• Gölgesinde yatıyorlar adının
    Direğini söküyorlar çatının
    Bunların anasının, avradının...
    Gayesi Türklüğe çelme başbuğum.
  • Ulusal piyasalarda 1 ons altın, 31,10 gram (has) altın demektir. Altının saflık derecesi ayar ya da karat denilen ölçüyle ölçülür. Ayarın formülü şöyledir:

    X = 24 (Mg/Mm)

    Bu formülde; X altının ayarını, Mg alaşımdaki altın miktarını, Mm alaşımın toplam ağırlığını gösteriyor. Bu formülü kullanarak örneğin 91,6 gram altınla 8,4 gram gümüşün karışımından oluşan bir alaşımın ayarı aşağıdaki gibi hesaplanır:

    X = 24 (91,6 / 100) = 21,99 = 22 ayar.

    Türkiye’de üretilen altın, talebi karşılamaktan çok uzak. Bu da ithalata neden oluyor. 8 senede 8 kat artan bir fiyat, mantıklı bir yatırım. Dünyada altın fiyatları 1970’lerden beri yatay bir seyir izlerken yatırımcı ve ülkelerin özellikle 2008 Krizi’nden sonra güvenli liman arayışlarıyla yükselişe geçmiş. Ons fiyatı 2011 eylülünde 1912 doları bulan ons altın, 19 Kasım 2018 itibarıyla 1221 dolar ve bu süre zarfında inişli çıkışlı bir seyir izlemiş. Öte yandan ülkemizde altın fiyatları düzenli olarak yükselmiş.

    Yıl Ons Altın/USD Gram Altın/TL.

    2014 1278 97,57

    2015 1306 101,05

    2016 1089 109,06

    2017 1219 151,65

    2018 1366 164,99

    Dünyadaki altın fiyatlarıyla Türkiye’deki altın fiyatlarının korelasyon katsayısı = 0,32. Yani altın, Türkiye’de arttığı gibi dünyada artmıyor. Peki dünya piyasalarına göre hareket etmeyen altın fiyatları Türkiye’de neden yükseliyor, neye göre hareket ediyor?

    Her yılın 1 Ocak’ı itibarıyla;

    Yıl Dolar/TL. Gram Altın/TL.

    2014 2,39 97,57

    2015 2,45 101,05

    2016 3,06 109,06

    2017 3,94 151,65

    2018 3,84 164,99

    Neredeyse birlikte hareket eden iki dost arasındaki (Dolar/TL. ve gram altın) korelasyon katsayısı= 0,95.

    Eldeki verilerden anlıyoruz ki dedelerden ninelerden gelen altın alışkanlığımızın adını koymanın zamanı gelmiş. Biz aslında altın alırken en başta anlattığımız basit hesap sebebiyle aslında dolar almış oluyoruz ve bilmeden ya da bilerek kazancımıza Dolar/TL. yön veriyor. Dünyadaki altın fiyatlarıyla ilgimiz neredeyse yok. Ve ülkemizde yükselen altın fiyatlarını yüksek taleple açıklamak mümkün değil, nedeni dolar.
  • *Gılgamış Destanı
    *Ardavirafname-Ardaviraf
    *Kayıp Cennet-John Milton
    *HOMEROS
    İlyada Destanı
    Odysseia Destanı
    *HERODOTOS -Tarih
    *DANTE ALİGHİERİ
    Yeni Dünya
    İlahi Komedya
    *Dönüşümler-Ovidius
    *Aenas Destanı-Vergilius
    *Ütopya -Thomas More
    *Binbir Gece Masalları
    *WİLLİAM SHAKESPEARE
    Hamlet
    Macbeth
    Romeo ve Juliet
    Othello
    Bir Yaz Gecesi Rüyası
    On İkinci Gece
    Kral Lear
    Venedik Taciri
    Kış Masalı
    *FRANCİS BACON
    Denemeler
    Yeni Atlantis
    * Robinson Crusoe -Daniel Defoe
    *Gulliver'in Gezileri -Jonathan Swift
    *Clarissa-Samuel Richardson
    *Tom Jones - Henry Fielding
    *JANE AUSTEN
    Akıl ve Turku
    Aşk ve Gurur
    Mansfield Parkı
    İkna
    Emma
    *MARY Shelley
    Frankenstein
    Son İnsan
    *GururDünyası-William Makepeace Thackeray
    *CHARLES DİCKENS
    İki Şehrin Hikayesi
    Oliver Twist
    Kasvetli Ev
    Büyük Umutlar
    *Jane Eyre - Charlotte Bonte
    *Uğultulu Tepeler-Emily Bonte
    *GEORGE ELİOT (Mary Anne Evans)
    Kıyıdaki Değirmen
    Silas Marner
    Middlemarch
    *THOMAS HARDY
    Kaybolan Masumiyet (Tess ismiyle de çevirisi bulunuyor)
    Çılgın Kalabalıktan Uzak
    Adsız Sansız Bir Jude
    *HENRY JAMES
    Daisy Miller
    Bir Kadının Portresi
    Yürek Burgusu
    *Karanlığın Yüreği -Joseph Conrad
    *HERBERT GEORGE WELLS
    Zaman Makinesi
    Ay’da İlk İnsanlar
    *İyi Asker-Ford Madox Ford
    *Howards End-Edward Morgan Forster
    *VİRGİNİA WOOLF
    Deniz Feneri
    Mrs. Dalloway
    Kendine Ait Bir Oda
    *AGATHA CHRİSTİE
    Doğu Ekspresinde Cinayet
    On Küçük Zenci
    *ALDOUS HUXLEY
    Cesur Yeni Dünya
    Krom Sarısı
    Ses Sese Karşı
    * GEORGE ORWELL (Eric Arthur Blair)
    Hayvan Çiftliği
    Bin Dokuz Yüz Seksen Dört -1984
    *Sineklerin Tanrısı -William Golding
    *Otomatik Portakal - John Burgess Wilson- Anthony Burgess
    *Bir Son Duygusu- Julian Barnes
    *Kefaret-IAN MCEWAN
    *Denemeler –Montaigne
    *Le Cid- Pierre Corneille
    *Fablla- Jean de La Fontaine
    *MOLİERE
    Cimri
    Kibarlık Budalası
    Hastalık Hastası
    *İskender-Jean Racine
    *JEAN-JACGUES ROUSSEAU
    Toplum Sözleşmesi
    İtiraflar
    *Memoirs of a nun (Bir Rahibenin Anıları)-Denis Diderot
    *Devrimler Üzerne Denemeler-François-Rene de Chateaubrıand
    *LAMARTİNE
    Şairane Duyuşlar
    Graziella
    *STENDHAL – (Marie-Henri Beyle )
    Kırmızı ve Siyah
    Parma Manastırı
    **HONORE DE BALZAC
    Vadideki Zambak
    Goriot Baba
    Eugénie Grandet
    **ALEXANDRE DUMAS (baba DUMAS)
    Monte Kristo Kontu
    Üç Silahşörler
    *ALEXANDRE DUMAS (Oğul DUMAS)
    Kamelyalı Kadın
    **VİCTOR HUGO
    Notre Dame'ın Kamburu
    Sefiller
    İdam Mahkumunun Son Günü
    *Bir Zamane Çocuğunun İtirafları-Alfred de Musset
    *GUSTAVE FLAUBERT
    Madam Bovary
    Bilirbilmezler - Bouvard ile Peuchet
    *CHARLES BAUDELAİRE
    Kötülük (Elem) Çiçekleri
    Yapay Cennetler
    *CONCOURT KARDEŞLER
    Germinie Lacar-teux
    Charles Demailly
    *JULES VERNE
    80 Günde Devri Alem
    Dünya Merkezine Yolculuk
    Denizin Altında 20bin Fersah
    *EMİLE ZOLA
    Meyhane
    Germinal
    *ALPHONSE DAUDET
    Değirmenimden Mektuplar
    Pazartesi Hikayeleri
    *Hirodias-Stephane Mallarme
    *Zühal Şiirleri-Paul verlaine
    *GUY DE MAUPASSANT
    Ay Işığı
    Tombalak
    *ARTHUR RİMBAUD
    Cehennemde bir mevsim
    Tanrısal Esinler
    *ADRE GİDE
    Ayrı Yol
    Pastoral Senfoni
    Kalpazanlar
    **MARCEL PROUST
    *Kayıp Zamanın İzinde
    1) Swann'ların Tarafı
    2) Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
    3) Guermantes Tarafı
    4) Sodom ve Gomorra
    5) Mahpus
    6) Albertine Kayıp
    7) Yakalanan Zaman
    *LOUİS ARAGON
    Paris Köylüsü
    Elsa’nın Gözleri
    *RENE DESCARTES
    Yöntem Üzerine Konuşma
    Felsefenin İlkeleri
    Ruhun Tutkuları
    *ALEKSANDR PUŞKİN
    Maça Kızı
    Yüzbaşının Kızı
    *NİKOLAY VASİLYEVİC GOGOL
    Ölü Canlar
    Palto
    Bir Delinin Hatıra Defteri
    *Zamanımızın Bir Kahramanı-Mihail Lermontov
    *İVAN TURGENYEV
    Rudin-İlk Aşk
    Babalar ve Oğullar
    *FYODOR MİHAYLOVİÇ DOSTOYEVSKİ
    İnsancıklar
    Ölüler Evinden Anılar
    Yeraltından Notlar
    Suç ve Ceza
    Budala
    Karamazov Kardeşler
    *LEV NİKOLAYEVİC TOLSTOY
    Savaş ve Barış
    İnsan Ne ile Yaşar
    İvan İlyiç'in Ölümü
    Anna Karenina
    Kreutzer Sonat
    Diriliş
    *ANTON ÇEHOV
    Martı
    Vişne Bahçesi
    *Oblomov-İvan Gonçarov
    *MAKSİM GORKİ
    Ana
    Artamonov Ailesi
    *İVAN ALEKSİYEVİÇ BUNİN
    Teneke kaplı İvan
    Mitya’nın Aşkı
    *ANDREY BELY
    Petersburg
    *BORİS PASTERNAK
    Doktor jivago
    İnsanlar ve Haller
    *MİCHAEL BULGAKOV
    Usta ile Margarita
    Kol Manşetinde Notlar
    *Sönüyor Al Kanları Günbatımının- Sergey Yesenin
    * Ve Durgun Akardı Don-Mihail Şolohov
    *İvan Denisoviç’in Bir Günü-Aleksandr Soljenitsin
    *JOHANN WOLFGANG VON GOETHE
    Wilhelm Meister'in Çıraklık Yılları
    Genç Werther'in Acıları
    Faust
    Gönül Yakınlıkları
    Pandora
    *SİCHİLLER
    Haydutlar
    Wilhelm Tell
    Don Carlos
    Mutluluk Şarkısı
    *Romantizm Okulu-Heinrich Heine
    *Danton’un Ölümü-Karl Georg Büchner
    *THOMAS MANN
    Buddenbrook Ailesi
    Venedik’te Ölüm
    Büyülü Dağ
    *Orpheus’a Soneler-Rilke
    *HERMANN BROCH
    Kader Ağıtları
    Vergilius'un Ölümü
    *HERMANN HESSE
    Siddhartha
    Bozkırkurdu
    Boncuk Oyunu
    *Niteliksiz Adam – Robert Musil
    *STEFAN ZWEİG
    Satranç
    Amok Koşucusu
    Bir Kadının Hayatından 24 Saat
    Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    Geçmişe Yolculuk
    *FRANZ KAFKA
    Dönüşüm
    Dava
    Şato
    Milena’ya Mektuplar
    *ELİAS CANETTİ
    Marakeş'te Sesler
    Körleşme
    *Teneke Trampet-Günter Grass
    *EDGAR ALLAN POE
    Öyküler
    Kuyu ve sarkaç
    *Tom Amca'nın Kulübesi-Harriet Beecher Stowe
    *Moby Dick -Herman Melville
    *MARK TWAİN
    Tom Sawyer’in Maceraları
    Huckleberyry Finn’in Maceraları
    Mississippi’de Hayat
    JACK LONDON
    Martin Eden
    Beyaz Diş
    Demir Ökçe (Distopya-ütopya)
    *THOMAS STEARNS ELİOT
    Çorak ülke
    Boş Adamlar
    Edebiyat Üzerine Düşünceler
    *JOHN STEİNBECK
    Kenar Mahalle,Bitmeyen Kavga
    Fareler ve İnsanlar
    Gazap Üzümleri
    *SAUL BELLOW
    Boşlukta Sallanan Adam
    *DAN BROWN
    Da Vinci Şifresi
    Dijital Kale
    Melekler ve Şeytanlar
    *JORGE LUİS BORGES
    Kum Kitabı
    *MİLAN KUNDERA
    Varolamanın Dayanılmaz Hafifliği
    *ROBERT LOUİS STEVENSON
    Define Adası
    Dr jekyll ve bay Hyde
    Kara Ok
    *URSULA K. LE GUİN
    Mülksüzler
    Yerdeniz Üçlemesi
    Lavinia
    *JRR TOLKİEN
    Yüzüklerin Efendisi
    Silmarillion
    *JOSEPH CONRAD
    Nostromo
    Karanlığın Yüreği
    *HENRY FİELDİNG
    Tom Jones (İlk basımı 1749 - Dünyada yazılmış ilk romanlardan biri)
    Joseph Andrews
    *WİLKİE COLLİNS
    Beyazlı Kadın
    Aytaşı
    *MARCEL ALLAİN-PİERRE SOUVESTRE
    Fantoma 1 : Suç Dehası
    Fantoma 2: Boş Tabut
    *EDUARDO GALEANO
    Yaratılış /Ateş Anıları 1
    Yüzler ve Maskeler / Ateş Anıları: 2
    Rüzgarın Yüzyılı / Ateş Anıları: 3
    *GEORGES PEREC
    Kayboluş
    ŞEYLER
    w ya da bir çocukluk hatırası
    Yaşam Kullanma Kılavuzu
    *PAUL AUSTER
    New York Üçlemesi
    Ay Sarayı
    Şans Müziği
    *MARK TWAİN
    Tom Sawyer'ın Maceraları
    Huckleberry Finn ‘in Maceraları
    *JAMES JOYCE
    Ulysses
    *ITALO CALVİNO
    Bir kış gecesi eğer bir yolcu
    *ITALO SVEVO
    Senilita Yaşlılık i
    *PATRİCK SÜSKİND
    Güvercin
    Koku

    ****************************************
    *Don Kişot -Miguel de Cervantes
    *Zorba-Nikos Kazancakis
    *Tiffany’de Kahvaltı- Truman Capote
    *Uyanış - Kate Chopin
    *Şeker Portakalı -José Mauro de Vasconcelos
    *Çavdar Tarlasında Çocuklar -Jerome David Salinger
    *Pal Sokağı Çocukları -Ferenc Molnár
    *Genc Bir Köy Hekimi -Mihail Bulgakov
    *Küçük Prens -Antoine de Saint-Exupéry
    *Fahrenheit 451 -Ray Bradbury
    *Gora -Rabindranath Tagore
    *Rüzgâr Gibi Geçti -Margaret Mitchell
    *Kuzey ve Güney -Elizabeth Gaskell
    *Bülbülü Öldürmek -Harper Lee
    *Küçük Kadınlar -Louisa May Alcott
    *Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı -Robert M. Pirsig
    *İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog -Galileo Galilei
    *Muhteşem Gatsby -F. Scott Fitzgerald
    *Özgür İnsanlar -Halldor Laxness
    *İnsanlık Durumu -Andre Molraux
    *Sofi’nin Dünyası - Jestein Gaarde
    *Tatar Çölü -Dino buzzati
    *Oyunun kuralı-Leonardo Sciascia
    *Yetenekli Bay Ripley- Patricia Highsmith
    *Şemsiye -Will Self
    *Mezhaba Beş -Kurt Vonnegut
    *Devlet -Platon
    *Prens -Niccola Machiavelli
    *Martı Jonathan Livingston -Richard Bach
    *Küçük Kara Balık -Samed Behrengi
    *Yüreğinin Götürdüğü Yere Git-Susanna Tamaro
    *Nietzsche Ağladığında- Irvin D. Yalom
    *Böyle Buyurdu Zerdüşt -Friedrich Nietzsche
    *Nehirler Kızıl Akar - Jean Christophe Grange
    *Düşlerin Yorumu-Sigmund Freud
    *Sevgili- Marguerite Duran
    *Gülün Adı-Umberto Eco
    *Beydeba -Kelile ve Dimne
    *Yüzüklerin Efendisi- John Ronald Reuel Tolkien
    *Huzursuzluğun Kitabı -Fernando Pessoa
    *Otostopçunun Galaksi Rehberi (Edebiyat serisi) -Douglas Adams, Eoin Colfer
    *Dorian Gray'in Portresi -Oscar Wilde
    *Carmen -Prosper Merimee
    *Ekmekçi Kadın -Xavier de Montepin
    *Sol Ayağım - Christy Brown
    *Kızıl Ölümün Maskesi - Edgar Allan Poe
    *Gecenin Sonuna Yolculuk -Louis-Ferdinand Celine
    *Beyaz Zambaklar Ülkesi -Grigory Petrov
    *Michael Kohlhaas -Heinrich von Kleist
    *Operadaki Hayalet -Gaston Leroux
    *Guguk Kuşu -Ken Kesey
    *En Mavi Göz – Toni Morrison
    *Effi Briest – Theodor Fontane
    *Sherlock Holmes-Arthur Conan Doyle
    *Maldoror’un Şarkıları - Comte de Lautréamont
    *Hindistan’da Bir Geçit-Edward Morgan Forster
    *Candide ya da İyimserlik - Voltaire
    *Sırça Fanus - Sylvia Plath
    *Wittgenstein'ın Yeğeni: Bir Dostluk - Thomas Bernhard
    *Tehlikeli İlişkiler - Choderlos de Laclos
    *Kent ve Köpekler - Mario Vargas Llosa
    *Kör Baykuş - Sadık Hidayet
    *Atları da Vururlar - Horace Mccoy
    *Derviş ve Ölüm - Mehmet Selimoviç
    *Piyanist - Elfriede Jelinek
    *Schindler'in Listesi - Thomas Keneally
    *Gün Doğarken Bülbül Susar- Elsa Triolet

    *********************************

    *CENGİZ AYTMATOV
    Gün Olur Asra Bedel
    Selvi Boylum Al Yazmalım
    Cemile
    *OĞUZ ATAY
    Tutunamayanlar (1972)
    Tehlikeli Oyunlar (1973)
    Bir Bilim Adamının Romanı (1975)
    Korkuyu Beklerken (1975)
    Oyunlarla Yaşayanlar (1975)
    Günlük (1987)
    Eylem bilim (1998)
    *YUSUF ATILGAN
    Aylak Adam
    Anayurt Oteli
    *AHMET HAMDİ TANPINAR
    Saatleri Kurma Enstütüsü
    Mahur Beste
    Huzur
    *HALİD ZİYA UŞAKLIGİL
    Aşk-ı Memnu
    Mai ve Siyah
    *SABAHADDİN ALİ
    Kuyucaklı Yusuf
    Kürk Mantolu Madonna
    İçimizdeki Şeytan
    *LATİFE TEKİN
    Sevgili Arsız Ölüm
    Berci Kristin Çöp Masaları
    *ATİLLA İLHAN
    Kurtlar Sofrası
    Ben sana Mecburum
    *AZİZ NESİN
    Zübük
    Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
    *PEYAMİ SAFA
    Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
    Fatih Harbiye
    *HALİDE EDİP ADIVAR
    Sinekli Bakkal
    *REŞAT NURİ GÜNTEKİN
    Çalıkuşu
    Yaprak Dökümü
    Dudaktan Kalbe
    Acımak
    *ORHAN KEMAL
    Bereketli Topraklar Üzerinde
    Gurbet Kuşları
    Hanımın Çiftliği
    *YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU
    Yaban
    Kiralık Konak
    *KEMAL TAHİR
    Devlet Ana
    Esir Şehrin İnsanları
    *YAŞAR KEMAL
    İnce Memed
    Yer Demir Gök Bakır
    Orta Direk
    Binboğalar Efsanesi
    *SAİT FAİK ABASIYANIK
    Medarı Maişet Motoru
    Alemdağ'da Var Bir Yılan

    **************************************

    *MEVLANA -Mesnevi
    *YUNUS EMRE-Divan
    *EVLİYA ÇELEBİ-Seyahatname
    *Dede Korkut Kitabı
    *Üç İstanbul - Mithat Cemal Kuntay
    *Eylül - Mehmet Rauf
    *Yılanların Öcü - Fakir Baykurt
    *Puslu Kıtalar Atlası -İhsan Oktay Anar
    *Şu Çılgın Türkler – Turgut Özakman
    *Kendi Gök Kubbemiz -Yahya Kemal Beyatlı
    *Ben Ol da Gör -Seyit Göktepe
    *47’liler, Füruzan
    *Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş
    *Sultan Hamid Düşerken – Nahid Sırrı Örik
    *Ağır Roman, Metin Kaçan
    *İstanbul Hatırası – Ahmet Ümit
    *Mel’un – Selim İleri
    *Araba Sevdası Recaizade Mahmud Ekrem
    *Küçük Ağa-Tarık Buğra
    *Fikrimin İnce Gülü-Adalet Ağaoğlu
    *Safahat -Mehmet Akif Ersoy
    *Çile-Necip Fazıl Kısakürek
    *Memleketimden İnsan Manzaraları – Nazım Hikmet
    *Otuzbeş Yaş (Bütün Şiirleri)-Cahit Sıtkı Tarancı
    *Drina’da son gün-Faik Baysal
    *Gazoz Ağacı- Sabahattin Kudret Aksal
    *Gülistan -Sadi-i Şirazi
    *Kutadgu Bilig- Yusuf Has Hacib
    *Sergüzeşt- Samipaşazade Sezai
    *Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç-Hüseyin Rahmi Gürpınar
    *Ömer Seyfettin (Kaşağı-Falaka-Ferman-Külah-Perili Köşk-Yalnız Efe-Yüksek Ökçeler)
    *Kültürden İrfana - Cemil Meriç
    *Şah ve Sultan - İskender Pala
    *Yalnız Seni Arıyorum - Orhan Veli
    *Zeytindağı - Falih Rıfkı Atay
    *Sevda Sözleri - Cemal Süreya
    *Aganta Burına Burınata –( Halikarnas Balıkçısı- Cevat Şakir Kabaağaçlı

    *************************************
    NOBEL EDEBİYAT ÖDÜLÜ ALAN TÜM YAZARLAR VE YAZARLARIN ÖNEMLİ ESERLERİ :

    1901
    Sully Prudhomme (16 Mart 1839, Paris, Fransa – 6 Eylül 1907)
    1902
    Theodor Mommsen (30 Kasım 1817, Garding, Almanya – 1 Kasım 1903)
    1903
    Bjørnstjerne Bjørnson (8 Aralık 1832, Kvikne, Norveç – 26 Nisan 1910)
    1904
    Frédéric Mistral (8 Eylül 1830, Provence, Fransa – 25 Mart 1914)
    José Echegaray y Eizaguirre (19 Nisan 1832, Madrid, İspanya – 14 Eylül 1916)
    1905
    Henryk Sienkiewicz (5 Mayıs 1846, Polonya – 15 Kasım 1916) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Ateş ve Kılıç”
    1906
    Giosuè Carducci (27 Temmuz 1835, Pietrasanta, İtalya – 16 Şubat 1907)
    1907
    Rudyard Kipling (30 Aralık 1865, Mumbai, Hindistan – 18 Ocak 1936) – “Dilek Evi”
    1908
    Rudolf Christoph Eucken (5 Ocak 1846, Almanya – 15 Eylül 1926) – Alman felsefeci. “Hayatın Anlamı’’
    1909
    Selma Lagerlöf (20 Kasım 1858, Mårbacka, İsveç – 16 Mart 1940) – İsveçli kadın yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Küçük Nils Holgersson’un Yaban Kazlarıyla Maceraları”, “Nils Holgersson’un Serüvenleri”
    1910
    Paul Heyse (15 Mart 1830, Berlin, Almanya – 2 Nisan 1914) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Andrea Delfin”
    1911
    Count Maurice Maeterlinck (29 Ağustos 1862, Gent, Belçika – 6 Mayıs 1949,) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Mavi Kuş”
    1912
    Gerhart Hauptmann (15 Kasım 1862, Polonya – 6 Haziran 1946) – “Atlantis”
    1913
    Rabindranath Tagore (7 Mayıs 1861, Kalküta, Hindistan – 7 Ağustos 1941) – “Gora”,
    1914
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1915
    Romain Rolland (29 Ocak 1866, Fransa – 30 Aralık 1944) – “Yaşama Sevgisi”
    1916
    Verner von Heidenstam (6 Temmuz 1859, Olshammar, İsveç – 20 Mayıs 1940)
    Henrik Pontoppidan (24 Temmuz 1857, Danimarka – 21 Ağustos 1943)
    1917
    Karl Adolph Gjellerup (2 Haziran 1857, Danimarka – 13 Ekim 1919)
    1918
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1919
    Carl Spitteler (24 Nisan 1845, İsviçre – 29 Aralık 1924)
    1920
    Knut Hamsun ( 4 Ağustos 1859, Lom, Norveç – 19 Şubat 1952) –: “Açlık”
    1921
    Anatole France (16 Nisan 1844, Paris, Fransa – 12 Ekim 1924) – Kırmızı Zambak”
    1922
    Jacinto Benavente (12 Ağustos 1866, Madrid, İspanya – 14 Temmuz 1954)
    1923
    William Butler Yeats (13 Haziran 1865, İrlanda – 28 Ocak 1939) – “Dibbuk”
    1924
    Wladyslaw Reymont (7 Mayıs 1867, Polonya – 5 Aralık 1925)
    1925
    George Bernard Shaw (26 Temmuz 1856, Dublin, İrlanda – 2 Kasım 1950) “Ölümsüzlüğün Sırrı”
    1926
    Grazia Deledda (28 Eylül 1871, İtalya – 15 Ağustos 1936)
    – İtalyan kadınyazar. “Sardinya Efsaneleri”
    1927
    Henri Bergson (18 Ekim 1859, Paris, Fransa 4 Ocak 1941) – “Madde ve Bellek”
    1928
    Sigrid Undset (20 Mayıs 1882, Danimarka – 10 Haziran 1949) – Norveçli kadın yazar. Türkçeye çevrilen kitabı: “Her Kadın Gibi”
    1929
    Thomas Mann (6 Haziran 1875, Lübeck – 12 Ağustos 1955) – Alman yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Venedik’te Ölüm”, “Buddenbrooklar / Bir Ailenin Çöküşü”, “Büyülü Dağ”, “Yusuf ve Kardeşleri”
    1930
    Sinclair Lewis (7 Şubat 1885, Minnesota, ABD – 10 Ocak 1951) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Vahşi Aşk”
    1931
    Erik Axel Karlfeldt (20 Temmuz 1864, Karlbo, İsveç – 8 Nisan 1931,)
    1932
    John Galsworthy (14 Ağustos 1867, Kingston, Birleşik Krallık – 31 Ocak 1933)
    1933
    Ivan Alekseyevich Bunin (22 Ekim 1870, Voronej, Rusya – 8 Kasım 1953) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Mitya’nın Aşkı”
    1934
    Luigi Pirandello (28 Haziran 1867, Agrigento, İtalya – 10 Aralık 1936) – “Gölge Adam
    1935
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1936
    Eugene O’Neill (16 Ekim 1888, Longacre Square – 27 Kasım 1953) – ABD’li oyun yazarı. Türkçeye çevrilen kitabı: “Allahın Ayısı”
    1937
    Roger Martin du Gard (23 Mart 1881, Fransa – 22 Ağustos 1958) – “Thibault’lar
    1938
    Pearl Sydenstricker Buck (26 Haziran 1892, Batı Virginia, ABD – 6 Mart 1973) – Nobel edebiyat ödülünü alan ilk Amerikalı kadın. “Sürgün
    1939
    Frans Eemil Sillanpää (16 Eylül 1888, Finlandiya – 3 Haziran 1964) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Taşra Kızı”
    1940 –1941-1942- 1943
    Bu yıllar arasında kimseye ödül verilmemiştir.
    1944
    Johannes Vilhelm Jensen (20 Ocak 1873, Danimarka – 25 Kasım 1950,) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Kralın Düşüşü”
    1945
    Gabriela Mistral (7 Nisan 1889, Vicuña, Şili – 10 Ocak 1957) – Asıl adı Lucila de María del Perpetuo Socorro Godoy Alcayaga. Kadın şair, eğitimci, diplomat. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Gabriela Mistral Şiirlerinden Seçmeler”
    1946
    Hermann Hesse (2 Temmuz 1877, Calw, Almanya – 9 Ağustos 1962) – “Bozkırkurdu”, Siddhartha”,“Boncuk Oyunu”
    1947
    André Gide (22 Kasım 1869, Paris, Fransa – 19 Şubat 1951) – “Pastoral Senfoni”, “Kalpazanlar”, “Ayrı Yol
    1948
    Thomas Stearns Eliot (26 Eylül 1888, St. Louis, Missouri, ABD – 4 Ocak 1965) – ”, “İhtiyar Farenin Kediler Kılavuzu”
    1949
    William Faulkner (25 Eylül 1897, New Albany, Mississippi, ABD – 6 Temmuz 1962) – “Ses ve Öke”, “Köy’’
    1950
    Bertrand Russell (18 Mayıs 1872, Birleşik Krallık – 2 Şubat 1970) – “Eğitim Üzerine”, “İnsanlığın Yarını
    1951
    Pär Lagerkvist (23 Mayıs 1891, İsveç – 11 Temmuz 1974) – “Yeryüzü Sürgünü”
    1952
    François Mauriac (11 Ekim 1885, Bordeaux, Fransa -1 Eylül 1970) –”, “Yılan Düğümü”
    1953
    Winston Churchill (30 Kasım 1874, Birleşik Krallık – 24 Ocak 1965) – Politikacı.
    1954
    Ernest Hemingway (21 Temmuz 1899, Illinois, ABD – 2 Temmuz 1961) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Çanlar Kimin İçin Çalıyor”, “Yaşlı Adam ve Deniz”
    1955
    Halldór Laxness (23 Nisan 1902, Reykjavík, İzlanda – 8 Şubat 1998) – “Özgür İnsanlar”
    1956
    Juan Ramón Jiménez (24 Aralık 1881, Moguer, İspanya – 29 Mayıs 1958) –”, “Ruhsal Sone”
    1957
    Albert Camus (7 Kasım 1913, Fransız Cezayiri – 4 Ocak 1960) – “Yabancı”, “Veba”, “Düşüş, “Yaz”
    1958
    Boris Pasternak (10 Şubat 1890, Moskova, Rusya – 30 Mayıs 1960) – Boris Pasternak, Sovyetler Birliği Hükümeti’nin baskısı üzerine bu ödülü reddetmek zorunda kalmıştır. “İnsanlar ve Haller
    1959
    Salvatore Quasimodo (20 Ağustos 1901, İtalya – 14 Haziran 1968) Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Güngünüstüne”
    1960
    Saint-John Perse (31 Mayıs 1887, Guadeloupe – 20 Eylül 1975) – Fransız şair ve diplomat. Türkçeye çevrilen eserleri: “Sözcükler Denizi”
    1961
    Ivo Andric (9 Ekim 1892, Travnik, Bosna-Hersek – 13 Mart 1975) – Türkçeye çevrilen kitapları: “Drina Köprüsü”, “Travnik Günlüğü”
    1962
    John Steinbeck (27 Şubat 1902, Kaliforniya, ABD – 20 Aralık 1968) -“Fareler ve İnsanlar”, “Gazap Üzümleri
    1963
    Giorgos Seferis - (13 Mart 1900 – 20 Eylül 1971) – Urla doğumlu Yunan şair. Daha çok Yorgos Seferis olarak bilinir. “Üç Kırmızı Güvercin”
    1964
    Jean-Paul Sartre (Reddetti) (21 Haziran 1905, Paris, Fransa – 15 Nisan 1980) – Kendisine verilen diğer tüm resmi ödülleri reddettiği gibi Nobel Edebiyat Ödülünü de reddetmiştir. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Bulantı”, “Varoluşçuluk”, “Varlık ve Hiçlik”, “Akıl Çağı
    1965
    Mihail Şolohov (24 Mayıs 1905, Vyoshenskaya, Rusya – 21 Şubat 1984) – “Durgun Don
    1966
    Shmuel Yosef Agnon (17 Temmuz 1888, Buchach, Ukrayna – 17 Şubat 1970) –
    “Tılsım”
    Nelly Sachs (10 Aralık 1891, Schöneberg, Almanya – 12 Mayıs 1970) – Alman asıllı İsveçli kadın yazar ve şair. “Akkor Bilmeceler
    1967
    Miguel Ángel Asturias (19 Ekim 1899, Guatemala – 9 Haziran 1974) – “Kasırga”
    1968
    Yasunari Kawabata (11 Haziran 1899, Osaka, Japonya – 16 Nisan 1972) –Karlar Ülkesi
    1969
    Samuel Beckett (13 Nisan 1906, Foxrock, İrlanda – 22 Aralık 1989) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Üçleme”, Üçleme 2″,Üçleme 3” Godot’ yu Beklerken
    1970
    Aleksandr Soljenitsin (11 Aralık 1918, Kislovodsk, Rusya – 3 Ağustos 2008) –”, “İvan Denisoviç’in Bir Günü’’
    1971
    Pablo Neruda (12 Temmuz 1904, Parral, Şili – 23 Eylül 1973) – “Sevdiğime Seslenir Gibi”
    1972
    Heinrich Böll – (21 Aralık 1917, Köln, Almanya – 16 Temmuz 1985) – “Fotoğrafta Kadın da Vardı”, “İlk Yılların Ekmeği”, “Katharina Blum’un Çiğnenen Onuru”, “Dokuz Buçukta Bilardo”, “
    1973
    Patrick White – (28 Mayıs 1912, Londra, Birleşik Krallık – 30 Eylül 1990) – “Çöl”
    1974
    Eyvind Johnson (29 Temmuz 1900, İsveç – 25 Ağustos 1976) – “Yaşamak Dediğin”
    Harry Martinson (6 Mayıs 1904, İsveç – 11 Şubat 1978)
    1975
    Eugenio Montale (12 Ekim 1896, Cenova, İtalya – 12 Eylül 1981) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Xenia”
    1976
    Saul Bellow (10 Haziran 1915, Lachine, Kanada – 5 Nisan 2005) – Türkçeye çevrilen önemli kitapları: ‘’ Boşlukta Sallanan Adam’’
    1977
    Vicente Aleixandre (26 Nisan 1898, Sevilla, İspanya – 14 Aralık 1984) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Kılıçtan Keskin Dudaklar”
    1978
    Isaac Bashevis Singer (21 Kasım 1902, Leoncin, Polonya – 24 Temmuz 1991) – Polonya kökenli Amerikalı yazar. “Toplu Öyküler”
    1979
    Odysseas Elytis (2 Kasım 1911, Kandiye, Yunanistan – 18 Mart 1996) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Övgüler Olsun Sana”
    1980
    Czeslaw Milosz (30 Haziran 1911, Litvanya – 14 Ağustos 2004) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Tutsak edilmiş Akıl”
    1981
    Elias Canetti (25 Temmuz 1905, Rusçuk, Bulgaristan – 14 Ağustos 1994) – Eserlerini Almanca yazmıştır. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Körleşme’’, İnsanın Taşrası,
    1982
    Gabriel García Márquez (6 Mart 1927, Kolombiya – 17 Nisan 2014) – Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Yüzyıllık Yalnızlık”, “Kolera Günlerinde Aşk”,
    1983
    William Golding (19 Eylül 1911, Newquay, Birleşik Krallık – 19 Haziran 1993) – “Sineklerin Tanrısı”
    1984
    Jaroslav Seifert (23 Eylül 1901, Žižkov, Çek Cumhuriyeti – 10 Ocak 1986)
    1985
    Claude Simon (10 Ekim 1913 – 6 Temmuz 2005) – Fransız yazar. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Tramvay”
    1986
    Wole Soyinka – 13 Temmuz 1934, Abeokuta, Nijerya doğumlu.
    1987
    Joseph Brodsky (24 Mayıs 1940, St. Petersburg, Rusya – 28 Ocak 1996) – Rus asıllı Amerikalı şair.
    1988
    Necip Mahfuz (11 Aralık 1911, Kahire, Mısır – 30 Ağustos 2006) “Ezilenler
    1989
    Camilo José Cela (11 Mayıs 1916, İspanya – 17 Ocak 2002)– Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Arı Kovanı
    1990
    Octavio Paz (31 Mart 1914, Meksika – 19 Nisan 1998) – “Öteki Ses
    1991
    Nadine Gordimer (20 Kasım 1923 – 13 Temmuz 2014) – Güney Afrikalı kadın yazar. “Başka Dünyalar"
    1992
    Derek Walcott - (23 Ocak 1930, Saint Lucia – 17 Mart 2017) – Saint Lucialı şair, yazar ve ressam.
    1993
    Toni Morrison – 18 Şubat 1931, Ohio doğumlu ABD’li kadın yazar. “En Mavi Göz”
    1994
    Kenzaburo Oe – 31 Ocak 1935, Japonya doğumlu yazar. “Kişisel Bir Sorun”
    1995
    Seamus Heaney – (13 Nisan 1939, Castledawson – 30 Ağustos 2013), İrlandalı yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Kuzey”
    1996
    Wislawa Szymborska (2 Temmuz 1923, Kórnik – 1 Şubat 2012) Polonyalı kadın yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Başlıksız Olabilir”.
    1997
    Dario Fo -(24 Mart 1926, Sangiano, İtalya – 13 Ekim 2016), İtalyan yazar. “Sıradan Bir Gün ve Diğer Oniki Komedi”
    1998
    José Saramago (16 Kasım 1922 – 18 Haziran 2010) – Portekizli yazar. “Görmek”, “Körlük
    1999
    Günter Grass – 16 Ekim 1927, Gdansk, Polonya doğumlu Alman yazar. Teneke Trampet
    2000
    Gao Xingjian – 4 Ocak 1940, Ganzhou, Çin doğumlu yazar, çevirmen, eleştirmen ve ressam. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Ruh Dağı”, “Yalnız Bir Adamın Kitabı”
    2001
    Vidiadhar Surajprasad Naipaul – 17 Ağustos 1932, Trinidad doğumlu Britanyalı yazar. “Büyülü Tohumlar”
    2002
    Imre Kertész – 9 Kasım 1929, Budapeşte, Macaristan doğumlu. “Kadersizlik
    2003
    John Maxwell Coetzee – 9 Şubat 1940, Güney Afrika doğumlu yazar ve akademisyen. “Utanç
    2004
    Elfriede Jelinek – 20 Ekim 1946, Avusturya doğumlu, kadın feminist oyun yazarı ve romancı. “Piyanist
    2005
    Harold Pinter – 10 Ekim 1930, Londra doğumlu İngiliz oyun yazarı, senarist, şair, tiyatro yönetmeni ve aktör. “Ay Işığı”
    2006
    Orhan Pamuk – 7 Haziran 1952, İstanbul doğumlu. Nobel Edebiyat ödülünü alan ilk Türk yazar. Kitapları: “Kara Kitap”, “Kar”, “Cevdet Bey ve Oğulları”, “Yeni Hayat”, “Beyaz Kale”
    2007
    Doris Lessing – 22 Ekim 1919, Kirmanşah, İran doğumlu Britanyalı kadın yazar (İngiltere/Britanya). “Son Aydınlık Yaz”
    2008
    Jean-Marie Gustave Le Clézio – 13 Nisan 1940, Nice, Fransa doğumlu. “Çöl”
    2009
    Herta Müller – 17 Ağustos 1953, Romanya doğumlu Alman kadın yazar.“Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım’’
    2010
    Mario Vargas Llosa – 28 Mart 1936, Peru doğumlu. “Yeşil Ev”
    2011
    Tomas Gösta Tranströmer – 15 Nisan 1931, Stockholm, İsveç doğumlu şair, psikolog ve çevirmendir. “Hüzün Gondolu”, “İzmir Saat Üç”
    2012
    MoYan (Guan Moye) – 17 Şubat 1955, Gaomi, Çin doğumlu. Gerçek adı Guan Moye’dir, ancak Çince “sakın konuşma!” anlamına gelen Mo Yan mahlasını kullanır. Sürekli sansürlenen ve eserleri korsan yollarla çoğaltılan Çinli yazarlar arasında en meşhurudur. “Kızıl Darı Tarlaları”
    2013
    Alice Munro – 10 Temmuz 1931, Kanada doğumlu kadın yazar. “Sevgili Hayat”
    2014
    Patrick Modiano – 30 Temmuz 1945, Boulogne-Billancourt, Fransa doğumlu. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “En Uzağından Unutuşun”
    2015
    Svetlana Aleksiyeviç – 31 Mayıs 1948, İvano-Frankivsk, Ukrayna doğumlu kadın yazar. Kızıl İnsanın Sonu”
    2016
    Bob Dylan – 24 Mayıs 1941, ABD doğumlu. Asıl adı: Robert Allen Zimmerman.
    2017
    Kazuo Ishiguro – 8 Kasım 1954, Japonya doğumlu İngiliz romancı. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Beni Asla Bırakma”, “Günden Kalanlar”
    2018
    Olga Tokarczuk- 29 Ocak 1962 Polonya – ‘’Koşucular
    2019
    Peter Handke - 6 Aralık 1942- Avusturya - ‘’Hiçkimse Koyu'nda Bir Yıl’’


    ***************************************************************************
  • 208 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi
    ORTA ASYA’DAN GÜNÜMÜZE
    BİR AHLAT POLİSİYESİ
    Okumakta olduğunuz kitaba dair incelemeyi, birazdan belirteceğim başlıklar altında yazdım,inceleme okumayı seven okurlara kitap hakkında bir fikir vermekle beraber,kitap da yer verilmemiş ama bana düşündürmüş olduğu konular hakkında da fazla detaya girmeden bilgilendirme ve farkındalık yaratma hedefiyle titizlikle ve kaynak göstererek yaptım.

    Kendinize göre bölümleri okur geri kalanları da daha ilgili ve meraklı okurlara bırakırsınız(illa bir okuyanımız vardır ️)

    İNCELEME İÇİNDEKİLER

    1-Romanın Dış Tenkidi
    2-Romanın İç Tenkidi
    3-Ahlat Selçuklu Mezarları Hakkında Bilgi
    4-Sanatta Hayvan(Bozkır)Üslubu
    5-Rumi motifleri
    6-Ahlat Taşları
    7-Ahlat’ta Günümüzde Taş İşçiliği
    8-UNESCO ve Ahlat Selçuklu Mezarlığı
    9-Tarihi Eserler Kaçakçılığı
    10-Bu Kitap Neden Okunmalıdır?

    1-DIŞ TENKİT
    Kitabın adı: Anadolu’nun Şifreleri
    Kitabın Yazarı:Gürcan Yaman
    Kitabın türü: Tarihi Polisiye Roman
    I.Baskı,Kasım 2018
    Altiva Yayıncılık
    Ayrıntı Basımevi

    2-İÇ TENKİT

    Akademisyen Uğur Hoca’nın gizli görev ile seçtiği arşiv ve eski türkçe uzmanı Sibel ile Göktürkçe uzmanı Hakan’ın Van Gölü kenarında bir otelde buluşmaları ile başlayan,sahada buldukları bir taşın üzerindeki üç çizgiden yola çıkarak yaşayan taşları adım adım bulmaya çalıştıkları bir tarihi roman..

    Basit ,yalın ve günlük bir türkçe kullanılarak ,kısa cümleler eşliğinde okuyucu kitlesinin tarihe vasat seviyede ilgisi olan insanları hedeflediğini düşündüğüm bir çırpıda okunan bir roman oldu.

    Kitabın başlarda karakterleri okuyucuya tanıttığı bölümlerde uyandırdığı merakın özellikle Sibel’in iç dünyasındaki karmaşanın Ahlattaki polisiye tadındaki koşuşturmaca içinde yeterince işlenmediğini ve romanın sonuna kadar bu arayış içerisinde beklentime kavuşamadığımı söyleyebilirim.

    Kitabı okurken fantastik bir hikaye duygusuna kapıldım yer yer ,hatta Jach Chan’in Efsane adında filmindeki gibi kayıp bir şehir filan bulunucak beklentisi içine girmişte olabilirim,nihayetinde deriler ve taşlar üzerinde okunduğunda sonraki nesiller üzerinde efsunlu sözler duygusu yaratan dizelerin aslında bir çeşit navigasyon olduğunu öğrendiğimde fantastik bir tarihi roman okumadığımı anladım.

    Yazar Gürcan Yaman ‘ın romanını Ahlat’ta saha çalışması yaparak yazmış olduğunu, taşlar üzerindeki yosunları neredeyse okuyucuya göstermiş ve hissettirmiş gibi betimlemesinden anlıyorsunuz..

    Yazar hakkında yeterince bilgiye vakıf olmamakla birlikte Türk Tarihine meraklı ve araştırmacı ,gezgin ruhlu bir kamu görevlisi olduğunu söyleyebiliriz.

    Elimdeki kitabı yazarın imzası ile okumuş bir okur olarak imza ve kurulan cümledeki yazı görünümünden dikkate değer ve yazın dünyasında ilerde yer edinebileceğini düşündüğüm bir yazar oldu.

    Yazar bu romanı ile Anadolu’da kadim zamanlardan beri Türklerin varolduğunu,mantar gibi bir gecede yerden bitmediğimizi,soyumuzun Orta Asya’ya dayandığını,Ahlat ve Orta Asya arasında Oğuz Kağan Destanı ve Orhun Abideleri ile bağ kurmaya çalışmasından özümüzün sahip olduğumuz en önemli hazinemiz olduğunu okuyucuya hissettirmeye çalışmış.İslamiyetten önce Türklerde Atalar Kültürü çok önemlidir,islamın kabulünden sonra da mezar kültürümüzün hâla önemini kaybetmediğini ve yazarımızın Atalara olan hayranlığını buldukları taşlarda Bilge Kağan’a ait sözlerin Hakan ,Sibel ve Uğur Hoca üzerinde efsunlanmışlar gibi bir etki bırakan cümleler kurmasından anlıyorsunuz.

    Yazar ,kadim Anadolu’nun paylaşılamayan hazinelerine romanında tarih kaçakçılığına dokundurma yaparak bu konuda da bir farkındalık oluşturmaya çalışmış.

    3-AHLAT SELÇUKLU MEZARLARI HAKKINDA BİLGİ

    Düzensiz şehirleşme sonucu bir kısım mezarlık arsa haline getirilmiş ve buralardaki bazı mezar taşları müzelere yığın halinde atılmıştır. Bu taşların envanterleri de eğer yapılmış ise yanlış olmuş baş ve ayak taşları ile sandukaları birbirine karışmıştır.

    Bu mezarlıkta Orta Asya balballarını hatırlatan insan şekli arkaik şahideler mevcuttur. Bunlar yuvarlak bir baş ile omuzları belirleyen taş blokları halindedir.

    Erken Osmanlı devri yazmalarından Kayı Boyunun ilk durağının Ahlat olduğu kayıtlıdır.

    Evliye çelebinin dediği gibi dillerinin Çağatayca’ya çalması, Doğu Türkistan’dan gelen oymakların kendi geleneklerini ve etkisinde kaldıkları motifleri Anadolu’ya getirdiklerini ortaya koyar.

    Anadolu Selçuklu Sanatı içinde nevi şahsına münhasır birer yapı olarak kalan Divriği ve Tercan’daki mimari anıtların Ahlatlı birer sanatkâr tarafından yapılmış olması Ahlatlı sanatkârlar üzerine dikkati çekmektedir. Biz bugün eserleri Ahlat dışında bulunan beş büyük sanatkârdan başka 23 Ahlatlı sanatkâr daha tanıyoruz. Bunlar mezar taşlarını mezar anıtları haline getiren sanatkârlardı

    Ahlat mezar taşlarında tespit ettiğimiz sanatkârlar şunlardır: Osman b. Hasan, İbrahim b. Kasım, Esed b. Eyyüp, Cuma b. Muhammed, Havend b. Bergi, Esed b. Haved, Asil b. Veys, Muhammed b. Veys, Hacı Yusuf b. Miran, Hacı Mirçe b. Miran, Hacı Miran b. Yusuf, Muhammed b. Miran, Buus b. Şems (Şemdik) ed Darrabi el-Hilâti, Kasım b. Üstad Ali, Kasım b. Muhammed , Ahmed.

    Bunlar hiçbir İslâmi mezar taşında rastlanmayan ölçüleri, kitabelerinin muhtavası ve ejder motifli tezyinatı ile Orhun anıtlarının İslamiyet ten sonraki devamı gibidir.

    Mezar taşı ustaları aynı zamanda mimardırlar. Orta Asya ile Anadolu arasındaki köprüyü de gösteren mezar taşları, bu alandaki çalışmaların ilerlemesi ile yeni boyutlar kazanacak ve Orta Asya ile Anadolu arasına yeni bağlar kuracaktır.

    Prof. Dr. Beyhan KARAMAĞRALI
    Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi / Türkiye
    1. Alıntı Kaynağı: Türkler, Cilt: 8 Sayfa: 208-217

    4-BOZKIR(HAYVAN)ÜSLUBU

    Atalarımız sürek avlarında ve at üstünde ömür tükettiklerinden olsa gerek, yaşam alanları içinde mesela avladıkları geyiklerin boynuzları ve çene kemiklerini bulundurmuşlar, hissediyorlar ki o hayvanları çeksinler bulundukları yerlere.

    Ya da ejderha,kartal gibi yırtıcı olabilecek hayvanları mezar taşlarında motif olarak resmetmişler halılarında,çadırlarında,kılıçlarında işlemişler ,insan olarak hayvana dönüşme merakı olduğunun göstergesi olarak sanat tarihi uzmanları yorumlamışlar..
    5-RUMİ MOTİFLERİ

    Roman içerinde Hakan ,Ahlat Mezar Taşları arasında dolaşırken taşlar üzerinde Rumisu diye adlandırılan bir motifi betimliyor.
    Selçukluların İslamiyetten önce Orta Asya ‘dan getirdikleri hayvan ve bitki şekillerinin içiçe geçtiği bir süsleme motifi.Helezon şeklinde kıvrılan dallar ve o dalların ucunca bir gagalı kuş mesela,bitki ve hayvan motifi içiçe..

    6-AHLAT TAŞLARI

    Ahlat Bitlis ili sınırları içerisinde Van Gölü kıyısında Nemrut ve Süphan volkanik dağları arasında 1700 metre yükseklikte bir Selçuklu Şehri.

    Nemrut Volkanik Dağının püskürmesi ile oluşan kırmızımsı tüfler,Ahlat taşları oluyor.Diğer taşlara nazaran tüf olduğu için daha hafif.

    7-AHLAT’TA GÜNÜMÜZDE TAŞ İŞÇİLİĞİ

    Taşçılar, Nemrut Dağı civarında çıkartmış oldukları taş bloklarını hızar atölyelerine satarlar. Araştırma yapılan yılda her bir blok taş 3,75 TL karşılığı satılmaktaydı. Ana kayadan ayrılarak üzerinde çalışılan büyük bloktan kopartılan küçük bir blok taşın ağırlığının 70-80 kg olduğu düşünüldüğünde taşçıların ne zor şartlarda çalıştığı görülmektedir. Hızarcılar, taşçılara kış aylarında avans vererek onları bir nevi kendilerine bağlamaktadırlar.

    Ahlat Taşı’nın diğer taşlara nazaran daha hafif olması, bu hafifliğe karşılık basınç dayanımının yüksek olması ve kolay işlenebilir olması nedeniyle Ahlat Taşı ünlenmiş ve Ahlat'ta taş işçiliği oldukça gelişmiştir. Ahlat Taşı, Nemrut dağının eteklerindeki taş ocaklarından küskü, manulye, balyoz, çivi, kazma, kürek ile ilkel yöntemlerle çıkartılmaktır

    Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Aralık 2015 Cilt 17 Sayı 2 (99-119)

    Yukarıdaki alıntı ciddi bir araştırmanın ürünü olmakla beraber Sanatkarların oyarak süsledikleri ve birbirinden özgün işlemeler ortaya çıkardıkları mezar ve yapı taşlarının arkasında ekmek kavgası olduğunu görüyoruz.Bir diğer dikkat çeken hususta günümüzde bile Ahlat Taş işçiliğinin ilkel şartlarda yapılmaya devam ediyor olması ve o taş blokları şimdi hızarlara götüren alet teknolojisi ,800 yıl evvelde Ahlatta vardı,Türkler demircilikle ün salmış ve demir madenini işleyen ilk kavim olmuşlardır gittikleri yerlere medeniyet götürmüşlerdir bunu Ahlat Taş İşçiliğinden de anlıyorsunuz.

    8-UNESCO VE AHLAT SELÇUKLU MEZARLARI

    Ekim 2013 tarihi itibariyle Somut Olmayan Kültürel Miras Türkiye Ulusal Envanteri’ne kayıtlı 60 unsurumuz bulunmaktadır. Taş İşleme Sanatı, 01.0019 envanter numarasıyla listeye girmiştir (Çoşkun vd., 2013:125-126).

    Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Aralık 2015 Cilt 17 Sayı 2 (99-119)

    Sadece AHLAT TAŞ MEZARLARI değil taş işçiliğimizde korunması gereken miras listesine eklenmiş ve de eklenmeye hazırlanıyor..

    9-TARİHİ ESERLER KAÇAKÇILIĞI

    Bu konuda Türkiye Tarihi yürek sızlatan bir konumda malesef.Düşünün ki,Almanlar 1800 lerde Ege deki antik kentlerde kazı yapıyor II.Abdülhamitin izniyle.Padişahımız kazı da bulunan parçaları hediye ediyor kazı ekibine ve o kadar tarihi eser parça parça Almanya ya taşınıyor.Anadolu Tarihine sahip çıkmamız,kıymet bilmemiz konusunda tarih bilincimiz üzücü seviyelerde.Daha daha nelerimizi hırsız gibi alenen taşıyarak bugün Paris,Londra,Moskova gibi dünyaca ünlü büyük müzelerde sergilediklerini görerek bilinçlenme adına görmek istiyorsanız buraya bir link bırakıyorum.


    https://www.neredekal.com/...-tarihi-eserlerimiz/

    10-BU ROMAN NEDEN OKUNMALIDIR?

    Kadim Medeniyetler diyarı Anadolu’da yaşam öykümüzün başlangıç hikayesini öğrenmek için,en eski temel felsefik sorular ben kimim,nerden geldim gibi sorulara bir nebze cevap bulma ümidi için,tarih bilinci olmadan hatırı sayılır bir hayat görüşüne sahip olamıyacağımız ve tarih bilinci kazanmamıza hizmet etmesi için özellikle genç dimağların okuması gereken bir roman..

    Kitabı hediye eden yazar Gürcan Yaman’a ,kitabın bana ulaşmasına aracı Janberk Çerkes’e teşekkür eder,keyifli ve bilinçli okumalar dilerim.
  • Ergün Diler

    SABAH gazetesi dün harika bir haberciliğe imza attı. Abdurrahman Şimşek ile Nazif Karaman, İNGİLİZ AJAN dosyası ile ilgili manşetten önemli bilgilerbulgular paylaştı. Öldürülen İngiliz AJAN'ın son saatleri fotoğraflarla ortaya konuldu.
    Ölmeden önce 4 paket sigara alması, evinin penceresinden 10 metre uzağa düşmesi, öldüğünde kıyafetlerinin üzerinde bulunması net olarak ortaya çıktı. İngiliz ajan James Gustaf Edward Le Mesurier'in bir yıllık eşi İsveç uyruklu Emma Hedvig Christina Winberg ifadesinde ve medyaya verilen serviste ısrarla "UYKU İLACI ALDIK. YATTIK. GERİSİNİ HATIRLAMIYORUM" diyordu...
    SABAH'ın ortaya çıkardığı fotoğraflarda daha önce yazdıklarım adeta doğrulanmış oldu. Takip edenler bilir! Cinayetten hemen sonra, daha ortada fotoğraflar yokken, "Eğer İngiliz ajan Le Mesurier ilaç alıp yattıysa, dışarıdan bir müdahale olmadıysa öldüğünde neden üzerinde günlük kıyafetler bulunuyordu.
    Ve neden evinin metrelerce ilerisine düşüyordu" diye olayın arka planını göstermeye çalışmıştım. Le Mesurier'in çok önemli bir isim olduğunu KRALİÇE'den nişan aldığını, MI6 DİREKTÖRÜ ile birlikte önemli çalışmaların üzerinde olduklarını da aktarmıştım.
    Suriye'deki petrol sahaları ile ilgili yaptığı faaliyetlerden İNGİLTERE'nin önemli kazançlar elde ettiğini ve bu nedenle özel takdir topladığını da paylaştım...
    Le Mesurier'in ölümünün planlı ve hedefli olduğu kolundaki 80 bin dolarlık saatin sabaha karşı ıssız sokakta kolunda kalmasından belli. ÖNEMLİ ÖLÜMLER hiçbir devlet tarafından açıklanmaz. İSTİHBARAT dünyası kendi içinde buna cevap verir. Bu da öyle oldu. Ancak biz hala olayın bütünlüğünün ve öneminin farkında değiliz. SON JAMES BOND'un ölümü asla ve kat'a sıradan bir ölüm, sıradan bir hamle, sıradan bir operasyon değildi!
    Bu konuda yazılmayan çok şey yazdım. Gelin SABAH'ın manşetinden sonra çıtayı daha da yukarı çekelim...
    Önce birkaç noktayı hatırlatmakta fayda var!
    Jeffrey Epstein'ı da burada çok yazdım. Dünyanın tepesindeki isimlerin kayıtlarını, görüntülerini elinde tutan isimdi.
    ABD'de CIA tarafından hapishanede öldürüldü.
    Mesela KRALİÇE'nin oğlu, Prens Charles'ın kardeşi ANDREW'in küçük kızlarla ilgili görüntülerinin Epstein'in kasasında olduğu söyleniyordu. Öldürülen ünlü medya devi Robert Maxwell'in kızı Ghislaine Maxwell bu arşivi bilen en önemli isimdi! Epstein'in en yakınındaki kadındı!
    Hapishanede öldürülen Jeffrey Epstein'in AVRUPA'daki en yakın dostu ise hayatımıza İNAN KIRAÇ'ı dolandıran isim olarak giren Gilbert Chikli idi! Epstein sadece ve sadece CHIKLI'nin malikanesinde kalırdı! Fransa'ya gittiğinde kendini güvende hissettiği yer Chikli'nin yanıydı!
    Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian adını kullanarak milyonlarca dolarlık dolandırıcılık yapan Gilbert Chikli, İsrail'de yaşıyor. Yılın belli bölümlerini burada geçiriyor!
    Zaten Gilbert Chikli'nin MOSSAD ile yakınlığını bilmeyen yok! Ancak bilinmeyen bir şey var!
    İstanbul'da KARAKÖY'de öldürülen ya da başka yerde öldürülüp cesedi oraya bırakılan İngiliz ajan James Gustaf Edward Le Mesurier ile GILBERT
    CHIKLI yakın dosttu! Kasım ayının başında öldürülen MI6 ajanı James Gustaf Edward Le Mesurier'le 2015 yılında tanışan Chikli, Türkiye'den topladığı paraları Beyaz Miğferler'e veriyordu!
    Chikli'nin, James Gustaf Edward Le Mesurier'le tanışmasını sağlayan kişi de Anthony Lasarevitsch... Le Mesurier ile Lasarevitsch uzun yıllardır arkadaş! Chikli'yi Le Mesurier'e götüren Lasarevitsch İNGİLİZ AJANA DESTEK olmak istiyor! Amacı bu.
    Ve Chikli ile Le Mesurier, çok daha yakın arkadaş oluyor. Hatta 2018 yılında Chikli, İstanbul'da James Gustaf Edward Le Mesurier'in evinde kalıyor. Birlikte vakit geçiriyorlar.
    Bu dostluk kayıtlarda, kameralarda var mı bilemiyorum ama İKİ İYİ ARKADAŞIN operasyonları da dostlukları da bilinmesi gerekenler tarafından bilinmekte!
    Chikli hayatımıza İnan Kıraç'ı dolandırarak girmişti.
    Kimine göre 4, kimine göre 40 milyon EURO gitmişti.
    Rakam elbette önemli ama daha önemli olan kimin kimi iyi tanıdığının bilinmesi! İnan Kıraç, Fransız bakan Jean- Yves Le Drian'ı ekranda görünce kesenin ağzını açıyor! Bu Chikli tarafından biliniyor! Ve operasyon böyle yürüyor! Epstein da Le Mesurier de öldürüldü. Chikli ise İSRAİL'de saklanmakta...
    Son durum bu!
    Ama bilmediğimiz yerlerde hesaplaşma fena halde devam etmekte!
    İngiliz ajanın 11 Kasım'da Karaköy'de öldürülmesinden iki hafta sonra çok üzerinde durulmayan bir olay daha yaşanıyordu.
    Bu kez adres İZMİR'di!
    NATO'dan emekli ABD'li doktor James Edward Steidel evinde ÖLÜ BULUNUYORDU!
    Garip tesadüf doktorun da ismi İngiliz ajan ile aynıydı!
    59 yaşında ölen doktorun ölü nedeni otopsiye rağmen bilinmemekte!
    NATO'dan emekli doktor James Edward'ın ölümü Golden cinsi "Gaya" isimli köpeğinin iki gün boyunca havlamasından sonra anlaşıldı!
    Bu neyin hesaplaşmasıydı bilmiyoruz. ABD vatandaşı DOKTOR neden ve kim tarafından ortadan kaldırılıyordu!
    İstihbarat dünyası, para, patronlar, operasyonlar ve yeni dünya düzeni... Dengeler oturuncaya kadar kritik isimde çok kişi ortadan kaldırılacak...
    Büyük kavgayı veren taraflar burada kendilerini hissettirecek...
    Rakiplerini tasfiye etmek için burada güç gösterisinde bulunacaklar.
    Çok şeyi NORMAL ÖLÜM gibi karşılayacağız...
    Hepsi suikast olsa da...
    İzleyelim...
    Unutmadan sormak gerekiyor! Le Mesurier'in eşi Emma Hedvig Christina Winberg'in elinin altındaki yüklü miktardaki para, CHIKLI'nin miydi! Yani Le Mesurier'in evindeki paranın gerçek sahibi Chikli miydi?
    Paraları o mu vermişti?
    Galiba evet!
  • Orhun (1943-1944) kapatıldıktan sonra Sabahattin Ali, Atsız aleyhinde bir hakaret davası açtı. 3 Mayıs günü
    Ankara’da birkaç bin Türkçü gencin nümayişinden sonra 2. Dünya Savaşı’nda Almanların mağlûp olacağı,
    Sovyetlerin ise galip geleceği neredeyse kesinleştiği için devlet ve hükûmet eliyle Türkçülere karşı büyük bir hareket başlatıldı. Bu hadiselerin neticesi meşhur Irkçılık-Turancılık davasıydı. Tafsilat için şu kaynaklara müracaat edilebilir: İlhan E. Darendelioğlu, Türk Milliyetçiliği Tarihinde Büyük Kavga, Oymak Yayınları, İstanbul 1976;
    Mustafa Müftüoğlu, Millî Şef Döneminde Çankaya’da Kâbus (1944 Turancılık Davası), Başak Yayınları, İstanbul
    2005;
    Yavuz Bülent Bâkiler, 1944-1945 Irkçılık Turancılık Davasında Sorgular Savunmalar, Türk Edebiyatı Vakfı
    Yayınları, İstanbul 2010;
    Hayri Yıldırım, 3 Mayıs 1944 Irkçılık Turancılık Davası, Togan Yayıncılık, İstanbul 2015;
    Günay Göksu Özdoğan, “Turan”dan “Bozkurt”a: Tek Parti Döneminde Türkçülük (1931-1946), s. 89-124. Hükûmet yanlısı yazılar için bkz. Irkçılık-Turancılık, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayınları, Ankara 1944. Bununla beraber bu mesele hakkındaki en önemli kaynaklardan biri Orkun (1950-1952)’da Nejdet Sançar tarafından yazıldığı tahmin edilen “1944-1945 Irkçılık-Turancılık Davası” adlı tefrikadır. Tefrika derginin 3-61. sayıları arasında toplam 42 sayıda yayınlanmıştır. Neredeyse bütün Atsız biyografilerinde Atsız’a ait olarak gösterilen bu tefrika, Fethi Tevetoğlu’na göre Nejdet Sançar’a aittir ve Tevetoğlu, Sançar’a ait 10 adet defterin Reşide Sançar tarafından kendisine verildiğini söylemektedir. (Fethi Tevetoğlu, “Türkçü Dergiler IX,” s. 42). Bu tefrikanın kim tarafından yazıldığı gerçekten de ilginç bir konudur. Burada kısaca bu konuya değinmekte fayda var. Tefrika, Orkun (1950- 1952)’da yayınlanmaya başlandığında Türkçülerin davalar sırasında tuttukları notlar karşılaştırılarak elde edildiği, toplamda 1000 sayfayı geçebileceği ve ileride kitap olarak yayınlanacağı yazmaktadır ([Nejdet Sançar], “1944-1945 Irkçılık-Turancılık Davası,” Orkun (1950-1952), I/3 (20 Ekim 1950), s. 10). Başka bir yerde de tefrikanın Türkçülerden toplanan notlarla hazırlandığı, bazı notların çok uzaklardan geldiği yazıyordu ([Nejdet Sançar], “1944-1945 Irkçılık-Turancılık Davası,” Orkun (1950-1952), I/39 (29 Haziran 1951), s. 15). Atsız’ın mektuplarında da benzer yönde bir ibare vardı. O, İsmail Hakkı Yılanlıoğlu’na yazdığı 9 Mart 1951 tarihli bir mektupta Yılanlıoğlu’ndan davalar sırasında orduda yapılan duyurular hakkında belgeler göndermesini istiyordu (Atsız’ın Mektupları, s. 48). Derginin 7. sayısında tefrikanın bölüm bölüm farklı kişiler tarafından yazılacağı ve giriş kısmının Atsız tarafından yazıldığı belirtiliyordu (“Ülküdaşlarla Başbaşa,” Orkun (1950-1952), I/7 (17 Kasım 1950), s. 16). 12-19. sayılar arasında tefrika yayınlanmamıştır. 19. sayıda bunun sebebi olarak tefrikayı hazırlayan heyet arasında bulunan Atsız’ın rahatsızlığı gösterilmektedir (Orkun (1950-1952), I/19 (9 Şubat 1951), s. 9). Gerçekten de bu tarihlerde Atsız, dizanteri sebebiyle rahatsızdır (Atsız’ın Mektupları, s. 45). Atsız’ın iyileşmesini müteakip 20. sayıyla tekrar başlayan tefrika 61. sayıda son defa yayınlanarak kesilmiştir. Tefrikanın yayınının durdurulmasına sebep olarak tefrikayı hazırlayanların zaman bulamaması gösterilse de asıl sebebin başka bir mesele olduğunu tahmin
    ediyoruz (Orkun (1950-1952), II/61 (30 Kasım 1951), s. 16). Tefrikanın yayınlandığı dönemde Türkçüler arasında
    Atsız’ın ve çevresindekilerin bu tefrikayla kendi reklamlarını yaptıkları hakkında bir dedikodu çıkmıştı. Atsız da
    mektuplarında bundan yakınıyordu. Tefrika, Atsız mektuplarında bu söylentiden ilk defa bahsettiği 19 Kasım 1951
    tarihli mektubundan hemen sonra Orkun (1950-1952)’un 30 Kasım 1951 tarihli sayısıyla son buldu. (Atsız’ın
    Mektupları, s. 49-50). Aslında tefrikanın neşrine henüz yeni başlandığı sıralarda da bu söylentinin, yahut Türkçüler
    arasında bir rahatsızlığın olduğu anlaşılıyor. Mustafa Mete adlı bir okurun mektubuna verilen cevapta tefrikanın
    Türkçüler ibret alsınlar diye yayınlandığı ve tefrikada bahsi geçen şahısların cesaret veya fedakârlıklarının göze
    batmaması gerektiği yazılmaktadır (“Ülküdaşlarla Başbaşa,” Orkun (1950-1952), I/11 (15 Aralık 1950), s. 16).
    Anlaşıldığı kadarıyla tefrika, yayınlanmasa da üzerinde çalışılmaya devam edilmiştir. Ötüken’in Ocak 1969 tarihli
    sayısında bu hususta kısa bir pasaj bulunmaktadır. Nejdet Sançar tarafından hazırlandığı belirtilen kitap, 4 veya 5 cilt olarak düşünülmekte ve tutuklamalar, tebliğler, duruşmalar, savunmalar, temyiz kararları gibi konuları içermektedir (“1944 Irkçılık-Turancılık Davası,” Ötüken, VI/61 (Ocak 1969), s. 7). Tefrika hakkında en geniş malûmatı Nejdet Sançar’la 10 Kasım 1973’te yapılan bir mülâkatta bulmak mümkündür...
    Bu mülâkatta Sançar, tefrika hakkında ayrıntılı bilgi vermektedir. İsmet İnönü İle Hesaplaşma adlı kitabından bahsederken Irkçılık-Turancılık davasının
    kitabını hazırladığını söyleyen Sançar, davalar sırasında elle tuttuğu notlardan oluşan eserin yayınlandığında 3, 4
    veya 5 cilt olacağını söylemektedir. Sançar, anlattığına göre, duruşmalar sırasında notlar tutmuş, cezaevine geldiğinde ise bunları temize çekmiştir. Sançar’ın defterlerinin içeriğinde davaya giden yol, sorgular, işkenceler, duruşmalarda
    yaşananlar, mahkemeye verilen dilekçeler, savunmalar vs. gibi konular vardır (“İsmet İnönü İle Hesaplaşma
    Hakkında Nejdet Sançar’la Konuşma,” Ötüken, X/119-120 (Kasım-Aralık 1973), s. 11-12). Nejdet Sançar, Hamza
    Sadi Özbek’in vefatı üzerine kaleme aldığı bir yazıda da bu kitaba değinmektedir. Buna göre Özbek, Sançar’ı her
    ziyaretinde kitabın tamamlanıp tamamlanmadığını sormaktaydı. Ayrıca Özbek, davanın kendisiyle ilgili bölümünü de
    hazırladığını söylüyordu (Nejdet Sançar, “Rahmetli Özbek,” Ötüken, XI/131 (Kasım 1974), s. 14). Özbek’in
    hazırladığı bu bölümün varislerinde olması kuvvetle muhtemeldir. Sançar’ın bu yazısının tarihi 7 Ekim 1974’tür.
    Atsız, 28 Kasım 1974 tarihinde Muzaffer Eriş’e yazdığı bir mektupta aynı eser üzerine çalıştığını ifade etmekte ve
    Eriş’ten bu hususta kendisi, Cihat Savaş Fer ve Fehiman Tokluoğlu hakkında bilgi istemektedir. Atsız’ın
    mektuplarını yayına hazırlayan Yücel Hacaloğlu’na göre Atsız, hayatının son dönemlerinde bu eseri tamamlamak
    için çaba göstermişse de kitabın hazırlanmasıyla büyük ölçüde Sançar meşgul olmuştur. Hacaloğlu ayrıca, Sançar’ın
    vefatından sonra Reşide Sançar’ın tamamlanmış halde bulunan bu kitabın basılması için imkân aradığını da
    söylemektedir (Atsız’ın Mektupları, s. 328-329). Sançar’ın vefatı, bu konunun Atsız’ın dergilerinde tekrar gündeme
    gelmesini sağlamıştır. Onun hakkında imzasız yayınlanan bir biyografide vefat etmeden evvel hazırladığı kitaplar
    arasında Irkçılık-Turancılık davasının kitabı da sayılmaktadır (“Nejdet Sançar’ın Hayatı ve Eserleri,” Ötüken,
    XII/135 (Mart 1975), s. 6). Ötüken’in Sançar’a hasredilen bu sayısında Mustafa Hacıömeroğlu da, onun hazırladığı
    kitaplar arasında bahsi geçen eserin de olduğunu yazmaktadır (Mustafa Hacıömeroğlu, “Kaynak Adam Nejdet Sançar
    Göçtü,” Ötüken, XII/135 (Mart 1975), s. 15). Bu konu hakkında ayrıntılı bilgi verenlerden biri de İsmet Tümtürk’tür.
    Ona göre Sançar, davalar sırasında durmadan not tutardı. Duruşmalar bitip koğuşlara dönüldüğünde bu notları hemen
    temize çeker, eksik yerleri duruşmalara katılanlara sorarak tamamlardı. Bunu yapmaktaki amacı duruşmalardaki
    tutanakların kasten yanlış tutuluyor olmasıydı (İsmet Tümtürk, “Nejdet Sançar’dan Hatıralar,” Ötüken, XII/135 (Mart 1975), s. 11). Anlaşıldığı kadarıyla Sançar bu notları tutarak davaların gerçek bir tarihini yazmayı planlıyordu. Konu, hakkında fikir bildiren yazarlardan biri de Necmeddin Sefercioğlu idi. Ona göre tefrika Atsız ve Sançar tarafından yazılmıştı (Türkçü Dergiler, s. 39). Görüldüğü üzere Irkçılık-Turancılık davasıyla ilgili belki de en önemli kaynağı
    teşkil edecek olan bu eseri kimin yazdığı yüzde yüz olarak belli değildir. Fakat yukarıda yazdıklarımızı
    değerlendirecek olursak, başta Atsız olmak üzere birçok Türkçü’nün yardım ettiği bu eserde en büyük emeğin
    Sançar’a ait olduğunu söylemek mümkün olacaktır. Bu sebeple biz de tefrikayı Nejdet Sançar ait olarak kabul ettik.
    Nejdet Sançar’ın vefatından sonra Reşide Sançar’a kalan bu defterlerin akıbetinin ne olduğu sorusu akıllara gelebilir.
    Daha evvel de söylediğimiz gibi, Fethi Tevetoğlu defterlerin kendisinde olduğu yazmıştı. Yavuz Bülent Bakiler,
    davadaki sorgu ve savunmaları yayınladığı kitabında bu belgeleri Nejdet Sançar’ın eşi Reşide Sançar’dan aldığını
    söylemektedir (Yavuz Bülent Bakiler, a.g.e., s. 7). Reşide Sançar tarafından Bakiler’e verilen bu belgeler Nejdet
    Sançar’ın hazırladığı kitabın bir kısmı mıdır, bilmiyoruz. Fakat aldığımız son bilgilere göre Sançar tarafından
    hazırlanan defterler şu an Ahmet Bican Ercilasun’un elinde ve yayınlanmak üzere hazırlanmaktadır. Umuyoruz ki bu kitabın yayınlanmasıyla Türkiye’deki Türkçülüğün tarihine ait çok önemli bir hadise büyük oranda aydınlanacaktır.
  • 15 Haziran 1984 tarihinde KKTC'nin başkenti Lefkoşa'da dünyaya gelen Buray'ın tam adı Buray Hoşsöz'dür. Lise eğitimini Türk Maarif Koleji'nde aldıktan sonra, üniverite eğitimini Doğu Akdeniz Üniversitesi Müzik Bölümü'nde tamamlamıştır.

    Büyük Britanya'daki Glamorgan Üniversitesi’nde Müzik Prodüksiyonu ve Ses Mühendisliği üzerine yüksek lisans eğitimi de yapan Buray, Avustralya’da tanıştığı söz yazarı ve besteci Gözde Ançel ile birçok şarkıya imza atmış, başta Ferhat Göçer'in “Unutmuş Çoktan” şarkısı olmak üzere; Ömür Gedik ve Selim Gülgören gibi sanatçılara da çeşitli besteler vermiştir.

    2015 yılında, Melbourne’daki stüdyosunda ilk albümü "1 Şişe Aşk" için çalılışmalar yapan Buray, Haluk Levent, Kuzey, Rober Hatemo, Soner Arıca, Gökhan Tepe, Berksan, İzel gibi birçok sanatçıya Kıbrıs konserlerinde gitarist olarak eşlik etti. Solistliğini üstlendiği “Sensitive Vibrations” grubuyla ve “Acoustic Ceremony” projesiyle birçok konser veren Buray, geniş ve modern İngilizce repertuvarı ile büyük ilgi gördü.
    2004 yılında “United Boyband” grubunun solisti olarak Kıbrıs Eurovision elemelerinde 125 yarışmacı arasından finale kalan ve İngiltere Royal Alexandra Palace’da konser veren Buray, 2008 yılında “Yanayım” adlı şarkıyla hızlı bir çıkış yapan Babutsa grubunun albümündeki çoğu şarkıya aranjörlük yaptı. Kıbrıs’ta birçok sanatçının albümünde aranjörlük yapan genç yıldız, KKTC’deki sayısız televizyon programının orkestra şefliği görevini de üstlendi.
    "1 Şişe Aşk" albümünün çıkış şarkısı "İstersen" oldu. Sözleri Gözde Ançel’e, bestesi Buray ve Gözde Ançel ikilisine ait olan "İstersen" şarkısının düzenlemesi de Buray’ın imzasını taşımaktadır. Albümün ikinci klibi "Sen Sevda Mısın" şarkısına çekildi. Şarkı, Türkiye resmî listesi'nde 1 numara olma başarısı gösterdi. "Sen Sevda Mısın"'ın ardından üçüncü klip olarak "Kimsenin Suçu Yok" şarkısı yayımlandı. Ayrıca Buray'ın şarkıları birçok şarkıcının sahne repertuvarlarına girer ve sosyal medyada milyonlarca tıklanır.Kendisi için çıtayı bi hayli yüksek tutan Buray ikinci albümünün kayıtları için İstanbul'a yerleşir.Uzun süre titizlikle üzerinde çalıştığı albümü "Sahiden"i kasım ayında müzikseverlerin beğenisine sunar.Tüm şarkılarının sözleri ilk albümde olduğu gibi , Buray'ın sihirli kalem diye nitelendirdiği Gözde Ançel'in imzasını taşırken bestelerde yin Gözde Ançel ve Buray ortaklığında yapılır.Buray albümünün çıkış şarkısı olarak Aşk mı lazımı belirler.Aşk mı lazım kısa sürede sosyal medyada ve müzik listelerinde zirveyi zorlar.Dijital platformlarda ve ulusal radyolarda zirveye yerleşen albümüyle hem müzik eleştirmenlerinin hemde dinleyicilerinin taktirini kazanır.
    ...
    Ağırlıklı olarak duygusal şarkılardan oluşan, biri rap versiyon olmak üzere toplam 12 şarkılık albümde, Buray'ın sevilen müzik tarzı yine gün yüzüne çıkıyor. Albümün bir diğer özelliği de her şarkının sonunda, şarkı sözlerinin hikayesini yansıtan özel ses efektli geçişler kullanılması oldu. Tüm şarkıların aranjelerinde Buray'ın imzası bulunurken, albümün diğer aranjörleri ise Tolga Erzurumlu ve Bahadır Tanrıvermiş.
    Albümün ilk video klibi, duygusal ve iddialı çıkış şarkısı "Aşk Bitsin"e çekildi. Albümün iddialı şarkılarından olan, çıkmaza girmiş aşklara bir yardım çığlığı niteliğindeki "Aşk Bitsin"in klip yönetmenliğini Serdar Börcan, görüntü yönetmenliğini ise Eren Yıldız üstlendi.Klibin senaryosunu yazan Alper Ataman, Buray'ın klipteki oyuncu koçluğunu da üstlenirken; Balaban Gölü, Durusu ve Karaburun'da 14 saatte çekilen klipte Buray'a oyuncu Nil Özkul eşlik etti.Albümde yeni akımlara da göz kırpan Buray, son dönemin yükselişteki rap müzisyenlerinden Kezzo ile "Haykırasım Var" şarkısında düet yaptı. Albümde akustik versiyonu da olan şarkının rap sözleri Kezzo'ya ait. Kezzo, bu versiyonun düzenlemelerinde de Gözde Ançel ve Buray'a eşlik etti.
    Hayranlarından gelen isteği kırmayan Buray, albümün hareketli şarkılarından olan “Kabahat Bende” için kamera karşısına geçti.
    Performans klibi olarak tasarlanan videoda kendi orkestrası ile sahne alan başarılı sanatçı, renkli led ışıklar eşliğinde görsel şölene dönüşen klipte danslarıyla da göz doldurdu.
    Ana Sayfa » Müzik » Albüm & Single » Buray- Kabahat Bende Kliplendi !
    Buray- Kabahat Bende Kliplendi !
    15 ŞUBAT, 2019ALBÜM & SİNGLEMÜZİKVİDEO
    oduller-reklam-banner
    Buray’ın Sony Music etiketiyle piyasaya sürdüğü ‘Kehanet’ albümünden ‘Kabahat Bende’ kliplendi. Sözleri Gözde Ançel’e ait şarkının bestesi Gözde Ançel ve Buray imzası taşıyor. Düzenlemesi Bahadır Tanrıvermiş ve Buray tarafından yapılan şarkının video klibinde yönetmenliği Serdar Börcan üstlendi.

    3. stüdyo albümü “Kehanet”in çıkış şarkısı “Aşk Bitsin” ile uzun süre liste başı olan Buray, albümün ikinci video klibini “Kabahat Bende” isimli şarkıya çekti. Hayranlarından gelen isteği kırmayan Buray, albümün hareketli şarkılarından olan “Kabahat Bende” için kamera karşısına geçti. Performans klibi olarak tasarlanan videoda kendi orkestrası ile sahne alan başarılı sanatçı, renkli led ışıklar eşliğinde görsel şölene dönüşen klipte danslarıyla da göz doldurdu.
    Klibin sürprizi ise; Buray’ın Kıbrıs’ta yaşayan ve Kıbrıs’ın sevilen müzisyenlerinden olan saz üstadı babası Turgay Salim’in klipte oynaması oldu. Şarkının saz solo bölümünde sazıyla kamera karşısına geçen Turgay Salim saz şovuyla klibin en özel sahnelerine imza attı. Turgay Salim; daha önce de Buray’ın “Sahiden” albümüne “Gül Goncalar” isimli şarkısını vererek oğluna destek olmuştu.
    Beykoz Kundur Fabrikası’nda -10 derece soğukta ve 15 saatte gerçekleşen klibin yönetmenliğini Serdar Börcan, görüntü yönetmenliğini ise Eren Yıldız üstlendi.
    Buray, ‘Taç Mahal’ isimli şarkısının video klibini sevenleri ile buluşturdu. Taç mahal'e klip çeken şarkıcı klibi için Hindistan'a gitti. Çekimler Hindistan'da oldu.Keyifli bir şarkıyı yorumlayan Buray’ın son çalışmasında yönetmen koltuğunu Olgaç Öke ve Mehmet Kozal paylaştı.
    Imm gelecek günlerde daha başarılı olman dileğiyle. @buraymusic
    (ımm yazılar sırasıyla BURAY'ın katıldığı programlardan bakılarak yazılmıştır. Lütfen bari emeğe saygı olarak bari bu iletime saçma yorumlar yapmayın SAĞLIKLI KALIN...)