7,9/10  (554 Oy) · 
1.820 okunma  · 
443 beğeni  · 
11.503 gösterim
Franz Kafka'nın Dava adlı romanının bu çevirisi, yazarın Oxford Metinleri diye adlandırılan el yazıları üzerinde Amerikalı ve Alman uzman-ların yaptıkları son çalışmalarla oluşturulan metinden yapıldı.

Dava, Korku Çağı diye adlandırılan 20. yüzyılda insanoğlunun artık neredeyse kurtulunması olanaksız bir yazgıya dönüşen kuşatılmış yaşamının öyküsüdür.

Bu çağa korku egemendir, çünkü insan, hemcinsleriyle insanca bir dil aracılığıyla iletişim kurabilme, böyle bir dille insanca tepkiler uyandırabilme olanağından yoksun kalmıştır. 
Albert Camus'nün deyişiyle, bu olanağın bulunmadığı bir çağ artık ancak "Korku Çağı" diye adlandırılabilir.

Kafka'nın Dava'da betimlediği yargılama süreci, böyle bir çağın en güçlü simgelerinden biridir ve onun eseri, insan insanın korkusu olarak kaldığı sürece, güncelliğini hiç yitirmeyecektir.
Oğuz Aktürk 
18 Şub 00:48 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Paranoyaklık üst seviyede! Geliyor birileri sabah hiçbir şey yokken kapınızı çalıyor. Aa yoksa siz ayakkabı aldınız da kargonuzun geldiğini falan mı sandınız? Yok öyle bir dünya. Karşınızda hiç de önceden görmediğiniz hatta mahallenizde bile görmediğiniz adamlar. Ne yapabilirsiniz ki? Dilenciye bile kapını açmazsın. Bu adamlara niye açma isteği duyarsın ki? İşte senin davan bu. Senin davan burada başlıyor. O adamlar senin nefsin ve sen o kapıyı açana kadar da orada duracaklar. Sen ne kadar o adamları ve davanı düşünürsen o kadar bu davanın içine gireceksin ve çıkamayacaksın. Ne kadar da Truman Show'vari bir dünya değil mi ama!

Dava size nasıl kaçacağınızı öğretmez. Kaçamazsınız da zaten. O merak dürtüsü yok mu o merak dürtüsü. Sizi yiyip bitirir. Bir bakarsınız sizden yukarıda olan insanların odasından çıkarken onların size karşı öksürdüğünü ve size yukarıdan baktığını görürsünüz. Budur sizin davanız, neden o insanlar yukarıdayken ben aşağıdayım diye kafanızı yiyip bitirirsiniz. Sen o kafayı yiyip bitirene kadar davan da seni bekler oralarda bir yerde. Aslında dava da hem her zaman vardır hem de hiçbir zaman yoktur. İsteyen ve onla tanışmak için can atan kimseler için bu böyle değil midir zaten? Kapına kargo gelmesini beklerken böyle adamların gelmesini nasıl açıklayabilirdin ki annene? Normal bir gün olacağını sanıp camış gibi koltuğunda yatıp Whatsapp'ta arkadaşlarınla grup sohbeti yapacağın yerde senin davanı hatırlatıp sana "Tutuklusunuz, bundan başka bir şey bilmiyoruz." diyecek adamlar olsa senin tepkin ne olurdu sanki?

Dava, sizin davanız efendiler. Bu kitap yazılmasaydı bu davadan habersiz kalacaktık. Zira bu dava hep içimizde, bizi her gün yiyip bitiriyor kapımıza gelmese de.

Mustafa Oner 
31 Oca 11:24 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Naçizane düşünceme göre, Dava, Franz Kafka’nın en önemli eserlerinden birisidir. Bir sabah uyandığınızda kapıda polisler Josef K.’yı tutuklamak için bekliyordur. Bu sıradan, işinden başka bir şeye karışmayan banka memuru Josef K.’nın durduk yere tutuklanması ve sebebini bir türlü öğrenememesi ile alakalı bir eserdir. Kafka’nın Dava eseri, daha önceki incelememde yer verdiğim Amerika (Kayıp) romanından birçok yönden çok farklıdır. Amerika (Kayıp) bir açık hava labirenti gibiyken, Dava ana karakterin içinden çıkamadığı sanki bir kapalı labirenttir. Bu kitapta güç figürü olarak devleti, bürokrasiyi ve anlaşılmaz bir kısıtlamayı yansıtır. Korku Çağı diye adlandırılan 20. yüzyılda insanoğlunun kuşatılmış yaşamının bir hikayesidir. Bu çağa korku egemendir, çünkü insan, hemcinsleriyle insanca bir dil aracılığıyla iletişim kurabilme, böyle bir dille insanca tepkiler uyandırabilme olanağından yoksun kalmıştır.
Dava aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
Josef K. bir sabah uyandığında başında bekleyen birkaç kişi görür ve bu beylerden tutuklandığını öğrenir. Israrla tutuklanma nedenini onlardan öğrenmeye çalışsa da, bu adamlar K.’ya hiçbir bilgi vermemektedir. Suç işlemediğinden emin olan Josef K. ne yapacağını bilemez durumdadır. Önce, kendi evinde birkaç saat esir edilip sonrasında adamların evden gitmesiyle şimdilik serbest bırakıldığını öğrenir. Bu saçma işe bir türlü anlam veremez. Kendisi aynı zamanda bulunduğu bölgenin önemli bankalarından birinde üst düzey bir görevde çalışmaktadır.
Kendi davası hakkında çevre adliyelere gider, yetkili kişilerden bilgi almaya çalışır fakat hiçbiri bunun mümkün olmadığını, kendisine bir şey söyleyemeyeceklerini bildirir. Aynı zamanda, garip bir şekilde bölgede yaşayan hemen hemen herkesin, Josef K. adına açılmış bu davadan haberi vardır. Oysa Josef K, bu durumdan rahatsız olduğu için elinde olsa kimsenin haberdar olmasını istemez. Özellikle bankada kendisiyle yarışan müdür yardımcısının…
Bu haber, kendisinden çok uzakta yaşayan amcasının kulağına bile gitmiştir. Ertesi gün hemen K.’nın yaşadığı yere gelen amcası, kendisini iyice azarlar. Josef, her ne kadar suçsuz olduğunu anlatmaya çalışsa da amcası doğal olarak ilk başta buna inanmaz. Ama sonunda Josef’in yoğun ısrarları üzerine ona inanmak zorunda kalır ve Josef’in bu zamana kadar akıl edemediği hatta gerek bile olduğunu düşünmediği bir şeyden bahseder: bir avukatın gerekliliği. K.’yı aldığı gibi yıllar önce okul arkadaşı olan ünlü bir avukatın evine götürür. Bu avukatla yıllardır görüşmemişlerdir. Kapıda uzunca bir süre bekledikten sonra avukatın hizmetçisi kapıyı açar ve avukatın hasta olduğunu, görüşme kabul edemeyeceğini söyler. K.’nın amcası ısrarla görüşmek istediğinden, kıza kim olduğunu avukata bildirmesini ister ve sonra da içeri alınır. Avukat çok hastadır, odasında yatmaktadır. Avukat, ilk zaman Josef’i göremese de sonradan fark etmiştir. Amcası, davadan bahsederken Josef de bir sandalyede konuşulanları dinlermiş gibi sandalyede oturmaktadır. Oysa aklında kapıyı açan hizmetçi vardır, kızı beğenmiştir. Konuşma devam ederken mutfaktan bir tabak sesi gelir ve Josef, amcasıyla avukata rahatsız olmamalarını ve kendisinin duruma bakacağını söyleyerek odadan çıkar. Elbette ki bu bahanedir ve tahmin edildiği üzere, Josef hizmetçi kızın yanına gitmiştir. Kızla uzunca bir süre flört ettikten sonra amcasının evden çıktığını duyup yanına gittiğinde kendisinden azar yemiştir. Amcası ona yardımcı olmaya çalışırken, o ise avukatın hizmetçisiyle düşüp kalktığı için amcası ona çok kızmıştır ama iyi bir sonuç olarak bu avukattan dava süresince Josef’e yardımcı olma sözü almıştır.
Aradan uzun zaman geçmiştir. Josef K. hala neden kendisi adına dava açıldığını bilmemektedir ve öğrenmek için çeşitli girişimlerde bulunmaktadır fakat hiçbiri olumlu sonuç vermemektedir. Bu süreç içinde birkaç kez avukat ile görüşen Josef, davanın sebebini öğrenemediği için avukatına da sinirlidir. Bir gün dayanamaz ve dava adına hiçbir şey yapmayan bu avukatının evine gider. Kapıyı paspal kıyafetli bir adamın açması üzerine çok şaşırır. İçeri girdiğinde bu adamın, avukatın müvekkillerinden biri olduğunu ve o evde kaldığını öğrenir. Bu zamana kadar avukatın hizmetçisi Leni’nin kendisine sadık kaldığını düşünen Josef, aslında kızın bu paspal adamla da bir ilişkisi olduğunu öğrenir ve zaten sinirliyken daha da sinirlenmiş olur. Bir an önce avukatın odasına girer ve kendisinin avukatı olmasını istemediğini, iş birliklerini artık yok saydığını bildirir. Avukattan beklediği sert tepkiyi almayan Josef durumu biraz garipser. Josef’in bu tavrına rağmen avukat hala ona yardım edebileceğini, yargı mahkemesine dilekçeler yazacağını söyler fakat Josef duruma hiç yanaşmaz ve evden çıkar.
31. yaş gününe girdiği gece evinin kapısını silindir şapkalı iki adam çalar. Josef bu adamları tanımıyordur fakat buna rağmen kendisini dışarı çağırıp gezinme tekliflerini hiç karşı çıkmadan kabul eder. Birlikte kol kola girip birkaç sokak dolaşırlar ve kent dışına çıktıklarında bu adamlar Josef’i bir taşın üzerine yatırır ve kendisini idam ederler.

İtiraf etmeliyim ki başımı döndüren, biraz zorlayıcı bir eserdi. Buna rağmen bir okuyucu olarak beni kendisinden uzaklaştıramadı. Aksine içinden çıkamayacağımı düşündüğüm betimlemelerle birlikte zihnimde bir şeyler kurguladım. Tabi ki kitap zihnimdeki kurgulara göre ilerlemedi. Bundan şikayetçi de sayılmam. :)

Yaren Sıla Koç 
17 Şub 22:22 · Kitabı okudu · 116 günde · 6/10 puan

Benim için okuması güç bir kitaptı. Çoğu kez yarım bırakmayı düşündüm ama hiçbir zaman bu düşüncemi gerçekleştirmedim. Benden size tavsiye: Kitabı uzun aralıklarla sindire sindire okumayın! Okuyabildiğiniz kadar kısa sürede bitirin. Çünkü ne kadar uzarsa o kadar sıkıcı olabiliyor. İlerleyen zamanlarda bir kez daha okumayı düşünüyorum. Ancak Kafka'nın diğer eserleri kadar beğendiğimi söyleyemeyeceğim.

Nurhan Işkın 
21 Nis 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Bir sabah uyandığında evinde davetsiz misafirler ile karşılaşan Josef K, hakkında açılan bir dava olduğunu öğrenmekle beraber tutuklu olmamasına da şaşırır...

Eser Josef K'nın kendi hakkında açılan davanın ne olduğunu bilmemesine rağmen öncelikle olayı pek ciddiye almasa da herkes ona açılan bir dava olduğunu öğrenince ruh sağlığı da bozulmaya başlar. Neyi, nerede ne zaman yapacağını bilmez hale gelir. Tanıştığı herkes görünürde ona yardım etmeye çalışır. Avukatı, banka müdürü, avukatın bakıcısı, amcası ve katedralin rahibi...

Josef K ise ne kadar uğraşsa da kendine açılan davanın içeriğine ulaşamamaktadır...

Bürokrasi ve adaleti sorgulayan, hukuk sistemini atıfta bulunan bu eseri okurken Kafka'nın yazım dilinin ağır ama merak uyandıran yanını son sayfaya kadar hissedeceksiniz...

Her sayfasında dava ne acaba diye okuyacağınız bir eser...

Hasan KILIÇ 
05 May 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

SPOİLER İÇERİR...

Öncelikle edebi yönden eleştireyim kitabı. Dili biraz ağır olmuş. Çeviridenmi kaynaklı bilmiyorum. Ama 4 sayfa süren paragraflar falan var. Bu yüzden biraz dikkat gerektiren bir kitap. Ancak betimlemeler harika. Genelde insan ve kapalı ortam betimlemeleri var ve cidden etkileyici.

Gelelim içeriğe. Aslında kitabın birkaç farklı güzel yönü var;

- Birincisi tipik bir mavi yakalı olan esas kahraman Joseph K. kitabın her bölümünde farklı sınıflardan diyebileceğimiz insanlarla konuşuyor ve bu farklı grupların bakış açılarını görmemizi sağlıyor.

- İkincisi ise bence kitapta aslında dünyanın resmi değil kendi adaleti ele alınıyor. Devamlı birileri tutuklanıyor, birileri birilerini gözlüyor. Bu bana şunu hatırlattı. Yaptığımız her işi gören ve sözleriyle bizleri sanki tutuklayıp hüküm veren insanlarla dolu bir dünyadayız. Yani herkes yargıç, herkes suçlu, herkes gözlemci...

Yorucu ama güzel bir kitap. Tavsiye eden değerli okurlara teşekkür ederim. İyi okumalar...

Adalet sisteminin yozlaşması anlatılıyor. Bu sistem içerisinde yer alan tüm memurların, yargıçların ve dışarıdan bu sisteme bir şekilde dahil olan herkesin rüşvetle iş çevirmeye çalıştığı ve zaten karmaşık olan dava sürecini daha da karmaşık hale getirerek davalıya hayatı olabildiğince zorlaştırdığı anlatılmaya çalışılmış.

Sadık Kocak 
31 Mar 17:01 · Kitabı okudu · 5/10 puan

Değişik bir kitaptı, fazla merakçıl.
Kitabı okurken -net bir şekilde söyleyebilirim ki- sizi bağlayacak, kendini sürükletecek bir durum yok ama gel gör ki kitabı okudukça bırakamıyor, içinizde oluşan merakı gideremiyorsunuz. İşte bu sebepten değişik bir kitaptı dedim..

Uğur Erdoğan 
03 Haz 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Kafka'nın dönüşüm adlı eserini okuduktan sonra merak ettiğim bir kitap.Kahramanın ilk başta karşılaştığı olaylar hakkında hiçbir bilgisi yok.Neden yargılandığının,neden o halde olduğunu bilmiyor.
Korkularımızla yüzleştiren bir kitap.Ayrıca adalet sistemindeki eksiklikleri,yanlışlıkları da gösteriyor.Başlarda sıksa da ilerledikçe kitabı daha rahat okuyorsunuz.

mısra 
20 Nis 2016 · Kitabı okudu · 5 günde

K. bir sabah uyandığında evine gelen bekçiler ona hakkında dava açıldığını ve tutuklandığını söylerler. K. hangi kurum tarafından hangi suçla tutuklandığını bekçilerden öğrenemez zaten onların da bu konuda bilgileri yoktur. K. kötü bir şey yapmamasına rağmen suçlanmaktadır.

Suçsuzluğunu kanıtlamak için uğraş verir. Ancak bu o kadar kolay değildir, bekçiler, avukatlar, mahkeme, yakınındaki kişiler, olaylar gerçekten çok uzaktır, mantık dışıdır. Karşısına çıkan her engelin arkasında başka engeller vardır ve bunlar çok güçlüdür, adaletsizdir, zaafları vardır, görünmezler yukarılarda bir yerlerdedirler, bilgisizdirler. Bunları aşması mümkün olmayınca savaşmaktan vazgeçer.

Sistem içinde var olamaz, son gördüğü pencerelerin birinde yanan ışık ve ellerini açan bir insandır, kurtuluş için küçük de olsa bir umut.

Yazar sanığın gözlerinden hukuk, adalet, bürokrasi, otoriteye ilişkin görüşlerini –bize hiç yabancı gelmeyen- kara mizah yoluyla anlatmıştır.

Satırların altında yatan anlamları çıkarabilmek için yazarın yaşamı hakkında bilgi edinmenin önemli olduğunu düşünüyorum.

Kitaptan 278 Alıntı

Büşra 
06 May 2016 · Kitabı okuyor

Adalet
Bir sürü boş şey arasında adalet kaybolup gidiyor! Ortada hiçbir şey yokken, mahkeme bir suç yaratıyor.

Dava, Franz KafkaDava, Franz Kafka
Rumeysa özaçmak 
02 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Bana yolu gösterin, yoksa yanılabilirim. Öyle çok yol var ki!

Dava, Franz KafkaDava, Franz Kafka
Olivarium 
11 Nis 19:29 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Siz kimsiniz ki? Anlam arıyorken anlamsızlığın âlâsını yapıyorsunuz."

Dava, Franz KafkaDava, Franz Kafka
DusuncesizDusunce 
15 Oca 00:28 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Yalnızca aptal oldukları için bu denli kendilerinden emin konuşabiliyorlar.

Dava, Franz KafkaDava, Franz Kafka

"En üst düzey bir yargıç bile üstlenmiş olduğu bir davada meydana çıkan yozlaşmanın önüne geçemez."

Dava, Franz Kafka (Sayfa 57 - Marina)Dava, Franz Kafka (Sayfa 57 - Marina)

Beni bekleyen tehlikelerden söz etmeyin artık. Tehlikeden ancak kendim istersem korkarım.

Dava, Franz Kafka (Sayfa 72 - Venedik Yayınları)Dava, Franz Kafka (Sayfa 72 - Venedik Yayınları)

“İnsan bu dünyada otuz yıl yaşamışsa eğer ve benim gibi hep yalnız başına savaşmak zorunda kalmışsa, o zaman beklenmeyen olaylara karşı bağışıklık kazanıyor ve bunlar yüzünden çok sarsılmıyor… Yalnız insanlar hep alışıktır beklenmeyen olaylara”

Dava, Franz KafkaDava, Franz Kafka
28 /

Kitapla ilgili 5 Haber

Kafka savaşını İsrail Ulusal Kütüphanesi kazandı
Kafka savaşını İsrail Ulusal Kütüphanesi kazandı Yaklaşık 8 yıldır İsrail Ulusal Kütüphanesi ile Hoffe ailesi arasında süren "Kafka belgeleri" üzerine yasal savaştan Ulusal Kütüphane galip çıktı.
Can Yayınları Minikitap Serisine 5 Yeni Kitap Eklendi...!
Can Yayınları Minikitap Serisine 5 Yeni Kitap Eklendi...! Can Yayınları Minikitap Serisi yeni eklenen kitaplarla büyümeye devam ediyor. Şeker Portakalı, Dava, Simyacı, İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Zorba ve 1984 eserleriyle toplam 6 kitap ile başlangıç yapan seri yeni eklenen 5 Minikitap; Hayvan Çiftliği, Aldatmak, Genç Werther'in Acıları, Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, Lüsyen Tarihe Gizlenmiş Bir Aşkın Hikâyesi ile birlikte 11 kitaba yükselmiş oluyor.
Farkında Mısınız? Sabahattin Ali 1948'de Öldü
Farkında Mısınız? Sabahattin Ali 1948'de Öldü Son yıllarda Muhteşem Gatsby, Dublinliler ya da Satranç'ın farklı yayınevleri tarafından basılan çevirilerini gördük. 2015 yılında ondan fazla yayınevi Gulyabani bastı, sayısız Küçük Prens baskısı gördük. 2016'da muhtemelen çok sayıda yayınevi Aşk-ı Memnu basacak. Ama asıl fırtına için biraz daha beklememiz gerekecek. 70 yıllık telif süresi Sabahattin Ali'nin eserleri için 2018 sonunda, George Orwell'ın eserleri için 2020 sonunda dolacak.
Can Yayınları’ndan yeni bir yayın formatı: Minikitap
Can Yayınları’ndan yeni bir yayın formatı: Minikitap Yaratıcı baskı formatları açısından farklılıklara alışkın olmayan yayıncılık sektöründe, son yılların belki de en etkili tartışması “Basılı kitap mı, e-kitap mı?” başlığını taşıyordu. Kitap kokusunu sevenlerle teknoloji çağına doğanları karşı karşıya getiren bu başlığa eklenebilecek üçüncü seçenek Can Yayınları’ndan geldi: Minikitap.