Adı:
Anayurt Oteli
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750735639
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Anayurt Oteli
Anayurt Oteli
Bir oteli yönetmekle bir kurumu, geniş bir işletmeyi, bir ülkeyi yönetmek aynı şeydi aslında. İnsan kendini, olanaklarını tanımaya, gerçek sorumluluğun ne olduğunu anlamaya başlayınca bocalıyordu, dayanamıyordu. Ülkeleri yönetenler iyi ki bilmiyorlardı bunu; yoksa bir otel yöneticisinin yapabileceğinden çok daha büyük hasarlar yaparlardı yeryüzünde. Defteri kapadı. Ne gereği vardı artık bunları yazmanın ya da birkaç satır yazıp bırakmanın?

Çağdaş edebiyatımızın en ünlü kişilerinden Zebercet, yaşamını günlük yaşamın gerektirdiği en basit işlevlere odaklamış biri. Görünüşüyle son derece gerçek, basit ve sıradan. Ama içimizde bıraktığı etki öyle mi? Yusuf Atılgan’ın unutulmaz romanı Anayurt Oteli, bir memleket portresi, bir mizaç izahı. Yayımlandığı ilk günden bu yana başucumuzda. Okura düşen de onu daha yakından tanımak.
Yusuf Atılgan:

Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam ve Anayurt Oteli’ni yazdıktan sonra kendini insanlardan soyutladığı söylenir, tıpkı Bay C. ve Zebercet gibi. Bunun ne kadarı doğru ne kadarı yanlış bilmiyorum. Eğer doğruysa bu türden kitap yazan yazarın kendi iç dünyasında da yarattığı karakterlerin iz bırakması, onlar gibi olmaya çalışması ya da kendinden bir şeyler alarak bu karakterleri oluşturmasını doğal buluyorum. Yusuf Atılgan’ın harika bir gözlem gücü var. Kitabın başındaki tasvirler, içinde kasırgalar olan Zebercet’in değişimlerini sanki sıradan bir olaymış gibi aktarması bunun en büyük kanıtıdır bana göre.

Zebercet:

Tıpkı Bay C. gibi Türk Edebiyatının unutulmaz karakterleri arasında yerini almış, hayata kendi gözüyle bakan, takıntıları olan, ne sağ ne ölü bir karakter karşımızda: Zebercet. Babasından kalma otelde doğmuş büyümüş, otelden fazla dışarı çıkmayan, babası gibi olmak isteyen ama bunu her fırsatta aslında istemiyormuş gibi algılayan, toplumda kendini silik bir bireymiş gibi görüp insanlardan kaçan, kimine göre zavallı kimine göre fuzuli kimine göre sapkın bir karakter Zebercet. Zebercet gibi kişileri bir nevi davranışlarımızla biz yaratıyoruz. Bazen yaptığımız eylemler, bazen de kayıtsızlığımız yüzünden yalnızlaşan insanları yine biz görmezden geliyoruz. Bu da içine kainat sığan ama kainata sığamayan insanın büyük tezatlarından sadece birisi.

Kitap:

Kitap detaylı tasvirlerle başlıyor. Kitapta önemli yer edinmiş her şeyin tasviri var; kasaba, Zebercet, otel, ortalıkçı kadın, iki havlu, gecikmeli Ankara treniyle gelen kadın vs. Kitapta gecikmeli Ankara treniyle kasabaya gelen kadın tuttuğu odada bir gece kalıp tekrar geleceğim diye çıkıyor otelden. Zebercet kadının kaldığı odayı kimselere vermiyor ve her gün içinde kadının geleceği umuduyla yaşamaya başlıyor. Kitaptaki kilit noktanın bu kadın olduğunu düşünüyorum. Kadın gittikten sonra Zebercet’in içinde bastırmaya çalıştığı kişiyi açığa çıkarıyor.

Normalde karışık ve ağır ilerleyen kitapları severim. Hayatın keşmekeşliğinde bu tür kitaplar biraz da olsa o karışıklıktan sıyırıp oyalar beni. Anayurt Oteli de karışık ve ağır ilerleyen(ya da ağır okunması gereken) bir kitap. Ama buradaki karışıklıklara anlam veremedim bir türlü. Noktalama olmayan sayfalarda yazılanı anlamlandırmaktan ziyade cümleleri bulmak bile çok zordu. Tamam, cümleyi buldunuz diyelim ama bu sefer de cümle yarım paragrafın bütününe bakınca çok gereksizmiş gibi geliyor. İş böyle olunca usta işi eser diye önümüze getirilen şeyin aslında usta işi lakırdı olduğunu düşünmeden edemiyorum.

Kitap eskiden 100 Temel Eser listesindeydi. Ona hiç anlam veremedim. Bu kitap kesinlikle çocuklara ya da gelişme çağındaki gençlere uygun değil. Zebercet’in bazı takıntılı hareketlerinin(takıntıdan çıkıp sapkınlığa varan hareketler, eşcinsel girişimler vs.) o yaştaki çocukları yanlış yönlendirebileceğini düşünüyorum. Anlatım olarak kitap zaten zor okunuyor. Bazı yerlerde cümleler yarım, noktalama işaretleri yok, birbirinin arasına girmiş cümleler falan bunların anlamlandırılması yetişkin bir okur için zorlayıcı olabilecekken çocuklara ne şekilde yansıyacağını kestirmek zor olmasa gerek.

Ek olarak:

Aylak Adam ve Anayurt Oteli’ndeki karakterlerle ilgili yapılmış olan bir çalışma var (Atılgan’ın Oidipal Roman Kişileri Olarak C. ve Zebercet). Çok hoşuma gitti benim. Özellikle otel katlarının Zebercet’in kişilik yapısıyla ilişkilendirilerek açıklanması çok ilginçti. Onu da şöyle bırakıyım:
https://www.researchgate.net/...ak-C-ve-Zebercet.pdf
İlk Yusuf Atılgan kitabımdı. Muhtemelen aynı zamanda sonuncu.

Çok ağır, kasvetli bir havası var kitabın. İnsanı bunaltıyor. İçerisinde bir sürü sapık düşünce var. Tamam bu bir edebiyat olayı olabilir ama, resmen zehirledin bizi Yusuf amca, ne yaptığını sanıyorsun? Kitabın kasvetli havası içerisinde bunaldım. Okurken, yarım kalan cümle ile yeni başlayan cümle arasında debelendim. Aslında yazım şekline Oğuz Atay'dan aşinayım, hatta bir tek Atay'ın "hah ha"sı yok içerisinde, o kadar benziyor yani. Yarım kalan cümleler, sürekli içinden konuşmalar, antipatik-asosyal haller...

İçerisinde belirli bir olay örgüsü var gibi görünse de, aslında yok. Karakterimiz Zebercet'in zihninde dolaşırken bakmışsınız bir orada, bir bakmışsınız buradasınız. Değişik, iç karartıcı ve çok müstehcen bir kitap.
Okuyup okumamak sizin takdirinize kalmış dostlar...
Güneşli günler dilerim.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.103 Oy)17.491 beğeni39.509 okunma2.118 alıntı165.424 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.857 Oy)8.145 beğeni26.025 okunma626 alıntı126.705 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.004 Oy)12.476 beğeni31.756 okunma2.794 alıntı132.556 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.469 Oy)8.422 beğeni22.849 okunma1.455 alıntı105.630 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.826 Oy)7.366 beğeni20.628 okunma687 alıntı79.723 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.596 Oy)4.945 beğeni15.748 okunma821 alıntı54.362 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (3.977 Oy)3.497 beğeni11.708 okunma1.012 alıntı47.726 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.228 Oy)8.148 beğeni23.986 okunma1.898 alıntı102.482 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.972 Oy)8.365 beğeni23.238 okunma1.135 alıntı112.902 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.533 Oy)5.811 beğeni15.249 okunma2.229 alıntı78.593 gösterim
Büyük olasılıkla bir daha Yusuf Atılgan okumayacağım. Anayurt Oteli benim için Yusuf Atılgan'ın kitabı olmaktan çok Ömer Kavur'un 80'lerde çektiği ve çok da beğenilen filmiydi. Tabii filmin kitaba kıyasla oldukça sansürlü olduğunu söyleyebiliriz. Filmdeki karanlık atmosfer meğerse kitabın ışıklandırılmış haliymiş, zira kitabı okurken hakikaten bunalıma girdim ve bitirmek için acele ettim, kitapta Zebercet çok çok daha soğuk ve bence ürkütücü birisi. Doğru bir gün de değildi belki bu kitabı okumak için, bilmiyorum, keşke okumasaydım açıkçası. Hiç kimsenin iç dünyasının böylesine bozulmuşluğuna, çürümüşlüğüne tanık olmak istemiyorum. Kitabın üslûbu hakkında ise bilinç akışı tekniğinin kullanıldığı kısımları düşünerek özellikle başlarda oldukça ilginç olduğunu ve iyi bir etki bıraktığını düşündümse de kitabın ortasından itibaren yazarın ne yapacağına karar verememiş bir şekilde yazdığını, bunun bir karmaşa yarattığını, bu karmaşanın zebercet'in dağılmış ruh haline uyduğunu düşündüm, ama bende antipati yarattı açıkçası. Kitaba haksızlık etmiş olabilirim, Anayurt Oteli ne de olsa bu ülkenin en iyi eserlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Belki bazı eserleri gerçekten doğru zamanda okumak gerekiyordur. Hepinize iyi okumalar.
Öncelikle kitabın kapağında yazan "MEB Tarafından Onaylı 100 Temel Eserden Biri" yazısına aldanıp, çok güzel, harika bir kitap düşüncesine kapılmanın son derece hatalı olacağını söyleyeyim. Roman son derece rahatsız edici, sevimsiz bir karakterin sevimsiz hayatını okuduğumuz, sapıkça mastürbasyonlarını arka arkaya okuduğumuz, dili de son derece ağır olan bir roman; ama bununla beraber, kesinlikle verilmek istenilen hava da okura şüphesiz en iyi şekilde veriliyor.

Kitap hepimizin bildiği üzere, Yusuf Atılgan'ın aynı Aylak Adam adlı romanındaki gibi bize yalnızlığı (aslında bana göre yalnız değil) ve yabancılaşmayı anlatıyor ya da önce oluşan yabancılaşma sonrası arkasından gelen yalnızlığı anlatıyor ve bunların anlatımını kesinlikle Yusuf Atılgan çok başarılı şekilde sunmuş. Zeberçet'i sevmemizi istememiş ve biz de kesinlikle sevmedik diye düşünüyorum.

Anayurt Oteli, Aylak Adam'a göre bana daha bir oturaklı, daha bir roman havasında geldi; özellikle romanın ilk yarısında anlatım bir postmodern romana göre daha sade, daha anlaşılır gidiyordu ama yarısından sonra Yusuf Atılgan ne zaman kelimeler ile oynamaya, ne zaman beynimizi çorbaya çevirmeye başladı işte şahsen roman benim için o zaman zorlaşmaya başladı. Başka örnekleri var mı bilmiyorum ama bu roman ve Oğuz Atay - Tutunamayanlar olsun, bir romanda bazı bölümler noktalama işareti olmadan neden yazılır bilmiyorum #8277031 , edebiyatımızda da tam bir açıklaması yok diye biliyorum. Konu hakkında yorumlarınız var ise lütfen bilgilendirin. Bu yöntem ile karakterin ruhsal bozukluğunu tam manası ile beynimizle dalga geçerek yazar bize vermek istiyorsa eğer çok başarılı bir şekilde verdiklerini söyleyeyim.

- - 6 Ay Sonra Gelen Düzenleme - -

29 Nisan 2008 tarihinde bakanlığın yayınladığı genelge ile Anayurt Oteli 100 Temel Eser listesinden çıkarılıp yerine Osmancık kitabı eklenmiştir; çünkü incelememde de dediğim gibi 100 Temel Eser adı altında okul çağındaki çocuklarımızın çok da okumasının elzem olmadığını düşünüyor, daha da çok yetişkinlere daha büyüklere hitap ettiğini düşünüyorum.
Genelde beğendiğim ve okunmasını istediğim kitaplara inceleme yapıyorum. Beğenmediğim kitaplara inceleme yapıp okuma hevesinde olanları olumsuz etkilemek istemiyorum. Ama bu kitap öyle değil.Oldukça rahatsız etti beni.Herkes tarafından okunabilecek bir kitap değil bence. Kim tavsiye etti bilmiyorum ama büyük bir beklentiyle alıp okudum.Yarım bırakmamak için kendimi çok zorladım.


Kitabımız 108 sayfa.Öyle bir çırpıda okuyup bitiririm dedim ama hiç de öyle olmadı.İlk 10 sayfada ne anlatılmak istendiğini anlamadım bile.Ardı arkası kesilmeyen cümleler, gerekli gereksiz parantezler beni çok yordu.Ilerleyen sayfalarda yazarın anlatımına biraz alıştım ama bu seferde insanı rahatsız eden bir cinsellik ortaya çıktı.Kitaplarda cinsellik olmasın demiyorum ama bu kitapta aşırı bir cinsellik, dahası sapkınlık vardı. Daha kötüsü bu kitap zamanında MEB'in 100 temel eseri içindeymiş.Şaka gibi. Benim rahatsız olup okuyamadığım kitabı ortaokul ve lise öğrencilerimiz okuyacak! Kim koydu bu kitabı 100 temel eserin içine bilmiyorum ama okumadan ve incelemeden koyduğu kesin.MEB yanlıştan kısa sürede dönüp 2009 yılında 100 temel eserin içinden çıkarmış.

Kitabın kahramanı Zebercet'i Albert Camus'nun Meursault'ına benzettim.Ana karakter bir şekilde toplumdan kendisini dışlamış ve yabancılaşmış.


Yazarın anlatımı ise oldukça karmaşıktı.Yazar degişik bir şeyler denemiş ama ben anlatımını da pek sevmedim.


Beğenmediğim kitaplarda tavsiye konusunda çekimser kalırım ve kimseyi etkilemek istemem ama bu kitabı kesinlikle tavsiye etmiyorum.
Bu kitabın çok okunmasını sağlayan kitleye sesleniyorum benim psikolojimi bozdu okuyan ki nasıl seve seve okudu :/

Bir erkegin saçma sapan erotik düşüncelerinin anlatıldığı bir bel altı kitabı benim için.Atılganın bazı tek tük sözlerini kitabını okumadan once ilgi çekici buluyordum ama üzgünüm ki benim icin tam bir fiyasko.
Olay çok dağınık daldan dala atlanmış ben nerdeydim nereye geldim yahu dedirtiyor.Biraz sabır istiyor az sayfasına rağmen yazarı bogmak isteyebilirsiniz :D

Bu bir karalama incelemesi degil beni mazur görün ama cidden bir kitabı okuyunca icinde sana iz birakan şeyler taşır üzgünüm ki ben bulamadım. İlk ve son Atılgan kitabım olacak ://
Her gün Anayurt Oteli'nin önünden geçiyormuşum hiç bilmeden.Kitaba başlamadan önce bakayım dedim otel nerde Nazilli'deki tren garının karşısındaki müzeninde fotoğrafları çıkıyordu orası değildir heralde dedim ama kitaba başlayınca ve şuanda filmini izlerken kesin emin oldum zaten kitabı okurken Zebercet'in gezdiği yerler az çok gözümün önünde canlanıyordu ne kadar değişmiş olsada Nazilli o yüzden benim için çok farklı bir yeri oldu bu romanın.
Zebercet.. Beni bu kadar sinir eden başka bir karakter daha yoktur sanırım. MEB 100 temel eserde olmasını çok saçma buldum. Belli bir yaşın altı hele ki çocukların okuması gereken bir kitap asla değil. Içerisinde bolca sapıklık, tecavüz, eşcinsellik, şiddet vs. Var. Ayrıca, sayfa sayısı gereği çabuk biten, çerezlik kitap olarak düşünenler var ise koca bir yanılgı bu. Çünkü oldukça ağır bir kitap aslında. Aylak Adam ile karşılaştırıldığında onun kadar akıcı değildi ve etkileyemedi beni.Ve konu olarak; Yusuf Atılgan yine yabancılaşmayı işlemiş. Okurken bayağı bir karamsar ruh haline büründüm. Bu yüzden biraz zor oldu okuması benim için. Sonu olarak ise şaşırttığını söyleyebilirim.
Spoiler içermektedir.

Merakla elime alıp okumaya başladığım Anayurt Oteli, otelin detaylı bir şekilde iç tasviriyle açılıyor. Zebercet, babasının ölümünün ardından miras kalan oteli işletmektedir.
Romanda dikkat çeken unsurlardan biri kesinlikle havlular. Havlular üzerinden baba-oğul ilişkisi okuyucuya yansıtılıyor. Cünkü babasının işlettiği dönemde tek bir havlu çalınmışken Zebercet'in işlettiği dönemlerde bu sayı artmaktadır. Zebercet, kendini babası gibi görmeye çalışıyor. Sinemada tanıştığı Ekrem'e kendisini babasının adı olan Ahmet olarak tanıtırken, sokakta karşılaştığı yaşlıya ise babasının eski mesleği olan nüfus müdürlüğünde çalıştığını söylemektedir. Burada dikkati çeken babayı taklidi ve bunu benliğinde özümsemiş olmasıdır. Peki babasıyla özdeşleşen Zebercet'in ölüm kararı ne ile açıklanabilir? Çaresizlik mi yoksa dış dünyaya karşı yabancılaşması mı?
Romanın beni rahatsız eden tek noktası ise Ortalıkçı Kadın'ın cinsel bir obje olarak kullanılmasıdır. Otel üç katlıdır ve her kat Zebercet'in psikolojisini yansıtmaktadır. Giriş kat devamlı bulunduğu ve kendini normalleştirdiği yer olduğu için Ego'yu, ikinci kat aşık olduğu kadınla bağlantısı olduğunu anladığı Emekli Subay ile kendisi arasında başlattığı çatışmadan dolayı Süper Ego'yu, üçüncü kat ve Ortalıkçı Kadın'ın yaşadığı tavanarası ise İd'i temsil etmektedir. Çünkü savunma ihtiyacını hissetmediği ve cinsel arzularını gerçekleştirebildiği tek yer orasıdır.
Belki de Zebercet'in ölüm kararı, babasının sözünü yerine getirememiş olmanın verdiği suçluluk duygusunun sonucudur. Roman, anlatılmak isteneni derinliğin içerisinden çıkartmak isteyen okuyucularını bekliyor. Keyifli okumalar.
"Bazı insanlar vardır hani yüzlerinde size anlamsızca bakan donuk mu denir ölü mü bilmem bir çift göz, yemek yemeye ve ara sıra da esnemeye yarayan bir ağız… Ne de meymenetsiz bir tip değil mi? Ya da çok mu derin ha ne dersiniz? "

Kitapla ilgili yazımız : http://1cay1kitap.com/anayurt-oteli/
Anayurt Oteli, Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’dan sonra yayımladığı ikinci romanıdır. Her iki romanın da başkahramanları arasında benzerlikler göze çarpar. Aylak Adam’ın kahramanı C. ve Anayurt Oteli’nin kahramanı Zebercet toplumdan kopmuş yalnız kişilerdir. Her ikisi de bu yalnızlığın çözümünü bir kadınla iletişim kurabilmede görür. Ancak bu ikisi arasında şöyle bir fark vardır: “Aylak Adam C. başkalarını hor gördüğü için, Zebercet ise başkaları tarafından hor görüldüğü için kaçar onlardan.” (Moran Berna, Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 2, sf. 298)
Zebercet’ten bahsetmeden önce romanda kimlik kazanmış bir başka karakterden söz etmek istiyorum: otel. Anayurt Oteli, doğumundan itibaren Zebercet’in sığındığı güvenli bir yuvadır. Psikanalitik terimlerle ifade edecek olursak; otel, Zebercet için ana rahminin simgesidir. Anayurt Oteli başta Keçecizadelerin konağıdır. Daha sonra birbirini tanımayan insanların konakladığı bir otele dönüşmüştür. En sonunda da Zebercet’in “Kapalı” levhasını asmasıyla otel olmaktan da çıkmış ve iletişimsizliğin, dış dünyaya kapalılığın bir simgesi halini almıştır.
Zebercet çocukluk yıllarında arkadaşları tarafından, askerlik yıllarında komutanları tarafından ve gençlik yıllarında da kadınlar tarafından hor görülüp aşağılandığından kendini hiçbir yere ait hissedemez. Hatta ismi bile kendisinin hor görülüp aşağılanmasına sebep olur. Bu sebeple Zebercet dış dünyadan kendini soyutlamış ve insanlarla iletişimini en aza indirgemiştir. Böylece kendini dış dünyaya karşı korur.
Roman boyunca bıçaklanarak öldürülenlerin, adam öldürüp hapse girenlerin, çocuk boğanların hikayelerinden haberdar oluyoruz. Bu durumda romanın toplumsal bir yanı olduğunu da söyleyebiliriz. Yusuf Atılgan bu eserinde birey üzerinden toplum eleştirisi yapmıştır.
Roman 1986 yılında Ömer Kavur tarafından filme uyarlanmıştır. 1987 Altın Portakal’da “En İyi Film” ve “En İyi Yönetmen” ödüllerini alan “Anayurt Oteli”ni seyretmenizi tavsiye ederim.
Yusuf Atılgan benim hayatımda bi leke olacak ben bunu anladım. Bundan aylar önce çokça övülen Aylak Adam'ı okumaya çalıştım ama yok olmadı. Monotonluktan nefret eden ben monotonlukta zirve yapan kitapları okuyamiyorum. Çok üzüldüm gerçekten. Çok fazla insanın sevdiği,beğendiği bir kitabı okuyamamak benim için büyük bir eksikliktir. Neyse içimde oluşan bu hayal kırıklığına rağmen aylar sonra kitap siparis ederken Yusuf Beye tekrardan bi şans vermek isteyip Anayurt Oteli'ni satın aldım. Ama yok,olmuyor!
Benim için gerçekten çok kötü bir hatıra olacak Yusuf Atılgan.
Üzücü bir şekilde bu kitabını da beğenmedim.
Aylak Adam'a göre kendimi zorlayıp sonuna kadar okudum ama kitap tuhaftı. Yani ana karakterin aklından geçenleri yazması,eski anıları hatırlaması falan derken kitaptan ve olaydan çokça koptum.
Kitaptaki ana karakter olan Zebercet ailesinden kalan bir oteli işletiyor. Çok monoton bi hayat anlayacağınız. Manyak manyak şeyler yapıyor desem yeridir. Hani öyle ki giden insanların odalarına girip yattiklari yere yatıyor,onlari hayal edip orgazm olmaya çalışıyor,hizmetcisine tecavüz edip öldürüyor. Yani kelimenin tam anlamıyla adam manyak.
Neyse çok uzatmayacagim.
(BU KISIM SPOILER İÇERİR)
Adam hizmetcisini bile öldürüyor. Nasil bi kafa yaşıyorsa artık. Sonra da diyorum adam acaba polislere falan yakalanacak mi? Ama yok. Kitabin sonunda kendini asıyor...
Güzel ve dolu dolu geçmesini istediğim bir gecem daha hezimetle sonuçlandı açıkçası...
Yüksek sesle konuşulanlar, tartışılanlar hep bilinen şeyler olduğuna göre ülkenin yönetimini asıl etkileyen, düzenleyen şeyler bu fısıltılarda gizliydi anlaşılan.
Önemli olan adamın benzetmesi değil aşağılayıcı davranışıydı. O anda neler yapılmazdı bu kalabalığa karşı. Oysa kaçmıştı iste; olanakların en kolayını seçmişti bilmeden. Başka bir durumda kaçmak gereksizdi. Nereye gitse ardından geleceklerdi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Anayurt Oteli
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750735639
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Anayurt Oteli
Anayurt Oteli
Bir oteli yönetmekle bir kurumu, geniş bir işletmeyi, bir ülkeyi yönetmek aynı şeydi aslında. İnsan kendini, olanaklarını tanımaya, gerçek sorumluluğun ne olduğunu anlamaya başlayınca bocalıyordu, dayanamıyordu. Ülkeleri yönetenler iyi ki bilmiyorlardı bunu; yoksa bir otel yöneticisinin yapabileceğinden çok daha büyük hasarlar yaparlardı yeryüzünde. Defteri kapadı. Ne gereği vardı artık bunları yazmanın ya da birkaç satır yazıp bırakmanın?

Çağdaş edebiyatımızın en ünlü kişilerinden Zebercet, yaşamını günlük yaşamın gerektirdiği en basit işlevlere odaklamış biri. Görünüşüyle son derece gerçek, basit ve sıradan. Ama içimizde bıraktığı etki öyle mi? Yusuf Atılgan’ın unutulmaz romanı Anayurt Oteli, bir memleket portresi, bir mizaç izahı. Yayımlandığı ilk günden bu yana başucumuzda. Okura düşen de onu daha yakından tanımak.

Kitabı okuyanlar 3.047 okur

  • Yasemin Yeter
  • Neyran Esin
  • Seda Yiğit
  • Beyza Nur Albayrak
  • Hatice
  • Seolinho
  • Emine Çelik
  • Burcu
  • Yıldıray
  • Bakışsız Kedi

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6
14-17 Yaş
%3.6
18-24 Yaş
%28
25-34 Yaş
%35.1
35-44 Yaş
%18.9
45-54 Yaş
%5.1
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.2
Erkek
%42.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.1 (127)
9
%15.1 (136)
8
%23.6 (213)
7
%18.4 (166)
6
%9.8 (88)
5
%6.1 (55)
4
%2.9 (26)
3
%3 (27)
2
%1.1 (10)
1
%2 (18)

Kitabın sıralamaları