Adı:
İntihar
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
81
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755706658
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Suicide
Çeviri:
Orçun Türkay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Édouard Levé, yirmi yıl önce intihar etmiş, belki hayali belki de gerçek çocukluk arkadaşına uzun bir mektup niteliğindeki İntihar'da, hayatı reddeden kahramanının gerçekçi bir portresini sunuyor. Yetenekleri, arzuları ve duyarlılıklarıyla yazıya taşıdığı kahramanının intihar etmeye karar verip bu eylemi gerçekleştirmesini tüm aşamaları ve en ince ayrıntılarıyla anlatıyor. Kitabı tamamlayıp yayıncısına teslim ettikten sadece on gün sonra ise kendi hayatına tıpkı arkadaşının yaptığı gibi intihar ederek son veriyor.

Kısa ömrü boyunca kurmacayla gerçeği birbirinden ayırmayan Levé, hayatına nasıl son vereceğini hem bir roman, hem de bir anı kitabı özelliği taşıyan İntihar'da anlatıp sonra uygulamasıyla dünya edebiyatının sonsuza dek genç kalacak, kült yazarlarından biri olmuştur.
(Tanıtım Bülteninden)
81 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Farklı bir deneyim... İntihar'ı tanımlayacak olsaydım böyle derdim. Çok farklı, gerçek, hüzünlü, hayret verici, yıkıcı bir okuma deneyimi.

Bir solukta okumadım Intihar'ı. Okuyamadım. Yazarın hayatını da okuyunca daha çok etkilendim ve sanırım aklımın bir köşesinde yazarın trajik sonu varken bitirdim kitabı.

İntihar bir mektup gibi yazılmış. Yirmi yıl önce intihar eden bir arkadaşına yazıyor kitabın anlatıcısı. Ne arkadaşının adı var ne de kendisinin. Ama öyle iyi tanıyor ki arkadaşını, öyle bilerek anlatıyor ki şaşıp kaldım okuyunca. Arkadaşının kırgınlıklarını, pişmanlıklarını, sevinçlerini, hoşlandığı şeyleri ve daha bir sürü konuyu anlatıyor yazar. Sanki kendisini anlatıyor, sanki bahsettiği kişi kendisi oluveriyor birden. Zaten kitabı tuhaf bulmanın nedeni de bu, kendisinden üçüncü tekil şahıs gibi bahsediyor sanıyor okuyucu...

Yaklaşık 80 sayfa kitabın en vurucu kısmı sanırım 22. sayfadaki şu cümleydi: "Baban başkalarına sert davranırdı. Annense başkalarının acılarını paylaşırdı. Günün birinde, sana kalan o sertliği kendine yönelttin. Baban gibi çektiren de, annen gibi çeken de sen oldun."

Yazar da tıpkı kitaptaki karakter gibi intihar ederek son veriyor yaşamına. Kitabı yayıncıya teslim ediyor, on gün sonra da kendisi intihar ediyor. Okuyup bitirince tuhaf bir dinginlik çöktü üstüme. Herkesin beğeneceğini düşünmediğim nadir kitaplardan biri İntihar. Ama benim için iyi ki okudum dediğim bir kitap oldu İntihar. Ölüme ve ölüme inat yaşama bakışınızı etkilesin, sayfaların içinde kaybolun dostlarım...
81 syf.
Édouard Levé bir kitap yazıyor, kitabın adı "intihar"
Kitabın yazımını tamamlayıp basılması için yayıncısına teslim ettikten sadece 10 gün sonra intihar ediyor, üstelik de kitapta anlattığı kurguyu uyguluyor!

Ne kadar hazin bir hikaye olsa da muhteşem bir yazım öyküsü bu.
Fakat kitabın içeriği, yazım süreci kadar etkileyici değildi. Fazla detaylı yazılmış ve inanılmaz kasvetli bir anlatımı vardı. Hafif bir intihar güzellemesi de yapılmış bu nedenle çok sevdiğim bir kitap olmadı ama kötü bir kitaptı da diyemem.

Farklı ve bir solukta okunacak bir kitap arıyorsanız bu kitaba göz atabilirsiniz.
Tabii ruh haliniz iyiyken okumak daha doğru bir zamanlama olur.
81 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
"İnsan da, yaşam da saçmadır, boşunadır, rastgeledir, sağlam hiçbir şey yoktur, ama yine de yaşamak gerektir."
Alber Camus, intiharı kısaca böyle özetler, ya da daha da açıklayıcı olmasını isteyenler için ise şunu söyleyebiliriz:
“Hayat aslında yaşamaya değmeyecek kadar saçmadır, ancak bununla birlikte yaşamak gerekir." Kitabın incelemesine bunu yazmamın nedeni yazarın kitabını yazdıktan on gün sonra intihar etmesi ve aslında bir arkadaşıymış gibi bahsettiği kişinin kendisi olmasıdır. Onun intiharını başka filozoflardan örnekler vererek açıklamam daha iyi olur diye düşündüm. Alber Camus'ye dönecek olursak onun için intihar bir kaçıştır insan ne olursa olsun yaşamayı seçmesi gerektiğini ve başkaldıran insanın özelliğinin bu zorlukların üstesinden gelebilmesi gerektiğini savunur her ne kadar hayat onun için absürt olsa da. Malesef kitaptaki kahramanımız yaşamı daha yirmi beş yaşındayken terkeder ve onun durumu daha çok Sartre'ın bahsettiği intihar tanımına uyuyor. Varlık ve Hiçlik kitabında;
"İntihar bir kaçış değil, reddediştir," diyor fransız yazar. Öne sürdüğü iddia ise şu oluyor: İntihar, varlığının ve varoluşunun farkına varmış olmaktır. Kendi varlığının farkında olup hiçliğe doğru yol almanın bir gösterimidir. Varlığını hiçlikle tanımlama durumudur. Bu durumda intihar dünya da olmanın bir başka yoludur. Leve'nin düşündüğü intihar da aslında kendi farkına varmış insanın varoluşun olmak durumundaki iğrençliğiyle karşı karşıya olduğudur. Becket, "dünyadasın ve bunun tedavisi yok!" Diyerek belki de varoluşun içinden çıkılmazlığını çok iyi anlatıyordu ama intihar kavramı belki de varoluşu sonlandırmayıp başka bir boyut kazandırmasıdır sadece. Bunu bilemeyiz ama intihar hakkında şimdiye kadar gördüğüm en karamsar filozoflardan Cioran bile intiharı hemen savunan birisi değildir, o şöyle diyordu bir arkadaşına, eğer hala gülebiliyorsan yaşamaya devam etmende bir sakınca yoktur, yani varoluşa ve tüm zorluklarına kahkahayla yaklaşabilmek en önemli noktalardan biridir ve belki de başkaldıran insanın en önemli özelliğidir. Bir yazısında da Cioran, intihar fikri sayesinde hayatta kaldığını söylüyor, bunun gerekçesini ise şu sözlerle dile getiriyor; yaşamıma istediğim zaman son vermek hakkı elimde bulunduğu sürece her zorluğa katlanırım çünkü sonuna kadar gitmek ve dayanılmaz bir noktaya ulaşınca bunu bitirmek artık o acıyla yaşamak zorunda olmamak isteğime bağlı bulunduğu sürece hep katlanabilirim. Kitaba tekrar dönecek olursa şunlar söylenebilir; kessinlikle okutulması gereken kitaplardan değil, kitap güzel yazılmış ve bir arkadaşınla oturup geçmiş anılardan bahseder gibi bir dil kullanılmış. Ama özellikle okuyayım girişimine değmeyen bir kitap. intihar hakkında inceleme yapmak isteyen insanların ise bence okuması gerekir diye düşünüyorum. Son olarak incelememi Albert Camus'nün sözüyle bitirmek istiyorum:

"Çoğu zaman yaşamak, intihar etmekten daha çok cesaret gerektiriyor."
81 syf.
·5 günde·5/10
Her insan bir dünya, duygularıyla yaşanmışlıklarıyla. Her insan farkli bir evren aslinda . Ucsuz bucaksız bitis noktasını bilmediğimiz hayatlarda yaşıyoruz. Edouard Leve'nin yazdığı bu kitap intihar ederek yaşamına son veren arkadasının hayatını yeteneklerini arzularını en ince ayrıntısına kadar yazdığı bir mektup olarak görünsede.. Kitabı tamamlayıp yayıncısına teslim ettikten sadece on gün sonra intihar etmesi yazdığı kitabın arkadaşına degilde aklında yarattığı hayali kişiliği olduğunu düşündürdü bana.. Ayrıntıya fazlaca yer verilen bu romanda az cok anlatılan karakteri gözünüzde canlandıra biliyorsunuz.. Okunmalı mı? Ayrıntılardan sıkılıp yarıda bırakmanız an meselesi lakin bir sanş verilmeli :)
81 syf.
·6 günde
"Ağaçlar arasında bir ağaç, hayvanlar arasında bir kedi olsaydım, bu yaşamın bir anlamı olurdu, daha doğrusu bu sorunun hiç anlamı olmazdı, çünkü dünyadan bir parça olurdum. bu dünya olurdum, oysa şimdi tüm yakınlık gereksinimimle onun karşısındayım. öylesine önemsiz olan bu us, işte beni tüm evrenin karşıtı yapan bu." (Albert Camus)

Kısa ama anlamlı bir metin. Sonunu getiremeyeceğiniz kadar kasvetli ortamlar ve yaşamın içinde boğulan bir karakter. İçsel can çekişler. Hüznü mırıldanan şarkı isimleri. Yalnız bir adam. Bilmem kendisi bilmem arkadaşı.

Leve'nin son anlatısı, son cümleleri. Dünyayla bağını koparmadan önce yine yazmayı tercih etmiş. Kitabın en iyi yanı bana intiharın bile bir anlamı olduğunu duyumsatması. Leve'nin ve kahramanının anlamı zaten anlamlı.

Yeterince iyi rol yapmayı başaramadığınızda bir şeyler çözülmeye başlar içinizde. Bir yaşam son bulmaya başlar. İlaçlarla ayakta tutmaya çalışır psikiyatrlar sizi. Leve'nin kahramanı anti-depresanların insanda yaptıklarını çok iyi anlatmış. Yinede tıbbın hoşuna gitmeyecektir bu.

Bir insanın ölümüne tanıklık etmek bu bir metinde olsa çok zor. Hele ki kahramanla bir özdeşlik kurabiliyor ve onunla aynı sıkıntıları paylaştığınızı görebiliyorsanız bu çok daha zor. İnsan peki ben nasıl dayanıyorum bütün bunlara diye sormadan edemiyor. Sahi nasıl dayanıyoruz bu hiçliğe. Bu sorun asırlar boyu felsefenin konusu olmuş.

An gelir en yakınınızdaki eşiniz bile bulanık bir nesneye dönüşür, insanlar karanlıkta arzı endam eden cisimlerin gölgesine, yaşam bir hiçliğe, beden bir kafese. İşte o zaman kuş artık uçmak ister. Dünyasını değiştirmek ister ya da bilincin oyunlarına son vermek ister. Sorular, sorular, sorular... Sorulardan kurtulmak ister. İnsan uzun süre dinlenmek ister.

Kafka sonrası dünyada yaşamımız artık şu cümleyle başlıyor: Bir sabah gözlerini açtı ve hiçbir şeye dönüşmediğini ve hiçbir şeye uyanmadığını fark etti. Bizim trajedimiz, bizim dramımız, bizim sabahlarımız Kafka'nın bir böcek olmaklığa uyandığı boşluktan çok daha büyük. Bu büyük boşlukta artık tutunacak hiçbir anlam yok. Bu tür kitaplar bir çağın habercisi, intiharlar çağının.

İnsanlık artık intihar ediyor.
81 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Ölümün derin mahzenlerindeki kelebeklerin kanatlarını kırmak gibi korkutucu. İpi kopmuş uzaklaşan bir uçurtmaya veda etmek gibi acı verici. Boynuzlu bir atı gecenin bağıran sessizliğinde görmek kadar enteresan. Gerçekçi, acımasız ve hayret verici. Minik bir devin ayakları altında kalmak kadar insanı çaresiz bırakan bir anlatı türünde roman. En önemli tarafı da yazarın bu kitabı yazdıktan sonra intihar etmesi.

Kitabın son cümlesi sizi yerinize pıhlamaktan çok, ayağınıza bağladığı bir prangayla denize atıyor. Sessizlik içinde biten bu romanın son cümlesi kitabın ismi kadar ürkütücü. Kelimeler senfonisi içinde siz bir tarlanın ortasından geçerken, Baragan'ın Dikenleri kollarınızı çiziyor... Beni bu kadar çok betimleme yapmaya zorlayan bu kitabı okumanız çok iyi olur. Sevgiyle...
81 syf.
·Puan vermedi
Yaklaşık 80 sayfa kitabın en vurucu kısmı sanırım 22. sayfadaki şu cümleydi: "Baban başkalarına sert davranırdı. Annense başkalarının acılarını paylaşırdı. Günün birinde, sana kalan o sertliği kendine yönelttin. Baban gibi çektiren de, annen gibi çeken de sen oldun."
Kitabı alma sebebimi başta belirteyim arka kapağında aynen şöyle yazıyordu: ‘’ Yazar kitabı tamamlayıp yayıncısına teslim ettikten sadece on gün sonra kendi hayatına tıpkı arkadaşı gibi son verdi.’’
Kitapta yazarımız belki hayali belki gerçek çocukluk arkadaşının intiharını anlatıyor onunla konuşur gibi yazıyor her şeyi. Herkese tavsiye edeceğim bir kitap tabi ki değil çok değişik duygularla okudum. Ben intiharı çaresizlik olarak değil, güçsüzlük olarak görürüm her zaman. Bir kaçış olarak değil, mağlup gelmek olarak görürüm bu sebepten sinirlendim ama güzel bir kitaptı, etkileyiciydi.
‘’ İntiharın yaşamındaki en güzel söz oldu ama meyvelerini toplayamayacaksın’’
81 syf.
·4 günde·7/10
Etkileyici bir kitaptı.İntihar etmek gözüme güzel göründü bile diyebilirim...İntihar eden arkadaşı için yazılmış.Yazarın kitabı yayıncıya verdikten 10 gün sonra intihar etmesi fazla sarsıcıydı...Kitabın dili ayrı güzeldi.
81 syf.
·4 günde·6/10
Sonunun başından belli olduğu bir roman okudum. Karakterimiz 25 yaşında intihar eden bir erkek ve bunu öğrenerek hikayeye giriş yapıyoruz. Daha sonra arkadaşının ağzından intihar eden karakterimizi tanıyoruz. Onun iç dünyasını, sosyal hayata ve insanlara karşı mesafesini okurken yer yer anlatmakta güçlük çektim ve bu kitabı okumama açıkçası oldukça zorlaştırdı. Ama sonrasında karakterimizle empati yaparak okumaya devam ettiğimde daha kolay bir okuma oldu, benim için.
Yazar ile anlatılan karakter birbiriyle o kadar benziyor ki sonları. Okuduktan sonra inanılmaz bir şaşkınlığa sürükledi beni. Yazarımız yirmi yıl önce intihar etmiş, belki hayali belki de gerçekten çocukluk arkadaşına(bu kısımdan emin değiller) bir mektup niteliğinde bu romanı yazar. Yaşamayı reddeden kahramanımızı bize gerçekçi bir portresini çizerek ; yeteneklerini, arzularını ve duyarlılıklarını yazıya taşıdığı intiharını tüm ayrıntılarıyla anlatıyor.
Ve kendisi de kitabı tamamlayıp yayıncısına teslim ettikten 10 gün sonra tıpkı arkadaşı gibi kendi hayatına da son veriyor.,
Başka birinin gözünden ana karakteri tanıdığımız bu romanda aslında beni en çok etkileyen karakterin sürekli buhran ve arayış içinde olması oldu. Kendine ait bir dünya yaratma çabası içinde olduğunu ve bunu sağlayamadığını düşündüğünde yaşımına son verdiği düşüncesindeyim.
Farklı bir karakter ve tarzda bir roman okumak isteyenlere önerebileceğim değişik ve ilginç bir kitap.
81 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
İntiharını baş kahraman üzerinden gerçekçi bir şekilde kurgulayan ve sonrasında da uygulayan bir yazar. Kitabın sonunda ki üçlükler ayrıca güzellik katıyor.
"Yaş beni yener
Gençlik beni terk eder
Bellek bana kalır

Mutluluk önümde gider
Üzüntü beni izler
Ölüm beni bekler."
81 syf.
·4 günde·6/10
Bu kitaptan önce yazarın diğer kitabı olan "Otoportre"yi çok sevdiğimden bahsetmiştim. O kitabı ne kadar çok sevdiysem "İntihar"ı maalesef bir o kadar sevmedim. Bir önceki kitabından büyük keyif almam sebebiyle de bu kitaba çok büyük bir beklentiyle başladım. Ancak beklentilerimi karşılamadı.

Yazar, kitabı yayınevine teslim ettikten 10 gün sonra, aynı bu kitapta anlattığı şekilde intihar ediyor. Zaten kitabın başında nasıl intihar ettiği belli, anlatıyor. Sonraki sayfalarda arkadaşı üzerinden psikolojik durumundan bahsediyor, analizler yapıyor. "Otoportre"deki gibi bir akıcılık söz konusu değil.

Ancak yine de kitabı okuduğuma pişman değilim. Çünkü, bu kitabın gerçek hikayesini bilmeseydim asla "Otoportre" gibi bir kitapla tanışamayacaktım. Zaten her iki kitapta çok kısa. Bu yüzden okumanızı tavsiye ederim.
Baban başkalarına sert davranırdı. Annense başkalarının acılarını paylaşırdı. Günün birinde sana kalan o sertliği kendine yönelttin. Baban gibi çektiren de annen gibi çeken de sen oldun.
Edouard Leve
Sel Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İntihar
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
81
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755706658
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Suicide
Çeviri:
Orçun Türkay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Édouard Levé, yirmi yıl önce intihar etmiş, belki hayali belki de gerçek çocukluk arkadaşına uzun bir mektup niteliğindeki İntihar'da, hayatı reddeden kahramanının gerçekçi bir portresini sunuyor. Yetenekleri, arzuları ve duyarlılıklarıyla yazıya taşıdığı kahramanının intihar etmeye karar verip bu eylemi gerçekleştirmesini tüm aşamaları ve en ince ayrıntılarıyla anlatıyor. Kitabı tamamlayıp yayıncısına teslim ettikten sadece on gün sonra ise kendi hayatına tıpkı arkadaşının yaptığı gibi intihar ederek son veriyor.

Kısa ömrü boyunca kurmacayla gerçeği birbirinden ayırmayan Levé, hayatına nasıl son vereceğini hem bir roman, hem de bir anı kitabı özelliği taşıyan İntihar'da anlatıp sonra uygulamasıyla dünya edebiyatının sonsuza dek genç kalacak, kült yazarlarından biri olmuştur.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 557 okur

  • Barış Ipek
  • Faruk
  • Semiha Özaltın
  • Elif Zeynep Savcı
  • Salih
  • Nep
  • Kayra
  • Enes çoban
  • Beyza Nur
  • Ozan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3
14-17 Yaş
%3
18-24 Yaş
%48.5
25-34 Yaş
%27.3
35-44 Yaş
%15.2
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%63.1
Erkek
%36.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.6 (54)
9
%17.1 (36)
8
%22.3 (47)
7
%22.3 (47)
6
%6.2 (13)
5
%4.7 (10)
4
%0.5 (1)
3
%0
2
%0.9 (2)
1
%0.5 (1)