İnceleme

1.554 üye · 28 yeni gönderi
Takip
Kitap veya eser incelemeleri ve değerlendirmeleri.
Kendine Çarpan Bir Zihin: Tehlikeli Oyunlar
6/10
·479 syf.·
2026 20. kitabı
Önsözünü okumamanız gereken bir kitap kendisi. İnsan bari "spoiler içerir" diye bir not düşer. Kitaba henüz başlamadan sonuyla ilgili önemli bir detayı öğrenmiş oldum. Bu yüzden, okumayı düşünenlere önsözü en sona bırakmalarını tavsiye ederim.Tutunamayanlar'ı değerlendirirken Oğuz Atay'dan ve hayatından bahsetmiştim. Bu nedenle burada tekrar aynı konulara değinmeyeceğim. Kitabın sonunda yer alan değerlendirmelerden birini çok beğendiğim için incelememde ona da yer vermek istedim. Hepimiz çocukken oyunlar oynadık. Kimi zaman yaşadıklarımızı, kimi zaman yaşayamadıklarımızı, kimi zaman da hayal dünyamızın izin verdiği ölçüde bambaşka hayatları canlandırdık. Tehlikeli Oyunlar'da da buna benzer bir durum vardır. Yaşanmamış olaylar oynanır, yazılır ve yeniden kurulur. Kitaptaki hayali arkadaş meselesi de biraz çocuklukla ilişkilidir. Freud, 3-6 yaş aralığında hayali arkadaşların normal olduğunu söyler. Tıpkı Albay Hüsamettin gibi... "Ben çocukları sevmiyordum; onları çok aptal buluyordum. Allah'tan ben çocuk olmamıştım." der Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar'da. Belki de yazdıklarının bir kısmı yaşayamadığı çocukluğundan kaynaklanıyordu. Bu yönüyle Tehlikeli Oyunlar, biraz da yaşanamamışlıkların ve hayal kırıklıklarının romanı gibi geliyor bana. Anlatım bakımından Tehlikeli Oyunlar, Tutunamayanlar'a oldukça benziyor. Ancak konu bakımından farklı eserlerdir. Tutunamayanlar, Oğuz Atay'ın memleket meseleleriyle ilgilenilen yıllarda tanıdığı insanları ve çevreyi konu alır. Ancak bunu doğrudan anlatmak yerine, o çevrenin eksiklerini, çelişkilerini ve insanlarını alaycı ama aynı zamanda acı bir bakışla eleştirir. Tehlikeli Oyunlar ise daha çok kadınlarla ilişkiler, duygusal çatışmalar ve insanın karmaşık iç dünyası üzerine kuruludur. Romandaki düşünceler ve
İnceleme
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
8/10
·384 syf.··
2026 36. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 20:54
Uketsu’nun bu kitabı önceki iki kitabının tam bir mash-up ı olmuş diyebilirim. Tuhaf Resimler'de 5 farklı resmin tek bir olaya bağlanmasını okumuştuk. Tuhaf Ev’de ise bir ev planı üzerinden gizem çözülmüştü. Ancak kitabın sonunda abimiz ortaya bir şey atmış, sonu biraz ucu açık bitmiş ve bende ikinci kitap kesin bu olayı ele alır beklentisi yapmıştı. Öyle olmadı. Bu kitapta 11 farklı dosya ve 10 yapı planı var en sonunda tek bir yere çıkıyor. Yine diğer kitaplarda olduğu gibi okurken aynı zamanda çözmeye çalışıyorsunuz ve bence yine tahmin edilebilir bir sonuçtu, yani düşündüğün şey oluyor ama farklı bir sebepten. Okurken tek bir yer hariç şaşırmadım, o yerde de şaşkınlıktan ziyade şok mu desem bilemedim; çarpıldım üzüldüm ilginç şeyler yaşadım. Tuhaf Ev'de olduğu gibi bu kitapta da yazar kitabın içindeydi. İlk kitabı Tuhaf Ev’den sonra kendisine çok fazla garip ev hikayesi anlatıldığını, bazılarını çözemediğini ama birbiriyle bağlantılı olduğunu düşündüğü bu 11 dosyayı bir araya getirdiğini söyleyerek anlatımı daha gerçekçi kılmış. Bir an dedim kız bu nedir?? Kitabı değil ama içinde geçen meselerden bahsetmek istiyorum yanii DIIIIIIT BURADAN SONRASI SPOILER İÇERİYOR OLABİLİR . . . . . . Kitap her ne kadar bir mimari gizem eseri olsa da, alttan alta Japonya’nın karanlık geçmişine eleştiri yapıyor. Hikayede çocuk fuhuşu ve tarikatlar gibi ağır temalar işleniyor. Kitapta çocuk fuhuşunun geçtiği yıllar gerçekten de Japonya'da bu konuda cezai yaptırımların olmadığı ve maalesef bu durumun yaşandığı bir döneme denk geliyor. Japonya bu konudaki yasal düzenlemeyi ve cezaları ancak 1999 yılında getirebilmişti. Yazarın bu tarihi gerçeği kurguya yedirmesi çok başarılı. Tarikat meselesine gelirsek; lisedeyken özellikle Kore ve Asya merkezli tarikat belgesellerini çok
İnceleme
Strange BuildingsUketsu · Pushkin Vertigo · 20269 okunma
Reklam
Puan vermedi·216 syf.··
2026 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 21:25
Hakan Günday her kitabıyla müthiş bir zeka ortaya koyuyor. Öyle dahi, deli, psikopat karakterler yaratıp bambaşka hikayeler anlatıyor ki okuyucusunu etkilemeyi başarıyor. Bu kitapta argo kelimelere de diğer kitaplarına oranla daha az rastlıyorsun. Günday burada daha soyut, daha felsefi bir dil seçmiş. Cümleler bıçak gibi, keskin, iz bırakıyor. Zaten kitabın beğendiğim tarafları da yazarın kullandığı dildi. Olay örgüsünden, hikayeden ziyade o tarafı bana daha hoş geldi. Kitabın konusu bana göre değildi. O konuda çok zor tutunabildim hikayeye.
İnceleme
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 21. kitabı
Eserde Arapların işgali anlatılıyor. Din adı altında yapılan zulümler, yoksulların elinden her şeyinin alınması, kadınların cansız bir eşya gibi görülmesi, küçük kız çocuklarına yapılan işkenceler sahneye taşınıyor. Zerdüşt inancının hakim olduğu bir coğrafya arap istilasına maaruz kalıyor. Yeni sahipler ülkenin zenginliklerin yağmalayıp halkını da din değişmek zorunda bırakıyorlar. Cefer Cabbarlı eserde dokuzuncu yüzyılı anlatsa da, kaleme aldığı zamanlar da yine ülke esaret altında. Belki buna da bir gönderme olabilir. Ki zaten eser yazarın hapishaneden çıkışından sonra yazılmış. Kitaptaki şiirsel hava hemen fark ediyor ve akıp gidiyor yazılar. Dikkatimi çeken bir şey daha vardı. Elhanın savunduğu fikirler özellikle sonlara doğru iyice ideolojik hal almaya başladı. Bir nevi sağ sol çatışması gibi. Yanlış anlamış da olabilirim
İnceleme
Od GəliniCafer Cabbarlı · Qanun Nəşriyyatı · 2020204 okunma
Mülksüzler
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 11:50
Mülksüzler, Ursula K. Le Guin’in 1974 yılında yayımlanan, yazarın ‘ikircikli ütopya’ olarak nitelendirdiği bir bilimkurgu romanıdır. Romanımız, Anarres ve Urras isimli hayali iki gezegende yaşanıyor. Bu iki gezegendeki yaşam biçimini, roman kahramanı fizikçi Shevek ile birlikte anlamaya ve tanımaya çalışıyoruz. Shevek, yıllar önce Urras gezegeninden kopup gelen Odocuların kurduğu Anarres’te yaşayan bir bilim insanıdır. Anarres gezegeni, anarşist düşüncenin hâkim olduğu bir toplumsal düzenle yönetilmektedir. Belki de burada ‘yönetilmek’ kelimesi yanlış kaçabilir; çünkü bu gezegende insanların insanlar tarafından yönetilmesinden ziyade, ortak yaşamın ve üretimin örgütlenmesi söz konusu. Anarres’te merkezi bir devlet yapısı yok. Üretim ve iş bölümü ise ÜİD (Üretim ve İaşe Dağıtım Koordinasyonu) aracılığıyla organize ediliyor. Anarres’in en dikkat çeken yanlarından biri, yaşam koşullarının son derece zorlu ve gezegenin verimsiz olması. Doğrusu, yazarın anarşizm gibi bir sistemi neden böylesine sert koşullara sahip bir gezegende anlattığı beni oldukça düşündürdü. Ancak roman ilerledikçe bunun kurgu açısından ne kadar yerinde bir tercih olduğu da bir gerçek. Kapitalizm ile yönetilen Urras’ta, Odocu isyancıların elbette verimli ve zengin bir gezegene gönderilmeleri beklenmezdi; Anarres gibi zorlu bir yere yerleşebilmeleri bile bir bakıma mucize sayılabilir. Ama yine de aklımdan şu soru geçmedi değil: Ursula Le Guin, anarşist sistemi bolluk ve bereket içindeki bir gezegende anlatsaydı nasıl bir tabloyla karşılaşırdık acaba? Belki eksikler bu kadar görünür olmazdı, belki de bambaşka sorunlar ortaya çıkardı. Çünkü burada kıtlık ve yoksunluk, sistemin sınırlarını görünür hâle getiriyor gibi. İşte tüm eksiklerine rağmen, Anarres’teki yaşamın Urras’taki yaşamın çok ötesinde
İnceleme
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
Reklam
Reklam