Azil (Deha ve Delilik Arasında Seyreden Bir Hayat...)

·
Okunma
·
Beğeni
·
6.620
Gösterim
Adı:
Azil
Alt başlık:
Deha ve Delilik Arasında Seyreden Bir Hayat...
Baskı tarihi:
Ağustos 2012
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759917975
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
"Önemli olan, Tanrı'nın bir enstrüman yaratmış olmasıdır. İnsan denen bir enstrüman. Ancak yarattığı müzik enstrümanını çalamayan bir usta gibi, Tanrı da insandan doğru sesi çıkaramamıştır. Bu yüzden, Tanrı hariç bütün güçler insanı çalmış ve özellikle de şeytan en güzel melodilerini onunla bestelemiştir."

Sahip olduğun her bilgi, içinde çürüdüğün bir hücredir.

Azil, içinizdeki derin uçuruma; düşünme, fark etme ve görme uçurumuna düşmek için bir fırsat. Ayaküstü düşebilirseniz ne âlâ! Aksi takdirde Hakan Günday'ın bir sonraki romanını bekleyecekseniz...
(Arka Kapak)

Teknoloji, insanların davranışını, ahlakını, sosyoekonomik ilişkilerini, asla geri dönülmeyecek bir biçimde değiştiriyor.
Söz konusu değişim, insanlığın amacından sapmasına ve doğadışı, adsız bir türün yeşermesine neden oluyor.
İnsanlığın bin çabayla iki bin yılda yarattığı asgari ahlak, elli yılda televizyon tarafından çiğneniyor. Ve on yıldır da internet tarafından yutuluyor.

Bireyin yalnızlığı, toplum dışına çıkmasıyla sonuçlanıyor.
Toplum dışına itilen (ya da bunu kendi tercih eden) birey, kendi doğrularını yaratıp onlarla yaşamaya başlıyor.
Zamanla toplum ile birey arasında genişleyen ahlak farkı, ikisinin de hastalanmasının temel nedeni oluveriyor.

Hakan Günday "Azil"de içinde yaşadığımız toplumsal yapıya yönelen eleştirisini, modern insanın "hiç"leşme sorunsalını, gerçek, hayal, kâbus arasındaki geçişler ile zaman ve mekân geçişlerini, yer yer sertleşen ifadelerle öyle ustalıkla aktarıyor ki, okuyucuyu adeta tokatlıyor.

Yazdıklarıyla uçları zorlayan genç yazar Hakan Günday her ne kadar yeraltı edebiyatı yapmadığını söylese de, insanı rahatsız ve tedirgin edici, hem sisteme karşı olan hem de sistemle iç içe geçen karakterlerine ustalıkla can veriyor.

Günday, ana karakteri Asil'in psişik özelliğine ve dünya algısına uygun bir dili de büyük bir beceriyle kullanıyor.

Roman boyunca çok sayıda felsefi tanımlama ve tespit, ana karakterin üslubuyla sıralanıyor.
(Tanıtım Yazısından)
Bir Hakan Günday kitabını daha okuduklarım listesine ekledim. Adam her kitabıyla bende biraz daha hayranlık oluşturuyor. Hakan Günday' ın müthiş bir zekası var. Öyle dahi, deli, psikopat karakterler yaratıp, bambaşka hikayeler anlatıyorki altüst ediyor okuyucusunu. Canınız sıkkınken, kafa dağıtmak için okunabilecek bir yazar değil. Aksine bütün düşünceleri kafanızdan atıp okumalı, sadece kitaba odaklanmalısınız.


Azil, dehalık ve delilik arasında gidip gelen, hayatı çelişkilerle dolu Asil' in, tanrıyı, varoluşu, sistemi, iyiliği, kötülüğü sorgulamasını ve kendiyle olan mücadelesini anlatıyor. Tam sorun çözüldü diye düşünürken sonraki sayfada sizi şaşırtacak başka bir gerçekle karşılaştırıyor ve başka bir sorunun ortasında bırakıyor. İlk defa bir kitaptan bu kadar çok alıntı paylaştım. Çünkü aforizmalarla ve onlarca altı çizilecek sözlerle dolu. Hakan Günday bu kitabında aile, inanç, ırk, siyaset... hakkındaki her düşüncesini Asil' e tercüme ettirmiş gibi. Okunmaya değer bir kitap...
Azil, Hakan Günday'ın okuduğum 4.kitabı. Sanırım artık Hakan Günday yazmasa da bir metnin yazara ait olduğunu anlayabilirim. Bir Hakan Günday kitabında bulunan öğeleri sıralamak gerekirse;

-Karamsarlık ve bıkkınlık,çoğu zaman intihar fikri.
-Hayata ve insanlara,topluma karşı serzeniş,
-Genellikle toplumdan kendini soyutlamış,toplumda yaşayan insanlarla arası iyi olmayan,yalnızlığı seven karakterler,
-Alkol ve sigara alışkanlığı,
-Toplumun genelince benimsenmiş genel kurallar bütününe kinaye ve eleştiri,
-Çoğunlukla evden kaçış,kötü yaşam tarzı,
-İnsanları sürekli gözlemleyen ve sanki insanların zihnini okurcasına genellikle hangi harekete ne şekilde tepki vereceğini bilen tipler.
- Bol bol bu konu en güzel bu şekilde ele alınabilirdi dedirten tokat etkisi yaratan çeşitli konulardaki aforizmalar.

İşte Azil'de de yukarıdakilerin toplamından biraz biraz mevcuttu. Hakan Günday'ı gerçekten çok beğeniyorum. Toplumsal konulara,sosyal ilişkilere,insanların paraya olan bağlılıklarına ve ikiyüzlülüklerine yaptığı dokundurmalar çok yerli yerinde.Herkesin gizlediği kötü yönleri görüp,nefretini kağıda kusuyor gibi sanki,okurken çevrenizdeki herkesi irdeleyip tutarsızlıklarından nefret edebilirsiniz. Neyse ki bu his bir süre sonra geçiyor ve kendimizi kandırmaya devam ediyoruz. :)

Azil için en güzel özet aslında kitabın kapağında yapılan "Deha ile delilik arasında seyreden bir hayat... " cümlesi. Azil deli olduğundan hepsini uyduruyor mu yoksa dahi olduğundan mı delirmiş okurken içinden çıkmak mümkün değil. Hakan Günday'ın yarattığı aykırı karakterlerden birisi olarak mümkün olan tüm aykırılıklar mevcut kendisinde. Kafasında yaşayan başka bir Azil'le uzlaşma çabasını izliyoruz kitapta, tek bir bedende yaşayan bazen anlaşan bazen birisinin diğerine baskın geldiği iki Azil var gibi. Ya da Azil öyle olduğuna inanıyor.

Benim en etkilendiğim kısım " Ne kadar kötüsün?" belgeseli ile ilgili olan kısım oldu. Hakan Günday'ın kötü finallerine göre(genelde sanki konuyu nasıl toparlayacağını bilememiş ve geçiştirmiş gibi biten final kısımları) bu kitabındaki finali daha iyi toparlamıştı.

Sonuç olarak kitabın sonunda yazarın not düştüğü kısımdan bir alıntı yapmak istiyorum.

"Delirenler, affedilmez ve terk edilir. Bu da, suçu olmayan bir insana verilebilecek en büyük cezadır. Deliren habercilerin sonu, intihar değilse, linçtir. Benzersiz zihinlerini yönetmeyi öğrenip, hayatta kalanlarsa, peygamber olarak bilinir.
...
İnsanlık tarihi, kutsal olanları anlatır. Tarih, insanlık rahmine düşmüş peygamberleri anlatır. Azledilenlerin tarihini anlatansa, Asil’in hayatıdır. Çünkü hepsinin laneti aynıdır: Düşünmek. Çünkü hepsinin alın yazısı aynıdır: Düşünüyorum, öyleyse, varlığımı yok edebilirim."
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.777 Oy)18.392 beğeni41.657 okunma2.748 alıntı175.310 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.253 Oy)8.568 beğeni27.535 okunma782 alıntı134.124 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.398 Oy)13.000 beğeni33.273 okunma3.158 alıntı139.900 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.923 Oy)8.866 beğeni24.394 okunma1.659 alıntı113.078 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.176 Oy)7.746 beğeni21.804 okunma785 alıntı85.248 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.798 Oy)6.113 beğeni16.119 okunma2.721 alıntı83.090 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.597 Oy)8.554 beğeni25.282 okunma2.335 alıntı109.247 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.230 Oy)3.742 beğeni12.424 okunma1.096 alıntı50.381 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.474 Oy)11.165 beğeni27.634 okunma1.520 alıntı145.241 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.306 Oy)8.759 beğeni24.383 okunma1.318 alıntı120.152 gösterim
DEHA İLE DELİLİK ARASINDA SEYREDEN BİR HAYAT

Hakan günday kitaplarını ara ara okurum hep, eskiye özlem gibi ya da saplantılı bir okur gibi. Günlerce yazdıklarını okusam sıkılmayacağım tek yazar sanırım.

Asil romanın karakteri...kitap boyunca dahi mi deli mi olduğunu bilemediğimiz hakan gündayın her kitabında olan karakterleri gibi çok orjinal. Kitap hakkında bir kitap daha yazılır ....

Fakat hakan günday "kitap yazmak için sorular bulurum ve bu soruları yazarak düşünürüm der, her yazdığım kitapta sorulara cevap bulacağımı düşünsemde okuyucuyu da kendimi de yeni sorularla bas başa bırakıyorum" der.

Bu kitabı sanırım 3.kez okudum . Her seferinde beyni bizden farklı çalışan ya da bizim toplum olarak deli dediğimiz insanların düşüncelerinden neler geçiyor keşke bunu öğrenebilme şansım olsa diye düşünürüm. Bizim normal zekâmızla gördüğümüz dünyayı onların her biri ne kadar farklı algılıyor kim bilir? Normal bir insan genelde aynı olaya benzer tepkiler vermesine rağmen, beyni bizden farklı çalışan her deli ya da dahi farklı tepkiler veriyor.

Zihinlerindeki dünyalarını çok merak ettiğim, algılarını ve içinde yaşadıkları eşsiz dünyalarını bir türlü anlayamayacağım her deliye ya da dahiye saygılar:)
Hakan Günday'ın okuduğum üçüncü kitabı oldu. Diğer okuduğum iki kitaba göre vasat geldi bana bu sefer Azil. Kitabın ilk altmış yetmiş sayfası sürekli kendini tekrarlayan kelimelerle doluydu. Kitabın kurgu kısmında ise birbirinden kopukluk var gibiydi. Daha doğrusu kurgudaki olayların bazıları ve kahramanın yaşadığı süreçler birbirinden kopuk gibi geldi. Metinlerde Niestchze ve Stirner'in etkisi kendini baya gösteriyordu. Satın alınan milletvekili kurgusu da kitabı basitleştirdi ve biraz soğuttu gibi kitaptan. İntihar ettirdiği kadın kurgusu da ilgi çekicilikten ziyade safsata geldi bana. Kitabın sıktığı zamanlar oldu ve ben de bir yerden sonra bitirmek için okudum ve tabi bu da biraz tahammül gerektirdi. Felsefi yanı da bu sefer pek sarmadı. Günday, okumuş, güzel okumuş belli. Ama kurguladığı eylemler bu metnin derinliği yanında basit ve ucuz kalmış bence. Hakan Günday betimlemelerinde felsefeyi kullanmak istiyorsa eylem senaryolarını daha iyi yedirmeli. En azından Azil kitabı için bunu yapabilirdi. Yine de yazarın hakkını teslim etmek lazım. Emeğine sağlık. Fena bir kitap değildi. Kendine çeken bir yanı da vardı, kitap vasat bir şey olmasına rağmen.
Hakan Günday'ın okuduğum ilk kitabı oldu. Hayatımda okuduğum en ilginç kitap Azil. Her okuduğum sayfada tamam Azil diğer insanlar gibi değil diyorum aklımda bir şey beliriyor diğer sayfaya geçince aklımda beliren şey hemen değişiyor. Kitabı bitirene kadar önce Azil'e özgül öğrenme bozukluğu koydum sonra değiştirdim yaygın gelişimsel bozukluk dedim ve Zekasını özel bir yetenek olarak gördüm. Sonra kesin şizofreni dedim hem de paranoid olanından yok ya sizoid kesin bu azil dedim.. En sonunda olamaz şizofreni değil olsa olsa psikopat dedim kişilik bozukluğu var dedim. KİTABI bitirene kadar Azil'in bir deli olduğunu düşündüm aslında Dahiliğe çok yaklaşmış bir deli. Mantık ile mantıksız olan herşeyi iki nokta arasında birleştirdim... Azil aslında insanların iç sesiydi ve kimsenin bağırarak konuşmaya cesaret edemeyeceği tüm düşünceleri bağıra bağıra söylettiren bir şeydi. Azil'i hangi kalıba koyarsam anlamını tam karşılayamayacağım bir his var içimde..

Kötülük kendini bile kandırabilecek bir sahtekar. İnsanların ne kadar ileriye gidebileceğini ancak iyilikle kötülüğün sınır çizgisinde görebileceğimizi anlatıyor aslında insan kendisinin hem celladı hem kurtarıcısı olabilir çizginin hangi tarafından adım attığımıza bağlı ya da kötü bana göre kötü mü yoksa iyi mi? İyi bana göre kötü mü yoksa iyi mi?

Belki hayat bir yanılsamadan ibaret şeytanda bir gerçeklikten. Herkesin içinde bir Azil var mı yoksa herkes kendisinin şeytanı mı? Yoksa Azil her insanın içinde bulunan deli ama en zeki şeytan mı?

Sürekli düşünüyorsunuz. Gerçeklik hangi yalanın doğru olduğunu bilmekten geçiyor. Var gücünüzle kendinizle yüzleşebileceğiniz bir kitap.
Sizi ne bekliyor tahmin bile edemezsiniz. Dibe vuruş ve yükseliş, tepeden biri itekliyor sanki sizi ve siz düşerken o tepeyi geziyorsunuz. Bir aile dramı, bir şizofrenin hayatı, bir otistiğin dahiyim iddaları, ebeveynlik ilişkilerinin daha da dikkatle ele alınması gerektiğini, değişmez kuralları, sistemi ve yasalarını ve daha bir sürü şey ve hepsini dozunda harmanayarak anlatıyor. Bakın bu kitabi tavsiye etmiyorum hayır bu kitap tavsiye edilmez okunmaya zorlatılır. Okuyun ve hoşcakalın..
Asil... Romanımızın baş kahramanı. Bazen bir deli, bazen bir dahi. Kitap felsefik olarak başlıyor, 50.sayfadan sonra hikayeye giriyor. Merhamet ve acımasızlık hat safhada. 2 ayda 2 kitap yazan, bazende medyumluk yapan bir karakter var karşımızda. Hakan Günday kalitesi diye bir gerçek mevcut artık hayatımda. Ve benim için yazar bu kitapta nirvanaya ulaşmış vaziyette. Hangi ruh hali içinde yazıyorsun bu kitapları Günday?
Okuyacaksanız eğer önce Ziyan'ı, sonra Azil'i okumanızı öneririm.
Son olarak:"Asil, yaşayan bir delidir. Anımsamadığı için geçmişi, önemsemediği için geleceği yoktur."
Bir günde bitirdim. Spotify'daki klasik müziklerle bir okuyunca kombo oldu. Hayatımda okuduğum en mükemmel kitap diyebilirim, tabi Hakan Günday ayrı bir kafa.
Kitabın kapağında yazdığı gibi deha mı deli mi? Var ve yoku anlatışı. Sorgulama yeteneği... Asil Yaşayan - Adil Ölmez.
İlk sayfalarda biraz sıkıldım fakat sonra elimden bırakamadığım bir kitap oldu. İki günde bitireceğimi düşünmüştüm kitabın sayfa sayısına bakarak ama öyle olmadı. Sindire sindire okudum ve Hakan Günday'ın kelime oyunları ile kurguladığı bu kitabını beğendim.
Azil, günümüz kitaplarının aksine farklı bir üslubla yazılmış ve okuyucu üzerinde şüphesiz büyük etki yaratabilen bir kitap. Kendinizi tamamen kitaba verdiğinizde hep bir sonraki sayfayı merak edip elinizden düşürmediğinizi göreceksiniz. Ki kitap dediğimizin de böyle olması gerekmez midir?
Muhteşem bir kitap, bitmesin istedim ama elimden de bir türlü bırakamadım. Tempo düştü artık ne yapabilir? dediğim yerde hızla yükselen tempo baş döndürücü kurgusu inanılmazdı. Hakan Günday' ın okunmadık kitabını bırakmama kararı aldım:)
Ürkütücü...Bu bitince okuyacağım tek Hakan Günday kitabı kalmış olmasına rağmen belki de en sevdiğim,en etkilendiğim ve ilk kez Hakan Günday'dan zekasından ürktüğüm bir kitaptı diyebilirim incelemeye geçmeden önce.Okuduğum kitaplara,izlediğim filmlere lisedeki fizik derslerime çağrışımlar yaptı bol bol.İlk başlık Asil'in mektubu.Önce bir anlam karmaşası yaşadım.Şimdi bu mektup Asil'in yazdığı mektup muydu yoksa Asil'e gelen bir mektup muydu.Sonra sorduğum sorunun cevabının kitapta ikisine de evet olduğunu fark ettim.Nasıl olduğunu sormayın lütfen,bunu söylersem büyük spoi olur o nedenle okuyun.Asil için kitapta evdeki bitkilerden farksızdı,beslenmesi gereken bir evcil hayvan gibiydi dediğinde ise ilk aklıma gelen Dönüşüm kitabıydı.Burdan Kafka ve Gregor Samsa'ya selam olsun.Sonra teknolojinin toplum Ve birey arasına girdiğini yazdığı yerleri henüz daha çocukken okuduğum Bir çift yürek kitabını getirdi aklıma.Ve devamında Asil'in başkalarının rüyalarını görerek medyumluk yaptığı yazıyordu.Bu şekilde bir dolandırıcılık yaptığında da İnception filmi geldi gözümün önüne.Son çağrışımım da Asil'in milletvekiline kürsüde okuması için verdiği kagıtta "..Linç girişiminin demokratik bir hak olduğunun kabul edilmesi ve yasallaştırılması.." ibaresini görünce henüz demokratik bir hak olmasa da herkesin bol bol linç yediği yaşadığımız süreçte acaba Hakan Günday bir deney yapıyor olabilir mi dedim.Belki de ben deliriyorumdur yavaş yavaş siz yine de korkmayın.Bir önceki kitabımda onu anlıyorum demeye cüret edebiliyorum demiştim ya,bu kitapla Belki de onu anlayabilmek için kütüphaneden hiç çıkmamam ve bir sürü kitap hatim etmem gerektiğini öğrendim.Az biraz da delilik.Sever misiniz bilemiyorum ama beyninizin yanacağı kesin.Okumayı düşünen herkese keyifli okumalar dilerim,ufacık sabır ve biraz da aklın sınırlarını zorlamak.
Ne de olsa deliydi. Ve delilerin canı, diğer insanlarinkinden farkli yanardı. Onlar, yanan canlarıyla ısınırlardı.
Güneşin söndüğünü sekiz dakika sonra anlarsın. O sekiz dakika boyunca hayatın sonsuza dek süreceğini sanırsın.
İnsanlığın bin bir çabayla iki bin yılda yarattığı asgari ahlak, elli yılda televizyon tarafından çiğnenmiş ve on yılda internet tarafından yutulmuştu.
Düşünceler mükemmel, ancak davranışlar kusurludur.
Bir insanı sevdiğini düşünmek, ona bunu söylemek ve ardından sarılmakla anlatılamayacak kadar mükemmeldir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Azil
Alt başlık:
Deha ve Delilik Arasında Seyreden Bir Hayat...
Baskı tarihi:
Ağustos 2012
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759917975
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
"Önemli olan, Tanrı'nın bir enstrüman yaratmış olmasıdır. İnsan denen bir enstrüman. Ancak yarattığı müzik enstrümanını çalamayan bir usta gibi, Tanrı da insandan doğru sesi çıkaramamıştır. Bu yüzden, Tanrı hariç bütün güçler insanı çalmış ve özellikle de şeytan en güzel melodilerini onunla bestelemiştir."

Sahip olduğun her bilgi, içinde çürüdüğün bir hücredir.

Azil, içinizdeki derin uçuruma; düşünme, fark etme ve görme uçurumuna düşmek için bir fırsat. Ayaküstü düşebilirseniz ne âlâ! Aksi takdirde Hakan Günday'ın bir sonraki romanını bekleyecekseniz...
(Arka Kapak)

Teknoloji, insanların davranışını, ahlakını, sosyoekonomik ilişkilerini, asla geri dönülmeyecek bir biçimde değiştiriyor.
Söz konusu değişim, insanlığın amacından sapmasına ve doğadışı, adsız bir türün yeşermesine neden oluyor.
İnsanlığın bin çabayla iki bin yılda yarattığı asgari ahlak, elli yılda televizyon tarafından çiğneniyor. Ve on yıldır da internet tarafından yutuluyor.

Bireyin yalnızlığı, toplum dışına çıkmasıyla sonuçlanıyor.
Toplum dışına itilen (ya da bunu kendi tercih eden) birey, kendi doğrularını yaratıp onlarla yaşamaya başlıyor.
Zamanla toplum ile birey arasında genişleyen ahlak farkı, ikisinin de hastalanmasının temel nedeni oluveriyor.

Hakan Günday "Azil"de içinde yaşadığımız toplumsal yapıya yönelen eleştirisini, modern insanın "hiç"leşme sorunsalını, gerçek, hayal, kâbus arasındaki geçişler ile zaman ve mekân geçişlerini, yer yer sertleşen ifadelerle öyle ustalıkla aktarıyor ki, okuyucuyu adeta tokatlıyor.

Yazdıklarıyla uçları zorlayan genç yazar Hakan Günday her ne kadar yeraltı edebiyatı yapmadığını söylese de, insanı rahatsız ve tedirgin edici, hem sisteme karşı olan hem de sistemle iç içe geçen karakterlerine ustalıkla can veriyor.

Günday, ana karakteri Asil'in psişik özelliğine ve dünya algısına uygun bir dili de büyük bir beceriyle kullanıyor.

Roman boyunca çok sayıda felsefi tanımlama ve tespit, ana karakterin üslubuyla sıralanıyor.
(Tanıtım Yazısından)

Kitabı okuyanlar 1.295 okur

  • Frida M
  • Can
  • Emre Karaoğlu
  • Çağla Elmas
  • Seda Nur Özer
  • Rumeysa Şahin
  • Ö.
  • Yasemin Koç
  • Serap Erol
  • Hasan bildik

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.9
14-17 Yaş
%0.8
18-24 Yaş
%22.2
25-34 Yaş
%37.7
35-44 Yaş
%25.8
45-54 Yaş
%6.2
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.7
Erkek
%42.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.1 (137)
9
%24.2 (110)
8
%25.1 (114)
7
%12.5 (57)
6
%4.4 (20)
5
%2 (9)
4
%1.1 (5)
3
%0.2 (1)
2
%0.4 (2)
1
%0

Kitabın sıralamaları