Azil (Deha ve Delilik Arasında Seyreden Bir Hayat...)

·
Okunma
·
Beğeni
·
16018
Gösterim
Adı:
Azil
Alt başlık:
Deha ve Delilik Arasında Seyreden Bir Hayat...
Baskı tarihi:
Ağustos 2012
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759917975
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
"Önemli olan, Tanrı'nın bir enstrüman yaratmış olmasıdır. İnsan denen bir enstrüman. Ancak yarattığı müzik enstrümanını çalamayan bir usta gibi, Tanrı da insandan doğru sesi çıkaramamıştır. Bu yüzden, Tanrı hariç bütün güçler insanı çalmış ve özellikle de şeytan en güzel melodilerini onunla bestelemiştir."

Sahip olduğun her bilgi, içinde çürüdüğün bir hücredir.

Azil, içinizdeki derin uçuruma; düşünme, fark etme ve görme uçurumuna düşmek için bir fırsat. Ayaküstü düşebilirseniz ne âlâ! Aksi takdirde Hakan Günday'ın bir sonraki romanını bekleyecekseniz...
(Arka Kapak)

Teknoloji, insanların davranışını, ahlakını, sosyoekonomik ilişkilerini, asla geri dönülmeyecek bir biçimde değiştiriyor.
Söz konusu değişim, insanlığın amacından sapmasına ve doğadışı, adsız bir türün yeşermesine neden oluyor.
İnsanlığın bin çabayla iki bin yılda yarattığı asgari ahlak, elli yılda televizyon tarafından çiğneniyor. Ve on yıldır da internet tarafından yutuluyor.

Bireyin yalnızlığı, toplum dışına çıkmasıyla sonuçlanıyor.
Toplum dışına itilen (ya da bunu kendi tercih eden) birey, kendi doğrularını yaratıp onlarla yaşamaya başlıyor.
Zamanla toplum ile birey arasında genişleyen ahlak farkı, ikisinin de hastalanmasının temel nedeni oluveriyor.

Hakan Günday "Azil"de içinde yaşadığımız toplumsal yapıya yönelen eleştirisini, modern insanın "hiç"leşme sorunsalını, gerçek, hayal, kâbus arasındaki geçişler ile zaman ve mekân geçişlerini, yer yer sertleşen ifadelerle öyle ustalıkla aktarıyor ki, okuyucuyu adeta tokatlıyor.

Yazdıklarıyla uçları zorlayan genç yazar Hakan Günday her ne kadar yeraltı edebiyatı yapmadığını söylese de, insanı rahatsız ve tedirgin edici, hem sisteme karşı olan hem de sistemle iç içe geçen karakterlerine ustalıkla can veriyor.

Günday, ana karakteri Asil'in psişik özelliğine ve dünya algısına uygun bir dili de büyük bir beceriyle kullanıyor.

Roman boyunca çok sayıda felsefi tanımlama ve tespit, ana karakterin üslubuyla sıralanıyor.
215 syf.
Bir Hakan Günday kitabını daha okuduklarım listesine ekledim. Adam her kitabıyla bende biraz daha hayranlık oluşturuyor. Hakan Günday' ın müthiş bir zekası var. Öyle dahi, deli, psikopat karakterler yaratıp, bambaşka hikayeler anlatıyorki altüst ediyor okuyucusunu. Canınız sıkkınken, kafa dağıtmak için okunabilecek bir yazar değil. Aksine bütün düşünceleri kafanızdan atıp okumalı, sadece kitaba odaklanmalısınız.


Azil, dehalık ve delilik arasında gidip gelen, hayatı çelişkilerle dolu Asil' in, tanrıyı, varoluşu, sistemi, iyiliği, kötülüğü sorgulamasını ve kendiyle olan mücadelesini anlatıyor. Tam sorun çözüldü diye düşünürken sonraki sayfada sizi şaşırtacak başka bir gerçekle karşılaştırıyor ve başka bir sorunun ortasında bırakıyor. İlk defa bir kitaptan bu kadar çok alıntı paylaştım. Çünkü aforizmalarla ve onlarca altı çizilecek sözlerle dolu. Hakan Günday bu kitabında aile, inanç, ırk, siyaset... hakkındaki her düşüncesini Asil' e tercüme ettirmiş gibi. Okunmaya değer bir kitap...
215 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10
Azil, Hakan Günday'ın okuduğum 4.kitabı. Sanırım artık Hakan Günday yazmasa da bir metnin yazara ait olduğunu anlayabilirim. Bir Hakan Günday kitabında bulunan öğeleri sıralamak gerekirse;

-Karamsarlık ve bıkkınlık,çoğu zaman intihar fikri.
-Hayata ve insanlara,topluma karşı serzeniş,
-Genellikle toplumdan kendini soyutlamış,toplumda yaşayan insanlarla arası iyi olmayan,yalnızlığı seven karakterler,
-Alkol ve sigara alışkanlığı,
-Toplumun genelince benimsenmiş genel kurallar bütününe kinaye ve eleştiri,
-Çoğunlukla evden kaçış,kötü yaşam tarzı,
-İnsanları sürekli gözlemleyen ve sanki insanların zihnini okurcasına genellikle hangi harekete ne şekilde tepki vereceğini bilen tipler.
- Bol bol bu konu en güzel bu şekilde ele alınabilirdi dedirten tokat etkisi yaratan çeşitli konulardaki aforizmalar.

İşte Azil'de de yukarıdakilerin toplamından biraz biraz mevcuttu. Hakan Günday'ı gerçekten çok beğeniyorum. Toplumsal konulara,sosyal ilişkilere,insanların paraya olan bağlılıklarına ve ikiyüzlülüklerine yaptığı dokundurmalar çok yerli yerinde.Herkesin gizlediği kötü yönleri görüp,nefretini kağıda kusuyor gibi sanki,okurken çevrenizdeki herkesi irdeleyip tutarsızlıklarından nefret edebilirsiniz. Neyse ki bu his bir süre sonra geçiyor ve kendimizi kandırmaya devam ediyoruz. :)

Azil için en güzel özet aslında kitabın kapağında yapılan "Deha ile delilik arasında seyreden bir hayat... " cümlesi. Azil deli olduğundan hepsini uyduruyor mu yoksa dahi olduğundan mı delirmiş okurken içinden çıkmak mümkün değil. Hakan Günday'ın yarattığı aykırı karakterlerden birisi olarak mümkün olan tüm aykırılıklar mevcut kendisinde. Kafasında yaşayan başka bir Azil'le uzlaşma çabasını izliyoruz kitapta, tek bir bedende yaşayan bazen anlaşan bazen birisinin diğerine baskın geldiği iki Azil var gibi. Ya da Azil öyle olduğuna inanıyor.

Benim en etkilendiğim kısım " Ne kadar kötüsün?" belgeseli ile ilgili olan kısım oldu. Hakan Günday'ın kötü finallerine göre(genelde sanki konuyu nasıl toparlayacağını bilememiş ve geçiştirmiş gibi biten final kısımları) bu kitabındaki finali daha iyi toparlamıştı.

Sonuç olarak kitabın sonunda yazarın not düştüğü kısımdan bir alıntı yapmak istiyorum.

"Delirenler, affedilmez ve terk edilir. Bu da, suçu olmayan bir insana verilebilecek en büyük cezadır. Deliren habercilerin sonu, intihar değilse, linçtir. Benzersiz zihinlerini yönetmeyi öğrenip, hayatta kalanlarsa, peygamber olarak bilinir.
...
İnsanlık tarihi, kutsal olanları anlatır. Tarih, insanlık rahmine düşmüş peygamberleri anlatır. Azledilenlerin tarihini anlatansa, Asil’in hayatıdır. Çünkü hepsinin laneti aynıdır: Düşünmek. Çünkü hepsinin alın yazısı aynıdır: Düşünüyorum, öyleyse, varlığımı yok edebilirim."
  • Piç
    8.1/10 (1.143 Oy)1.054 beğeni3.945 okunma1.575 alıntı22.712 gösterim
  • Zargana
    8.1/10 (868 Oy)745 beğeni3.001 okunma1.151 alıntı11.611 gösterim
  • Daha
    8.8/10 (1.740 Oy)1.756 beğeni5.587 okunma3.258 alıntı26.198 gösterim
  • Az
    8.6/10 (2.585 Oy)2.406 beğeni8.464 okunma2.528 alıntı44.698 gösterim
  • Ziyan
    8.7/10 (629 Oy)605 beğeni2.037 okunma1.805 alıntı12.003 gösterim
  • Kinyas ve Kayra
    8.7/10 (3.255 Oy)3.665 beğeni9.688 okunma10.991 alıntı130.405 gösterim
  • Erken Kaybedenler
    7.8/10 (1.433 Oy)1.220 beğeni5.514 okunma995 alıntı20.315 gösterim
  • Malafa
    8.0/10 (575 Oy)518 beğeni1.892 okunma787 alıntı7.847 gösterim
  • Müptezeller
    7.2/10 (1.167 Oy)897 beğeni4.232 okunma892 alıntı12.773 gösterim
  • Oğullar ve Rencide Ruhlar
    8.4/10 (1.459 Oy)1.230 beğeni4.349 okunma1.034 alıntı18.166 gösterim
215 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
ALLAHSIZLIK, ALLAH’A MAHSUSTUR!
Azledildin...
Her şey bitti...
Bundan sonra düşünmeyecek, bilmeyecek ve yaratmayacaksın...
Asil Yaşayan (Adil Ölmez) bir dahi mi bir deli mi bilinmez ama “yalnız”dır.
“Yapayalnız” , terk edilmiş bir ruh, deliren bir beden, affedilemez bir adam, gerizekalı sanılan bir dahi, vicdansız sanılan bir gerikalplidir o.

ÖLÜ DOĞAN SORUYU LİNÇ ET!
Ne kadar kötüsünüz?
Ne
Kadar
Kötüsünüz?
Asil’in bu sorusu bir deneysel belgesel olur ve bu belgeselle insanlığı kendine düşman eder.

Bir deli olarak Asil kimdir?
Onun tek gerçeği acıdır; kinden, kandan ve kötülükten beslenir lakin özünde tıklım tıklım gözyaşı yüklü bir çocuktur.
Dili kurak, zihni mahşer gibi kalabalıktır.
Delidir; anımsamadığı için geçmişi, önemsemediği için geleceği yoktur.
Tüm savaşlar, ihanetler, yalanlar insana aitken Asil bu girdabın bir damlasıdır. Tüm insanlıktan ne daha iyi ne daha kötü...
Zihni bir savaş alanı, bir cehennem meydanıdır. Yok eder, yakar, önce kendini sonra etrafındakileri...
Hiçbir sosyolojik profile uymayan, ruhsal varlıklarla iletişim kurabilen, epileptik krizlerle bir kas yığınına dönüşen , biraz falcı, biraz medyum, herkes kadar sahtekâr bir kural danışmanı, olasılık hesapçısı, öngörücüdür...

DELİRENLER AFFEDİLMEZ, TERK EDİLİR...
Modern yaşam insanlığı önce yalnızlaştırdı sonra öldürdü. Teknoloji ve sosyal medya sahte kahramanlar yarattı. Bireyin yalnızlığını ve çıkmazlarını Asil’le bedenleştiren Günday, yeraltı edebiyatının en yetkin yeni Türklerinden bence.

Modernizm ve modern sonrası postmodernizmin en çok işlediği tema “bunalım”dır.
Yeraltı olan Azil; bu bunalım labirentinde soluk soluğa peynire koşan ama hedefe ulaşamayan farenin çaresizliği ve telaşını anlatan bir trajedi.

ŞİMDİKİ ZAMAN GELECEĞİN PROVASIDIR!

Einstein atomu parçalamak üzere dünyaya geldi.
Müslüm arabeske kan bulaştırmak için...
Atatürk Anadolu’yu yaratmak için...
Bence Günday da “yazmak” için ...

Edebiyatta bazen kurgu olağanüstü ve orijinaldir, bazen anlatım büyüleyicidir.
Günday her ikisini de ustaca bir araya getirebilen dahilerden.
Romanda iç içe geçmiş onlarca Asil yarattı, yüzlerce girift olayı sloganvari sözlerle okuyucuyu kışkırtarak empoze etti.
Kaostan kurulan bu düzende kaotik kahraman Asil de hayatı, dünyayı reddederken , herkesten ve her şeyden nefret etti.

Günday’ın yarattığı...
Nefret etmem gereken Asil’i bağrıma bastım ben...
Asil’i azlettim...
215 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Klişe bir söz vardır; ''Eğer gittikçe küfürbaz olmaya başladıysanız hayatın ne bok olduğunu anlamışsınız demektir'' diye.Dördüncü Hakan Günday kitabını bitirdikten sonra ben de diyorum ki; ''Eğer Hakan Günday okumaya başladıysanız ve sevip benimsediyseniz tebrikler,hayatın ne bok olduğunu anlamak üzeresiniz'' Sevip benimsemediyseniz de zamanı değildir henüz. Bir gün nasıl olsa seve seve seveceksiniz.Evet,bir gün varlığı ve hiçliği bir de yer altından sorgulamayı deneyeceksiniz ve ne kadar da bizden,ne kadar da kendi düşüncelerinizle uyumlu olduğunu anlayacaksınız.Tabi okursanız.Hastasını arayan bir ilaç gibidir Hakan Günday. Rahatsızlıklarınız sorguladıklarıyla paralel değilse eğer aman dikkat! Yan etki yapar,zehirler.Aynı dertlerden müzdarip iseniz ilaçtır,şifadır,iyi ki vardır.Kendisinin de dediği gibi ''Çünkü hepsinin alın yazısı aynıdır: Düşünüyorum, öyleyse, varlığımı yok edebilirim.'' Şiddetle bu nevrotik adamı her fırsatta tavsiye ediyorum.

Kitaba gelince...okuduğum diğer dört kitabında da olduğu gibi,Azil'de de konu ve kurgu çok farklı olmasına rağmen bu adamın fıtratında,hamurunda olan o rahatsızlık ve delilik yine aynı tatta.Çok tatlı,çok güzel.Azil, Türkçede, görevden almak, Arapçada da , hamileliği engellemek uğruna,kadının haricine boşalmak, anlamına geliyor.Azil'in karakteri Asil ise görevden alınmış ve insanlığı döllememesi için, dışına terk edilmiş bir karakter.Çünkü, kendisine sunulmuş olan bilgi, yetenek ve düşüncelerin ağırlığından zihni kapanan ve delirmiş olan milyonlarca haberciden biri.Delilik ile dehalık arasındaki o kıldan ince kılıçtan keskin çizgi.Kitabın adı da,baş karakterin adı da her zamanki gibi yine çok marjinal ve benzersiz...O bunu hep yapıyor.

Delirenler gerçekten de affedilmez,terk edilir.Zihnin içindeki düşüncelerden yada acıdan deliren birinin yalnızca deliliği görülür çünkü.Bu da suçu olmayan bir insana verilebilecek en büyük cezadır.Deliren bir insanın sonu,intihar değilse,linçtir diyor zaten deli yazar.Ve ekliyor ''Benzersiz zihinlerini yönetmeyi öğrenip, hayatta kalanlarsa, peygamber olarak bilinir.'' Bazen hacı hacıyı Mekke'de,deli deliyi dakkada bulmaz.Milyonlarca doğumdan sadece biri delidir,biri Asil'dir.
Milyonlarca görevliden, sadece biri, görevi yerine getirir. Milyonlarca dölden, sadece biri kutsaldır.Deliliğe yatmakla,kendini deliliğe vurmakla gerçek delilik arasında delice bir fark vardır.Son söz olarak,İnsanlık tarihi kutsal olanı anlatır.Tarih,insanlık rahmine düşmüş peygamberleri anlatır.Azledilenlerin hayatını anlatansa,Asil'in hayatıdır.Yani bu ve diğer kitaplarıdır.Çünkü hepsinin laneti aynıdır: Düşünmek. Çünkü hepsinin alın yazısı aynıdır: Düşünüyorum,öyleyse, varlığımı armağan değil,yok edebilirim!!!
215 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
DEHA İLE DELİLİK ARASINDA SEYREDEN BİR HAYAT

Hakan günday kitaplarını ara ara okurum hep, eskiye özlem gibi ya da saplantılı bir okur gibi. Günlerce yazdıklarını okusam sıkılmayacağım tek yazar sanırım.

Asil romanın karakteri...kitap boyunca dahi mi deli mi olduğunu bilemediğimiz hakan gündayın her kitabında olan karakterleri gibi çok orjinal. Kitap hakkında bir kitap daha yazılır ....

Fakat hakan günday "kitap yazmak için sorular bulurum ve bu soruları yazarak düşünürüm der, her yazdığım kitapta sorulara cevap bulacağımı düşünsemde okuyucuyu da kendimi de yeni sorularla bas başa bırakıyorum" der.

Bu kitabı sanırım 3.kez okudum . Her seferinde beyni bizden farklı çalışan ya da bizim toplum olarak deli dediğimiz insanların düşüncelerinden neler geçiyor keşke bunu öğrenebilme şansım olsa diye düşünürüm. Bizim normal zekâmızla gördüğümüz dünyayı onların her biri ne kadar farklı algılıyor kim bilir? Normal bir insan genelde aynı olaya benzer tepkiler vermesine rağmen, beyni bizden farklı çalışan her deli ya da dahi farklı tepkiler veriyor.

Zihinlerindeki dünyalarını çok merak ettiğim, algılarını ve içinde yaşadıkları eşsiz dünyalarını bir türlü anlayamayacağım her deliye ya da dahiye saygılar:)
215 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Hakan Günday denildiğinde bir düşünüp nefes almak gerekiyor bence Az olsun Kinyas ve Kayra olsun Piç olsun, hepsi birer başyapıt benim için. Ama Asil benim için Kinyas’ın ikinci kez hayat bulmasıydı. Tek farkları biri kendi beyin ölümünü gerçekleştirirken diğeri öldürülüyor. Kitaplığınız da bulunması gereken bir Hakan Günday kitabı.
215 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Herkese merhaba ilk incelememi bu kitap için yapmanın uygun olacağını düşündüm.
Özel olarak merak ettiğim bir kitap değildi, şans eseri elime geçti arkadaşım hoşuma gideceğini düşünerek getirmiş nitekim getirilen şey kitapsa geri verilmesi söz konusu olamazdı.
Kitabın en sevdiğim yanı okurken durup an düşünmeni sağlamasıydı yazılan hakkında. Yazarı çok farklı bir bakış açısı olduğunu kolayca anlayabiliyorsunuz. Adımız gibi bildiğimiz konuları çok farklı yanlarını ele alarak gözümüzün önüne sermiş. Aynı zamanda bunları yaparken kitabın bir konusu kurgusu var ve bu düşüncelerle kurgu güzelce harmanlanmış. Yani yazarın sadece düşüncelerini anlattığı bir eser değil bir olay ve kahramanlara sahip. Olaylar gelişirken mesajlar, düşünceler araya serpiştirilmiş.
Sizde kesinlikle bir etki bırakacağını düşündüğüm ve tavsiye ettiğim bir kitap Azil. Kendi içinize açıldığınız, kendinizi farklı yanlarınızla görmenize olanak sağlıyor ve bir kitap için bu çok değerli benim için, sizin için de öyle olsa gerek. Keyifli okumalar :)
215 syf.
·23 günde·Puan vermedi
YOKAVAR: Yaratarak yok olmak.


Asil, Azad, Kinyas ve Kayra; Hakan Günday kitaplarının tanıştığım karakterleri.

Diğer kitaplarını henüz okumadığım için yapacağım çıkarımları çürüten kitapları varsa da, daha sonra öğreneceğim demektir. Hakan Günday’ın ilk okuduğum kitabı bu olsaydı şayet, belki çok daha fazla etkilenebilirdim. Ama artık olayların nasıl şekilleneceğini, karakterlerin düşünce sistemlerini rahatlıkla çözebiliyorum. Bu olumsuz bir şey mi, evet bence fazlasıyla...

Diğer kitaplarına nazaran Azil’de; din eleştirisi, Tanrı’nın varlığına yahut Tanrı’nın niteliğine ilişkin sorgulamalar daha yoğun şekilde hissedilebiliyordu. Bu sorgulamalar ne inanan okuyucuyu rahatsız edecek boyutta, ne de inanmayanlar için doyurucu yoğunluktadır. Sistem, din eleştirisi okumak için çok daha şahane kitaplar mevcutken, bu niyetle okunursa tatmin olunamayacağı düşüncesindeyim.

Bana göre Hakan Günday okumak, başlı başına bir dünya tanımak gibidir. Dünyası başta uçsuz bucaksız gelirken, her cehennemin bir sonu olduğu hatırlanılır. Azil de bana bu sonu göstermiştir. Bir örnekle düşüncelerimi desteklemek istiyorum. Kinyas ve Kayra kitabında “yazarak zihinsel ölümü gerçekleştirmek”ten söz edilirken; Azil’de “yaratarak yok olmak:Yokavar” düşüncesi üzerinde durulmuştur. Zihinsel ölümü gerçekleştirmek beni şaşırtan bir fikir olmasına rağmen Yokavar’dan aynı şekilde etkilenmedim. Paralel fikirlerin kelimelerle tüketildiği izlenimini yarattı benim üzerimde.

Eleştirmek istediğim başka bir konuysa karakterlerin delilik dahilik çizgisinde gidip gelmeleri olacak. Bana göre bir kitabı başarılı kılan en önemli unsurlardan biri karakterlerin özgünlüğüdür. Hakan Günday sanki kendi karakterlerinin özgünlüğünü yeni kitaplar yazarak yavaş yavaş tüketmektedir. İsterdim ki bir kitabında da modern toplumun sıradan bireyi karşılasın bizi. Bir delinin anlatacak çok hikayesi vardır, peki kim sıradan birey üzerinden çılgın bir hikaye anlatabilir? Toplumsal normları reddeden karakterleri biraz olsun rahat bırakıp toplumsal normlarla yaşamayı sürdüren karakterlerin, yani bizlerin, başa çıkma hikayelerini dinlemek isterdim Hakan Günday’dan.

Azil; keyifle okunabilecek, ne kadar okuduğunuzla orantılı olarak sizleri şaşırtabilecek bir kitap olmakla beraber, yazarın diğer kitaplarıyla birlikte değerlendirildiği zaman, yukarıdaki olumsuzlukları görmezden gelmenin, okuduğum diğer kitaplara haksızlık olacağı kanaatine vardım. Sevgiler.
215 syf.
Hakan Günday'ın okuduğum ilk kitabı idi.
Sıra dışı bir karakter ve anlatım ile karşılaştım. Başlarda ne olduğunu anlama çabası ve sıkıcılık derin bir öyküye bıraktı kendini. Yaşama dair derin sorgulamalar farklı bakış açıları doldurdu kitabın sayfalarını.
Sanırım Hakan Günday'ın genel olarak tarzı bu şekilde. Hasan Ali Toptaş ile tam olarak olmasa da tarz olarak benzerlikler taşıyor bana göre. Okuyan herkes beğenir mi bilmiyorum. Lakin her okuyan da konunun içinden çıkamaz sıkılabilir gibi geldi bana.
215 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Düşünüyorum, öyleyse varlığımı yok edebilirim. Dün bitirdiğim bir heyecanla elimden bırakamadığım Azil kitabını siz 1K okuyucularına tavsiye ederek başlıyorum incelemeye. Öncelikle sayın okurlar, herkes Hakan Günday okuyamayabilir. Çünkü Hakan Günday bir yaşam tarzı, yaşama felesefesidir. Azil'de anlatılan olaylar o kadar etkileyiciydi ki. Asil ile Gâza birbirine benziyordu. Daha kitabını bir süre önce bitirmiştim. Azil'de de Gâza gibi bir karakterle karşılaşmak sanki tanıdığın biriyle uzun zaman sonra bir anda görüşüp hasret gidermek gibi oldu. Asil'in deliliği ya da üstün zekâsı onu mutsuz ediyor insanlara nasıl saldıracağını bilmeden büyük işler yaptırıyordu. Kitapta fazlaca sorgulama ve yargılama var. Hem Asil Yaşayan hem de Adil Ölmez gibi ender ve enfes isimleri bulan ve onlara kalemiyle hayat kazandıran Hakan bey! Siz beni benden uzaklaştırıp kitaplarınızda kaybediyorsunuz. Psikolojik analizleri, manikdepresif insanlar için yazılmış bir çok kitaptan üstündü bu eserde. Kitabın son sayfasında diyor ki bu kitap bittikten sonra Hakan Günday'ın bir sonraki kitabını heyecanla bekleyeceksiniz. Gerçekten de 2019 için bekliyorum. Yazarın her eserini hayranlıkla okuyor ve anlamaya çalışıyorum. Asil deli değildi. Çevresindekiler anormaldi. Bir solukta bitecek bir eser olmuş. Çok ama çok beğendim.
Güneşin söndüğünü sekiz dakika sonra anlarsın. O sekiz dakika boyunca hayatın sonsuza dek süreceğini sanırsın.
.

Eğer bir hayatın neden yaşandığı düşünülecekse, tam yeri ve zamanıydı. Eğer bir hayatın neden mahvolduğu düşünülecekse, tam yeri ve zamanıydı.

.
İnsanlığın bin bir çabayla iki bin yılda yarattığı asgari ahlak, elli yılda televizyon tarafından çiğnenmiş ve on yılda internet tarafından yutulmuştu.
.

Ölümcül bir hastalığa sahip olan ile intihar etmekten yorgun düşenin ortak noktası, ilerleyen zamanda geri gidiyormuş gibi görünmeleridir. Ancak bu, ilerleyen bir trenin sadece son vagonuna kadar yürümeye benzer. Sonrası yoktur.

.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Azil
Alt başlık:
Deha ve Delilik Arasında Seyreden Bir Hayat...
Baskı tarihi:
Ağustos 2012
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759917975
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
"Önemli olan, Tanrı'nın bir enstrüman yaratmış olmasıdır. İnsan denen bir enstrüman. Ancak yarattığı müzik enstrümanını çalamayan bir usta gibi, Tanrı da insandan doğru sesi çıkaramamıştır. Bu yüzden, Tanrı hariç bütün güçler insanı çalmış ve özellikle de şeytan en güzel melodilerini onunla bestelemiştir."

Sahip olduğun her bilgi, içinde çürüdüğün bir hücredir.

Azil, içinizdeki derin uçuruma; düşünme, fark etme ve görme uçurumuna düşmek için bir fırsat. Ayaküstü düşebilirseniz ne âlâ! Aksi takdirde Hakan Günday'ın bir sonraki romanını bekleyecekseniz...
(Arka Kapak)

Teknoloji, insanların davranışını, ahlakını, sosyoekonomik ilişkilerini, asla geri dönülmeyecek bir biçimde değiştiriyor.
Söz konusu değişim, insanlığın amacından sapmasına ve doğadışı, adsız bir türün yeşermesine neden oluyor.
İnsanlığın bin çabayla iki bin yılda yarattığı asgari ahlak, elli yılda televizyon tarafından çiğneniyor. Ve on yıldır da internet tarafından yutuluyor.

Bireyin yalnızlığı, toplum dışına çıkmasıyla sonuçlanıyor.
Toplum dışına itilen (ya da bunu kendi tercih eden) birey, kendi doğrularını yaratıp onlarla yaşamaya başlıyor.
Zamanla toplum ile birey arasında genişleyen ahlak farkı, ikisinin de hastalanmasının temel nedeni oluveriyor.

Hakan Günday "Azil"de içinde yaşadığımız toplumsal yapıya yönelen eleştirisini, modern insanın "hiç"leşme sorunsalını, gerçek, hayal, kâbus arasındaki geçişler ile zaman ve mekân geçişlerini, yer yer sertleşen ifadelerle öyle ustalıkla aktarıyor ki, okuyucuyu adeta tokatlıyor.

Yazdıklarıyla uçları zorlayan genç yazar Hakan Günday her ne kadar yeraltı edebiyatı yapmadığını söylese de, insanı rahatsız ve tedirgin edici, hem sisteme karşı olan hem de sistemle iç içe geçen karakterlerine ustalıkla can veriyor.

Günday, ana karakteri Asil'in psişik özelliğine ve dünya algısına uygun bir dili de büyük bir beceriyle kullanıyor.

Roman boyunca çok sayıda felsefi tanımlama ve tespit, ana karakterin üslubuyla sıralanıyor.

Kitabı okuyanlar 3.528 okur

  • Nesrin aksoy
  • Beyza Şafak
  • İsmail ışık
  • Tuba
  • N.E.
  • Taylan Bodur
  • Apo Sırtlan
  • Bahar BOZKURT
  • Eminenur Delikkaya
  • Berfin Polat

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.9
14-17 Yaş
%0.8
18-24 Yaş
%22.2
25-34 Yaş
%37.7
35-44 Yaş
%25.8
45-54 Yaş
%6.2
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.7
Erkek
%42.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.9 (332)
9
%24.6 (273)
8
%24.6 (273)
7
%13.6 (151)
6
%4.2 (47)
5
%1.5 (17)
4
%0.7 (8)
3
%0.5 (5)
2
%0.4 (4)
1
%0.1 (1)

Kitabın sıralamaları