Çevirmen:
Gülperi Sert
Editör:
Gamze Varım
Tasarımcı:
Birol Bayram
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

"Ah Franz kafka! Benim hüzünlü kekim.."
9/10
·224 syf.··
2021 30. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2021 01:17
1883 senesi yazında, sıcağın kasıp kavurduğu bir yaz gününde buz gibi biri olarak doğuyorsunuz. Prag'da Almanca konuşan bir Yahudi ailenin, 6 çocuğundan en büyüğüsünüz. İki küçük kardeşiniz bebeklik döneminde ölüyor. İkinci Dünya Savaşı'ndan birkaç yıl önce hayatınızı kaybediyorsunuz. Ardından üç küçük kız kardeşi toplama kamplarında ölüyor. Sürekli hikayeye ilgi duyuyorsunuz ve en sevdiğiniz yazar Fransız romancı Gustave Flaubert. Tıpkı Tolstoy ve Dostoyevski'de olduğu gibi, tip itibariyle çelimsiz ve çirkin birisiniz, bir Maksim Gorki değilsiniz mesela. Babanızla ilişkiniz oldukça karışık. Mutsuz ev yaşantısına rağmen 31 yaşına kadar ebeveynlerinizle yaşamaya devam ediyorsunuz. 36 yaşınızdayken ilişkinize ilişkin duygularınızı açıklığa kavuşturmaya ve kişiliğinizi ileri sürmeye çalışan babanıza 100'den fazla sayfalık uzun bir mektup yazıyorsunuz. Romantik hayatınız ünlü olmasına rağmen, güvensizlikleriniz, nevrozlarınız, ve samimiyet korkunuz insanlarla ilişkilerinizi üstlenmesini zorlaştırıyor. Hiç evlenmediniz fakat hayatınızda üç farklı kadın (Felice, Dora, Milena) oldu. Hatta birisiyle (Felice) 2 kez nişanlandınız ama olmadı. Ardından evli bir kadına aşık oldunuz. (Milena) İki yıl mektuplaştınız ardınan Polonyalı birisiyle nişanlandınız.(Dora) Onunla ciddisiniz. Hatta Filistin'de bir restoran açıp oranın başgarsonu olmayı, nişanlınızın da aşçı olmasını planlıyorsunuz lakin hastalığınız buna izin vermiyor. Yaşadığınız dönemde araf'ta kalmış birisiniz. Almanca konuştuğunuz için Çekler; Yahudi olduğunuz için Almanlar sizden pek haz etmiyor. Haliyle yaşadığınız dönemde yalnızlığa mahkum olmanızın temelinde bu da etkili oluyor. Tüberküloza yakalanıp ölümünüzün yaklaştığı sırada arkadaşınızı (Max Brod) yayınlanmamış tüm edebi eserlerini yakmaya çağırıyorsunuz: "Sevgili
1000Kitap
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
FRANZ KAFKA-DAVA
Puan vermedi·224 syf.··
2021 34. kitabı
Distopik bir eser olan Dava, Kafka'nın ölümünden sonra 1925 yılında yakın arkadaşı tarafından yayımlanmıştır. Kitap genel bir olay çerçevesinde dönmemiş, fazla sürükleyici de değil; okurken sıkılanların da olacağını düşünüyorum. Zaten dava, ortada hiç bir olayın olmaması diyebiliriz. Ana karakterimiz Josef K, bir sabah uyandığında tutuklandığını ama normal yaşamına devam edebileceğini öğrenir. Hatırlarsanız Dönüşümde de Gregor Samsa uykusundan böcek olarak uyanmıştı ve hayatına normal bir şekilde devam edememişti. Josef K'da doğal olarak suçsuz bir şekilde tutuklanmasının üzerine gitmiş ve daha çok hukuk sisteminin çıkmazına sürüklenmiştir. Yargılanmayan, üst mahkemeyle ve yargıçla tanışamayan kimsenin bir şey bilmediği, kimsenin kimseyi tanımadığı ve davasının nasıl ilerlediğini hukukla ilişkisi olmayan insanlardan öğrendiği absürt bir sistemi ele almıştır Kafka. Kitabın büyüsü ne diye sorarsanız, herkesin farklı anlam çıkarabileceği bir eser. Kimileri burdaki mahkemeyi totatileter rejimlere atfederken, dinsel otoriteye benzetenler de olmuştur. Kitap şu soruyu da gündeme taşıyıp, tartışmaya açmaktadır: Ne kadar özgürüz? Distopya dediğime bakmayın; anlatılan günümüz dünyasına çok uzak değildir. Güçlü olanın yargılanmaktan muaf olduğu, zayıf olanın ise elinden bir şey alınmak istenildiği vakit(canı dahil) çok ucuz bahaneler üretilebilen bir dünyada yaşıyoruz. Kitapta da hukuk yoluyla erişimin mümkün olmadığı mahkemeye; ilişkiler kurarak, rüşvet vererek davanız hakkında bir şeyler elde edebiliyorsunuz. Şu alıntıyla inceleme yazımı sonlandırmak istiyorum: Bütün hayvanlar eşittir; ama bazıları diğerlerinden daha eşittir.(Hayvan Çiftliği, George Orwell) Daha adil bir dünyanın olması dileğiyle...
Edebiyat
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2025 38. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2025 19:53
“Bi sabah uyanıyosun, kapıda abuk sabuk iki adam. Hayırlı işler, sen tutuklusun.” Ama niye? Bilmiyoruz. Kafka da bilmiyor. Zaten kimse bilmiyor. Josef K.’nın başına gelen şey tam olarak bu: Adam gayet güzel uyanıyor, kahvaltısını edecek… bi bakıyor, “Devlet” kapıda. “Ne yaptım ki ben?” diyor. “Yok ya, önemli değil, sen yine de bizimle gel.” Açıklama? Yok. Suç? Yok. Ama suçluluk hissi bol. Kafka ne yaptıysa adamın içine vicdan azabını cinayet silahı gibi bırakıyor. Bu kitap sanki çağımızın WhatsApp grubunda yaşanıyor: Gruba eklenmişsin, mesajlar dönüyor, ama kimse sana konuyu anlatmıyor. Sen de öyle boş boş bakıyorsun: “Ben napıyorum burada ya?” Dava öyle bir kitap ki, okurken içinden şunu diyorsun: “ben de bi şeylere karıştım galiba ama... neye karıştım bilmiyorum.” Bürokrasi desen var, varoluş sancısı desen oluk oluk, absürtlük desen diz boyu. Üstüne bir de herkes çok ciddi.
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2022 3. kitabı
“İnsanı ısıran ve sokan kitaplar okumalıyız” demiyor muydu Kafka. demekle de kalmamış tam da böyle bir kitap yazmış, lakin öyle arı sokması gibi ani bir acıyla kendini göstermiyor da, zehrin vücuda yavaş yavaş yayılması gibi kıvrandırıyor insanı satırlar... . Başlarda koca bir hukuk sisteminin içine gizlenen yüzeysel bir hikaye gibi görünse de; hikaye ilerledikçe görülüyor ki, bilinmeyenlerin arkasına koca koca gerçekleri serpmiş yazar. gerçi bunu birçok yazar yapabilir ama ne suçun, ne suçlunun hakkındaki iddiaların ne de yargılayanların bilinmediği bir kurguda, okuyucuyu sayfalara kopmaz bağlarla bağlamayı her yazar başaramaz. Kitabı ağır okuyan, sıkılan, eleştiren, anlamlandırmayan okuyucular bile sonuna kadar gelmiştir eminim. Bu da hayranlığımı kazanan dilin akıcılığını kanıtlar niteliktedir. . Bazı kitaplarda insan kendini bulur derler ya; bu kitapla tanışmazdan evvel böyle bir kitaba denk geleceğime ihtimal vermiyordum. Josef K. gibi kafası karışık, adalet sistemi içinde hala adaletin varlığını bulmaya çalışırken buluyorum kendimi bazen. Onun arayışları, rahat tavırlarının arkasındaki çırpınışları, sistemin kokuşmuşluğu içinde bayılacak hale gelişi, beklediğinin aksine yaşadığı son... hikayenin içinde vücut buldum diyebilirim. . Kitaplığıma ve içsel dünyama böyle değerli bir eseri yerleştirdiğim -evet tam anlamıyla yerleştirdiğim- için kendimi oldukça kazançlı hissettiğim bir gündeyim. Bir kitap bittiğinde tam da böyle hissetmeli insan.. değerine değer katmalı. . Geciktirmeden okuyun
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
8/10
·246 syf.··
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 09:19
Şimdi Dava hakkında konuşurken insanın içi biraz garip oluyor. Daha ilk sayfalardan insanın yakasına yapışıyor. Hani bazen sabah uyanırsın da içinden sebepsiz bir huzursuzluk olur ya… İşte kitabın hissi tam olarak o. Kitabın başında Josef K. bir sabah uyanıyor ve adamı tutukluyorlar. Ama ortada ne suç var, ne açıklama var. Adam diyor ki “lan ben ne yaptım?” kimse doğru düzgün cevap vermiyor. İşte tam burada Franz Kafka bize aslında mahkemeyi falan anlatmıyor. Adamın derdi bambaşka. Düşün şimdi… Hayatta bazen insan kendini suçlu gibi hisseder ama nedenini bilmez ya. Sanki görünmeyen bir mahkeme var. Patronun bakışı, toplumun beklentisi, aileni hayal kırıklığına uğratma korkusu… Hepsi görünmez bir dava açmış sana. Sen de Josef K. gibi koşturuyorsun “Ben ne yaptım lan?” diye. Ama cevap yok. Kitapta mahkemeler var ama ortada gerçek bir adalet yok. Hakimler var ama kim oldukları bile belli değil. Kurallar var ama kimse açıklamıyor. Kafka sanki bize şunu diyor gibi: “Oğlum dünya zaten böyle bir yer.” Bürokrasi, sistem, toplum… hepsi kocaman bir labirent. Sen de içinde dolanıp duruyorsun. En acayip tarafı şu Josef K. başta çok dik duruyor. “Ben suçsuzum kardeşim” diyor. Ama zaman geçtikçe sistem adamın psikolojisini kemiriyor. Yavaş yavaş adamın kafasına bir kurt düşüyor: “Lan acaba gerçekten suçlu muyum?” İşte Kafka’nın olayı tam burada. Çünkü sistem bazen seni suçlu olduğuna bile ikna edebiliyor. Okurken bazen diyorsun ki “bu ne saçma mahkeme lan”. Sonra bir anda fark ediyorsun ki aslında kitap mahkemeyi değil insanın çaresizliğini anlatıyor. Hani bazı durumlar vardır; ne yaparsan yap çıkamazsın içinden. Derdini anlatamazsın, açıklama alamazsın. İşte Dava tam o hissin romanı. Ama kitabın en sağlam tarafı şu: Kafka sana hiçbir şeyi açık açık söylemiyor. Adam böyle gizli
1000Kitap
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
2/10
·224 syf.··
2019 13. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2019 20:12
Bürokrasinin sıkıcılığı... Daha önce yarım bıraktığım, ancak tekrar 'bir şansı hakediyor' diyerek başladığım ve ne yazık ki hayatımda okuduğum en sıkıcı kitaplar arasındaki yerini alan kitap.
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
Bu Dava Bitmez!
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2023 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2023 14:23
#hukuk #adalet #bağımsızyargı Dava yalnızca Kafka’nın değil; senin, benim, hepimizin savaşı ve ortak davası. Aslında hepimiz, kitabın kahramanı Josef K.’nın kendisiyiz. Bu dava yalnızca 19. yüzyılın değil, içinde bulunduğumuz dönemin de davası. Kendimizle, ailemizle, toplumla ve de otoriter baskıcı sistemle olan savaşımız. Bu davada umutsuzluk, şüphe, korku, çaresizlik, güvensizlik var… Her şeye rağmen bu çıkışsız ve anlamsız yolda hep çabalayan, davasına sahip çıkmaya çalışan ama toplum kurbanı olmuş bir Josef K. var. Mutlaka okuyunuz! Dip not: Kafka’yı daha iyi anlayabilmek için kitaplarından önce, hayatının okunması gerektiğini düşünüyorum. DavaDava Franz KafkaFranz Kafka
Hukuk
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
8/10
·224 syf.··
2025 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2025 16:21
Bir adamın bir sabah ansızın özgürlüğünün elinden alınmasıyla başlayan, sonra onun suçunun bile tam olarak ne olduğunu bilmemesine rağmen masumiyetini kanıtlamaya çalıştığı okurken sanki bir kabusun içindeymişsiniz gibi hissettiğiniz müthiş bir sistem eleştirisi. Bir dava görülüyor ama hangi gerekçeyle, niye, nasıl olduğunu anlamak mümkün değil her şey bir sis perdesinin içine gizlenmiş. Adaleti ararken kaybolan, sistem tarafından ezilen, çaresiz bırakılan bir adam Josef K. Aslında Josef’in hükmü baştan giydiğini ve verdiği bütün mücadelenin boşuna olduğunu kitabın sonunda görüyorsunuz. Kimsenin ne olduğunu, neden ve nasıl olduğunu sorgulamadan sanki adınızı bir çekilişten çekmişler gibi üzerinize nasıl suçlu damgası yapıştırdıklarını, sisteme uymayanın sistem tarafından nasıl dışlandığını ve en sonunda yine sistem tarafından nasıl yutulduğunu çok güzel bir anlatımla eleştirmiş yazar.
1000Kitap
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
Bir sürü boş şey arasında adalet kaybolup gidiyor
Puan vermedi·224 syf.··
2018 27. kitabı
Distopik bir eser olan Dava, bankada çalışan Josef K.’nın bir sabah hiçbir gerekçe gösterilmeden tutuklanmasıyla başlar. Josef K. serbesttir; işine gider, günlük yaşamına devam eder, ancak hakkında açılmış bir dava vardır ve suçunun ne olduğunu kimse söylemez. Karşılaştığı mahkeme sistemi karmaşık, kapalı ve anlaşılmazdır. Josef K., davasını öğrenmek ve aklanmak için çeşitli kişilerle görüşür: avukatlar, mahkeme görevlileri, ressam Titorelli ve farklı bürokratik figürler. Ancak bu kişiler ona net bir yol göstermez; aksine, sistemin ne kadar ulaşılamaz ve umutsuz olduğunu hissettirir. Mahkeme süreçleri mantıksızdır, kararlar belirsizdir ve birey kendini savunamaz. Zamanla Josef K. suçsuzluğunu kanıtlama çabasından çok, davanın yarattığı baskı ve suçluluk duygusuyla ezilir. Romanın sonunda, bir yıl sonra, iki görevli tarafından şehir dışına götürülür ve hiçbir açıklama yapılmadan idam edilir. Josef K. ölürken bile neden suçlu bulunduğunu öğrenemez. Adalet her zaman adil değildir.Güç ve bürokrasi, bireyin hakkını aramasını engelleyebilir. Sorgulanmayan otorite insanı ezer. Körü körüne kabul edilen sistemler bireyi suçlu hissettirebilir. Suçluluk duygusu bazen dışarıdan değil, içeriden gelir. İnsan, neyle suçlandığını bilmeden bile kendini suçlu hissedebilir. Birey sistem karşısında yalnızdır. Destek arayan Josef K., her seferinde daha fazla çıkmaza sürüklenir. İnsanın düşüncelerini zorlayan bir eser fakat günümüz de de bunları hala yaşamıyor muyuz?
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
10/10
·224 syf.··
2024 13. kitabı
DAVA / FRANZ KAFKA Franz Kafka 'dan daha önce dönüşüm kitabını okumuştum. Dünya'da belki de en çok konuşulan, kafkaesk kavramının ortaya çıkmasını sağlayan bir yazar olması kitaplarını her daim merak etmeme sebep oluyordu. Kafka'nın tarzı, dili, eserlerinde değindiği konular, herkesin farklı anlamlar çıkardığı eserlere sahip olması, hayatı ve kişiliğinin bilinmezliklerle dolu, karanlık yanları beni yazara karşı hep eserlerini okuma konusunda korkutmuştur. Dilinin ve kitaplarının genelde ağır olduğunu çok söyleyeni duymuştum. Dönüşüm eserini okumadan önce de çok çekiniyordum ama okuduktan sonra dilinin ağır olduğunu düşünmedim. Bence kafkanın dili değil düşünceleri ağır. Yazdıkları, anlatmak istedikleri o kadar farklı olmasa bile onları anlatış yolu çok çok farklı. O kadar farklı ki bence yeni bir kavram yaratılmayı hakediyor. Gerçekten derin anlamlar içeren bir eserdi. Okuduğum basım biraz eskiydi bu yüzden çevirisinden ve basımından memnun kalmadım bu da okuyuş hızımı düşürdü ama yine de yavaş yavaş sindirerek okumak da iyi oldu. Anlam çıkaramadığım daha bir sürü söz, yazı oluğuna eminim eserde çünkü binlerce yöne gidebilecek olaylar ve karakterler vardı. Kesinlikle ölmeden öce okunması gereken bir kitap. Dönüşümü daha çok beğenmiştim ve o daha akıcı gelmişti ama dava da güzeldi. Kolay bir oturuşta okunacak bir kitap değil akıcı gibi de olsa içerdiği anlamlardan dolayı ve boş kafayla okunması gereken bir eser. Keyifli okumalar dilerim
1000Kitap
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma

Yazar Hakkında

Franz KafkaYazar · 138 kitap
Yahudi bir tüccar aileden gelen, Almancaya da hâkim olan bir yazardı. Kafka'nın en önemli eserlerini, üç romanının (Dava, Şato ve Kayıp) yanı sıra; ortaya koyduğu birçok hikâyeleri oluşturuyor. Kafka'nın eserlerinin büyük bölümü ancak Kafka'nın ölümünden sonra meslektaşı ve yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlandı ve bu eserler 20. yüzyılda dünya edebiyatında kalıcı bir etki bıraktı. 1883 yılında Prag'da doğdu. Taşralı Çek proletaryasından gelip zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile zengin ve aydın bir Alman Yahudi'si annenin çocuğu olan Franz Kafka'nın, içedönük ve huzursuz kişiliğini büyük ölçüde annesine borçlu olduğu söylenir. Ailenin en büyük çocuğu olan Kafka'nın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kız kardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise Nazi Almanyası'nın organize ettiği Yahudi katliamı Holocaust'da hayatlarını kaybettiler. Kafka, çeşitli ailevi ve toplumsal sebepler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü. Ailesinin Prag'daki Alman toplumuyla kaynaşma çabaları sonucunda Alman okullarında okudu. 1893 yılında öğrenim görmeye başladığı Avusturya Lisesi, yalnızlığını ve kendi içine kapanmasında büyük etken oldu. Çek kökenli bir aileden geldiği halde Almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir Çek sayılmayan Kafka'yı, Almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler. Ufak yaşlarda da Çekçe konuşan Kafka gittiği Alman okullarının da etkisiyle Almancada ustalaştı. 1901 yılında Altstädter Gymnasium lisesini bitirdikten sonra Prag'daki Karl Ferdinand Üniversitesi'nin Hukuk Fakültesi'ne girdi. Buradaki eğitimi sırasında Alman edebiyatı derslerini takip etmeye başladı. Öğrenciliği sırasında Yiddiş tiyatro çalışmalarında yer aldı ve bu çalışmalara destek verdi. Kafka ilk eseri olan 'Bir Savaşın Tasviri' adlı öyküsünü bu dönemde yazdı. 1902 yılında Max Brod'la tanıştı. Max Brod, Kafka'nın yaşamında önemli rol oynayan isimlerden biri olacaktı. 1906 yılında hukuk öğrenimini doktora ile tamamladı ve bir yıl süren avukatlık stajını yaptı. 1907'de Sigorta Şirketi'nde memur olarak çalışmaya başladı. Gündüzleri sigorta şirketinde sürdürdüğü çalışma hayatının yanı sıra geceleri ölümden bile daha derin bir uykuya benzettiği yazma işine yoğunlaşıyordu. Aynı yıl 'Taşrada Düğün Hazırlıkları' adlı öyküsünü kaleme aldı. 1912 yılında nişanlısı Felice Bauer'le tanıştı. Onunla ilişkisini, üç kez ayrılıp yeniden nişanlanarak, 1919'a kadar sürdürdü. Evlenmemesine neden olarak hastalığını gösteriyordu. Oysa güncesinde evliliği bir burjuva bağı olanak nitelendirmiş ve edebiyat hayatını sürdürebilmesi için yalnızlığa ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. Nişanlısıyla bu ilişkisinden geriye beş yüzün üzerinde mektup kalmıştır. Bunlar, Kafka'nın ölümünden çok sonra 1967'de 'Felice'ye Mektuplar' adıyla yayınlandı. 1917'de Kafka, verem olduğunu öğrendi. 1919 yılında geçirdiği ağır gripten dolayı hastaneye kaldırıldı. 1920 yılında Milena Jesenska ile tanıştı. Mektuplaştığı dört kadın arasında en ciddi ve önemli olan Milena Jesenska'ydi. Milena'yla mektuplaşmaları önce bir arkadaşlık gibi başladı, daha sonra tutkulu bir aşka dönüştü. Fakat Milena evli olduğundan bu mutsuz ve imkânsız ask Kafka'yı derin acılara sürükledi. Mektuplaştıkları üç yıl boyunca sadece iki üç kez görüşebildiler ve bu görüşmeler Kafka'yı üzmekten başka bir işe yaramadı, yine de onun yaratıcılığını olumlu yönde etkilediği rahatlıkla söylenebilir. Daha sonraları edebiyat tarihinin güzide eserlerinden biri sayılacak olan "Milena'ya Mektupları”nda Kafka şöyle dile getirir durumunu; "En çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki..." Milena bu mektupları 1939 yılında yayınlaması için yakın arkadaşı Willy Haas'a verdi ve kendisi 17 Mayıs 1944'te Almanya'da toplama kampında öldü. 1922'de emekli oldu, maddi durumu kötüydü ve sağlığı gittikçe bozuluyordu. 1923`de ailesinin etkisinden kaçmak ve yazmaya yoğunlaşmak için Berlin'e taşındı, orada da Dora Dymant adında bir sevgilisi oldu. Dora, Milena`dan daha şanslıydı Nazi Almanya'sına direndi ve 1952`de Londra'da öldü. 1924 yılı 3 Haziran gecesi, 1917 senesinde kaldırıldığı Viyana yakınlarındaki Keirling sanatoryumunda hayata gözlerini yumdu. Kafka'nın eserlerinin hepsinde görülen yabancılaşma olgusu, onun kendi yaşamında da belirgin bir biçimde izlenir. Ona göre ne kadar küçük ve basit bir yaşamı olursa o kadar mutlu ve sorunsuz olacaktır. Nazilerin Çekoslovakya'yı işgali sırasında Kafka ile ilgili birçok belge yok edildi. 20 yıl süren dostluklarının sonunda Kafka bütün yazdıklarını ölümünden sonra yakması için Max Brod'a vermişti. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Tabii Max onunla ayni fikirde değildi ve Kafka'nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı. Yaşamının ve yapıtlarının ortak yani, Camus'nün dediği gibi, "Her şeyi göstermek ve hiçbir şeyi teyit etmemektir". Çünkü yaşamayı bir savaş, ama önceden yitirilmiş bir savaş olarak görür. Çünkü bir insan olarak yaşamak ve doğru yolda ilerlemek hemen hemen olanaksızdır.