yüzyıl ortamında, yazarın diğer öykülerinden de tanıdığımız gibi yine hayali bir ülke olan Orsinya’da geçiyor. Mekân –diğer romanlarında olduğu gibi- hayali olmasına karşın, yaratılan ortam ve meseleleri ele alma biçimleri gerçeğe çok yakın. Orsinya, sansürün insanları sus pus ettiği, kısıtlamaların her türlü muhalefetin önünde baraj gibi dikildiği, iktidarın katı ve bükülmez bir hal aldığı bir ülkedir. Malafrena Vadisi’nde ailesiyle birlikte yaşayan kahramanımız İtale Sorde, işte tam da bu koşullarla mücadele etmek adına güvenli aile toprağını terk edip siyasi çalkantıların hüküm sürdüğü başkente gider. Bir yanda Aile ve Toprak vardır, öbür yandaysa Devlet ve Düzen; ve aradaki uçurumun üzerinde köprü olabilecek ne bir devrim ne bir temsil kurumu ne bir reform vardır. Aklında, devrimci idealleri doğrultusunda toplumun özgürleşmesine katkıda bulunmak olsa da, tüm iyi niyetine karşın bunun hiç de kolay olmadığını acı tecrübelerle öğrenir. Özgürlük, devrim, ideallerle gerçeklik arasındaki kaçınılmaz çatışma ve bu çatışmanın getirdiği hayal kırıklıkları, aşk-kimlik ve aidiyet arayışları gibi temaların öne çıktığı roman –tabirimi mazur görün-, Le Guin’in aslında gerçekçi edebiyatta değil de aksine sadece fantastik edebiyatta usta bir yazar olduğunu bizlere kanıtlayan bir eser gibidir.

    Romanı hızla okumak hiç mümkün değil. Çok katmanlı bir yapıya sahipmiş gibi görünse de aslında okuma anında ve sonrasında damağınızda keyifli bir tat yerine acımtırak bir his bırakıyor. Tekrar okumaya ise hiç kalkışmayın, tamamen zaman kaybı olacaktır! Kendi adıma, Le Guin’in şiirsel diline benim gibi aşina olanlar için Malafrena tam bir sükûtu hayal! Anlatılan konular gereksiz yere uzatılmış, tasvirler çok ama çok uzunlar (Balzac özentisi sanırım), konu-mekân-zaman üçgeninde sık sık kopukluklar görülüyor. Bendeki ilk baskısında bir miktar dizgi hataları da var, belki ikinci baskıda düzeltilmiştir. Çevirmen Cemal Yardımcı’ya gelince, akıcı bir Türkçeyle aslında kitabı rahat okumamız için elinden geleni yapmış, ama eserin içeriği kötü olunca çabası boşa düşmüş.

    Belki haddime değil ancak, Ursula bence bu kitabı roman değil de deneme türünde yazsa çok daha iyi olurdu. Neden derseniz, aslında kitabın hemen her yerinde “Özgürlük” ün birçok tanımı var ve “Özgürlük” kavramı derinlemesine inceleniyor gibi. Kitabın çevirisinde fark ettiğim şey geniş zamanlı fiiller, aynen deneme eserlerde olduğu gibi. Özgürlük bahsine birkaç örnek vermek gerekirse:

    Özgürlük bir ihtiyaç değil, bir tehditti; Avrupa’nın bütün yasa koyucuları on yıldır bunu söylüyordu. (Sf. 27)
    Halk birinin kendi adına konuşmasını istiyor mu? (Sf. 34)
    Özgürlük en iyi yapabileceğin şeyi, kendi görevini, yapman gerekeni yapmaktır, öyle değil mi? Sahip olunacak, saklanıp korunacak bir şey değildir özgürlük. Eylemdir. Hayatın ta kendisidir. Ama başkalarının köle olarak tutulduğu hapishanede nasıl yaşayabilirsin ki? Herkes özgürce kendisi için yaşayabilene kadar ben de kendim için yaşayamam! (Sf. 43)
    Özgürlüğün sahibi olarak onu başkalarına dağıtabileceğini mi sanıyorsun? Sahip olduğum şeyi başkalarına da verebilirim. (Sf. 54)
    Bir liberal, amacın araçları haklı çıkardığına inan adamdır. (Sf. 159)
    İnsanın kendi başına, kendisi için yaptığı dışında özgürlük yoktur… Birbirimizi özgürleştireceğiz İtale. (Sf. 163)
    Bir liberale göre amaç araçları haklı çıkarır. (Sf. 165)
    Hayat bir oda değil, yoldur. Terk ettiğini terk edersin ve biter. Geriye dönemezsin… Hayat bir oda değil bir yoldur, evet, kesinlikle öyle, hiçbir yere varmayan bir yol, öylesine, anlamsız anlamsız uzanıp giden bir yol. Geri dönüşü yok, durmaya izin yok, sonu yok, amacı yok; en iyisi bu yola yalnız çıkmak, birinin hak talep etmesine meydan vermemek. Bırak ölüler kendi ölülerini gömsünler! (Sf. 169)
    Yalnız başına; özgür olmak için yalnız olmak gerekirdi. (Sf. 170)
    Uzun süre söylenmeden kalan her yasaklanmış kelime, içinde sessizliğin gücünü biriktirir. (Sf. 178)
    Ben senin özgürlüğünüm ve sende özgürlüğümü görüyorum… (Sf. 195)
    Kendini… kendini dönüştürmek için yola çıkıyorsun. Dünyayı dönüştürmek için. Yapman, görmen, öğrenmen, olman gereken her şeyi yaşayıp tüketmek zorundasın. Evden ayrılıyorsun, şehre geliyorsun, yolculuklar yapıyorsun, hiçbir şeyi kaçırmıyor, her şeyi tadıyorsun, kendini dönüştürüyorsun, dünyayı kendinle, kendi amaçlarınla, hırslarınla, arzularınla dolduruyorsun. Sonunda hiç yer kalmıyor. Kıpırdayacak yer kalmıyor… (Sf. 203)

    Aklıma gerçek bir hikâye geldi. Avanak Avni’nin çizeri rahmetli Oğuz Aral anlatmıştı bir yerlerde: Oğuz abinin çok sevdiği, yaşıtı Ermeni bir arkadaşı varmış. 12 yaşında bir terziye çırak gitmiş. Ahdetmiş, sıkı çalışmış, mesleği layıkıyla öğrenmiş, yememiş biriktirmiş, Türkiye’de üretip İngiltere’ye kumaş satacak kadar babayiğit bir kumaş tüccarı olmuş. 65 yaşına geldiğinde imparatorluğunu evlatlarına bırakmak istemiş. Bırakmış da. Sonra da ailesi ve Oğuz abi gibi çok sevdiği birkaç arkadaşına artık emekliye ayrıldım ancak kumaş işinde gösterdiğim başarıyı şimdi de tekne yapımcılığında göstermek istiyorum, çocukken en büyük dileğim aslında marangoz olup gemiler inşa etmekti demiş. Üç ay sonra kendi elcağızlarıyla imal ettiği kayığını, bir kutlama töreni eşliğinde, ailesi ve arkadaşlarının gözleri önünde denize indirmişler. Kayık bir dakika içinde suyun dibini boylamış! Bırak seyredenleri, kendisi bile kahkahadan kırılmış. Yetenek Allah vergisidir demiş sonra da. Yaradan her kulunu kendini geçindirebilsin diye bir yetenekle yaratır, netice de başka işlerde başarılı olmayı zorlamaya da pek gerek yok demiş…

    Elinizden kitap, kalbinizden huzur eksik olmasın.

    Süha Demirel, 4 Aralık 2016
  • İyi geceler 1 k ailesi
  • Uyudumu 1 k ailesi bakalım kimler burda
  • Küçük yaşta ailesini bir trafik kazasında kaybeden Harry Potter, teyzesi, eniştesi ve kuzeni Dudley ile birlikte yaşamaktadır. Eniştesi, teyzesi ve kuzeni Harry’e çok kötü davranmaktadırlar ve Harry merdiven boşluğunun altındaki bir odada yaşamaktadır. Çok mutsuz bir çocukluk geçiren Harry’nin 11 inci doğum günü yaklaşmaktadır.
    Bir gün Harry’e bir mektup gelir fakat eniştesi mektubu okumasına izin vermez. Fakat mektupların arkası kesilmez hatta giderek artan sayıda mektuplar gelmeye devam eder. Bir gün evin her yerinden mektup yağmaya başlar. Eniştesi evdekileri de alarak evden ayrılırlar ve çok uzak bir yere giderler. Denizin ortasındaki bir adada, küçük bir kulübede yaşamaya başlarlar. Bir akşam kulübeye Hagrid adında dev gibi bir adam gelir. Hagrid, Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’nun bekçisidir. Hagrid, Harry’nin mektupları okuyamadığını öğrenir ve her şeyi anlatır. Anne ve babası trafik kazasında ölmemişlerdir. Onlar büyücüdürler ve kötü büyücü Voldemort tarafından öldürülmüşlerdir. Harry de bir büyücü adayıdır. Harry, bugüne kadar tüm gerçekleri kendisinden saklayan teyzesi ve eniştesine çok kızar. Hogwarts Büyücülük Okuluna gitmeye karar verir. Okul öncesi alışverişi için Hagrid ile birlikte Diagon Yolu’na giderler. Buradan bir asa, uçan süpürge, büyücülük kitapları, haberci bir baykuş gibi okulda ihtiyaç olan şeyleri alırlar.

    Okulun başlayacağı 1 Eylül günü Londra Paddington Tren İstasyonu’na gider. Okula gidecek Hogwarts Ekspresi’nin bulunduğu 9 ¼ peronundan trene biner. Harry trende Ron ve Hermione adında iki arkadaş edinir.

    Hogwart’da okula yeni başlayan çocukların kalacakları binalar ve sınıflar seçim ile belirlenmektedir. Öğrenciler büyük bir şapkayı giyerler ve şapka onlara hangi sınıfta olacaklarını söyler. Okulda dört bina ve sınıf vardır. Gryffindor, Hufflepuff, Ravenclaw ve Slytherin. Slytherin’den genellikle kötü büyücüler çıkmaktadır. Harry’nin okul süresince hep rakibi olacak Malfoy Slytherin’ne seçilir. Harry, Ron ve Hermione ise aynı sınıfa, Gryffindor’a seçilirler. Artık dersler başlamıştır. Harry ve arkadaşları değişik alanlarda büyücülük dersleri almaya başlarlar. Çok farklı maceralar onları beklemektedir artık.

    Bir gün Harry ve arkadaşları okulda girilmesi yasak olan üçündü koridora giderler. Burada üç başlı bir canavarın koruduğu “Felsefe Taşı” bulunmaktadır. Felsefe Taşı sahibine ölümsüzlük ve üstün güçler vermektedir. Harry’nin anne ve babasını öldüren kötü büyücü Voldemort da Felsefe Taşının peşindedir. Harry taşı bulur ve Voldemort ile ilk mücadelesini yaşar. Harry Voldemort’u etkisiz hale getirir.

    Bu arada okulun sınıfları arasında çeşitli yarışmalar düzenlenmektedir. Gryffindor Harry’nin üstün başarıları ile birinci olur. Artık okul bitmiş ve yaz tatili gelmiştir. Öğrenciler Hogwart Ekspresi ile yaz tatili için evlerine giderler. Harry bu durumdan pek hoşnut değildir, çünkü tatilini geçirebileceği bir ailesi yoktur ve şimdiden okulunu özlemiştir.
  • Harry'nin yeri bende çok çok başka. İlk kitabı okumaya başladığımda 7. Sınıfta, son kitabı okurken üniversite 1. Sınıftaydım.Ailem ortanın altı gelire sahip 3 çocuk okuttukları için zar zor yılda bir tane istediğim kitabı ya alabilirdim ya alamazdım. O yüzden Harry Potter kitaplarını hiç alarak okuyamadım,hep ödünç aldım. Hatta Harry Potter ve Zümdürüanka Yoldaşlığı kitabını haftasonu okumam şarttı ile vermişti arkadaş, bende uyumadan bitirmiştim. Geçtiğimiz haftalarda Harry Potter seti alınca bende rahat okuyayım dedim.
    İlk kitap Harry Potter ve Felsefe Taşı seri başı olduğu için Harry'i tanıttı bizlere ve felsefe taşı üzerinde yavaş yavaş büyücüler dünyasına girdirdi bizleri. Bu kitapta Harry'nin ailesi kötü büyücü tarafından öldürülünce büyücü olmayan kötü teyzesi tarafından büyüden bir haber büyütülür.11 yaşına gelince Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okuluna kabul edilir ve burada büyü öğrenip aynı zamanda ailesini öldüren ve kendisini öldürmek isteyen kötü büyücü, Lord Voldemort, ile 7 yıl sürecek olan mücadelesinin ilk raunduna çıkar.