Azil (Deha ve Delilik Arasında Seyreden Bir Hayat...)

·
Okunma
·
Beğeni
·
7.390
Gösterim
Adı:
Azil
Alt başlık:
Deha ve Delilik Arasında Seyreden Bir Hayat...
Baskı tarihi:
Ağustos 2012
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759917975
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
"Önemli olan, Tanrı'nın bir enstrüman yaratmış olmasıdır. İnsan denen bir enstrüman. Ancak yarattığı müzik enstrümanını çalamayan bir usta gibi, Tanrı da insandan doğru sesi çıkaramamıştır. Bu yüzden, Tanrı hariç bütün güçler insanı çalmış ve özellikle de şeytan en güzel melodilerini onunla bestelemiştir."

Sahip olduğun her bilgi, içinde çürüdüğün bir hücredir.

Azil, içinizdeki derin uçuruma; düşünme, fark etme ve görme uçurumuna düşmek için bir fırsat. Ayaküstü düşebilirseniz ne âlâ! Aksi takdirde Hakan Günday'ın bir sonraki romanını bekleyecekseniz...
(Arka Kapak)

Teknoloji, insanların davranışını, ahlakını, sosyoekonomik ilişkilerini, asla geri dönülmeyecek bir biçimde değiştiriyor.
Söz konusu değişim, insanlığın amacından sapmasına ve doğadışı, adsız bir türün yeşermesine neden oluyor.
İnsanlığın bin çabayla iki bin yılda yarattığı asgari ahlak, elli yılda televizyon tarafından çiğneniyor. Ve on yıldır da internet tarafından yutuluyor.

Bireyin yalnızlığı, toplum dışına çıkmasıyla sonuçlanıyor.
Toplum dışına itilen (ya da bunu kendi tercih eden) birey, kendi doğrularını yaratıp onlarla yaşamaya başlıyor.
Zamanla toplum ile birey arasında genişleyen ahlak farkı, ikisinin de hastalanmasının temel nedeni oluveriyor.

Hakan Günday "Azil"de içinde yaşadığımız toplumsal yapıya yönelen eleştirisini, modern insanın "hiç"leşme sorunsalını, gerçek, hayal, kâbus arasındaki geçişler ile zaman ve mekân geçişlerini, yer yer sertleşen ifadelerle öyle ustalıkla aktarıyor ki, okuyucuyu adeta tokatlıyor.

Yazdıklarıyla uçları zorlayan genç yazar Hakan Günday her ne kadar yeraltı edebiyatı yapmadığını söylese de, insanı rahatsız ve tedirgin edici, hem sisteme karşı olan hem de sistemle iç içe geçen karakterlerine ustalıkla can veriyor.

Günday, ana karakteri Asil'in psişik özelliğine ve dünya algısına uygun bir dili de büyük bir beceriyle kullanıyor.

Roman boyunca çok sayıda felsefi tanımlama ve tespit, ana karakterin üslubuyla sıralanıyor.
(Tanıtım Yazısından)
Bir Hakan Günday kitabını daha okuduklarım listesine ekledim. Adam her kitabıyla bende biraz daha hayranlık oluşturuyor. Hakan Günday' ın müthiş bir zekası var. Öyle dahi, deli, psikopat karakterler yaratıp, bambaşka hikayeler anlatıyorki altüst ediyor okuyucusunu. Canınız sıkkınken, kafa dağıtmak için okunabilecek bir yazar değil. Aksine bütün düşünceleri kafanızdan atıp okumalı, sadece kitaba odaklanmalısınız.


Azil, dehalık ve delilik arasında gidip gelen, hayatı çelişkilerle dolu Asil' in, tanrıyı, varoluşu, sistemi, iyiliği, kötülüğü sorgulamasını ve kendiyle olan mücadelesini anlatıyor. Tam sorun çözüldü diye düşünürken sonraki sayfada sizi şaşırtacak başka bir gerçekle karşılaştırıyor ve başka bir sorunun ortasında bırakıyor. İlk defa bir kitaptan bu kadar çok alıntı paylaştım. Çünkü aforizmalarla ve onlarca altı çizilecek sözlerle dolu. Hakan Günday bu kitabında aile, inanç, ırk, siyaset... hakkındaki her düşüncesini Asil' e tercüme ettirmiş gibi. Okunmaya değer bir kitap...
Azil, Hakan Günday'ın okuduğum 4.kitabı. Sanırım artık Hakan Günday yazmasa da bir metnin yazara ait olduğunu anlayabilirim. Bir Hakan Günday kitabında bulunan öğeleri sıralamak gerekirse;

-Karamsarlık ve bıkkınlık,çoğu zaman intihar fikri.
-Hayata ve insanlara,topluma karşı serzeniş,
-Genellikle toplumdan kendini soyutlamış,toplumda yaşayan insanlarla arası iyi olmayan,yalnızlığı seven karakterler,
-Alkol ve sigara alışkanlığı,
-Toplumun genelince benimsenmiş genel kurallar bütününe kinaye ve eleştiri,
-Çoğunlukla evden kaçış,kötü yaşam tarzı,
-İnsanları sürekli gözlemleyen ve sanki insanların zihnini okurcasına genellikle hangi harekete ne şekilde tepki vereceğini bilen tipler.
- Bol bol bu konu en güzel bu şekilde ele alınabilirdi dedirten tokat etkisi yaratan çeşitli konulardaki aforizmalar.

İşte Azil'de de yukarıdakilerin toplamından biraz biraz mevcuttu. Hakan Günday'ı gerçekten çok beğeniyorum. Toplumsal konulara,sosyal ilişkilere,insanların paraya olan bağlılıklarına ve ikiyüzlülüklerine yaptığı dokundurmalar çok yerli yerinde.Herkesin gizlediği kötü yönleri görüp,nefretini kağıda kusuyor gibi sanki,okurken çevrenizdeki herkesi irdeleyip tutarsızlıklarından nefret edebilirsiniz. Neyse ki bu his bir süre sonra geçiyor ve kendimizi kandırmaya devam ediyoruz. :)

Azil için en güzel özet aslında kitabın kapağında yapılan "Deha ile delilik arasında seyreden bir hayat... " cümlesi. Azil deli olduğundan hepsini uyduruyor mu yoksa dahi olduğundan mı delirmiş okurken içinden çıkmak mümkün değil. Hakan Günday'ın yarattığı aykırı karakterlerden birisi olarak mümkün olan tüm aykırılıklar mevcut kendisinde. Kafasında yaşayan başka bir Azil'le uzlaşma çabasını izliyoruz kitapta, tek bir bedende yaşayan bazen anlaşan bazen birisinin diğerine baskın geldiği iki Azil var gibi. Ya da Azil öyle olduğuna inanıyor.

Benim en etkilendiğim kısım " Ne kadar kötüsün?" belgeseli ile ilgili olan kısım oldu. Hakan Günday'ın kötü finallerine göre(genelde sanki konuyu nasıl toparlayacağını bilememiş ve geçiştirmiş gibi biten final kısımları) bu kitabındaki finali daha iyi toparlamıştı.

Sonuç olarak kitabın sonunda yazarın not düştüğü kısımdan bir alıntı yapmak istiyorum.

"Delirenler, affedilmez ve terk edilir. Bu da, suçu olmayan bir insana verilebilecek en büyük cezadır. Deliren habercilerin sonu, intihar değilse, linçtir. Benzersiz zihinlerini yönetmeyi öğrenip, hayatta kalanlarsa, peygamber olarak bilinir.
...
İnsanlık tarihi, kutsal olanları anlatır. Tarih, insanlık rahmine düşmüş peygamberleri anlatır. Azledilenlerin tarihini anlatansa, Asil’in hayatıdır. Çünkü hepsinin laneti aynıdır: Düşünmek. Çünkü hepsinin alın yazısı aynıdır: Düşünüyorum, öyleyse, varlığımı yok edebilirim."
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.992 Oy)19.924 beğeni45.626 okunma3.581 alıntı192.859 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.941 Oy)9.210 beğeni30.244 okunma926 alıntı146.683 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.135 Oy)13.966 beğeni36.180 okunma3.799 alıntı153.790 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.743 Oy)9.707 beğeni27.249 okunma2.010 alıntı126.186 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.785 Oy)8.399 beğeni24.027 okunma957 alıntı95.851 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (8.254 Oy)9.250 beğeni27.608 okunma2.936 alıntı121.735 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.295 Oy)6.652 beğeni17.681 okunma2.990 alıntı90.419 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.918 Oy)9.458 beğeni26.622 okunma1.815 alıntı136.091 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (10.010 Oy)11.809 beğeni29.637 okunma1.687 alıntı155.000 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.623 Oy)4.108 beğeni13.661 okunma1.539 alıntı56.487 gösterim
DEHA İLE DELİLİK ARASINDA SEYREDEN BİR HAYAT

Hakan günday kitaplarını ara ara okurum hep, eskiye özlem gibi ya da saplantılı bir okur gibi. Günlerce yazdıklarını okusam sıkılmayacağım tek yazar sanırım.

Asil romanın karakteri...kitap boyunca dahi mi deli mi olduğunu bilemediğimiz hakan gündayın her kitabında olan karakterleri gibi çok orjinal. Kitap hakkında bir kitap daha yazılır ....

Fakat hakan günday "kitap yazmak için sorular bulurum ve bu soruları yazarak düşünürüm der, her yazdığım kitapta sorulara cevap bulacağımı düşünsemde okuyucuyu da kendimi de yeni sorularla bas başa bırakıyorum" der.

Bu kitabı sanırım 3.kez okudum . Her seferinde beyni bizden farklı çalışan ya da bizim toplum olarak deli dediğimiz insanların düşüncelerinden neler geçiyor keşke bunu öğrenebilme şansım olsa diye düşünürüm. Bizim normal zekâmızla gördüğümüz dünyayı onların her biri ne kadar farklı algılıyor kim bilir? Normal bir insan genelde aynı olaya benzer tepkiler vermesine rağmen, beyni bizden farklı çalışan her deli ya da dahi farklı tepkiler veriyor.

Zihinlerindeki dünyalarını çok merak ettiğim, algılarını ve içinde yaşadıkları eşsiz dünyalarını bir türlü anlayamayacağım her deliye ya da dahiye saygılar:)
Hakan Günday'ın okuduğum ilk kitabı oldu. Hayatımda okuduğum en ilginç kitap Azil. Her okuduğum sayfada tamam Azil diğer insanlar gibi değil diyorum aklımda bir şey beliriyor diğer sayfaya geçince aklımda beliren şey hemen değişiyor. Kitabı bitirene kadar önce Azil'e özgül öğrenme bozukluğu koydum sonra değiştirdim yaygın gelişimsel bozukluk dedim ve Zekasını özel bir yetenek olarak gördüm. Sonra kesin şizofreni dedim hem de paranoid olanından yok ya sizoid kesin bu azil dedim.. En sonunda olamaz şizofreni değil olsa olsa psikopat dedim kişilik bozukluğu var dedim. KİTABI bitirene kadar Azil'in bir deli olduğunu düşündüm aslında Dahiliğe çok yaklaşmış bir deli. Mantık ile mantıksız olan herşeyi iki nokta arasında birleştirdim... Azil aslında insanların iç sesiydi ve kimsenin bağırarak konuşmaya cesaret edemeyeceği tüm düşünceleri bağıra bağıra söylettiren bir şeydi. Azil'i hangi kalıba koyarsam anlamını tam karşılayamayacağım bir his var içimde..

Kötülük kendini bile kandırabilecek bir sahtekar. İnsanların ne kadar ileriye gidebileceğini ancak iyilikle kötülüğün sınır çizgisinde görebileceğimizi anlatıyor aslında insan kendisinin hem celladı hem kurtarıcısı olabilir çizginin hangi tarafından adım attığımıza bağlı ya da kötü bana göre kötü mü yoksa iyi mi? İyi bana göre kötü mü yoksa iyi mi?

Belki hayat bir yanılsamadan ibaret şeytanda bir gerçeklikten. Herkesin içinde bir Azil var mı yoksa herkes kendisinin şeytanı mı? Yoksa Azil her insanın içinde bulunan deli ama en zeki şeytan mı?

Sürekli düşünüyorsunuz. Gerçeklik hangi yalanın doğru olduğunu bilmekten geçiyor. Var gücünüzle kendinizle yüzleşebileceğiniz bir kitap.
Hakan Günday'ın okuduğum üçüncü kitabı oldu. Diğer okuduğum iki kitaba göre vasat geldi bana bu sefer Azil. Kitabın ilk altmış yetmiş sayfası sürekli kendini tekrarlayan kelimelerle doluydu. Kitabın kurgu kısmında ise birbirinden kopukluk var gibiydi. Daha doğrusu kurgudaki olayların bazıları ve kahramanın yaşadığı süreçler birbirinden kopuk gibi geldi. Metinlerde Niestchze ve Stirner'in etkisi kendini baya gösteriyordu. Satın alınan milletvekili kurgusu da kitabı basitleştirdi ve biraz soğuttu gibi kitaptan. İntihar ettirdiği kadın kurgusu da ilgi çekicilikten ziyade safsata geldi bana. Kitabın sıktığı zamanlar oldu ve ben de bir yerden sonra bitirmek için okudum ve tabi bu da biraz tahammül gerektirdi. Felsefi yanı da bu sefer pek sarmadı. Günday, okumuş, güzel okumuş belli. Ama kurguladığı eylemler bu metnin derinliği yanında basit ve ucuz kalmış bence. Hakan Günday betimlemelerinde felsefeyi kullanmak istiyorsa eylem senaryolarını daha iyi yedirmeli. En azından Azil kitabı için bunu yapabilirdi. Yine de yazarın hakkını teslim etmek lazım. Emeğine sağlık. Fena bir kitap değildi. Kendine çeken bir yanı da vardı, kitap vasat bir şey olmasına rağmen.
Sizi ne bekliyor tahmin bile edemezsiniz. Dibe vuruş ve yükseliş, tepeden biri itekliyor sanki sizi ve siz düşerken o tepeyi geziyorsunuz. Bir aile dramı, bir şizofrenin hayatı, bir otistiğin dahiyim iddaları, ebeveynlik ilişkilerinin daha da dikkatle ele alınması gerektiğini, değişmez kuralları, sistemi ve yasalarını ve daha bir sürü şey ve hepsini dozunda harmanayarak anlatıyor. Bakın bu kitabi tavsiye etmiyorum hayır bu kitap tavsiye edilmez okunmaya zorlatılır. Okuyun ve hoşcakalın..
Asil... Romanımızın baş kahramanı. Bazen bir deli, bazen bir dahi. Kitap felsefik olarak başlıyor, 50.sayfadan sonra hikayeye giriyor. Merhamet ve acımasızlık hat safhada. 2 ayda 2 kitap yazan, bazende medyumluk yapan bir karakter var karşımızda. Hakan Günday kalitesi diye bir gerçek mevcut artık hayatımda. Ve benim için yazar bu kitapta nirvanaya ulaşmış vaziyette. Hangi ruh hali içinde yazıyorsun bu kitapları Günday?
Okuyacaksanız eğer önce Ziyan'ı, sonra Azil'i okumanızı öneririm.
Son olarak:"Asil, yaşayan bir delidir. Anımsamadığı için geçmişi, önemsemediği için geleceği yoktur."
Bir günde bitirdim. Spotify'daki klasik müziklerle bir okuyunca kombo oldu. Hayatımda okuduğum en mükemmel kitap diyebilirim, tabi Hakan Günday ayrı bir kafa.
İlk okuduğum Hakan Günday kitabı Azil oldu. Ve bence güzel de bir başlangıç oldu. Şimdiye kadar çok fazla öneren olmuştu ve ben de az çok beğeneceğimi tahmin edebiliyordum, fakat bu kadar beğeneceğimi tahmin etmiyordum. Aklımda bir kalıp vardı ve Günday’ın da o kalıptan bir yazar olduğunu düşünüyordum. (Misal; Emrah Serbes, Tarık Tufan, Murat Menteş...) Hakan Günday’ın kalemini bu isimlerden –ki aslında onları da severim- daha çok beğendim. Şahsiyet dizisini izledikten ve hayran kaldıktan sonra, onun da senaristinin Hakan Günday olduğunu öğrenince artık Hakan Günday okumaya başlama zamanımın geldiğini düşündüm ve kitaplığımdaki en kısa Hakan Günday kitabı olan Azil’i okumaya başladım;
Romanın baş karakterinin adı Asil, hani bazen gördüğümüz bazı tipler vardır. İri yarı, kalın bir ses tonuyla konuşan fakat biraz farklı tavırları olan tiplerdir bunlar. Biz ‘normal’ insanlar onlara, belki kimseye çaktırmasak da ‘embesil’ yaftasını yapıştırırız hiç düşünmeden. Asil de o tiplerden, zira tanımadığı insanlar değil, bizzat annesi babası bile ‘gerizekâlı’ bir çocukları olduğunu düşünüyorlar. Bir gün Asil kendisi ve ailesini etkileyecek çok önemli bir karar vermiş ve uygulamak üzereyken, bir mektup bulur posta kutusunda. Kendi adına gelmiş bir mektup ve bu mektup Asil’in zihninde bir şeyleri harekete geçirecektir. Tabi ki kitaptan daha fazla bahsetmeyeceğim ama dikkatle okunması gereken bir kitap olduğunu söylemeliyim. Çok beğendim ve tavsiye ediyorum.
Son olarak bir de Azil’i okuma deneyimimden bahsetmek istiyorum. Son zamanlarda kitap sever herkes farkındadır ki, Storytel diye bir uygulama çıktı. Ben açıkcası bu uygulamaya çok sıcak bakmıyordum. Zira dinlemek değil okumak istiyorum kitapları diyordum. Ama uygulamanın bir aylık ücretsiz üyeliği gelince bir denemek istedim ve ilk dinlediğim/okuduğum kitap da Azil oldu. Dinlediğim ve okuduğum diyorum çünkü kitabın tamamını Storytel’den dinlemedim. İşe gidiş gelişleri uzun süren bir insanım; bu gidiş gelişlerde yolculuğumun sadece bir kısmında kitap okuyabiliyorum. Yolculuğumun kitap okumama müsait olmayan kısımlarını da Storytel’i açıp, takıp kulaklığımı kitabı dinleyerek değerlendirdim. Azil’i seslendiren yıllar önce Çok Güzel Hareketler Bunlar programındaki oyunculuğuyla tanıyacağınız Murat Eken‘di ve tek kelimeyle muhteşemdi. Özellikle Asil’in konuşutuğu kısımları seslendirişi gerçekten de çok iyiydi. Hatta öyle ki, kitabı çok sevme sebeplerimden biri de bu seslendirme olabilir. (Umarım bir gün ben de böyle güzel kitapları, öyle güzel seslendirebilirim.)
Mutlu ve bol kitaplı günler dilerim...
Kitabın kapağında yazdığı gibi deha mı deli mi? Var ve yoku anlatışı. Sorgulama yeteneği... Asil Yaşayan - Adil Ölmez.
İlk sayfalarda biraz sıkıldım fakat sonra elimden bırakamadığım bir kitap oldu. İki günde bitireceğimi düşünmüştüm kitabın sayfa sayısına bakarak ama öyle olmadı. Sindire sindire okudum ve Hakan Günday'ın kelime oyunları ile kurguladığı bu kitabını beğendim.
!!! DİKKAT SPOİLERIMSI ŞEYLER İÇERİR !!!
PTT'nin "25 Yıl Sonrasına Mektuplar" adlı ilginç bir kampanyasının getirisi, aslında hikaye. Yani en azından yaşanacak olayları ve karakterimiz Asil'in uyanışını tetikleyen mektubun yazılış sebebi. Kitap da bu mektupla başlıyor. Üç yaşındaki Asil'in, yıllar sonra yine kendisine ulaşması amacıyla yazdığı bir mektupla. İçeriği kadar ilk cümleleri de insanı içine çekiyor.

"Bu cümle yazmayı öğrendiğimin kanıtıdır. Bu cümleyse okumaya devam ettiğinin kanıtı."

Ne bir isim ne bir imza ne de bir pul. Yalnızca daktilo harfleri. Yazmayı sadece bu mektup için öğrenmişti. Daha sonra unutacağını biliyordu. Unuttuğu geçmişi tarafından yazılan bu mektup, Asil'i her ne kadar korkutsa da aslında hayatına yön verecekti. Hayatının bu kısmından itibaren yaşayacakları, her şeyin en başına ulaşmasını sağlayacak bir yolculuktu. Ve bu uzun yolculukta ona refakat edecek olan tek şey ise bir çift Stan Smith idi.

"Düşünceler mükemmel ancak davranışlar kusurludur."

28 yaşında bir aptaldı. Ya da en azından herkes tarafindan kabul edilen şey buydu. Evet, belki okuma güçlüğü çekmişti, toplum ona çok uzak ve karmaşık geliyordu ama kesinlikle aptal değildi. Aptal gibi davranması aptalca düşündüğünün kanıtı değildi.

"Deha ile delilik arasında seyreden bir hayat..."

Bu kitapta, kuralları anlamaya ve düşünmeye başladığımız ilk an, bir patlama olarak nitelendirilir. Zihinde gerçekleşen bu patlamadan geriye yalnızca siyah bir nokta kalır. Asil'in yolculuğunun amacı, başka bir patlamayla her şeyin başına dönebilmektir. Patlamayla gerçekleşen bir şeyi yine patlama ile sona erdirmek...Ama o zamana kadar siyah noktayı, sol elinin serçe parmağının tırnağı ile etinin birleştiği yerde saklar. Bu yük o kadar ağırdır ki bazen parmağını kesmeyi bile düşünür. Yetmez, intihar etmeyi düşünür. O da yetmez, arkasında üzgün bir aile bırakmamak için önce anne ve babasını sonra da kendisini öldürmeyi düşünür.

"Asil Yaşayan, Adil Ölmez."

Ama Asil ne intihar etti ne de katil oldu. Sadece sarhoş oldu. Arada bir medyumluk yaparak para kazandı, sonra yine sarhoş oldu. Yaratarak yok olma sürecinde açlık ve içkiden gördüğü hasar nedeniyle bir klinikte tedavi gördü. Üç kitap yazdı. İki farklı isimle. "Ne Kadar Kötüsün?" adlı bir belgesel çekti. Satın aldığı milletvekilinin ağzı, dili oldu. Bir pansiyonda müşteri oldu. Sonra, sonra her şey durdu. Kitap Asil'i öldürdü, Yahya'yı doğurdu. Asil azledildi. Çünkü; Asil düşünüyordu, öyleyse varlığını yok edebilirdi.

"Tarih, insanlık rahmine düşmüş peygamberleri anlatır. Azledilenlerin tarihini anlatansa Asil'in hayatıdır."
Azil, günümüz kitaplarının aksine farklı bir üslubla yazılmış ve okuyucu üzerinde şüphesiz büyük etki yaratabilen bir kitap. Kendinizi tamamen kitaba verdiğinizde hep bir sonraki sayfayı merak edip elinizden düşürmediğinizi göreceksiniz. Ki kitap dediğimizin de böyle olması gerekmez midir?
Ne de olsa deliydi. Ve delilerin canı, diğer insanlarinkinden farkli yanardı. Onlar, yanan canlarıyla ısınırlardı.
Güneşin söndüğünü sekiz dakika sonra anlarsın. O sekiz dakika boyunca hayatın sonsuza dek süreceğini sanırsın.
İnsanlığın bin bir çabayla iki bin yılda yarattığı asgari ahlak, elli yılda televizyon tarafından çiğnenmiş ve on yılda internet tarafından yutulmuştu.
Düşünceler mükemmel, ancak davranışlar kusurludur.
Bir insanı sevdiğini düşünmek, ona bunu söylemek ve ardından sarılmakla anlatılamayacak kadar mükemmeldir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Azil
Alt başlık:
Deha ve Delilik Arasında Seyreden Bir Hayat...
Baskı tarihi:
Ağustos 2012
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759917975
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
"Önemli olan, Tanrı'nın bir enstrüman yaratmış olmasıdır. İnsan denen bir enstrüman. Ancak yarattığı müzik enstrümanını çalamayan bir usta gibi, Tanrı da insandan doğru sesi çıkaramamıştır. Bu yüzden, Tanrı hariç bütün güçler insanı çalmış ve özellikle de şeytan en güzel melodilerini onunla bestelemiştir."

Sahip olduğun her bilgi, içinde çürüdüğün bir hücredir.

Azil, içinizdeki derin uçuruma; düşünme, fark etme ve görme uçurumuna düşmek için bir fırsat. Ayaküstü düşebilirseniz ne âlâ! Aksi takdirde Hakan Günday'ın bir sonraki romanını bekleyecekseniz...
(Arka Kapak)

Teknoloji, insanların davranışını, ahlakını, sosyoekonomik ilişkilerini, asla geri dönülmeyecek bir biçimde değiştiriyor.
Söz konusu değişim, insanlığın amacından sapmasına ve doğadışı, adsız bir türün yeşermesine neden oluyor.
İnsanlığın bin çabayla iki bin yılda yarattığı asgari ahlak, elli yılda televizyon tarafından çiğneniyor. Ve on yıldır da internet tarafından yutuluyor.

Bireyin yalnızlığı, toplum dışına çıkmasıyla sonuçlanıyor.
Toplum dışına itilen (ya da bunu kendi tercih eden) birey, kendi doğrularını yaratıp onlarla yaşamaya başlıyor.
Zamanla toplum ile birey arasında genişleyen ahlak farkı, ikisinin de hastalanmasının temel nedeni oluveriyor.

Hakan Günday "Azil"de içinde yaşadığımız toplumsal yapıya yönelen eleştirisini, modern insanın "hiç"leşme sorunsalını, gerçek, hayal, kâbus arasındaki geçişler ile zaman ve mekân geçişlerini, yer yer sertleşen ifadelerle öyle ustalıkla aktarıyor ki, okuyucuyu adeta tokatlıyor.

Yazdıklarıyla uçları zorlayan genç yazar Hakan Günday her ne kadar yeraltı edebiyatı yapmadığını söylese de, insanı rahatsız ve tedirgin edici, hem sisteme karşı olan hem de sistemle iç içe geçen karakterlerine ustalıkla can veriyor.

Günday, ana karakteri Asil'in psişik özelliğine ve dünya algısına uygun bir dili de büyük bir beceriyle kullanıyor.

Roman boyunca çok sayıda felsefi tanımlama ve tespit, ana karakterin üslubuyla sıralanıyor.
(Tanıtım Yazısından)

Kitabı okuyanlar 1.417 okur

  • Serdar Gümüşay
  • Ercan Aysel
  • Behzat Ates
  • Tuğçenur Bayram
  • E
  • M. Burcu
  • Kitap Sever
  • Feyaz Avşar
  • Orbay Tenekeci
  • Furkan Güreci

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.9
14-17 Yaş
%0.8
18-24 Yaş
%22.2
25-34 Yaş
%37.7
35-44 Yaş
%25.8
45-54 Yaş
%6.2
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.7
Erkek
%42.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.1 (155)
9
%23.2 (116)
8
%25.3 (126)
7
%12.2 (61)
6
%4.4 (22)
5
%2.2 (11)
4
%1 (5)
3
%0.2 (1)
2
%0.4 (2)
1
%0

Kitabın sıralamaları