·
Okunma
·
Beğeni
·
149639
Gösterim
Adı:
Bin Muhteşem Güneş
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
430
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752894846
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Thousand Splendid Suns
Çeviri:
Püren Özgören
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Bin Muhteşem Güneş
Bin Muhteşem Güneş
Bin Muhteşem Güneş
Bin Muhteşem Güneş
Min Möhtəşəm Günəş
A Thousand Splendid Suns
Nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. Artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar. Afganistan'ın Khaled Hosseini'de yaşadığı gibi. Bin Muhteşem Güneş, ilk romanı Uçurtma Avcısı'yla tüm dünyada inanılmaz bir başarı yakalayan Hosseini'nin ikinci romanı. Yazar bu romanında da yine doğduğu toprakları anlatıyor. Bu kez iki kadının kesişen yaşamları ve dostlukları üzerinden. Küçük yaşta evlendirilen kızlar, çocuğu olmayan kadınlar, babaya ya da çocukluk arkadaşına duyulan, geçmişe gömülmüş aşklar. Khaled Hosseini, hasreti, dostluğu, aşkı ve insanlığı en iyi anlatan yazarlardan. Başarıyla kurduğu olay örgüsüyle, çıkmaz yolların nasıl düzlüklere açılabileceğini gösteren yaratıcı bir kalem. Bin Muhteşem Güneş, kelimenin tam anlamıyla "beklenen" bir roman...
430 syf.
·4 günde·9/10
Bana az yazan ama öz yazan bir yazar söyle deseler aklıma gelecek ilk yazar Afganistan doğumlu Tacik asıllı şuanda Amerikan vatandaşı olan Khaled Hosseini gelir. Köken coğrafya olayını neden uzattım derseniz insan her yerden kendine birşeyler kapıyor sanki ondan belirtmek istedim. Uçurtma avcısı beni o kadar etkilenmişti ki onun üzerine hiçbir eserin çıkamayacağını düşünmüştüm gel gör ki bu kitap da onu kadar etkileyiciydi.

Savaş dönemi ve sonrasında çekilen acılara Türk Dünyasının gururu Cengiz Aytmatov eserlerinde bolca rastlarız. Bu kitabın onlardan farkı ne derseniz insanın ne kadar al alçalabileceğini ve durum ne olursa olsun insan kalmanın gerekliliğini gösteriyor bize. Ayrıca yaşlı çocuk evliliği gibi toplumun sınırı uçlarına dokunan çok sayıda trajedi mevcut. Özellikle şu korona günlerinde gayet güzel bir okuma olacağına eminim.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
430 syf.
·9/10
Khaled Hosseini'nin bu kitabını okumadan önce önyargılıydım. Uçurtma Avcısı(henüz okumadım)kitabının yaptığı sükse yüzünden şişirilmiş bir yazar olabileceği hakkında endişelerim vardı ama yazar, kitabının sayfalarını her çevirişimde bu önyargılı tavrımı paramparça etti.

Kitabımızdaki olaylar Afganistan'ın çeşitli bölgelerinde geçiyor. Başlarında her şey normal, sıradan bir Afgan hayatı anlatılıyor gibi geliyor ama en beklenmedik anda can alıcı bir hamleyle yazar bizi kitaba bağlıyor ve olaylar ardı ardına sıralanarak kitabı elimizden bırakmaya fırsat vermiyor. Başta sovyetler sonra iç karışıklıklarla olan mücadelenin göbeğinde buluyoruz kendimizi. Savaşı yaşamıyoruz belki ama hissedebiliyoruz. Benim analizim, insan; ne olursa olsun insan kalabilmeli. İçinde bulunduğu şartlar göz önünde bulundurulsa dahi, savaşın içinde, yoklukla mücadele ederken, varlık içinde yaşarken, gülerken, ağlarken, her an yaşamın verdiği neşeyle ve güçle insan kalabilmeli. O günün şartlarını ve zamanın koşulları, savaşı, kıtlığı, duygusuzluğu göz önünde bulundurmuyor değilim. Aksine bunları daha çok göz önünde bulundurduğum için o savaşa katılıp, o kıtlığı ve yokluğu kitaptaki karakterler ile birlikte yaşadığım için bu kanıdayım.


Bu kitaptaki karakterleri tek tek analiz etmek istiyorum.


Nana'nın bir sözünü yazarak başlamak istiyorum.
"Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima, bir kadını gösterir."
O kadar güzel telkinler veriyor ki bu kadarı da olmaz diyorsunuz. Nana resmen herkesin Nana'sı. Her zaman evladını düşünen ve bir yanlışa düşmemesi için çırpınıp duran. Yürek kırıklığının ne kadar kötü olduğunu bize kendisi gösteriyor.

Meryem bir harami olmasına rağmen öyle büyük fedakarlıklar yapıp öyle çok acıya katlanıyor ki, merhamet etmemeniz, duygulanmamanız hatta onun acısını hissetmemeniz elde bile değil. Keşke Nana haksız çıksaydı diyorum ben hala. Ama Meryem'e söylediği her konuda haklı çıktı neredeyse. O yüzden öğütleri dinlemekte her zaman fayda vardır. Kulağımıza küpe etmeliyiz özellikle Nana'nın sözlerini. Meryem'in o kocaman, içi sevgi dolu yüreği keşke herkesin gözünde birer ışık yaksa da bizlere örnek olsa.

Celil Meryem'in babası. Yaşattıklarıyla bu kitabın en iyi karakteri haline geleceğini düşündüm ama ona duyduğum kin hala damarlarımı geriyor. Bir insanın durumunu gözardı etmeksizin böyle şeyler yapabilmesi insanın kanını donduruyor açıkçası. Sonlara doğru kefaret istese de iş işten çoktan geçmiş oluyor. İnsanın hayatında yapabileceği en kötü şey pişman olacak kadar kötü kararlar vermek. Celil'in yaptığı da affedilemezdi.

Raşit'e acımış, onun duygularını paylaşmıştım. Oysa onun da aradığı çok farklıymış. Mutlu bir yuvadan ziyade insanı üretim makinesi olarak görmek hiçkimseye yakışmayan bir davranıştır. Durumun ve zamanın koşulları ne olursa olsun. Hak ettiğini bence çok geç yaşadı. Daha erken olsa içimin yağları eriyebilirdi diyebilirim. Leyla için kurduğu tuzak resmen midemi bulandırmıştı. Öğrendiğim an bir an önce diğer sayfaları çevirip bu anın gelmesini bekledim diyebilirim.

Leyla'nın her düşüncesi her hareketi güzeldi. Keşke istediği şeyler olabilseydi derken iyi ki olmamış ki böyle bir sonu yaşamış dedim. Eğer düşünceleri bölünmeseydi (yani faaliyete geçtiği şey gerçekleşseydi) hayalini gerçekleştirme fırsatını hiç bulamayabilirdi. İçi umut dolu Leyla her zaman umudun paçasına yapışmış ve hep güçlü durduğu için, Meryem'in de yardımıyla daha güzel bir hayata adım adım yaklaşmıştır.

Tarık elinde olmadan yaşadığı şehri terk etmek zorunda kalıyor ama bu günlere kadar Leyla ile yaşadıkları o güzel sıcacık günler resmen kitabın içindeki soğuk savaşta, çarpışmalar göbeğinde bile içimizi ısıtıyor. Leyla'nın yolunu gözlemesi, kendi aralarındaki şifreli iletişim, o yaşta bile birbirlerine olan bağları, yürekliliklerine hayran kaldım diyebilirim. Tarık'ta çok zor bir hayata Katlanmak zorunda kalmış ailesi için, çok cefa çekmiş olmasına rağmen vazgeçmemek, azim ve istek sürekli onu kamçılayan ve hayata bağlayan şey olmuş. Kendisinin olduğu sayfalar diğerlerinden ayrılmayı hak ediyor neredeyse. Özellikle Leyla ile ikisinin olduğu sayfalar.



İncelememi okuyan herkese teşekkür ederim. Kitap çok hoşuma gitti ve herkese okumasını tavsiye ederim.
  • Serenad
    9.1/10 (15.241 Oy)16.901 beğeni51.173 okunma10.378 alıntı176.561 gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (8.782 Oy)9.520 beğeni39.084 okunma3.736 alıntı135.984 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (20.811 Oy)23.935 beğeni72.819 okunma6.752 alıntı272.950 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.1/10 (22.317 Oy)25.633 beğeni81.872 okunma11.285 alıntı410.326 gösterim
  • Çalıkuşu
    8.9/10 (9.607 Oy)11.403 beğeni45.346 okunma4.674 alıntı171.775 gösterim
  • Olasılıksız
    8.6/10 (12.053 Oy)13.220 beğeni45.635 okunma2.546 alıntı199.142 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (15.714 Oy)16.864 beğeni63.234 okunma9.669 alıntı363.668 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (15.398 Oy)15.661 beğeni59.169 okunma4.022 alıntı252.821 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (21.481 Oy)23.265 beğeni80.130 okunma12.903 alıntı272.247 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.2/10 (16.338 Oy)20.037 beğeni59.533 okunma27.778 alıntı737.951 gösterim
430 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Yine bir savaş hikâyesi! Ardında yitirilen hayatlar, kaybolan gençlikler, hüzünler, dertler ve nihayetinde savaşların sonucunda en ağır bedel ödeyen kadın ve çocuklar…
Afganistan, yarım asırdan beri dünyanın gözü önünde, süper güçlerin gövde gösterisi yaptığı bir saha, din istismarcıları için mezbaha oldu ve olmaya devam ediyor maalesef.
Daha önce okumuş olduğum “Uçurtma Avcısı” kitabının kurgusu, olayları kronolojik sırasıyla aktarması ve vermiş olduğu karakterlerin duygu yansıtmasıyla beni çok etkilen yazar, bu eseriyle bir daha gönlümde taht kurmuş oldu.
Duygularınıza yenilip yer yer gözyaşlarınıza hâkim olamadığınız bu eserde, feleğin çemberinden geçmiş aynı adamla evlenmek zorunda kalan, iki çocuk gelinin hayatı anlatılmaktadır. Çaresizlik karşısında boyun eğerek, yaşama tutunmaya(Her ne kadar istemeseler de) çalışan iki mazlumun, iki fidanın hayatı.
Dünya yakın tarihi hakkında da oldukça aydınlatıcı olan, Asya’nın göbeğinde İnsan hayatının özelliklede kadınların, ne kadar değersiz olduğunu anlatan bu eser kesinlikle okunmalı ve okutturulmalıdır.
430 syf.
64 yaşındaki bir adamın 14 yaşındaki bir kız çocuğuyla evlendirilmesi,45 yaşındaki bir adamın 15 yaşındaki yeni adet görmüş bir çocukla evlendirilmesi..neresinden baksan korkunç olayların şeriat kanunlarıyla uygulanması.Okurken gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız ve en kötüsü de bunu yaşayan tüm kadınların durumlarını kabul etmesi ve hatta kendilerini suçlaması. Kısacası şeriatın hakim olduğu Afganistan gibi ülkelerde kız çocukları daha dünyaya geldikleri andan itibaren bu düzene ve kurallara alışmış ve benimseyerek büyüyorlar. Beyinlerine sokulan olgu çocuk yaşta yetişkin bir kadına dönüştürülmelerine sebep oluyor.
430 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Yazarın betimlemeleri çok hoşuma gitti her satırında sanki bir film izliyormuşum gibi hissettirmeyi başardı. Çoğu yerde gözyaşlarına hakim olamayacağınız gerçekten beklenen bir roman herkese tavsiye ederim.
430 syf.
·15 günde·Beğendi·6/10
Savaş zamanın da herkes acı,üzüntü,yokluk çekiyor ama en acı kısmı kadınlara ve çocuklara kalıyor.Afganlının kaleminden yansıtılması okunası romanlardan zaman zaman şiddetin bu kadarı olamaz dedirten bir roman.
430 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Muhteşem bir kurgu ve akıcı bir anlatım.

Hüzünlenecek, canınız yanacak, hayal kırıklığı yaşayacak, din adına/dini bahane ederek insanlara reva görülenleri okurken lanet edeceksiniz.

Fazla söze gerek yok. Âdeta, okumayıp yaşayacağınız bir kitap...

İyi okumalar
430 syf.
·Beğendi·10/10
Kadın olmak; bana göre hep idare eden taraf olmak demek. Karşılıksız feda etmek hayatını, gençliğini, hayatının en güzel günlerini belki sevmediğini bile bile belki hiç sevmeyeceğini bile bile... Bir de savaşta kadın olmak var tabii daha çileli Meryem ve Leyla'nın- bu iki mücadeleci kadının- kaderini anlatan kitapta yazarımız bir önceki kitabında olduğu gibi yine Afganista'nın siyasi durumu üzerinden bir kurgu yapmış bu kurguyu gerçekten çok seviyorum.Savaşın acı gerçeklerini yüzüme çarpan bu kitabı okuduğum sırada ara ara zorlandım okuduklarımı kaldıramadım ama ne yaparsın 'SAVAŞ' işte dedim kendi kendime. Khaled Hosseını 'nin kendine özgü anlatımıyla damağımda konusuyla dimağımda yer etmiş bir eser.
430 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Uçurtma Avcısı'nın aldığı beğeniden ötürü biraz şımartılmış bir kitap olduğunu düşünüyordum. Bin Muhteşem Güneş'in arkası sağlam çünkü Uçurtma Avcısı büyük bir ün kazandı bu iki kitaba da yeter. Fazla pohpohlanmış diye düşünüyordum. Kitabı elime alınca kapağında "Uçurtma Avcısı'nın yazarından" notunu gördüm. Tamam dedim bu sefer yanılmadım kesin düşündüğüm gibi dedim. Ama işte ne yaparsınız... Gene önyargılarım ve ben. Bu düşüncelerim her sayfada domino taşları gibi devrildi. Aslında bu devrilme olayı yazarın ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. Okuyucuyu bir yandan yanıltırken bir yandan da gönlünü fethediyor. En sevdiğim kısım da bu. Tamam diyorum bu adam işini biliyor.

Kitabı bir cümle ile özetleyecek olursam "Haklı olanı güçlü kılamadığımız için güçlü olanı haklı kıldık."
Erkeğin kadının üzerindeki fiziksel gücü ne yazık ki her koşulda ön planda oluyor. Her ne kadar haksız olsalar bile. Erkeğe o güç kadını koruyup kollaması için verildi sövüp dövmesi için değil! Sahip olduğu bu gücü istisnasız her koşulda kullanabileceğine kimseyi dinlemeden inanan bazı yaratıklar hâlâ haklı ve savunmasız kadınlara işkence ediyor! Hele bir de kız çocuk doğurursa o zaman gözü kimseyi görmüyor. Ama çocuk erkek olursa bak o zaman işler değişir! Değil mi?!! Daha düne kadar dövdüğü kadın bugün birden baş tacı olur. Kadının üzerindeki bütün haklara sahip olduğunu düşünen ve onu sadece yemek yapıp ortalığı temizleyen, istediği zaman kapının önüne koyabileceğine inan onlara bir robot gibi davranan bazı canavarların hâlâ nesli tükenmedi.
Kadınlar kendilerine bir dayanak bulurlarsa ne âlâ. Ama bulamazlarsa kaderlerine boyun eğmek zorunda kalıyorlar. Şşşş... ağladığın duyulmasın sus!

Bilmiyorum bunu okurken sinirlenen bir tek ben miyim? Raşitdeki bu kendini üstün görmeler nereden geliyor? Onu da bilmiyorum. Ama bir yerlerde bir türlü kapanmayan yaramızın hala kanadığını biliyorum. Bu gibileri Allah'a havale ediyorum yani ne diyim.:(
430 syf.
·8/10
Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneşi okumaya karar vermemin en önemli nedeni olayların herkes tarafından bir kapalı kutu olan Afganistan'da geçmesi. Bir diğer ilgi çekici nokta ise bu coğrafyanın en çok kaybedenlerinden olan ,diğeri de çocuklar, kadınların bakış açısıyla olayların yansıtılıyor olması. Romanın iki ana karakteri olan Meryem ve Leyla , aynı adamla biri 14 diğeri 15 yaşında evlendirildi, '' Yaşam sadece acı çekmektir.'' sözünün vücut bulmuş halleri. Kitapta hakim olan iklim ise sadece savaş. Değişen aktörlerle birlikte yeni umutlar yeşerse de kargaşa ve kaos ile açılan derin yaralar değişmiyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bin Muhteşem Güneş
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
430
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752894846
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Thousand Splendid Suns
Çeviri:
Püren Özgören
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Bin Muhteşem Güneş
Bin Muhteşem Güneş
Bin Muhteşem Güneş
Bin Muhteşem Güneş
Min Möhtəşəm Günəş
A Thousand Splendid Suns
Nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. Artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar. Afganistan'ın Khaled Hosseini'de yaşadığı gibi. Bin Muhteşem Güneş, ilk romanı Uçurtma Avcısı'yla tüm dünyada inanılmaz bir başarı yakalayan Hosseini'nin ikinci romanı. Yazar bu romanında da yine doğduğu toprakları anlatıyor. Bu kez iki kadının kesişen yaşamları ve dostlukları üzerinden. Küçük yaşta evlendirilen kızlar, çocuğu olmayan kadınlar, babaya ya da çocukluk arkadaşına duyulan, geçmişe gömülmüş aşklar. Khaled Hosseini, hasreti, dostluğu, aşkı ve insanlığı en iyi anlatan yazarlardan. Başarıyla kurduğu olay örgüsüyle, çıkmaz yolların nasıl düzlüklere açılabileceğini gösteren yaratıcı bir kalem. Bin Muhteşem Güneş, kelimenin tam anlamıyla "beklenen" bir roman...

Kitabı okuyanlar 42.962 okur

  • Başak erdem
  • Feyza nur orhan
  • Şükriye Yazıcı
  • Not Defteri
  • Tubay Yalçınkaya
  • Hayalperest
  • Duygusal Şair
  • Senem İsbah
  • Esma Saygı Bir
  • İrem Arda

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%25.2
14-17 Yaş
%15.9
18-24 Yaş
%17.3
25-34 Yaş
%16.1
35-44 Yaş
%14
45-54 Yaş
%9.2
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%80.3
Erkek
%19.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.4 (5.102)
9
%24 (2.698)
8
%16.4 (1.846)
7
%6.3 (705)
6
%2 (222)
5
%1.1 (122)
4
%0.3 (37)
3
%0.2 (25)
2
%0.2 (19)
1
%0.2 (19)

Kitabın sıralamaları