Azil (Deha ve Delilik Arasında Seyreden Bir Hayat...)Hakan Günday

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.952
Gösterim
Adı:
Azil
Alt başlık:
Deha ve Delilik Arasında Seyreden Bir Hayat...
Baskı tarihi:
Ağustos 2012
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759917975
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
"Önemli olan, Tanrı'nın bir enstrüman yaratmış olmasıdır. İnsan denen bir enstrüman. Ancak yarattığı müzik enstrümanını çalamayan bir usta gibi, Tanrı da insandan doğru sesi çıkaramamıştır. Bu yüzden, Tanrı hariç bütün güçler insanı çalmış ve özellikle de şeytan en güzel melodilerini onunla bestelemiştir."

Sahip olduğun her bilgi, içinde çürüdüğün bir hücredir.

Azil, içinizdeki derin uçuruma; düşünme, fark etme ve görme uçurumuna düşmek için bir fırsat. Ayaküstü düşebilirseniz ne âlâ! Aksi takdirde Hakan Günday'ın bir sonraki romanını bekleyecekseniz...
(Arka Kapak)

Teknoloji, insanların davranışını, ahlakını, sosyoekonomik ilişkilerini, asla geri dönülmeyecek bir biçimde değiştiriyor.
Söz konusu değişim, insanlığın amacından sapmasına ve doğadışı, adsız bir türün yeşermesine neden oluyor.
İnsanlığın bin çabayla iki bin yılda yarattığı asgari ahlak, elli yılda televizyon tarafından çiğneniyor. Ve on yıldır da internet tarafından yutuluyor.

Bireyin yalnızlığı, toplum dışına çıkmasıyla sonuçlanıyor.
Toplum dışına itilen (ya da bunu kendi tercih eden) birey, kendi doğrularını yaratıp onlarla yaşamaya başlıyor.
Zamanla toplum ile birey arasında genişleyen ahlak farkı, ikisinin de hastalanmasının temel nedeni oluveriyor.

Hakan Günday "Azil"de içinde yaşadığımız toplumsal yapıya yönelen eleştirisini, modern insanın "hiç"leşme sorunsalını, gerçek, hayal, kâbus arasındaki geçişler ile zaman ve mekân geçişlerini, yer yer sertleşen ifadelerle öyle ustalıkla aktarıyor ki, okuyucuyu adeta tokatlıyor.

Yazdıklarıyla uçları zorlayan genç yazar Hakan Günday her ne kadar yeraltı edebiyatı yapmadığını söylese de, insanı rahatsız ve tedirgin edici, hem sisteme karşı olan hem de sistemle iç içe geçen karakterlerine ustalıkla can veriyor.

Günday, ana karakteri Asil'in psişik özelliğine ve dünya algısına uygun bir dili de büyük bir beceriyle kullanıyor.

Roman boyunca çok sayıda felsefi tanımlama ve tespit, ana karakterin üslubuyla sıralanıyor.
(Tanıtım Yazısından)
Azil, Hakan Günday'ın okuduğum 4.kitabı. Sanırım artık Hakan Günday yazmasa da bir metnin yazara ait olduğunu anlayabilirim. Bir Hakan Günday kitabında bulunan öğeleri sıralamak gerekirse;

-Karamsarlık ve bıkkınlık,çoğu zaman intihar fikri.
-Hayata ve insanlara,topluma karşı serzeniş,
-Genellikle toplumdan kendini soyutlamış,toplumda yaşayan insanlarla arası iyi olmayan,yalnızlığı seven karakterler,
-Alkol ve sigara alışkanlığı,
-Toplumun genelince benimsenmiş genel kurallar bütününe kinaye ve eleştiri,
-Çoğunlukla evden kaçış,kötü yaşam tarzı,
-İnsanları sürekli gözlemleyen ve sanki insanların zihnini okurcasına genellikle hangi harekete ne şekilde tepki vereceğini bilen tipler.
- Bol bol bu konu en güzel bu şekilde ele alınabilirdi dedirten tokat etkisi yaratan çeşitli konulardaki aforizmalar.

İşte Azil'de de yukarıdakilerin toplamından biraz biraz mevcuttu. Hakan Günday'ı gerçekten çok beğeniyorum. Toplumsal konulara,sosyal ilişkilere,insanların paraya olan bağlılıklarına ve ikiyüzlülüklerine yaptığı dokundurmalar çok yerli yerinde.Herkesin gizlediği kötü yönleri görüp,nefretini kağıda kusuyor gibi sanki,okurken çevrenizdeki herkesi irdeleyip tutarsızlıklarından nefret edebilirsiniz. Neyse ki bu his bir süre sonra geçiyor ve kendimizi kandırmaya devam ediyoruz. :)

Azil için en güzel özet aslında kitabın kapağında yapılan "Deha ile delilik arasında seyreden bir hayat... " cümlesi. Azil deli olduğundan hepsini uyduruyor mu yoksa dahi olduğundan mı delirmiş okurken içinden çıkmak mümkün değil. Hakan Günday'ın yarattığı aykırı karakterlerden birisi olarak mümkün olan tüm aykırılıklar mevcut kendisinde. Kafasında yaşayan başka bir Azil'le uzlaşma çabasını izliyoruz kitapta, tek bir bedende yaşayan bazen anlaşan bazen birisinin diğerine baskın geldiği iki Azil var gibi. Ya da Azil öyle olduğuna inanıyor.

Benim en etkilendiğim kısım " Ne kadar kötüsün?" belgeseli ile ilgili olan kısım oldu. Hakan Günday'ın kötü finallerine göre(genelde sanki konuyu nasıl toparlayacağını bilememiş ve geçiştirmiş gibi biten final kısımları) bu kitabındaki finali daha iyi toparlamıştı.

Sonuç olarak kitabın sonunda yazarın not düştüğü kısımdan bir alıntı yapmak istiyorum.

"Delirenler, affedilmez ve terk edilir. Bu da, suçu olmayan bir insana verilebilecek en büyük cezadır. Deliren habercilerin sonu, intihar değilse, linçtir. Benzersiz zihinlerini yönetmeyi öğrenip, hayatta kalanlarsa, peygamber olarak bilinir.
...
İnsanlık tarihi, kutsal olanları anlatır. Tarih, insanlık rahmine düşmüş peygamberleri anlatır. Azledilenlerin tarihini anlatansa, Asil’in hayatıdır. Çünkü hepsinin laneti aynıdır: Düşünmek. Çünkü hepsinin alın yazısı aynıdır: Düşünüyorum, öyleyse, varlığımı yok edebilirim."
Azil, delilik ve dahilik arasındaki o ince çizgide bir cambaz olmuş Asil’i anlatan, tek bir sıfata sığdırılmayı hak etmese de, uç nokta bir kitap.
Asil, başarısız bir cambaz olmuş ve zihin kemiklerini kırmıştır. Dahilik ve delilik arasındaki o ince çizgi, farktır. Dahiliğin sınırıdır o çizgi, ancak Asil’in bir sınırı yoktur. Kitapta uç nokta, gerçekçi olmayan olaylar yer alsa da, sorumlusu Hakan Günday değil, Asil’dir. Bir romandan beklenilen gerçeğe yakınlık olsa da, bu romanın sizi kapanına olağanüstülüğü ile yakaladığına şahit olacaksınız.
Asil, kendi içindeki o çukura henüz çok küçükken göç etmiş bir karakter. ‘’Varılabilecek en son nokta, bir noktaya dönüşmektir.’’ Asil, bakış açısının genişliğine, zihninin doruklarına kapılmış ve kendini bu genişlikte, bu dorukta bir nokta olarak görebilmiştir. Yaşıtlarından her daim farklı davranarak büyümüş bir çocuk, sebebiyse kendinden daha fazlasını gören gözleri.
Asil’in kendi içinde yuvarlanışı, içindeki çukura kendini bırakması aklıma bir tek sözü getiriyor: ‘’Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.’’ Asil o derinliği ölçmüş ve diğerleri gibi olamayacağını görmüş, sokakta yürürken pencerelerine baktığı evlerde bulunan insanlar gibi olamayacağını bilen ve farkındalığını, bilincini sırtlanan, altında da ezilen bir karakter. Bazı insanlar uçmak için, bazılarıysa köklerini salmak için yaşar. Asil göğe değil de, dünyanın çekirdeğine göz koymuş biridir.
Zihninin sunduğu her bir düşünceyi, her bir meyveyi paylaşmaya karar veren bu adam, yasak elmalarını kelimelerin örüntüsüne gizler. Yazdığı kitaplar, yalnızlığının eseridir. Her şey ve herkese uzaklaşmıştır Asil, görünmezmişçesine, tanrıymışçasına. Tanrı’dan rol çalan bu adam, kalemini Tanrı’nın mürekkebine batırmayı dener ve bildiklerini yazar. Gerçeklikleri, kuralları, kaynakları yazar. İnsanı. Ve özü. Asil, özün peşindedir aslında. Onu bulacak ve hücreymiş gibi içine girip, sadık kalacaktır.
Kuralları tanımak onu yaşatmamaktadır. Onun yaşanmışlıkları olmayacaktır, çünkü insanın özünü iyi tanır ve neyin neye sonuç vereceğini bilerek, durur. O, yaşamayı değil, yaratmayı seçmiştir. Harcadığı hayatının kefareti yazdığı kitaplarda yaşattıklarıdır. Asil’in yazdığı kitapları andıran bir başka söz ise ‘’Yaktığın her mum, verir bir gölgeye doğum.’’ oldu benim için.
Kendini ‘anlamaya’ adamış bir adam. Zihnindekilerle ne yapacağını şaşırmış, üretmeye karar vermiş, onlarla beraber harf harf tükenmiş bir adam. Kendi kalemindeki dipsiz kovuktan ölü doğmuştur.
''Sonsuza kadar yaşamak istiyorsan, ilk adım olarak ölmek zorundasın.''

Eğer kafa dağıtmak veya zaman geçirmek istemek yerine zihninizi çalıştırmayı istediğiniz bir dönemde iseniz, sabrederek, anlayarak okumanızı önereceğim bir kitap. Günday’ın ‘’AZ’’ isimli kitabını da okumuş biri olarak, yazar hakkında şunu söyleyebilirim ki, yazdığı kitapların sayfalarına zihin tohumlarını bırakıyor. Okuyunuz…
  • Piç
    8.2/10 (414 Oy)364 beğeni1.301 okunma251 alıntı8.437 gösterim
  • Daha
    8.8/10 (623 Oy)587 beğeni1.633 okunma618 alıntı9.249 gösterim
  • Zargana
    8.2/10 (308 Oy)252 beğeni950 okunma207 alıntı4.339 gösterim
  • Deliduman
    7.3/10 (363 Oy)266 beğeni1.241 okunma209 alıntı5.357 gösterim
  • Hikayem Paramparça
    7.8/10 (352 Oy)281 beğeni1.196 okunma355 alıntı5.228 gösterim
  • Oğullar ve Rencide Ruhlar
    8.4/10 (529 Oy)448 beğeni1.382 okunma219 alıntı6.360 gösterim
  • Az
    8.6/10 (936 Oy)845 beğeni2.581 okunma451 alıntı14.098 gösterim
  • Müptezeller
    7.2/10 (621 Oy)473 beğeni1.679 okunma337 alıntı6.163 gösterim
  • Ziyan
    8.8/10 (247 Oy)228 beğeni693 okunma278 alıntı4.850 gösterim
  • Korkma Ben Varım
    8.7/10 (460 Oy)422 beğeni1.432 okunma806 alıntı10.878 gösterim
DEHA İLE DELİLİK ARASINDA SEYREDEN BİR HAYAT

Hakan günday kitaplarını ara ara okurum hep, eskiye özlem gibi ya da saplantılı bir okur gibi. Günlerce yazdıklarını okusam sıkılmayacağım tek yazar sanırım.

Asil romanın karakteri...kitap boyunca dahi mi deli mi olduğunu bilemediğimiz hakan gündayın her kitabında olan karakterleri gibi çok orjinal. Kitap hakkında bir kitap daha yazılır ....

Fakat hakan günday "kitap yazmak için sorular bulurum ve bu soruları yazarak düşünürüm der, her yazdığım kitapta sorulara cevap bulacağımı düşünsemde okuyucuyu da kendimi de yeni sorularla bas başa bırakıyorum" der.

Bu kitabı sanırım 3.kez okudum . Her seferinde beyni bizden farklı çalışan ya da bizim toplum olarak deli dediğimiz insanların düşüncelerinden neler geçiyor keşke bunu öğrenebilme şansım olsa diye düşünürüm. Bizim normal zekâmızla gördüğümüz dünyayı onların her biri ne kadar farklı algılıyor kim bilir? Normal bir insan genelde aynı olaya benzer tepkiler vermesine rağmen, beyni bizden farklı çalışan her deli ya da dahi farklı tepkiler veriyor.

Zihinlerindeki dünyalarını çok merak ettiğim, algılarını ve içinde yaşadıkları eşsiz dünyalarını bir türlü anlayamayacağım her deliye ya da dahiye saygılar:)
Hakan Günday'ın okuduğum ilk kitabı oldu. Hayatımda okuduğum en ilginç kitap Azil. Her okuduğum sayfada tamam Azil diğer insanlar gibi değil diyorum aklımda bir şey beliriyor diğer sayfaya geçince aklımda beliren şey hemen değişiyor. Kitabı bitirene kadar önce Azil'e özgül öğrenme bozukluğu koydum sonra değiştirdim yaygın gelişimsel bozukluk dedim ve Zekasını özel bir yetenek olarak gördüm. Sonra kesin şizofreni dedim hem de paranoid olanından yok ya sizoid kesin bu azil dedim.. En sonunda olamaz şizofreni değil olsa olsa psikopat dedim kişilik bozukluğu var dedim. KİTABI bitirene kadar Azil'in bir deli olduğunu düşündüm aslında Dahiliğe çok yaklaşmış bir deli. Mantık ile mantıksız olan herşeyi iki nokta arasında birleştirdim... Azil aslında insanların iç sesiydi ve kimsenin bağırarak konuşmaya cesaret edemeyeceği tüm düşünceleri bağıra bağıra söylettiren bir şeydi. Azil'i hangi kalıba koyarsam anlamını tam karşılayamayacağım bir his var içimde..

Kötülük kendini bile kandırabilecek bir sahtekar. İnsanların ne kadar ileriye gidebileceğini ancak iyilikle kötülüğün sınır çizgisinde görebileceğimizi anlatıyor aslında insan kendisinin hem celladı hem kurtarıcısı olabilir çizginin hangi tarafından adım attığımıza bağlı ya da kötü bana göre kötü mü yoksa iyi mi? İyi bana göre kötü mü yoksa iyi mi?

Belki hayat bir yanılsamadan ibaret şeytanda bir gerçeklikten. Herkesin içinde bir Azil var mı yoksa herkes kendisinin şeytanı mı? Yoksa Azil her insanın içinde bulunan deli ama en zeki şeytan mı?

Sürekli düşünüyorsunuz. Gerçeklik hangi yalanın doğru olduğunu bilmekten geçiyor. Var gücünüzle kendinizle yüzleşebileceğiniz bir kitap.
Hakan Günday'ın okuduğum üçüncü kitabı oldu. Diğer okuduğum iki kitaba göre vasat geldi bana bu sefer Azil. Kitabın ilk altmış yetmiş sayfası sürekli kendini tekrarlayan kelimelerle doluydu. Kitabın kurgu kısmında ise birbirinden kopukluk var gibiydi. Daha doğrusu kurgudaki olayların bazıları ve kahramanın yaşadığı süreçler birbirinden kopuk gibi geldi. Metinlerde Niestchze ve Stirner'in etkisi kendini baya gösteriyordu. Satın alınan milletvekili kurgusu da kitabı basitleştirdi ve biraz soğuttu gibi kitaptan. İntihar ettirdiği kadın kurgusu da ilgi çekicilikten ziyade safsata geldi bana. Kitabın sıktığı zamanlar oldu ve ben de bir yerden sonra bitirmek için okudum ve tabi bu da biraz tahammül gerektirdi. Felsefi yanı da bu sefer pek sarmadı. Günday, okumuş, güzel okumuş belli. Ama kurguladığı eylemler bu metnin derinliği yanında basit ve ucuz kalmış bence. Hakan Günday betimlemelerinde felsefeyi kullanmak istiyorsa eylem senaryolarını daha iyi yedirmeli. En azından Azil kitabı için bunu yapabilirdi. Yine de yazarın hakkını teslim etmek lazım. Emeğine sağlık. Fena bir kitap değildi. Kendine çeken bir yanı da vardı, kitap vasat bir şey olmasına rağmen.
Sizi ne bekliyor tahmin bile edemezsiniz. Dibe vuruş ve yükseliş, tepeden biri itekliyor sanki sizi ve siz düşerken o tepeyi geziyorsunuz. Bir aile dramı, bir şizofrenin hayatı, bir otistiğin dahiyim iddaları, ebeveynlik ilişkilerinin daha da dikkatle ele alınması gerektiğini, değişmez kuralları, sistemi ve yasalarını ve daha bir sürü şey ve hepsini dozunda harmanayarak anlatıyor. Bakın bu kitabi tavsiye etmiyorum hayır bu kitap tavsiye edilmez okunmaya zorlatılır. Okuyun ve hoşcakalın..
Asil... Romanımızın baş kahramanı. Bazen bir deli, bazen bir dahi. Kitap felsefik olarak başlıyor, 50.sayfadan sonra hikayeye giriyor. Merhamet ve acımasızlık hat safhada. 2 ayda 2 kitap yazan, bazende medyumluk yapan bir karakter var karşımızda. Hakan Günday kalitesi diye bir gerçek mevcut artık hayatımda. Ve benim için yazar bu kitapta nirvanaya ulaşmış vaziyette. Hangi ruh hali içinde yazıyorsun bu kitapları Günday?
Okuyacaksanız eğer önce Ziyan'ı, sonra Azil'i okumanızı öneririm.
Son olarak:"Asil, yaşayan bir delidir. Anımsamadığı için geçmişi, önemsemediği için geleceği yoktur."
Bir günde bitirdim. Spotify'daki klasik müziklerle bir okuyunca kombo oldu. Hayatımda okuduğum en mükemmel kitap diyebilirim, tabi Hakan Günday ayrı bir kafa.
Muhteşem bir kitap, bitmesin istedim ama elimden de bir türlü bırakamadım. Tempo düştü artık ne yapabilir? dediğim yerde hızla yükselen tempo baş döndürücü kurgusu inanılmazdı. Hakan Günday' ın okunmadık kitabını bırakmama kararı aldım:)
Azil, günümüz kitaplarının aksine farklı bir üslubla yazılmış ve okuyucu üzerinde şüphesiz büyük etki yaratabilen bir kitap. Kendinizi tamamen kitaba verdiğinizde hep bir sonraki sayfayı merak edip elinizden düşürmediğinizi göreceksiniz. Ki kitap dediğimizin de böyle olması gerekmez midir?
Kitabın kapağında yazdığı gibi deha mı deli mi? Var ve yoku anlatışı. Sorgulama yeteneği... Asil Yaşayan - Adil Ölmez.
İlk sayfalarda biraz sıkıldım fakat sonra elimden bırakamadığım bir kitap oldu. İki günde bitireceğimi düşünmüştüm kitabın sayfa sayısına bakarak ama öyle olmadı. Sindire sindire okudum ve Hakan Günday'ın kelime oyunları ile kurguladığı bu kitabını beğendim.
Ürkütücü...Bu bitince okuyacağım tek Hakan Günday kitabı kalmış olmasına rağmen belki de en sevdiğim,en etkilendiğim ve ilk kez Hakan Günday'dan zekasından ürktüğüm bir kitaptı diyebilirim incelemeye geçmeden önce.Okuduğum kitaplara,izlediğim filmlere lisedeki fizik derslerime çağrışımlar yaptı bol bol.İlk başlık Asil'in mektubu.Önce bir anlam karmaşası yaşadım.Şimdi bu mektup Asil'in yazdığı mektup muydu yoksa Asil'e gelen bir mektup muydu.Sonra sorduğum sorunun cevabının kitapta ikisine de evet olduğunu fark ettim.Nasıl olduğunu sormayın lütfen,bunu söylersem büyük spoi olur o nedenle okuyun.Asil için kitapta evdeki bitkilerden farksızdı,beslenmesi gereken bir evcil hayvan gibiydi dediğinde ise ilk aklıma gelen Dönüşüm kitabıydı.Burdan Kafka ve Gregor Samsa'ya selam olsun.Sonra teknolojinin toplum Ve birey arasına girdiğini yazdığı yerleri henüz daha çocukken okuduğum Bir çift yürek kitabını getirdi aklıma.Ve devamında Asil'in başkalarının rüyalarını görerek medyumluk yaptığı yazıyordu.Bu şekilde bir dolandırıcılık yaptığında da İnception filmi geldi gözümün önüne.Son çağrışımım da Asil'in milletvekiline kürsüde okuması için verdiği kagıtta "..Linç girişiminin demokratik bir hak olduğunun kabul edilmesi ve yasallaştırılması.." ibaresini görünce henüz demokratik bir hak olmasa da herkesin bol bol linç yediği yaşadığımız süreçte acaba Hakan Günday bir deney yapıyor olabilir mi dedim.Belki de ben deliriyorumdur yavaş yavaş siz yine de korkmayın.Bir önceki kitabımda onu anlıyorum demeye cüret edebiliyorum demiştim ya,bu kitapla Belki de onu anlayabilmek için kütüphaneden hiç çıkmamam ve bir sürü kitap hatim etmem gerektiğini öğrendim.Az biraz da delilik.Sever misiniz bilemiyorum ama beyninizin yanacağı kesin.Okumayı düşünen herkese keyifli okumalar dilerim,ufacık sabır ve biraz da aklın sınırlarını zorlamak.
Ne de olsa deliydi. Ve delilerin canı, diğer insanlarinkinden farkli yanardı. Onlar, yanan canlarıyla ısınırlardı.
Düşünceler mükemmel, ancak davranışlar kusurludur.
Bir insanı sevdiğini düşünmek, ona bunu söylemek ve ardından sarılmakla anlatılamayacak kadar mükemmeldir.
Ve bir aptalın ölmesi için fazla bir şey gerekmiyordu. Vicdanı taşıracak kadar hata ve göğüs kafesini parçalayacak kadar acı...
''Hayat elle tutulabiliyor, gözle görülebiliyor, kulakla duyulabiliyor, burunla koklanabiliyor ve dile tat verebiliyordu. Ancak bunlar sadece saniyenin yarısı kadar sürüyordu, oysa insan ortalama 65 yıl yaşıyordu. ''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Azil
Alt başlık:
Deha ve Delilik Arasında Seyreden Bir Hayat...
Baskı tarihi:
Ağustos 2012
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759917975
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
"Önemli olan, Tanrı'nın bir enstrüman yaratmış olmasıdır. İnsan denen bir enstrüman. Ancak yarattığı müzik enstrümanını çalamayan bir usta gibi, Tanrı da insandan doğru sesi çıkaramamıştır. Bu yüzden, Tanrı hariç bütün güçler insanı çalmış ve özellikle de şeytan en güzel melodilerini onunla bestelemiştir."

Sahip olduğun her bilgi, içinde çürüdüğün bir hücredir.

Azil, içinizdeki derin uçuruma; düşünme, fark etme ve görme uçurumuna düşmek için bir fırsat. Ayaküstü düşebilirseniz ne âlâ! Aksi takdirde Hakan Günday'ın bir sonraki romanını bekleyecekseniz...
(Arka Kapak)

Teknoloji, insanların davranışını, ahlakını, sosyoekonomik ilişkilerini, asla geri dönülmeyecek bir biçimde değiştiriyor.
Söz konusu değişim, insanlığın amacından sapmasına ve doğadışı, adsız bir türün yeşermesine neden oluyor.
İnsanlığın bin çabayla iki bin yılda yarattığı asgari ahlak, elli yılda televizyon tarafından çiğneniyor. Ve on yıldır da internet tarafından yutuluyor.

Bireyin yalnızlığı, toplum dışına çıkmasıyla sonuçlanıyor.
Toplum dışına itilen (ya da bunu kendi tercih eden) birey, kendi doğrularını yaratıp onlarla yaşamaya başlıyor.
Zamanla toplum ile birey arasında genişleyen ahlak farkı, ikisinin de hastalanmasının temel nedeni oluveriyor.

Hakan Günday "Azil"de içinde yaşadığımız toplumsal yapıya yönelen eleştirisini, modern insanın "hiç"leşme sorunsalını, gerçek, hayal, kâbus arasındaki geçişler ile zaman ve mekân geçişlerini, yer yer sertleşen ifadelerle öyle ustalıkla aktarıyor ki, okuyucuyu adeta tokatlıyor.

Yazdıklarıyla uçları zorlayan genç yazar Hakan Günday her ne kadar yeraltı edebiyatı yapmadığını söylese de, insanı rahatsız ve tedirgin edici, hem sisteme karşı olan hem de sistemle iç içe geçen karakterlerine ustalıkla can veriyor.

Günday, ana karakteri Asil'in psişik özelliğine ve dünya algısına uygun bir dili de büyük bir beceriyle kullanıyor.

Roman boyunca çok sayıda felsefi tanımlama ve tespit, ana karakterin üslubuyla sıralanıyor.
(Tanıtım Yazısından)

Kitabı okuyanlar 1.145 okur

  • Dr. Sem
  • Dilara Karadan
  • İlya İlyiç Heisenberg
  • Ecem C.
  • Ender M
  • Berfin Çetiner
  • the dark one
  • Nuri Kalkan
  • Nunu
  • Yasin Can Gezici

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.9
14-17 Yaş
%0.8
18-24 Yaş
%22.2
25-34 Yaş
%37.7
35-44 Yaş
%25.8
45-54 Yaş
%6.2
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.7
Erkek
%42.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.7 (127)
9
%25.1 (104)
8
%23.9 (99)
7
%12.1 (50)
6
%4.8 (20)
5
%1.7 (7)
4
%1 (4)
3
%0.2 (1)
2
%0.5 (2)
1
%0

Kitabın sıralamaları