Suç ve Ceza

9,1/10  (2.042 Oy) · 
6.938 okunma  · 
2.010 beğeni  · 
35.481 gösterim
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (1821-1881): İlk romanı İnsancıklar 1846'da yayımlandı. Ünlü eleştirmen V. Belinski bu eser üzerine Dostoyevski'den geleceğin büyük yazarı olarak söz etti. Ancak daha sonra yayımlanan öykü ve romanları, çağımızda edebiyat klasikleri arasında yer alsa da, o dönemde fazla ilgi görmedi. Yazar 1849'da I. Nikola'nın baskıcı rejimine muhalif Petraşevski grubunun üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Kurşuna dizilmek üzereyken cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildi. Cezasını tamamlayıp Sibirya'dan döndükten sonra Petersburg'da Vremya dergisini çıkarmaya başladı, yazdığı romanlarla tekrar eski ününe kavuştu.

Suç ve Ceza Dostoyevski'nin bütün dünyada en çok okunan başyapıtıdır.
  • Baskı Tarihi:
    2006
  • Sayfa Sayısı:
    704
  • ISBN:
    9789754589023
  • Orijinal Adı:
    Prestupleniye i Nakazaniye
  • Çeviri:
    Mazlum Beyhan
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Elif Kimya S. 
 17 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Suç ve Ceza, ciddi anlamda okuma alışkanlığı kazandığım kitap. Ne zaman okuduğun en iyi kitap ne ya da kitap tavsiyesi istense aklıma ilk gelen kitap. Ayrıca 10 puan verdiğim tek kitap.

Romanın kahramanı Rodion Romanovich Raskolnikov 'un psikolojik buhranlarına, topluma bir türlü uyum sağlamak istemeyişine, sivri diline ve parlak zekasına tanık oluyorsunuz. Dostoyevski, kahramanımızın hayata bakış açısını, teorilerini, toplumsal ahlakı sorgulanmasını, ailesini ve aile ilişkilerini, dostlarını, düşmanlarını, tüm bunlarla olan ilişkilerini inceliyor ve muhteşem betimlemelerle sizlere de yaşatıyor. Dostoyevski öyle bir karakter yaratmış ki adamın katil olmasına rağmen sempati duymayan yoktur sanırım Raskolnikov' a. Suç olgusuna farklı bir perspektiften bakabilmeyi mümkün kılıyor bu da. Hikayedeki anlatım o kadar ayrıntılı ve gerçekçi ki sanki Dostoyevski kendisi yaşayıp da yazmış. Hatta bununla ilgili bir de doğruluğundan emin olamadığımız mevzu var. Kitap yayınladıktan sonra savcı, Dostoyevski hakkında dava açmış. Gerekçesi ise: " Bir caninin ruhsal durumunu bu kadar gerçekçi ve ayrıntılı anlatan bir kişinin geçmişinde kesinlikle bir cinayet saklıdır. " olmuştur. Kitap okuyorum, diyen herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm bir klasik.

Albert Camus gibi büyük bir yazarın da takdirini almış ve ;" Suç ve Ceza'yı okuduktan sonra, ilk kez yeteneğim hakkında bir kuşku duydum. Ciddi olarak, bu işten vazgeçme ihtimalimi ölçüp tarttım " dedirtmiş bir şaheser.

GÜL GÜRLER 
23 Mar 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Suç ve Ceza Dostoyevski’ nin en güzel eserlerinden biridir. Romandaki ana düşünce, başkalarına yapılan suçun cezası mutlaka çekilir esasına dayanmaktadır.

Rusya’ nın büyük şehirlerinden birindeki yoksul halkın hayatı dile getirilmektedir. Bu romanını paraya duyduğu ihtiyaç nedeniyle yazdı.

Eseri yazmaya başladığı zaman karısı ağır hastaydı.Karısının başucunda beklerken bu şaheserini yarattı. İlk kez, 1886 yılında yayımlandı.

Romanın kahramanı Rodion Raskolnikov’ un Rus Faust’ u olduğunu söyleyenler var .Ortak yönleri ikiisnin de yoksul öğrenci ; gururlu ve ihtiraslı olmalarıdır. Her ikisi de üstün zekalarından ötürü duydukları gururla suç işlerler.Kendilerine bağlı bir kadının aşkı ile doğru yolu bulurlar.

Hatta bununla ilgili bir de rivayet vardır; SUÇ VE CEZA yayınladıktan sonra, Petersburg savcısı yazar hakkında dava açar. Gerekçesi ise şöyledir: " Bir caninin ruhsal durumunu bu kadar gerçekçi ve ayrıntılı anlatan bir kişinin geçmişinde kesinlikle bir cinayet saklıdır. "

Fransız yazar ve filozof Albert Camus; " Suç ve Ceza'yı okuduktan sonra, ilk kez yeteneğim hakkında bir kuşku duydum. Ciddi olarak, bu işten vazgeçme ihtimalimi ölçüp tarttım " der.

SUÇ VE CEZA ; bana göre, insan dehasının yaratığı en yüce yapıtlardan birisidir.

Meral 
22 Şub 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Cinayet işleyen bir insanın psikolojik durumunu, neler yaşayacağını tepkilerini, yalnızlığı seven bir insan ise katil olduktan sonra kalabalıktan hoşlanacağını anlatıyor. :-D mükemmel bir eser

Metin Tran 
 24 Ara 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Dün gece, ta ki Dostoyevski’yi meze edinceye kadar, her cuma gecesi gibiydi bizim için; sıradan. Dört er kişiydik, son zamanlarda keşfedip artık yeni saplantımız olan bir Azeri restoranında. Şarabımız da yeni takıntımızdı G.Afrika'dan. Yeni bir şeyleri olmalı insanın, yenilemeli hayatını. Yine, ama yeni diyebilmeli şarap da olsa. Gerçi "Buna zenci teri bulaşmış" dedi biri, sanki bilirmiş gibi o terin tadını. Zırvalamanın içki kaynaklısına çok tahammül gösterir Ruslar. Biz de öğrendik. Tahammül gösterdik.

“Bölmek kökünden gelir Raskolnikov ismi, tesadüf de değildir. Zaten Dostoyevski’de tesadüf olmaz” dedi, zenci terine dikkatimizi çeken dostumuz. “Rodion Romanoviç’e bulduğu Raskolnikov soyadıyla, kişilik bölünmesini kasteder” diye masaya bir şey bıraktı. Masamıza düşen meteor değildi elbette, ama inanın daha zayıf değildi bıraktığı etki. Kimi tuvalete gitti, kimi önüne aldığı etle oynamaya başladı. Ben, rest çekilmiş bir poker masasının eli zayıf blöfçü oyuncusu tavırlarıyla kıvranmaya başladım. Konuyu ortaya atan, birazdan kahkaha atmaya hazır Erol Taş edasıyla masadaki en lezzetli şeyleri, rakipsiz öğütüyordu.

Tuvaletten dönen “Ruslar, kati surette, kişilik bölünmesi demez kastettiğin hastalığa, çoklu kişilik, der ” dedi. “Kesinlikle tesadüf bu isim. Üstelik raskolnik, bir ruhsal hastalığı değil, dinsel anlamda mezhep yaratan, hizip çıkartan anlamına gelir. Din dışı açıklamalara rastlamadım” dedi “Yandex’ten baktım, hem de Rusça”

Aramızda hiç kimse Raskolnikov soyadı olan hiç kimseyle karşılaşmamıştı o güne kadar. Ortak kararımızla karımı aradım. Varmış, ama çok azmış. Hatta, belki de Dostoyevski’den sonra kullanılmaya başlanmıştır, dedi. Kendisi Rus Dili ve Edebiyatı mezunudur icabında. Ha, asıl önemlisi Rus’tur. Daha baştan bir tur bindirmişti bize. “Biz, çok yaptık bu konuşmaları, bir sonuç da elde edemedik. İlk sizin aklınıza geldiğini sanmayın sakın”

Ben ve konuyu ortaya atan dostum, Dostoyevski’nin bilinçli olarak bu soyadını, hem de bölünmüş kişiliği vurgulamak kastiyle kullandığını savunduk. Muhalefetsiz toplum olmaz tabii. Tesadüf diyenler de iki kişiydi. Sabahın erkeninde aradı “tesadüfçüler”den biri, “Dostoevski 1881’de öldü, di mi?” diye bir soruyla. “E, nolmuş yani?” dedim. “ O zaman” dedi “ bu hastalık tanımlı mıydı?”

Bir şey dememem kibarlığımdan değil, diyecek hiçbir şeyimin olmamasındandı.
Keşke “Dostoyevski, tanımı konmasa da, bu hali kendinde gördü, Raskolnikov soyadını da bundan seçti” deseydim. Pazartesi kesin söylerim.

Okan Kuzu 
 30 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Suç ve Ceza hakkında bir inceleme yazmak, yorum yapmak çok zor bir şey bence. Hatta bu kitabı eleştirme gibi bir şansımız olmadığını da düşünüyorum. Bu romanı olumsuz eleştirebilmek için en azından Dostoyevski'nin kaleminin onda birine sahip olmak gerekir.
Okunduğunda herkesin, nedense sevdiği bir karakterdir Raskolnikov. Hepimizin içinde bir Raskolnikov var sanırım.
Ben romanı fazlasıyla sevmiştim. Herkesin sevdiği gibi. Bazı olumsuz eleştirilerde gördüm az da olsa ama ilk paragrafta söylediğim gibi, bu eseri ve Dostoyevski'yi olumsuz eleştirmek neredeyse imkansız.
Vesselam, Dünya Edebiyatında en önemli Klasik olmasının hakkını fazlasıyla veren bir eserdir Suç ve Ceza.
Bu arada, okurken bazı kısımlarda sıkılabilirsiniz. Aynı şeyleri tekrarlıyor hissi verebilir ama öyle değildir. Zaten acelede etmeyin hemen bitirmek için...

aLoNeAngeL 
12 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Kitaplar bazen insanı anlayan tek varlıktır. Kimisi aşkı, kimisi hüznü, kimisi sessizlliği, kimisi yalnızlığı, kimisi de insanın üzerinde ki pisikolojik baskıyı anlatır ki benim okuduğum kitap da pisikolojiyi anlatıyor. Ben size kitabı açıklamadan ziyade kısmen tanıtmak istedim. İnsanlar bazen hata yapar, belki fark etmeden belki de bilerek... Hatayı yapar ama bir süre sonra nefes almakta zorlanır, yaptığı hataların acısı rüyalarında bile intikam alır ki bu aslında yaptığı hatanın bilinç altına yerleşmesidir. Kişinin vicdanı ile arasına kimse giremez, sızlar kimse engel olamaz. Vicdanın konuşması binevi duyulan pişmanlıktır. Hatayı yapmak kolay, sonuçlarına katlanmak zor... Suç ve ceza; pisikolojiye dayanan, kişinin kendini sorgulamasını sağlayan, yapılan hataları ve konuşan vicdanı benimseyen bir kitap. Sizin belki ilgi alanınıza girmeyebilir ama eminim ki vicdanlarınızın ve farkına varmadan düşündüğünüz hatalarınızın ilgi alanına giriyor. Emin olun okurken kendinizi ve hatalarınızı gözden geçirme fırsatınız oluyor, yaptığınız hatalar bir bir gözünüzde canlanıyor.
Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum sevgili 1k okur arkadaşlarım :))

Mustafa Oner 
24 Oca 16:40 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Suç ve Ceza, Dostoyevski’nin en sevdiğim eserlerinden birisidir. Düştüğü yoksulluk çıkmazında toplum kurallarının bağından kurtulduğuna inanan bir gencin hikayesini anlatan Suç ve Ceza ahlakın anlamını sorgulamaktadır. “Hırsızlık ve cinayet gibi suçlar, yüce amaçlarla işlenmesi durumunda cezasız kalabilir ve vicdanın yükünden kurtulabilir mi?” gibi sorulara cevaplar aranmaktadır. Romandaki ana düşünce, başkalarına yapılan suçun cezası mutlaka çekilir esasına dayanmaktadır. Rusya’nın büyük şehirlerinden birisi olan St. Petersburg’daki yoksul halkın hayatı dile getirilmiştir.
Kitap şu şekilde özetlenebilir:
Kitabın başkahramanı olan Raskolnikov Rusya’nın St. Petersburg şehrinde hukuk fakültesinde okuyan başarılı bir öğrencidir. Fakir olduğu için hayatını ve öğretimini devam ettirmekte oldukça zorlanır ve hukuk fakültesini bırakmak zorunda kalır. Yaşadığı hayat iç dünyasında kalıcı zararlar vermeye başlar ve kendi içinde birçok çelişkiye düşmeye başlar.
Okumak için geldiği St. Petersburg şehrinde kirasını ödeyemez. Yakınlarda bulunan hiç kimsenin sevmediği tefeci kadına giderek saatini satar. Karşılığında aldığı para ile de meyhaneye gider. Bir taraftan içerken diğer taraftan meyhanedeki insanların hayatları içini daha da karartır. Fakirler ile zenginler arasında acımasız ayrıma bir anlam veremez.
Raskolnikov içindeki çatışmalara daha fazla dayanamaz ve içindeki şeytana kulak verek eline bir balta alarak tefeci kadının evine gider. Baltayı kadının kafasına indirerek onu orada öldürür. Tam bu sırada yaşlı kadının kız kardeşi gelir ve Raskolnikov o anda onu da öldürür. Tefeci kadının kötülüğünün yanında bir masumun ölmesi pek önemli değildir. Ne yapacağını bilmeden Raskolnikov birkaç altını alarak oradan uzaklaştı.
İşlediği cinayet sonrası Raskolnikov’un durumu daha da kötüye gider. Bir zamanlar iç çelişkiler yaşamasına neden olan şeytan ortadan kaybolmuş fakat ondan daha da kötü olan vicdan azabı gelmiştir. Duyduğu pişmanlıklar ve iç çekişmeler Raskolnikov’u iyice bitkin düşürür ve hastalanır. İmdadına en yakın arkadaşı olan Razumikin yetişir. Ona destek olur, doktor bulur ve elinden gelen her şeyi yapar.
Raskolnikov’un kötüye giden durumuna bir de şüphecilik ve korku eklenir. Sürekli birilerinin onu izlediğini düşünür. Cinayeti birilerinin gördüğü yada en azından onun yaptığını bildiğini düşünür. Bu tedirginlik onun durumunu daha da kötüye sürükler. Raskolnikov bu duruma daha fazla dayanamaz ve işlediği cinayeti Sonya’ya anlatır. Ardından polise teslim olur ve cezasını çekmek üzere hapse gönderilir.

Öz 
 19 Şub 13:14 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Suç ve Ceza, okumakta epey geç kaldığım fakat içeriği ve hem insan üzerindeki hem de dünya çapındaki etkileri hakkında fikir sahibi olduğum bir kitaptı.Ve artık kitabı okumuş olmak demeyeceğim,yaşamış ve hissetmiş olmaktan bir hayli mutlu olduğumu söylemekle başlayabilirim.Düşüncelerime ve hislerime gelince,okurken her an her sahnede soluksuz bir film izler gibi buldum kendimi,bazı anlarda kitabı elimden bırakıp Raskolnikov gibi düşünsel başkaldırıdaki karakterlerin toplumda daima dikkat çekici bir farklılık yarattığı, ailesi, çevresi, içinde bulunduğu toplum yapısına da daima ters düşeceğini bilse de inandığı haklı davası uğruna savunduklarından vazgeçemeyeceği ve fakat onu daima köşeye sıkıştıran nedenlerin ise yerleşmiş toplumsal normlar,ahlak yapıları ve kişisel erdemler olan döngüsel bir hapishanenin içinde dolanıp durmaktan onu alıkoyamayan zor ve çetrefilli bir bunalımın içinde de hastalıklı ruhsal krizlere sürükleyeceği gerçeği nasıl da insanı yoran cinsten ve içinden çıkılmaz bir hal aldıran bir sıkıntı sürüklenmesi düşüncesi,benim için heyecanı yüksek ruhsal bir kovalamaca ya da nasıl desem bir kuşatma altında olduğumu hissettirir gibiydi..Bu noktalarda Martin Eden’i sıkça hatırladım açıkçası.İki karakter arasında çokça benzerlikler bulduğumu söylemeliyim.Bunun yanında herhangi bir suç işlememiş olsak ta yahut aykırı sayılacak bir fiilde bulunmasak ta,topluma muhalif olduğumuz konulardaki tutumlarımız, kendimizce haklı saydığımız ve geçerliliği olacağına dair pek çok savlarımız hepimizde eminim vardır..Bu nedenle Raskolnikov’u anlamamak ya da ona hak vermemek sanırım imkansız olurdu.. Çünkü hepimizin derinliklerinde bir yerde bir Raskolnikov yaşıyor,bunu reddetmek imkansız. Düşünsel dahiliği ön planda olan delikanlı ile Sonya’yı seven delikanlı, bir evlat olan ve aynı zamanda bir ağabey olan delikanlının, ailesini her durumda kötülükten korumak için çabalayan delikanlının yanında insani tarafı güçlü olan ve cebindeki parayı zorda kalanlar için iyilik uğruna son kuruşuna kadar esirgemeyen iyi niyet potansiyelini zirvede gösteren delikanlının esasında nasıl da bütünsel bir kişilik ve karakter yapısı ortaya koyduğunu ve tüm bunları yaparken bir suç işlemiş olmasına ve bunun savaşını içinde veriyor olmasına rağmen tüm doğallığı ve içtenliğiyle kendine has tavırlar sergileyebildiğine şahit olmak muazzam bir hissi bize aktarabiliyor. Burada işlenen karakter üzerindeki en emin yargım ise şudur ki, güçlü bir ruhsal kişilik çözümlemesi. Kendini ele vermemeye çabalayarak ortaya koyduğu bilinçli ve yüksek iradenin bize akan etkisi ve daima doğallığını korumadaki üstün çabası, tüm o koşturmalarındaki terlemeleri, hastalık anlarındaki sayıklamaları, yüz yüze geldiği kişilerin kendine olan güvenlerini boşa çıkartmamadaki dayanıklı kendinden emin duruşu, tavırlarındaki tüm o yüz mimikleri ve tedirgin davranışlarına birebir oradaymış gibi şahit olmak ve hissetmek sanırım hepimizin gerçekmiş gibi yaşadığımız bir deneyimi bize sunması bakımından da tesiri yüksek bir yapıt olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.. Dostoyevski’ye reverans yaparak bitirmiş oldum kitabı..Muhteşem bir hayal gücü ve hatta ötesi bir baş yapıt..

Esasında bu yapıt için yorum yapma haddini hiç kendimde görmüyordum, şimdi ise bir hadsizlik ortaya koymuş olabilirim. Ancak toplumda aykırı bir duruş sergileyen, bu duruşu bir amaca yönelten ve farklılığı herkes tarafından kabul edilen radikal düşüncelere sahip başkaldıran kişiliklere olan hassasiyetim Martin’deki gibi Raskolnikov’da da değeri hak ediyor,düşüncesiyle bişeyler yazmak istedim..

Bu arada kitabı okurken mutlaka filmi olmalı çok eski tarihli bir yapım olarak, diye düşünüp kitabı elimden bırakıp netten kurcaladığımda filmi buldum.ve filmi izleyebilmek için de kitabı sanırım farkında olmadan hızla okudum,ki zaten kendi kendine akan bir kitabın hızına yetişmem de imkansızlaştı..dedim ya bir kovalamaca içinde gibiydim, ruhsal dengelerim alt üst oldu:) ben başından beri geç kaldığım için hepsine mutlaka izleyenler olmuştur ancak izlemek isteyenler için 1969 yapım Suç ve Ceza’nın iki bölüm halindeki linkini de paylaşmak istedim.

1.Bölüm: https://www.youtube.com/watch?v=4y2i6M92QpQ
2.Bölüm: https://www.youtube.com/watch?v=fUfoT3Pz5cM

HÜLYA BİLGİN 
13 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yorum yapmak bile kitaba hakaret aslında.... Mutlaka okunması gerek olanlardan liste başı... Okurken dünyasına hapsolacaksınız...O psikoloji öylesine etkileyici ki Raskolnikov hep hayatımda takılı kaldı...herkes mutlaka okumalı.. hem de defalarca...

Tuğba Karadağ 
21 Şub 11:29 · Kitabı okudu · 74 günde · Beğendi · 10/10 puan

Başkahraman Raskolnikov. Ruhen bir boşluğa düşmüş, diğer insanlardan farklı, kendini çevreden soyutlaştırmış bir üniversite öğrencisi. Hayatının bu gelgitli dönemlerinde cinayet işleyip, bu cinayeti kusursuzca gizlemeyi başarır. İşlediği bu suçtan sonra hayattan tamamen kopar ve kelimenin tam anlamıyla yaşam onun için durur. Onu başka bir hastalığı var sanıp yalnız bırakmayan üniversite arkadaşı Ramuzihin vardır ama Raskolnikov onun bu ilgisinden hoşlanmaz ve kendisinden uzaklaştırmak ister. Ote yandan meyhanede tanıştığı memurun kızı Sonya ile tanışır. Onu da diğer insanlar gibi yanında istemez. Yargıç Petrovic cinayeti araştırır ve Raskolnikov'un davranışlarından onun katil olduğunu anlar ve ona teslim olmasını söyler. Raskolnikov bunu ilk başta istemez ve kendini köprüden suların sonsuzluğuna bırakmak ister. Sonra bunu kendisine yakışmadığını düşünür ve kendini ihbar eder. Mahkeme ve hapishane süresince Raskolnikov'uSonya, Ramuzihin ve kiz kardkardeşi Dunya yalnız bırakmaz. Sonunda Raskolnikov Sonya ya karşı bir ilgisi olduğu hisseder ve onunla gelecekteki hayatını mutlu yaşayacağına emindir. Hikâyenin temeli bundan ibarettir. Okuyucuda derin hisler bırakan bir kitap. Okurken kendimi Raskolnikovla birlikte yaşıyormuş gibi hissettim. Sanki onunla birliktelik cinayeti işlemişiz gibi, birliktelik kürek mahkumu olmuşuz gibi. Okuyucuya kitapta geçen olayı fazlasıyla hissettiren bir eser. Bu kitabı okumakla hayatıma çok şey kattığımı düşünüyorum. Herkes okumalı. Raskolnikov'un bu yaşamından kimse mahrum kalmamalı.

Kitaptan 447 Alıntı

Meral 
31 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

İnsanın zihni neyle meşgulse rüyasında onu görür. Hele içiniz rahat olmadı mı, gerçeğe ne kadar da uyar rüyalarımız!

Suç ve Ceza, Dostoyevski (Sayfa 63)Suç ve Ceza, Dostoyevski (Sayfa 63)
MERVE KAYA 
15 Eyl 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Önce biraz ağladılar, ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu her şeye alışır!

Suç ve Ceza, DostoyevskiSuç ve Ceza, Dostoyevski
eso.okur 
24 Şub 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Fakat bir kadın hem zeki hem de kıskanç olursa, iki kadın haline gelir ve bu bir felakettir işte.

Suç ve Ceza, Dostoyevski (Sayfa 398)Suç ve Ceza, Dostoyevski (Sayfa 398)
Meral 
26 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

''Hem böyle yapıyorum hem de yaptıklarımdan korkuyorum.'' diye düşündü. ''Hım...Evet, her şey insanın elindedir. Fakat insan korkaklığı yüzünden çok şeyi kaybedebilir. Gerçek bu. İnsanların en çok neden korktuklarını bilmek isterdim. Onları en çok korkutan şey yeni bir adım atmak, yeni bir söz söylemek...''

Suç ve Ceza, Dostoyevski (Sayfa 6)Suç ve Ceza, Dostoyevski (Sayfa 6)
eso.okur 
20 Şub 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Zeka, bence parlak bir varlık, tabiatı güzelleştiren bir süs, hayatın bir tesellisidir.

Suç ve Ceza, Dostoyevski (Sayfa 266)Suç ve Ceza, Dostoyevski (Sayfa 266)
Nur-AL 
27 Şub 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bence, gerçekten büyük insanlar, dünyada büyük acılar çekmek zorundadır.

Suç ve Ceza, DostoyevskiSuç ve Ceza, Dostoyevski

Evet,belki namuslu bir insansın,ama namuslu bir insanım diye övünülür mü hiç? Herkes namuslu olmak zorunda değil midir?

Suç ve Ceza, Dostoyevski (Sayfa 261)Suç ve Ceza, Dostoyevski (Sayfa 261)
Ferman Mammadov 
 09 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi

#crimeandpunishment
Yoksulluk ayıp değildir, doğru, ama sarhoşlukta erdem değildir kesinlikle.Fakat sefalet ayıptır.İnsan yoksul da olsa ruhundaki asaleti koruya bilir.Fakat, sefalete düşünce asla...Bir kimseyi sopa ile toplumun dışına atamazlar, daha da alçatmak için süpürürler.Doğrudur da...Çünkü sefalete düşünce kendimi ilk suçlayacak benimdir.İnsan kendi yüzünden meyhaneye düşer.

Suç ve Ceza, DostoyevskiSuç ve Ceza, Dostoyevski
Hakan TEKİN 
 21 May 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Kilitleyecek bir şeyleri olmayan insanlar daha mutludur, öyle değil mi?"

Suç ve Ceza, Dostoyevski (Sayfa 373)Suç ve Ceza, Dostoyevski (Sayfa 373)
45 /

Kitapla ilgili 4 Haber

OKUNDUĞU SÖYLENMESİNE RAĞMEN OKUNMAYAN 10 KİTAP
OKUNDUĞU SÖYLENMESİNE RAĞMEN OKUNMAYAN 10 KİTAP İngiltere’nin önemli yayın organlarından The Guardian gazetesinde yayımlanan haberde, okunduğu söylenmesine rağmen okunmayan kitaplar incelendi ve ortaya Tolstoy ve Dostoyevski’nin de içlerinde bulunduğu 10 kitaplık şaşırtıcı bir liste çıktı.
İkinci Dilden Çeviri Sorunu ve Çeviri İlkeleri
İkinci Dilden Çeviri Sorunu ve Çeviri İlkeleri Türkçe olarak yayınlanmış kaç tane Suç ve Ceza baskısı var ve bunlardan kaç tanesi Rusça aslından tercüme? Peki Türkçe basılmış olan 38 madam Bovary çevirisinden kaç tanesi özgün çeviri? Klasikleri okuyoruz ama çeviri ve çevirinin ilkeleri üzerine üzerine bir okur olarak yeniden düşünmemiz gerekir.
Klasikleri okurken
Klasikleri okurken Okuduğumuz bir klasiği, bugüne dek bize verilmiş okuma biçimlerinin dışına çıkıp nesnelliğimizi koruyabileceğimiz bir uzaklığa koyduktan sonra kendi öznelliğimizle devreyi bağlayarak okumak. Yapılacak olan bu.