Ölümü yaşamak demek, toparlanıp gittiğini hissedecek zaman olmadan birdenbire onunla burun buruna gelmek yerine, onun gelişini görüp kabullenmek demek miydi? Kaçınılmaz olan karşısında özgür iradeyi ortaya koymak için, onu önceden seçmek demek miydi?
Belleğin her şeyi kaydettiğini, ama bizim yalnızca o anıların bir bölümünü, onun canı ne kadar isterse o kadarını anımsayabildiğimiz yönündeki varsayıma artık inanmıyordun.