Adı:
Bin Muhteşem Güneş
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
430
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752894846
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Thousand Splendid Suns
Çeviri:
Püren Özgören
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. Artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar. Afganistan'ın Khaled Hosseini'de yaşadığı gibi. Bin Muhteşem Güneş, ilk romanı Uçurtma Avcısı'yla tüm dünyada inanılmaz bir başarı yakalayan Hosseini'nin ikinci romanı. Yazar bu romanında da yine doğduğu toprakları anlatıyor. Bu kez iki kadının kesişen yaşamları ve dostlukları üzerinden. Küçük yaşta evlendirilen kızlar, çocuğu olmayan kadınlar, babaya ya da çocukluk arkadaşına duyulan, geçmişe gömülmüş aşklar. Khaled Hosseini, hasreti, dostluğu, aşkı ve insanlığı en iyi anlatan yazarlardan. Başarıyla kurduğu olay örgüsüyle, çıkmaz yolların nasıl düzlüklere açılabileceğini gösteren yaratıcı bir kalem. Bin Muhteşem Güneş, kelimenin tam anlamıyla "beklenen" bir roman...
Khaled Hosseini'nin bu kitabını okumadan önce önyargılıydım. Uçurtma Avcısı(henüz okumadım)kitabının yaptığı sükse yüzünden şişirilmiş bir yazar olabileceği hakkında endişelerim vardı ama yazar, kitabının sayfalarını her çevirişimde bu önyargılı tavrımı paramparça etti.

Kitabımızdaki olaylar Afganistan'ın çeşitli bölgelerinde geçiyor. Başlarında her şey normal, sıradan bir Afgan hayatı anlatılıyor gibi geliyor ama en beklenmedik anda can alıcı bir hamleyle yazar bizi kitaba bağlıyor ve olaylar ardı ardına sıralanarak kitabı elimizden bırakmaya fırsat vermiyor. Başta sovyetler sonra iç karışıklıklarla olan mücadelenin göbeğinde buluyoruz kendimizi. Savaşı yaşamıyoruz belki ama hissedebiliyoruz. Benim analizim, insan; ne olursa olsun insan kalabilmeli. İçinde bulunduğu şartlar göz önünde bulundurulsa dahi, savaşın içinde, yoklukla mücadele ederken, varlık içinde yaşarken, gülerken, ağlarken, her an yaşamın verdiği neşeyle ve güçle insan kalabilmeli. O günün şartlarını ve zamanın koşulları, savaşı, kıtlığı, duygusuzluğu göz önünde bulundurmuyor değilim. Aksine bunları daha çok göz önünde bulundurduğum için o savaşa katılıp, o kıtlığı ve yokluğu kitaptaki karakterler ile birlikte yaşadığım için bu kanıdayım.


Bu kitaptaki karakterleri tek tek analiz etmek istiyorum.


Nana'nın bir sözünü yazarak başlamak istiyorum.
"Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima, bir kadını gösterir."
O kadar güzel telkinler veriyor ki bu kadarı da olmaz diyorsunuz. Nana resmen herkesin Nana'sı. Her zaman evladını düşünen ve bir yanlışa düşmemesi için çırpınıp duran. Yürek kırıklığının ne kadar kötü olduğunu bize kendisi gösteriyor.

Meryem bir harami olmasına rağmen öyle büyük fedakarlıklar yapıp öyle çok acıya katlanıyor ki, merhamet etmemeniz, duygulanmamanız hatta onun acısını hissetmemeniz elde bile değil. Keşke Nana haksız çıksaydı diyorum ben hala. Ama Meryem'e söylediği her konuda haklı çıktı neredeyse. O yüzden öğütleri dinlemekte her zaman fayda vardır. Kulağımıza küpe etmeliyiz özellikle Nana'nın sözlerini. Meryem'in o kocaman, içi sevgi dolu yüreği keşke herkesin gözünde birer ışık yaksa da bizlere örnek olsa.

Celil Meryem'in babası. Yaşattıklarıyla bu kitabın en iyi karakteri haline geleceğini düşündüm ama ona duyduğum kin hala damarlarımı geriyor. Bir insanın durumunu gözardı etmeksizin böyle şeyler yapabilmesi insanın kanını donduruyor açıkçası. Sonlara doğru kefaret istese de iş işten çoktan geçmiş oluyor. İnsanın hayatında yapabileceği en kötü şey pişman olacak kadar kötü kararlar vermek. Celil'in yaptığı da affedilemezdi.

Raşit'e acımış, onun duygularını paylaşmıştım. Oysa onun da aradığı çok farklıymış. Mutlu bir yuvadan ziyade insanı üretim makinesi olarak görmek hiçkimseye yakışmayan bir davranıştır. Durumun ve zamanın koşulları ne olursa olsun. Hak ettiğini bence çok geç yaşadı. Daha erken olsa içimin yağları eriyebilirdi diyebilirim. Leyla için kurduğu tuzak resmen midemi bulandırmıştı. Öğrendiğim an bir an önce diğer sayfaları çevirip bu anın gelmesini bekledim diyebilirim.

Leyla'nın her düşüncesi her hareketi güzeldi. Keşke istediği şeyler olabilseydi derken iyi ki olmamış ki böyle bir sonu yaşamış dedim. Eğer düşünceleri bölünmeseydi (yani faaliyete geçtiği şey gerçekleşseydi) hayalini gerçekleştirme fırsatını hiç bulamayabilirdi. İçi umut dolu Leyla her zaman umudun paçasına yapışmış ve hep güçlü durduğu için, Meryem'in de yardımıyla daha güzel bir hayata adım adım yaklaşmıştır.

Tarık elinde olmadan yaşadığı şehri terk etmek zorunda kalıyor ama bu günlere kadar Leyla ile yaşadıkları o güzel sıcacık günler resmen kitabın içindeki soğuk savaşta, çarpışmalar göbeğinde bile içimizi ısıtıyor. Leyla'nın yolunu gözlemesi, kendi aralarındaki şifreli iletişim, o yaşta bile birbirlerine olan bağları, yürekliliklerine hayran kaldım diyebilirim. Tarık'ta çok zor bir hayata Katlanmak zorunda kalmış ailesi için, çok cefa çekmiş olmasına rağmen vazgeçmemek, azim ve istek sürekli onu kamçılayan ve hayata bağlayan şey olmuş. Kendisinin olduğu sayfalar diğerlerinden ayrılmayı hak ediyor neredeyse. Özellikle Leyla ile ikisinin olduğu sayfalar.



İncelememi okuyan herkese teşekkür ederim. Kitap çok hoşuma gitti ve herkese okumasını tavsiye ederim.
64 yaşındaki bir adamın 14 yaşındaki bir kız çocuğuyla evlendirilmesi,45 yaşındaki bir adamın 15 yaşındaki yeni adet görmüş bir çocukla evlendirilmesi..neresinden baksan korkunç olayların şeriat kanunlarıyla uygulanması.Okurken gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız ve en kötüsü de bunu yaşayan tüm kadınların durumlarını kabul etmesi ve hatta kendilerini suçlaması. Kısacası şeriatın hakim olduğu Afganistan gibi ülkelerde kız çocukları daha dünyaya geldikleri andan itibaren bu düzene ve kurallara alışmış ve benimseyerek büyüyorlar. Beyinlerine sokulan olgu çocuk yaşta yetişkin bir kadına dönüştürülmelerine sebep oluyor.
  • Serenad
    9.0/10 (5.534 Oy)6.216 beğeni16.530 okunma2.017 alıntı71.030 gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (5.091 Oy)5.753 beğeni19.268 okunma988 alıntı96.087 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (10.110 Oy)11.892 beğeni30.002 okunma1.717 alıntı156.064 gösterim
  • Çalıkuşu
    8.7/10 (4.470 Oy)5.338 beğeni19.713 okunma904 alıntı81.512 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (5.300 Oy)5.744 beğeni18.480 okunma1.193 alıntı64.669 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (8.030 Oy)9.556 beğeni26.967 okunma1.840 alıntı137.750 gösterim
  • Olasılıksız
    8.6/10 (6.429 Oy)7.157 beğeni21.050 okunma816 alıntı117.840 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.977 Oy)6.086 beğeni20.914 okunma952 alıntı108.479 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (8.335 Oy)9.332 beğeni27.933 okunma2.997 alıntı122.860 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.798 Oy)8.269 beğeni22.537 okunma4.832 alıntı138.473 gösterim
Savaş zamanın da herkes acı,üzüntü,yokluk çekiyor ama en acı kısmı kadınlara ve çocuklara kalıyor.Afganlının kaleminden yansıtılması okunası romanlardan zaman zaman şiddetin bu kadarı olamaz dedirten bir roman.
Yazarın betimlemeleri çok hoşuma gitti her satırında sanki bir film izliyormuşum gibi hissettirmeyi başardı. Çoğu yerde gözyaşlarına hakim olamayacağınız gerçekten beklenen bir roman herkese tavsiye ederim.
Kadın olmak; bana göre hep idare eden taraf olmak demek. Karşılıksız feda etmek hayatını, gençliğini, hayatının en güzel günlerini belki sevmediğini bile bile belki hiç sevmeyeceğini bile bile... Bir de savaşta kadın olmak var tabii daha çileli Meryem ve Leyla'nın- bu iki mücadeleci kadının- kaderini anlatan kitapta yazarımız bir önceki kitabında olduğu gibi yine Afganista'nın siyasi durumu üzerinden bir kurgu yapmış bu kurguyu gerçekten çok seviyorum.Savaşın acı gerçeklerini yüzüme çarpan bu kitabı okuduğum sırada ara ara zorlandım okuduklarımı kaldıramadım ama ne yaparsın 'SAVAŞ' işte dedim kendi kendime. Khaled Hosseını 'nin kendine özgü anlatımıyla damağımda konusuyla dimağımda yer etmiş bir eser.
Bu kitabı bitirmemek için elimden gelen çabayı harcadım fakat bitirmemek üzere yaptığım herşeye rağmen sonuna geldim. İsterdimki bir yüz sayfası daha olsun ve okuyum...
Yazarın kalemine büyük bir saygı duyuyorum. Bir sonraki okuyacağım kitabı da bu kitap sayesinde bulmuş oldum. Siradaki kitap Uçurtma Avcısı. Biliyorumki ayni büyüyü o kitapta da yakalayacağım.
Khaled Hosseini, gerçekten iyi bir yazar. Uçurtma Avcısı kadar olmasada
iyi bir kitap. Afganistan da kadın olmak çocuk olmak zordur.``Afganistan gerçeği 1m²1000 trajedi düşüyor``diyor yazar. Gerçekten bütün kitap boyunca boğazınızda bir yumru ve gözyaşıyla okuyorsunuz. Çünkü dünyanın bir yerinde gerçekten bunlar yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Meryem ve Leyla' nın yaşadığı acıları, savaşı çok içten anlatan bir hikaye. Aynı adamla evlenmek zorunda kalan iki kadının birlik olup verdikleri hayat mücadelesi. Kesinlikle herkesin okuması ve kitaplığında olması gerektiğini düşünüyorum.
Spoiler Uyarısı!

Savaşın, yasakların ve zor hayat şartlarının olduğu bir ortamda kaderine razı olmuş iki kadın : Meryem ve Leyla. Bu kadınların şiddete ve acıya rağmen sabırları ve dostlukları ...

Bin Muhteşem Güneş'te yazar, Afganistan' da kadınının statüsünü ve kadına verilen değeri bütün çıplaklığıyla tasvir etmiş. Baş karakter Meryem'in çaresizliği, insanın yüreğini burkacak cinsten. Kadına yapılan şiddet sahnelerini okurken çok duygulandım ve üzüldüm. Kitaptan etkilenmemek elde değil.

Afganistan'ın iç savaşına ve Taliban'ın halka yaptığı zulme de yer vermiş yazar. Ancak burada esas olarak vurguladığı konu kadının toplumdaki yeri ve önemidir. Yazar yine okuyucuya bütün duyguları yaşatmayı başarmış. Khaled Hosseini'nin o kendine has tarzı yine beğenimi kazandı. En az Uçurtma Avcısı kadar başarılı buldum. İlk kitabından sonra kalite ve okunulurluk açısından hiçbir şey kaybetmemiş.
Uçurtma Avcısı'nı okuyup bugüne kadar hiçbir kitapta bu kadar huzunlenmedim demiştim. Hatta açıkça söylemem gerekirse bi bölümünü okurken agliyordum. Yillar sonra Ve Dağlar Yankılandı'yı okudum. Neden 2. Kitabi degil de 3. Yu bilmiyorum. Aylar sonra ise Bin Muhtesem Güneş'i okudum. Içimde buruk bir hüzün var. Khaled Hosseini umarım yeni kitaplar da yazar.
3 kitabin da konusu farkli. Bu kitapta Kadınları daha özel anlamda Afganistan da savaşın içinde kalan kadınları anlatiyor.
Ama bu öyle bir anlatiş ki. Sefalet yoksulluk açlık ve bin turlu dert ile mücadele eden bu kadinlara saygi duymamak mumkun değil.
Kitabi okurken bolca halinize sukredeceksiniz.
Bu bazen yaşadığımız bu güzel ulkeye olan bir şükür
Bazen modern ve laik olmamıza olan gurur
Bazen de kadınları sevmeye ve saygi gostermeye çalışmak oluyor.
Kitabin olayini anlatirsam. Zengin bir adamin hizmetcisi ile olan iliskisinden doğan "Haremi" yani piç seklinde isimlendirilen Meryem.
Ve Meryem annesiyle yasiyor. Babasi kendisini utanc olarak gördüğü için. Sonralarda ise pislik bir adamla evlendiriyor. Kelimenin tam anlamiyla pislik.
Oyle ki Burka denilen lanet giysiyi kadinina giydirirken bir yandan da sen benim namusum demesi,diğer yandan cinsel içerikli dergileri dolabinin altinda saklaması.
Tam anlamiyla karaktersiz bi insan. Okurken defalarca kufrettim kendisine istemsizce.
Sonra kendisi olmadan evden çıkmasını yasak koşması gibi.
Yazik ya cidden. Icinde bulundugumuz bu yuzyilda boyle olaylarin olmasi cok uzucu. Hala Kadinlar yeteri kadar özgür değil.
Sonrasinda bu berbat sistem ve gericilik ile yönetilen Afganistanda modern sekilde yetistirilmeye çalışılan Leyla.
Ve bu iki hayatin pislik bir adam yüzünden birleşmesi...
Kitap çok güzeldi. Sizlere tavsiyem kime olursa olsun bi kitabi hediye edin.
Bundan eminim ki hediye ettiginiz kişi kitavi okuduktan sonra değişecek. Bu değişim kadınlara karşı olacak.
Ben bile hayatimdaki kadınlara bu kadar saygılı ve nazik davranirken bu kitaptan sonra bu konuda daha hassas olmaya başladım.
Kesinlikle okumalisiniz. Çok guzel bir kitap olmasinin yaninda çok da bilinçlendirici.
Afganistan'da yaşananları Tarık ve Leyla'nın ızdırap dolu aşkı ve Meryem'in fedakarlığı çevresinde ustaca anlatmayı başarmış bir kitap.Okurken yapılan betimlemeler dolayısıyla olayı yaşıyormuş hissiyatı veriyor.Tavsiye ederim.

"Nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir.Artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar.."
Nerden başlasam nasıl anlatsam bilemiyorum,içim paramparça oldu okudukça ve sanırım etkisinden uzun süre kurtulamayacağım..

"Bu nasıl bi anlatımdır..nasıl bi romandır arkadaş" dedim durdum kendi kendime çevirdiğim her sayfada. Okuduğum her cümlede binlerce kez şükrettim yaşadığım hayata ve sahip olduğum imkanlara. Baştan sona boğazımda bir düğümle bitirdim kitabı.

Khaled Hosseini'nin ikinci kitabıymış "Bin Muhteşem Güneş" arkadaşımın rafında tesadüfen görünce hemen gözlerim parladı ve alıp okumaya başladım. "Uçurtma Avcısı " nın metinini de bolca duyuyordum sitede fakat henüz okumaya fırsatım olmamıştı yazarla tanışmam bu kitaba kısmetmiş ve iyiki okumuşum diyorum.

Hayatları kesişen iki karakter (Leyla_Meryem) biri güzel,biri çirkin, biri okumuş,biri cahil,biri sessiz diğeri çok bilmiş birbirine tamamen zıt,aynı kaderi paylaşan birbirine kenetlenen iki kadın..Kendisini dindar sanan ve her türlü eziyeti çektiren bir koca.. Savaş..ölüm.. açlık..dostluk..fedakarlık.. çaresizlik.. özlem..geçmişe gömülen aşklar ..hayal kırıklıkları.. insanın taa yüreğine dokunacak her türlü duygu var nasıl akıp gittiğini anlayamayacağınız satırlarda . Adı gibi muhteşem bir kitap ,muhteşem bir akıcılık, muhteşem betimlemeler.

Ve tabiki tavsiye edeceğim kitaplar arasında ilk sırada yerini aldı "Bin Muhteşem Güneş " özellikle de ,"Aman yağmur yağdı fönüm bozuldu, makyajım aktı"diyerek oturup ağlayan kadınlar okusun mutlaka :) keyifli okumalar, bol kitaplı günler dilerim..
Tacik Asıllı Afgan Yazar Khaled Hosseini tüm dünyada (The Kite Runner) Uçurtma Avcısı kitabı ile muazzam bir başarı yakalamış, aylarca kitabı en çok satanlar listesinden inmemişti.
Yazarın ikinci kitabı olan Bin Muhteşem Güneş'de dünya çapında Uçurtma Avcısı kitabına yakın bir performans sergiledi.
Uçurtma Avcısı kitabını okuduysanız bu kitabı elinize yüksek bir beklenti ile alıyorsunuz. Yazarın olay örgüsü, duygusal anlatımı, psikolojik tahlilleri bir önceki eserde olduğu gibi gayet başarılı.
Bin Muhteşem Güneş romanında Khaled Hosseini Afganistan'da yaşayan bayanların, toplumsal baskı, ağır savaş koşulları ve dini rejimin dayatmaları arasında nasıl ezildiğini Leyla ve Meryem karakterleri üzerinden anlatmaktadır.
Eserde Afganistan'daki bayanların toplumsal konumunun yanında, Afgan halkını felaketten felakete sürükleyen rejim değişiklikleri de kronolojik olarak gerçeğe yakın bir şekilde okuyucuya sunulmuş.
Romanda Leyla adlı karakterin çocukluğundan yetişkinlik dönemine kadar olan duygusal süreçlerini bir olay örgüsü etrafında yoğun bir duygusal dille anlatan yazar, savaşın insan psikolojisindeki onarılamaz hasarlarına dikkat çekiyor.
Afganistan'da kadınların bir yok denecek kadar kıymetsiz, kölelerden daha da aşağı bir seviyede görülen toplumsal konumları çok iyi tasvir edilmiş.
Leyla ve Meryem aynı ülkenin ortak kaderine sahip iki kadını olmanın yanında Raşit'in eşleri olarak da aynı evde dönemin tüm ezici ve kahredici zorluklarına birlikte göğüs geren iki kader mahkumu diyebiliriz. Zira yaşamış oldukları hayatın normal bir ülkede hapishanelerde yaşayan mahkumlara bile reva görülmediğini kitabı okuduğunuzda tüm gerçekliği ile anlayacaksınız.
Kitabın birbiri ardına akan sayfaları arasında şeriatın elden ele ve dilden dile nasıl farklı yorumlandığını, dinin cahillerin elinde topluma karşı kullanılan ürkütücü bir canavara dönüşmesini hayretle takip ettim.
Khaled Hosseini ikinci kitabı olan bu eserde yine mükemmel bir iş çıkarmış.
Okumamış olan arkadaşlara Uçurtma Avcısı romanından sonra Bin Muhteşem Güneş'i okumalarını tavsiye ederim
"Bütün sevgilerini, zaten sahip oldukları çocuklara verip tüketen ana-babaların, yeni çocuk yapmalarına izin verilmemelidir."
Çoğu günler yataktan hiç çıkmıyor, kendini yapayalnız, terk edilmiş hissediyordu; akıntıya kapılmış
sürükleniyordu.
"Bu ülkeyi bu kadar çok sevmeme karşın,bazen çekip gitmeyi düşünüyorum,"dedi Babi.
"Nereye?"
"Unutmanın kolay olacağı bir yere..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bin Muhteşem Güneş
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
430
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752894846
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Thousand Splendid Suns
Çeviri:
Püren Özgören
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. Artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar. Afganistan'ın Khaled Hosseini'de yaşadığı gibi. Bin Muhteşem Güneş, ilk romanı Uçurtma Avcısı'yla tüm dünyada inanılmaz bir başarı yakalayan Hosseini'nin ikinci romanı. Yazar bu romanında da yine doğduğu toprakları anlatıyor. Bu kez iki kadının kesişen yaşamları ve dostlukları üzerinden. Küçük yaşta evlendirilen kızlar, çocuğu olmayan kadınlar, babaya ya da çocukluk arkadaşına duyulan, geçmişe gömülmüş aşklar. Khaled Hosseini, hasreti, dostluğu, aşkı ve insanlığı en iyi anlatan yazarlardan. Başarıyla kurduğu olay örgüsüyle, çıkmaz yolların nasıl düzlüklere açılabileceğini gösteren yaratıcı bir kalem. Bin Muhteşem Güneş, kelimenin tam anlamıyla "beklenen" bir roman...

Kitabı okuyanlar 17.054 okur

  • Pembe Panter
  • Leman Kymc
  • Emine Canpolaten
  • Zeliha Ateş
  • Ümmühan Özelçi
  • Tuğçe Açıkgöz
  • Eylül Tuğçe Ünlü
  • Esin Özdemir
  • İsmail Duran
  • Yusuf BEKTAŞ

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%33.6
14-17 Yaş
%13.4
18-24 Yaş
%16.3
25-34 Yaş
%14.6
35-44 Yaş
%12.2
45-54 Yaş
%7.5
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%81.4
Erkek
%18.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.9 (2.330)
9
%24.6 (1.247)
8
%17.5 (889)
7
%7 (358)
6
%2.5 (129)
5
%1.3 (67)
4
%0.5 (23)
3
%0.3 (15)
2
%0.2 (11)
1
%0.2 (10)

Kitabın sıralamaları