• ulan benim hokusai iletilerim nereye gitmiş, başlıyacam bu siteye yaw

    neyse evernote'a atmışım alın sizle de paylaşim

    Hokusai nin ülke genelinde 220 tane müridi varmış öğrencisi varmış 6.10

    14.10 akıp giden hayatın güzelliği ukio e Japonya'da Edo periyodunda baskın olmuş bir sanat akımı

    14.40 hokusai nasıl önlenmesi Japonya'da değil Avrupa'da olmuştur büyük kanagawa dalgası resmini Van Gogh'un kardeşi görmüş ve ona bir mektup yazmıştır dalganın sanki pençeleri olan bir hayvan gibi saldırıda olduğunu ifade etmiş Van Gogh da bunu onaylamıştır dolayısı ile ünlenmiştir.

    16.10 hokusai yaptığı büyük kanagawa dalgası resmini bir tarafta hareketi yani dalgayı ve filika çizerek ifade etmiş Diğer yandan arkaya fiji dağını koyarak sakinliği ve sükunu Simgelemiştir

    20.58 Batıda Degas, kadınların alışıldık şekilde güzellik objeleri olarak çizilmesi çizgisinden vazgeçmiş onların komik ve absürd hallerini de resimlemiştir. Bunları yaparken de hokusai'den ilham almıştır.

    32. 25 Hokusai ruh haline göre, stiline göre 30 farklı imza geliştirmiştir

    36.53: Japon hayaletleri hep saçı uzun tasvir edilirler. Halka filmine de oradan ilham vermiş olabilir.

    37.26: Wabi-sabi kusurun güzelliği, kırılmışlığın güzelliği. Japon kültürüne yabancılar için anlaşılması güç bir kavram

    38.30 Hokusai aslında tam manasında bir mümin ve dindar bir insandı

    şu belgeselden: the eye of hokusai- arte- 2014 : https://youtu.be/5GW3GJIV8uI
  • Artık çetemiz mahalle sınırlarını aşmaya başlamıştı .
    Çevremizdeki diğer mahallelere biraz daha uzak biraz daha uzak derken artık biz yürüyerek 5-10 km mesafelere açılmaya başlayıp deniz e gitmeye başlamıştık
    Geze geze ormanlardan , tarlalardan , seralardan geçiyorduk geçişlerimizde tırtıklayıp yiyebileceklerimizi yiyorduk .
    Çilek,domates,salatalık gibi cam piramit denilen büyük bir park var antalyada kültür merkezi. Yürüyüş alanları süs havuzları cafeler oyun parkları barındırıyor alan içerisinde
    Daldık park içine çimenlerde yuvarlanıyor parklarda oynuyoruz hoplayıp zıplıyoruz
    Sanırım biz o muhitlerde oturan çocuklara biraz farklı geliyorduk belliydi farklı bakıyorlardı bize ama bizim çokda umurumuzda değildi onların bize bakışları biz kabuğumuzu kırmış birer çocuktuk sadece
    Dedik deniz yakın hadi gidelim yüzelim
    Sahile indik sahil kalabalık bizde hemen üstümüzü çıkartıp girdik denize hoplamalar zıplamalar yüzmeye çalışmalar sucakdan olsa gerek baya yorulduk
    Tamam enerjimiz zirve de. Fakat o güneş sıcağına dayanmak ne mümkün
    Gidelim kararı alındı aldık kıyafetlerimizi elimize. Tırıs tırıs yorgun argın yürüyoruz
    Tekrar cam pramit e girdik yol kestirme olsun diye ama hiçde kestirme olmadı oyalanmadan gidemiyorduk çünkü .
    Cam pramit ın çıkışına geldik Antalya spor un antrenman sahası var yanında benzin istasyonu ve içerisinde oyun parkı olan bir hamburgerci .
    Donalds amca (ismini tam yazmak istemedim )
    Çocuğu kapan park A dönüşde de oraya gelmiş belli otopark alanı full dolu
    İki tane çocuk biz yaşlarda ve biz imajlarda orda otoparkta geziniyorlar ellerinde bezler var ve arabalara yaklaşıp birşey diyorlar. Artık ne diyorlarsa bilemiyoruz .
    Restorant A giren çıkan kimi aileler ellerinde kağıt poşetli bir paketi getirip çocuklardan. Bir tanesine verdi .
    Çocuklar sevinmeye başlamıştı , paketi veren aile arabalarına binip gidiyordu .
    Çocuklar paketi sevinerek açıp yemeye başladılar. Ama biz be yediklerini bilmiyoruz .
    Bizde telde dizili kumrular gibi Yanyana dizilmiş oturuyoruz kaldırım kenarında
    Çocuklar yanımıza geldi pakettekileri yedikden sonra ,
    GİDİN BURADAN !!
    Burada biz çalışıyoruz !!!
    Burası bizim yerimiz demeye başlamıştı !!!

    Biz de sanane olm babanın yerimi ?
    İstediğimiz yerde bekleriz , otururuz !!!!
    Bak çocuk git dayak isteme !!!!

    Bir ara itişme kakışma oldu benzin istasyonunda çalışan abiler geldi
    Bir daha burda kavga ederseniz hepinizi kovarım haberiniz olsun hadi bi daha kavga edin diye kızmıştı .

    Biz bu çocuklara uyuz olmuştuk aslında onlarla bir alıp veremediğimiz de yoktu
    Kendileri kaşınmıştı

    Gittim benzinci abinin yanına abi eski bez varmı dedim
    Bak orda bezler var eski istediğini al ortalığa bırakmayın müdür kızıyor dedi .

    Ben o eski bezlerden bir sürü aldım
    Gittim çete üyelerinin yanına
    Herkese birer ikişer dağıttım
    Herkes sırayla gidip yıkasın gelsin
    Peş peşe gitmeyin kızarlar
    Çaktırmadan gidin diye yönlendirmiştim

    Herşey hazır plan şu otopark a yeni araba geldiğinde diğer çocuklardan önce atlayıp
    Silelim mi abi diyecektik

    Aman allahım böyle ayarsızlık olmaz olsun ,!!
    Bir araba geldi iki çocuk anne ve baba
    Araba park edildi atladım abi silelim mi arabayı diye baktı bana alttan üst e
    Sil bakalım yakışıklı dedi .
    Ben gelin lan hadi silelim dedim
    Biz bütün çete üyeleri arabanın tavanından. Camına , kaportasından tamponuna , plakalıkdan jantlarına lastiklerine kadar sildik
    Yani inanın o tarihlerde oto yıkamacılar öyle temizlik yapmıyor



    Ellerimizdeki bezler olmuş çamur sırayla bezleri yıkayıp geliyoruz .

    Diğer çocuklar bize gülüyor
    Bizim hepimiz kan ter içinde
    Ama başarmıştık araba “CİLLOP “ gibi olmuştu gölge bir yer var orada oturup dinleniyoruz

    Artık tecrübe kazan mıştık gelen giden arabaya soruyorduk abi ,abla silelim mi diye

    İlk arabasını sildiğimiz amca geldi bize para verdi bölüşün kavga etmeden dedi
    VAYYYYY ANASINI
    AYAK ÜSTÜ O İKİ ÇOCUK İSTEMESELERDE BİZE İŞİ ÖĞRETMİŞLERDİ BU İŞDE “PARA” VAR !!!!
    Biz ogün hava kararana kadar araba sildik silin diyenlerin arabasını

    Toparladığımız parayla gidip donald amcadan “HAMBURGER” aldık menü seçme konusunda oradaki abiler yardımcı oldu
    İlk defa hamburger yiyecektik çünkü

    Aldık oturduk nefis kokular geliyor içinde köftesi var Kocaman nasıl iştahlı yedik anlatamam tadı damağımızda kalmıştı ketcaplar mayonezler patates kızartması Kocaman kola içinde buzlar yüzüyor offff allahım diyoruz kuzu çevirseler bu kadar iştahlı yemezdik eminim ordaki abla parka girip oynasanıza siz müşterisiniz size serbest dedi güldü 🙄 biz olurmu ki olmaz mi ki derken icinde kucuk plastik toplari olan parka girdik oynamaya basladik baya eglendik hava biraz karardi .
    ARTIK GITME VAKTI bezlerimizi bir yere sakladik yine gelirsek dursun diye
    Daha sonra çete üyesi bunu meslek haline getirdi sürekli gidip araba camı siliyorlardı
    Evet para kazanıyordular. Bazen bende gidiyordum onlarla bir gün Antalya spor un bir futbolcusu geldi üstü açık bir arabayla kırmızı renkli abi sileyim mi dedim güldü bana silme sağol ama arabaya bakarak ol demişti
    Bende tamam abi dedim
    Gitti hamburgerini yedi geldi o gün o FUTBOLCU BANA BİR SÜRÜ PARA VERDİ TEŞEKKÜR ETTİM ARABASINA BİNDİ GAZLADI .
    Bende arkadaşlarıma biraz para verdim dedim ben gidiyorum borçlarımı ödemeye otobüs bekledim bindim ve mahalleye gittim
    Aldım bisikletimi ilk işim parçacıya gidip kalan borcumu ödemekti öylede yaptım adam hayret etmişti gelip selamun aleyküm amca borcum vardı ödemeye geldim sözlerini benden duyması şaşırtmıştı onu .

    16.BÖLÜM OLARAK KALAN PARA ŞEKLİNDE YAZMAYI PLANLIYORUM


    KENDİNİZE VE ÇEVRENİZE HEP GÜZEL BAKIN ....
  • KÖY OKULUNA YARDIM KAMPANYASI

    Herkese merhaba :) Ben küçük bir köy okulunda matematik öğretmeniyim. Birçok okulda olduğu gibi bizim okulda da umut ve heyecan dolu bir dönemi başarı ve mutlulukla yaşamanın sevinci, gerek öğretmen olarak bizlerin gerek mutluluğu en çok hak eden olan öğrencilerimizin yüreklerimizi sardığı o gün yaşadığım bir hâlet-i ruhiyemi sizlerle de paylaşmak istedim:
    "Peygamberimiz(a.s.m) işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek; 'Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yan yanayız.' buyurmuştur."
    (Buhârî)
    Karne günü, sınıf düzeni ve disiplini açısından ve kuzularımın gelişiminin de gereğiyle sınıfın süslenmesi ve düzeni için sınıfın hazırlanmasını onlara bıraktım. Önceki günlerde konuştuğum bir öğrencimin, gerek maddi gerek manevi eksikliğinden oluşan, sıkıntıları yüreğimde iken başka bir öğrencim ile konuşmak için uğraştım. Kuzum, o gün, yani bir öğrencinin en mutlu olması gerektiği gün, hüznü yüreğinden dökülürcesine mutsuzdu. Nedenini merak etmiştim:
    -Anlat bakalım, kızım.
    -Öğretmenim, ben okumak istiyorum.
    Kelimeler boğazıma düğümlendi o an... Ne diyeceğimi, nasıl bir cevap vereceğimi düşünürken ruhumda oluşan bir hâlet beni bu yazıyı yazmaya sevk etti: Okulumuzda gerek kıyafet gerek ayakkabı gerek kırtasiye malzemesi gerekse test kitabı eksiği olan birçok öğrencimiz var. Biz öğretmenler olarak ilk dönem bu masumlar için bir yardım kampanyası başlattık ve Allah'ın nasip etmesiyle kış mevsiminin zor günlerindeki eksiklikleri bir nebze, vesile cihetiyle, tamamladık. Bu dönemki eksikliklerimiz ayakkabı, kıyafet, kırtasiye malzemesi ve test kitabı.
    "Ben ne yapabilirim?" düşüncesi yüreğini kaplayan arkadaşım! Eski ayakkabı ve kıyafetlerini gönderebilirsin..çevrene bu durumu anlatıp hayırsever insanları bu güzelliğe sevk edebilirsin..dua edebilirsin..en azından bu gönderiyi paylaşabilirsin.

    Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir."
    (Tirmizî)
    İletişime geçmek isteyenler için e-posta adresi: bekleyen2018@yandex.ru (Mahmut KARAKAŞ)
    Okulun internet adresi:
    http://ambartepeilkokulu.meb.k12.tr

    Mahmut KARAKAŞ
    21 Ocak 2020
    ŞANLIURFA

    VELİ ZİYARETİ

    Bir hatıramı yazmak suretiyle sizinle paylaşmak istedim. Yazımın uzunluğu sizi sıkmasın..yazarken rehberim olan gözyaşlarım ve hissettiğim duygular, okurken sizlere rehber olsun.

    Bir öğretmen arkadaşımla velilerimizi ziyaret etmek için bir gün karşılaştırdık. Açıkcası bunu ben ondan çok istiyordum ama bu isteğimin nedenini bir türlü anlamıyordum...
    Belirlediğimiz gün yolculuğumuz süresince dahi ne ben ne arkadaşım, hissedeceğimiz duyguların bizde oluşturacağı etkiden uzun süre kurtulamayacağımızı bilmiyorduk. Köyün yakınında indik otobüsten. Bir veli bizi almaya gelecekti. Onu beklerken yüreğimdeki tarifi imkansız ve nedenini bilmediğim bir mutluluk vardı. Veli geldi ve köye vardık. Çocukların heyecanı görülmeye değerdi. Bizi köye getiren velinin evine gittik ilkin..bu ev, ekonomik olarak orta düzeyin biraz altındaydı. Eve girer girmez uhuvvet, muhabbet, ittihad ve tesanüd sarmıştı bizi..bu dört güzelliğin bütün köyü sardığını hissetmek güç değildi çünkü konuşmaların hiçbirinde gıybet ve su-i zan duymamıştık....

    Kahvaltıdan sonra diğer eve geçtik. Burada bir öğrencimiz ile annesi ve ninesi kalıyordu. Babasının kendilerini terk etmesinin verdiği mahcubiyet ve hüznü hiçbir vakit bize yansıtmayan kuzum, evinde de büyük bir teslimiyetle bizi karşılamıştı. Evin durumu, maddi açıdan kötüydü. Kalabalık bir ortam ve babanın eksikliği ister istemez göze çarpıyordu. Bir nevi yetim olan kuzumun üzülmemesi için gözyaşlarımı gizlemiştim...

    Ordan ayrılıp diğer eve geçtik. Burdaki aile göçmen olduğu için durumu daha kötüydü. Evde, fakirliğin etkisiyle, hastalığa yakalanmış, yoğun bakıma kaldırılıp tekrar hayata dönmüş bir kuzum ve abileri ile babasından müteşekkil bir topluluk vardı. Sade ve misafirperver ve uhuvvet kokan yurdum insanı olan babasının manevi yönünün güzelliği beni büyülemişti..ve içime akan gözyaşlarım...
    Öğle yemeği saatine yakın olduğumuz için bulunduğumuz evin sahibi yemek hazırlanması için uğraşmaya başlamazdan evvel kahvaltı yaptığımız evin babası ondan önce davranıp yemeğin hazır olduğunu söyledi. Tam bu noktada hiçbir tartışma eseri görünmeksizin diğer eve geçmemiz ve önceki evin babasının ve kuzumun da bize katılması görülmeye değerdi..Rabbim ne büyüksün ki zenginliği ile imtihan olup kaybedenler ve fakirliği ile imtihanı şükür ile kanaat ile kazanmaya çalışanların olduğu şu fani dünyada bize bu güzelliği yaşatıyorsun!
    Yemekten sonra köyün ekonomik durumu üzerinde konuştuk. Şu kadarını ifade etmeliyim ki bir veya iki aile dışında(ki onlar da orta düzeyin altında veya orta düzeye yakın) tüm köy fakir ve yardıma muhtaç. Vesile cihetiyle devam ettiğimiz yardım kampanyasının önemini anlamıştım.

    Bir sonraki ev için yola koyulduk. Öncesinde bir kuzum muhakkak gelmemizi istemişti. Hem onu kıramadığım için hem de onların evini merak ettiğim için oraya gittik. Daha eve girer girmez yüreğimi bir hüzün kapladı..evin oturma salonu ve mutfak kısmı topraktan yapılmıştı. Gerçi evin tamamı toprak yapıydı ama oturma odasının durumu beni üzmüştü: Yarı yanmış ve sönmeye yüz tutmuş bir lamba, eski ve tahminimce küçük ekrandan dolayı izlenilemeyen bir televizyon, eskimiş birkaç halı ve üstü örtülmemiş birkaç eşyadan oluşan bir girinti..bu evin sahibinin(velimin) halinden şikayetçi ve her daim umutsuz ve sıkıntılı olduğunu düşündüyseniz, yanıldınız! Daha biz sormadan o anlatmaya başladı:
    -Hocam, bak şu halıya! Allah'a sonsuz şükürler olsun ki bu var. Ben biliyorum ki evinde bu halı olmayıp yere ağaçlardan serip oturanlar var. Çok şükür ki bizde böyle bir şey yok. Evet fakiriz ama şükrediyoruz.
    Ne kadar tatlı bir dili vardı, ne kadar konuştu ve ne güzel kelâmlar etti, görmeliydiniz! Yanımdaki arkadaşım(sonradan anlattığına göre) ağlamaya yakın bir halet-i ruhiye içindeymiş. Ben yine gözyaşlarımı içime akıtıyordum çünkü o masum ve tertemiz ve yüreği sevgi dolu kuzum benim her halimi gözlemliyordu..ağlamak şöyle bir kenarda dursun, aynı şartlar olmasa da yakın durumları yaşadığımızı ve eğitimin öneminden bahsedip müsaade istedik bu şükür kokan evden...

    Bir sonraki eve girmeden önce birkaç öğrencimle konuşmak için dışarıda bekledim. Kuzularımın mutluluğu görülmeye değerdi. Konuşmanın sonunda velim bana seslendi:
    -Buyrun Mahmud hocam.
    Davete icabet etmeden önce lavabo için izin istedim. Yeni yapıldığı için mi yoksa imkân bulunmadığı için mi bilemiyorum, tuvalette musluk yoktu. Su mataraları ile önlem alınmıştı. Bana yol gösteren kuzum, gitmeden önce elimi su tankerinde yıkamamı söylemişti. İhtiyacımı gördükten sonra su tankerinde elimi yıkayıp içeri geçtim. Bir nokta dikkatimi çekti ki evin girişinden ve içeriye doğru yürürken evin önceden farklı bir amaçla, tahminimce hayvan barınağı olarak, kullanıldığını fark ettim. Rabbim, ne zor anlardı! Yanımda öğrencilerim ve onların kardeşleri..her bir hareketim onların gözlemi altında iken büyük bir metanet ve olağan bir tavırla hareket etmek. Her ne kadar dışaırdan fark edilmese de yüreğimdeki hüzün ve içime akıttığım gözyaşlarım ile içeriye geçtim. Bir önceki evden daha da fakir ve muhtaç olan bu sevgi ve vakar dolu evde öncekine nazaran eşyaların hem daha az hem daha eski oluşu hem de daha kalabalık olan aile ile yüreğim burkulmuştu. Evet, ilk dönem, vesile cihetiyle, bu evdeki kuzularıma bir nebze yardımda bulunmuştuk ama durumun zannettiğimizden de kötü olduğunu bu veli ziyaretinde anlamıştık..evde 3 tane lise öğrencisi de vardı. Hem onlar hem de köydeki diğer lise okuyan veya mezun gençlerin üniversite sınavına hazırlığı için kitap teminini düşündüm ve arkadaşım da onayladı. Evin sahibi daha çok eğitim üzerine konuştu bizimle..zerre miktar samimiyetsizlik, şükürsüzlük ve şikâyet yoktu hiçbir cümlesinde. Kuzumun gelmesi gecikince nedenini sordum. Babasına yardım için gittiğini söyledi. Babası bir çobandı...Zaman daraldığından son ziyaretimizi yapmak için ayrıldık bu vefa ve maneviyat kokan evden...

    Ayrılmadan önceki son ziyaretimiz olan evin durumu önceki iki eve göre iyi ama orta düzeyin çok altındaydı. Kalabalık bir aile efradı ve küçük bir oturma odası ile sıkışmış halde oturan bu aileyi görünce hüzünlenmemek elde değildi. Kuzuma baktım..tüm bunlara rağmen bütün varlığıyla gülümsüyordu. Şunu haykırıyordu lisan-ı haliyle:
    -Ben mutluyum öğretmenim! Çünkü bizim evi ziyaret ettiniz..sizleri çok seviyorum.
    Velim, lise okuyan bir öğrencisi ve kuzumun eğitimi hakkında konuştu çoğunlukla. Akşam yemeği için kalmamız konusunda o kadar ısrar ettiler ki reddetmek çok zordu..bir dahaki sefer için 'İnşaallah' dememiş olsak, bu güzel insanları kırmış olabilirdik, mazaallah!

    Ziyaretimiz nihayete ermiş, eve doğru yola koyulmuşken arkadaşımın da ikazıyla ziyaretin bende bu denli istek oluşturmasının nedenini de bir parça anladık: Ziyaret ettiğimiz köyün neredeyse tamamı fakirdi ve bizim vesile cihetiyle bu güzel insanlara yardım etmemiz gerekiyordu..yardım kampanyamızın önemini şimdi tam anlamıştık. İçimde biriken gözyaşlarım ile bu yazıyı kaleme aldım..bir güzellik ve umut ve mutluluk varsa öncelikle kuzularımın daha sonra da velilerimin ve yanımda bulunan arkadaşımın(bir cihette kardeşimin) vesilesidir..benim payıma düşen sadece kusurdur.
    Dua eder, dua bekleriz inşaallah.
    Hayırlı günler dilerim...
    Selam ve dua ile...

    Mahmud KARAKAŞ
    25 Ocak 2020
    ŞANLIURFA

    İHTİYAÇ LİSTESİ
    AMBARTEPE İLKOKULU VE ORTAOKULU

    "Peygamberimiz(a.s.m) işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek; 'Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yan yanayız.' buyurmuştur."
    (Hadis-i şerif/Buhârî)

    MONT İHTİYACI LİSTESİ
    Anasınıfı
    10 kişi(yaş aralığı 3-5)
    3 erkek 7 kız

    1. SINIF
    10 kişi(yaş aralığı 5-7)
    6 erkek 4 kız

    2. SINIF
    12 kişi(yaş aralığı 6-8)
    6 erkek 6 kız

    3. SINIF
    17 kişi(yaş aralığı 7-9)
    8 erkek 9 kız

    4. SINIF
    11 kişi(yaş aralığı 8-10)
    5 erkek 6 kız

    5. SINIF
    8 kişi(yaş 10-11)
    3kız 5 erkek

    6. SINIF
    9 kişi(yaş 12-13)
    3 kız 6 erkek

    7. SINIF
    8 kişi(yaş 13-14)
    4 Erkek 4 kız

    8. SINIF
    6 kişi(yaş 14-15)
    3 erkek 3 kız

    EŞOFMAN İHTİYACI LİSTESİ
    Anasınıfı
    5 kişi(yaş aralığı 3-5)
    2 erkek 3 kız

    1. SINIF
    10 kişi(yaş aralığı 5-7)
    6 erkek 4 kız

    2. SINIF
    10 kişi(yaş aralığı 6-8)
    6 erkek 4 kız

    3. SINIF
    12 kişi(yaş aralığı 7-9)
    7 erkek 5 kız

    4. SINIF
    11 kişi(yaş aralığı 8-10)
    5 erkek 6 kız

    5. SINIF
    5 kişi(yaş 10-11)
    3 kız 2 erkek

    6. SINIF
    9 kişi(yaş 12-13)
    3 kız 6 erkek

    7. SINIF
    6 kişi(yaş 13-14)
    2 Erkek 4 kız

    8. SINIF
    4 kişi(yaş 14-15)
    2 erkek 2 kız


    AYAKKABI İHTİYACI LİSTESİ

    Anasınıfı(9)
    Erkek=>32=>4
    Kız=>25=>1
    Kız=>31=>1
    Kız=>30=>1
    Erkek=>27=>2

    1. Sınıf(5)
    Kız=>30=>1
    Erkek=>29=>1
    Kız=>33=>1
    Erkek=>32=>3

    2. Sınıf(9)
    Erkek=>32=>1
    Kız=>31=>1
    Erkek=>35=>1
    Erkek=>34=>1
    Erkek=>34=>1
    Erkek=>31=>1
    Erkek=>33=>1
    Kız=>33=>1
    Kız=>32=>1

    3. Sınıf(11)
    Erkek=>35=>4
    Erkek=>33=>1
    Kız=>34=>1
    Kız=>35=>1
    Kız=>34=>2
    Erkek=>34=>2

    4. Sınıf(9)
    Erkek=>37=>1
    Kız=>35=>2
    Erkek=>32=>1
    Erkek=>35=>3
    Kız=>33=>2


    5. Sınıf(12)
    Kız=>35=>2
    Erkek=>37=>1
    Kız=>38=>1
    Kız=>35=>2
    Erkek=>36=>3
    Erkek=>36=>3

    6. Sınıf(14)
    Erkek=>33=>1
    Kız=>37=>7
    Erkek=>38=>3
    Erkek=>36=>1
    Erkek=>37=>1


    7. Sınıf(8)
    Erkek=>37=>2
    Kız=>39=>2
    Kız=>38=>1
    Kız=>37=>1
    Erkek=>42=>1
    Erkek=>39=>1


    8. Sınıf(6)
    Erkek=>41=>1
    Erkek=>40=>1
    Kız=>40=>1
    Kız=>39=>1
    Kız=>37=>1
    Kız=>38=>1


    KAYNAK KİTAP İHTİYACI LİSTESİ

    1. SINIF
    13 adet

    2. SINIF
    13 adet

    3. SINIF
    16 adet

    4. SINIF
    12 adet

    5. SINIF
    11 adet

    6. SINIF
    11 adet

    7. SINIF
    13 adet

    8. SINIF
    13 adet
    Not: Bütün sınıf düzeylerinde hem soru bankası hem konu anlatımlı ihtiyacımız olduğu gibi eski, yeni, yırtılmış ve çizilmiş, hiç fark etmez, her kaynak kitap kabulümüz..yeter ki kuzularım üzülmesin.
    (Özelikle 8. sınıflar için elinizde LGS, SBS, TEOG ve OKS ile ilgili eski, yeni, yırtılmış, çizilmiş fark etmez, kuzularımın sınava hazırlanması için, okula göndermenizi naçizane rica ediyorum.)

    KIRTASİYE İHTİYACI LİSTESİ

    Çanta İhtiyacı
    1. SINIF
    13 adet

    2. SINIF
    13 adet

    3. SINIF
    16 adet

    4. SINIF
    12 adet

    5. SINIF
    11 adet

    6. SINIF
    11 adet

    7. SINIF
    13 adet

    8. SINIF
    13 adet

    Not: Kırtasiye ihtiyacımız, toplamda 102 adet olan çanta ihtiyacımızla orantılı olduğu için yazmadık. Fıkır vermesi amacıyla en çok ihtiyaç duyulan gereçleri yazıyoruz: Ana sınıfı ve birinci sınıf okuma kitapları, uçlu kalem, kalem ucu, tekli defter, boya takımı, kalem, kalemtraş, silgi, su matarası, kırmızı kalem, yapıştırıcı, bant, cetvel, beslenme çantası, resim ve türkçe defteri, matematik defteri, boyama kitapları, diş macunu ve diş fırçası.

    Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir."
    (Hadis-i şerif/Tirmizî)
    İletişime geçmek isteyenler için e-posta adresi: bekleyen2018@yandex.ru (Mahmut KARAKAŞ)
    Okulun internet adresi:
    http://ambartepeilkokulu.meb.k12.tr

    Mahmut KARAKAŞ
    23 Ocak 2020
    ŞANLIURFA
  • Tanpınar’ın Huzur’undan alıntılar

    1. “Mademki o artık benim için her şeydir, o halde bütün kâinatımla ona taşınacağım!”

    2. “Fakat bütün bunların üstünde asıl Mümtaz’ı çıldırtan şey, o garip utangaçlığı, hiçbir günahın ve hazzın gideremediği ruh bekâretiydi.”

    3. “Kendi kendisini aşka veriş şekli, hazza sakin bir limanda bekleyen gemi gibi hazırlanmış yüzünün mahmur İstanbul sabahlarını hatırlatan örtülüşleri, yaşanan zamanın ötesinden gelir gibi tebessümler, hepsi ayrı ayrı lezzetlerdi ki tattıkça hayran oluyor, bir insandaki bu sonsuzluğa, zamanın birdenbire değişen adeta birbiri peşinden gelen ebediyetler gibi ağırlaşan ritmine şaşıyordu. Daha o günden en büyük sırrı sadelikte olan kadına karşı içinde garip, her türlü duygunun üstünde bir tapınma hissi başladı.”

    4. “Ona göre Nuran, hayatın öz kaynağı, bütün gerçeklerin annesiydi. Onun için sevgilisine en fazla doyduğu zamanlarda bile ona aç görünür, düşüncesi ondan bir lahza ayrılmaz, ona gömüldükçe tamamlığına ererdi.”

    5. “Bir bakışla Mümtaz’ı giydirir, soyar, bazen Allah’ından başka hiç kimsesi olmayan bir fakir ve garip kişi, bazen kaderin efendisi yapardı.”

    6. “Andan ana değişen Nuranlar, genç adamın hem lezzeti, hem de azabı olur.”

    7. “Tabiatın bize her taraftan ‘Ne diye ayrıldın, sefil ıstırapların oyuncağı oldun, gel, bana dön, terkibime karış, her şeyi unutur, eşyanın rahat ve mesut uykusunu uyursun’ dediği saatti. Mümtaz bu saati ta belkemiklerine varıncaya kadar duyar ve manasını pek anlamadığı bu davete koşmamak için küçücük varlığı katılaşır, kendi üstüne kapanırdı.”

    8. “Niçin bugünü yaşamıyorsun Mümtaz? Neden ya mazidesin, ya istikbaldesin. Bu saat de var.”

    9. “Âşığına kızması hayatın sadeliğini bozduğu içindi.”

    10. “Vücutlarımız, birbirimize en kolay vereceğimiz şeydir; asıl mesele, hayatımızı verebilmektir. Baştan aşağı bir aşkın olabilmek, bir aynanın içine iki kişi girip, oradan tek bir ruh olarak çıkmaktır.”

    11. “Istırap günlük ekmeğimizdir; ondan kaçan insanlığı en zayıf tarafından vurmuş olur, ona en büyük ihanet ıstıraptan kaçmaktır. Bir çırpıda insanlığın tarihini değiştirebilir misin? Sefaleti kaldırsan, bir yığın hürriyet versen, yine ölüm, hastalık, imkânsızlıklar, ruh didişmeleri kalır. O hâlde ıstırap karşısında kaçmak kaleyi içinden yıkmaktır.”

    12. “Sen benden vazgeçmezsen her şeyin çaresi bulunur.”

    13. “Düşünce, sanat, yaşama aşkı, hepsi sende toplandı. Hepsi, senin hüviyetinde birleşti. Senin dışında düşünememek hastalığına müptelâyım.”

    14. “Elbisem çok eski olsun... Fakat bahçemde en iyi güller yetişsin.”

    15. “Kendi kendime biz gurbetin insanlarıyız diyorum. Mesafelerin terbiye ettiği insanlar.”

    16. “Bana dokunma Mümtaz, dedi. Bütün felaketim, herkesin bana yüklenmesinden geliyor. İcap ederse kendi başına kalabileceğini düşün… Kendi başına yaşayamayanlar beni böyle harap ediyor…”

    17. “Mesuliyetini taşıyacağın fikrin adamı ol! Onu kendi uzviyetinde bir ağaç gibi yetiştir. Onun etrafında bir bahçıvan gibi sabırlı ve dikkatli çalış!”

    18. “Kendi ölümümüzle bütün meseleler hallediliyor; fakat sevdiklerimizin yanımızdan gitmesiyle insan temelinden yıkılıyor.”

    19. “İnsanlar da kuyuya benzer. İçlerinde boğulabiliriz.”
  • Arkadaşlar yarım saat önce çok güzel bir şey daha öğrenmiş oldum rakamlarla not almak. Mesela şimdi kendi ismimi yazacagim ;

    16 -25-10-1-16-16-6-5-1-15-12-2-1-15