Anayurt Oteli

Yusuf Atılgan
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Çok tehlikeli şeyler yazıyorum...
Puan vermedi
Spoiler içermektedir: Kitapta işlenen temel konulardan biri olan 'bastırılmış cinsellikle', kitabın müstehcen içerik nedeniyle 100 temel eser arasından çıkartılmış olması durumu sebep-sonuç ilişkisi bakımından çok anlamlı.. Yusuf Atılgan bu kitabı için 'çok tehlikeli şeyler yazıyorum, göreceksiniz' demesine rağmen kendisini ciddiye alan tek kişinin eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik olması bir başka anlamlı durum... Sebeplerimiz farklı olmakla birlikte MEB'in bu kararını yerinde buluyorum. Kitap o kadar çok psikolojik ve felsefik bir derinliğe sahip ki günümüz ortalama bir lise öğrencisinin kitabı bütünüyle anlayabileceğinden emin olamıyorum. Günümüz üniversite mezunu ve belirli bir okuma background'ına sahip okurların bile (kendimi ayrı tutmuyorum) kitabı anlamakta güçlük yaşadığını buradaki incelemelerden görebiliriz. Kitabı dümdüz okursak, okuma deneyimimiz Zebercet isimli anti kahramanın yaptığı iğrençliklerden gelen mide bulantısından ibaret kalacaktır. Ayrıca eski konaktaki karakter bolluğundan başınız dönebilir. Kim kimin dayısı, yengesi, annesi, kahyası, abisi... olayı çözmek için ALES sözel mantık sorularındaki gibi şekil şema çizmeniz gerekir. Yusuf Atılgan 'kitabımı herkes okuyamasın, her okuyan anlayamasın diyerek elit bir okur kitlesine ulaşmayı amaçlamış sanırım. Bu karakter ve kuram bolluğunun başka bir açıklaması olamaz. Zebercet'in dünyası ölü tanıdıklar ve yaşayan yabancılarla dolu. Annesi, babası ailesi hayatının erken bir döneminde yaşamlarını yitirmişlerdir. Konaktan dönüştürülen otelde, hayatının öncesinde olmayan sonrasında da olmayacak yabancılarla yaşamaktadır. Zebercet'in bir dünyası bile yok aslında. Sesine yankı bulmaya çalışan 52 Hertz balinası gibi yaşamaktadır. Sürekli farkedilmek istiyor, bıyığı için "sabah var mıydı?"
1000Kitap
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
Anayurt Oteli - Zebercet
Puan vermedi·128 syf.··
2021 13. kitabı
(Spoiler içerir) Zebercet’i anlayabilmek için geçmişini üçe ayırabiliriz. Otelin geçmişi, annesinin geçmişi ve bu ikisini bünyesinde taşıyan kendi geçmişi. Otelin Geçmişi: -          Zengin Rumların oturduğu bir semtte yanmadan kalan yapılardan birisidir. (Yangın felaketinden kurtulmuş bir yapı olup başka bir milletin, kültürün izleri taşır. İsminin de Anayurt Oteli olması kendi içinde bir tezatlık oluşturur.) -          Bir eşraf konağı iken otele çevrilmiştir. (Bir evken herkesin gelip kalabildiği bir yapıya çevrilmiştir. Bu yüzden Zebercet için sıcak bir yuva olmaktan yoksundur. İyi bir aile ilişkisi kurulmasına ket vurmuştur. Zebercet’te yurtsuzluk, evsizlik, kimsesizlik duygularını doğurmuştur.) -          Otel yazısının bir ucunun toprağı göstermesi. (Otelde ölenlerle, öldürülenlerle ve sonunda Zebercet’in intiharıyla birlikte daha anlamlı hale gelir.) -          Babasının otelde ölmesi ve otelin bahçesinde yıkanması. (Ölüm ve otelin birbiri ile sürekli ilişki içinde olması.) Annesinin Geçmişi: -          Babasının bilinmeyişi. (Zebercet’in soyunun nereye dayandığını bilmemesi, bu belirsizlik çevresine yabancılaşmasına ve yalnızlaşmasına neden olmuştur. Çünkü nereden geldiğini bilmek, o kişi ölü olsa dahi, yeryüzünde bir yerinin bir bağının olduğunu hissettirir. Bu yüzden Zebercet sürekli kendi içinde varoluş savaşı verir. Onun da burada olduğunun fark edilmesini ister. Bıyığını kestirdiğinde “Sabah var mıydı bıyığım?” (Atılgan, 2019, s.29) diye sorması bu yüzdendi.) -          Annenin Zebercet’in çocukluğunda geçmişiyle ilgili şeyler anlatması. (Annenin kardeşinin gayrimeşru bir ilişkisinin olduğu iması ve ardından 19 yaşında intihar etmesi, oğlunun intiharına dayanamayan annenin ölümü, Nurettin Bey’in Mevlevihaneden erken çıkmasının ardından ölmesi, konağın
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
8/10
·128 syf.··
2025 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2025 17:31
Yusuf Atılgan’ın “Anayurt Oteli” sade görünen ama içinde derin yalnızlıklar ve varoluş sancıları taşıyan bir roman. Her şeyden önce bu kitap bir karakterin iç dünyasında geçen, sanki bir oda gibi kapalı, dar ama yankı dolu bir yolculuk. Zebercet karakteriyle tanıştığın ilk anda, onun sıradanlığına biraz mesafe koyuyorsun belki; ama sonra o sıradanlık içinden öyle ince bir yalnızlık, öyle sessiz bir çığlık yükseliyor ki, istemeden onunla empati kurmaya başlıyorsun. Zebercet’in yaşadığı otel, aslında onun ruhunun ta kendisi gibi. Sessiz, loş, tozlu ve zamanın durmuş gibi aktığı bir yer. Otelin içindeki düzen ve tekrar, onun yaşamına da sirayet etmiş. Aynı saatlerde çay içen, aynı yatakta yatan, aynı bakışlarla pencereden dışarı bakan bir adam… Bu rutinin bozulmasıyla, özellikle “bir gece kalan kadın”ın gelişiyle beraber iç dünyasında başlayan o kıpırtı, bastırdığı arzuların ve özlemlerin bir dışavurumu haline geliyor. Zebercet’in kadınla yaşadığı şey bir ilişkiden çok, bir hayalin, bir arzunun ete kemiğe bürünmesi gibi. Yusuf Atılgan burada öyle dikkatli yazmış ki, karakterin en küçük iç geçirmesi bile bize bir hayat felsefesi sunuyor. Örneğin Zebercet’in aynaya bakışı, kendi yüzünde kayboluşu, zaman zaman kendi varlığına bile yabancılaşması… Bunlar sadece bir adamın yalnızlığı değil, aynı zamanda toplumun dışına itilmiş, sevilmemiş, istenmemiş bir insanın “ben de varım” çığlığı gibi. Dil konusunda da Atılgan çok cömert değil ama bu bilinçli. Kısa cümlelerle, durağan ama vurucu anlatımıyla Zebercet’in içsel sıkışmışlığını daha da yoğun hissettiriyor. Roman boyunca bir aksiyon beklentisi doğuyor ama bu aksiyon duygusal ve zihinsel düzlemde gerçekleşiyor. Son sayfalara doğru Zebercet’in karanlık yönleri daha çok belirginleşse de, bu bir “kötülük” değil de adeta
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
Anavatan oteli
8/10
·128 syf.··
2024 39. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2024 18:37
Artık canım inceleme yorum falan yazmak istemiyor zebercet karakteri gibi ruhum daralıyor ama yine de yazayım. 6.8 puanı var daha önce Aylak Adam eserinde söylediğim gibi Oğuz Atay'ın fazlasıyla etkilendiği kalem bu kalem. Yusuf Atılgan ve Oğuz Atay bunlar aynı yazım kalemi tarikatına üye oldukları halde Oğuz Atay popüler olduğu için insanlar anlamasa da yüksek puanlar veriyorlar. Bu eseri de yerin dibine gömüyorlar. Sıfır okursunuz. Sadece oguz atay okumadım dememek için okuyorsunuz hepsi o. Nasıl sevmezsin demesinler diye de yüksek puan veriyorsun. Neyse Yusuf Atılgan vikipedi aracılığıyla araştırdığıma göre gerçek kişiler ve gerçek mekanları sadece isimlerini değiştirerek romanlarını yazıyor. Romanda şehir ismi geçmese de buranın Manisa olduğu anavatan otelinin gerçek varlığı bu otelin sahibinin adı zebercet oğlunun adı Ahmet olduğu sadece isimler yer değiştirmiş otelin adı da anayurt oteli olarak değiştirilmiş. Yazar bu otelde defalarca kalmış şimdi otel yerinde anavatan adında bir apartman bulunuyor. Bunları bilince roman başka bir anlam kazanıyor. Zebercet 7 aylıkken doğmuş ve bu bile çocukluğundan beri başına kakılan psikolojik baskı altında kalmış bir karakter. Her şey normalken otele kimliksiz bir kadın gelir ve baskılanan duygular açığa çıkar beklenen olmayıp gelmeyince karakterimizi bir ruhsal krize sürükler. İnsanın nedensiz de suç işleyebileceğini bize gösterir kendi mahkemesini kafasında kurar kendini yargılar. Cinayet işleyip takındığı tavır kan dondurucudur çünkü Suç ve Ceza'nın Raskolnikov'u gibi yataklara düşüp bunun azabını çekmek yerine sokaklardadır. Raskolnikov bir amaç uğrunda aklı başında cinayet işlerken Zebercet aklını kaybetmiş bir psikolojik cinnet geçirdiği bellidir. Eser çarpıcı bir son sahne ile son bulur. İntihar ederken oteli ateşe verip kaçıp gitmeyi de düşünür
Edebiyat
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
Yeryüzünde her şey olağandı
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2019 62. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2019 22:00
Kitabın ilk olarak filmi izlemiştim. Filmi bile listelerde izlenmesi gereken filmlerin içerisinde yer alırken, kitabı neden okunmasın? Ki filmleri yapılmış kitaplar her zaman filmin önündeyken? "Sevgi çoğu şeyi değiştirebilir." Anayurt Oteli; Daha önceleri konak olan, önce babasının, vefat ettikten sonra da "ilkokuldan sonra sırf bu otel için okutmadığı oğlu" Zebercet'in mecburiyetten yönettiği otel. Zebercet’in tüm yaşamı, tüm dünyası olan "Anayurt Oteli." Zebercet’ten başka ortalıkçı kadın var bir de. #46543941 Zebercet de her insan gibi cinsel arzuları olan biri. Kitabın başlarında arzularını gündelikçi kadın ile gideriyor. Sonra o meşhur gecikmeli Ankara treniyle gelen ve ertesi gün hemen otelden ayrılan gizemli kadın Zebercet’in yaşamını değiştiriyor. Kadının gittiği günden beri döneceğini umut ederek beklemeye başlıyor. Sürekli aklında olan o kadını, saplantı haline getirdiği o kadını... Maalesef kadın gelmiyor, sevmek ve sevilmek ihtiyacı olan Zebercet kadından umudu kesince çığırından çıkmaya başlıyor... Anahtar deliklerinden başkalarının hayatını gözetliyor ve konuşulanları duymaya çalışıyor... Çaresizlik içinde. Önce oteli kapatıyor, dışarıya çıkmaya, dış dünyayı keşfetmeye çalışıyor ama başaramıyor… Geçmişte yaşadığı şeyleri, duygu ve düşüncelerini, yaşadığı andaki olaylarla ortaya çıkarıyor. Karmakarışık anlar... Kadın, erkek, hayvan onun için pek fark etmiyor artık. Yalnızlık bazen buna gerektiği kadar dayanamayanları hastalık derecesine kadar getirir, yavaş yavaş delirtir. Zebercet bir örnek. Sevgisizlikten, yalnızlıktan, yabancılık çekmekten kurtulamıyor. Zebercet “ne sağ ne ölü” Zebercet #46578904 dedi, #46568724 diye düşündü... Kendi olanaklarının sonuncusuna
Edebiyat
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2023 53. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2023 21:46
"İntihar, insanın kendi varoluşu üzerine söyleyebildiği son sözüdür." K. Marx Yusuf Atılgan okurken zorlanırım, Aylak Adam gibi bu eseri de beni çok zorladı ancak değinilen konular ve bireyin topluma karşı yaşadığı uyumsuzluk, ana karakterin derin yalnızlığı beni kitaba devam etmeye ikna etti. Yusuf Atılgan, eseri bilinç akışı tekniğiyle yazmış, ana karakter Zebercet’i daha iyi anlamamız için de iç monologlara yer vermiş, bu sayede kahramanın soyut sancıları, somutlaştırılmış. Virginia Woolf da okuduğum için aşırı zorlanmadım ancak daha fazla bilinç akışıyla yazılmış birkaç kitap okunduktan sonra bu kitabı okumak daha iyi olabilir. Romana ismini veren Anayurt Oteli, Manisa’da bulunan Anavatan Oteli’dir. Bu otel romanda da belirtildiği üzere, Tanzimat Fermanı ile aynı yıl, 1839’da konak olarak inşa edilmiş, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte de otele dönüştürülmüştür. Hacırahmanlı Köyü’nde yaşayan Atılgan, çiftçilik yapan babasının işinin sürekli Manisa’ya düşmesinden dolayı, birçok kez bu otelde konaklamıştır. Oteli işleten baba ve oğul, babasının eski iş arkadaşlarındandır. Kendisi bu konu hakkında şu ifadeleri kullanmıştır: “Bir gün bu oteli yazma isteği doğdu içime. O sıralar arkadaşlarla Ödemiş/Birgi’ye gideceğiz. Gece Aydın’da bir otelde kaldık. Bir otel işte. Kapıdan giriliyor. Karşıda yukarıya çıkan bir merdiven var. Kâtibin yeri de bu merdivenin altında. Önünde bir küçük masa. Gece arkadaşımla konuşurken ‘Yahu,’ dedim, ‘bu adamın buradaki hayatı ne olabilir?’ ‘Merdiven altında oturan bir adam. Nasıl bir adamdır bu?’ Üstelik benim bunaldığım zamanlar. Anavatan Oteli ile bu durumu birleştirdim, kendi ruh durumumu da yansıtmaya çalıştım. Bu roman çıktı.” Anayurt Oteli'nde baş karakterimiz Zebercet ve işletmeciliğini yaptığı Anayurt Oteli'nde yaşanan olaylar, kalan
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
7/10
·108 syf.··
2017 50. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2017 21:37
Yusuf Atılgan: Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam ve Anayurt Oteli’ni yazdıktan sonra kendini insanlardan soyutladığı söylenir, tıpkı Bay C. ve Zebercet gibi. Bunun ne kadarı doğru ne kadarı yanlış bilmiyorum. Eğer doğruysa bu türden kitap yazan yazarın kendi iç dünyasında da yarattığı karakterlerin iz bırakması, onlar gibi olmaya çalışması ya da kendinden bir şeyler alarak bu karakterleri oluşturmasını doğal buluyorum. Yusuf Atılgan’ın harika bir gözlem gücü var. Kitabın başındaki tasvirler, içinde kasırgalar olan Zebercet’in değişimlerini sanki sıradan bir olaymış gibi aktarması bunun en büyük kanıtıdır bana göre. Zebercet: Tıpkı Bay C. gibi Türk Edebiyatının unutulmaz karakterleri arasında yerini almış, hayata kendi gözüyle bakan, takıntıları olan, ne sağ ne ölü bir karakter karşımızda: Zebercet. Babasından kalma otelde doğmuş büyümüş, otelden fazla dışarı çıkmayan, babası gibi olmak isteyen ama bunu her fırsatta aslında istemiyormuş gibi algılayan, toplumda kendini silik bir bireymiş gibi görüp insanlardan kaçan, kimine göre zavallı kimine göre fuzuli kimine göre sapkın bir karakter Zebercet. Zebercet gibi kişileri bir nevi davranışlarımızla biz yaratıyoruz. Bazen yaptığımız eylemler, bazen de kayıtsızlığımız yüzünden yalnızlaşan insanları yine biz görmezden geliyoruz. Bu da içine kainat sığan ama kainata sığamayan insanın büyük tezatlarından sadece birisi. Kitap: Kitap detaylı tasvirlerle başlıyor. Kitapta önemli yer edinmiş her şeyin tasviri var; kasaba, Zebercet, otel, ortalıkçı kadın, iki havlu, gecikmeli Ankara treniyle gelen kadın vs. Kitapta gecikmeli Ankara treniyle kasabaya gelen kadın tuttuğu odada bir gece kalıp tekrar geleceğim diye çıkıyor otelden. Zebercet kadının kaldığı odayı kimselere vermiyor ve her gün içinde kadının geleceği umuduyla yaşamaya
Siyaset
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2019 106. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2019 04:02
·
Yusuf Atılgan Modern Türk Edebiyatının öncülerinden sayılmakta. “Acaba neden?” diye sorabilirsiniz. Kitabı okumadan bunu tam olarak anlamak imkansız gibi görünüyor; ama bir nebze de olsa açıklamaya çalışayım. Öncelikle, anlatım metodu alışageldiğimiz edebiyat üsluplarından oldukça farklı bir teknikle yazılmış; zihin akışı metodu gerçekten ilginç, okuru kahramanın zihninde gezdiriyor, sanki kendi anılarınızı hatırlıyorsunuz. Sigmund Freud’un psikoloji anlatım tekniklerini anımsıyorsunuz; ama yine de sanat ve psikolojiyi bu yeni bir metodla edebiyata dönüştüren Yusuf Atılgan, kendini farklı bir konuma konumlandırabiliyor. Anayurt Oteli adlı bu eseri bu tekniklerden ve anlatılmak istenen mesajdan bağımsız olarak okursanız vay halinize :) Neden mi? Çünkü bu kitabı düz bir metin gibi okumak, okuyucuyu yanlış mecraalara götürecektir. Kitapta işlenen cinsellik, yalnızlık, bunalım, arayış,.. vs okuyucuyu gerçekten sıkabilir; okuyucu bunalım takılabilir ya da bu ne saçma bir kitap diyebilir. Önyargılarımızdan uzak bir şekilde, belli bir yaşın ve belli bir seviyenin üstünde, bağımsız ve irdeleyici bir şekilde kitap ele alındığı takdirde, ağzına kadar dolu olan kilidi kapalı bir sandık size çeşit çeşit hazinelerini sunmaya başlayacaktır. Zebercet, gizli ve derinlerde kalmış bilinçaltımızın sadece dışa yansımasıdır. Yalnızlığı ya da içinizdeki boşluğu hayır hayır hiçliği, hem de tamamen hiçliği, toplum içinde hiçbir yerinizin olmayışını nasıl anlatabilirsiniz. Arayışı, haz duyabilmeyi ama değer verdiği, gizli gizli imrendiği insanlardaki hazzı duyabilmeyi nasıl anlatabilirsiniz. Basitliği, sıradanlığı, tekdüzeliği, yalınlığı, nasıl anlatabilirsiniz. Bunları anlatabilen, yaşatabilen kaç yazar var bilemiyorum ama Yusuf Atılgan’ın yaptığı, yapabildiği anlatmaktan da öte; insanı
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2023 21. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2023 15:50
Açıkçası, Yusuf Atılgan'ın bu ikinci kitabını okumaktan zevk almadım. Bu ince, karmaşık ve müstehcen kitabı okumakta, anlamakta ve bitirmekte zorlandım ve bana hitap etmedi. Yazarın çok fazla ayrıntıya girmesi de biraz rahatsız ediciydi. Normal bir hayat yaşamayan ana karakter, yalnızlık içinde geçen bir hayat nedeniyle sapkın cinsel eğilimlere yönelen ve psikolojik sorunları nedeniyle bastırılmış duyguları olan bir adam. Kadın takıntısı, kediye bakarken bile şehvetlenen, hayvanlara karşı cinsel eğilimi, eşcinselliğe yönelik cinsel eğilimini, okurken midem bulandı sürekli. Bu kitabı önermiyorum, okumak isterseniz acele etmeyin derim, okuma listenizin en sonuna eklemeniz gereken bir kitap.
Edebiyat
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
Bir Ruhun Sessiz Çığlığı
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2026 17:59
Yusuf Atılgan’ın bu romanı, dış dünyadan çok iç dünyada geçen bir hikâyedir. O yüzden temalar da karakterler de yüksek sesle konuşmaz; fısıldar, bekler, susar. Romanın ana ekseni yalnızlıktır. Ama bu, “kimsem yok” yalnızlığı değil; insanlarla çevrili olup onlara temas edememe hâlidir. Otel doludur belki, ama ruhlar boştur. Yalnızlık burada bir durum değil, bir kimliktir. Karakterler topluma aitmiş gibi görünür ama içten içe kopuktur. Toplumsal normlar, kurallar, “normal” sayılan davranışlar…Hepsi birer kostüm gibidir; giyilir ama ait değildir.Roman bize şunu söyler: “İnsan, en çok kendine yabancı olduğunda kaybolur.” Cinsellik romanda doğal bir bağlanma alanı değil, bastırılmış, kontrolsüz ve suçluluk yüklü bir dürtü olarak çıkar karşımıza. Bu bastırma, karakterin içsel çatlağını derinleştirir. Arzu vardır ama yönsüzdür; sevgi yoktur, yalnızca gerilim vardır. Zebercet’in en temel sorunu duygusal bağ kuramamasıdır. İnsanlarla konuşur ama temas etmez. Görür ama dokunamaz. İster ama isteğini dillendiremez. Bu durum, çocukluktan gelen bir sevgi eksikliğinin izlerini taşır. Sevilmeyi öğrenememiş biri, sevmeyi de öğrenemez. Bu yüzden Zebercet’in duyguları ya donuktur ya da kontrolsüz patlar. Kısacası; Zebercet, sevgisizliğin bir insanı nereye kadar sürükleyebileceğinin romanıdır.
1000Kitap
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma

Yazar Hakkında

Yusuf AtılganYazar · 9 kitap
Yusuf Atılgan (d. 27 Haziran 1921, Manisa - ö. 9 Ekim 1989, İstanbul) Türk roman ve öykü yazarı. 1936 yılında Manisa Ortaokulu'nu, 1939 yılında ise Balıkesir Lisesi'ni ve ikinci sınıftan sonra askeri öğrenci olarak devam ettiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Nihat Tarlan'ın yönetiminde hazırladığı bitirme tezinin konusu Tokatlı Kani: Sanat, şahsiyet ve psikoloji idi. Aynı dönemde Akşehir'de Maltepe Askeri Lisesi'nde bir yıl edebiyat öğretmenliği yaptı. Üniversite öğrenciliği sırasında Türkiye Komünist Partisi'ne katılarak faaliyette bulunduğu iddiasıyla sıkıyönetim mahkemesince tutuklanarak ceza kanunu'nun 141. maddesi uyarınca hapse mahkûm edildi. altı ay Sansaryan Han'da, dört ay da Tophane Cezaevi'nde olmak üzere on ay hapis yattı. 26 Ocak 1946'da serbest kalmış, öğretmenliği elinden alınmıştır. 1946 yılında Manisa'nın Hacırahmanlı Köyü'ne yerleşerek çiftçilik yaptı. 1976'da İstanbul'a döndü danışmanlık, çevirmenlik ve redaktörlük yaptı. Yazımı devam eden "Canistan" adlı romanını tamamlayamadan 9 Ekim 1989'de kalp krizi nedeni ile İstanbul, Moda'da öldü. Aylak Adam ve Anayurt Oteli adlı romanlarında psikolojik yabancılaşma ve yalnızlık temasını başarıyla işleyen bir yazar olarak tanındı ve modern Türk edebiyatının önde gelen ustaları arasında yer aldı. 1987'de Anayurt Oteli romanı, Ömer Kavur tarafından aynı adlı sinema filmi olarak çekildi.