Anayurt Oteli

7,4/10  (351 Oy) · 
1.097 okunma  · 
213 beğeni  · 
4.147 gösterim
"Ne ölü, ne sağ" bir yaşamın kahramanı Zebercet. Gözünü ilk açtığı ve yaşadığı Anayurt Oteli'yle aynı kaderi paylaşıyor: Birbirine benzeyen geçici ilişkilerle geçen günler, yalnız ve tek başına sürüklenen bir hayat. Gecikmeli Ankara treniyle gelen -adını bile bilmediğimiz- kadın otelde bir gece kalır ve Zebercet'in de, Anayurt Oteli'nin de sessiz akıp giden günlerinin içeriği değişir. Küçük ayrıntıların tekdüze şaşmazlığında nerdeyse takıntılarla sürüklenen bir yaşamın öfkesi de, çaresizliği de büyük oluyor. Türk edebiyatının unutulmaz bir tipi ve unutulmaz bir mekanı.
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2000
  • Sayfa Sayısı:
    108
  • ISBN:
    9789750800665
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Murat Sezgin 
 19 May 19:43 · Kitabı okudu · 3 günde · 7/10 puan

Yusuf Atılgan:

Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam ve Anayurt Oteli’ni yazdıktan sonra kendini insanlardan soyutladığı söylenir, tıpkı Bay C. ve Zebercet gibi. Bunun ne kadarı doğru ne kadarı yanlış bilmiyorum. Eğer doğruysa bu türden kitap yazan yazarın kendi iç dünyasında da yarattığı karakterlerin iz bırakması, onlar gibi olmaya çalışması ya da kendinden bir şeyler alarak bu karakterleri oluşturmasını doğal buluyorum. Yusuf Atılgan’ın harika bir gözlem gücü var. Kitabın başındaki tasvirler, içinde kasırgalar olan Zebercet’in değişimlerini sanki sıradan bir olaymış gibi aktarması bunun en büyük kanıtıdır bana göre.

Zebercet:

Tıpkı Bay C. gibi Türk Edebiyatının unutulmaz karakterleri arasında yerini almış, hayata kendi gözüyle bakan, takıntıları olan, ne sağ ne ölü bir karakter karşımızda: Zebercet. Babasından kalma otelde doğmuş büyümüş, otelden fazla dışarı çıkmayan, babası gibi olmak isteyen ama bunu her fırsatta aslında istemiyormuş gibi algılayan, toplumda kendini silik bir bireymiş gibi görüp insanlardan kaçan, kimine göre zavallı kimine göre fuzuli kimine göre sapkın bir karakter Zebercet. Zebercet gibi kişileri bir nevi davranışlarımızla biz yaratıyoruz. Bazen yaptığımız eylemler, bazen de kayıtsızlığımız yüzünden yalnızlaşan insanları yine biz görmezden geliyoruz. Bu da içine kainat sığan ama kainata sığamayan insanın büyük tezatlarından sadece birisi.

Kitap:

Kitap detaylı tasvirlerle başlıyor. Kitapta önemli yer edinmiş her şeyin tasviri var; kasaba, Zebercet, otel, ortalıkçı kadın, iki havlu, gecikmeli Ankara treniyle gelen kadın vs. Kitapta gecikmeli Ankara treniyle kasabaya gelen kadın tuttuğu odada bir gece kalıp tekrar geleceğim diye çıkıyor otelden. Zebercet kadının kaldığı odayı kimselere vermiyor ve her gün içinde kadının geleceği umuduyla yaşamaya başlıyor. Kitaptaki kilit noktanın bu kadın olduğunu düşünüyorum. Kadın gittikten sonra Zebercet’in içinde bastırmaya çalıştığı kişiyi açığa çıkarıyor.

Normalde karışık ve ağır ilerleyen kitapları severim. Hayatın keşmekeşliğinde bu tür kitaplar biraz da olsa o karışıklıktan sıyırıp oyalar beni. Anayurt Oteli de karışık ve ağır ilerleyen(ya da ağır okunması gereken) bir kitap. Ama buradaki karışıklıklara anlam veremedim bir türlü. Noktalama olmayan sayfalarda yazılanı anlamlandırmaktan ziyade cümleleri bulmak bile çok zordu. Tamam, cümleyi buldunuz diyelim ama bu sefer de cümle yarım paragrafın bütününe bakınca çok gereksizmiş gibi geliyor. İş böyle olunca usta işi eser diye önümüze getirilen şeyin aslında usta işi lakırdı olduğunu düşünmeden edemiyorum.

Kitap eskiden 100 Temel Eser listesindeydi. Ona hiç anlam veremedim. Bu kitap kesinlikle çocuklara ya da gelişme çağındaki gençlere uygun değil. Zebercet’in bazı takıntılı hareketlerinin(takıntıdan çıkıp sapkınlığa varan hareketler, eşcinsel girişimler vs.) o yaştaki çocukları yanlış yönlendirebileceğini düşünüyorum. Anlatım olarak kitap zaten zor okunuyor. Bazı yerlerde cümleler yarım, noktalama işaretleri yok, birbirinin arasına girmiş cümleler falan bunların anlamlandırılması yetişkin bir okur için zorlayıcı olabilecekken çocuklara ne şekilde yansıyacağını kestirmek zor olmasa gerek.

Ek olarak:

Aylak Adam ve Anayurt Oteli’ndeki karakterlerle ilgili yapılmış olan bir çalışma var (Atılgan’ın Oidipal Roman Kişileri Olarak C. ve Zebercet). Çok hoşuma gitti benim. Özellikle otel katlarının Zebercet’in kişilik yapısıyla ilişkilendirilerek açıklanması çok ilginçti. Onu da şöyle bırakıyım:
https://www.researchgate.net/...ak-C-ve-Zebercet.pdf

mithrandir21 | Uğur D. 
 27 May 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · 9/10 puan

Öncelikle kitabın kapağında yazan "MEB Tarafından Onaylı 100 Temel Eserden Biri" yazısına aldanıp, çok güzel, harika bir kitap düşüncesine kapılmanın son derece hatalı olacağını söyleyeyim. Roman son derece rahatsız edici, sevimsiz bir karakterin sevimsiz hayatını okuduğumuz, sapıkça mastürbasyonlarını arka arkaya okuduğumuz, dili de son derece ağır olan bir roman; ama bununla beraber, kesinlikle verilmek istenilen hava da okura şüphesiz en iyi şekilde veriliyor.

Kitap hepimizin bildiği üzere, Yusuf Atılgan'ın aynı Aylak Adam adlı romanındaki gibi bize yalnızlığı (aslında bana göre yalnız değil) ve yabancılaşmayı anlatıyor ya da önce oluşan yabancılaşma sonrası arkasından gelen yalnızlığı anlatıyor ve bunların anlatımını kesinlikle Yusuf Atılgan çok başarılı şekilde sunmuş. Zeberçet'i sevmemizi istememiş ve biz de kesinlikle sevmedik diye düşünüyorum.

Anayurt Oteli, Aylak Adam'a göre bana daha bir oturaklı, daha bir roman havasında geldi; özellikle romanın ilk yarısında anlatım bir postmodern romana göre daha sade, daha anlaşılır gidiyordu ama yarısından sonra Yusuf Atılgan ne zaman kelimeler ile oynamaya, ne zaman beynimizi çorbaya çevirmeye başladı işte şahsen roman benim için o zaman zorlaşmaya başladı. Başka örnekleri var mı bilmiyorum ama bu roman ve Oğuz Atay - Tutunamayanlar olsun, bir romanda bazı bölümler noktalama işareti olmadan neden yazılır bilmiyorum #8277031 , edebiyatımızda da tam bir açıklaması yok diye biliyorum. Konu hakkında yorumlarınız var ise lütfen bilgilendirin. Bu yöntem ile karakterin ruhsal bozukluğunu tam manası ile beynimizle dalga geçerek yazar bize vermek istiyorsa eğer çok başarılı bir şekilde verdiklerini söyleyeyim.

- - 6 Ay Sonra Gelen Düzenleme - -

29 Nisan 2008 tarihinde bakanlığın yayınladığı genelge ile Anayurt Oteli 100 Temel Eser listesinden çıkarılıp yerine Osmancık kitabı eklenmiştir; çünkü incelememde de dediğim gibi 100 Temel Eser adı altında okul çağındaki çocuklarımızın çok da okumasının elzem olmadığını düşünüyor, daha da çok yetişkinlere daha büyüklere hitap ettiğini düşünüyorum.

Murat Karaarslan 
10 Mar 02:56 · Beğendi · 8/10 puan

Her gün Anayurt Oteli'nin önünden geçiyormuşum hiç bilmeden.Kitaba başlamadan önce bakayım dedim otel nerde Nazilli'deki tren garının karşısındaki müzeninde fotoğrafları çıkıyordu orası değildir heralde dedim ama kitaba başlayınca ve şuanda filmini izlerken kesin emin oldum zaten kitabı okurken Zebercet'in gezdiği yerler az çok gözümün önünde canlanıyordu ne kadar değişmiş olsada Nazilli o yüzden benim için çok farklı bir yeri oldu bu romanın.

Cansu Koçak 
13 Şub 21:50 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Spoiler içermektedir.

Merakla elime alıp okumaya başladığım Anayurt Oteli, otelin detaylı bir şekilde iç tasviriyle açılıyor. Zebercet, babasının ölümünün ardından miras kalan oteli işletmektedir.
Romanda dikkat çeken unsurlardan biri kesinlikle havlular. Havlular üzerinden baba-oğul ilişkisi okuyucuya yansıtılıyor. Cünkü babasının işlettiği dönemde tek bir havlu çalınmışken Zebercet'in işlettiği dönemlerde bu sayı artmaktadır. Zebercet, kendini babası gibi görmeye çalışıyor. Sinemada tanıştığı Ekrem'e kendisini babasının adı olan Ahmet olarak tanıtırken, sokakta karşılaştığı yaşlıya ise babasının eski mesleği olan nüfus müdürlüğünde çalıştığını söylemektedir. Burada dikkati çeken babayı taklidi ve bunu benliğinde özümsemiş olmasıdır. Peki babasıyla özdeşleşen Zebercet'in ölüm kararı ne ile açıklanabilir? Çaresizlik mi yoksa dış dünyaya karşı yabancılaşması mı?
Romanın beni rahatsız eden tek noktası ise Ortalıkçı Kadın'ın cinsel bir obje olarak kullanılmasıdır. Otel üç katlıdır ve her kat Zebercet'in psikolojisini yansıtmaktadır. Giriş kat devamlı bulunduğu ve kendini normalleştirdiği yer olduğu için Ego'yu, ikinci kat aşık olduğu kadınla bağlantısı olduğunu anladığı Emekli Subay ile kendisi arasında başlattığı çatışmadan dolayı Süper Ego'yu, üçüncü kat ve Ortalıkçı Kadın'ın yaşadığı tavanarası ise İd'i temsil etmektedir. Çünkü savunma ihtiyacını hissetmediği ve cinsel arzularını gerçekleştirebildiği tek yer orasıdır.
Belki de Zebercet'in ölüm kararı, babasının sözünü yerine getirememiş olmanın verdiği suçluluk duygusunun sonucudur. Roman, anlatılmak isteneni derinliğin içerisinden çıkartmak isteyen okuyucularını bekliyor. Keyifli okumalar.

M.Y. 
08 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 7/10 puan

Kitabın kendine has garip bir karamsarlığı vardı. Kitabın kahramanı -ya da anti kahramanı- Zebercet, aslında adı dışında sıradan gibi duran bir adam. Ancak esasında psikolojik sorunlar yaşamakta, hayatı ve yalnızlığı içten içe sorgulamaktadır. Otele gelen bir kadından sonra ise sorunları iyice gün yüzüne çıkmıştır.

Kitap genel itibariyle bir nevi psikolojik tahlil denebilir. Yazarın Zebercet gibi az rastlanan bir ismi seçmesi de belki kendine has bir kahraman yaratmak istemesindendir. Bakınca bunu kısmen başarmış denebilir. (Zebercet yarı değerli bir taş demekmiş.)

Bir kitap hakkında hiçbir şey bilmeden okuyunca kitaptaki olaylar baya sürprizli gelebiliyor. Doğrusu bu kadar karanlık, garip bir kahramanı olan, bir kitap olacağını beklemiyordum. Yer yer okumakta zorlandım. Sakin kafayla okunmalı.

Kaonashi 
16 Eki 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Ezici yalnızlık ve duygusal açlık.
Diğer yorumlarda konu gayet güzel özetlenmiş zaten. Benim yorumum da farklı olmayacak. Çok önemli bir "iç dünya" kitabıdır bu. Okunmalıdır.

Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim: filmini de izledim ve bence kesinlikle Macit Koper'den kaynaklanıyor bu durum; Zebercet'e karşı bir antipatim de var. Bir kitap kahramanının ete kemiğe bürünerek (hele bu Macit Koper gibi biriyse) karşımıza çıkması bazı okurlarda geri dönülemez yaralar açabilir. ^^

Pınar 
24 Nis 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Yusuf Atılgan, ana karakterin iç dünyasını ve içinde bulunduğu yaşamı çok akıcı ve yalın bir dille anlatmış. Başarılı bir eser olmuş.

Dilanur 
 02 May 20:50 · Kitabı okudu · 12 günde · 6/10 puan

Zebercet adında kahramanımız babasından kalan Anayurt Oteli' ni işletmektedir. Kitap otele gelen bir kadın müşterinin Zebercet üzerinde bıraktığı etkiyle başlar. Zebercet normal biri gibi gözüksede dışarıdan, aslinda psikolojik sorunlar yaşayan biridir ve aklında yer eden musteri sayesinde kendini hayatını geçmişini sorgulamaya başlar.
Gelelim benim fikirlerime. Kitabın dili sade fakat bana göre tasvirler yorucuydu. Zaman zaman sıkılmadım değil. Zebercet de zaten oldukça itici bir karakter tamda yazarın yansıtmak istediği gibi bir karakter olmuş bence.
Yusuf Atılgan'in kitabına laf etmek haddime değil ama ben çok zevk almadım okurken Aylak Adam'i okumadiğim için kıyaslama yapamam ama nedense Aylak Adamı çok daha fazla begenecekmişim gibi geliyor :) Herkese iyi okumalar.

Emine Çoban 
 05 Ara 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Farklı bir olay örgüsü olan bu kitap bana; Albert Camus'un Yabancı romanını anımsattı.
"Geciken Ankara treniyle gelen kadın...O'nun odası, unuttuğu havlusu , çay bardağında bıraktığı izler, tepside kalan şeker sayısı.. Baş kahraman Zebercet'in hayata tutunma sebebi olur." Kitapta İnsan psikolojisi ve psikanalizine dair şeyler vardı lakin Postmodern edebiyatı seven birisi olarak hayal kırıklığına uğradım, ayrıca romanlarda cinsellikten hoşlanmadığım için kitabı sevimsiz buldum diyebilirim.

Irem 
21 Mar 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Otelden dışarıya zaruri işler dışında adımını bile atmayan Zebercet'in hayatı bir gece yarısı otele gelen bir kadın müşterinin ardından rayından çıkmıştır. Hem de ne çıkmak. Okurken böyle bir durum bunca şeye nasıl sebep olabiliyor, yıllardır bunların farkına varmayan adam nasıl bir anda farkına varıyor insan hayretler içerisinde okuyor.

Kitaptan 58 Alıntı

BİROL COŞKUN 
21 Eki 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''Ne çok yalan söyleniyordu yeryüzünde; sözle, yazıyla, resimle ya da susarak.''

Anayurt Oteli, Yusuf AtılganAnayurt Oteli, Yusuf Atılgan
Adar Zargana 
10 May 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Yüksek sesle konuşulanlar, tartışılanlar hep bilinen şeyler olduğuna göre ülkenin yönetimini asıl etkileyen, düzenleyen şeyler bu fısıltılarda gizliydi anlaşılan.

Anayurt Oteli, Yusuf Atılgan (Sayfa 24)Anayurt Oteli, Yusuf Atılgan (Sayfa 24)
BİROL COŞKUN 
22 Eki 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Dayanılacak gibi değildi bu özgürlük. Ayaklarıyla masayı itip aşağıya yuvarladı; bir boşluğa düşerken durdu. Gözleri ağzı açık, bacakları gerilerek, çırpınarak sallanırken kollarını kaldırıp başının üstünden ipi tutmaya uğraştı. (Ne oldu? Yapmayı unuttuğu bir şeyi mi anımsadı birden? Ya da yeryüzünde tek gerçek değerin kendisine verilmiş bu olağanüstü yaşam armağanını korumak, her şeye karşın sağ kalmak,direnmek olduğunu mu anladı giderayak? Yoksa bilinçsiz canlı etin ölüme kendiliğinden bir tepkisi miydi bu?)”

Anayurt Oteli, Yusuf AtılganAnayurt Oteli, Yusuf Atılgan
Adar Zargana 
14 May 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Ne bekliyorduki bu kadından, ya da bir kadından? yüksek sesle "Canın cehenneme" dedi.

Anayurt Oteli, Yusuf Atılgan (Sayfa 83)Anayurt Oteli, Yusuf Atılgan (Sayfa 83)
Elif 
06 May 01:45 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ellerini göğsünde, karnında, bacaklarında gezdirdi. Bedenin dayanma gücünü zorlamak da bir çeşit kendini öldürmek değil miydi?

Anayurt Oteli, Yusuf AtılganAnayurt Oteli, Yusuf Atılgan

Kitapla ilgili 1 Haber