VodooShield, bir alıntı ekledi.
 07 Haz 13:48 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Milliyetçiliğin Ayıplandığı Tek Vatan
Bu ağır tehditlerin oluşmasının temel sorumlusu, çürümüş olan siyasal ve bürokratik elitin Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu ideolojisi olan Türk Milliyetçiliğinden, Mustafa Kemal Atatürk'ün vefat ettiği günden sonra her geçen gün biraz daha uzaklaşması ve 19 Mayıs 1944'te Cumhurbaşkanı İnönü'nün Türk Milliyetçiliğini açıkça suçlayan konuşmasından itibaren Türk Milliyetçiliğinin terk edilmesidir.

Yeniden Türk Milliyetçiliği, Ümit Özdağ (Sayfa 41)Yeniden Türk Milliyetçiliği, Ümit Özdağ (Sayfa 41)

Mayıs Ayı Okuduklarım
Ayın kitabı:
Roman: Yavaşlık
Şiir: Sarıçam
Oyun: Fırtına
Öykü: Sesler Adacığı

1- Kafka Okur / Kollektif
2- Kış Uykusu / Goli Taraghi
3- Kutsal Vadideki Tapınak / Cenk Koray
4- Karanlığın Gözleri / Ümit Yaşar
5- Sarıçam / Celalettin Çetin
6- Çarleston / Salah Birsel
7- Acının Irmakları / Asım Öztürk
8- İçe Kapanış / Charles Baudeleire
9- Tekeşlilik / Adam Phillips
10- Martı / Anton Çehov
11- Martin Eden / Jack London
12- Yavaşlık / Milan Kundera
13 Tuhaf Dergi / Kollektif
14- Dilek Evi / Rudyard Kipling
15- Fırtına / William Shakespeare
16- Kırık Taşlar / Herakletios
17- Gömülü Şamdan / Stefan Zweig
18- Dokuza Kadar On / Özdemir Asaf
19- Sesler Adacığı / Stevenson
20- Lord Arthur Seville'nin Suçu / Oscar Wilde
21- George Dandin Bir Koca Nasıl Rezil Edilir / Moliere
22- Hırçın Kız / Shakespeare
23- Kısa Öykünün Büyük Ustaları / Kollektif
24- Hoşgör Köftecisi / Orhan Veli

YASAKLI KİTAPLAR LİSTESİ

Farklı ülkelerde çeşitli zamanlarda iktidarda bulunanlar tarafından siyasi, toplumsal, dinî veya ahlaki motivasyonlarla süresiz olarak ya da belirli bir süre için satışına, dağıtımına veya erişimine engel olunmuş, basılıp dağıtılmış olanlarının da toplatılmış olduğu kitaplar dünya üzerinde hep olmuştur. Birçok durumda yasaklanan bu kitapların yazarları da yargı önüne çıkartılmış ve cezalandırılmışlardır. Bu kitaplardan bir kısmı zaman içinde aklanmış ve yeni baskıları yapılmıştır.

Sizlere yasaklanmış kitapların en belirgin olanlarının listesini yaptım.

**Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok/Erich Maria Remarque/Roman/1929 tarihli savaş karşıtı roman, dönemin savunma gücü olan Wehrmacht'ı aşağıladığı ve askerin moralini bozduğu gerekçesiyle Nazi Almanyası'nda yasaklandı.
**Medarı Maişet Motoru/Sait Faik Abasıyanık/Roman/Ciddi bir siyasi hedef göstermemesine rağmen romanda yazar kahramanlarından birine eski bir asker kaputu giydirmiş olduğu için yayımlandığı yıl olan 1944'te Türkiye'de sıkıyönetim mahkemelerince toplatılmıştı.
**Gazap Üzümleri/John Steinbeck/Roman/Ülkesi ABD'de sadece Kaliforniya'da yöre insanını küçük düşürdüğü savıyla yasaklandı. Baskı tarım şirketlerinden gelmişti.
**Anne Frank'ın Hatıra Defteri/ Anne Frank/Otobiyografi/Lübnan'da Siyonizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yasaklandı.
**Doktor Jivago/Boris Pasternak/Roman/Savaş karşıtlığı ve Stalinizm eleştirisi yaptığı için SSCB'de 1988'e kadar yasaktı.
**Sınıf/ Rıfat Ilgaz/Şiir/ 1944'te yayımlanan şiir kitabının adı toplumsal "sınıf"ları ve dolayısıyla sol görüşü çağrıştırdığı için, üstelik de kabı kırmızı olduğundan Türkiye'de yasaklandı. Yazarı 6 ay hapse mahkûm edildi.
**Bizim Köy/Mahmut Makal/Anı/1950 tarihli kitap Anadolu köylerinin fakir ve sefil yanlarını göstererek komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle Türkiye'de yasaklandı, yazarı tutuklandı.
**Yaşam ve Yazgı/Vasili Grossman/Roman/1959'da yazılan kitapta Stalingrad savunması sonrasında parçalanmış bir ailenin öyküsü anlatılmaktaydı. O tarihte KGB tarafından tehlikeli bulunarak daha basılmadan yasaklandı ve imha edildi. Kaçırılan bir kopyası 1980'de ortaya çıktı ve kitap İsviçre'de yayımlanabildi. "20. yüzyılın 'Savaş ve Barış'ı" diye nitelenen hacimli kitap Türkiye'de Can Yayınlarından 2012'de çıktı.
**Chicago Mezbahaları/Upton Sinclair/ Roman/Özgün adı The Jungle olan 1906 tarihli bu ABD romanı, 1956'da Doğu Almanya'da komünizmle uyuşmadığı için yasaklandı.
**Lolita/Vladimir Nabokov/Roman/Rus asıllı yazarın Paris'te İngilizce yazıp yayımladığı roman, müstehcen olduğu gerekçesiyle Fransa, İngiltere, Kanada, Yeni Zelanda, Güney Amerika ve Arjantin'de yasaklandı. Romanda 12 yaşındaki bir kız çocuğuna ilgi duyan orta yaşlı bir adamın öyküsü anlatılıyordu.
**Sırça Köşk/Sabahattin Ali/Öykü/Yazarın 1947 yılında yayımlandığı bu son öyküsü, devlete bir başkaldırış olduğu iddiasıyla yasaklandı.
**Umut/André Malraux/Roman/Bütün dünya dillerine çevrilen bu kitabı Türkiye'de Attila İlhan Türkçeleştirmişti. İspanya İç Savaşı'nı konu alan roman komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle 1968 yılında Türkiye'de 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nin kararıyla toplatıldı.
**Renkahenk/ Can Yücel/Şiir/Türkiye'de 1980'de müstehcenlik suçlamasıyla toplatıldı.
**Yengeç Dönencesi/Henry Miller/Roman/1934 tarihli roman yazarın ülkesi ABD'de müstehcenlik suçlamasıyla 30 yıl kadar yasaklı kaldı.
**Kavgam/Adolf Hitler/ Otobiyografi, politika/ 1925-1926'da yazılmış kitabın Almanya'da yeni baskılarına izin verilmiyordu. Eserin telif hakları Bavyera eyaletindeyken, 31 Aralık 2015 tarihi itibarıyla sona erdi. Münih Çağdaş Tarih Enstitüsü tarafından bilimsel ve ayrıntılı, açıklamalı olarak “Kavgam: Eleştirel Baskı” adlı yeni versiyonuyla 8 Ocak 2016'da yayımlandı. Avusturya başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinde yasak.
**Bin Dokuz Yüz Seksen Dört/ George Orwell/ Roman /1949 tarihli politik alegorik roman 1950'de Josef Stalin tarafından SSCB'de yasaklandı. Stalin romanda hicvedilenin kendi iktidarı olduğunu düşünmüştü. İngiltere ve ABD'de de ise antikomünizm, Antisemitizm ve cinsellik temalı yasaklara maruz kalmıştı. Kitap 1962'deki Küba Füze Krizi sırasında neredeyse ABD ve İngiltere'de de yasaklanıyordu.
**Kızım Olmadan Asla/ Betty Mahmoody/Roman/Ülkeyi kötü gösterdiği için İran'da yasaklandı. Roman aynı adla sinemaya da aktarıldı.
**Böyle Bir Sevmek/Attilâ İlhan/Şiir/1979'da basılan kitap 1980'de 12 Eylül Darbesi sırasında toplatıldı.
**Alis Harikalar Diyarında/Lewis Carroll /Roman/1865 tarihli bu fantastik romanda, hayvanlara haddinden fazla insan özellikleri yüklenmiş olmasının insanlara hakaret sayılacağı, ilerde çocukların hayvanlarla insanlara eşit düzeyde yaklaşacağı gerekçeleriyle 1931'de Çin'in Hunan eyaletinde yasaklandı.
**Darağacında Üç Fidan/Nihat Behram/ Araştırma/Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan'ın yakalanmalarından idamlarına kadar olan süreci anlatan kitap 1974'te yayımlandı ve hemen toplatıldı. Kitap 1998'e kadar yasaklı kaldı. Bugün 65. baskıya erişti.
**Fikrimin İnce Gülü/Adalet Ağaoğlu/ Roman /Askeri aşağılamak ve küçük düşürmek suçlamasıyla Türkiye'de 1981 yılında toplatıldı. 2 yıl süren dava sonunda yazarı aklandı. 1992'de Sarı Mersedes adıyla sinemaya da aktarıldı.
**Candide/Voltaire/Roman/1759 tarihli Pikaresk romana müstehcenlik gerekçe gösterilerek 1930'da ABD gümrüklerinde el kondu.
**Canterbury Hikâyeleri/Geoffrey Chaucer/Hikâyeler külliyatı/ 14. yy'da İngiltere'de yazılan eser müstehcen olduğu gerekçesiyle ABD posta servisi tarafından taşınmadı.
**Hayvan Çiftliği/George Orwell/Roman/1945 tarihli fabl tarzındaki siyasi roman Stalin'i ve ülkesini hicvediyordu. Bunu dikkate alan ABD ve İngiltere 2. Dünya Savaşı sırasındaki müttefikleri Stalin'i gücendirmemek için savaşın en kritik döneminde kitabı basmamayı tercih ettiler. Afrika'da yozlaşmış bazı liderler kitapta anlatılanları üzerlerine alındığı için 1991'de Kenya'da da yasaklandı.
**Bitmeyen Aşk/Pınar Kür/Roman/Halkın ar duygularını incittiği gerekçesiyle 1985'te Türkiye'de toplatıldı.
**Yarın Yarın/Pınar Kür/Roman/Müstehcenlik suçlamasıyla toplatıldı.
**Asılacak Kadın/Pınar Kür/Roman/Halkın ar duygularını incittiği gerekçesiyle 1985 yılında toplatıldı. Davadan karar çıkmak üzereyken, Başar Sabuncu romanı sinemaya uyarlıyordu. Romanla aynı adı taşıyan film sinemalarda serbestçe gösterilirken romanın yasağı halâ kalkmamıştı.
**835 Satır/Nazım Hikmet/Şiir/ Nazım Hikmet 6 Mayıs 1931'de "bir zümrenin başka zümreler üzerinde hâkimiyetini temin etmek gayesiyle halkı suça teşvik ettiği" gerekçesiyle yargılandı, 1929'da yazdığı bu şiir kitabı, diğer 4 şiir kitabıyla birlikte yasaklandı.
**Jokond ile Si-Ya-U/Nazım Hikmet/Şiir /1929'da yazdığı bu kitap da diğer 4 şiir kitabıyla birlikte aynı gerekçeyle yasaklandı.
**Varan 3/Nazım Hikmet/Şiir/1930'da yazdığı bu kitap da diğer 4 şiir kitabıyla birlikte aynı gerekçeyle yasaklandı.
**1 1=1/Nazım Hikmet/Şiir/1930'da yazdığı bu kitap da diğer 4 şiir kitabıyla birlikte aynı gerekçeyle yasaklandı.
**Sesini Kaybeden Şehir/Nazım Hikmet/Şiir/ 1931 tarihli bu kitabı da diğer 4 şiir kitabıyla birlikte aynı gerekçeyle yasaklandı.
**Sudaki İz/Ahmet Altan/Roman/Basıldığı yıl olan 1985'de müstehcen içeriği nedeniyle toplatıldı.
**Madame Bovary/Gustave Flaubert/ Roman/1856 tarihli roman Fransız halkının ahlaki değerlerine saldırdığı gerekçesiyle yasaklandı, yazarı yargılandı.
**Das Kapital/ Karl Marx/Politik ekonomi/1867 tarihli kitap Türkiye'de uzun süre yasaklı kaldı.
**Şeytan Ayetleri/Salman Rüşdi /Roman/İslam'a küfrettiği ileri sürülerek birçok İslam ülkesinde yasaklanan 1988 tarihli kitabın yazarı hakkında da İran'da Humeyni tarafından ölüm fetvası verilmiştir.
**Felsefenin Temel İlkeleri/Georges Politzer/ Felsefe/Macar asıllı Fransız felsefeci ve Marksist teorisyen Politzer'in 1936'da yazdığı, ölümünden sonra, 1945'te yayımlanan kitabı Principes Élémentaires de Philosophie 12 Eylül Darbesi sırasında yasaklanan ilk kitap olma ünvanını da taşıyor.
**Türlerin Kökeni/Charles Darwin/Evrimsel biyoloji/İngiliz bilim adamı Darwin'in evrim teorisini kurduğu 1859 tarihli kitabı 1859'da Yugoslavya'da, 1935'te Yunanistan'da yasaklandı. ABD'de 1925'ten 1967'ye kadar evrim teorisini öğretmek yasaktı.
**İvan Denisoviç'in Yaşamında Bir Gün/ Aleksandır Soljenitsin/ Roman/1962'de yazılan roman 1964'te Sovyetler Birliği'nde yasaklandı.
**Binbir Gece Masalları /Anonim/Hikâyeler külliyatı Orta Çağ'da yazılmış bu edebi eser 1926-1950 yılları arasında ABD'de müstehcen olduğu gerekçesiyle yasaklanmıştı. İran ve Afganistan'da hâlâ yasak kapsamındadır, Mısırda yasaklama girişimleri sürmektedir.
**Don Kişot/Cervante/s Roman/17. yüzyıl'ın başında İspanya'da yazılan satirik roman, İspanyol engizisyonu tarafından “Hayırseverliğin değersiz kılınması” nedeniyle yasaklandı. Daha sonra bazı bölümleri sansürlenerek basılan kitap İspanya'da ancak 19'uncu yüzyılda eksiksiz olarak yayımlanabildi.
**Çizgilerle Nazım Hikmet/Müjdat Gezen, Savaş Dinçel /Biyografi/1979'da yazarları mahkemeye verildi, hakim davayı saçma bulunca beraat ettiler. Kitap 2011'de yeniden basıldı.
**Minyeli Abdullah/Hekimoğlu İsmail /Roman/İnançlarından dolayı zorluklara maruz kalmış bir insanı konu alan 1967 tarihli roman önce yasaklandı. Serbest kaldıktan sonra 84. baskıyı yaparak Türk edebiyatının en çok baskı yapan romanı ünvanını kazandı.
**Bir Avuç Gökyüzü/Çetin Altan /Roman/1974 tarihli roman müstehcenlik iddiasıyla yasaklandığında yurt dışında 9 dile çevrilmişti.
**Yatak Odasında Terör/ Marquis de Sade Serge Bramly /Roman/Özgün adı La Terreur dans le boudoir olan 1994 tarihli roman Marquis de Sade'ın hayatını anlatıyordu. 2000'de sinemaya da aktarılan eser Türkiye'de 2001'de basıldı. Birkaç ay sonra İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından "Halkın ar ve haya duygularını incittiği, cinsi arzuları tahrik ve istismar ettiği, genel ahlaka aykırı ve müstehcen bulunduğu " gerekçesiyle yasaklanarak toplatıldı.
**Suç ve Ceza/ Dostoyevski/Roman/1866 tarihli roman Rusya'da "gerici" olduğu öne sürülerek, Polonya'da ise "kötümser" olmasına dayandırılarak yasaklanmıştı.
**Tom Amca'nın Kulübesi/Harriet Beecher Stowe/Roman/Amerikalı kadın yazarın 1852'de yazdığı kölelik karşıtı romanı Amerikan İç Savaşı sırasında Güney Eyaletleri'nde yasaklanmıştı. Eşitlikle ilgili aşıladığı fikirlerden dolayı kitap Çar I. Nikolay döneminde Rusya'da da yasaklandı.
**Dönüşüm/Franz Kafka/Novella/1915 tarihli bu uzun öykü (veya kısa roman) Nazi Almanyası'nda yasaklandı.
**Lysistrata/Aristofanes/Oyun M.Ö. 411'de yazılmış bu Antik Yunan eseri, savaş karşıtı mesajından dolayı 1967 yılında Yunanistan'da askerî cunta tarafından yasaklandı.
**Ulysses/James Joyce/ Roman/1922'de yazılan roman, 1930'larda müstehcen bulunarak ABD, İngiltere ve Avustralya'da yasaklandı. ABD'de yasak 1933'te kalktı.
**Casus Avcısı/ Peter Wright/ Otobiyografi/ İngiliz MI5 ajanının gerçek hikâyesini anlatan 1985 tarihli kitap devlet sırlarını açıkladığı gerekçesiyle 1985 to 1988 yılları arasında İngiltere'de yasaklı kaldı.
**Uluma/Allen Ginsberg/Şiir/ 1955 tarihli şiir kitabına, 1957'de müstehcenlik suçlamasıyla San Fransiso gümrüğünde el kondu. Mahkemede aklanınca kitap serbest kaldı.
**Cesur Yeni Dünya/Aldous Huxley/Roman/1932 tarihli roman, aynı yıl İrlanda'da yasaklandı. Yasaklama gerekçesi, geleceğin dünyasında eğlence amaçlı seksin toplum tarafından doğal karşılandığının anlatılıyor olmasıdır.
**Lady Chatterley'in Sevgilisi/ D. H. Lawrence/ Roman/1928'de yazılmış olan eser açık saçık bulunarak ABD ve İngiltere'de 1959 ve 1960 yıllarında kısa süreliğine yasaklanmıştı.
**İnsan Hakları/Thomas Paine/ Politika /İngiliz asıllı ABD'li siyasetçi Paine'in 1791 tarihinde yazdığı kitap Rights of Man, Fransız Devrimi'nin kıvılcımını ateşleyen kitap olduğu ileri sürülerek İngiltere'de yasaklandı, yazarı söz konusu devrime yardımcı olduğu için vatana ihanet suçuyla yargılandı. Aynı kitap Aralıkçılar İsyanı'ndan sonra Çarlık Rusyası'nda da yasaklandı.
**Fanny Hill Bir Zevk Kadınının Anıları/ John Cleland/ Roman/İngiliz yazarın 1748 tarihli kitabı ABD'de önce 1821'de son olarak da 1963'te müstehcen olduğu gerekçesiyle yasaklandı. ABD'de federal çapta yasaklanan son kitap bu oldu.
**Amerikan Sapığı/Bret Easton Ellis/Roman/1991 tarihli American Psycho, bir seri katilin cinayetlerini çok detaylı anlattığı için Avustralya'nın Queensland eyaletinde yasaklandı. Diğer eyaletlerde satışlara yaş sınırlaması kondu.
**Çıplak Şölen/ William S. Burroughs/ Roman/1959'da yazılmış Naked Lunch, 1962'de açık saçık olduğu gerekçesiyle Boston mahkemelerince yasaklandı. 1966'da üst mahkeme kitabı akladı.
**Yalnızlık Kuyusu/Radclyffe Hall/Roman/1928 tarihinde yazılmış The Well of Loneliness lezbiyen temalar içerdiği için 1928'den 1946'ya kadar İngiltere'de yasaklı kaldı.
**Da Vinci Şifresi/Dan Brown/ Roman/2003 tarihli roman, Hristiyanlığa saldırdığı gerekçesiyle Lübnan'da yasaklandı.
**Tebliğ/A. Kadir/Şiir/İbrahim Abdulkadir Meriçboyu'nun 1943'te yazdığı savaş karşıtı şiirler içeren kitabı toplatıldı. Yazarı sıkıyönetimce 5 yıl sürecek bir sürgüne gönderildi.
**Allah'ın Kızları/Nedim Gürsel/ Roman/2008'de çıkan kitap, "halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik" suçlamasıyla soruşturmaya uğradı. Takipsizlik kararı verilince kitap serbest kaldı.
**Baba ve Piç/ Elif Şafak/Roman/Biri Türk diğeri Ermeni asıllı iki aile üzerinden Türk-Ermeni ilişkilerini 90 yıllık bir zaman dilimi içerisinde inceleyen 2006 tarihli bu romanın yazarı ve yayımcısı hakkında "Türk milletini soykırımcı olarak göstermek, Türklüğü aşağılamak" iddiasıyla dava açıldı. Dava Avrupa Parlamentosu'nda da yankı buldu ve sonunda beraatle sonuçlandı.
**Trabzonlu Delikanlı/ Yaşar Miraç/Şiir /1979 tarihli kitap 12 Eylül 1980 sonrasında şairin diğer kitaplarıyla birlikte yasaklandı. Kitap 7 yıl yasaklı kaldı.
**Pazar Sevişgenleri/ Metin Üstündağ/Karikatür/Önce toplatılmış, sonra da mahkeme kararı ile yayımlanmasında sakınca görülmemiştir.
**Çıplak ve Ölü Norman/ Mailer/Roman/1948 tarihli roman The Naked and the Dead, 1949'da müstehcenlik suçlamasıyla Kanada'da yasaklandı.
**Bülbülü Öldürmek/ Harper Lee/Roman/1960 tarihli Pulitzer ödüllü roman 1930'ların Alabama'sında ırkçılığı ve eşitsizliği ele alıyor ve eleştiriyordu ama garip bir biçimde "ırkçılık ve küfür" içerdiği için yasaklandı.
**Risale-i Nur Külliyatı/ Said Nursî/Kuran tefsiri/Türkiye'de "Nurculuk" 1963 yılına kadar yasak olduğu için Nur Cemaati'nin lideri olan Said Nursî'nin kitapları da bir dönem yasaklar listesindeydi. Said Nursi kitapları 2013 yılında bu kez Rusya'da 'Dini nefreti teşvik ettiği ve İslam'a inanmayanların dini özgürlüklerine zarar verdiği' gerekçesiyle yasaklandı.
**İmamın Ordusu/Ahmet Şık/ Gazeteci Ahmet Şık Mart 2011'de Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanınca henüz basılmamış kitabına da el kondu. Kitap sanal ortamda "Dokunan Yanar" adıyla yayıma verildi. Kitabının internette yayımlanması üzerine Basın Savcılığı inceleme başlattı.
**Hamlet/William Shakespeare/Oyun/ 16. yüzyılda yazılmış bu trajedi 1978'te Etiyopya'da yasaklandı.
**Zabit ve Kumandan ile Hasbıhal/Mustafa Kemal/Söyleşi/Atatürk'ün 1914 yılı Mayıs ayında Sofya'da yazdığı kitap, yakın arkadaşı Ali Fethi Okyar'la birlikte 1918'de Mondros Mütarekesi dönemi başlarında İstanbul'da bir süre çıkardıkları Minber Gazetesi nin matbaasında bin nüsha olarak basıldı. 7,5 kuruş fiyat konan kitabın birkaç nüshasını tanıdıklarına hediye etmek için yanına alan Mustafa Kemal, Anadolu'ya geçtikten sonra kitabın kalan nüshaları Damat Ferit Paşa tarafından toplatılarak imha edildi. Kitap 1956 yılında Hasan Âli Yücel tarafından İş Bankası Kültür yayınlarının ilk kitabı olarak yeniden yayımlandı.
**Bozkurt/H.C.Armstrong/Biyografi/1932'de çıkan kitap Mustafa Kemal'in sağlığında yayımlanan ilk biyografisidir ve onun insani yönlerini ön plâna çıkardığı belirtilmiş ve üslubu sert bulunmuştur. Kılıç Ali, hatıralarında kitap için: “Armstrong ismindeki meşhur bir Türk düşmanının yazdığı kitapta, Atatürk'ün aleyhinde bazı kısımlar vardı ve bunun için de hükümet tarafından memlekete sokulması men edilmişti.”
**Vatan Haini Değil-Büyük Vatan Dostu Vahidüddin/ Necip Fazıl Kısakürek/Biyografi/1968'de basılan bu kitap nedeniyle yazarı 1983 yılında hapse girmişti, kitap 1968, 1977 ve 1980 yıllarında üç kez toplatıldı.
**Yaşadıkça/Rıfat Ilgaz/ Şiir/1947'de basılan şiir kitabı 10 Temmuz 1948'de Bakanlar Kurulu kararı ile toplatıldı.
**Azizname/Aziz Nesin/ Taşlama/1948 tarihli kitap 27 Aralık 1948'de Bakanlar Kurulu kararı ile toplatıldı. Sonraki yıllarda aklanıp Türkiye'de 12 baskı yapan, defalarca sahneye uyarlanan kitabın 2001 yılında hala yurtdışına çıkartılması yasağı kalkmamıştı.
**Kruşçev'in Anıları/Nikita Kruşçev/Anı, yakın tarih/SSCB'nin üçüncü lideri, iktidardan düştükten sonra banda okuduğu anılarını Batı'ya kaçırtmış ve orada "Khrushchev Remembers" adıyla İngilizce bastırtmıştı. Kitap Batıda sansasyon yaratırken, kendi ülkesinde yasaklıydı.
**Tommiks/Essegesse/ Çizgi roman/Özgün adı Capitan Miki olan İtalyan çizgi roman 'çocukların aklını çeleceği' gerekçesiyle Türkiye'de 1961 yılında yasaklanmıştı. Çizgi roman 1951'den beri İtalya'da, 1955'ten beri de Türkiye'de yayımlanmaktaydı. “Üçüncü Yargı Paketi” kapsamında 5 Ocak 2013'ten geçerli olmak üzere diğer 453 kitapla birlikte yasağı kalktı.
**Fahrenheit 451, Ray Bradbury'nin 1951'te ilk baskısı yapılan ünlü distopik bilim kurgu romanıdır. Romanın kendisi yasaklanmamış olsa da konusu kitapların tamamen yasaklandığı ve ele geçirilenlerin yakıldığı, yasaklanmış kitapları bulunduran insanların bile yok edildiği bir gelecekte geçmektedir. Roman François Truffaut tarafından aynı adla sinemaya da aktarılmıştı.

Kaynak : Vikipedi Özgür Ansiklopedi

Mayıs Ayı Okuduklarım (22 Kitap , 6215 Sayfa)
1- Kafa Dergisi Sayı: 33
2- Ot Dergisi Sayı: 51
3- Osman Balcıgil - Yeşil Mürekkep
4- Kristin Hannah - Bülbül
5- Stephen King - Son Nöbet
6- John Boslough - Stephen Hawking'in Evreni
7- İrfan Değirmenci - Bir Uyuyup Uyanalım
8- William Golding - Sineklerin Tanrısı
9- Josh Malerman - Gölün Dibindeki Ev
10- Aziz Nesin - Memleketin Birinde
11- J.R.R. Tolkien - Roverandom
12- Ted Dekker - Gelin Koleksiyoncusu
13- Leonardo da Vinci - Leonardo'nun Defterleri
14- Thomas Mann - Dolandırıcı Felix Krull'un İtirafları
15- Aret Vartanyan - İnsanız Ayıbı Yok
16- Stefan Zweig - Yakıcı Sır
17- José Saramago - Körlük
18- Gabriel Garcia Marquez - Kolera Günlerinde Aşk
19- Bavul Dergisi Sayı: 20
20- Patrick Süskind - Güvercin
21- Akilah Azra Kohen - Fi
22- Stefan Zweig - Satranç

Enver UÇAR, İsim, Şehir, Bitki'yi inceledi.
27 May 13:38 · Kitabı okudu · 416 günde · Beğendi · 9/10 puan

Özdil, kısa, özlü, tatlı bir üslubun egemen olduğu sert vurguları ve yer yer alaycı, yer yer hüzün verici diliyle 19 Mayıs törenlerinin iptal edilmesinden ünlü dağcı ve AKUT kurucusu Nasuh Mahruki'nin vatan sevgisine, "Ak CHP" hükümetinin neler yapabileceğinden İmam Hatip'ler ve dindar gençlik tartışmalarına, 2020 Olimpiyatlar Türkiye'de düzenlense neler olabileceğinden "AncelinaColi"nin Suriyeli mültecilerin kampını ziyaretine kadar değişik konulara kıvrak bir üslupla el atıyor.

EVDE KALMIŞ KIZ...
HARİKA UFUK
[email protected]
Otuz beş yaşıma yeni girmiştim. Mahalleli “Evde kalmış kız kurusu” diyorlardı arkamdan… Annem “Sana değildir kızım… Daha yaşın ne başın ne! Seni doğurduğum gün dün gibi aklımda… Neden her lafı üzerine alınıyorsun sanki!” diye bana çıkışıyordu. Kimin umurunda ki! Kuru da değildim etim budum yerinde Allah’ıma bin şükür! Boyum bir yetmiş, kilom da yetmiş. Evde kalmama bunlar mı yetmiş acaba bilemiyorum, yaşım da yetmişin yarısı! Aman hadi hayırlısı… Aman ya boş ver gitsin, son zamanların moda sözüyle hayırlısı be gülüm…
Geçenlerde annemin bir ahbabı dört yaşındaki torunu Esra’yla bize gelmişti. Çocuk bana bakıp bakıp anneannesinin kulağına eğilerek bir şeyler fısıldıyordu. Anneannesi de “Sus bakayım, çok ayıp!” diyordu. İşkillenmeye başlamıştım ki bomba patladı. “Anneanneciğim, bu teyze neden evde kalmış? Hiç parka gitmemiş mi? Annesi onu gezmeye götürmemiş mi?” dedi. Gülsem gülemiyorum, ağlasam ağlayamıyorum. Sinirden dudaklarımı ısırmaya başladım. Annem lafı değiştirmeye çalışıyor ama nafile… Çocuk da sordukça soruyor.
Artık gırgıra vurdum. “Bak canım anneannen seni gezdiriyor ki evde kalmayasın diye… Esra’cığım sakın evde kalma. Evde kalmak iyi değil! Sürekli gez. Kim nereye gidiyorsa peşinden git. Götürmezlerse ağla, bağır, kendini yere at olur mu? Hatta baban işe giderken bile ona eklen canım!” dedim. Annem de ahbabı Firuzan Hanım da yüzüme tuhaf tuhaf baktılar. Çocuk gülümsedi, gözleri parladı. Hadi bakalım Firuzan’cığım nereye gidersen git, bundan sonra bir gölgen var. Esra’cığın, biricik şeker torunun sen istesen de istemesen de hep takipçin olacak! “Dilim, giydirir bana kilim.” demiş atalarımız. Kendin ettin, kendin buldun gülüm… Oh, canıma değsin!
Pazar sabahı annemle baş başa kahvelerimizi yudumlarken “Anne, çevre yapmam gerekli… İş yerimde tozlu evrakların arasında boğulmuş vaziyetteyim. Odamda emekliliği gelmiş iki memur daha var. Biri geçenlerde kalp krizi geçirdi. Adam gidici gibi görünüyor. Diğeri de ne güler ki gülesin, ne ağlar ki ağlayasın. Gerekmedikçe konuşmaz. Ağzından cımbızla laf alırsın ancak… Kırk üç yaşında, evli, üç çocuklu, hayatından bezmiş biri… Yani iş yerimde koca bulma şansım sıfır… Kendi arabamla gidip geliyorum. Yolda da koca bulma şansım yok. Derneklere üye olsam düşüncesi İle bir iki derneğe uğradım. Ya eğitimsiz insanlar var, ya da çok yaşlı emekli olmuş kadınlar ve erkekler… Anlayacağın derneklerde de koca bulma şansım yok. İngilizce kursuna yazılayım bari… Yeni insanlarla tanışırım, hem de İngilizcemi ilerletirim.” dedim.
Annem de bu kararımı onayladı. Aslında okul yıllarından beri yabancı dile yatkınlığım vardı. Eskiden bir turist görünce yanına gider, yarım yamalak da olsa konuşmaya çalışırdım. Ne derece başarılı olduğum ise tartışılırdı yani… Üniversitede de İngilizce dersinde oldukça iyiydim. Konuşmayınca zamanla unutuluyor, yabancı dil bu açıdan çok nankör…
Ertesi gün iş çıkışı Yabancı Dil Merkezi’ne uğradım. Amacım dil kursuna yazılmaktan öte koca bulmaktı elbette… Yöneticiyle görüştüm, bu arada unutmadan söyleyeyim şansımdan yönetici de bayandı. Küçük bir sınavdan geçirildim. Sınav sonunda üçüncü kurdan başlamak üzere kursa yazıldım. İş çıkışımda saat 17.30’da başlayan kurs 20.00’e bitiyordu. İki buçuk saat sürüyordu. Hafta içi beş gün kursum olduğundan her gün eve yorgun argın dönüyordum.
Sınıfıma girdiğimde şok oldum. Kırk yaşında bir bayan, otuz beşinde ben ve geri kalan da çor çocuk… Genelde ilköğretim öğrencisi çocuklar… İlkokul dörde, beşe gidenler çoğunluktaydı. Birkaç ortaokul öğrencisi ile yedi de liseli vardı. Uğradığım hayal kırıklığını tarif bile edemiyorum. Parayı da peşin almışlardı. Bir daha sınıfımı görmeden para yatırırsam iki olsun! Of Allah’ım… Nedir başıma gelenler… Artık bir kere yazılmıştım. Bu saatten sonra yapacağım bir şey kalmamıştı. Yanımda oturan kız da “Teyze senin adın ne?” deyince sinir katsayım yüzle çarpıldı. “Teyze senin anandır.” diyecektim ama ortaokul son sınıf öğrencisi kızcağız öyle tatlı bakıyordu ki bir anda yumuşadım. “Adım Elif… Peki, senin adın ne şeker kız?” dedim. İnci gibi dişlerini göstererek “Pınar…” dedi.
İş çıkışı düzenli olarak kursa gittim. Koca bulma umudum son bulmuştu ama kursum devam ediyordu. Öğretmenimiz de yirmi beş yaşında genç ve güzel bir bayandı. Dersi de çok güzel anlatıyordu. Kısa sürede eski bilgilerimi de hatırladım ve birkaç kur atladım. İki yıl sonra son kuru da tamamlayıp sertifikamı aldım.
Bu kez koca bulma garantisi olan başka bir kursa yazılma kararındaydım. Dans kursu… “Bizimle Dans Edin” adlı kursa yazıldım. Bu kursa da en fazla rağbeti düğünü veya nişanı yaklaşan çiftler gösteriyorlardı. Nişanlanacak yahut evlenecek çiftler eşleriyle birlikte dans etmeyi öğreniyorlar ve düğünlerinde edecekleri danslar için hazırlık yapıyorlardı. Ya da çok gençler vardı, liseliler ve üniversite öğrencileri… En azından iyi dans edersem daha popüler olabilirim diye düşündüm. Pek çok dansı öğrendim ama ikili danslarda eşim olan baylar hep çocuk yaştakilerdi. Kanatları kırılmış bir kuş gibi çırpınıyordum. “Vermezse mabut, neylesin Sultan Mahmut!” durumlarını yaşıyordum adeta…
Ertesi yıl teyzemin yirmi iki yaşındaki oğlu Uygar’ı da bana eş olsun diye kursa kaydettirdim. Artık onunla ikili olmuştuk. Üç yıl kadar da Uygar’la bu kursa devam ettim. Rumba, Samba, Vals, Tango, Merenge, Baçata derken öğrenmediğimiz dans kalmadı.
Eve kahve içmeye bile tek görücü gelmemişti. Üzüntümden kahroluyordum. Annem, “Kızım, düğünlere gidelim. Eskiden ya hamamda, ya düğünde kız beğenirlerdi de görücü gelirlerdi. Şimdi hamam kültürü pek kalmadı. Zaten dans etmeyi de biliyorsun. Düğünleri takip edelim yavrum…” dedi.
O günden sonra bütün düğünleri takip etmeye başladık. Uygar bazı günler “İşim var.” dese de küçük hediyelerle onu düğüne gelmeye razı ediyordum. Kısa sürede o kadar uyumlu dans etmeye başlamıştık ki her düğünün gözdesi olmuştuk. Komşularımızın dıdısının dıdısı bile bizi düğüne davet ediyorlardı. Dans beni inceltmişti de… Atmış kiloya düşmüştüm. Oldukça güzel görünüyordum.
Birkaç görücü çıktı ama karısından boşanmışlar ile eşi ölmüş, çocuklu dul adamlar hayal ettiğim beyaz atlı prensin yanından bile geçemeyecek kısmetlerdi. Bu nasıl kısmetse… Resmen kısmetsizlikti yaşadığım… Bir süre sonra beklentilerim değişti. Beyaz atlı prensten ister istemez vazgeçmem gerekti. Prens olmasın, hatta beyaz atı da olmazsa olmasın yeter ki bir an önce gelsin. At üstünde, eşek sırtında nasıl geliyorsa gelsin. Belediye otobüsüyle gelecek olan kişiye de razıydım.
Artık düğüne gitmek aile geleneğimiz haline gelmişti. Bir gün Uygar elinde gayet şık bir davetiyeyle geldi. Püsküllü davetiyeyi yelpaze gibi havada sallayarak “Cumartesi akşamına hazırlan Elif Abla, düğün var.” dedi. Uygar’ın arkadaşının küçük kız kardeşi evleniyormuş. Tanımıyordum ki Uygar’ın arkadaşını da onun kız kardeşini de… Düğün günü yine giyinip süslendim. Saçlarıma da havalı bir fön çektirdim. Güzel bir makyaj yaptım. Aile boyu düğün salonuna doğru yola çıktık. Kim bilir kaçıncı defa geldiğim Gülpembe Düğün Salonundan içeri girerken yine çok heyecanlıydım. “Acaba burada mıdır beyaz atlı veya karakaçanlı prensim?” düşüncesiyle kalbim pıt pıt atmaya başlamıştı. Büyüklerimiz “Bekle de gör!” demişler. Heyecan yok Elif!
Uygar, gelinin ağabeyinin samimi arkadaşı olunca bizim için salondaki en iyi masalardan birinde yer ayırmışlardı. Bize ayrılan masa geline de çok yakın bir yerdeydi. Gelinin gelmesini heyecanla beklemeye başladık. Bir süredir düğünlerdeki gelinliklerin modellerini daima çantamda taşıdığım not defterime çiziyordum. Eve döndüğümüzde bu modelin bana yakışıp yakışmayacağını annemle mütalaa ediyorduk. “Gelinin gelinliği straples balık modeli olabilir.” dedi annem… Ben de “Belden kesik, kabarık, altında tarlatan, üstü ve kolları da Fransız danteli…” diye iddiaya giriştim. Bir yandan da masadaki çerez tabağından fıstıkları seçiyordum. Fıstıklar seçile seçile azalmıştı ama leblebiler aynen tabakta duruyordu. “Ben de aslında fıstığım ama beni leblebi sanıp almadılar. Leblebiler gibi kalakaldım.” diye iç geçirdim.
O esnada salonda bir hareketlenme oldu. Gençler ellerinde konfetilerle gelinle damadı bekliyorlardı. Derken müzik başladı. Berkant’ın söylediği ölümsüz eser “Samanyolu” ile genç çiftler salona girdiler. Gelinliğinin kuyruğunu sürükleyerek edalı edalı yürüyen gelini tanıdım. İngilizce kursuna yazıldığımda yanımda oturan sıra arkadaşım Pınar’dan başkası değildi bu! Elimde olmadan heyecanla bağırdım: “Anne, anneciğim bak sınıf arkadaşım!” Salondaki bütün başlar bizim tarafa doğru çevrildi. İnsanlar gülmemek için ağızlarını kapatıyorlardı.
Pınar da beni görünce çok mutlu oldu, sevinçle yanıma geldi. Elimi öptü ve “Teyzeciğim seni düğünümde gördüğüme çok sevindim.” dedi. O anda annemin de benim de yüzümüz allak bullak oldu. Ağlamaya başladım. Portföy çantamı masanın üstünden kaptığım gibi kapıya doğru atıldım. İşte bu, bizim ailece gittiğimiz son düğün oldu. (29 Mayıs 2015-19.00-Adana)
NOT.Adana'nın ünlü öğretmen-yazar ve şairlerinden Harika Ufuk'un yeni yayınlanacak öykü kitabında yer alacak olan hikayelerinden 1 tanesidir.

Mehmet Ferit, bir alıntı ekledi.
21 May 00:48 · Kitabı okudu · Puan vermedi

19 Mayıs 1919 gününü, Türkiye’nin kaderini eline aldığı tarih olarak kabul edersek, ülkenin yönetiminin cansız parmaklarından kaydığı 10 Kasım 1938’e kadar, 19 senede Atatürk hiçbir kararını, altında milletin temsilcilerinin imzalarının da olmadığı bir bildiriyle ne milletine ne de dünyaya tebliğ etmiş veya uygulamaya koymuştur.

Dahi Diktatör, Celal ŞengörDahi Diktatör, Celal Şengör