8,0/10  (1.172 Oy) · 
3.936 okunma  · 
1.113 beğeni  · 
25.970 gösterim
Franz Kafka'nın Dava adlı romanının bu çevirisi, yazarın Oxford Metinleri diye adlandırılan el yazıları üzerinde Amerikalı ve Alman uzman-ların yaptıkları son çalışmalarla oluşturulan metinden yapıldı.

Dava, Korku Çağı diye adlandırılan 20. yüzyılda insanoğlunun artık neredeyse kurtulunması olanaksız bir yazgıya dönüşen kuşatılmış yaşamının öyküsüdür.

Bu çağa korku egemendir, çünkü insan, hemcinsleriyle insanca bir dil aracılığıyla iletişim kurabilme, böyle bir dille insanca tepkiler uyandırabilme olanağından yoksun kalmıştır. 
Albert Camus'nün deyişiyle, bu olanağın bulunmadığı bir çağ artık ancak "Korku Çağı" diye adlandırılabilir.

Kafka'nın Dava'da betimlediği yargılama süreci, böyle bir çağın en güçlü simgelerinden biridir ve onun eseri, insan insanın korkusu olarak kaldığı sürece, güncelliğini hiç yitirmeyecektir.
Oğuz Aktürk 
18 Şub 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Paranoyaklık üst seviyede! Geliyor birileri sabah hiçbir şey yokken kapınızı çalıyor. Aa yoksa siz ayakkabı aldınız da kargonuzun geldiğini falan mı sandınız? Yok öyle bir dünya. Karşınızda hiç de önceden görmediğiniz hatta mahallenizde bile görmediğiniz adamlar. Ne yapabilirsiniz ki? Dilenciye bile kapını açmazsın. Bu adamlara niye açma isteği duyarsın ki? İşte senin davan bu. Senin davan burada başlıyor. O adamlar senin nefsin ve sen o kapıyı açana kadar da orada duracaklar. Sen ne kadar o adamları ve davanı düşünürsen o kadar bu davanın içine gireceksin ve çıkamayacaksın. Ne kadar da Truman Show'vari bir dünya değil mi ama!

Dava size nasıl kaçacağınızı öğretmez. Kaçamazsınız da zaten. O merak dürtüsü yok mu o merak dürtüsü. Sizi yiyip bitirir. Bir bakarsınız sizden yukarıda olan insanların odasından çıkarken onların size karşı öksürdüğünü ve size yukarıdan baktığını görürsünüz. Budur sizin davanız, neden o insanlar yukarıdayken ben aşağıdayım diye kafanızı yiyip bitirirsiniz. Sen o kafayı yiyip bitirene kadar davan da seni bekler oralarda bir yerde. Aslında dava da hem her zaman vardır hem de hiçbir zaman yoktur. İsteyen ve onla tanışmak için can atan kimseler için bu böyle değil midir zaten? Kapına kargo gelmesini beklerken böyle adamların gelmesini nasıl açıklayabilirdin ki annene? Normal bir gün olacağını sanıp camış gibi koltuğunda yatıp Whatsapp'ta arkadaşlarınla grup sohbeti yapacağın yerde senin davanı hatırlatıp sana "Tutuklusunuz, bundan başka bir şey bilmiyoruz." diyecek adamlar olsa senin tepkin ne olurdu sanki?

Dava, sizin davanız efendiler. Bu kitap yazılmasaydı bu davadan habersiz kalacaktık. Zira bu dava hep içimizde, bizi her gün yiyip bitiriyor kapımıza gelmese de.

Sergen Özen 
 31 Eki 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Gregor Samsa’nın bir sabah uyandığında böceğe dönüşmesi gibi aniden olmuştu her şey. Evindeki davetsiz misafirler karamsarlığa ve yabancılaşmaya dönüştürmüştü Joseph K.'yı. Tutuklandığını öğrenmişti, ki zaten toplum içinde tutukluydu ve bunun farkındaydı. Yaşayacakları, tutuklanma öncesinde yaşayacaklarından farklı olmayacaktı. Tek çözüm yolu içine kapatıldığı kafesin farkına varmış olması ve onun dışına çıkabilme çabasıydı.

“Joseph K.’nın kafası karışıyor: Suçlanıyorum ama suçum ne bilmiyorum. Beni neyle itham ediyorlar?
-Sonra durumu fark etmeye başlıyor: Şimdi anlıyorum ki... Benim tutuklanmamın ve bu soruşturmanın arkasında... koca bir teşkilat var. Masum insanları tutuklayarak onlara karşı soruşturma başlatıyorlar.”

Neden tutuklandığını, kendisi hakkında neden dava açıldığını bilmiyordu. Kendisinin bir suç işlemediğinden emin olduğunu ve durumun bir iftira ya da karışıklıktan ibaret olduğundan, çok kaygılanmıyordu ve bir hukuk devletinde yaşadığını vurgulayıp suçunu kabul etmiyordu K.
Suçsuzluğunu avukat tutup, mahkemeye çıkarak, ispatlayabileceğini düşünür Joseph. Yargıcın ve yüksek mahkemenin nerede olduğunu öğrenemez. Kendisine hiçbir bilgi verilmez. Mahkeme salonunu temizleyen kadından, dilekçe yazamayan, işe yaramaz bir avukata kadar çokça kişiden davası için yardım ister. Ama kimse çözüm üretmek bir yana küçük bir fayda bile sağlayamaz. Toplum ise zaten sosyolojik bir çözümleme yapamayacak kadar farkındalık dışı, empati yoksunudur. Joseph K. bütün hayatı boyunca kendini cezasını hayatın içinde tutsak kalarak yaşayacaktır. Küçük dünyasından çıkamayarak zaten bir hapishanededir. Bunun ayrımına varamadığı için cezası ne olacaktır?

İnsanlar, İş yerleri, Mahkemeler, Memurlar, Bürokratlar; üst kesimden bireyin çevresini sarmış olan toplum otoritesi… Adeta avını aramaya çıkmış insan yiyicilerini andırıyor. Kafka’nın distopik romanı çok tanıdık bir hikaye sanki! Bugün Yüzlerce Joseph K. hunharca kalbinden bıçaklanıyor. Suçsuzca. Suçlu olan Joseph’i tutuklayanlar mı yalnızca? Hayır. Asıl suçlu her şeyi bir kenardan izleyen ve hiçbir şey yapmayan bizler, toplumun kendisi. Tek başına bufalo sürüsüne dalıp zayıf olanı yakalayan bir aslanın sert dişleri karşısında bir araya gelmeyen, boynuzlarını kullanmayan ve kaçıp giderek onu ölüme terk eden bufalo sürüsü gibi. Romandaki K.’ya selam veren çamaşırcıdan daha farklı değiliz. K. gibi kurbanlar arasına girmeden bir çözüm yolu bulması gereken bizler Kafka’nın tüm uyarısına rağmen hiçbir şey yapmadan sıramızı bekliyoruz. Öyle değil mi?
Kitaba dair, “Çağdaş insanın, dünyayı kendi içgüdülerinin bir yansıması olarak algılayan yalnızlaşmış insanın dile getirilişi” diye müthiş bir yorumda bulunmuş Albert Camus. Romanın psikolojik çözümlemesi tek cümleye sığdırılsa böyle olurdu sanırım. Dava, bir kerede okunulup anlaşılmayacak kitap raflarına girmeli. Böylesi bir kitap bir okumada anlaşılamaz.
Hepimizin küçük ya da büyük bir davası var, başımızı ağrıtan Kafkavari sebeplerimiz var. Yeter ki kör kitlelere dahil olmayalım ve davamıza sımsıkı sarılalım.
İyi okumalar...

Howl 
31 Oca 20:55 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Otuzuncu yaş gününde ona tutuklu olduğunu bildirmeye gelen gözcülerden biri Franz, ve yatağında olayın absürdlüğünü kavramaya çalışan K. Demek Beautiful Mind yapıyorsun Kafka. Beni zihnin derinliklerine götürecek bu daveti büyük bir zevkle kabul ediyorum.

Yazarın kendi iç çekişmesinin kurmacası ile başlıyor hikaye. Sorsam hepinizin hayatınızdan şikayetçi olduğu bir husus vardır. Peki kaçınız sebebini biliyor tam olarak. Bilseniz eğer çözüm üretirsiniz değil mi?
Ama yok. Hayat çözüm üretilmesi gereken bir sorunu arayış gibi geçip gidiyor. İşte Kafka da kendini tutukluyor bir sabah ansızın. Sebebi ne? Kendisi de bilmiyor ki, görevli Franz ona sebebi söyleyebilsin. Ama tutuklandığı söylense de serbestçe dolaşıyor K. Çünkü her tutukluluk dört duvar arasına kısılmak değildir, o zihninde tutuklu. Dedim ya zihnindeki bu yolculuğu zevkle kabul ediyorum diye. Bakalım bakalım Kafka'nın beyni nasıl bir çıkmazdaymış.

Bu absürd tutuklanma olayından sonra K.'nın hayatı normal akışına devam ediyor. Bu bana ufakken ağladığımda televizyonun kayıtsızca yayına devam etmesini hatırlattı. Dünya sorunlarımıza karşı kayıtsız.
Ve bir vatandaşın özgürlüğünün bir sabah sebep belirtmeksizin aniden kısıtlanabileceği gerçeği ise millet için var olması gereken devlet anlayışının, yerini devlet için var olan millet anlayışına terk ettiği baskıcı dikta rejimlerin doğuracağı sorunlardan biri yalnızca. Yazıldığı zamanı ele alırsak bunun, ince bir ikerigörüşlülük olduğunu söyleyebilirim. Yani bir düzen eleştirisidir aynı zamanda bu eser. Hatta kitabın en can alıcı noktası sayfa 74'te gözden kaçmaya çok müsait şu cümledir; "Hem gitmek istiyor, hem de çıkışın burası olduğunu ona yüz kez söylememize rağmen yerinden kımıldamıyor." Herkes düzenin geldiği noktadan yakınıyor ama kurtuluş yolu apaçık önümüze serilse bile onu terk edemiyoruz. Hayatı kabullenimişizi, sinmişliğimizi bir çırpıda dile getiriyor Kafka.

Peki neden siniyoruz? Sisifos Söyleni'de değinildiği üzere asıl başkalıdırı yaşamaktır. Hayatın absürdlüğünden gelen bu çelişkili ve dolambaçlı olaylar silsilesini kabullenişimiz hayata verilen ortak tepkimiz sanırım. Bu çağın laneti de düşünsel bir esaretin mahkumu olmak galiba. Bu esaret bizi kayıtsız ve umursamaz yapıyor aynı zamanda. Hani ölüm haberleri neden bir sayıdan ibaret, neden tüm kötülüklere göz yumuluyor diye yakınıyoruz ya bazen. İşte hayata olan kabullenişimizden sebep kayıtsızlık ve umursamazlığın bedeli bunlar. Esaretten kurtulmaya çalışan ise kendini bir keşmekeşin içinde buluyor. İşte kitapta bu keşmekeşli yollarda K.'nın kayboluşunun trajedisi.

Bu kitabı her okuyuş ilk okuyuş olacaktır. Nasıl ki beyaz ışık prizmadan geçince farklı renklere ayrılıyorsa, bu kitaptaki her kurmaca her defasında bambaşka bir çağrışım yapacak şekilde dizayn edilmiş. Yaratıcılığın optik değil, kitap illüzyonu gibi. Ve bu kitapta Kafka'nın yakılmasını istediği metinler arasındaymış. Sebebini anlıyorum aslında. Ben de yazdıklarımı kolayca okutamam. Garip bir mahremiyet etiği. Bu onun öz-yaşamına dayanan bir esermiş. Benim gibi kendini akıllı sanan biri onun zihninde dolaştığını iddia edebilir. Böyle ele düşmektense ben de yakılsın isterdim eserlerim. Ama iyi ki Kafka'nın vasiyetine uyulmamış. Üzgünüm Kafka 21. yüzyılda hepimiz biraz benciliz.

Rojhilat Recep As 
26 Eki 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Distopik Kitaplar Serisi Vol 3

Franz Kafka'nın dili gerçekten mükemmel. Sizi resmen kitaba bağımlı hale getiriyor. Karakterlerin fikirlerini tasvir konusunda usta bir kalem gerçekten. Dava o kadar akıcı ve bir o kadarda durağan. Olaylar çok sakin ilerliyor ama kitaba öyle bir dalıyorsunuz ki, ne ara bu kadar okudum demekten kendinizi alamıyorsunuz.

Dava mükemmel distopik bir kitap. Konusu gerçekten çok ilginç. Ana karakterimizin başında bir bela var. Kendisine dava açılıyor. Ama öyle bir dava ki ortada bir suçlama yok. Davalısınız ama suçunuzu size bildirimiyorlar. Ayrıca kendinizi savunmak zorundasınız. Bu savunmanın sonunda kesinlikle aklanmayacaksınız. Yani aklanamazsınız, hukuk sistemi buna izin vermiyor.

Ülkelerin hukuk sistemlerini kendi çıkarları için kullanmalarını, bu hukuk sistemi içinde ahlaksız memurların rüşvet almalarını, ve de yargıya dirsek teması olanların işlerinin nasıl kolaylaştığını, bu hukuk sistemine tabi olanların nasıl afallayıp sisteme boyun eğdiklerini eleştiren mükemmel bir eser. Okunmasını şiddetle tavsiye ederim.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki "Dava" F.Kafka'ya ait okuduğum ilk kitaptı. Ya Kafka okumaya yanlış kitapla başladım, ya da Kafka'yla birbirimize hitap edemedik. Herkes her kitabı okuyamazmış "Dava" sayesinde çok daha iyi anladım.

Kitabı elime her aldığımda 'bu sefer kesin keyif alarak okuyacağım' diyerek başladım ama her seferinde büyük bir hüsranla 15-20 sayfa okuyup bıraktım. Çünkü her defasında inanılmaz yoruldum. Ve nihayet 12 günlük Kafka serüvenim büyük eziyetler sonucu bitti. Böyle bitsin istemezdim ama "Dava" beni benden aldı.

Sayın Kafka severler; hepinizin affına sığınıyorum. Bunları yazmasaydım 12 günlük çilemin bir anlamı olmayacaktı. En azından benim için... Dilerim topa tutulmam. Zira bu çileden sonra hiç hazır değilim. Hepinize saygılar...

Demet Delikanlı 
02 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 4 günde

İtiraf etmeliyim ki başımı döndüren, biraz zorlayıcı bir eserdi. Buna rağmen bir okuyucu olarak beni kendisinden uzaklaştıramadı. Aksine içinden çıkamayacağımı düşündüğüm betimlemelerle birlikte zihnimde bir şeyler kurguladım. Tabi ki kitap zihnimdeki kurgulara göre ilerlemedi. Bundan şikayetçi de sayılmam. :)

DUA 
 06 Tem 2017 · Kitabı okudu

Spoiler içeriyor.

Oblomov gibi bu kitabın baş kahramanıda 30 yaşlarında bir erkektir. Bankacıdır. Kimselere zararı dokunmayan çok iyi bir insandır.

Bir gün evine polisler gelir ve tutuklanır. Ne gibi bir suç işlediği veya kanunun hangi maddesine göre tutuklandığı kendisine hiçbir zaman söylenmez. Karşılaştığı herkes onun suçlu olduğunu kabul eder.

Romanda baş kahramanın kendisinin suçlu olmadığını ıspatlamak, en azından işlediği söylenilen suçun ne oldugunu bulmaya çalışması içinde bulunduğu çaresizliği anlatmaktadır.

Mustafa KUVA 
 14 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Dava çoğu kişi tarafından somut olmaktan çıkarılmış ve içsel bir çatışmanın olduğu savunulmuş.Ancak Kafka Hukuk okumuş biri ve sigorta şirketinde bir memur.Eğer herhangi bir memurun yaşamına ya da hizmet ettiği kurumun işleyişine daha da basit olarak bizlerin belli bir sistem çerçevesinde adımlarımız daha önce belirlenerek yönlendirildiğimiz gerçeğine bakacak olursak Dava'nın aslında illa anlattıklarından çok daha farklı imgesel olması gerekçesinden vazgeçebiliriz.Bu tarz anlatımlar bakış açıları farklılaşmış kişiler tarafından her yerde açık ve net görülmektedir.Çoğu kişi ise içinde olduğu sistemin bir parçası haline geldiği için-bu doğaldır çünkü sisteme uyum sağlamayan sistem tarafından dışlanacaktır- olanın gözler önüne serilmesi kabul edilemez görünüyor ve altında mutlaka soyut bir şeyler aranıyor.Ancak Kafka bu eserde tamamen yozlaşmış aslında artık varlığı çokta bir anlam ifade etmeyen hatta onu var eden üst düzey yöneticilerin bile yalnızca Mahkemeye hizmet eden çarklar haline geldiğini Mahkemenin ise artık yaşayan ve içindeki her şeyin anlamsız da olsa Mahkemenin yaşaması için hizmet ettiği bir yapıya dönüştüğünü anlatıyor.Tıpkı bizlerinde çoğu şeyi anlamsız bulsakta kendi varlığımızı yani sistemin işlerliğini devam ettirebilmek adına bir çok sınava girmemiz bir çok anlamsız prosedürü yerine getirmemiz ya da çoğu hareketimizi sadece başkalarının beklentileri doğrultusunda yerine getirmemiz gibi.Bu eser anlamayacak biri için oldukça şizofrenik ya da kurgusal görünebilir ancak gerçekleri kabullenmeyi başaran biri bu eserde yaşam alanına hatta en basit bir hareketine nasıl yön verildiğini aslında yaşamın neye hizmet eder olduğunu görecektir.İçeriğe gelecek olursak eğer kısaca şöyledir:
Bir Hukukçu'nun 'Dava'sından sıradan beyinler elde tutulan somut bir dosya beklemektedir.Fakat bu sıradan bir dava değildir.Çok önemli bir davadır.K ise bunu o kadarda ciddiye almak istemiyordur.Fakat herkesin ortak tek kanısı bu davanın onun düşündüğü kadar basit olmadığı aksine çok önemli bir dava olduğudur.Bu davayı bu kadar mühim yapan ise kimsenin bu davanın içeriğini sanığın neden suçlandığını bilmiyor olması ve K'nın bu hakikatin yani Dava'sının peşine düşmüş olması.İnsanın bir sanık olduktan sonraki ruh hali değişiklikleri gayet güzel bir şekilde her sayfaya işlenmiş.Sonunda ise K 31. yaş gününün gecesinde mahkemenin görevlendirdiği iki kişi tarafından evinden alınıp tenha bir yerde kafası kesilerek öldürülecektir-K bunu bile arzulayacaktır çünkü onlara itiraz etmeyip işlerini kolaylaştıracaktır-Çünkü sisteme itiraz etmiştir.Varlığını koruyan Bürokrasinin varlığı için bir tehdit unsuru haline gelmiştir.Bu nedenle Dava'sı sonuçlanmış sistemden ayıklanarak ölüm cezasına çarptırılmıştır.Tıpkı hastalıklı bir hücrenin vücut tarafından yok edilmesi gibi.(Bu kitabı okuyan kişilerin İncelemem hakkındaki görüşlerini ya da farklı görüşlerini benimle de paylaşmalarını rica ediyorum.)

Mustafa Oner 
31 Oca 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Naçizane düşünceme göre, Dava, Franz Kafka’nın en önemli eserlerinden birisidir. Bir sabah uyandığınızda kapıda polisler Josef K.’yı tutuklamak için bekliyordur. Bu sıradan, işinden başka bir şeye karışmayan banka memuru Josef K.’nın durduk yere tutuklanması ve sebebini bir türlü öğrenememesi ile alakalı bir eserdir. Kafka’nın Dava eseri, daha önceki incelememde yer verdiğim Amerika (Kayıp) romanından birçok yönden çok farklıdır. Amerika (Kayıp) bir açık hava labirenti gibiyken, Dava ana karakterin içinden çıkamadığı sanki bir kapalı labirenttir. Bu kitapta güç figürü olarak devleti, bürokrasiyi ve anlaşılmaz bir kısıtlamayı yansıtır. Korku Çağı diye adlandırılan 20. yüzyılda insanoğlunun kuşatılmış yaşamının bir hikayesidir. Bu çağa korku egemendir, çünkü insan, hemcinsleriyle insanca bir dil aracılığıyla iletişim kurabilme, böyle bir dille insanca tepkiler uyandırabilme olanağından yoksun kalmıştır.
Dava aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
Josef K. bir sabah uyandığında başında bekleyen birkaç kişi görür ve bu beylerden tutuklandığını öğrenir. Israrla tutuklanma nedenini onlardan öğrenmeye çalışsa da, bu adamlar K.’ya hiçbir bilgi vermemektedir. Suç işlemediğinden emin olan Josef K. ne yapacağını bilemez durumdadır. Önce, kendi evinde birkaç saat esir edilip sonrasında adamların evden gitmesiyle şimdilik serbest bırakıldığını öğrenir. Bu saçma işe bir türlü anlam veremez. Kendisi aynı zamanda bulunduğu bölgenin önemli bankalarından birinde üst düzey bir görevde çalışmaktadır.
Kendi davası hakkında çevre adliyelere gider, yetkili kişilerden bilgi almaya çalışır fakat hiçbiri bunun mümkün olmadığını, kendisine bir şey söyleyemeyeceklerini bildirir. Aynı zamanda, garip bir şekilde bölgede yaşayan hemen hemen herkesin, Josef K. adına açılmış bu davadan haberi vardır. Oysa Josef K, bu durumdan rahatsız olduğu için elinde olsa kimsenin haberdar olmasını istemez. Özellikle bankada kendisiyle yarışan müdür yardımcısının…
Bu haber, kendisinden çok uzakta yaşayan amcasının kulağına bile gitmiştir. Ertesi gün hemen K.’nın yaşadığı yere gelen amcası, kendisini iyice azarlar. Josef, her ne kadar suçsuz olduğunu anlatmaya çalışsa da amcası doğal olarak ilk başta buna inanmaz. Ama sonunda Josef’in yoğun ısrarları üzerine ona inanmak zorunda kalır ve Josef’in bu zamana kadar akıl edemediği hatta gerek bile olduğunu düşünmediği bir şeyden bahseder: bir avukatın gerekliliği. K.’yı aldığı gibi yıllar önce okul arkadaşı olan ünlü bir avukatın evine götürür. Bu avukatla yıllardır görüşmemişlerdir. Kapıda uzunca bir süre bekledikten sonra avukatın hizmetçisi kapıyı açar ve avukatın hasta olduğunu, görüşme kabul edemeyeceğini söyler. K.’nın amcası ısrarla görüşmek istediğinden, kıza kim olduğunu avukata bildirmesini ister ve sonra da içeri alınır. Avukat çok hastadır, odasında yatmaktadır. Avukat, ilk zaman Josef’i göremese de sonradan fark etmiştir. Amcası, davadan bahsederken Josef de bir sandalyede konuşulanları dinlermiş gibi sandalyede oturmaktadır. Oysa aklında kapıyı açan hizmetçi vardır, kızı beğenmiştir. Konuşma devam ederken mutfaktan bir tabak sesi gelir ve Josef, amcasıyla avukata rahatsız olmamalarını ve kendisinin duruma bakacağını söyleyerek odadan çıkar. Elbette ki bu bahanedir ve tahmin edildiği üzere, Josef hizmetçi kızın yanına gitmiştir. Kızla uzunca bir süre flört ettikten sonra amcasının evden çıktığını duyup yanına gittiğinde kendisinden azar yemiştir. Amcası ona yardımcı olmaya çalışırken, o ise avukatın hizmetçisiyle düşüp kalktığı için amcası ona çok kızmıştır ama iyi bir sonuç olarak bu avukattan dava süresince Josef’e yardımcı olma sözü almıştır.
Aradan uzun zaman geçmiştir. Josef K. hala neden kendisi adına dava açıldığını bilmemektedir ve öğrenmek için çeşitli girişimlerde bulunmaktadır fakat hiçbiri olumlu sonuç vermemektedir. Bu süreç içinde birkaç kez avukat ile görüşen Josef, davanın sebebini öğrenemediği için avukatına da sinirlidir. Bir gün dayanamaz ve dava adına hiçbir şey yapmayan bu avukatının evine gider. Kapıyı paspal kıyafetli bir adamın açması üzerine çok şaşırır. İçeri girdiğinde bu adamın, avukatın müvekkillerinden biri olduğunu ve o evde kaldığını öğrenir. Bu zamana kadar avukatın hizmetçisi Leni’nin kendisine sadık kaldığını düşünen Josef, aslında kızın bu paspal adamla da bir ilişkisi olduğunu öğrenir ve zaten sinirliyken daha da sinirlenmiş olur. Bir an önce avukatın odasına girer ve kendisinin avukatı olmasını istemediğini, iş birliklerini artık yok saydığını bildirir. Avukattan beklediği sert tepkiyi almayan Josef durumu biraz garipser. Josef’in bu tavrına rağmen avukat hala ona yardım edebileceğini, yargı mahkemesine dilekçeler yazacağını söyler fakat Josef duruma hiç yanaşmaz ve evden çıkar.
31. yaş gününe girdiği gece evinin kapısını silindir şapkalı iki adam çalar. Josef bu adamları tanımıyordur fakat buna rağmen kendisini dışarı çağırıp gezinme tekliflerini hiç karşı çıkmadan kabul eder. Birlikte kol kola girip birkaç sokak dolaşırlar ve kent dışına çıktıklarında bu adamlar Josef’i bir taşın üzerine yatırır ve kendisini idam ederler.

Güler Bilkay Aygün 
28 Eki 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Ağır ilerleyen ama son sayfasına kadar merak uyandıran bir kitap oldu benim için. Konusuna gelince; Otuz yaşında olup, bir bankada şef olarak çalışan Josef K. bir sabah odasında uyandığında, iki kişi tarafından hakkında açılan bir dava nedeniyle tutuklanır. Tutuklanır ama bu arada işine gidip normal yaşamına devam etmekte ve hakkında açılan davanın konusunu öğrenmeye çalışmaktadır. Bürokrasi ve adalet sisteminin sorgulandığı klasik bir Kafka kitabı.

Kitaptan 634 Alıntı

Büşra 
06 May 2016 · Kitabı okuyor

Adalet
Bir sürü boş şey arasında adalet kaybolup gidiyor! Ortada hiçbir şey yokken, mahkeme bir suç yaratıyor.

Dava, Franz KafkaDava, Franz Kafka
Elfida 
27 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kendime denk biriyle konuşacağım birkaç kelime, bu adamlarla yapacağım upuzun konuşmalardan çok daha aydınlatıcı olacaktır benim için.

Dava, Franz Kafka (Sayfa 12)Dava, Franz Kafka (Sayfa 12)
Olivarium 
11 Nis 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Siz kimsiniz ki? Anlam arıyorken anlamsızlığın âlâsını yapıyorsunuz."

Dava, Franz KafkaDava, Franz Kafka
Rumeysa özaçmak 
02 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Bana yolu gösterin, yoksa yanılabilirim. Öyle çok yol var ki!

Dava, Franz KafkaDava, Franz Kafka
Sergen Özen 
29 Eki 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

İnsanları yanlış mı değerlendirmişti? Konuşmasına çok mu umut bağlamıştı? Konuştuğu süre boyunca gerçek yüzlerini saklamışlardı da, şimdi sıra harekete geldiğinde maskeler düşüyor muydu? Çevresindekiler ne biçim insanlardı!

Dava, Franz Kafka (Sayfa 72 - Maviçatı Yayınları, 2016. Çeviri: Orhan Tekin)Dava, Franz Kafka (Sayfa 72 - Maviçatı Yayınları, 2016. Çeviri: Orhan Tekin)
Howl 
31 Oca 17:25 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Kafka Sahilde Değil, Tripte Sanırım
İnsan her şeyi fırlatmak, eve gidip yatmak ve hiçbir şey duymamak istiyor.

Dava, Franz Kafka (Sayfa 171 - Kırmızı Kedi Yayınları)Dava, Franz Kafka (Sayfa 171 - Kırmızı Kedi Yayınları)

“İnsan bu dünyada otuz yıl yaşamışsa eğer ve benim gibi hep yalnız başına savaşmak zorunda kalmışsa, o zaman beklenmeyen olaylara karşı bağışıklık kazanıyor ve bunlar yüzünden çok sarsılmıyor… Yalnız insanlar hep alışıktır beklenmeyen olaylara”

Dava, Franz KafkaDava, Franz Kafka

Yabancıların fikirlerini düşünmeden benimseme.

Dava, Franz Kafka (Sayfa 243 - Venedik Yayınları)Dava, Franz Kafka (Sayfa 243 - Venedik Yayınları)
64 /

Kitapla ilgili 5 Haber

İşte, Selçuk Orhan’a göre yeniden okunması gereken romanlar!
İşte, Selçuk Orhan’a göre yeniden okunması gereken romanlar! Romanlar yeniden okunmak için yazılır. Bu görüşü destekleyecek pek çok yazar sayılabilir. Örneğin Nabokov, kitaplara bir resme yaklaşır gibi yaklaşmayı öneriyor: “Ancak ikinci, üçüncü ya da dördüncü okumada, bir anlamda, kitabı bir resim gibi görmeye başlarız.” Kundera için romanlar, tıpkı müzik yapıtları gibi defalarca ziyaret edilmek üzere yazılmıştır.
Kafka savaşını İsrail Ulusal Kütüphanesi kazandı
Kafka savaşını İsrail Ulusal Kütüphanesi kazandı Yaklaşık 8 yıldır İsrail Ulusal Kütüphanesi ile Hoffe ailesi arasında süren "Kafka belgeleri" üzerine yasal savaştan Ulusal Kütüphane galip çıktı.
Farkında Mısınız? Sabahattin Ali 1948'de Öldü
Farkında Mısınız? Sabahattin Ali 1948'de Öldü Son yıllarda Muhteşem Gatsby, Dublinliler ya da Satranç'ın farklı yayınevleri tarafından basılan çevirilerini gördük. 2015 yılında ondan fazla yayınevi Gulyabani bastı, sayısız Küçük Prens baskısı gördük. 2016'da muhtemelen çok sayıda yayınevi Aşk-ı Memnu basacak. Ama asıl fırtına için biraz daha beklememiz gerekecek. 70 yıllık telif süresi Sabahattin Ali'nin eserleri için 2018 sonunda, George Orwell'ın eserleri için 2020 sonunda dolacak.
Can Yayınları’ndan yeni bir yayın formatı: Minikitap
Can Yayınları’ndan yeni bir yayın formatı: Minikitap Yaratıcı baskı formatları açısından farklılıklara alışkın olmayan yayıncılık sektöründe, son yılların belki de en etkili tartışması “Basılı kitap mı, e-kitap mı?” başlığını taşıyordu. Kitap kokusunu sevenlerle teknoloji çağına doğanları karşı karşıya getiren bu başlığa eklenebilecek üçüncü seçenek Can Yayınları’ndan geldi: Minikitap.