• "... bugün gördüğün Fransız, İngiliz, İtalyan ve Yunan bayrakları, ben Ankara'ya ilk geldiğimde istasyon binasında asılıydılar. Ağlama, bak, o bayrakların yerine bizim bayrağımızı asan adamı, bugün düşmanları bile nasıl saygıyla, sevgiyle teşyi ediyorlar. Ağlama, iftihar et!"
    Ayşe Kulin
    Sayfa 367 - Everest Yayınları
  • "... bugün gördüğün Fransız, İngiliz, İtalyan ve Yunan bayrakları, ben Ankara'ya ilk geldiğimde istasyon binasında asılıydılar. Ağlama, bak, o bayrakların yerine bizim bayrağımızı asan adamı, bugün düşmanları bile nasıl saygıyla, sevgiyle teşyi ediyorlar. Ağlama, iftihar et!"
    Ayşe Kulin
    Sayfa 367 - Everest Yayınları
  • Zülfü Livaneli çok sevdiğim, okumaktan zevk aldığım bir yazar. Fakat bu durum onu eleştirmeyeceğim anlamına gelmiyor.
    Güzel düşünülmüş bir kurgunun, iyi bir fikrin nasıl rezil edildiğini kendi adıma gördüm bu kitapta. Silah zoruyla mı yazdırdılar acaba diye de düşünmedim değil. Belki de öyledir. Ve bu fiyat politikası da bu şekilde ortaya çıkmıştır.
    Adı geçen yazarların, ustaların her biri için ayrı bir kitap yazılabilir, onları bir kitap ile anlatmak hem de bu kadar az cümleyle okuyucuya sunmak elbette zor iş. Zoru başarmış diyemeyeceğim, dahası zoru başarmak istediğine de inanmıyorum. Sadece ticari kaygılarla yazılmış, hiçbir derinliği olmayan bir kitap çünkü.
    Anlatma kaygısı yok, yaşatma kaygısı yok, öğretme kaygısı yok, atmosfer yok.
    Yazarın ''Saygı Duruşu'' diye adlandırdığı şey de ben hiçbir derinlik göremiyorum. Hani bazı insanlar vardır, 10 Kasım günü 09:05 de sirenler çalar da içinden gelmese de diğerleri duruyor diye duranlar. Belki tepki çekmemek için, belki topluma ayak uydurmak için bilemiyorum. O saygı duruşundan farksız hatta daha da kötü bir saygı duruşu bu. En azından orada insani bir duygu var korku diyebiliriz ya da ayak uydurma. Ya burada? Sadece Para.
    Tam bir hayal kırıklığı oldu bu kitap benim için, bende ki Livaneli'nin zarar görmesini hiç istemezdim. Sanırım ciddi anlam da ilk kez bir kitap için söylüyorum bunu;
    ''Keşke okumasaydım.''
  • Benim;
    Çocukluğum 23 Nisan,
    Gençliğim 19 Mayıs,
    Zaferim 30 Ağustos,
    Cumhuriyetim 29 Ekim,
    Hüznüm 10 Kasım'dır!
    Destanım Çanakkale
    Başkomutanım Gazi Mustafa Kemal Paşa'dır
    💙💙
  • ...Belki de bir önceki komadan sonra uyumuş olduğunu söyleyenleri kontrol etmek istiyordu. 10 Kasım sabahı yüzü gittikçe renk değiştiriyor, hançere hırıltısı artıyordu. Saat dokuzu beş geçe sert bir asker bakışı ile başucundaki hekime doğru döndü, gözlerini açtı, son nefesi idi.
  • 10 Kasım sabahı vapurumuz Boğaz'a girdi. Kavak'ta ayrı ayrı istikametlerde Rauf Bey ve Rafet Paşa ve İstanbul gazete muhabirleri vapurumuza çıktılar. Bugünkü gazetelerinden de birer nüsha verdiler. Her biri bir sual soruyor. Beni arkadaşlarımla görüşmeye ve beş yıldanberi görmediğim bu şirin yerlerimizi seyretmeye fırsat vermiyorlardı. Endişeleri cumhuriyetin ilanı şeklinden doğuyordu.

    "Bir sabah top seslerinden endişe ile uyandık. Meğer Cumhuriyet ilân olunuyormuş. Ankara'dan gelen haberler Mustafa Kemal Paşa'nın yeni topladığı bir muhitle tam bir diktatörlüğe gittiğidir.

    Millî hakimiyet yerine şahsî hükümranlık kurulmuştur, istiklâlimizi kurtaranlar hürriyetimizi boğacaklar mıydı?"
  • Unutulmaz bir drama, acıya sebep olan Srebrenitsa katliamının üzerinden 23 yıl geçti. Srebrenista katliamı nedir, nasıl meydana geldi? Bosna Hersek’in doğusundaki Srebrenitsa’da 11 Temmuz 1995’te başlayan, en az 8 bin 372 Boşnak sivilin Ratko Mladic komutasındaki Sırp askerler tarafından hunharca öldürüldüğü soykırım, sadece Bosna Hersek’te değil, tüm dünyada acının ve adalet arayışının sembolü haline geldi.

    AVRUPA’NIN ORTASINDA KATLİAM

    Srebrenitsa Katliamı ya da Srebrenitsa Soykırımı 1991-1995 Yugoslavya İç Savaşı (Hırvatistan Savaşı ve Bosna Savaşı)'nda Sırp Cumhuriyeti Ordusu'nun Srebrenitsa'ya karşı giriştiği Krivaya '95 Harekâtı esnasında Temmuz 1995'te yaşanan ve en az 8.372 Boşnak'ın Bosna-Hersek'in Srebrenitsa kentinde general Ratko Mladiç komutasindaki ağır silahlarla donatılmış Bosna Sırp ordusu tarafından öldürülmesine verilen addır. Katliamda bir kısım kadın ve küçük yaşta çocuğun da öldürüldüğü, belgelerle kanıtlanmıştır. Bosna Sırp ordusunun dışında katliama “Akrepler” olarak tanınan Sırbistan özel güvenlik güçleri de katılmıştır. Birleşmiş Milletler Srebrenitsa'yı güvenli bölge ilan etmiş olmasına karşın 400 silahlı Hollanda barış gücü askerinin varlığı katliamı önlememiştir.

    Srebrenitsa katliami II. Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımı olması ve Avrupa'daki hukuksal olarak ilk kez belgelenmiş soykırım olması açısından da önem taşır.

    SİLAHLARI ELİNDEN ALINAN HALK KATLEDİLDİ

    Yugoslavya'nın çöküşü üzerine 1992 yılında Sırpların Bosna'da başlattıkları soykırımın ardından bölgeye zoraki olarak müdahale eden Birleşmiş Milletler'in güvenli bölge ilan edilen 6 bölge arasında Srebrenitsa da bulunmaktaydı.

    Savaştan önce nüfüsu 24 bin civarı olan kentin nüfusu diğer bölgelerden gelen mülteci göçleriyle 60 bin civarına gelmişti. Artık Srebrenitsa ‘açlık' ve ‘hastalıklar' ile mücadele eden bir ‘toplama kampı'na dönüşmüştü.Müslümanların elindeki silahlar BM Barış Gücü tarafından koruma gerekçesiyle toplanmıştı

    Ratko Mladiç komutasındaki Sırplar Srebrenitsa'ya olan saldırılarını sıklaştırdıklarında müslümanların toplanan silahlarını geri almak için yaptıkları başvuru, sorumlu Hollanda komutanı Thom Karremans tarafından reddedildi. BM yalnızca iki F16'yı kent üzerinde bir uçuş yaptırmakla yetindi.

    Hollandalı askerler bir gece yarısı Bosna'daki BM Barış Gücü komutanı Hollandalı generalden aldıkları emir doğrultusunda kenti boşalttılar. Savaş sırasında şehrin güvenliğinden sorumlu olan Hollandalı Komutan Thom Karremans kendisine sığınan 25 bin mülteciyi ve şehri Sırplara teslim etti.

    Daha sonra orataya çıkan bir video kasedinde Sırp generalin kenti boşaltan Hollandalı komutana bir hediye verirken görüntüleri çekilecekti.Bir hafta süren katliam II. Dünya Savaşı'ından sonra insanlığa yapılan en büyük suç olarak arşivlerde yer aldı.

    Lahey Adalet Divanı bir hafta süren katliamın bir ‘soykırım' olarak kabul etti; ancak Sırbistan'ın sorumlu tutulmayacağına karar verdi.

    SOYKIRIM KARARI VE SUÇLULARI

    Hollanda’nın Lahey kentideki Uluslararası Adalet Divanı, 2007’deki kararında, ICTY’den gelen kanıtlar doğrultusunda, Srebrenitsa ve civarında yaşananları “soykırım” olarak nitelendirdi.

    Sırp komutan Ratko Mladic, ICTY’de geçen kasım ayında sonuca bağlanan davada, aralarında Srebrenitsa soykırımının da bulunduğu birçok suçtan müebbet hapse mahkum edildi.

    Aynı mahkeme, 2016’da sonuca bağladığı davada, Bosnalı Sırpların eski lideri Radovan Karadzic’e Srebrenitsa soykırımı dahil 10 ayrı suçtan 40 yıl hapis cezası verdi.

    Mahkeme ayrıca, Srebrenitsa soykırımındaki suçları nedeniyle eski Sırp general Radislav Krstic’i 35 yıl, Vidoje Blagojevic’i 15 yıl, Vujadin Popovic ve Ljubisa Beara’yı ömür boyu, Drago Nikolic’i 35 yıl, Ljubomir Borovcanin’i 17 yıl, Vinko Pandurevic’i 13 yıl, Radivoje Miletic’i 19 yıl, Milan Gvero’yu 5 yıl hapse mahkum etti. Bosna Hersek Mahkemesinde görülen davada ise 13 Temmuz 1995’te bine yakın Boşnak sivilin öldürülmesiyle suçlanan Milorad Trbic, 30 yıl hapse mahkum edildi.

    Farklı mahkemelerde görülen Srebrenitsa davalarında bugüne kadar 45 Sırp, toplam 699 yıl hapis cezası aldı.

    Eski Sırbistan Devlet Başkanı Slobodan Milosevic de Srebrenitsa’daki soykırımla suçlanmış ancak ICTY’deki yargılanması devam ederken tutuklu bulunduğu cezaevinde yaşamını yitirmişti.