Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·360 syf.··
2020 1. kitabı
Merhabalar:) Kitabı bitirdiğimde kitabın yarım kalmış olduğunu öğrendim yine de okumak benim için zevkti çünkü Kafka okurken kitabın sonucundan ziyade kitapta verilen mesajı merak ediyorum. Kitabın kahramanı olan Bay K Şatoda işe başlamak üzere Şato’nun bulunduğu köye gelir.Fakat işler karışır ve Bay K’nın işe başlaması için çözmesi gereken problemler ortaya çoklar. Bu bürokratik problemlerin çözümlenme aşamasında sürekli aksaklıklar yaşanması Şato memurlarının işleri yapmaması, köylülerin Şato memurlarını tanımaması ve görmemiş olmaları gibi durumlarla bürokrasi açık ve net bir şekilde eleştirilmiştir. Sorunların içerisinde yer alan belirsizlikler ve ve bu belirsizliklerin çözüm yollarının olmaması açısından kitap bana yazarın Dava kitabını anımsattı.Dava kitabının karakteri olan Bay K da Şato kitabının kahramanı olan Bay K gibi kendi yalnızlığı ile cebelleşen bir karakterdir. Kafka severlerin bu kitabı da seveceğini düşünüyor ve tavsiye ediyorum. İyi okumalar dilerim :)
ŞatoFranz Kafka · Gün Yayıncılık · 200312,3bin okunma
İlk kez bir kitabı yarım bırakıyorum, çok ama çok üzgünüm. Bazı kısımlar özellikle 90.sayfa sonrası o kadar detaylı tasvir edilmiş ki boğu-yoooor. Dil standart kafka dili. Yalın ama yorucu. Hikaye güzel, bana biraz günümüzü hatırlattı.. K.yı kendime dert etmem diyen herkese tavsiye ederim. (ben ettim maalesef)
ŞatoFranz Kafka · Gün Yayıncılık · 200312,3bin okunma
8/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2020 34. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2020 13:41
#şato Her zamanki gibi bildiğimiz Kafka yine tuhaf durumlar karşısında... Kitabımızın ana karakteri Kadastrocu, Bay K diye geçiyor. Kadastro görevi için bi köye geliyor. Şato; yani kitabın ismi ve tüm olayların döndüğü yer, kadastrocunun bağlı olduğu birim. Ama gelin görün ki bizim K'miz ne yaparsa yapsın Şatoya ulaşamıyor. Ama burada işler o kadar tuhaf işliyor ki... Günler sonra da anlaşılıyor Şato ve köy için kadastrocuya ihtiyaç yokmuş... Önünde çok saçma bir hiyerarşi sistemi var. Ve bürokrasi hiç düzgün işlemiyor. Demem o ki Kafka bu kitabında otorite ve bürokrasiyi distopik bir biçimde anlatırken  okurları da eglendirmeyi unutmamış. * "Bilgin yokmuş" dedi "O zaman varmış gibi de davranmayacaksın." * Herkese iyi okumalar diliyorum... #kitapyorumu #kitapalıntıları #kitapseç #okudum
Edebiyat
ŞatoFranz Kafka · Gün Yayıncılık · 200312,3bin okunma
Biraz spoi vermiş olabilirim.. :)
Puan vermedi·351 syf.··
2020 1. kitabı
İlk inceleme yazım.. :) Franz Kafka/Şato Okurken en çok zorlandığım kitaplardan biri. İsminden de anlaşılacağı gibi metaforlarla dolu Bi kitap, baştan sona ağır ve karmaşık(bana göre) cümlelerle dolu.Kitabı okurken bürokrasi ile ilgili Bi ders kitabını mı elime aldım diye düşünmeden edemiyor insan... Kitabın kahramanı K. kadastrocu olarak atandığı yabancı bir diyarda(!) hiç tanımadığı insanlarla yaşamak zorunda fakat köy halkı K'yı kabullenemiyor.K köy halkına bile tam alışamamışken şatodaki bir beyden aldığı mektupla köyün kadastrocuya ihtiyacı olmadığını ve köy okulunda hademe olarak çalışması gerektiğini öğreniyor.K bunun Bi yanlış anlaşılma olduğunu kendisinin asıl işinin kadastrocu olduğunu şatodaki beylere anlatmaya çalışıyor ve bu süreç içerisinde bürokrasi işlerinin ne kadar yavaş işlediğini,karmaşıklığını ve şatodaki beylerin, sekreterlerin hatta kıdemli ulaklarin bile ulaşılmaz olduğunu görüyor.Buna rağmen mücadelesinden vazgeçmiyor... Zaman zaman kitabı bırakmak istediğim oldu, günde 5 sayfayla yetindiğim zamanlar fakat bırakmadım ve bitirdim.K'nin ısrarla mücadelesini bırakmaması belkide kitabı da birakmamamı sağladı.Unutmadan eklemeliyim ki kitabın sonunun olmamasıda ayrı bi güzellik(!) katmış...
ŞatoFranz Kafka · Gün Yayıncılık · 200312,3bin okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2020 8. kitabı
Şato, her şeyden önce, Kafkaesk denen tarzın, belki de en somut delili olarak gösterilebilecek kitaptır. Bu konuda Şato ile yarışabilecek bir diğer kitap da kesinlikle Dava'dır. Bir türlü bitmeyen Şato'nun yolu, uykuyla uyanıklık arasındaki karakterler, hatta bu karakterlerin uykuyla uyanıklık arasındaki sersemce konuşmaları, okuyucuya geçen o enteresan hafiflik, Kafka'nın yarattığı tarzın ta kendisi. Kafka okuyan herkes, bu tip "yan etkilere" alışıktır zaten. Handaki karakterler o kadar sarsak tiplerdir ki, o kadar enteresan işler gelir ki başlarına, siz okurken "artık bir şeyler yapın" dersiniz ama onlar aynı umursamazlıkla devam ederler. Şato.. Uğruna yürünmeye değer bir yol mudur sizce de, yoksa boşuna bir uğraşın varış yeri mi?
Edebiyat
ŞatoFranz Kafka · Gün Yayıncılık · 200312,3bin okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2021 20. kitabı
Bu kitaba herkes başlayabilir fakat herkes bitiremez. Çok zekice kurgu,saatlerce düşünülen cümleler, metaforlar,felsefi düşünceler ve muhteşem kafa kanstirici bir kitap..Içerisinde sanattan-dine, dinden-felsefeye, felsefeden siyasete, siyasetten-edebiyata her konuya değinmiştir. Size birşeyler katabilecek anekdotların varlığının bilinciyle okumanızı öneririm.
ŞatoFranz Kafka · Gün Yayıncılık · 200312,3bin okunma
9/10
·360 syf.·
2021 11. kitabı
Bir türlü ulaşılamayan hedefler, bürokratik engeller, asla bulunamayan memurlar, küçük köyde sıkışıp kalan, kendisiyle beraber bizi de sıkıştıran K. ve sonu olmayan bir roman. Okurken insanı rahatsız eden bir takım duyguları uyandırsada akıllardan çıkması zor bir anlatım.
Roman
ŞatoFranz Kafka · Gün Yayıncılık · 200312,3bin okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2020 1. kitabı
Kitap, bürokrasinin hakim olduğu, otoritenin bütün hayatı ele geçirdiği bir köyde geçiyor. Kahramanımız K kadastrocu olarak gelir köye. Gizemli yönetim merkezi ŞATO' ya gitmeyi hedefler ancak girişimleri her defasında sonuçsuz kalır. Kitapta kullanılan dil, anlatım olağanüstü. K ile birlikte ben de Şato'ya gidebilmek için çabaladım, umutlandım ve hayal kırıklığına uğradım. Onunla birlikte yanındaki yardımcılardan tiksindim. Şato ne kadar otoriter, mükemmeliyetçi görünse de ve halk da bunun böyle olduğunu kabul etse de arka planda aslında yönetimin "işleyemeyişine" tanıklık ettik.
Edebiyat
ŞatoFranz Kafka · Gün Yayıncılık · 200312,3bin okunma
KAFKA'NIN ŞATOSU
Puan vermedi·360 syf.··
2021 75. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2021 02:39
Dava kitabından hatırladığımız ama sadece isim benzerliği olan Bay K bir köye yeryazımcı olarak atanıyor veya sürülüyor. Köy şatoya ait ve ve Bay K şatoya ulaşmak istiyor. Kitap hakkında Dava kitabının değişik versiyonu olarak görüyorum yine sistem ve devlet eleştirisi bulunuyor. Bizleri metaforlarla derin düşüncelere sokan yine mükemmel bir eser. Hatta kitabın adı bile metafor. Son olarak söylemek istediğim Franz Kafka'nın Dava ve Şato kitapları gerçekten okumak için değil düşünmek için okunmalıdır.
1000Kitap
ŞatoFranz Kafka · Gün Yayıncılık · 200312,3bin okunma
Kadastrocu
6/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2020 41. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2020 18:20
Kafka'nın kalemini ve iç dünyasını anlayacağınız bir kitap... Bir yerde okumuştum. Kitaplar aslında yazarın biyografisidir diyordu...Okuduğum diğer kitaplarındaki gibi Kafka'nın bu kitabını bitirinceye kadar içimi karabasanlar sardı, ama prensip olarak (yazarın , çevirenin emeğine ve kendime saygımdan) hiç bir kitabı yarım bırakmadığım için sonuna kadar gelebildim.....
ŞatoFranz Kafka · Gün Yayıncılık · 200312,3bin okunma

Yazar Hakkında

Franz KafkaYazar · 138 kitap
Yahudi bir tüccar aileden gelen, Almancaya da hâkim olan bir yazardı. Kafka'nın en önemli eserlerini, üç romanının (Dava, Şato ve Kayıp) yanı sıra; ortaya koyduğu birçok hikâyeleri oluşturuyor. Kafka'nın eserlerinin büyük bölümü ancak Kafka'nın ölümünden sonra meslektaşı ve yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlandı ve bu eserler 20. yüzyılda dünya edebiyatında kalıcı bir etki bıraktı. 1883 yılında Prag'da doğdu. Taşralı Çek proletaryasından gelip zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile zengin ve aydın bir Alman Yahudi'si annenin çocuğu olan Franz Kafka'nın, içedönük ve huzursuz kişiliğini büyük ölçüde annesine borçlu olduğu söylenir. Ailenin en büyük çocuğu olan Kafka'nın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kız kardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise Nazi Almanyası'nın organize ettiği Yahudi katliamı Holocaust'da hayatlarını kaybettiler. Kafka, çeşitli ailevi ve toplumsal sebepler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü. Ailesinin Prag'daki Alman toplumuyla kaynaşma çabaları sonucunda Alman okullarında okudu. 1893 yılında öğrenim görmeye başladığı Avusturya Lisesi, yalnızlığını ve kendi içine kapanmasında büyük etken oldu. Çek kökenli bir aileden geldiği halde Almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir Çek sayılmayan Kafka'yı, Almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler. Ufak yaşlarda da Çekçe konuşan Kafka gittiği Alman okullarının da etkisiyle Almancada ustalaştı. 1901 yılında Altstädter Gymnasium lisesini bitirdikten sonra Prag'daki Karl Ferdinand Üniversitesi'nin Hukuk Fakültesi'ne girdi. Buradaki eğitimi sırasında Alman edebiyatı derslerini takip etmeye başladı. Öğrenciliği sırasında Yiddiş tiyatro çalışmalarında yer aldı ve bu çalışmalara destek verdi. Kafka ilk eseri olan 'Bir Savaşın Tasviri' adlı öyküsünü bu dönemde yazdı. 1902 yılında Max Brod'la tanıştı. Max Brod, Kafka'nın yaşamında önemli rol oynayan isimlerden biri olacaktı. 1906 yılında hukuk öğrenimini doktora ile tamamladı ve bir yıl süren avukatlık stajını yaptı. 1907'de Sigorta Şirketi'nde memur olarak çalışmaya başladı. Gündüzleri sigorta şirketinde sürdürdüğü çalışma hayatının yanı sıra geceleri ölümden bile daha derin bir uykuya benzettiği yazma işine yoğunlaşıyordu. Aynı yıl 'Taşrada Düğün Hazırlıkları' adlı öyküsünü kaleme aldı. 1912 yılında nişanlısı Felice Bauer'le tanıştı. Onunla ilişkisini, üç kez ayrılıp yeniden nişanlanarak, 1919'a kadar sürdürdü. Evlenmemesine neden olarak hastalığını gösteriyordu. Oysa güncesinde evliliği bir burjuva bağı olanak nitelendirmiş ve edebiyat hayatını sürdürebilmesi için yalnızlığa ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. Nişanlısıyla bu ilişkisinden geriye beş yüzün üzerinde mektup kalmıştır. Bunlar, Kafka'nın ölümünden çok sonra 1967'de 'Felice'ye Mektuplar' adıyla yayınlandı. 1917'de Kafka, verem olduğunu öğrendi. 1919 yılında geçirdiği ağır gripten dolayı hastaneye kaldırıldı. 1920 yılında Milena Jesenska ile tanıştı. Mektuplaştığı dört kadın arasında en ciddi ve önemli olan Milena Jesenska'ydi. Milena'yla mektuplaşmaları önce bir arkadaşlık gibi başladı, daha sonra tutkulu bir aşka dönüştü. Fakat Milena evli olduğundan bu mutsuz ve imkânsız ask Kafka'yı derin acılara sürükledi. Mektuplaştıkları üç yıl boyunca sadece iki üç kez görüşebildiler ve bu görüşmeler Kafka'yı üzmekten başka bir işe yaramadı, yine de onun yaratıcılığını olumlu yönde etkilediği rahatlıkla söylenebilir. Daha sonraları edebiyat tarihinin güzide eserlerinden biri sayılacak olan "Milena'ya Mektupları”nda Kafka şöyle dile getirir durumunu; "En çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki..." Milena bu mektupları 1939 yılında yayınlaması için yakın arkadaşı Willy Haas'a verdi ve kendisi 17 Mayıs 1944'te Almanya'da toplama kampında öldü. 1922'de emekli oldu, maddi durumu kötüydü ve sağlığı gittikçe bozuluyordu. 1923`de ailesinin etkisinden kaçmak ve yazmaya yoğunlaşmak için Berlin'e taşındı, orada da Dora Dymant adında bir sevgilisi oldu. Dora, Milena`dan daha şanslıydı Nazi Almanya'sına direndi ve 1952`de Londra'da öldü. 1924 yılı 3 Haziran gecesi, 1917 senesinde kaldırıldığı Viyana yakınlarındaki Keirling sanatoryumunda hayata gözlerini yumdu. Kafka'nın eserlerinin hepsinde görülen yabancılaşma olgusu, onun kendi yaşamında da belirgin bir biçimde izlenir. Ona göre ne kadar küçük ve basit bir yaşamı olursa o kadar mutlu ve sorunsuz olacaktır. Nazilerin Çekoslovakya'yı işgali sırasında Kafka ile ilgili birçok belge yok edildi. 20 yıl süren dostluklarının sonunda Kafka bütün yazdıklarını ölümünden sonra yakması için Max Brod'a vermişti. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Tabii Max onunla ayni fikirde değildi ve Kafka'nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı. Yaşamının ve yapıtlarının ortak yani, Camus'nün dediği gibi, "Her şeyi göstermek ve hiçbir şeyi teyit etmemektir". Çünkü yaşamayı bir savaş, ama önceden yitirilmiş bir savaş olarak görür. Çünkü bir insan olarak yaşamak ve doğru yolda ilerlemek hemen hemen olanaksızdır.