Yaşamın Ucuna Yolculuk

8,3/10  (308 Oy) · 
997 okunma  · 
283 beğeni  · 
3.340 gösterim
Tezer Özlü, bir başka kutupta kendisiyle aynı yazgıyı paylaşan Oğuz Atay gibi, beklenmedik bir anda edebiyatımızdan demir aldı. Yazar ile sahici efsanesini birleştiren bu anlatı, hem yoğun bir vasiyetname niteliği taşıyor, hem de hayata ender görülen acılıkta bir perspektiften tanıklık ediyor.
Yayınevinin notu: Bu kitap yazarın Almanca kaleme aldığı "Auf dem Spur eines Selbsmords" (Bir intiharın izinde) adıyla 1983 Marburg Yazın Ödülü'nü alan metnin Türkçesidir. Bu kitap dilimizde, yazarı tarafından Yaşamın Ucuna Yolculuk (1984) adıyla bir anlamda yeniden yaratıldı.
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    126
  • ISBN:
    9789753631549
  • Orijinal Adı:
    "Auf dem Spur eines Selbsmords"
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:

Yaşamın ucuna yolculuk etmek ve hatta ötesine geçmek isteyenlerin, hayatı sorgulayanların, yaşamın saçma olduğunu düşünenlerin, iç dünyasında yaşayanların kitabı.
Kasvetli cümleleri, suratınıza tokat gibi iniyor. Derin, karanlık, buz gibi bir kitap. Ama bunlar kitabı kötü yapmıyor; aksine size hayatı sorgulatıyor, kendinize olan tutumunuzu değiştiriyor. İnsan olmanın zayıflığını tüm gerçekliğiyle haykırıyor. Cümlelerin derinliği, içinize geçişi, sizleri sarsacak cinsten.
Tezer Özlü ile neden şimdiye kadar tanışmadım diye çok kızdım kendime. Kafka sevdalısı birisi benim gibi. Bulunduğu toplumu derinlemesine irdeleyen, bu düzene ayak uyduramayan bir kadın. Baş döndürücü tahlilleri, insanı kitap boyunca sarıp sarmalıyor.
Bu incecik kitabın etkisi uzun yıllar sürecek gibi duruyor. Kitaptan sonra kendimi daha iyi tanıyorum artık. İnsanlığmızı, yaşantılarımızın basitliğini, sistemin çürümüşlüğünü ve bunlara karşı duruşumuzdaki zayıflığı daha iyi anlıyorum.
Var olmak ancak bu kadar güzel ve bir o kadar karamsar sorgulanabilirdi.
Tezer Özlü gibi insanlar toplumun altına dinamitleri yerleştiren insanlardır. Gün gelecek fitili birisi tutuşturacak.

Nesrin Ay 
 20 Oca 13:24 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

Kişileri en çok kullandığı kelimelerle tanımlamak nasıl bir olgudur acaba. Benim kelimem 'güzel' sanırım. Kızıma hep 'Ne güzelsin' diyorum. Annemin yemeklerinin güzelliğini, hava durumunun güzelliğini, siz okuyucuların incelemelerinin güzelliğini, yaşamanın güzelliğini başka nasıl anlatırım ki? Tezer Özlü' nün kelimeleri ne peki: acı ve gitmek. Üstüne basa basa büyük harflerle ille de gitmek. Ve acı, yoğun acı.

Gidebiliyor mu peki o istasyon dudaklarından sayısız bindiği trenlerle, her gün farklı bir şehire, her an farklı bir otele? Kendinden kaçabilir mi ki insan, gidemiyor işte. Dönme dolaba binmiş gibi. Zirvelere çıkıyor, derinliklerde kalıyor dere tepe düz gidiyor ama gidemiyor işte, yaşamın ucuna yaklaşayım diye, sınırları zorlayayım diye diye hepimizi koyu bir yalnızlığa sürüklüyor. Hatta hala diyor ki '"Belki yaşam benim sandığımdan daha acı."

Pavese demiş ki "Gövdemizin işleyişindeki incelikleri ancak bir hastalık sonucu anlayabiliriz. Aklımızın ve ruhumuzun işleyişini de dengemizi yitirdiğimiz zaman." Tezer Özlü de akıl hastanesinde kaldığında ruhumuzun işleyişini anlamış sanırım. Toplumun akılla bağdaşmayan düzende olduğuna, yemek yemenin bile yük olduğu bedeninde ruhunun hapsolmuşluğuna, bir yere ait olmamanın insan özgürlüğü için şart olduğuna inanıyor.

Kafka'nın, Svevo'nun, Pavese' nin hayatının peşinde, bir intiharın izinde, kısa, derin anlamlı cümleler eşliğinde bir varoluş sorgulaması. En yakınları edebiyat dünyasından olan, içine sığmayan, dolan taşan bir kadın. Ben anlayamıyorum, okuyorum okuyorum da bu intihar özlemini kavrayamıyorum, bu da benim eksikliğim olsun.

Semih 
 10 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kısaca; harika kadının müthiş eseri...

Kimilerine göre edebiyat tarihimizin kadın yazarları arasındaki Oğuz Atay'ı olarak adlandırılıyor Tezer Özlü. Bu cümleyi ilk duyduğumda ilginç bir benzetme gibi gelmişti ve yazarı araştırmak istemiştim. Ufacık bir merak duygusu ile yazarın hayatını araştırdığınızda zaten kitaplarını okuma isteği de hemen capcanlı bir şekilde beliriyor içinizde.

Neyse, girizgahı çok uzatmadan, dün ikinci defa aldım bu kitabı elime ve tekrardan Tezer Özlü'nün aklının içerisinde dolaşmaya başladım. Hayata bakış açısını bildiğim için yazdığı cümlelerin üzerine birkaç defa daha basa basa okudum. Neler demek istediğini gözlerimi kapayarak anlamaya çalıştım. Böyle bir insanı anlamak hayli güçtür zira. Önceden altını çizdiğim cümlelerin altını tekrar çizdim, altını çizmediğim birçok cümlenin de ilk defa altını çizdim. Nasıl yapsam da yazdıklarını bilincime yerleştirebilsem ve bedenimde sindirebilsem bilemedim. Yazarın benliğinde olmak istedim. Ne söylüyorsa, ne yazıyorsa itiraz etmeksizin özümsemek istedim. Bu kadar içten, bu kadar doğru ve bu kadar kendinden emin yazan bir kadın yazar daha tanımadım şimdiye kadar. Tarifi imkansız bir kitap.

Ülkenin bir kesim okurunu barındıran bu sitede, yazarın bu kitabının 800 küsür defa okunduğunu görmek ise beni derinden üzdü, sarsıldım resmen. Böyle güzel bir kitabın okunmaması veya az okunması kitabı okuyanlar için değerini bir kat daha artırıyor sanki.

Konuya gelince, konu önemli değil. Gitmek üzerine kurulu bir kitap. Yazarın hayranı olduğu üç yazarı (Cesera Pavese, Franz Kafka ve Italo Svevo) yaşadıkları yerlere giderek benliğinde hissetme çabasını anlatıyor. Başka da bir ayrıntı vermiyorum. Okumak isteyen okuyarak tanısın Tezer Özlü'yü. Çünkü kelimelerle anlatmanın zor bir yazar olduğunu düşünüyorum.

Şerife Nur Yüksel 
24 Tem 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Tezer Özlü'nün yolculuğunu okumaya başladıktan hemen sonra aklıma bir soru geldi ve dünden beri içimi kemiriyor. Kitaplarla olan samimiyetim insanlarla olanlardan çok çok fazla. Buna rağmen en sevdiğim yazar, en sevdiğim üç yazar beş yazar gibi bir listem hiç olmadı. Dünden beri düşünüyorum hâlâ en sevdiğim yazarı bulamadım. Baktım öyle olmuyor Tezer Özlü'nün yaptığını yaptım. Aklıma bu soruyla ilgili gelen tüm soruları arka arkaya yazdım bu yazıyı bitirdikten sonra onlara cevaplar vermeye ve asıl sorunun cevabını bulmaya çalışacağım.

Ana soruya cevap bulunca da Tezer Özlü gibi sevdiğim yazarların yaşadıkları yerlere,mezarlarına gitmeyi düşünüyorum. İşte Tezer Özlü okumak böyle bir şey. Aklınızdan dahî geçmeyen bir şeyi size başınıza ağrılar girecek kadar sorgulatıyor yetmiyor eğer gözlerinizi kapalı tutmaya meyilli değilseniz bambaşka bir dünyanın ışıklarını açıyor. Toparlayamadığım kafamı biraz daha dağıtıp beni bu hale getirdiğin için teşekkürler Tezer Özlü.

Kitabı okumaya başlamadan önce kitabın adı hakkında biraz düşünmenizi tavsiye ederim.İçerisinde bulunan derinliği fark etmenizi kolaylaştıracaktır bu. Siz "Yaşamın Ucuna Yolculuk" yapacak olsanız yanınıza arkadaş olarak kimi almak isterseniz hiç düşündünüz mü? Tezer Özlü düşünmüş. Ve yanına çok sevdiği üç yazarı almış. Cesera Pavese, Franz Kafka, İtalo Svevo. Üçü ile birlikte üçünü ziyarete gitmiş. Ve bize böyle bir yazın bırakmış. Teşekkürler Tezer Özlü.

İncelememi Tezer Özlü'nün kitapta geçen "Her varoluş kendisiyle birlikte ölümü getirmiyor mu? " sözüyle bitirmek istiyorum.

Keyifli okumalar. :)

ihtiyar 
06 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 6 günde

Çok zor anlatmak ya da anlatamamak... İliklerinize kadar nasıl hissettiriyor, Svevo, Pavese ve Kafka ona nasıl hissettirdiyse, o da bize hissettiriyor...O farklı, onun için sıradan yaşayanlarız.
Yaşamın ucuna yolculuğu ince bir çizgi üzerinde yapıyor, "en iyi dostlarım romanların kahramanlarının gerisindeki yazarlar mı olmalıydı" diyor ve bunu gösterircesine, sevdiği üç yazarın peşine bir yolculuk yapıyor. Bu yolculuğu kendi içime bir yolculuk diye tanımlıyor. Okurken bu nedir diyorsunuz, nasıl bir felsefedir, nasıl bir derinliktir, bir cümle üzerinde düşünmek... alıntı deryası bir kitap... Kalıplara, sınırlara sığmayan bir kadın...

İpek Kamuran 
 08 Şub 22:21 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 9/10 puan

İncelemeye, daha doğrusu kitapla ilgili bir şeyler yazmadan önce, bu kadar Tezer Özlü okumamdan endişe duyan arkadaşlarıma yaşamayı sevdiğimi söyleyerek başlamak istiyorum :)) Zira bir kısmının bu konuda endişe duyduklarını biliyorum :D

Tezer Özlü'nün bu kitabı beni yeni iki yazarla tanıştırdı Cesare Pavese ve Italo Svevo. Bunun için ayrıca teşekkür etmek istiyorum kendisine. Pavese, Svevo ve Kafka'nın yaşadığı, yaşama tutunmaya çalıştıkları, kopmaya çalıştıkları ve koptukları yerleri adım adım gezmesi çok ilginç geldi. Sanki içini rahatlatmak ister gibiydi. Pavese'nin son kaldığı otel odasına gidişi ya da tüm şehri onun yazıları ışığında gezişi bana Oğuz Atay'ı ve Turgut Özben'in Selim'in intiharının peşine düşüşünü hatırlattı. Svevo'nun kızıyla tanışması ve kızı için yaptığı tanımlamalara hayran kaldım “Seksen dört yıllık geçmişi ile eksiksiz bir geniş zaman oluşturuyor" diyor mesela. Gördüğü ya da anlatılan çoğu kadın erkek ilişkilerine bakarken kendininkikerle karşılaştırması ayrı bir bakış açısı katıyor.

O kadar özgüvenli yazmış ki, bunu her satırında her cümlesinde hissetttim. Kendinden ve kendi doğrularından o kadar emin ki.. Toplumun yapısına taban tabana zıt olduğu halde hemde. Kitabı okurken melankolik, çaresiz ya da üzgün hissetmedim. Elimde kitabı görenler böyle olduğunu düşündüğü için bunu söyleme gereği duydum. Tezer Özlü okurken kendimi evimde hissediyorum. Ve kitap bittiğinde ortada kalmış gibi oluyorum. Bu yüzden asıl kitap bitince üzülüyorum.

Konu Tezer Özlü olunca intihar olgusundan bahsetmeden de olmuyor. Kitabı 1983'te Almanca yazdığında Bir İntiharın İzinde ismiyle yayınlıyor zaten. (Türkçe'ye de yine kendisi Yaşamın Ucuna Yolculuk olarak çevirmiş aslında.) Haliyle bu kitapla Tezer Özlü'nün intihar hakkındaki düşüncelerini de öğrenmiş oluyoruz. Özellikle Pavese'nin intiharından şehri sorunlu tutması hem şaşırmama hem de daha iyi anlamı sağladı.

Bu kitabı da okurken önceki incelemede bahsettiğim sınıf arkadaşımı hatırladım sürekli. Onunla Tezer, Tezerle kendim arasındaki benzerlikleri düşündüm durdum. Ve hala arkadaşımı bulamadım..

Nedense bunu da eklemek istedim :)
https://youtu.be/g8E5oAU4Fso

gonca kaya 
 14 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Alıntılarını sık sık gördüğüm ve kütüphanemde olmasına rağmen okumayı sürekli ertelediğim bir kitap. Kafka ve Hermann Hesse'yi göreceğimi bilsem elimi daha çabuk tutardım tabi ki.
Yaşamın kıyısına derin bir yolculuk,şehir şehir gezdiriyor yazar bizi bıkmadan. Her satırı anlam yüklü. Nefis bir kalem Tezer Özlü. Kitabın son satırını okuduktan sonra herkesin aklından şu cümle geçmiştir eminim "Çok erken gittin be". Okumak için elinizi çabuk tutun demeyeceğim, eşsiz bir dünyada yolculuk yapmaya hazır olduğunuzda elinize alın bu kitabı.

esra divarcı 
08 Kas 2017 · Kitabı okudu · 21 günde · Beğendi · 8/10 puan

"Yaşam, belki de benim algıladığımdan daha acı." diyerek başlamış yolculuğuna.

Okyanus gibi bir yalnızlığı olan kadın...Tezer Özlü. Kendini bulma, ölümü ve yaşamı anlama yolunda şehir şehir geziyor. Aynı zamanda yanında Cesare Pavese cümlelerini de taşıyarak. Kitapta yer yer kendi cümleleriyle onun cümlelerini bağlaması muazzam olmuş. Keskin ve insanın yüzüne çarpan cümleler...

Anlatı tarzında bir eser. Sindire sindire okunulması ve her cümlenin hissedilmesi taraftarıyım.

ipek 
08 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

eserlerini çok derinden yazdığı,ve şiirsel anlatımıyla harikalar yaratan ve bazı yazarları örnek alarak çok iyi eserler veren en iyi yazarlardan biri.

Sıfırı Tüketenlerden 
03 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitap hakkında ne kadar konuşursam konuşayım, ne kadar yazarsam yazayım kesinlikle hissettiklerim için yeterli olmayacak. Zaten anlatı türünde olan eserin konusu hakkında değilde hissettirdikleri hakkında düşüncelerimi paylaşacağım.
Kitabı okuyor gibi değilde dinliyor gibi hissettim. Sanki yazar karşıma geçmiş uzun uzun anlatıyordu. Bende ona cevap vermezsem her şey havada kalıp toz olup uçacaktı. Bir günde bitebilecek bir kitabı sırf sindire sindire okuyabilmek için günlerce elimde gezdirdim. Kendimi bulduğum, katıldığım, altını çizdiğim, cevap yazdığım o kadar çok yer vardı ki... Sayfaları başa sarmaktan yıpranan bir kitap oldu. Yazara dair okuduğum ilk kitap olmasına rağmen anında hayran kaldım. Kitabı okurken yazara çay demlemek, kahve yapmak, sohbeti olabildiğince uzatmak istedim. Yazarı tanımak, onunla fiziksel olarak aynı ortamda bulunup sohbet etmek istedim. Kitaplarını yazma hikayesini, hayatını, düşüncelerini ilk ağızdan dinlemek istedim. Çoğu düşüncesine katılmama rağmen zıt düştüğümüz yerlerde vardı kitapta elbet. Onun dışında yaşamım boyunca alıntıları ve kendisiyle bana hep eşlik edeceğinden Sabahattin Ali'yi sevdiğim kadar eminim. Ve Türk edebiyatının gamlı prensesi Tezer özlü. Kitaplarla dolu minik gezegenime hoşgeldin.
#alıntılar
"Günler yetmiyor. Insan olmak yetmiyor. Sözcükler, diller yetmiyor."
"Insanın yalnız cesedi yalnız kalabilir. Canlı (cesedi) asla."
"Yaşanacak bir yaşam vardır.
Binilecek bisikletler vardır.
Yürünecek yaya kaldırımları ve tadına varılacak güneş batışları vardır."

Kitaptan 506 Alıntı

Murat Sezgin 
21 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Hiçbir şeyin değişmeyeceği umutsuzluğuna kapıldığım kısa anlar kadar korkunç ve umutsuz anlar tanımıyorum.

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 59)Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 59)

Bombaların patladığı, her gün, her gece silah seslerinin duyulduğu, her an, ölümün insanları bulduğu İstanbul kentinde dayanılmaz yaşamdan kaçılacak tek köşe gene kitaplardı.

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 67)Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 67)
Murat Sezgin 
20 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İnsan ne denli derin düşünebiliyorsa, sevgisi o denli derindir. O denli doyumsuzdur.

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 22)Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 22)
Murat Sezgin 
27 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İnsanın kendi yükünü taşıması, diğerlerinin yükünü taşımasından daha rahatlatıcı.

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 101)Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 101)
Reina 
15 Ara 2014 · Puan vermedi

''Bir yüksekliğin, bir başıma olduğum bir yüksekliğin en ucundayım.
İnemiyorum.
Yaşayamıyorum.
Ölemiyorum. ''

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer ÖzlüYaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü
Reina 
 05 Eki 2014 · Puan vermedi

Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla bağdaşan hiç yönüm yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum, hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi değer verdiğiniz için. İçgüdülerimi hiçbir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz. Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle. Okullarınızla. İş yerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın, dediniz. Aç kalmayı dendim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olmayacak insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım. Şimdi tek konuğu olduğum bu otelden ayrılırken, hangi otobüs ya da tren istasyonuna, hangi havaalanı ya da hangi limana doğru gideceğimi bilmediğim bu sabahta, iyi, başarılı, düzenli bir insandan başka her şey olduğumu duyuyorum.”

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer ÖzlüYaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü
Küçük kara balık 
09 Şub 2015 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Gitmem gerek. Yeni resimler görmem gerek. Benimseyeceğim, içimdeki kıpırdanışları dolduracak bir resim bulana dek gitmem gerek.

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer ÖzlüYaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü
Şerife Nur Yüksel 
23 Tem 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Çağımızın en büyük acısının yaşamını yabancı ülkelerde kazanmak zorunda bırakılmışlık olduğunu görüyorum.

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 55 - YKY)Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (Sayfa 55 - YKY)

Kitapla ilgili 2 Haber

Tezer Özlü – Yaşamın Ucuna Yolculuk
Tezer Özlü – Yaşamın Ucuna Yolculuk “Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı.” Franz Kafka Yaşama ve onun getirdiklerine anlam verme arayışında olan bir yazarın, Tezer Özlü'nün satırları yalnızca Simav'dan Zürih'e kadar uzanabildi. Edebiyat dünyasının “özgürlük arayışı” kaidesiyle yazan kalemlerinden olan bu kadın; “hayatın içinde ne denli bir yolculuğa çıkarsak tam olarak istediğim yere varmış oluruz ya da hala varmak istediğimiz odağın başlangıcında mıyız?” sorusuyla yazdı ve yaşadı. İşte tam bu noktada, kitaptan bahsetmeden önce, basit bir anlatımla, deli dahiliğinin gölgesinde olan yazarın hayatını bilmemiz gerekiyor.