Adı:
Babaya Mektup
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053328322
Orijinal adı:
Brief An Der Vater
Çeviri:
Regaip Minareci
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"Senin etkinden tamamen bağımsız büyümüş olsaydım bile, senin gönlünde yatan insan gibi biri olamayacaktım büyük ihtimalle. Herhalde yine çelimsiz, ürkek, kararsız, huzursuz bir insan olurdum…"

Yaşarken bir avuç insan tarafından bilinen Kafka, ölümünden sonra dostu Max Brod'un vasiyetine ihanet edip (!) eserlerini yayınlamasıyla birlikte, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında hızla dünya çapında tanınmaya başladı ve yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından biri haline geldi, haklı olarak.

Kafka, üzerine en çok yazı ve yorum yapılan yazarlar listesinin başında yer alır. Hakkında dev bir literatür oluşmuştur ve günbegün artmaktadır bu literatür. İçinde yaşadığımız gerçekliğin, şimdinin değil yalnızca, savrulup gittiğimiz geleceğin ve geçmişin de perspektifinden yazabilen ender yazarlardan biridir Kafka ve halen günceldir, güncel de kalacaktır yüzyıllarca.

Babaya Mektup, opus magnumlarından biridir Kafka'nın. Şayet içinizde bir hayaletle yaşamaktan yorulduysanız, Kafka'nın sesine kulak verin deriz!
Babaya Mektup, Franz Kafka bu kitapta babası Hemann Kafka' ya mektuplar yazmış. Ama malesef babası bu mektupları hiçbir zaman okuyamamış. Ki iyiki okumamış. Aslında zaten babası okusun diye de yazmamış.Kafka bu kitapta içinin kapılarını tamamen okuyucularına açıyor. Kafka kitaplarında hep sanki sert ve karamsar bir hava var ya bunun sebebi bu kitapla ortaya dökülüyor gibi. Çünkü çevresinde hep sert gaddar bir tavır görmüş. Kafka babasının ailesine işçilerine kısaca bütün çevresine karşı gösterdi sert tutumdan rahatsız olurken ondan nefret edip hatta tiksinirken aynı zamanda babasına hayran bir çocuk olduğunu anlatıyor. Kitap çok soğuk bir üslupla yazılmış ve bu da babasıyla aralarındaki mesafeyi iletişimsizliği uzaklığı çok iyi izah ediyor.Hâlâ günümüzde sıkça şahit olduğumuz otoriter baba ve baba evlat çatışmasını çok güzel ve akıcı mektuplara anlatmış. Kitapta ilk yetmiş sayfa bu mektuplardan oluşuyor. Geriye kalan sayfalardaysa bazı belgeler ve biyografiler var. Franz Kafka yı tanımak isteyenler onu bu otobiyografi kitabıyla en iyi şekilde tanıyabilir.
Bir babaya hasretliğin hikayesi...hasretlik diyorum çünkü yanında olsa bile hasret duyarsın bazen sevgiye, ilgiye, baba şefkatine..
Degiştiremeyeceğin şeyler olur ya hayatta. Silemezsin, değiştiremezsin, bırakıp gidemezsin, vazgeçemezsin. Yine de sitem etmeden de rahat edemezsin. Çünkü içinde, kalbinin bir köşesinde yer alan senin bir parçanı koparmak mümkün değildir. Ama kabullenmezsin de yaşananları, yaşattıklarını, hayal kırıklıklarını..
Dile dökersin, hislerini bilsin istersin, bir cesaretsizlik vardır yüzüne söyleyemezsin (Belki de buna cesaretin yoktur. Belki arandaki setlerin daha da kalın duvarlarla örülmesinden korkarsın). Söylemeden için rahat etmez çünkü sevdiğin biridir boşver deyip gidemezsin. Sadece bir serzenişte bulunursun uzaktan. Belki bir şiir yazarsın, belki bir kitap...Belki de bir mektup yazarsın hiç gönderemeyeceğin..
Belki de babaya yazılan bu mektup derinden hissedilen hasretin son bulması içindir. .
Öncelikle Kafka'nın okuduğum ikinci kitabı Dönüşüm sonrası Babaya Mektup oldu. Biraz da olsa dönüşümde ki baba figürü daha netlik kazanmış oldu kafam da.


Bu da Benim Mektubum olsun;
Belki benim de bir mektup yazma zamanım gelmiştir sana...
Nasıl başladığını hatırlamıyorum hayatımızın, Sen bizi kaç kere terk ettin? Kaç kere geri bir 'Aile' olduğumuzu hatırlayıp geldin. Çocukluğum bu gelgitler arasında geçti, Senin öldüğünü düşündüğüm zamanlar bile oldu yoksa bir baba neden gelmez di? Bu kadar önemsiz olamazdık...
Bir gün yani 5 yıl sonra geri gelip bizi nasıl özlediğini anlatıp durmuştun, hatırlıyorum bunun için 5 yıl geçmişti. Ve yine o muhteşem kavgalar ...
Yine bizim neyimiz eksiktiler...
Açmı kalmıştık ? Açıktamı ?
Hiç anlamadın bir çocuk için yemekte çatıda senin olabileceğini bir kere bile bizi sevdiğini söylemedin, sahi neyimiz eksikti ?


Kafka içindeki korkularını, utancını öz güveninin yitip gidişini anlatmış. Ne kadar haklı çocukların herşeyi unuttuğunu düşünmek farkında olmadıklarını sanmak çok büyük bir yanlış.

Aile çok büyük bir kavram size hayatınızın ilk dersini aile verir her zaman...
Kimileri bu olumsuzluklar içinde kendine özgüvenden bir kale inşa eder. Kimileri de Kafka gibi korkularında sıkışıp kalır.

Ben Zevkle okudum umarım sizde öyle okursunuz...
Milena'ya mektupları okurken Kafka'nın babasıyla olan ilişkisi ve bundan bahsetme şekli ilgimi çekmişti. Milena'ya altı ay önce babasına bir mektup yazdığını ve hala o mektubu gönderemediğinden bahsediyordu. Bu yazdığı mektupların kitap olarak basıldığından haberim yoktu ilk kez sitede gördüm Babaya Mektup kitabını ve zaten babasıyla olan ilişkisini merak ettiğim için de okumak istedim. Milenaya Mektupları okurken zorlanmış biri olarak bu kitaba başlamadan önce birtakım endişelerim vardı. Ya bu kitabı okurken de çok sıkılırsam, ya da Kafka'nın karanlık iç dünyasından, karamsarlığından etkilenip yine ruhum sıkılırsa diye düşünüyor, mektup şeklinde ve tek taraflı olduğundan olayları anlayamamaktan korkuyordum. Ancak şunu belirtmeliyim ki; hiç korktuğum gibi olmadı. Gayet anlaşılır, akıcı ve merak uyandırıcıydı mektubu. Bu kitabı özellikle Kafka'yı okumayı değil de onu biraz olsun anlamayı isteyenlere mutlaka öneriyorum. Aile yaşantısı, çocukluğu, ilişkileri hakkında öğrenmek istediğimiz, merak ettiğimiz birçok soru işaretleri bence bu kitapla giderilebilir ancak. Kafka'nın kendi elleriyle ruhunu, kalbini açtığı çok çok önemli bir eser bu. Babasıyla olan ilişkisine gelecek olursak; Despot, ataerkil bir babayla yaşamanın vermiş olduğu zorluklarını yaşayan üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin bunu aşamayan, unutamayan, acılar içerisinde ki Kafka. Babası Hermann Kafka'ya hem hayranlık hem de korku duyuyor küçüklüğünden beri Kafka. Babası çoğu ebeveyn gibi çocuklarını kendi istedikleri kalıplara sokmaya uğraşan, ve bunu başaramayınca da etrafa korku salan bir adam. Başından beri çocuk yetiştirme konusundaki uyguladığı yanlış metodlarla Kafka'nın ezik, duygusal, içe kapanık biri gibi yetişmesini sağlıyor. Öyle ki Kafka'nın aşk ilişkileri konusunda da bu kadar başarısız olmasını babasıyla olan yanlış ilişkisine bağlıyorum ben. Ve hep şuna inanırım, çocukken yaşadığımız olaylar ileride nasıl yetişkin insanlar olabileceğimizi belirliyor. Bu açıdan Kafka'ya, onun babasına karşı duyduğu suçluluk hislerine çok üzüldüm. Bir de şunu düşündüm. Başka bir aile, dahası başka bir babası olsaydı belki de hiç yazar olmayacak, hayatını bu kadar karamsarlık ve derin bir mutsuzluk içinde yaşamayacaktı Kafka. Kafka'yı biraz olsun anlayabildiğimi düşünüyorum şimdi ve eserlerini nasıl bir psikoloji altında yazdığını, neden bu kadar çok sevildiğini de anlıyorum. Kafka bizden biri, tam içimizden. Yaşadıkları aslında çok tanıdık. Belki de çoğumuzun aile ilişkileri gibi. Kafka okumaya, anlamaya işte bu kitaptan sonra başlayacağım. Mükemmel bir deneyim oldu benim için. Can Yayınları'nı özellikle tavsiye ediyorum ayrıca. Kitabın sonunda ek olarak Kafka, ailesi ve ilişkileri hakkında yarım kalmış soruları gideren ek bi bölüm yapmışlar ve o kısım bi çok şeyi kafamda oturtmama çokça yardımcı oldu :)
BU İNCELEMEM TÜM BABALARA...


Şimdi hepiniz diyeceksiniz ki neden bu kitap, burada baba faktörü pekte hoş bir baba olmasada aslında bir çok babanın hatalarının belki istemeyerek kelimelere yansımış hâlidir.

ÖZELLİKLE ERKEK ÇOCUK BABALARI DİKKAT!
Her ne kadar eğitim, yetiştirme, ahlak vs. desek de kız çocuk için ANNE erkek çocuk için BABA en önemli eğitimdir. Kendi yeğenlerimden bilirim çok çocuk baktım çok zaman geçirdim ve gözlemlerim hep kızların annelerini birebir taklidi, erkeklerin babalarını taklidiydi. Bu hem konuşmalarında ve hem davranışlarında çok belirgindi. Bir de babasını gözünde bir lider bir öncü bir kahraman olarak gören bu çocuklar babaları tarafından yanlş yetiştirilip yanlş sevilince ortaya ya şımarık bir çocuk geleceğin de sorumsuz babası, yada dışlanmış, kendini tıpkı Kafka gibi özgüvensiz ve beceriksiz hisseden bir çocuk ve geleceğin güçsüz korkak babası olur. 
Babanın bir anlamda tanımı koruyucu değil midir, sorun çözen, çoğu zaman son sözü söyleyen, evin direği, maddi gelir kaynağı ;) tabi bu nasıl babalık yaptığınıza göre de değişim gösterir...


Bu nedenle çocuktur anlamaz demek yerine kendisine örnek bir BABA veya ANNE olmaya çalışmak gerekir. NASIL BİR EVLAT İSTİYORSAK ÖYLE BİR EVLAT OLALIM.

Son olarak kitap Kafka severlerin muhakkak okuması gereken bir kitap. Onu yakından tanımak ve diğer kitaplarına farklı bir bakış açısı katmak için ruh halini yansıtan ve kendinden ziyadesi ile bahsettiği bir kitap. Dönüşüm adlı romanı ile de bağlantı kuracağınızdan eminim.

Keyifli okumalar...selamlar
SENDE SONUÇSUZ KALAN BİR ŞEY BENİ MEZARA GÖTÜREBİLİR.

Kafkanın elinden mektubun orjinali
https://hizliresim.com/WDXYqY

Bu mektup her ne kadar Kafka'nın babasına yazılmış olsa da, tam anlamıyla bir otobiyografi olma özelliğini sırtında taşır. Virginia Woolf eserlerinin bir çoğunda insancıl sanat kavramı üzerinde durur. Kafka'nın da bir çok eserinde bunu görüyoruz. En azından benim okuduğum Dava, Dönüşüm ve bilhassa bu eser özelinde bunu söylemem mümkün. Kafka insancıl sanat kavramını uygularken, kendi üretkenliğini de eserlerine yansıtır. Kafka'nın eserlerini yayımlatmak gibi bir derdi olmayışı onun samimiyetini de arşa çıkarır. Kısa yaşamı boyunca verdiği eserler içerisinde olmazsa olmaz yere sahip mektuplarında saf bir özlemle karşılar bizi. Eleştirir, özler, yargılar, açıklar vs vs. En çok içten içe kavrayış ve kendini açığa vurma derinliği ile mektuplarını yazmıştır. Duygularını, düşüncelerini belli bir kalıba oturturken kendine belli de bir sınır çizmiştir. Bu eserinde özellikle bir çok şeyi açıklayamayacağını dile getirir.

1919 yılının Kasım ayında babası, Hermann Kafka'ya yazdığı 47 sayfalık mektubunda, Hermann'ın ilişkiyi aktif olarak reddetmesi, zehirleyici bir güç olması, baba - oğul ilişkisinin yabancılaşması noktasında aldığı derin yaraları takip ediyoruz. Felice Bauer'a olan ilişkisinin sona ermesini de yine babasına bağlar Kafka. 36 yaşında kaleme aldığı bu mektupta bilfiil hayatında kötü giden her bir olguyu babasına fatura etmekte. Şiddetli bir hayal kırıklığı, bastırılmış çocukluk, korku, tehdit, onay alamama ruhsal olarak kaçışı hızlandırmıştır.

Bir insanın ilk okulu, çevresi, yolu, yordamı ailesidir. Bir nevi aile bir çocuk için başlangıçtır. Aslında insan ruhsal sıkıntılar dışında iyi bir aile eğitimi alırsa kötüye meyil etmeyecektir. Kafka'nın korkularından örülü bir cehenneme benzettiği evde, babasıyla olan kötü ilişkisi hayatındaki başarısızlığa açıklık getiriyor kendi nezdinde. Annesinin çocukları ve eşi arasında kurduğu köprünün yetersizliğinden de dem vuruyor ancak annesine herhangi bir suç yüklemiyor. Mizaç farklılıklarından kaynaklanan acı, ebeveyn ve çocuk arasındaki güç eşitsizliği ile birleşince Kafka içselleşiyor ve kendi kurduğu dünyasına siniyor. Yalnızlaşıyor, yalnızlığını bertaraf etme adına kronik bir suçlu olarak görüyor kendini. Otorite, sağlam temeller kurmak adına değil bir temeli yok etme adına baş gösteriyor.
Musmutlu huzurlu kalın.

https://www.youtube.com/watch?v=o_oAKi-MIx0
Dönüşüm ve Ceza Sömürgesi ile Kafka okumalarıma başlamıştım, Babaya Mektup'la devam ediyorum. Bu kitapta Kafka'nın neden cezalandırmayı, aşağılamayı, suçlamayı seven bir baba figürünü kullandığını anlamak mümkün oldu: Ceza Sömürgesi'nin son hikâyesinde karakterimizi sürekli suçlayan ve kendini çok kötü hissetmesine sebep olan bütün o eleştiriler, kınayan bakışın sebebi burada: Kafka'nın babası sayfalar dolusu analiz ve yüzleşmelerde gördüğümüz kadarıyla çok sert, bir anlamda bağışlamasız, hata kabul etmeyen, kendini kusursuz gören bir baba figürü, bir korku sebebi...Kafka uzmanı James Hawkes bütün bu baba korkusu vb. nin bir Kafka miti olduğunu söyleyerek kanıtlarıyla yıkmış, okuduğum yazıda bu yazıyordu, bilmiyorum, doğru mu, değil mi? Ne olursa olsun, sözünü ettiğim üç kitapta da atmosfer olarak etkileyici, en basit tanımla farklı bir yazar olduğunu anlamak son derece kolay Kafka'nın..ancak, bu arada, okumak, en azından bana, pek keyif vermiyor açıkçası. Ceza Sömürgesi son derece ilginç bir toplama kitaptı- toplama diyorum, çünkü farklı yayınevleri galiba farklı hikâyeler ekleyerek farklı kitaplar çıkarıyor; eğer orijinal olan benim okuduğum kitaptıysa, cidden tek başına çok etkileyiciydi, ancak okurken klostrofobik bir hisse kapılmamak da imkânsız. Bu atmosferin Babaya Mektup'ta da ciddi bir şekilde hissedildiğini söylemem gerek, sanki bir kâbus var, ve hikâye değişse de, atmosfer ve o his değişmek bilmiyor. Eğer Kafka'nın bütün kitapları böyleyse bu huzursuzluk hissini çok uzun süre okuyamam ve taşıyamam gibi geliyor bana. Ayrıca Babaya Mektup'u okurken bu adamın, yani anlatılan adamın bana çok da yabancı gelmediğini söylemem gerek, belki abartı gibi görünecek, ama gerçekten de öyle...

Babaya Mektup'u bütün Kafka sevenlere öneriyorum.

***
Bu arada, aşağıdaki yazıda hem Babaya Mektup hem de James Hawkes'ın Kafka ile ilgili iddiaları yer alıyor:

https://aysenozkaya.wordpress.com/...ka-ve-babaya-mektup/
Franz Kafka’nın okuduğum kitaplarını çok beğendim ve bunun da yeri ayrı oldu bende.
Bir insanın babasına olan duyguları ancak bu kadar açık yazılabilirdi Kafka’nın çocukluğunda sürekli babasıyla yaşadığı sıkıntıları göz önüne alacak olursak çok iyi bir çocukluk geçirmemiş ve babasıyla anlaşamıyormuş. Oldukça kısa olan bu kitabı okuduğum da ister istemez kendi babamı gözümde canlandırdım ve eskinin ne kadar acımasız ve zor olduğunu anladım ki hala da günümüzde vardır diye düşünüyorum. Kafka’nın iki defa nişanlanıp daha sonra babası yüzünden evlenmemiş olması Kafka’nın babasına olan kötü düşüncelerini arttırmış diye düşünüyorum. Kitabın sonunda buna da değiniyor zaten.Bence okunması gereken bir kitap tavsiye ediyorum ️
Bazı yazarların haddinden fazla övüldüğü ve ekol haline getirildiği konusunda düşüncelerim vardı..Kafka da bunlardan biriydi açıkçası..Dönüşüm kitabını yıllar önce okumuş ve çok saçma bulup yarım bırakmıştım..tabii ki Kafka ya olan önyargımla birlikte..şimdi Babaya Mektup kitabını okudum ve nasıl bir ruh halinde olduğunu gayet iyi anlayabiliyorum yazdıklarında..ya da hayatında..Bence Kafka okumaya bu kitaptan başlanmalı..Onu daha iyi anlamak için..
Kitap hakkındaki düşüncelerime gelince; annesi Alman ve babası yahudi kökenli olan ailenin tek erkek çocuğu olan Franz hayatı boyunca babasının karşısında ruhen ezilmiş..Zorluklarla geçen bir hayatı olan babası çok güçlü bir karaktermiş çünkü.. hiçbir zaman maddi sıkıntı çektirmemiş ailesine ve çocuklarına..ve bu güçlü karakter baba, baba-oğul arasında tek otorite olmuş ve yeri gelmiş çelimsiz vucudundan bile iğrendirmiş, onun karşısında ezik hissettirmiş Kafka'yı..diğer kız kardeşleri de yer yer karakter çatışması yaşasalarda , babası karşısında hemcinsi olarak en çok Franz sinmiş,ezilmiş,susmuş...söyleyemediği herşeyi yazmış babasına..bu mektubu babası okumuş mu bilmiyorum ama babalar okumalı diye düşünüyorum...oğlu olan babalar ve güçlü karakterli babalar..kitap bir oğulun gözünden çok şey anlatıyor..
Kafka peki gözümde ekole dönüştü mü ?? üzgünüm Kafka severleri kızdırmaz isem açıkçası hayır ..
Franz Kafka'nın babası Hermann Kafka'ya yazdığı ancak babasının hiçbir zaman okuyamadığı mektupmuş Babaya Mektup. Kafka bu kitabında hem kendi gözünden babasını hem de babasının gözünden kendi yerini anlatmış uzun uzun psikolojik analizleriyle. Babasının otoriter tavrı Kafka'nın yaşamı boyunca her alanda etkilemiş. İnsanlarla olan iletişimsizliği, özgüven eksikliği, karşı cinsle olan ilişkileri, evliliğe bakış açısı, dine olan mesafesinin altında babasının tutumunun izleri var. Babasının otoritesi o kadar kuvvetli ki üzerinde "...sen benim için her şeyin ölçütüydün." diyor Minik Kafka. Babaya olan bu hayranlık, katı kurallar koyan, koyduğu kurallara uymayıp davranışlarının sorgulanmasına da asla izin vermeyen babasından çaresizce uzaklaşan Kafka'nın saygısının öfkeye dönüştüğünü de farkediyoruz bu mektubuyla. Zaman zaman annesinin uzlaştırmacı yaklaşımından bahsetse de baba figürünün ağırlığı annenin bu çabalarını gölgede bırakmış maalesef.

Kitap Kafka'nın hayatından önemli izler taşıyor. Kafka'yı anlamak için belki de ilk okunması gereken kitap budur. Ayrıca ebeveyn davranışları ve sonuçları açısından kişisel gelişim kitaplarından daha etkileyiciydi bana göre. Okuyun, okutun dostlar. Keyifli okumalar...
Babaya Mektup, Franz Kafka'nın, babası Hermann Kafka'ya yazmış olduğu bir mektup. Ancak babası bu mektubu hiçbir zaman okuyamamıştır. Biyografik bir eser olmasından dolayı yazarın hayatı hakkında bolca bilgi edinilebilir. Kafka, babasının, onun gelişimini nasıl olumsuz etkilediğini, onun yüzünden sahip olduğu özgüven sorununu, karşı cinsle olan ilişkisine nasıl karıştığını kendi gözlemleriyle anlatmış.
Aslında bakıldığında günümüzde baba-oğul ilişkisinden de kesitler görebiliyoruz kitapta.
Klasik olmasına rağmen kişisel gelişim olarak da kabul edilebilir bir nevi. Bu nedenle aynı zamanda her babanın çocuklarının gelişimi için okuyabileceği bir eser. Çocukların büyükleri nasıl taklit ettikleri, onların söylediği her sözcüğün yaşamlarını nasıl etkilediği çok net bir şekilde anlatılmış.
Kafka'nın birçok kitabında söz ettiği korkunç baba figürü işte bu kitapta anlam kazanıyor. Bu nedenle daha önce Kafka okumaya başlamadıysanız Kafka'yı ve onun düşüncelerini anlamak için bu eserden başlayabilirsiniz.
Bir nefes ötesinden ama asırlarca uzaktan bakmış babasına Kafka. Otoriter babanın altında ezilmiş, değersizlik ve hiçlik duygusuyla büyümüş. Değer verdiğiniz her şeyiniz olmuş bir insana yabancı gibi olmak en büyük çaresizliklerden biri belki de. Kafka da iliklerine kadar bu çaresizliği hissetmiş olacak ki bir yetişkinken bu mektupları yazma ihtiyacı duymuş. Mektuplarında babasına hayran olduğuna, onu nasıl ilahlaştırdığına şahit oluyoruz, oğlunun hayalindeki gibi kusursuz olamayan baba ise fark etmeden en büyük tahribatı yaratmış. "... sende hiçbir etki yaratmayan şey, benim mezarım olabilir."

Baba Hermann Kafka bunları değiştiremezdi belki ama, çocuğuna söylediği laflar ve yargıları belirlemek onun elindeydi. Sürekli aşağılanmak, rencide edilmek, adam yerine konmamak bireyin özgüvenini ciddi ölçüde zedeler ki Kafka da babasının bu terbiye etme yöntemi yüzünden ürkek, huzursuz ve çekingen bir birey olmuş. Bizim toplumumuzda ise genellikle eğitim şiddet içerikli oluyor. Bir tokatla sorunu çözdüğünü sanıyor sevgili ebebveynlerimiz. Çocuk ise en sevdiği insandan şiddet görmeyi kabullenemiyor. Ve ilginçtir ki neden şiddet gördüğünü de hatırlamıyor çocuk, aklında kalan sadece dayak yediği. Korku ve değersizlik hissiyle büyüyor, sonrasında ise pısırık, toplumda kendini ifade edemeyen bireylere dönüşüyor. Bu kitap tüm ebebveynlere ve adaylarına okutulmalı.

Kısacık bir kitap bir insanı bu kadar etkiler mi... Ne yaptın böyle? Eskiden aşk hayatın bana hiç samimi gelmezdi Kafka. Şimdi ise neden tek kişiye bağlanamadığını anlıyorum, birçok şeyi anlıyorum. Bu kitabı okumayan ben Kafka okudum demesin. Dönüşüm'ü hangi psikolojiyle yazıldığını anlayamazsınız, Milena'ya yazılanları hissedemezsiniz. Artık çok farklı bir gözle bakacağım sana, herkese tavsiyemdir.
Mesele, çocuklarına vereceğin herhangi bir ders değil, örnek bir yaşamdı.
Franz Kafka
Sayfa 37 - İş bankası kültür yayınları
Evet sen temelde iyi kalpli yumuşak bir insansın,ama her çocuk o iyiliği bulana kadar arayacak sabır ve korkusuzluğa sahip değildir.
"Biraz desteklenmeye, biraz dostça bir yaklaşıma, yolumun biraz açık tutulmasına ihtiyacım vardı, sense onun yerine yolumu kesiyordun (...)"
Franz Kafka
Sayfa 20 - Can Yayınları
“Yazdıklarım seninle ilgiliydi, orada senin göğsünde
yakınamadıklarımdan yakınıyordum yalnızca.”
- Yeni bir hayat mümkün olmaz belki, çünkü ikimiz de bunun için fazlasıyla yaşlıyız.
Franz Kafka
Sayfa 7 - Ren Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Babaya Mektup
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053328322
Orijinal adı:
Brief An Der Vater
Çeviri:
Regaip Minareci
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"Senin etkinden tamamen bağımsız büyümüş olsaydım bile, senin gönlünde yatan insan gibi biri olamayacaktım büyük ihtimalle. Herhalde yine çelimsiz, ürkek, kararsız, huzursuz bir insan olurdum…"

Yaşarken bir avuç insan tarafından bilinen Kafka, ölümünden sonra dostu Max Brod'un vasiyetine ihanet edip (!) eserlerini yayınlamasıyla birlikte, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında hızla dünya çapında tanınmaya başladı ve yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından biri haline geldi, haklı olarak.

Kafka, üzerine en çok yazı ve yorum yapılan yazarlar listesinin başında yer alır. Hakkında dev bir literatür oluşmuştur ve günbegün artmaktadır bu literatür. İçinde yaşadığımız gerçekliğin, şimdinin değil yalnızca, savrulup gittiğimiz geleceğin ve geçmişin de perspektifinden yazabilen ender yazarlardan biridir Kafka ve halen günceldir, güncel de kalacaktır yüzyıllarca.

Babaya Mektup, opus magnumlarından biridir Kafka'nın. Şayet içinizde bir hayaletle yaşamaktan yorulduysanız, Kafka'nın sesine kulak verin deriz!

Kitabı okuyanlar 2.146 okur

  • Tuna Yüksel
  • gizem gurkan
  • Volkan Yılmaz
  • Mükerrem
  • Ezgi Göktürk
  • Neriman Keçe
  • ahmet taş
  • Fevi Akargöl
  • Queen Of Sparta
  • Kübra Bayram

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.5
14-17 Yaş
%12.5
18-24 Yaş
%30.3
25-34 Yaş
%30
35-44 Yaş
%13.4
45-54 Yaş
%4.1
55-64 Yaş
%0.3
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.2
Erkek
%32.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.7 (150)
9
%16.8 (116)
8
%24.2 (167)
7
%17.8 (123)
6
%6.5 (45)
5
%3.2 (22)
4
%1.4 (10)
3
%1 (7)
2
%0.3 (2)
1
%0.3 (2)

Kitabın sıralamaları