Bülbülü Öldürmek

8,5/10  (1.124 Oy) · 
2.804 okunma  · 
1.144 beğeni  · 
17.679 gösterim
1960 yılında yayınlandığından bu yana bir dünya klasiği olan, bütün edebiyatseverlerin gönlünde özel bir yer edinen, Pulitzer ödüllü Bülbülü Öldürmek Amerika`nın güneyinde yaşanan ırkçılığı ve eşitsizliği bir çocuk kahramanın, Scout Finch`in gözünden anlatıyor.



Harper Lee, kullandığı yalın ama çarpıcı dil aracılığıyla adalet, özgürlük, eşitlik ve ayrımcılık gibi hâlâ güncel temaları, Scout`un büyüyüş öyküsüyle birlikte dokuyarak, iyilik ve kötülüğü hem bireysel hem de toplumsal olarak mercek altına alıyor. Bir "zenci"nin haksız yere suçlanması üzerinden gelişen olaylar; önyargılar, riyakârlık, sınıf ve ırk çatışmalarıyla beslenen küçük Amerikan kasabasının sınırlarını aşıp, insanlar arası ilişkide adaletin ve dürüstlüğün önemini anlatan evrensel bir hikâyeye dönüşüyor. Hem şiddet ve karanlığıyla ürperten hem de "insani" vurgusuyla sarıp sarmalayan, çağdaş dünya edebiyatının en önemli örneklerinden biri olan bu klasik roman, Ülker İnce çevirisiyle tekrar Türkçede.
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2014
  • Sayfa Sayısı:
    355
  • ISBN:
    9789755706849
  • Orijinal Adı:
    To Kill A Mockingbird
  • Çeviri:
    Ülker İnce
  • Yayınevi:
    Sel Yayınları
  • Kitabın Türü:
Oğuz Aktürk 
 14 Mar 12:52 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

İncelememin daha detaylı ve kitapla ilgili çizimler içeren hali için blog'uma bakmanızı öneririm : https://kitapciziyorum.blogspot.com.tr/...ldurmek-gunahtr.html

Bülbülü öldürmek günahtır. Çünkü bülbül yaratılışından ötürü bülbüldür, kendisini bülbül olarak seçemez. Onun ızdırari kaderinde zaten bülbül olmak vardır ve bundan dolayı da suçlu olarak gösterilmemelidir.

Çocukların Boo Radley'in evine dokunmayı bile çok zor bir şeymiş gibi görmeleri, öğretmenlerinden itibaren başlayan bir Kuzey-Güney, laik-muhafazakar, gezici-çomar vs. küçümsemeleri ve insanları sınıflandırmaları, yok Cunningham'lar şöyle yok Ewell'lar böyle diye insanların sınıf sınıf ayrılmaları, onların kilisesi beyaz bizim kilisemiz siyah gibi dinde bile ayrımcılığa uğramaları, Atticus Finch'in kendi ailesini yükseklere koyma egosu, elbise konusunda ve kız olma konuları gibi konularda mahalle baskıları gibi konular bir çocuğun gözünden anlatıldığı için bu kitabı değerli bir hale getirmekte.

Edebi olarak değerlendirecek olursak kitabın dili epey sade fakat vermek istediği mesaj güçlü. Öyle Debbie Macomber, Sarah Jio gibi aşk öyküleri ya da ciltlerinde kocaman yazılar yazan klonlaşmış polisiye kitaplarını unutabilirsiniz. Amerika'nın Maycomb adlı küçücük bir mahallesindesiniz. Hayatınızda o mahalleden dışarı çıkmamışsınız ve size "Beyaz kızarsa zenci ölür" diyen insanların zihniyetiyle aynı yerde yaşıyorsunuz.

İşte tam da bu sebeple bu romanın örneklerini bizim ülkemizde de görmek mümkün. Birbirimizi ötekileştiriyoruz. Bir Türk olarak zenci de doğabilirdik fakat Allah bize böyle olmayı uygun gördü. Fakat şimdi de ülkemizde laik-muhafazakar, Atatürkçü-sağcı, ateist-teist-deist, iktidar-muhalefet gibi çok sayıda ötekileştirmeler görüyoruz. Onun için bu kitabı aslında ülkemizle de çok bağdaştırdım. Bu bakımdan Scout kızımızın da romanda dediği gibi bizim ülke için demiş olduğu bir şey var aslında : "Bak ama, Jem, bana kalırsa tek bir tür insan var, insanların hepsi insan."

Bu romanda hayata Tom Robinson olarak gelmiş olmayı düşünmelisiniz. Öyle bir ailede, öyle bir baskıda, hiçbir zaman sizin haklı olmayacağınız gibi görüşler içinde büyüdüğünüzü düşünmelisiniz. Bunun örneklerini şu anki zamanımızda Amerika'da görüyoruz. Artık polisler siyahilerin yollarda bir şey yapmadıklarını görseler bile çekip vuruyorlar adamı. İstedikleri kadar siyahiler buna tepki koysun, beyaz kızarsa zenci ölüyor romanın da dediği gibi.

Ayrıca kitabın 309. sayfasında Bayan Gates'in rol aldığı bir paragraf var : "Burada biz insanlara zulmetmeyiz. Zulüm önyargılı insanlardan kaynaklanır. Ön-yar-gı." Kitabın sadece bu cümleleri bile o kadar mükemmel ve yerinde bir Amerikan kültürü eleştirisidir ki Harper Lee ironik bir dille o mahallede yaşayan insanların önyargısını kendi dedikleriyle çeliştirmeyi başarmış resmen.

Hiç kimsenin dil, din, ırk, renk, milliyet gibi konularda ayrılmaması gerektiğini bir çocuğun gözünden harika bir şekilde anlatmayı başarmış kitaptır.

Kırdığım 2 puan ise kitabın başlarında olan sıkıcılıktan dolayı ve Radleyler'in esas mesajla pek bağlantısının bulunmamasından dolayıdır.

Sergen Özen 
 10 Tem 03:18 · Kitabı okudu · 12 günde · 8/10 puan

Son zamanlarda sıklıkla rastladığım bir kitaptı Bülbülü Öldürmek. Bir modern klasik fakat daha çok ‘klasik’ tadında. Neredeyse yarısına yakın bir kısmının Oliver Twist vasatlığında olduğunu söyleyebilirim. İkinci bölüm beni kitaba bağlayan etken oldu ve sonuç olarak beğendim.

Kitap, 1930’ların Alabama’sında geçiyor. 9 yaşındaki bir kız çocuğu olan Scout’un ağzından anlatılan roman, daha sade ve anlaşılır bir hale bürünüyor. Scout’un abisi Jem, yakın arkadaşı Dill ve avukat babaları Atticus’un çerçevesinde oluşan bir hikaye...
Bülbülü Öldürmek salt ırkçılık üzerinden yorumlanan bir kitap olarak düşünül-memeli; yaşanan bunca trajik olaylara karşı “kapalı ve kör olan” insanların sıradanlaşmasını; “Önyargılı” olmadığını düşünen kitlelerin içten içe bu önyargıyı benimsemelerinin nahoşluğunu düşündürtmeli…

İki bölümden oluşuyor kitap. Birinci Bölümde olayları ağzından dinlediğimiz minik Scout ve Jem’in Dill ile tanışıp birlikte geçirdikleri yaz tatili ve sonrasında okulların açılmasıyla başlayan süreci kapsıyor. Oldukça sıradan ve büyük beklentiyle başladığım kitabı okumama pişman ettiren bir bölüm olduğunu söylememde fayda var. Yüksek beklentinin en büyük sebebi yorumlanan kitabın dozunda olmayan övgüler olduğu gerçeği ortada. Sanırım kitap incelemelerini artık sınırlı okumaya özen göstereceğim.

Haksız bir tecavüz suçundan dolayı yargılanan bir zenci olan Tom Robinson’ı savunan Jem ve Scout’un avukat babası Atticus’un yaşadıkları olaylar ve bunu çocuklara yansıtma şekli, kitabın çözümlenmesi için ana taşlardan.
Atticus gerçekten çok sağlam ve güçlü bir karakter. Haksızlığa karşı başını eğmeyen, önyargıları benimsemeyen, insanları olduğu gibi kabul eden, empati yapmayı ödev sayan, çocuklarına bunları aşılamaya çalışan, mesleğine ve hayatına pozitif, sabırlı ve kararlı müthiş bir karakter. Romanda beni en çok etkileyen kişi Atticus’tu kesinlikle.

Beni en çok düşündürten şeylerden biri Önyargı oldu. İnsanların peşin hüküm vermeleri. Benmerkezcilik. Sürü psikolojisi. İnsanları yargılamak…

İnkar ederiz ama sürü psikolojisinin içerisindeyiz. Siyahi olmasından dolayı mahkeme tarafından tecavüz suçuyla yargılanan Tom Robinson’ı ezen kitlelerin parçalarıyız, farklı renklerde ve farklı tonlarda olarak. Kendi kendimizin düşündüğü söylenebilir mi? Başkaları gibi düşünüyoruz. Bir topluluğun kabul etmediği görüş, bizim kabul etmediğimiz bir görüş ise, derhal bizim görüşümüzün yerini çoktan almıştır bile. Bu kendine güvenmemeden ileri gelmiyor. Başkalarının ortaya attığı beyin fırtınası ürünü olan fikirleri kendi süzgecimizden geçirmemekten ileri geliyor. Şöyle bakıyoruz: Fikri ortaya atananın konumu, mesleği, varlıkları vs vs. Bu bizim irademizin önüne geçmemeli. Önüne geçtiği takdirde Önyargılar, değişmez devinimler ve benmerkezcilik bizi kendi meskenimiz içerisinde boğmaya devam edecek ve ırkçılıkla benzer nitelikli kötülüklerle yüz yüze gelmeye devam edeceğiz. Bir kitap, böylesine bir kitap bu gibi şeyleri düşündürtmeli, düşündürmek için vesile oluyor da.

Atticus’a hayran kaldığımı söylemiştim. Mesela kasabanın yargıcı, tecavüz suçuyla yargılanacak olan Tom Robinson’un avukatı olmasını istediğinde onu reddetmiyor. Bütün kasabanın kendisine ve ailesine cephe alacağını bilmesine rağmen bunu kabul ediyor. Hatta çocuklarının kasabalıların etkisinde kalmasından, korkmasına rağmen ilkelerine sahip çıkarak bu davayı almayı kabul ediyor.

Atticus Finch, unuttuğumuz, en temel insan hakları kuralını hatırlatıyor bizlere; Renkleri, dilleri, dinleri, cinsiyetleri, cinsel yönelimleri, ırkları ne olursa olsun bir insanı diğer bir insandan üstün kılacak hiç bir neden yoktur.

Olayları ve hayatı küçük bir çocuğun bakış açısından görmek, “büyük”lerin algısındaki kusurları daha net fark etmemize yarıyor. Çünkü bir çocuğun gözünden baktığınızda olayları daha saf, temiz ve içten pazarlıksız görürsünüz. Daha çözülebilir hale gelir her şey. Scout. Küçük bir çocuk, romanı daha anlaşılabilir, çözümlenmesi kolay kılıyor.
Basit olanı düşünmek her zaman zordur derler; bunun yanında çocuk saflığında temiz olmak da zor zanaat. Basit olan şeyler ne kadar zor oluyor bazen. Öyle ki zor olanı yapmak için sarf edilen çabadan bile bazen daha büyük olabiliyor. Aslında her şey çok basit, evet gerçekten basit, birey veya toplum olarak zoru seçen bizleriz.

Kitapta dikkatimi çeken güzel bir pasajı anımsıyorum.
Mahkeme salonunda Tom Robinson'un konuşma tavrının kötü olmasından sıkılarak dışarı çıkar Dill, hiç kimsenin bir başkası ile bu şekilde konuşmaya hakkı olmadığını bilmektedir. Karşılaştıkları Bay Raymond Şunları der:
"Hissizleşme’ye başladığımı üzülerek fark ettim. Artık bir savaşta anlamsızca hayatını yitiren bir insan için samimi olarak eskisi kadar üzülemiyorum."
"Ölüm" kelimesini duyunca insan irkilir, ailesi gelir aklına, sevdikleri, değer verdiği en yakınındaki kişiler film şeridi gibi geçer önünden. Geçerdi, artık öyle de olmuyor Canetti'nin ölümü yok saymayışı gibi değil bu, başka bir şey. Hissizleşmek. İnsanın başına bir kötülük geldiği zaman mı hislerinin alevlenmesi gerekiyor. Benmerkezciliğinden bahsetmiştim. Çağımızı saran büyük hastalık.
Hissedebilmek ve duyumsamak, bizi hissizleştirmeden; başımıza gelmeden gerçekleştirilmeli, bizi duygularımızın kontrolü altına almalı. Tıpkı Atticus gibi. Bencillikten sıyırılıp, Empati yapmak çemberimizde olmalı... Yaşanan acılara, adeletsizliklere, eliyle olmasa bile diliyle, diliyle olmasa kalbiyle karşı koyabilmeli...
Körelmenin nasıl yüz tuttuğunu kendimde hissettim son sayfayı çevirirken. Bir kitap bazı şeyleri, unutulan birtakım şeyleri hatırlatmalı...

Ö. S. A. 
15 Eki 11:07 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Atticus bana sıfatları kaldırırsan geriye gerçekler kalır demişti."
Siyah insan, beyaz insan, zengin insan, fakir insan, şu insan bu insan... Uzar gider bu sıfatlarımız. Peki kaldıralım sıfatları, geriye kalan gerçek "insan". İnsanları renk/dil/din gibi özellikleri ile ayırmak kadar boş bir çaba yoktur. İnsanları insan olarak kabullenseydik belki de insan gibi yaşayabilirdik.

Biraz yazardan bahsedeyim; yazarımız Harper Lee. 28 Nisan 1926, ABD/Alabama doğumlu. Hayatı boyunca birçok hikâye yazan yazar, 1960 yılında da "Bülbülü Öldürmek" romanını çıkardı. Roman aynı yıl yoğun ilgi gördü ve ertesi sene, 1961 yılında yazara, Pulitzer Edebiyat Ödülü'nü kazandırdı. 1962 yılında kitabın, sinemaya uyarlanan filmi çıkartıldı ve Oscar ödülüne sahip oldu. Hâlâ da sevilen ve çok okunan romanın yazarı, Harper Lee, 89 yaşında hayatını kaybetti.

Kitabın ana konusu, verilmek istenen mesaj şöyle; insanları önyargı ile yargılamamalıyız, ayrımcılık/ırkçılık yapmamalıyız ve herkese eşit adalet uygulamalıyız.
Spoiler vermeden kısaca hikâyeyi anlatayım biraz da; yazar kendi çocukluğunda başından geçen bir olayı, avukat olan babasının siyahî bir insanı savunurken ne kadar zorlandığını, dönem ABD'sinin siyah insanlara ne kadar aşağılayıcı baktığını ve insanların bazı insanları, insan yerine koy(a)madığını anlatmış. Bir çocuğun gözünden insan ayrımcılığına değinmiş. Cümleler o kadar samimi, o kadar içten ve o kadar güzel ki, insan okurken aynı zamanda olayı yaşıyor hissi uyandırmış.

Hikâye de bulunan başlıca karakterlerimiz;
Scout Finc; Yazarımız Harper Lee.
Jem; Scout'un abisi. Büyürken başından geçen evreleri, ona büyüklük taslamasından bahsetmiş.
Dill; Scout'un en yakın arkadaşı. Zor bir çocukluk geçiriyor ama pozitif ve mutlu bir insan.
Atticus; Scout'un babası. Kasabanın en başarılı ve tanınan avukatı. Haksız yere suçlu diye itham edilen siyahî adamı savunuyor ve çok zorlanıyor. Çok okuyan, çocukları ile ilgilenen ve her sorunu çözen bir baba.
Call(Calpurnia); Evin hizmetçisi. Çocukların ablası kadar yakın.
T. Robinson; İşlemediği bir suç yüzünden yargılanan siyahî.

Okurken gözlerim doldu bu kitabı. Emin olun o kadar beğeneceksiniz ki, okudukça bir daha okumak isteyeceksiniz. Herkese şiddetle tavsiye ediyorum bu harika kitabı...

Damla Köseoğlu 
 10 Tem 18:14 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

Doğduğumuz andan başlayıp son nefesimize kadar bizimle birlikte olacak olan ve asla değiştiremeyeceğimiz şeyler vardır. Basit bir örnekle başlayacak olursak göz rengimiz (tabii sonradan yapay yollarla yapılan değişiklikleri işin içine katmıyorum). Mavi gözlü, ela, yeşil veya kahverengi gözlü olmak bizlerin elinde değil, tıpkı ten rengimizin nasıl olacağı bizlerin elinde olmadığı gibi. Diğer canlılara olan üstünlüğünü akıl bağlamında açıklayan insanoğlu tarihin en eski dönemlerinden beri aynı problemlerle uğraşıyor: savaşlar, yoksulluk, açlık vesaire. Peki aklı ile övünen insan ne yapıyor? Bu sorunları ortadan kaldırmaya çalışmıyor, aksine ateşe biraz daha odun atıyor. Hattâ bu kitabın da ana unsurunu oluşturan bireyin ten rengine takıyor. Aklıyla övünen insana sormak lazım, bir insanın açık ya da koyu renk bir cilde sahip olmasının birinin diğerinden üstünlüğü ile ne gibi mantıklı bir bağlantısı olabilir? Medenileşmek diyoruz, gerçekten var mı böyle bir şey? Bana sorarsanız yok. On yıllar önce siyahi bir çocuğu kafese kapatıp beyazlara izleten zihniyet değişmedi sadece çağın getirilerine uygun bir biçimde evrildi. Özellikle futbol maçları öncesi yapılan seremonilerde beyaz futbolcunun siyahi futbolcuya elini vermemesi ya da siyah bir futbolcuya tribünden muz göstermek eylemlerine evrildi. Hâlâ bu zihin yapısına sahip milyonlarca insan var, bizim insan olmamız nedeniyle onlar adına utandığımız milyonlarca insan...

Bülbülü Öldürmek özellikle son yıllarda bir hayli okunan ve raflarda öncesine nazaran çok daha fazla görülen bir kitaptı. Yorumları da kitabı daha çok merak etmeme neden olmuştu. Bu gibi sebeplerle kitabı okuma kararı aldım ve umduğum tadı aldım açıkçası. 1900'lü yılların ilk yarısında Maycomb isimli bir kasabada avukat babası Atticus ve ağabeyi Jem ile yaşayan küçük bir kız çocuğu olan Scout'ın gözünden dünyayı görüyoruz. Adalet, sevgi, saygı eşitlik kavramlarını onun gözünden irdeliyoruz. Bülbülü Öldürmek genel itibariyle Finch ailesinin yaşadıklarına yer veriyorsa da ana olayımızın baba Atticus Finch'in kasabada yaşayan siyahi bir adam olan Tom Robinson'un avukatlığını üstlenmesi olduğunu söylemek gerekir. Beyaz bir kadına tecavüz ettiği iddiasıyla yargı önüne çıkarılan bu siyahi adamın duruşmasının görüldüğü bölümler kitabın en etkileyici kısımları zaten.

Bülbülü Öldürmek'te ana karakterimiz yaşı küçük kendi büyük Scout diyebiliriz. Zaman zaman küçük, babasına muhtaç bir kız çocuğu, zaman zaman büyümüş de küçülmüş mantık abidesi bir genç kadın. Henüz okula gitmeden babası vasıtasıyla okuma yazma öğrenen, ağabeyi ve komşularının yeğeni Dill ile oynamayı kızlarla oynamaya tercih eden, halası tarafından sürekli "bir hanımefendi gibi davran" tarzında cümlelere maruz bırakılan Scout. Açıkçası bu karakteri inanılmaz sevdim ve kendimle Scout arasında bir bağ kurdum. Babası siyahi bir adamı savunuyor diye okulda çeşitli hakaretlerle karşı karşıya kalan Scout'ın kocaman kalbi beni zaman zaman duygulandırdı, küçük yumruğu ise kahkaha attırdı. :) Scout ve Jem'in babaları Atticus Finch'in çocuklarıyla olan diyaloğu da dikkat çekiciydi. Atticus Finch genel itibariyle çocuklarına insan sevgisi, adalet, saygı gibi kavramları aktarmaya çalışan bir karakter profilindeydi. Zaten paylaştığım alıntıların büyük çoğunluğunu da onun sözleri oluşturuyor.

Bülbülü Öldürmek insan olmaya, topluma dair birçok mesaj barındırıyor içinde. Dolaylı veya doğrudan verilen bu mesajları paragraflar arasından çok rahat alıp üstünde düşünebilirsiniz. Henüz küçük yaşına rağmen haksızlık duygusunun ağırlığını üstünde hissetmeye başlayan Scout'ın içinde bulunduğu duygu-düşünce durumunu okuyup etkilenmemek imkansız gibi görünüyor. Kitabın giriş kısmı ve iç sayfalarında zaman zaman çabuk bitsin bu kısımlar diyebileceğiniz bölümler olabilir ama özellikle giriş sizi kesinlikle yanıltmasın. Bu kadar beğenilen özellikle klasik olarak nitelendirilen kitapları eleştirmekten kaçınmayan (örneğin Zweig kitapları :D) ben bile ciddi anlamda eleştirilecek bir şey bulamıyorum. Karakterler, olaylar, dolandırılmadan açık bir şekilde, sade bir dille verilen mesajlarla kitap gayet güzel okunup bitiyor. Bülbülü Öldürmek'i ben çok sevdim, henüz okumamış olanlara gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar.

fatma 
25 Oca 2016 · Kitabı okudu · 20 günde · Beğendi · 8/10 puan

Küçük bir çocuksanız hayatınızın en masum dönemindesiniz demektir. Çünkü insanları sadece insan oldukları için yargilamadan kabul edebilirsiniz. En adil olduguz zamandır çocukluk. Hatta canavar diye nitelendirebildiginiz birine Merhaba öcü diyebilecek ve onun elini tutabikecek kadar masum olabirsiniz. Adalet kavramını gerçekten öğrenmek isteyenlerin mutlaka okuması gereken küçük bir çocuğun ağzından yazılmış büyük bir kitap.

Furkan 
28 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Klasik olmasına rağmen sıkılmadan okuduğum bir kitaptı. Yazarın ilk ve tek kitabı olduğu için açıkçası bende okumadan önce merak uyandırdı. Bir de pulitzer ve oscar ödüllü olduğunu öğrenince kitabı hemen temin edip okudum.

Yazar küçük bir kızın gözünden olayları anlatırken çocukların o saf masumiyetini kitabın her sayfasında hissettirmiş. Olaylar küçük kızımız Scout'un yaşadığı Maycomb kasabasında geçiyor. İnsanlar arası ilişkilerin ve toplumsal ön yargıların başarıyla yansıtıldığı kitapta her insan kendinden bir parça bulabilir.

1900 lerin Amerika toplumunda siyahilerin her kesimden insanlar tarafından hor görülmesi ve aşağılanması kitapta ustaca anlatılmış. Sınıfsal ayrımcılık Maycomb kasabasında tüm hararetiyle sürerken Scout ve abisi Jem kendi çocuk dünyalarında bu ayrımcılığın aslında çok saçma olduğunu anlarlar. Babaları bir siyahinin avukatlığını üstlenince işler daha da karmaşık bir hale gelir. Siyahi adam suçsuz olmasına rağmen sırf siyahi olduğu için suçlu bulunur ve idama mahkum edilir. Bu olay Scout ve Jem'i derinden etkiler. Kitapta Scout'un söylediği bir cümle aslında bütün sorunların anahtarı niteliğinde. "Bana kalırsa tek bir tür insan var. İnsanların hepsi insan." diyor küçük Scout.

Ben kitabı okudum ve beğendim sizinde okumanızı isterim. Bazen bir kitap sadece güzel olmaz daha fazlasıdır sizin için buda onlardan biri diyebilirim.

Onur Erol 
 13 May 2016 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 7/10 puan

Bir kitabın daha sonuna geldik. 357 syflık bir serüven. Harper Lee'nin Bülbülü Öldürmek belki de en merak ettiğim kitaplardan biriydi. Beklediğim gibi çıkmasa da genel itibariyle fena bir kitap değildi. Mahkeme bölümleri oldukça sürükleyiciydi. Diğer bölümler için aynı şeyi söylemem zor. Lee kitabında oldukça yalın bir dil kullanmış yani kitabı yazmak için kelimeleri çok fazla seçmemiş. Yazarlık hayatı boyunca sadece 1 kitap yazmış olması oldukça garip geldi bana. Diğer kitabını saymıyorum çünkü Lee bu kitabın yayınlanmasını istememiş. Avukatının ısrarları sonucunda yayınlamışlar. Bence taslak bir kitap olan Tespih Ağacı'nın Gölgesinde yastık altında kalmalıydı. Yine de o kitabı da aldım. İleri ki zamanlarda kısmetse okuyacağım. Filmini de izledim. Filmi çok tatlıydı. Genelde kitaplar filmlerden daha iyi olur burada tam tersi olmuş. Kitapta daha fazla detay olsa da tüm olaylar harfiyen işlenmiş diyebilirim. Çok sevdim. Elmalı turta tadında bir film..

Zühal Uğur 
05 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Pulitzer ödüllü bu kitabı yazan yazar Harper Lee'ye hayran kaldım.... Başka kitap yazmaması büyük kayıp. Küçük bir kızın ağzından olayları anlatmasına rağmen gayet kaliteli, esprili bir üslup kullanmış dilinde.... Kitap ABD de siyah-beyaz ayrımını,sırf siyahi olduğu için bir insana yapılan haksızlığı ana temasında işliyor... Avukat bir baba ve çok sevdiği bir erkek kardeşle bir kasabada yaşamları, dürüst bir hukukçu babanın mücadelesi çok güzel anlatılmış.Kitabı çok beğendim.

Bir çocuğun gözünden adalet kavramı..çok keyifli ve akıcı... 'Çocuk aklı' diyoruz da; vallahi hepimizden akıllı :)
Okumayı düşünenlere keyifli okumalar dilerim , hiç vakit kaybetmeden okuyunuz efendim :)

Hüseyin Erol 
09 Ağu 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Bir çocuğun bakış açısından ancak bu kadar iyi anlatılabilirdi. zekice kurgulanmış yalın bir anlatımı var..

Kitaptan 563 Alıntı

Reina 
02 Ara 2014 · Puan vermedi

"Başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim. Çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır."

Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sayfa 135)Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sayfa 135)
Ö. S. A. 
 25 Eyl 18:42 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Sen zencileri mi savunuyorsun, Atticus?"
"Elbette savunuyorum. Zenci deme, Scout. Bu kabalıktır."
"Okulda herkes öyle diyor."
"Bundan böyle o herkesten bir kişi eksilecek."

Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sayfa 97 - Sel)Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sayfa 97 - Sel)
Ö. S. A. 
 25 Eyl 21:53 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Ben asla evlenmeyeceğim, Atticus."
"Neden?"
"Çocuklarım olabilir."

Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sayfa 112 - Sel)Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sayfa 112 - Sel)
Sergen Özen 
05 Tem 14:29 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

(...) Başını dik tut ve kibarlığı elden bırakma."

Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sayfa 131 - Sel Yayıncılık, 2014.)Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sayfa 131 - Sel Yayıncılık, 2014.)
Sadettin TANIK 
08 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bizim mahkemelerimizde, beyaz adamın dünyasıyla siyah adamın dünyası karşı karşıya geldiğinde, her zaman beyaz adam kazanır. Bu ne kadar çirkin olursa olsun hayatın bir gerçeği.

Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sayfa 278 - Sel Yayıncılık - 1. Baskı - 2014)Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sayfa 278 - Sel Yayıncılık - 1. Baskı - 2014)
Ö. S. A. 
27 Eyl 19:23 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ama başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim.

Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sayfa 135 - Sel)Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sayfa 135 - Sel)
Damla Köseoğlu 
07 Tem 14:11 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim.

Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sayfa 135 - Sel Yayıncılık)Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sayfa 135 - Sel Yayıncılık)
Sergen Özen 
04 Tem 16:33 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Yazgı
"Ben yalnızca kaçınılmaz olan bir şeye boyun eğdim."

Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sel Yayıncılık, 2014.)Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sel Yayıncılık, 2014.)
Ö. S. A. 
01 Eki 16:14 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Dünyada başka insanlar için yapabileceğim hiçbir şey yok, gülmekten başka.

Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sayfa 272 - Sel)Bülbülü Öldürmek, Harper Lee (Sayfa 272 - Sel)
57 /

Kitapla ilgili 14 Haber

tek kitapla ünlenen yazalar
tek kitapla ünlenen yazalar Uğultulu Tepeler, Bülbülü Öldürmek, Rüzgar Gibi Geçti... Yazarlarının ortak özelliği bu kitaplardan sonra bir daha başarılı bir eser kaleme almamış olmaları
OKUNDUĞU SÖYLENMESİNE RAĞMEN OKUNMAYAN 10 KİTAP
OKUNDUĞU SÖYLENMESİNE RAĞMEN OKUNMAYAN 10 KİTAP İngiltere’nin önemli yayın organlarından The Guardian gazetesinde yayımlanan haberde, okunduğu söylenmesine rağmen okunmayan kitaplar incelendi ve ortaya Tolstoy ve Dostoyevski’nin de içlerinde bulunduğu 10 kitaplık şaşırtıcı bir liste çıktı.
Sayfalar Arasından Zihinlere Temas Etmeyi Başaran 14 Kadın Karakter
Sayfalar Arasından Zihinlere Temas Etmeyi Başaran 14 Kadın Karakter Edebiyat sahnesinin gizemli figürleri daima kadınlar olmuştur. Geçmişten günümüze ataerkil olan dünyanın hazineleri de, hep onların arasından çıkar. Zihne, yüreğe, fikre işleyen 14 müthiş kadın:
Bülbülü Öldürmek Film Oluyor!
Bülbülü Öldürmek Film Oluyor! Oscar ve Emmy Ödülü sahibi, senarist, yapımcı ve oyun yazarı Aaron Sorkin, Harper Lee’nin ikonik eseri Bülbülü Öldürmek‘i Broadway’e uyarlıyor.
Harper Lee hayatını kaybetti
Harper Lee hayatını kaybetti Bülbülü Öldürmek' adlı romanın yazarı Harper Lee, 89 yaşında hayatını kaybetti.
Bülbülü Öldürmek nasıl yazıldı, işte öyküsü!
Bülbülü Öldürmek nasıl yazıldı, işte öyküsü! Amerikan edebiyatını derinden sarsan ve bugüne dek 60 milyon kopyadan fazla satan Bülbülü Öldürmek ve geçtiğimiz günlerde yayınlanan Tespih Ağacının Gölgesinde nasıl yazılabildi? Harper Lee Türkçede ilk kez yayımlanan öyküsü: “Benim İçin Noel”de anlatıyor:
2 /