·
Okunma
·
Beğeni
·
209,1bin
Gösterim
Adı:
Bin Muhteşem Güneş
Baskı tarihi:
Aralık 2020
Sayfa sayısı:
430
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752894846
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Thousand Splendid Suns
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Bin Muhteşem Güneş
Bin Muhteşem Güneş
Bin Muhteşem Güneş (Cep boy)
Bin Muhteşem Güneş (Midi Boy)
Min Möhtəşəm Günəş
A Thousand Splendid Suns
Nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. Artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar. Afganistan'ın Khaled Hosseini'de yaşadığı gibi. Bin Muhteşem Güneş, ilk romanı Uçurtma Avcısı'yla tüm dünyada inanılmaz bir başarı yakalayan Hosseini'nin ikinci romanı. Yazar bu romanında da yine doğduğu toprakları anlatıyor. Bu kez iki kadının kesişen yaşamları ve dostlukları üzerinden. Küçük yaşta evlendirilen kızlar, çocuğu olmayan kadınlar, babaya ya da çocukluk arkadaşına duyulan, geçmişe gömülmüş aşklar. Khaled Hosseini, hasreti, dostluğu, aşkı ve insanlığı en iyi anlatan yazarlardan. Başarıyla kurduğu olay örgüsüyle, çıkmaz yolların nasıl düzlüklere açılabileceğini gösteren yaratıcı bir kalem. Bin Muhteşem Güneş, kelimenin tam anlamıyla "beklenen" bir roman...
430 syf.
·4 günde·9/10 puan
Bana az yazan ama öz yazan bir yazar söyle deseler aklıma gelecek ilk yazar Afganistan doğumlu Tacik asıllı şuanda Amerikan vatandaşı olan Khaled Hosseini gelir. Köken coğrafya olayını neden uzattım derseniz insan her yerden kendine birşeyler kapıyor sanki ondan belirtmek istedim. Uçurtma avcısı beni o kadar etkilenmişti ki onun üzerine hiçbir eserin çıkamayacağını düşünmüştüm gel gör ki bu kitap da onu kadar etkileyiciydi.

Savaş dönemi ve sonrasında çekilen acılara Türk Dünyasının gururu Cengiz Aytmatov eserlerinde bolca rastlarız. Bu kitabın onlardan farkı ne derseniz insanın ne kadar al alçalabileceğini ve durum ne olursa olsun insan kalmanın gerekliliğini gösteriyor bize. Ayrıca yaşlı çocuk evliliği gibi toplumun sınırı uçlarına dokunan çok sayıda trajedi mevcut. Özellikle şu korona günlerinde gayet güzel bir okuma olacağına eminim.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
430 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Bin Muhteşem Güneş, savaş halindeki bir ülkede yaşananları ve kadınların uğradığı zorbalığı ele almıştır. Yaşanan bu zor zamanlar içinde arada kalan ve haksızlığa uğrayan insanların aydınlığa çıkmak için verdikleri mücadeleden bahsedilmiş. Hosseini yine Afganistan'da yaşanan savaşın insanların hayatlarını nasıl mahvettiğini anlatıyor. Bunu yaparken de Meryem ve Leyla adındaki iki kadının hayatından kesitler sunuyor. Meryem hayata şansız başlayan çocuklardan bir tanesi.


Bu sırada da bir hayat son bulurken diğer bir hayatın ışığa ulaşmasını sağlamıştır.Kitabın anlatımı çok etkileyici.Okurken ağlamaklı oldum umarım gerçek değildir bu olaylar dedim.Daha küçük yaşta birçok sorunla başa çıkmak zorunda kalan Meryem'in nezdinde aslında bütün kadınları anlatan bir kitap.Herkese tavsiye ederim.Khaled Hosseının uçurtma avcısı nı ilk okumuştum.Ondan sonra dedim ne kadar kitabı varsa okurum dedim ve okudum nihayet muhteşem gerçekten.
  • Serenad
    9.1/10 (23,6bin Oy)25,7bin beğeni80,4bin okunma76,1bin alıntı268bin gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (10,9bin Oy)11,7bin beğeni50,7bin okunma16,2bin alıntı165,1bin gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (29,3bin Oy)33,1bin beğeni105,4bin okunma56,6bin alıntı363,1bin gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.1/10 (35,9bin Oy)40,2bin beğeni132,1bin okunma96,6bin alıntı646,7bin gösterim
  • Çalıkuşu
    8.9/10 (13,8bin Oy)16,1bin beğeni64,2bin okunma38,1bin alıntı258bin gösterim
  • Olasılıksız
    8.6/10 (15,6bin Oy)16,8bin beğeni61bin okunma15,5bin alıntı254,6bin gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (24,6bin Oy)25,8bin beğeni101,3bin okunma66,9bin alıntı515,9bin gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.7/10 (24,6bin Oy)24,3bin beğeni93,7bin okunma30,9bin alıntı366,3bin gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (32,8bin Oy)34,2bin beğeni124,2bin okunma112,9bin alıntı394,7bin gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.2/10 (25,3bin Oy)30,1bin beğeni91,6bin okunma139,8bin alıntı966bin gösterim
430 syf.
·9/10 puan
Khaled Hosseini'nin bu kitabını okumadan önce önyargılıydım. Uçurtma Avcısı(henüz okumadım)kitabının yaptığı sükse yüzünden şişirilmiş bir yazar olabileceği hakkında endişelerim vardı ama yazar, kitabının sayfalarını her çevirişimde bu önyargılı tavrımı paramparça etti.

Kitabımızdaki olaylar Afganistan'ın çeşitli bölgelerinde geçiyor. Başlarında her şey normal, sıradan bir Afgan hayatı anlatılıyor gibi geliyor ama en beklenmedik anda can alıcı bir hamleyle yazar bizi kitaba bağlıyor ve olaylar ardı ardına sıralanarak kitabı elimizden bırakmaya fırsat vermiyor. Başta sovyetler sonra iç karışıklıklarla olan mücadelenin göbeğinde buluyoruz kendimizi. Savaşı yaşamıyoruz belki ama hissedebiliyoruz. Benim analizim, insan; ne olursa olsun insan kalabilmeli. İçinde bulunduğu şartlar göz önünde bulundurulsa dahi, savaşın içinde, yoklukla mücadele ederken, varlık içinde yaşarken, gülerken, ağlarken, her an yaşamın verdiği neşeyle ve güçle insan kalabilmeli. O günün şartlarını ve zamanın koşulları, savaşı, kıtlığı, duygusuzluğu göz önünde bulundurmuyor değilim. Aksine bunları daha çok göz önünde bulundurduğum için o savaşa katılıp, o kıtlığı ve yokluğu kitaptaki karakterler ile birlikte yaşadığım için bu kanıdayım.


Bu kitaptaki karakterleri tek tek analiz etmek istiyorum.


Nana'nın bir sözünü yazarak başlamak istiyorum.
"Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima, bir kadını gösterir."
O kadar güzel telkinler veriyor ki bu kadarı da olmaz diyorsunuz. Nana resmen herkesin Nana'sı. Her zaman evladını düşünen ve bir yanlışa düşmemesi için çırpınıp duran. Yürek kırıklığının ne kadar kötü olduğunu bize kendisi gösteriyor.

Meryem bir harami olmasına rağmen öyle büyük fedakarlıklar yapıp öyle çok acıya katlanıyor ki, merhamet etmemeniz, duygulanmamanız hatta onun acısını hissetmemeniz elde bile değil. Keşke Nana haksız çıksaydı diyorum ben hala. Ama Meryem'e söylediği her konuda haklı çıktı neredeyse. O yüzden öğütleri dinlemekte her zaman fayda vardır. Kulağımıza küpe etmeliyiz özellikle Nana'nın sözlerini. Meryem'in o kocaman, içi sevgi dolu yüreği keşke herkesin gözünde birer ışık yaksa da bizlere örnek olsa.

Celil Meryem'in babası. Yaşattıklarıyla bu kitabın en iyi karakteri haline geleceğini düşündüm ama ona duyduğum kin hala damarlarımı geriyor. Bir insanın durumunu gözardı etmeksizin böyle şeyler yapabilmesi insanın kanını donduruyor açıkçası. Sonlara doğru kefaret istese de iş işten çoktan geçmiş oluyor. İnsanın hayatında yapabileceği en kötü şey pişman olacak kadar kötü kararlar vermek. Celil'in yaptığı da affedilemezdi.

Raşit'e acımış, onun duygularını paylaşmıştım. Oysa onun da aradığı çok farklıymış. Mutlu bir yuvadan ziyade insanı üretim makinesi olarak görmek hiçkimseye yakışmayan bir davranıştır. Durumun ve zamanın koşulları ne olursa olsun. Hak ettiğini bence çok geç yaşadı. Daha erken olsa içimin yağları eriyebilirdi diyebilirim. Leyla için kurduğu tuzak resmen midemi bulandırmıştı. Öğrendiğim an bir an önce diğer sayfaları çevirip bu anın gelmesini bekledim diyebilirim.

Leyla'nın her düşüncesi her hareketi güzeldi. Keşke istediği şeyler olabilseydi derken iyi ki olmamış ki böyle bir sonu yaşamış dedim. Eğer düşünceleri bölünmeseydi (yani faaliyete geçtiği şey gerçekleşseydi) hayalini gerçekleştirme fırsatını hiç bulamayabilirdi. İçi umut dolu Leyla her zaman umudun paçasına yapışmış ve hep güçlü durduğu için, Meryem'in de yardımıyla daha güzel bir hayata adım adım yaklaşmıştır.

Tarık elinde olmadan yaşadığı şehri terk etmek zorunda kalıyor ama bu günlere kadar Leyla ile yaşadıkları o güzel sıcacık günler resmen kitabın içindeki soğuk savaşta, çarpışmalar göbeğinde bile içimizi ısıtıyor. Leyla'nın yolunu gözlemesi, kendi aralarındaki şifreli iletişim, o yaşta bile birbirlerine olan bağları, yürekliliklerine hayran kaldım diyebilirim. Tarık'ta çok zor bir hayata Katlanmak zorunda kalmış ailesi için, çok cefa çekmiş olmasına rağmen vazgeçmemek, azim ve istek sürekli onu kamçılayan ve hayata bağlayan şey olmuş. Kendisinin olduğu sayfalar diğerlerinden ayrılmayı hak ediyor neredeyse. Özellikle Leyla ile ikisinin olduğu sayfalar.



İncelememi okuyan herkese teşekkür ederim. Kitap çok hoşuma gitti ve herkese okumasını tavsiye ederim.
430 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Ah Meryem, canım Meryem. Kitabı okumaya başlamadan önce bir karakterin üzerimde bu kadar etki bırakacağını hiç düşünmemiştim. Kitap 1940'lı yıllarda pakistanda, iç savaşın olduğu bir ortamda iki farklı kadının ama aslında ileride birbirlerine çok farklı bağlarla bağlanacak iki küçük kadının hayatını anlatıyor. Kitap Meryem ve Leylanın o zorlu dönemde nelerle başa çıktıklarını hayatlarındaki erkeklerin başta olmak üzere dışardakilerin verdikleri zararlara karşı duruşlarını, birbirlerine verdikleri destekleri güzel bir üslup ile anlatıyor. Aslına bakarsanız kitabın en can alıcı karakteri bence Meryem. Yazar Meryem üzerinden bir kadının şefkatini, merhametini, cesurluğunu, annelik duygusunu ve aynı zamanda bir kadına yapılan haksızlıkların ne derece ileri olduğunu ve karşıdakine ne derece zarar verdiğini o ladar güzel anlatıyor ki insanın meryemi alıp sarmalayası geliyor. Son olarak kitap savaş ortamında yaşayan insanları biraz daha anlamamız için bize kapılarını açıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse uzun zamandır böyke bir kitaba ihtiyacım varmış gibi hissettim okuyunca. Çünkü kitapta ki her olay gerçek hayatta aslında gördüğümüz ama kör olduğumuz şeyleri bize tekrardan gösteriyor. İyi okumalar.
472 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10 puan
Konusu; Küçük yaşta evlendirilen, çocuğu olmayan Meryem'in ve çocukluk arkadaşına aşık olan Leyla'nın bir araya gelmesi ve dostluklarını anlatıyor.

Yorumum; Bu kitaba karşı aşırı ön yargılıydım. Hatta okumayı düşünmüyordum. Yıllar önce yazarın Uçurtma Avcısı kitabını okuyup, belki de yaşım küçük olduğu için, yarım bırakmıştım. Ama arkadaşımın çokça övmesiyle bir anda başladım ve her sayfayı çevirdiğimde içimdeki merak duygusu daha da arttı.

Meryem'in yaşadığı şeyler kalbimi o kadar kırdı ki... Yaşadığı şeylerin, ülkemizde hâlâ yaşanıyor olması da ayrı üzüyor. Bu kadar kötü şey yaşayıp mutlu bir sona ulaşması gerekirken... Diyecek bir şey bulamıyorum.
Leyla. Mükemmel bir hayatı olup, bir anda savaş yüzünden geldiği hal... Tarık'la olan ilişkileri o kadar naifti ki. Her şeye rağmen sonucunda Meryem'in hayatıyla yüzleşmesi...

Ülkemizde Leyla ve Meryem'in yaşadığı şeylerin olması o kadar kötü ki. Hele kitabın ortalarında Taliban yasakları... Kadınları bu kadar alçak görmeleri, erkeklerin her şeye hakkı varken, sezaryen doğumu yapacak kadınların narkoz almadan canlı canlı doğurmaları... O kadar kötüydü ki. Okurken çok kötü oldum.

Muhteşem bir kitaptı! Okuyun, okutturun. Hani şu ölmeden önce okunması gereken kitaplar listesine girmesi gereken kitaplardan bence. Pişman olmazsınız.
472 syf.
·4 günde·Beğendi
İncelemeye geçmeden önce küçük bir uyarı ve bir de tavsiye yapmak istiyorum: migren, vertigo gibi rahatsızlıkları olan hassas olan sinir stres gibi dertlere sahip olanların bu kitabı okumaması bence sağlık açısından daha iyi. Ağlayamama problemi olan kişilerin ise şiddetle okumasını tavsiye ederim. Artık rahat rahat ağlayabilirsiniz.

İnceleme:

Gerçekten nereden başlasam hiç bilmiyorum. Kitapta anlatılanların kurgu olduğu halde gerçek hayatta milyonlarca kişinin başına gelmesini mi, kadın haklarının ayaklar altına alınmasını mı, savaşın en çok çocukları ve kadınları etkilemesini mi, yoksa bunların tamamını mı? Bence hiçbiri. Çünkü bunu anlatmak için bir inceleme yetmez, kitap yazmak lazım.

Bu kitap bunları tamamiylen anlatmış. Bunu başarması harika. Kitabın kendi harika ama içinde anlatılanlar çok kötü. Çünkü maalesef gerçek. Kitapta aynı kaderi paylaşan iki kadının öyküsü anlatılıyor. Hiçbir yerde tamamiylen tatmin olamadım çünkü kadınlar bu kadar zulüme uğrarken zalimler çok az bir yerde bedelini ödüyor. Kitapta anlatılanların gerçek tarihsel bir sürece uygun olması taktire şayan. Ben hayatımda herhalde ilk defa bir kitabın karakterlerine bu kadar üzüldüm. Kadınlara değer vermeyen bir toplumun ne kadar aşağılık olduğunu da en iyi şekilde anlatmış bu kitap.

Kitapta beni en çok üzen şey Meryem karakterinin henüz 15-16 yaşındayken okul okumak istediği halde zorla kendinden 30 yaş büyük biriyle evlendirilmesi... Günümüzde daha beterlerinin de olduğunu bilmek insanı daha da kahrediyor.

Gerçekleri görmek isteyen, ağlamak isteyen bu kitabı okusun. Ama uykusuz kalmayı göze alıyorsanız. Keyifli ya da hüzünlü okumalar...
430 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Yine bir savaş hikâyesi! Ardında yitirilen hayatlar, kaybolan gençlikler, hüzünler, dertler ve nihayetinde savaşların sonucunda en ağır bedel ödeyen kadın ve çocuklar…
Afganistan, yarım asırdan beri dünyanın gözü önünde, süper güçlerin gövde gösterisi yaptığı bir saha, din istismarcıları için mezbaha oldu ve olmaya devam ediyor maalesef.
Daha önce okumuş olduğum “Uçurtma Avcısı” kitabının kurgusu, olayları kronolojik sırasıyla aktarması ve vermiş olduğu karakterlerin duygu yansıtmasıyla beni çok etkilen yazar, bu eseriyle bir daha gönlümde taht kurmuş oldu.
Duygularınıza yenilip yer yer gözyaşlarınıza hâkim olamadığınız bu eserde, feleğin çemberinden geçmiş aynı adamla evlenmek zorunda kalan, iki çocuk gelinin hayatı anlatılmaktadır. Çaresizlik karşısında boyun eğerek, yaşama tutunmaya(Her ne kadar istemeseler de) çalışan iki mazlumun, iki fidanın hayatı.
Dünya yakın tarihi hakkında da oldukça aydınlatıcı olan, Asya’nın göbeğinde İnsan hayatının özelliklede kadınların, ne kadar değersiz olduğunu anlatan bu eser kesinlikle okunmalı ve okutturulmalıdır.
430 syf.
·Puan vermedi
Nereye giderseniz gidin ülkeniz peşinizden gelir
Artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar
Afganistan’ın Khaled Hosseini de yaşadığı gibi
430 syf.
·Puan vermedi
Gerçekçi, fazla gerçekçi.. Kendimi birçok yerde öyle sıkışmış, arada kalmış hissettim ki. Bazı yerlerde Meryem oldum, bazı yerlerde Leyla. Raşit'i öldüren bendim bazen. Celil'e haykıran.. Bazı coğrafyalarda kadın olmak, savaşta ölmekten daha zordur.
497 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Sade bir dille kitap kahramanlarının acılarla dolu yaşamına okuyucu ancak bu kadar güzel bağlanabilirdi. Hikayenin konusunun geçtiği topraklardaki siyasi değişimlerin bireyler, özellikle kadınlar ve çocuklar üzerindeki korkunç etkisi çok güzel yansıtılmış. Yer yer hüzün ile birlikte okuyacağınız bir eser.
472 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Bu adamın kitaplarını okurken içimi hep bir karamsarlık kaplıyor. Çünkü bahsettiği Afganistan'ı ve o dönüşümü bugün sanki biz de yaşıyoruz ve elimizden durdurmak için gelen çok bir şey yok gibi hissediyorum. Önceleri olumlu, ılımlı, nispeten modern bir ülke iken sonraları gerici grupların elinde cehenneme dönen bir toprak parçası.

Kitabı okurken istemsiz bir şekilde Uçurtma Avcısı'yla kıyasladım diyebilirim. O hikayeye daha ilk sayfalardan girebilmiştim ama bu kitapta tam anlamıyla o bağı kurmam biraz daha uzun sürdü. Sonunda iki kadının yolları kesiştiğinde ise hikayenin giriş kısmının bitip ana kısmının başladığına emin oldum. İki kadının acı bir ortak noktada birleşen hayatları, ikisinin de farklı şekillerde geçmişlerine duydukları özlemleri ve bu özleme bugünün verdiği sert cevaplar. Şöyle bir düşününce insan üzülmeden, zaman zaman da gözünden birkaç damla yaş akmadan devam edemiyor.

Kitap boyu dikkatimi çeken bir nokta ise bazı kelimelerin kasıtlı olarak çevrilmemesiydi. Kitabın anlamına ve gerçeğine uygun kalınması için bunun yapılmasını çoğunlukla doğru buluyorum, fakat bu kitapta o kelimelerin ne anlama geldiğiyle ilgili bir açıklama olmadığı için bazı yerlerde neden bahsedildiğini anlamadım, ufak açıklamalar iyi olurdu bence. Bunun haricinde ise kitapla alakalı olumsuz gösterebileceğim bir nokta yok, herkese öneriyorum.
430 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Ahh bu kitaplar ! Ah insanı darmadağın eden, içinde depremler meydana getiren kitaplar...
Soluksuz denir ya hani, bu bile yetersiz kalır bu kitabın okunuşuna... Her işimi erteleyip kendimi Meryem ile Leyla’nın serüvenine bırakmak ne müthiş bir hazdı.. Aman Yarabbim, nasıl çıkarım bu ruh halinden..
Vınlama. Sonra patlama. Neyse ki bir başka yerde. Bırakılan soluklar; şimdilik kurtulduklarını ama bir başka yerde, çığlıkların ve keşif duman bulutlarının arasında bir çırpınmanın sürüp gittiğini, çıplak elle, deli gibi toprağı kazan, enkazın altından bir kız kardeşten, bir ağabeyden, bir torundan kalanı çekip çıkarmaya çabalayan birilerinin olduğunu bilmek. Canını kurtarmış olmanın bedeliyse, kimin kurtaramadığını merak etmenin ıstırabıydı. Leyla düşen yer roketten, her patlamadan sonra sokağa fırlıyor, dualar mırıldanarak, enkazın, duman altında bu kez, bu sefer, kesinlikle Tarık’ı bulacağından emin, koşuyordu.
Asırlardır değişmeyen düzen olsa gerek bu da ...
"Bana bak , Meryem."
"Bunu öğren , kafana iyice sok , kızım ,"dedi Nana. "Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi , bir erkeğin suçlayan parmağı da daima , mutlaka bir kadını gösterir . Her zaman. Bunu hiç unutma , Meryem ."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bin Muhteşem Güneş
Baskı tarihi:
Aralık 2020
Sayfa sayısı:
430
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752894846
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Thousand Splendid Suns
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Bin Muhteşem Güneş
Bin Muhteşem Güneş
Bin Muhteşem Güneş (Cep boy)
Bin Muhteşem Güneş (Midi Boy)
Min Möhtəşəm Günəş
A Thousand Splendid Suns
Nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. Artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar. Afganistan'ın Khaled Hosseini'de yaşadığı gibi. Bin Muhteşem Güneş, ilk romanı Uçurtma Avcısı'yla tüm dünyada inanılmaz bir başarı yakalayan Hosseini'nin ikinci romanı. Yazar bu romanında da yine doğduğu toprakları anlatıyor. Bu kez iki kadının kesişen yaşamları ve dostlukları üzerinden. Küçük yaşta evlendirilen kızlar, çocuğu olmayan kadınlar, babaya ya da çocukluk arkadaşına duyulan, geçmişe gömülmüş aşklar. Khaled Hosseini, hasreti, dostluğu, aşkı ve insanlığı en iyi anlatan yazarlardan. Başarıyla kurduğu olay örgüsüyle, çıkmaz yolların nasıl düzlüklere açılabileceğini gösteren yaratıcı bir kalem. Bin Muhteşem Güneş, kelimenin tam anlamıyla "beklenen" bir roman...

Kitabı okuyanlar 63,3bin okur

  • Zeynep
  • White Pigeon
  • Sevde Asiltürk
  • Beyza Betül Gültekin
  • Burçin
  • Büşra pesok
  • volkan mazman
  • Çiğdem Öztürk
  • Fofa
  • Sami Yusuf Ercan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%25.2
13-17 Yaş
%15.9
18-24 Yaş
%17.3
25-34 Yaş
%16.1
35-44 Yaş
%14
45-54 Yaş
%9.2
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%80.3
Erkek
%19.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.7 (7bin)
9
%22.5 (3.677)
8
%14.7 (2.411)
7
%5.6 (910)
6
%1.7 (282)
5
%0.9 (153)
4
%0.3 (46)
3
%0.2 (32)
2
%0.1 (21)
1
%0.1 (24)

Kitabın sıralamaları