Şato

7,6/10  (134 Oy) · 
496 okunma  · 
113 beğeni  · 
3.972 gösterim
Kafka Şato`da, tıpkı Dava`da da olduğu gibi şeffaflıktan yoksun, işlemeyen kurumlarla, otorite ve bürokrasiyi hicveder. Esrarengiz bir kont, ona ait bir şato; diktatörce eğilimler gösteren, hiyerarşi içindeki çok sayıda bürokrat… Roman, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu`nun modern ulus devletlere ayrışmasının ertesinde yazıldığından, Kafka geleneksel otoritenin nasıl bir düzene evrileceğini sorguluyor olsa gerektir. Okur, romanın muammalarını çözmek için her türlü karmaşa, ikilem ve belirsizlik arasından yolunu bulmaya çalışacağı "aktif" bir okumaya davetlidir.
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2017
  • Sayfa Sayısı:
    360
  • ISBN:
    9786053322528
  • Orijinal Adı:
    Das Schloss
  • Çeviri:
    Regaip Minareci
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Bayan Okur 
13 Şub 12:15 · Kitabı okudu · 11 günde · 7/10 puan

Merhaba 1000kitap ailem,
Biraz gecikmiş bir inceleme olacak ama doğru cümleleri seçmek için uğraştım. Kitabı okurken de yorulmuştum ama siz kitap dostlarımı yanlış yönlendirmek istemem bu yüzden inceleme yapmakta da zorlandım.

Kitapta Kafka' nın birçok özelliğiyle karşılaşıyoruz. Zekasını konuşturduğu zaten aşikar. Statüko kırıcı Kafka kitabın girişinde sizi karşılıyor ve hoşca bir yolculuktan sonra başka kitapların deryasına gitmek üzere son sayfada sizi uğurluyor.
Kitapta dikkatimi çekenlere gelirsek;
1-Statü sahibi insanların statü sahibi olmak için diğer insanlardan beslendiği,
2-Kitabın ana karakteri olan K.' nın toplumda ötekiliğin simgesi olması,
3-Karakterimiz K.' nın Şato' ya her yaklaşışında Şato' dan daha da uzaklaşması,
4-Ve en önemlisi kitabın sonu yok. ( ki bu başta sinirinizi bozsa da belli bir süre sonra kitaba her son düşünüşünüzde size ayrı bir zevk veriyor.)
Not: Kitap asla zevk için okunabilecek bir kitap değil bence, bir de yeni bir kitaba başlamadan biraz kitaba zaman tanıyın kitap kafanızda bir otursun.
Kitap dolu günler geçirmeniz dileğiyle, KEYİFLİ OKUMALAR. :D

Yasemin A. 
09 Mar 21:59 · Kitabı okudu · 46 günde · 8/10 puan

Kitabı kahramanı K.'nın kafa karışıklığını çok güzel cümlelerle anlatıyor Kafka.
Kafka'nın kitaplarından farklı bir tat alırım her daim. Düzene ve işleyişe haykırışları satırlar arasında gizlidir çoğu zaman. Babaya mektup, Milena'ya mektuplar, Dönüşüm, Dava, Ceza sömürgesi, Açlık Sanatçısı, Akbaba kitaplarında isyanının sesini duyarsınız.
Kafka'yı ya çok seversiniz ya da bir daha okumamak üzere nefret edersiniz. Ortası yoktur.

insan_okur 
01 Ara 2015 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

Merhaba 1K Ailesi.
Öncelikle; kitabın yorumunu yaparken bir kez daha okumuş kadar yoruldum. Emin olun arkadaşlar. Çok zekice kurgu, saatlerce düşünülen cümleler, metaforlar, felsefi düşünceler, vb.. Sizde okurken yorulacaksınız. :-) Hem yorumda, hem kitapta :-)
İliğinize kadar bürokrasiye gömüleceksiniz. En ufak devlet memurundan, en yüksek rütbeye kadar muhteşem ötesi bir betimleme. Üslupla ilgili bir şey yazmayı asla düşünmüyorum. Kafka’yı eleştirmek benim haddime düşmez sanırım. :-)
Yazarın Aforizmalar ve Dönüşüm kitaplarından sonra bu eserini okumak beni Kafka’ya daha fazla yönlendirdi ve sevdirdi. Çok anlamlı ve derin bu kitap okuduğum diğer eserlerine göre daha güzeldi.
Geçelim kitabın içeriğine; Kitapta devletin, bürokrasinin karmaşıklığını, statü sahibi insanın ulaşılmazlığı eleştirmiş yazar. İnsanların bu otoriteye karşı çok derin bir saygı beslediğini, ayrıca hiyerarşik sistemi oluşturan tabakaların birbirlerinden ne derece kopuk olduğunu da anlatmış. Bürokratik çürümüşlüğü, kendine has üslubuyla, daha hikayenin girişinde okuyucunun ruhunu karartarak hop içine alıyor.
Şato metaforu ile ( ulaşılamaz konum ) kendini üst devlet kademesine yükseltmeye çalışıp o uğraşının sonu gelmez imkansızlıklarla geri çevrildiğini konu etmiş yazar.
İnsanın yabancı bir diyarda, çevresine ve kendisine yabancılaşmasını, otorite karşısındaki ezikliğini ve yok oluşunu sembollerle anlatmış.
İnsan ilişkileri ve bürokrasinin insan yaşamını nasıl etkilediğini çok iyi anlaşılacağı bir roman. Toplum yapısının bireyler üzerindeki etkisini gösterdiği , toplumun dışladığı insanlarla yakın ilişkiler kuran ya da toplumun hoş görmediği eylemler içinde bulunan insanların ötekileştirilmesi bir aşk hikayesi ile de anlatılıyor.
Büyük bir eleştiri kitabı. Farkında bile olmadan boyun eğdiğimiz şeyleri bize göstererek bir bakıma da utandırmıyor değil. ( Hele devlet memuru olup da, idarecilerin baskısı karşısında çaresizce bazı şeylere evet dediğimizi )
Bize verdiği en büyük anlam ise Şato’ya giden yolu aramaktan vazgeçmemek, bu yoldaki çabada kişiliğimizden ödün vermemek.
Dil ve anlatım olarak sakin bir zihinle okunmasını tavsiye ederim. Başta dediğim gibi çok ağır bir kitap bence.
Sürpriz :-)) Kitabın sonu yok ! ( Bu yüzden az kızmadım değil )
Güzel bir yayın evinden keyifle okumanızı tavsiye ederim.
İyi Okumalar 1K Ailesi…

Nisa Nur 
 15 Haz 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

-Spoiler-
K. bir köye kadastrocu(yer yazımcı) olarak göreve gelir. Ama uzun bir süre yeni görevli olduğuna kimseyi inandıramaz. K.'nın amacı şatoya çıkıp oradaki görevli memurlardan kendi mesleği ve ne yapacağı konusunda bilgi almaktır fakat bir türlü şatoya ulaşamaz. Hep kurumların ve görevlilerin temsilcileriyle yüz yüze gelir. K.'nın şatoya ulaşmaya çalışmasıyla başlayan kitap, ulaşamamasıyla sona eriyor.
-Spoiler sonu-

Kitap metaforlarla doluydu. Eğer kitabı doğru anladıysam Şato devlet otoritesini, K. da otoriteye karşı çıkan ama başarısız olan bireyleri temsil etmekte. K.'nın şatoya ulaşmasını engellemeye çalışan köylüler ise otorite karşısında sinmiş bireyleri temsil ediyor. İnsanların kendilerini, yaşam ve hayallerini, yaşadıkları toplumun katı kuralları ve düzeni yüzünden gözden çıkarmalarını kitapta çok güzel anlatmış.

Kitaptaki cümleler çok uzundu bu yüzden zor anlaşılıyordu. Anlayamamamın sebeplerinden biride benim okuduğum yayının (nilüfer yayınları) çevirisinin kötü olması ve yazım hatalarının fazla olmasıydı. Edebi değeri ne kadar yüksek olsa da kitabı yarım bırakmamak için çok çabaladım, okurken sıkıldım.

Keyifli okumalar.

Şato, umutla varılmak istenen bir yerin yarım kalmış hikayesiydi bana göre.
Zira, Kafka'nın okunması çok da kolay olmayan bu ilginç romanını bitirmeye ömrü yetmemiş.
Kahramanımız K., atandığı köyde görevinin tam olarak ne olduğunu ve bu görevi ona kimin verdiğini öğrenmek için Şato'ya, yönetime, ulaşmak istiyor kitap boyunca. Sanki her sayfa, Şato 'ya ulaşacak bir merdiven basamağı. O basamakları tırmandıkça Şato uzaklaşıyor, tıpkı biz safaları çevirdikçe kitaptaki hikayeden uzaklaştığımız , başka hikayelere daldığımız gibi...
Ulaşılamayan bir otorite var kitapta tıpkı "Dava" kitabında olduğu gibi.

Bu Şato'nun bulunduğu köyde ise , otorite ile bire bir görüşme fırsatı bulamayan köylüler , yukarıdakilere karşı çıkmanın bedelinin dışlanmak olduğunu bildiği için ,köyün yönetimindeki olumsuzlukları düşünmek, sorgulamak istemiyorlar ve K.ya engel olmaya çalışıyorlar. Bürokrasiden kaynaklanan iletişimsizlik, her kafadan çıkan sesler...
Kitabın kurgusu ise bence takip edilmesi kolay olmayan bir kurguydu. Bol karakterli, davranış sebeplerinin bir yalan bir doğru verildiği bir hikaye... 'Hımm anladım bu karakterin davranış sebebi buymuş aslında ' diyemediğim türden..

Dilek Ateş 
28 Oca 19:47 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kafka'nin o kendine has yorumuyla devlet duzenine bakis acisini yansitmasi bakimindan dava ile benzer yönleri olan bir eseri. Kamu kurumlarindaki eksiklikler aksaklıklar sorunlar gündeme getiriliyor . güzeldi değişikti

Mustafa Oner 
06 Mar 15:11 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Franz Kafka tarafından yazılan Şato, yabancılaşma, bürokrasi, bir adamın sisteme karşı sonu gelmeyen ayakta durma çabası, bazen sistemin içinde yer alma hevesi, bazen sisteme duyulan öfke arasında, erişilemez bir hedef doğrultusunda faydasız ve umutsuzca bir yol arayışını anlatmaktadır. Kimi zaman karanlık kimi zaman gerçek üstü bir içeriğe sahiptir. Romanın kahramanı "K.", bilinmeyen nedenlerden ötürü köyü yöneten gizemli otoritelerin arasına katılmak istemektedir.
Roman aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
K., bir köye kadastrocu olarak atanır. Başta köylüler onun kadastrocu olduğuna inanmasa da, bir şato görevlisinin yardımcısının şatoyu aramasıyla kadastrocu olduğu anlaşılır. Bir hana yerleşir, fakat köylüler yabancılara karşı pek misafirperver değildir. Görevi hakkında bilgi almak için şatoya gitmek istediğinden köylülere şatonun yolunu sorar, şatonun yolunu tarif etseler bile kimse onu şatoya götürmeye yanaşmamaktadır.
Akşama doğru Arthur ve Jeremias adında iki genç çıkagelir. K.'ya onun yardımcıları olduklarını söylerler. K. onları daha önce hiç görmemiş olsa da, sorgulamadan onları hizmetinde çalıştırmayı kabul eder.
Ertesi sabah, Barnabas adında bir ulak K.'ya Klamm adında bir şato beyinden gelen bir mektup getirir. Mektup, K.'nın görevleri hakkındadır. K. Barnabas'tan kendisini şatoya götürmesini ister, birlikte yola çıkarlar fakat Barnabas onu şatoya değil kendi evine götürür. Barnabas'ın ailesiyle tanışan ve biraz tuhaf bulan K., farklı bir hana kalmak üzere gider. Handa beylerden başka kimsenin kalamayacağını öğrenen K., en azından meyhaneye uğrar. Orada çalışan kız Freida'yla tanışır ve ona aşık olur. Freida ise sabah kendine mektup gönderen şato beyi Klamm' ın metresidir. K., Klamm ile konuşabilmek için Freida'dan yararlanmaya çalışır, fakat bir türlü beceremez. İlerleyen zamanda ise Freida ile nişanlanırlar.
Bir gün K. hala görevi hakkında bir şey bilmediğinden köyün muhtarına gider. Muhtar köyde kadastrocuya ihtiyaç olmadığını söyler. Bunun üzerine K. Klamm'dan gelen mektubu çıkarıp muhtara gösterir fakat muhtar mektubun geçerli olmadığını söyleyerek K.'yı gönderir.
Birkaç gün sonra muhtar, K.'ya haber gönderir. Köyün okulunda hizmetli kadrosu boştur ve eğer isterse nişanlısı ile orada çalışabileceklerdir. Bunu kabul eder ve Freida ile beraber okula yerleşir ve işe başlarlar. Fakat bir süre sonra işten ayrılırlar çünkü patronu onlara çok kötü davranmıştır.
Bir gün K. hanın kapısında Klamm'ın kızağını görür. Fakat her yerde aramasına rağmen Klamm'ı bulamaz. Ertesi gün ise K.'yı sorguya çağırırlar. Sorgu sırasında uyuyakalan K. aslında suçunun ne olduğunu, neden sorgulandığını bilmemektedir.
Daha sonra hancının karısı onu yanına çağırır ve hancı kadın K.’ya onun aslında kadastrocu olduğunu söyler. K. da kadına onun da sadece hancı olmadığını, başka işlerin peşinde olduğunu söyler.

Mehmet Kesdal 
23 Eki 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · Puan vermedi

Bitirmekte çok zorlandığım kitaplardan biriydi. Verdiği (veremediği) mesajı, konusunu, ve de kurgusunu anlamakta güçlük çektiğim bir ızdıraptı.Vasiyetine uyulup yakılsaymış,pek bir şey kaybetmezmişiz diye düşünmekteyim.

hüseyin köylü 
05 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Genel olarak Kafka’nın romanlarına
baktığımızda hepsinde birer kabus özü görürüz. Bir sabah yatakta böcek olarak
uyanmak(Dönüşüm),ne için yargılandığını bilmeden(aslında ‘Dava’ romanının özü
de yargılanma için bir neden gerekmediğidir aslında) kasvetli mahkeme
salonlarında ter dökmek ya da yabancı olduğun bir köyde varlığından kesinlikle
emin olduğun bir şatoya bir türlü ulaşamamak. Kafka kabuslarını yazdı belki de
ama eserlerini önemli kılan da bunların hepimizin-modern insanın- ortak
kabusları olmasıydı.

Bu kabus temalarından ‘yargılanma’ Dava ve Şato romanlarını birbirine bağlayan
en önemli unsur olduğunu görürüz. Dava romanında Joseph K. ne için
yargılandığını hiçbir zaman öğrenemez, ölüm cezasına mahkum edildiğinde bile…
Şato romanının genelinde de “sorgulanma” sözü geçer. Hatta sekreterlerden Momus,
romanın bir yerinde ’Şato dinlemez, sorgular.’ der açıkça. Rahatlıkla
söyleyebiliriz ki temelini de Kafka’nın sevdiği yazarlardan Charles Dickens’ ın
‘Kasvetli Ev (Bleak House)’ romanından almakta. ‘Kasvetli Ev’de de olaylar
Chancery Mahkemesinde görülen, başı sonu ve taraflarının bile belirsizleştiği
bir dava etrafında döner. Duruşmaların absürtlüğü, katiplerin, avukatların ve
hakimlerin hal ve davranışları Dava ve ‘Kasvetli Ev’ de benzerlik gösterir.
Dickens’ ın ‘Kasvetli Ev’de yaptığı sistem eleştirisini Kafka soyut düzleme
taşıyarak modern zamanlar eleştirisine dönüştürmüş. Kafka’nın ‘Kasvetli Ev’
romanıyla ilişkisi Dava romanıyla sınırlı değil. Kasvetli Ev’ de nasıl tüm
romana hakim olan sis meteorolojik bir olaydan daha fazlasıysa(romanda sis,
görevi hak dağıtmak ve her şeyi açığa çıkarmak olan ama bunun yerine her şeyi
muğlaklaştıran ve görünmez kılan özelde Chancery Mahkemesinin, genelde İngiliz
hukuk sisteminin bir simgesi), Şato romanında da kar meteorolojik bir olaydan
daha fazlası olması bakımından benzer bir işlev üstlenir. Barnabas’ ın kardeşi
Olga bir yerde ‘kar buradan hiç kalkmaz’ der. Köyde herkes karda rahatlıkla
yürüyebilirken K.' nın en çok zorlandığı konu budur. Şatoya da ulaşmasını
engelleyen kardır. Kar burada K.' ya yabancı, öteki olduğunu roman boyunca
hissettiren ana unsurlardan biridir.

ÖTEKİ OLMA

Şato romanının ana temalarından biri de 'öteki olma' kavramıdır. K.' ya köye
ilk geldiğinde otelde daha baştan bu hissettirilir. O geceyi geçireceği bir
yatak güç bela verilir kendisine ve oteldeki köylülerin hem çekingen hem de
rahatsız olduklarını belli eden bakışları ve şatoyla sonu gelmez telefon
trafiği altında altında yerde uyumaya çalışır. K.’ nın hemen dikkatini çeken
şey köylülerin birbirine çok benzediğidir. Kafka K.’ nın yabancılığını
vurgulamak için 'benzerlik' konusunu romanın genelinde sıkça işlemiştir. K.’ya
şatoca tahsis edilen iki yardımcıda da bu böyledir. K. çoğu zaman ikisini
birbirinden ayırt edemez, hatta işi abartarak ikiz olduklarını bile düşünür bir
ara. K. roman boyunca bu ötekilikten kurtulmaya çabalar, çabaladıkça şatoya ve
köye daha fazla yabancılaştığının farkına varmadan. Bu uğurda tavizler vermeye
başlar, kadastroculuk yerine köy okulunda hademe olmayı ve sınıflarda yatıp
kalkmayı bile kabul eder. Diğer roman kahramanlarının sözlerinden aslında çok da
güzel olmadığını anladığımız Frieda’ yla nişanlanır. K. nın 'Friedayla
evleneceğim ve köy cemaatinin bir üyesi olcağım' sözü de asıl amacını en belirgin
şekilde ortaya koymaktadır: Tüm uğraşılar topluma kabul edilmek içindir.

Romandaki ötekileştirme kavramı iki başlı aslında. Bir yandan K.’nın köye kabul
edilme çabalarına tanık olurken bir yandan da haberci Barnabas ve ailesinin
toplum dışına itilmesini izliyoruz .Barnabasların Barnabas’ ın kız kardeşi
Amelia’nın bir şato memuruna hakaret sayılabilecek bir hareketi yüzünden tüm
köylülerce dışlanmaları ve aşağılanmaları romanda işlenen ötekileştirme
kavramının ikinci ayağıdır .İlginç olan da şu ki K. topuma kabul edilme
çabaları için Barnabas’ın habercilik faaliyetlerini bir çare olarak görürken,
Barnabas ve ailesi de K. ile şato arasında habercilik yaparak kendilerini
affettirebilme umudu içindedirler. Toplum ve devlet tarafından dışlanan,
ayrımcılığa tabi tutulanların dayanışma pratiği geliştirmesi gibi K. ve Barnabaslar
da bir ‘öteki dayanışmasına gidiyorlar.



TOPLUM,DEVLET VE
BÜROKRASİ


Barnabas’ın babası şatoya gider bağışlanmak için ve kendileri hakkında resmi
bir şikayetin olmadığı ,herhangi bir soruşturmanın başlatılmadığı, dolayısıyla
bağışlanma gibi bir durumun da söz konusu olmayacağı cevabını alır. Aslında her
şey köylülerin işgüzarlığıdır. Barnabas’ın kardeşi Olga, K. ya ‘Köylüler bizden
sadece korkudan kaçmıyordu. Halk sadece korkmuyor, benimsemiş özümsemiş şatoyu.’
der. Burada da romanın bir diğer sorunsalı ortaya
çıkıyor.

Ernst Fisher ve Kafka’nın en yakın arkadaşı Max Brod şatoya teolojik anlamlar
yükleyerek onu Tanrı kavramıyla özdeşleştiriler. Biraz zorlama bir çıkarsama.
Aslında romandaki temel unsurlar olduklarından çok farklı değiller. Köy toplum,
şato devlet olarak yorumlanabilir. Şatonun varlığından emin olmasına rağmen K.
‘nın fiziksel olarak ona ulaşamaması ve sadece –o da kısmi
olarak-sekreterlerle, yazıcılarla –bürokrasinin unsurlarıyla görüşebilmesi
bunun kanıtı. Şatonun belli bir sınırı da yoktur ve tüm köy şatonun malıdır.
Hatta köy öğretmeni K.’ yla ilk karşılaşmalarında ‘Köylülerle şato arsında bir
fark yok.’ der. Toplum ve devlet o kadar bütünleşmiştir ki köylüler şatoyu
kesinlikle sorgulamazlar ve herhangi bir müdahaleyi kabullenemezler. O kadar ki
K. doğrudan şatoya telefon etmeye kalktığında o zamana kadar sakin ve çekingen
davranan köylüler hırlamaya benzer sesler çıkarmaya başlarlar. Barnabasların
dışlanması olayında da bu böyledir. Ortada resmi bir soruşturma olmamasına
rağmen Amalia’nın şatoya hakaret sayılabilecek hareketi tüm köyün onlarla
ilişkilerini kesmesi için yeterli olmuştur.

Gerçek hayatta olduğu gibi ‘bürokrasi’ devletin elle tutulur yanıdır romanda ve bu
unsur Şato ve Dava romanlarını bir kez daha birbirine bağlar. Çünkü bu karmaşık
bürokratik yapı Dava romanında da karşımıza çıkar. Gene her iki romanda da
bürokrasi bir düzenden çok kaosu ifade eder. Joseph K.’nın yargılanma süreçleri
veya Barnabas’ın şato bürolarını tarifi hep bir karmaşadır. Bu karmaşa o
dereceye varır ki dış görünümlerde bile bir sabitlik yoktur. K.’nın en çok
konuşmak için çabaladığı ve şatoya girmek için tek yol gördüğü Klamm (Kafka’nın
bir kelime oyunu; Almacada ‘dar geçit, illüzyon’ manasına gelir) Olga’nın
dediğine bakılırsa köye her indiğinde farklı bir surette görünür. Haberci
Barnabas neredeyse her gün görmesine rağmen Klamm’ ı tarif edemez ve şatoya her
gittiğinde farklı farklı Klamm’larla karşılaşır. Kişiler gibi bürolar da o
kadar karışıktır ki Barnabas’ın anlattığına göre her büronun arkasında başka bir
büro vardır ve hiç sonu yokmuşçasına devam eder bu. Bu sonu gelmez kaos içinde
K. da Joseph K. da aynı kişiler aslında.

Pelin Tunç 
22 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Statü sahibi insanlar, diğer insanların sahip olduğu haklarını kendilerine katarak git gide büyüyen bir sıfat haline gelmiştir. Bir nevi hiyerarşik sistemde alt tabaka insanlardan sanki damar yolu açılarak kontun haznesine bağlanmış, kont tarafınca zihinlerini yönetme hali gibi.

Başka bir noktadan ele alırsam statü sahibi insanın ulaşılmazlığı (günümüzde de oldukça mevcut) diğerlerinin hayal dünyasında fazlasıyla yer edinerek en uç noktaya yani tanrılaştırmasına sebep oluyor. Yazar her sayfasında bunu çeşitli karakterlerce dile getirmiş. Ayrıca hiyerarşik sistemi oluşturan tabakaların birbirlerinden ne derece kopuk olduğuna tanık oluyorsunuz.

Artık öyle bir noktaya varıyorsunuz ki şato beyleri, kont gerçek mi hatta insan mı demeye vardırtıyor. Esrarengizliğin yarattığı felsefi yaklaşım burda devreye giriyor ana karakterin sorgulamalarıyla birlikte.

Güzel kitap, yetkilerin felsefik açıdan ele alınışı en sevdiğim kısımlardan keyifle okumanızı dilerim.

5 /

Kitaptan 52 Alıntı

Bayan Okur 
06 Mar 19:49 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Fakat dünyanın aşılması güç engelleri vardır, varılmak istenen şey büyüdükçe engeller de büyür.

Şato, Franz Kafka (Sayfa 40)Şato, Franz Kafka (Sayfa 40)
Nisa Nur 
15 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

" Ne var ki, istemeyerek de olsa kendini ele verirdi sevgi denen şey. "

Şato, Franz Kafka (Sayfa 220)Şato, Franz Kafka (Sayfa 220)

"Mutluluk başınızın üstünde dolaşıyordu, ama siz onu çekip aşağı almayı beceremediniz."

Şato, Franz KafkaŞato, Franz Kafka

"Ama yaşamda karşılaşılan engeller büyüktür ve erişilmek istenen hedefler büyüdükçe daha da zorlaşır bunlar."

Şato, Franz Kafka (Sayfa 49 - Anonim Yayıncılık, 1.Basım)Şato, Franz Kafka (Sayfa 49 - Anonim Yayıncılık, 1.Basım)

Mutluluk başınızın üstünde dolaşıyordu ama siz onu çekip aşağı indirmeyi beceremediniz.

Şato, Franz KafkaŞato, Franz Kafka
Alper KARAOĞLAN 
14 Haz 11:09 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Yalan değil, cahilim; bu gerçek, her şeye karşın kaybolmayacak ortadan ve benim için de pek üzücü bir şey; ama bunun bir üstün yanı var ki, o da şu: Cahil kişi cesur olur.

Şato, Franz Kafka (Sayfa 78 - Nilüfer Yayıncılık)Şato, Franz Kafka (Sayfa 78 - Nilüfer Yayıncılık)
MNeslihan 
02 May 18:57 · Kitabı okudu · 4/10 puan

Öyle fırsatlar da vardır ki, adeta büyüklükleri dolayısıyla kendilerinden yararlanılamaz.

Şato, Franz KafkaŞato, Franz Kafka
Emine 
25 Ağu 13:39 · Kitabı okudu · Puan vermedi

... bakışı,sözlerinden daha çok şey anlatır gibiydi.

Şato, Franz Kafka (Sayfa 40 - MaviÇatı Yayınları)Şato, Franz Kafka (Sayfa 40 - MaviÇatı Yayınları)

Birbirine alışmış insanlar ayrılırlarken son anlarında birbirine söyleyecek çok şeyleri vardır elbette.

Şato, Franz Kafka (Sayfa 285 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Şato, Franz Kafka (Sayfa 285 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

Kitapla ilgili 3 Haber

Kafka savaşını İsrail Ulusal Kütüphanesi kazandı
Kafka savaşını İsrail Ulusal Kütüphanesi kazandı Yaklaşık 8 yıldır İsrail Ulusal Kütüphanesi ile Hoffe ailesi arasında süren "Kafka belgeleri" üzerine yasal savaştan Ulusal Kütüphane galip çıktı.
Franz Kafka`nın Gizli Hayatı
Franz Kafka`nın Gizli Hayatı Franz Kafka, soyadı sıfata dönüşmüş büyük bir yazardır. Neden büyük bir yazar olarak anılıyor Kafka? Çünkü kabusumsu roman ve öykülerle bir çağın, bir toplumun ve evrensel bir yabancılaşma ve çaresizlik duygusunun nabzını çok iyi tuttu. Bizde Kafka’nın nabzını tutalım öyleyse.