sinem, Eşref Saat'ı inceledi.
25 Nis 22:07 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Çocukluğumda roman,öykü veya masal dışında bir edebi türü keşfetmemi sağlayan 100 Temel Eser içinde yer alan basit anlatımlı bir kişisel gelişim kitabı.

Belkıs Aslan, Sol Ayağım'ı inceledi.
21 Nis 18:26 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı bir çırpıda bitirdim. Neden mi ?
Hayal kurmaya bayilsam da gerçek yaşam hikayeleri , filmleri hep içime işlemiştir. Bana umut etmenin önemini , sukur etmemi sağlamıştır.
Kitap gerçek bir yaşantı. Hatta yazarın sadece sol ayağıyla yazdığı gerçeği kadar gerçek. Düşünüyorum da bizler vücudumuzun her uzvunu kullanabildigimiz halde neden hep şikayet ederiz ?
Bedava yaşıyoruz demiş ya yazar. Kesinlikle katılıyorum. Sırf biri bizi sevmedi diye isyan edisimize kızıyorum. Aşkı küçük görmüyorum elbette. Ama hayatın gerçeklerini de görmezden geliyoruz. Olmadık şeyleri dert ediniyoruz. Sırf bu yüzden gerçek hikayeleri daha çok severim. Gerçeklik duygusunu hayatiniza intikal etmesini istiyorsanız lütfen okuyun. Ki MEB 100 TEMEL ESER içerisinde olan bir kitap .
Şükredelim ne olur ....

Levent Günaydın, Fareler ve İnsanlar'ı inceledi.
19 Nis 19:14 · Kitabı okudu · 4 günde · 6/10 puan

Uzun zamandır yoğunluktan dolayı yoktum. Ancak Geldim ve çok ağır hayal kırıklığı olan bu kitapla geldim. Kitabı seven ve okumak isteyen herkes bunu okusun. Altını çiziyorum SEVENLER bile bu incelemeyi kesinlikle sonuna kadar okumalı. Öncelikle kim bu kitaba MEB 100 Temel Eser damgasını vurdu? Abi kitabı okumadan mı damgalıyorsunuz ? Şaka mı bu cidden Bu kitabı orta okul gençleri bırakın liseye yeni başlayanlara bile öneren bir öğretmen varsa gelsin karşıma bir kaç çift sözüm olacak!!! Kitap Küfür kıyamet ABD dizisi gibi. Kadınlara olan İthamları sıfatları Irkçılıklardan bahsetmiyorum bile(bir kitap düşünün ki herkesin karizmatik bir adı var ANCAK BİR BAYANIN ADI BİLE YOK CURLEY'NİN KARISI OLARAK GEÇİYOR SİZCE BU NEYE GİRİYOR?).... Gençlerimizin böyle küfür içinde mi büyümesini istiyorsunuz yada hayallerinin George'nun 50 dolar toplar o gece gider ve **** yaparım hayalleriyle mi donatılsın!!! Bu ne saçmalık . Diyebilirsiniz Kitabın özü önemli bende derim ki özü önemli ama bu kadar fazla küfür saçma hayaller ve kelimeleri gençlere okutmak saçmalıktır!!! Tabi kendi çocuğunuzda öyle yetişmesini istemiyorsanız. Genç yeni yeni okıuyacak iki de bir ya size yada internete kitaptaki saçma kadınlar üzerindeki sıfatları yada küfüleri araştıracak!!! Bu kitap net bir şekilde +16 hatta +18 bile sayılabilir.İçeriğe gelecek olursak twistleri barındırmayan sürekli tekrar eden cümleler var buda bir yerden sonra okuyucu bayıyıor. Hikaye olarak sade ve akıcı .Sonu güzel hikaye. ortalama bir hikaye benim gözümde Çünkü olacaklar nedense kendini belli ediyor ve şaşırtmıyor.+16 veya +18 kendini bilen kişilerin okumasında sakınca yok. Ancak onlar bile küfüre hazmedemiyorsa okumaktan sıkılabilir.Küfürler beni bile irite etti.. Okuduysanız inşaAllah hak vermişssinizdir Bu kitap kesinlikle meb 100 temel eser adı altında basılmamalı. Gerekli mecralara iletim yapacağım bakalım dönüş olur mu bilmem hepinize hayırlı okumalar :)

Son 1 aydır Türkiye, İslam’ın, dinin, şeriatın ya da din kültürünün güncellenip güncellenemeyeceği, güncellenebilecekse hangisinin kim tarafından ve ne şekilde güncellenebileceği konularında siyasetçilerden akademisyenlere, ilahiyat hocalarından köşe yazarlarına kadar binlerce insan tartışmaya katılmakta, usul, adap ve erkân gözetmeyen sosyal medya kavgaları gereksiz dargınlıklarla yol açmaktadır. Bu hengâmede, Özcan Hıdır Hoca’nın biri 5. Baskısıyla, diğeri ise ilk baskısıyla okuyucuya sunulan iki eserine dikkat çekmek istiyoruz.Yahudi Kültürü ve Hadisler
Hıristiyan Kültürü ve Hadisler
Çalışmalarını Yahudi ve Hristiyan kültürünün İslam, Kur’an ve hadislere etkisine ilişkin tartışmalar, dinler ve kültürlerarası etkileşim, İslamofobi-İslam karşıtlığı, kültürel ırkçılık, “Protestanlık-Martin Luther ve İslâm”, “Avrupa ve Batı’da İslam”, “Kur’an ve Hz. Peygamber imajı”, “Batı’da Kur’an ve Sünnet’e yaklaşımlar”, “hadis oryantalizmi ve oksidentalizmi” ve “Avrupa’daki Türkler ve Müslümanların dinî-manevi, sosyo-kültürel, eğitim ve aile ile ilgili problemleri” gibi konulara yoğunlaştıran Özcan Hıdır, 2017 sonunda yayımlanan “Hıristiyan Kültürü ve Hadisler” isimli eserini, “Zühd Hadisleri ve Literatürü Özelinde” oldukça detaylı iktibaslarla telif edilen ve İnsan Yayınları’nın 690. yayını olarak ilim adamlarının, araştırmacı ve okurların ilgisine sunulan eser, 2016 yılında İstanbul Sebahattin Zaim Üniversitesi’ne intisap eden Özcan Hıdır Hoca’nın profesörlük çalışmasıdır.
“İslâm’ın, Kur’an’ın ve hadislerin Yahudi-Hıristiyan Kökeni Teorisi”ni bilimsel yöntemle reddetmek
Hocanın “İsrailiyyat ile Hadis İlişkisi”ni inceleyen doktora çalışması da 2006 yılında yine İnsan Yayınları tarafından “Yahudi Kültürü ve Hadisler” başlığıyla yayımlamıştı. 2018 başında beşinci baskısını yapan bu eserin devamı ve mütemmimi mahiyetindeki yeni eserinde Özcan Hoca, hadisleri, İnciller ile karşılaştırıyor. Farklı kesimlerce sıkça gündeme getirilip tartışılmakla beraber hadislerin, İnciller (kanonik-apokrif) ile karşılaştırılması, Türkiye’de olduğu gibi diğer İslam ülkelerinde de çoğunlukla bilimsel yöntemleri dikkate almadan ve tarafgirlikle yürütülen netameli bir konudur.
Özellikle tefsir ve tarih kitaplarında yer alan ve “isrâiliyyât-mesîhiyyât” olarak adlandırılan rivayetlerin tedkîkine dair İslâm dünyasında genel anlamda çok sayıda çalışma yapılmıştır. Mesela Necmüddîn et-Tûfî ve Seyyid Ahmed Han gibi âlim ve yazarların İncillere yaptığı tefsirler bu konuda örnek verilebilir. Ayrıca Mukâtil b. Süleyman ve Bikâi gibi müfessirlerin tefsirlerinde de Kitab-ı Mukaddes’e ait bilgiler yoğun şekilde kullanılmıştır. Ne var ki, meseleyi hadisler özelinde arka plan bilgileriyle birlikte inceleyen ilmî çalışmalar yok denecek kadar azdır. Buna karşılık oryantalistler, özellikle de “revizyonist-indirgemeci” ekole sahip oryantalistler ise konuyu sürekli “İslâm’ın, Kur’an’ın ve hadislerin Yahudi-Hıristiyan kökeni teorisi” çerçevesinde ele alıp ortaya ziyadesiyle iddia atmışlardır.
Yahudi Kültürü ve Hadisler isimli eseriyle Türk dilinde üretilen literatürde önemli bir boşluğu dolduran Özcan Hıdır, Hıristiyan Kültürü ve Hadisler isimli yeni eseriyle meselenin ikinci yarısını da tamamlamış oldu. Hocanın her iki eserinde derinlemesine incelediği ve Yahudi ya da Hıristiyan kültürünün etkisine maruz kaldığı iddia edilen 100 kadar hadisi tek tek ele alarak, bu bağlamda ortaya çıkan bazı teorik ve metodolojik problemleri inceleyerek genel bir değerlendirmeye ulaşacağı üçüncü eserinin de 2018 yılı içinde yayımlanacağı müjdesi memnuniyet vericidir.
Hıristiyan kültürünün hadislere etkisi iddialarını bilimsel yöntemle incelemek
Kitap, kavramsal çerçeve, metot ve kaynaklara dair bilgi ve değerlendirmelerin yer aldığı giriş bölümünün ardından; ana hatlarıyla Hıristiyanlığın tarihi ve kutsal kitapları, tarihte Müslümanlarca yapılan İncil tefsirleri/yorumları, İbn Asâkir’e ait “Müslüman İncil” diye nitelenen eser, Barnaba İncili tartışmaları, Arap Yarımadası’ndaki Hıristiyanların kutsal kitap ve mabed/manastır açısından durumu, İncillerin Arapçaya tercümesine dair tartışmalar, ebedi hikmet ve dinler-kültürler arasındaki geçişkenlik, Rasulullah (sas) ile ilk Müslüman nesillerin (sahâbe ve tâbiûnun) Varaka b. Nevfel, Bahira, Addas, Süheyb b. Samit, Ebu Amir ve Mekke’deki Habeşli bazı köleler -ki bu isimlerin önemli bir kısmı teslisi/üçlemeyi kabul etmeyen monofizit geleneğe mensuptur- gibi Hıristiyan din adamları başta olmak üzere Hıristiyanlarla ilişkileri, Hıristiyan kültürünün hadislere etkisi iddialarına ilişkin farklı perspektifler, problemler, sebepler, alanlar (zühd, kudsi hadisler, uydurma hadisler, apokaliptik, kısasu’l-enbiya) ve iddialar bağlamında inceleyen hacimli bir çalışmadır.
Eserin son bölümünde zühd ile alakalı 15 hadis/rivayet karşılaştırmalı olarak tek tek değerlendirilmiştir. Bu meyanda en dikkat çekici olan hadisler/rivayetler, Hıristiyanların, özellikle de “Katoliklerin Fatihası” konumundaki “Pater Noster (Babamız)” duasının oldukça benzer versiyonunun hadislerde yer almasıdır. Özellikle zühd konulu hadis kaynaklarında birebir tercüme edilen ve Matta İncili’nde Hz. İsa’nın Dağ Vaazı’nda yer alan oldukça çarpıcı “tuz” ve “ışık” metaforu ve Havarilere hitaben; “Siz dünyanın tuzu ve ışığısınız...” sözü de örnek verilebilir. Zira benzer bir söz Allah Rasulü’nün (s) hadisi olarak da nakledilmiştir. Keza rivayet geleneğimizdeki “dünyanın aşırı yerilmesi”ne dair çoğu uydurma olan rivayetlerin Hıristiyan kültürü ve gnostik kültür kaynaklı olduğu görülmektedir.
Çalışmada ayrıca dünyanın sonuna dair “apokaliptik, fiten ve melâhim” rivayetleri ve “armegedon” inancı ve literatürü de İnciller (kanonik ve apokrif) ve hadislerle mukayeseli olarak ele alınması, özellikle gücü kutsayıp hakkı tahkir eden küresel sömürü düzeninin üretmiş olduğu terör örgütleri marifetiyle Müslümanların insafsızca dövüldüğü bir dönemde bu maşa örgütlerin önemli bir dayanağı olan fiten ve melahim rivayetlerinin etraflıca incelenmesi büyük önem arz etmektedir.
İncillerin Kur’an ve hadislere değil İslam literatüründeki sîret kaynaklarına denk düştüğünü ortaya koyabilmek
Uzun yıllar Avrupa’da araştırma ve eğitim faaliyetlerini yürüten ve konusunun uzmanı olarak alanında kalem oynatan Özcan Hıdır’ın Hıristiyan Kültürü ve Hadisler isimli eseri, çok detaylı problemlere dalmakla beraber, netice olarak Kur’an ve hadislerle mukayese edildiğinde İncillerin esasen İslam literatüründeki sîret kaynaklarına denk düştüğünü tespit etmesi büyük önem taşımaktadır. Zira hadisler senetlere sahiptir ve ayrıca ciddi bir tenkitsüzgecinden geçerek bize kadar ulaşmıştır. İnciller içinse böyle bir sağlam rivayet metodundan söz etmek oldukça zordur.
Sekiz yüz kadar temel kaynak incelenerek hazırlanan eser; hadis başta olmak üzere, dinler tarihi, şarkiyatçılık/oryantalizm, tasavvuf/zühd ve tarih alanlarını yakından ilgilendiren ve bu alanlara dair Doğu’dan ve özellikle Batı’dan ciddi bir de literatür sunmaktadır. Kurgusu, deseni, yöntemi, yaklaşım tarzı ve zengin içeriğiyle eser, bu alanda yapılacak bundan sonraki çalışmalara anaçlık etmeye aday bir mahiyet arz etmektedir.
Yahudi Kültürü ve Hadisler isimli doktora çalışmasında, literatürde “israiliyyat” adıyla bilinen Yahudi kültürünün hadislere etkisi tartışmalarını; daha doğru bir ifadeyle Batılı araştırmacıların ve özellikle indirgemeci revizyonist oryantalistlerin 200 yıllık bir süreçte geliştirdikleri “İslam’ın, Kur’an’ın ve Hadislerin Yahudi kökeni teorisi”ni İslam kaynakları ve İslami perspektiften inceleyen Özcan Hıdır, yeni yayımlanan Hıristiyan Kültürü ve Hadisler isimli profesörlük çalışmasında, literatürde “mesîhiyyât” diye isimlendirilen Hıristiyan kaynakları ve kültürünün hadislere etkisine dair Batı’dan ve Doğu’dan yükselen tartışma ve iddiaları Hıristiyanlığın en önemli yönelimi olan “ascetism/zühd” düşüncesi ve literatürü bağlamında ele almaktadır.
Özcan Hıdır Hoca’nın, yoğun emek mahsulü bu kıymetli eserlerini, geniş birer özet mahiyetindeki iki ayrı makaleyle daha geniş bir okuyucu kitlesinin dikkatine sunması, öncelikle bu iki makaleyi en azından Arapça ve İngilizce’ye çevirerek yayınlaması, eserlerin mevcut zihin karışıklığının bertaraf edilmesinde görev üstlenebilmesi için elzemdir. Daha sonra bir araştırma merkezi bu eserlerin başka dillere tam çevirilerini yaptırarak yayımlarsa hem eserlere hak ettiği değer verilmiş hem de etkileri daha geniş alanlara yayılmış olacaktır. Bu vesileyle müellifi yürekten tebrik eder, çalışmalarının bereketlenerek devamını dileriz.

ALINTI

Son 1 aydır Türkiye, İslam’ın, dinin, şeriatın ya da din kültürünün güncellenip güncellenemeyeceği, güncellenebilecekse hangisinin kim tarafından ve ne şekilde güncellenebileceği konularında siyasetçilerden akademisyenlere, ilahiyat hocalarından köşe yazarlarına kadar binlerce insan tartışmaya katılmakta, usul, adap ve erkân gözetmeyen sosyal medya kavgaları gereksiz dargınlıklarla yol açmaktadır. Bu hengâmede, Özcan Hıdır Hoca’nın biri 5. Baskısıyla, diğeri ise ilk baskısıyla okuyucuya sunulan iki eserine dikkat çekmek istiyoruz.
Yahudi Kültürü ve Hadisler
Hıristiyan Kültürü ve Hadisler
Çalışmalarını Yahudi ve Hristiyan kültürünün İslam, Kur’an ve hadislere etkisine ilişkin tartışmalar, dinler ve kültürlerarası etkileşim, İslamofobi-İslam karşıtlığı, kültürel ırkçılık, “Protestanlık-Martin Luther ve İslâm”, “Avrupa ve Batı’da İslam”, “Kur’an ve Hz. Peygamber imajı”, “Batı’da Kur’an ve Sünnet’e yaklaşımlar”, “hadis oryantalizmi ve oksidentalizmi” ve “Avrupa’daki Türkler ve Müslümanların dinî-manevi, sosyo-kültürel, eğitim ve aile ile ilgili problemleri” gibi konulara yoğunlaştıran Özcan Hıdır, 2017 sonunda yayımlanan “Hıristiyan Kültürü ve Hadisler” isimli eserini, “Zühd Hadisleri ve Literatürü Özelinde” oldukça detaylı iktibaslarla telif edilen ve İnsan Yayınları’nın 690. yayını olarak ilim adamlarının, araştırmacı ve okurların ilgisine sunulan eser, 2016 yılında İstanbul Sebahattin Zaim Üniversitesi’ne intisap eden Özcan Hıdır Hoca’nın profesörlük çalışmasıdır.
“İslâm’ın, Kur’an’ın ve hadislerin Yahudi-Hıristiyan Kökeni Teorisi”ni bilimsel yöntemle reddetmek
Hocanın “İsrailiyyat ile Hadis İlişkisi”ni inceleyen doktora çalışması da 2006 yılında yine İnsan Yayınları tarafından “Yahudi Kültürü ve Hadisler” başlığıyla yayımlamıştı. 2018 başında beşinci baskısını yapan bu eserin devamı ve mütemmimi mahiyetindeki yeni eserinde Özcan Hoca, hadisleri, İnciller ile karşılaştırıyor. Farklı kesimlerce sıkça gündeme getirilip tartışılmakla beraber hadislerin, İnciller (kanonik-apokrif) ile karşılaştırılması, Türkiye’de olduğu gibi diğer İslam ülkelerinde de çoğunlukla bilimsel yöntemleri dikkate almadan ve tarafgirlikle yürütülen netameli bir konudur.
Özellikle tefsir ve tarih kitaplarında yer alan ve “isrâiliyyât-mesîhiyyât” olarak adlandırılan rivayetlerin tedkîkine dair İslâm dünyasında genel anlamda çok sayıda çalışma yapılmıştır. Mesela Necmüddîn et-Tûfî ve Seyyid Ahmed Han gibi âlim ve yazarların İncillere yaptığı tefsirler bu konuda örnek verilebilir. Ayrıca Mukâtil b. Süleyman ve Bikâi gibi müfessirlerin tefsirlerinde de Kitab-ı Mukaddes’e ait bilgiler yoğun şekilde kullanılmıştır. Ne var ki, meseleyi hadisler özelinde arka plan bilgileriyle birlikte inceleyen ilmî çalışmalar yok denecek kadar azdır. Buna karşılık oryantalistler, özellikle de “revizyonist-indirgemeci” ekole sahip oryantalistler ise konuyu sürekli “İslâm’ın, Kur’an’ın ve hadislerin Yahudi-Hıristiyan kökeni teorisi” çerçevesinde ele alıp ortaya ziyadesiyle iddia atmışlardır.
Yahudi Kültürü ve Hadisler isimli eseriyle Türk dilinde üretilen literatürde önemli bir boşluğu dolduran Özcan Hıdır, Hıristiyan Kültürü ve Hadisler isimli yeni eseriyle meselenin ikinci yarısını da tamamlamış oldu. Hocanın her iki eserinde derinlemesine incelediği ve Yahudi ya da Hıristiyan kültürünün etkisine maruz kaldığı iddia edilen 100 kadar hadisi tek tek ele alarak, bu bağlamda ortaya çıkan bazı teorik ve metodolojik problemleri inceleyerek genel bir değerlendirmeye ulaşacağı üçüncü eserinin de 2018 yılı içinde yayımlanacağı müjdesi memnuniyet vericidir.
Hıristiyan kültürünün hadislere etkisi iddialarını bilimsel yöntemle incelemek
Kitap, kavramsal çerçeve, metot ve kaynaklara dair bilgi ve değerlendirmelerin yer aldığı giriş bölümünün ardından; ana hatlarıyla Hıristiyanlığın tarihi ve kutsal kitapları, tarihte Müslümanlarca yapılan İncil tefsirleri/yorumları, İbn Asâkir’e ait “Müslüman İncil” diye nitelenen eser, Barnaba İncili tartışmaları, Arap Yarımadası’ndaki Hıristiyanların kutsal kitap ve mabed/manastır açısından durumu, İncillerin Arapçaya tercümesine dair tartışmalar, ebedi hikmet ve dinler-kültürler arasındaki geçişkenlik, Rasulullah (sas) ile ilk Müslüman nesillerin (sahâbe ve tâbiûnun) Varaka b. Nevfel, Bahira, Addas, Süheyb b. Samit, Ebu Amir ve Mekke’deki Habeşli bazı köleler -ki bu isimlerin önemli bir kısmı teslisi/üçlemeyi kabul etmeyen monofizit geleneğe mensuptur- gibi Hıristiyan din adamları başta olmak üzere Hıristiyanlarla ilişkileri, Hıristiyan kültürünün hadislere etkisi iddialarına ilişkin farklı perspektifler, problemler, sebepler, alanlar (zühd, kudsi hadisler, uydurma hadisler, apokaliptik, kısasu’l-enbiya) ve iddialar bağlamında inceleyen hacimli bir çalışmadır.
Eserin son bölümünde zühd ile alakalı 15 hadis/rivayet karşılaştırmalı olarak tek tek değerlendirilmiştir. Bu meyanda en dikkat çekici olan hadisler/rivayetler, Hıristiyanların, özellikle de “Katoliklerin Fatihası” konumundaki “Pater Noster (Babamız)” duasının oldukça benzer versiyonunun hadislerde yer almasıdır. Özellikle zühd konulu hadis kaynaklarında birebir tercüme edilen ve Matta İncili’nde Hz. İsa’nın Dağ Vaazı’nda yer alan oldukça çarpıcı “tuz” ve “ışık” metaforu ve Havarilere hitaben; “Siz dünyanın tuzu ve ışığısınız...” sözü de örnek verilebilir. Zira benzer bir söz Allah Rasulü’nün (s) hadisi olarak da nakledilmiştir. Keza rivayet geleneğimizdeki “dünyanın aşırı yerilmesi”ne dair çoğu uydurma olan rivayetlerin Hıristiyan kültürü ve gnostik kültür kaynaklı olduğu görülmektedir.
Çalışmada ayrıca dünyanın sonuna dair “apokaliptik, fiten ve melâhim” rivayetleri ve “armegedon” inancı ve literatürü de İnciller (kanonik ve apokrif) ve hadislerle mukayeseli olarak ele alınması, özellikle gücü kutsayıp hakkı tahkir eden küresel sömürü düzeninin üretmiş olduğu terör örgütleri marifetiyle Müslümanların insafsızca dövüldüğü bir dönemde bu maşa örgütlerin önemli bir dayanağı olan fiten ve melahim rivayetlerinin etraflıca incelenmesi büyük önem arz etmektedir.
İncillerin Kur’an ve hadislere değil İslam literatüründeki sîret kaynaklarına denk düştüğünü ortaya koyabilmek
Uzun yıllar Avrupa’da araştırma ve eğitim faaliyetlerini yürüten ve konusunun uzmanı olarak alanında kalem oynatan Özcan Hıdır’ın Hıristiyan Kültürü ve Hadisler isimli eseri, çok detaylı problemlere dalmakla beraber, netice olarak Kur’an ve hadislerle mukayese edildiğinde İncillerin esasen İslam literatüründeki sîret kaynaklarına denk düştüğünü tespit etmesi büyük önem taşımaktadır. Zira hadisler senetlere sahiptir ve ayrıca ciddi bir tenkitsüzgecinden geçerek bize kadar ulaşmıştır. İnciller içinse böyle bir sağlam rivayet metodundan söz etmek oldukça zordur.
Sekiz yüz kadar temel kaynak incelenerek hazırlanan eser; hadis başta olmak üzere, dinler tarihi, şarkiyatçılık/oryantalizm, tasavvuf/zühd ve tarih alanlarını yakından ilgilendiren ve bu alanlara dair Doğu’dan ve özellikle Batı’dan ciddi bir de literatür sunmaktadır. Kurgusu, deseni, yöntemi, yaklaşım tarzı ve zengin içeriğiyle eser, bu alanda yapılacak bundan sonraki çalışmalara anaçlık etmeye aday bir mahiyet arz etmektedir.
Yahudi Kültürü ve Hadisler isimli doktora çalışmasında, literatürde “israiliyyat” adıyla bilinen Yahudi kültürünün hadislere etkisi tartışmalarını; daha doğru bir ifadeyle Batılı araştırmacıların ve özellikle indirgemeci revizyonist oryantalistlerin 200 yıllık bir süreçte geliştirdikleri “İslam’ın, Kur’an’ın ve Hadislerin Yahudi kökeni teorisi”ni İslam kaynakları ve İslami perspektiften inceleyen Özcan Hıdır, yeni yayımlanan Hıristiyan Kültürü ve Hadisler isimli profesörlük çalışmasında, literatürde “mesîhiyyât” diye isimlendirilen Hıristiyan kaynakları ve kültürünün hadislere etkisine dair Batı’dan ve Doğu’dan yükselen tartışma ve iddiaları Hıristiyanlığın en önemli yönelimi olan “ascetism/zühd” düşüncesi ve literatürü bağlamında ele almaktadır.
Özcan Hıdır Hoca’nın, yoğun emek mahsulü bu kıymetli eserlerini, geniş birer özet mahiyetindeki iki ayrı makaleyle daha geniş bir okuyucu kitlesinin dikkatine sunması, öncelikle bu iki makaleyi en azından Arapça ve İngilizce’ye çevirerek yayınlaması, eserlerin mevcut zihin karışıklığının bertaraf edilmesinde görev üstlenebilmesi için elzemdir. Daha sonra bir araştırma merkezi bu eserlerin başka dillere tam çevirilerini yaptırarak yayımlarsa hem eserlere hak ettiği değer verilmiş hem de etkileri daha geniş alanlara yayılmış olacaktır. Bu vesileyle müellifi yürekten tebrik eder, çalışmalarının bereketlenerek devamını dileriz.

ALINTI

Fatma Nur ACAR, Kelile ve Dimne'yi inceledi.
05 Nis 17:18 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Sanırım Meb'in bu kitabı 100 temel eser içine alması yaptığı en iyi şey olmuş. Beydaba baba sevilmez mi? Fabl türünde sevilmemesi mümkün olmayan bi hikaye ve cidden ders çıkarılacak bi kitap. Okumalısınız

Hatice, Gösteri Peygamberi'yi inceledi.
30 Mar 23:18 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Tek kelime söyle deseler su kitap hakkında: MÜKEMMEL !!! derim.

Bu uygulama hayatıma şans eseri girmiş olmasaydı böyle mükemmel bir yazar, böylesine binbir duyguyu yaşatan bir kitap okumuş olamazdım. 5 dk oldu daha kitabı bitireli offf kafamda fadimenin düğünü var derler ya, öyle halay çekiyor hücrelerim:))) dehşet içindeyim...

Kitap sondan başlıyor, ilk okuduğunuz bölüm:47, sayfa 312, o yüzden uygulamada okudukça sayfa güncellemesi yaptıkça geriye sayıyorsunuz, tıpkı saatli bir bomba gibi Ve kitap bende gerçekten öyle bir etki yarattı. Dili sert gelen, bir çok yazarin yazmaktan kaçındıklarını yazıp tokat gibi yüzümüze vuran, bir çok kişinin söyleyemediklerini söyleyen benim değerli yazarım Hakan günday :))) uzulerek soylemem gerekir ki Chuck Palahnıuk yanında çırak kalır ne yazık ki...

Kitap konusu popüler kültür taşlamalariyla dolu, medya ve medya tarafından oluşturulan suni liderler, birden göklere çıkarılıp kitlelere önderlik ettirilen kişilerin nasıl kişiliklerinin ellerinden alınıp, bir sabun köpüğünden ibaret hayatlarının bayağılığı, bir insanin medyanin elinde nasıl kuklaya dönüşüp, insan oluşunun temel ihtiyaçlarını bile komut almadan yerine getirememesi üzerine işlenmiş mükemmel bir eser bana göre.

Dili öyle sert ki kitabin herkesin okuyabileceği bir tarz oldugunu dusunmuyorum. yeraltı edebiyatının gerçekten %100 hakkini vermiş bir kitap. Kitabı okurken marla singer elinde sigarasi ile siyahlar içinde hep yanımdaydı sanki:)))

tender ve adam branson, hele o FERTİLİTY!!! eşsiz karakterler var kitapta, hiçbir kitapta tanışmadığım bu güne kadar, harika bir kurgu.

Ya ben bu kitabı gerçekten çok beğendim demek istiyorum sadece su an Ve sayfaların dehşetini biraz daha yalnız kalıp yaşamak istiyorum sanırım:))) keyifli okumalar diliyorum herkese.

S. Ali, Dine Karşı Din / Anne Baba Biz Suçluyuz'u inceledi.
27 Mar 19:45 · Kitabı okudu · 65 günde · Beğendi · 10/10 puan

Öncelikle kitabın ismi ilginç. Hatta, ilk önce anlaşılmadığı oluyor. Ne demek 'Dine Karşı Din'. Okuyan çoğu kişi bu soruyu kendine sormuştur? Nasıl yani; din, dine mi karşı?

Ali Şeriati dine mi karşı? Böyle isim mi olur? vb. çeşitli sorular sorulduğu oluyor. O yüzden sırf isimden dolayı yazarı eleştirmek çok aceleci ve yanlış bir tutum, davranıştır. Öze, yazıldığı döneme, içeriğe bakmak gerekmez mi? Bu kitabı da okurken peşin hükümlü olmadan, ön yargılardan kurtulup okunmasın da fayda var diye düşünüyorum.

Bu kitap 'Din halk yığınlarının afyonudur' sloganını ele almakta ve bunun üzerinden bazı tahlillerde bulunmaktadır. Temel soru bu ve bu konuda yapmış olduğu söyleşilerin kitaplaşmış halidir.

Ali Şeriati, sözleriyle bir şeyler söylemeye çalışıyor. Hatta uyarmaya da çalışıyor. Durun ve önce dinleyin, anlayın sonra uygulayın demeye çalışıyor. Hurafelerden din
çıkarmaya çalışanlara karşı dikkatli olunması gerektiğini, İslamiyetin ilk dönemlerinde buna benzer din içinde yeni oluşumlar, yeni uygulamalar sokulmaya çalışıldığını ve buna karşı bugünde herkesin dikkatli olması gerektiğini belirtiyor.

Okudukça şaşıracaksınız, şaşırdıkça okumaya devam edip, kitabın hem bitmesini hem de bitmemesini isteyerek okumaya devam edeceksiniz.

Dine Karşı Din, bir isyandır. Başkaldırıdır. Din adı altında yapılan yanlışlıklara, putlaştırmalara, soygunlara, kayırmacılığa, hak, hukuk gasbına indirilmiş bir yumruktur. Şaşırtıcı, etkileyici, hadi canım sen de denmeyecek kadar da iddialıdır.

Ali Şeriati'nin Dine Karşı Din / Anne Baba Biz Suçluyuz kitabını tekrar okuduğumda yine hayran kaldım. Yıllar öncesinden taaa 1970'li yıllarda yazmış yani söylemiş. Ama baktığımızda değişen çok da fazla bir şey yok. Yine yoksulluk, yine fakirlik, yine zengin Müslüman Arap devletleri ve yine orada sefalet içinde yaşayan Müslüman halklar.

Şu anda bile silaha ayırdıkları paranın çok küçük bir kısmını eğitim, sağlığa ayırsalar bu coğrafya da aç bir insan kalmaz. Ama halkın temel ihtiyaçları yerine kendi çıkarları doğrultusunda iş yapmaya devam etmiyorlar mı?

1970'li yıllar da yazdığında İslamiyetin kuruluşundan kendi dönemine kadar geçen zaman da yaşananları, yani din adına yapılanların çok kısa bir anlatımını yapmaya çalışıyor. Dün, nasıl din baronları varsa, aynı şekilde isim değiştirerek, kimlik değiştirerek yine içimizdeler diyor ve hatta öyle değil mi? Din adına ahkam kesip, kulla kulluğa çağırmıyorlar mı? Kitabın içinde bunu çeşitli örneklerle anlatmaya çalışmış.

Ali Şeriati'nin Dine Karşı Din adlı eseri hiç bir zaman önemini, değerini kaybetmeyecek bir niteliğe sahip. 100 yıl geçse de, bu gidişle 1000 yıl da geçse bu eser yine var olmaya devam edecek. Kısaca "kült" bir eserdir.

Kitapta şirk dininin tanımı bundan kurtulma yöntemleri, uyanış ve bize gösterilenlerle gösterilmeyen olgular arasında fikir çatışmasının sebepleri kısada olsa açıklanmaya çalışılıyor. Din adına sizi soyanlar, kandıranlar var diyor ve bunların yüzlerce yıldır aynı yöntemi kullanarak bunu yaptıklarından bahsediyor. Bu din kimin için gelmiştir? diye bir soru sormakta yarar var. Kimin için? Fakirler için mi, zenginler için mi, halk
için mi? Kimin için ve ne için geldi?

Bu din bölüşümcü olunması felsefesini içerirken, zenginle fakir arasındaki uçurumun katlanarak arttığı yer de, o fakirlerinin ekonomik durumu biraz daha artsın diye paylaşmayı mı içerir yoksa zenginin daha zengin olmasını mı? Bu din 'çalıyor ama bir şeyler yapıyor' anlayışını yıkmak için gelmiştir. Bu din ritüel bir din değildir. Evet, her dinin çeşitli ritüelleri var ve olması gerekir. Ama bu din ritülleri aktarmak için de gelmemiş ama din baronların ortadan kaldırmak için geldiği kesin.

Kitap baştan sonra alıntı eklenecek bir içeriğe sahip. Sadece buraya eklediğimiz birkaç alıntı kadar olduğunu sanmayın. İlk sayfasından son sayfasına kadar dikkatli, yavaş, tane tane okumayla, sindire sindire, soru sorarak okumakta fayda var. Hatta bazı kısımlara geldiniz de, birden tokat gelebilir. Şaşırıp kalacağınız, nasıl yani diyeceğiniz ve okudukça anlayıp, ondan sonra vay be, ne müthişmiş diyeceğiniz içeriğe sahip. O yüzden dikkatli okunması gerekir. Okurken yeni şeyler de öğreneceğiniz ve belki de daha önce niçin okumadım diyebileceğiniz bir niteliğe sahip.

Ali Şeriati 1977'de ölmeseydi ya da öldürülmeseydi bugün için ya da 1979 İran İslam Cumhuriyeti için ne derdi? Gün geldi Ali Şeriati'ler yasaktı, okunmaz dendi,
ne var onda o şey dendi... Ali Şeriati'nin düşünceleri kitap sayfalarında hala yaşıyor ve "Din Afyondur" cümlesini sorguluyor. Kaç kişi bunu sorgulayabilir?
Niçin ve ne amaçla söylenmiştir? Evet. 'Din Afyondur'. Din baronlarının elinde olduğunca 'Din Afyondur'. 15 Temmuz günü malum darbe gecesinde ne kullanılmıştır?

Bu kitabın bir kısa anlatımı olmaz. Satır satır konuşulması gereken bir eserdir. Ve kitap, kula kulluk etmeye, zulme, fakirliğe, tağuta, şirke bir isyandır.

İnternette, dergilerde, gazetelerde ölmeden önce okunması gereken kitapların listesi yapılır. Beğendiklerimiz olduğu gibi, bu da olur mu türünde beğenmediğimiz kitaplar da oluyor. Benim de kendi açımdan oluşturduğum bir listem var. Ali Şeriati, Dine Karşı Din de bu liste içinde okunması gereken, hatta ölmeden önce değil, her daim okunması, okutulması gereken bir değer ve klasik bir eserdir.

Notlar: Kitap 2 kitabın birleştirilmesidir. Fecr yayınlarının tüm Ali Şeriati eserlerini derleyip sunması sonucu ortaya çıkan bir eserdir. Şeriati'nin tüm kitapları
bir değerdir ve alınması, okunması, okutulmasında fayda vardır.
+ Okuduğum kitap 4. Baskı 2012 tarihli.
+ Önce elimde bulunan, İşaret yayınları 7. Baskı 2005 tarihli kitabı okumaya başladım. Daha sonra Fecr'in yayınladığı kitabı baştan okudum. İşaret yayınlarındaki çeviri Hüseyin Hatemi'ye ait ve önsöz, sonsöz olarak uzun bilgilendirme yazısı mevcut. Bunun da ilk baskısı 1987 yılına aitmiş. Niçin bunu yazdığıma gelince Hüseyin Hatemi'nin bazı yerlerde uyarıcı hatırlatmaları vardı o yüzden. Kendince bazı yerlerde 'yumuşatmalar' yaptığından bahsediyor.
+ Bir Şeriati okuru olarak eserlerin çoğu bulunmakla birlikte, kendi kitaplığımda bir düzenleme yaptıktan sonra eksik kalanları da almayı planlıyorum.
+ Kitabın 2.kısmı olan Anne Baba Biz Suçluyuz bu incelemenin içinde yok, o kısmı daha sonra okuyacağım.
+ Çeşitli genel ve özel sebepler yüzünden okuma süresi biraz uzun sürdü. Yoksa kısa sürede bitirilecek ve öyle dili ağır bir kitap da değildir. Herkese hitap edecek niteliktedir.
+ Yazıyı mümkün olduğunca kısa tutmaya çalıştım ancak bu kadar oldu. Ama buraya yazılmayan birkaç sayfa daha var. O yüzden bırakın alıntıları doğrudan kitabı alın ve okuyun diyorum.

Mert Ekim, Yaşlı Adam ve Deniz (İhtiyar Balıkçı)'ı inceledi.
24 Mar 00:10 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Hayattaki azim ve kararlılığı bir balıkçının gözünden görüyoruz. Yaşlılık günlerinde çalışmayı bırakmayan, talihsizlikler üst üste gelmesine rağmen bunu her türlü alt etmeye hazır bir balıkçı...
İnsan birşeyi isterse, ona sahip olmayı çok dilerse elleri de kanasa, açlıktan ölecek gibi de olsa sabreder. MEB 100 temel eser arasında olan bu kitap mutlaka okunmalı, okutturulmalıdır.
Babası, amcası veya dedesi olmadığı hâlde onu çok seven ve sayan bir çocuk, onun sevgisini karşılıksız bırakmayan bir çınar. Yazarımız bize bu kitapta, VAZGEÇME ASLA İSTEDİĞİNDEN VAZGEÇME diye bağırıyor âdeta!
Sevgiyle kalın, sağlıcakla :)