Ewliya Çelebî, ku di sala 1065ê koçî (1654ê z) de li seranserê welatê Kurdistanê geriyaye, wiha dibêje: Kurdistan, sînorê wê yê bakur diyarê Erzirûmê ye û ji wir bi ser Wanê, Hekariyê, Cizîrê, ‘Imadiyyeyê, Mûsilê, Şarezorê, Erdelanê, Dereneyê û Deretengê re heta Besrayê diçe. Dirêjahiya wê 70 qonax e û pehniya wê kêmtir e (Cild: 4, rûpel: 75).
İnşa(at)dayım kendi kendimle,
Yıkılan yerlerime tuğlalar,derme çatma,
Dökülen yerlerime sıvalı boyalar,makyajcasına,
Oysa için(m)e işlemiyor tadilat,
Çöküyor içten içe varlığım.
"Dostlar! ne der" mecburiyetinde bir restorasyondayım,
Nefes alıp verdiğim sürede.
Çivisi çıkmış bir ağaç gibi dünya(m)da.
Yı(kı)lıyorken benliğim!
Derda Yuşa
Fotoğraf Derda Yuşa
10. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa’nın öteki ülkelerinde din adamları dışında okuma yazma bilen neredeyse yokken, Endülüs’te halkın büyük bir çoğunluğunun okuma yazma bildiği rivayet edilmektedir. Bu örnek bile Endülüslü idarecilerin eğitime ne kadar önem verdiklerini anlatmaya yeter.
III. Abdurrahman tarafından 169/785 yılında hizmete sokulan Kurtuba Üniversitesi’nde; din, dil ve ırk ayrımı gözetilmeksizin, dünyanın dört bir yanından gelen öğrencilere eğitim verilmekteydi. Kahire’deki el-Ezher Üniversitesi’nin 362/972’de, Bağdat’taki Nizâmiye Medresesi’nin ise 458/1065 yılında tesis edildiği nazara alındığında, Kurtuba Üniversitesi’nin el-Ezher’den 193, Nizâmiye Medresesi’nden ise tam 289 yıl önce faaliyete geçtiği görülmektedir.
Endülüs’te yaklaşık 400 bin nadide kitabın yer aldığı, II. Hakem tarafından kurulan kütüphane ile eğitim ve öğretim hizmetlerinde görev alan şahsiyetlere maaş bağlanması uygulaması da Endülüs’teki eğitim faaliyetlerinin bir başka uzantısıdır