Hayriye Bektaş

Hayriye Bektaş
@12ceylan
#𝙀𝙉𝘼𝙈_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎İ_𝙏𝙀𝙁𝙎İ𝙍☝️ (#EyRasulum) De ki: “Allah her şeyin Rabbi iken ben kendime O’ndan başka bir Rab mi arayacağım. Sevap veya günah herkesin kazancı yalnız kendinedir. Hiçbir günahkâr bir başkasının günahını yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabbinize olacak ve hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz hususları O size bir bir haber verecektir.” 164 #Tefsir: 📖 📖 Müşriklerin ve inkâra saplanmış zavallıların Peygamber Efendimiz’e: “Gel bizim dinimize dön, dünya ve âhiret ne istersen biz sana kefil oluruz”; müminlere de: “Geliniz, bizim yolumuzda yürüyünüz, günahlarınız bizim boynumuza olsun” (bk. Ankebût 29/12) demelerine karşı verilecek cevâbı, bu âyet-i kerîme öğretmektedir. Her şeyin Rabbi olan Allah’tan başka bir rab arama boşuna bir çabadır. Buna ne gerek ne de ihtiyaç vardır. Hatta bu şirktir ve en büyük günahtır. Şu kadar var ki herkesin kazandığı günah kendine aittir, cezasını kendisi çekecektir; kimse kimsenin günahından sorguya çekilmeyecektir. İnsanlar mahşer günü Allah’ın huzurunda toplandıkları zaman, Allah, dünyada anlaşmazlığa düştükleri şeylerin iç yüzünü haber verecek, herkes gerçeğin ne olduğunu yakini olarak bilecektir. Netice itibariyle:
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
#𝙀𝙉𝘼𝙈_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎İ_𝙏𝙀𝙁𝙎İ𝙍☝️ ⚖️ Kim bir iyilik yaparsa, yaptığının on katıyla mükâfat­landırı­lacaktır. Kim de bir kötülük yaparsa ancak o kötülüğe denk bir ceza görecektir. Kimseye en küçük bir haksızlık yapılmayacaktır. 160 #Tefsir: 📖 📖 İyilikler en az bire on mükâfatlandırılır. Bu, asgari sınırdır. Üst sınırı ise belirlenmemiştir. Nitekim: “Mallarını Allah yolunda harcayanların misâli, yedi başak bitiren ve her başakta yüz dâne bulunan bir tek tohumun hâli gibidir. Allah, dilediğine kat kat fazlasını da verir. Çünkü Allah, lütfu pek geniş olan ve her şeyi hakkıyla bilendir” (Bakara 2/261) âyetinde bire yedi yüz ve duruma göre onun katları, yani bire bin dörtyüz, iki bin sekizyüz… va‘dedilmektedir. Demek ki iyilik güzel bir şeydir ve ilâhî rahmet de nihâyetsiz bir şekilde geniştir. Herkes ihlas, niyet ve şartlarına uygun yerine getirebilme nispetinde yaptığı iyiliğin mutlaka birkaç mislini ve en az on katını alacaktır. Şu misâl ne kadar ibrete şâyandır: Güney Arnavutluk’ta fakir bir kadın vardı. Bir kış günü gariban bir çocuğun perişan hâline dayanamayarak ona bir çift eski partal ayakkabı verdi. Zaman geldi bu çocuk devşirme usûlüyle Osmanlı sarayına girdi. Orada yükseldi ve Ayaz Paşa ismiyle meşhur oldu. Ancak Ayaz Paşa eski günlerini unutmamış, o eski pabuçlarını da bir yere saklamıştı. Paşa olunca bu pabuçların içini altınla doldurdu ve bir şükran ifadesi olarak o fakir kadına gönderdi. (İlber Ortaylı, Osmanlıyı Yeniden Keşfetmek, s. 30) Bu misâl, muhtâca yardım etmenin dünyevî bir faydasını göstermektedir. Kim bilir âhiretteki faydası nasıl olacaktır?!. Günahlar ve kötülüklere gelince, bunlar affedilmeyip cezalandırılması gerektiği zaman, fazla değil yapılan kötülüğün tam dengi bir ceza ile cezalandırılır. Hiç kimseye zerre kadar zulmedilmez, haksızlık yapılmaz.
#𝙀𝙉𝘼𝙈_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎İ_𝙏𝙀𝙁𝙎İ𝙍☝️ 🧩🧩Dinlerini parça parça edip fırka fırka olanlar yok mu, senin onlarla hiçbir alâkan yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah, yaptıklarını kendilerine bir bir haber verecektir. 159 #Tefsir: 📖 📖 “Dinlerini parçalayıp fırka fırka olanlar” ifadesi yahudiler ve hıristiyanları içine aldığı gibi müşrikleri ve kâfirleri, hatta bu duruma düşen müslümanları da içine almaktadır. Çünkü kurtuluşları için Yüce Allah’ın gönderdiği dine tabi olmayan, yanlış tevil ve yorumlarla onu bozmaya çalışan, Allah’ın emretmemiş olduğu şeyleri uydurup bidat olarak ortaya çıkaran kimseler dinlerini parçalamış olurlar. Nitekim Kur’an’ın ilk muhatapları olan Araplar da böyleydi. Onlar dini birliklerini bozmuşlar, çeşitli inançlar ortaya çıkarmışlardı. Her kabilenin, her sülâlenin ayrı putu ve tapınağı vardı. Âyet-i kerîmede aynı zamanda, ileride İslâm’ın ruhuna aykırı bir tarzda ortaya çıkacak çeşitli İslâm fırkalarına da işaret bulunmaktadır. Nitekim Resûlullah (s.a.s.): “Yahudiler yetmiş bir fırkaya ayrıldılar. Onlardan bir tanesi hariç, diğerlerinin tamamı cehennemdedir. Hıristiyanlar da yetmiş iki fırkaya ayrıldılar. Onlardan bir fırka hariç diğerlerinin tamamı cehennemdedir. Ümmetim ise yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan biri hariç diğerleri cehennemdedir” buyurur. “O bir tane kurtulan grup kimlerdir ya Resûlallah?” süaline cevap olarak da: “Onlar, benim ve ashâbımın üzerinde gittiğimiz yolda gidenlerdir” buyurur. (Ebû Dâvûd, Sünnet 1; Tirmizî, İman 18) Tevhidi bozan, İslâm dininin saf, temiz ve kolay aslını çeşitli tevillerle yozlaştırıp ayrılığa sebep olanlarla ne Allah Resûlü (s.a.s.)’in ne de O’nun izinden giden gerçek mü’minlerin bir ilgileri vardır. Sorumlulukları tamamen kendilerine aittir. Onların ayrılıklarından ve başlarına gelecek
#𝙀𝙉𝘼𝙈_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎İ_𝙏𝙀𝙁𝙎İ𝙍☝️ 💢Onlar iman etmek için neyi bekliyorlar? Ölüm veya azap meleklerinin gelmesini mi? Haklarında Rabbinin azap hükmünü verip bunu icraya koymasını mı? Yahut Rabbinin kıyâmetle ilgili bazı alâmetlerinin ortaya çıkmasını mı? Fakat Rabbinin bunlar türünde bir âyetinin geldiği gün, eğer kişi daha önce iman etmemiş veya imanı bir iddiadan ibaret kalıp onunla hayırlı bir iş yapmamış ise, artık o gün inanması kendisine bir fayda sağlamaz. Onlara: “Bekleyin bakalım, şüphesiz biz de bekliyoruz” de! 158 #Tefsir: 📖 📖 Müşrikler, kendilerine gerçekleri açıklayan Kur’an gelmesine ve bütün delillerin gösterilmesine rağmen iman etmemişlerdi. Bu sebeple onlara ve onların durumunda olan herkese, iman etmeleri için artık neyi bekledikleri sorulmaktadır: › “Melekler onlara pençelerini uzatarak: «Haydi çıkarın canlarınızı!» derler” (En‘âm 6/93) buyruğunca, ellerini uzatıp, gırtlaklarına binip, sırtlarına vura vura canlarını çıkaracak ölüm veya azap meleklerinin gelmesini mi bekliyorlar? › Veya Rabbin gelmesini, azabının vuku bulmasını, yahut “Rabbinin emri gelip melekler sıra sıra dizildiği zaman! O gün cehennem de bütün dehşetiyle getirilir. İnsan o gün, bütün yaptıklarını birer birer hatırlar; ama bu hatırlamanın ona ne faydası olur ki?” (Fecr 89/22-23) âyetlerinin haber verdiği gibi, haklarında en son ilâhî hükmün ortaya çıkmasını mı bekliyorlar? › Yoksa başlarına taş yağması, göğün parçalanıp üzerlerine düşmesi veya kıyâmet alametlerinin ortaya çıkması gibi fiilen yok olmalarına delâlet eden ve kendilerini inanmaya mecbur bırakacak olan Rabbinin bazı alâmetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Bekledikleri bu alâmetler geldiği zaman belki iman edebilirler, fakat bunlar gerçekleştikten ve perdeler kalkıp âhiretten manzaralar görülmeye başladıktan sonra hâsıl olacak
#𝙀𝙉𝘼𝙈_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎İ_𝙏𝙀𝙁𝙎İ𝙍☝️ 📖 Ayrıca: “Bizden önceki iki toplum olan yahudi ve Hristiyanlara kitap indirildi, biz ise onların okuyup üzerinde çalıştıkları gerçeklerden habersizdik” demeyesiniz. 156 Veya: “Eğer bize de kitap indirilseydi, onlardan daha çok doğru yol üzere olurduk” diye itirazda bulunmayasınız. İşte size Rabbinizden apaçık bir delil, doğru yolu gösteren bir rehber ve rahmet geldi. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve onlardan yüz çevirenden daha zâlim kim olabilir? Biz, âyetlerimizden yüz çeviren ve halkı onlardan alıkoyanları, bu tutumları yüzünden, azabın en kötüsüyle cezalandıracağız. 157 #Tefsir: 📖 📖 Bu âyetlerde Kur’ân-ı Kerîm’in indirilişinin iki mühim hikmeti üzerinde durulur. Birincisi, onun ilk muhatapları olan Arapların, önceki iki topluma yani yahudi ve hıristiyanlara kendi dillerinde kitabın indirildiğini, onların bunu rahatlıkla okuyup anladıklarını, fakat yabancı bir dil olması sebebiyle kendilerinin bu kitaplardan, taşıdıkları ilâhî buyruklardan bir şey anlamadıklarını, bu sebeple iyi bir kul olma imkânı bulamadıklarını söyleyerek dünya veya âhirette mazeret beyân etmelerine fırsat vermemektir. Nitekim bir âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “Biz o Kur’an’ı yabancı bir dilde indirseydik, onlar elbette: «Onun âyetleri anlayacağımız bir dille iyice açıklanmalı değil miydi? Arap olmayana yabancı dilde bir kitap olur mu?» diyeceklerdi.” (Fussilet 41/44) Bu sebeple Allah, buyruklarını onlara kolaylıkla açıklayabilmesi için, her millete kendi dilini konuşan bir peygamber göndermiştir. (bk. İbrâhim 14/4) İkincisi de yine Arapların, kendilerine kitap indirildiği takdirde, bir çok mezhep ayrılığı içinde birbiriyle boğuşan, ellerindeki büyük nimetlerin kıymetini bilmeyen yahudi ve hıristiyanlardan daha doğru yolda olacaklarını söylemelerine, böyle