8,8/10  (157 Oy) · 
414 okunma  · 
136 beğeni  · 
3.033 gösterim
Beyaz gövdeli zenci köpeklerimiz var. Adları da var. Ama onlar birer heykel. Çağırınca gelmiyorlar artık. Cennetin kapısını bekliyorlar. Karla karışık toprağa gömülebilmek için kulakları dik donuyorlar! Öyle bir cennet ki, paslı demirin bile ak sakalı var. Bizi saran tel örgüler beyaz angoradan örülmüş. Havası havlamayı bırakmış, ısırıyor. Beyaz ağzı etimizle dolu. Bu yüzden sessiz bir ayaz var. Saçaklardan sarkan mızrak dişleri ensemize saplanmış. Gazete kâğıdı gibi buruşmuş derimizde mor diş izleri, bekliyoruz.
Cennetten kovulmayı. Bembeyazız. Soğuk. Donmak. Çözülmek. Tekrar donmak.
Daha fazla hiçbir şeye gerek yok. Fiilleri çekmeye bile. Herkes kalsın yerinde. Bıraksınlar, yaslansın göğsüm sırtlarına, ılıklaşsın enseleri nefesimle. Yavaş yavaş sokayım dilimi derilerine. Aksın içlerine hayatımın zehri. Yirmi adet mermi. Muhteşem! Hepinizi geberteceğim! Ama hepinizi!
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2012
  • Sayfa Sayısı:
    352
  • ISBN:
    9786051113302
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
Merve Yerlikaya 
13 Eyl 05:39 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Obsesyon mudur yoksa yazarı çok sevdiğimden midir anlam veremediğim bir konu olarak kendisinin okumadığım sadece iki kitabı kalmış bulunmakta.Ve buna dayanarak artık Hakan Günday'ı anlıyorum deme cüretinde bulunabiliyorum.Her kitabından sonra acaba beni daha ne kadar şaşırtabilir diyorum istisnasız her kitabına başlarken acaba bu defa deliliğin sınırını Ne kadar zorladı dediğim gibi.Okudukça kendi deliliğimin sınırlarını keşfediyorum.Hatta o kadar sınıra gidiyorum ki bazen Hakan Günday'ın bizlere tüm insanlıga bağırdığını duyuyorum.Beynimize kazıtırcasına "Nasıl gerçekleri sorgulamazsınız,nasıl göremezsiniz" dediğini.Her kitaptan Sonra hissettiğim ortak bir şeyse Sudan çıkmış balık vaziyeti oluyor.Sudan çıkmış bir balık kadar ölüme yakın Ve ölümü düşleyen biri.Biliyorum ki bu kitaptan Sonra hayatımdaki birçok şey değişecek.Tarihle olan münesabeti lisedeki tarih kitaplarından öte geçmeyen ben Ziya hurşit,Mustafa Kemal'e yapılan suikast teşebbüsleri,yaptığı devrimleri ve o dönem hakkında yazılanları salt bilgi olarak görmeyeceğim.Belki de ilerde eşi askerlik anılarını anlatırken sıkılmak şöyle bir yana dursun hayranlıkla dinleyen ve devamında geçti canım deyip sarılan tek kadın olarak tarihe geçebilirim.Kış geldiğinde acaba Doğuda bir yerlerde şuanda birileri karla kapalı yollardan dolayı ölmüş müdür diye düşüneceğim.Üşüyecegim.Maalesef kanıksadıgımız şehit haberlerini duydukça yine insanlıgımdan ve tüm imkanlarından utanacağım.Şimdi okunmalı mı derseniz önce kendinize şunu sorun derim.Hakan Günday okumamış kadar hayalperest misiniz yoksa canınızı çok acıtacak olsa da bazen gözlerini kapatacağınız nefesiniz sıkışacağı halde gerçekleri duymak isteyen biri mi?

Scorpıon 
09 Kas 17:05 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Tekrar tekrar okurum hakan günday kitaplarını, ozledim bu aralar , aldım elime ziyanı ... Kapak resimlerinden dolayı ortamlarda okunduğunda dikkat çeker hakan günday kitapları, arka kapağını okurlar ne anlatıyor bu kitap derler, çok şey derim, çok şey... herkese tavsiye edemem sert bir dili, karamsar bir çizgisi ve argo sözleri vardır, o yüzden, hayatın içinde olan şeyleri öyle anlatır ki kanınızı donduracak cümleler kurar. Ve 29 harfle ancak bu kadar güzel cümle kurulur dersiniz.
Askerlik ile ilgili öyle mükemmel tespitleri var ki, üst rutbelilere okutulmalı derim, askerliği bir kaçış yolu olarak görerek, yapayım da bitsin mantığıyla gelip zihnen ve bedenen zorlanıp, bu zorlanma karakterinde tamir edilemez yara açan bireylerin hikayesi... hakan gündayın Atatürk hakkındaki düşünceleri ve o döneme ait tespitleri ise tarih kitaplarına kök söktürür.
Ben okuyabileceğini düşündüğüm arkadaşlarıma yıllardır gerek hediye ederek , gerek tavsiye ederek okumalarını sağlarım:))) sizde okuyun ve okutturun derim, herkese keyifli okumalar dilerim.

Osman Yüksel 
23 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Hakan Günday'ın öyle bir üslubu var ki ,öyle bir dili öyle bir kurgusu var ki okuyanlar bilir...Bu roman için şunu diyebilirim; Hakan Günday sizi bir zaman makinesine alıp sizi iki saatliğine bir geçmişe doğru bir yolculuğa çıkartıyor. Ve siz o tarihte yaşanan olayları an ve an yaşıyorsunuz, kızıyorsunuz,duygulanıyorsunuz,yeri geliyor kahkaha atıyorsunuz. iki saat sonra (kitabın sonları yani :( ) Hakan diyor ki yolculuk buraya kadar geri dönüyoruz, hiç gitmek istemiyorsunuz ama her güzel şey gibi bu rüya gibi yolculukta sona eriyor. Tabi yolculuktan sonra siz, siz olarak kalmıyorsunuz...

Adile Türkmen 
28 May 20:15 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Müthiş bir kitap tek kelimeyle anlatmak gerekirse. İnsanın iç dünyasının ne kadar güçlü ve sonsuz olduğunun ispatı niteliğinde. En uç noktalarını gösteriyor bize. Son sayfalarını okurken dehşete kapılıp, şaşkınlığınızı gizleyemeyeceksiniz. Mutlaka okunmalı !

Baran Sekin 
21 Ara 2014 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Hakan Günday'ın bütün kitaplarını okumuş biri olarak "Kinyas ve Kayra" ile "Az"dan sonra beni derinden etkilemeyi başarmış olan kitap.

Burcu Belen 
23 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Çağdaş Türk Edebiyatı diyince benim için akla ilk Hakan Günday gelir. İlk kitabını okurken hemen diğer kitaplarınıda okumam gerek dedirten bir yazar. Ziyan başı,ortası, sonu (ki sonu şaşırtıcılık yönünden dehşetti) her bi kısmı ayrı bir etkileyiciydi. Okuyunuz, okutturunuz.

Nasıl olduğuna anlam veremediğiniz durumlar olur ya yok ulan bu kadar da olamaz dediğin hani Ziyan öyle bir roman. Romanın kahramanı bir anda sen oluyorsun.Asker oluyorsun, soğuğu hissediyorsun, çok sigara içiyorsun,yeri geliyor ağız dolusu küfür ediyorsun,tarihin içinde kayboluyorsun....Okunmalı kesinlikle okunmalı.

gzd 
30 Tem 00:11 · Kitabı okudu · 10 günde · Puan vermedi

Hakan Günday ile ilk olarak kinyas ve Kayra ile tanıştım fakat bu kitap beni daha fazla etkiledi.Sonu diğer kitaba bağlamak için biraz zorlamış gibi gelse de sona kadar çok ilgiyle okuduğum askerliğe dair çok çarpıcı tespitler olan bir kitaptı.

Tuba Korkmaz 
27 Haz 22:09 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Kesinlikle ertelemeden okunacak bir kitap. Hakan Günday tanıdık üslubuyla tarihden bir yaprak sunuyor bize.Ziya Hurşit ve İzmir suikastine dair pek çok şey öğrenebiliyorsunuz.Ayrıca Ziya Hurşit ve Hakan Günday'ın yakınlığı da göz önüne alınca eser daha anlamlı geldi bana.

Selman Ç. 
 24 Eki 22:08 · Kitabı okudu · 8 günde · Puan vermedi

Okumuş olduğum ilk Hakan Günday kitabı. Hakan Günday okuma zamanımın geldiğini düşünen arkadaşım tarafından hediye edildi. Ben ise yazarı okumak ile okumamak arasında kalmıştım. Nedenini gerçekten bilmiyorum. Belki de "Gecenin Sonuna Yolculuk" kitabı yazarın başucu kitabı olduğunu öğrendiğimde istemsizce bir karşı olma durumu da olmuş olabilir. Sanki bir tek ben severim o kitabı kimse sevemez okuyamaz gibi :) Neyse sonuçta yazarla tanışmış oldum. Memnun da kaldığımı belirteyim. Ayrıca yazarı okumaya bu kitapla mı başlamak gerekiyor bilemedim. Yazar hakkında bir fikre varmak kolay değil. Hele de bu kitabı okuduktan sonra. Bu kitap yarı gerçek, yarı kurgu, yarı tarihsel bilgiler barındırıyor. Başlangıçta “zorunlu askerlik hizmeti” kavramının ne kadar doğru olup olmadığı ele alınıyor. Sonrasında ise konu bambaşka bir boyut alıyor. Bir askerin bu hizmette yaşadıkları ile başlıyor kitap. Daha sonra eski bir asker olan Ziya Hurşit karakterine geçiyor. (Ziya Hurşit, Atatürk'e suikast düzenleyecek olan kişi ve yargılamalar sonunda idam edilen kişi olarak biliyoruz.) Çok fazla detay yok. Yazar da bundan esinlenerek neden bir insan Atatürk'ü öldürmek istesin sorularına cevap bulmak için kurgular ile gerçekleri birleştirip böyle bir eser ortaya çıkarmış. Açıkcası merak uyandırıyor.

Askerlik konusunun “zorunlu” olması üzerinden eleştiriler getiriyor yazar. Askerlik sırasında yaşanan psikolojiyi bana göre çok iyi yansıtmış. Buradaki doğuda yapılan askerlik olursa ve kış mevsimi olursa öne çıkan en önemli kavram soğuk oluyor. Ben de Ankara’da -10, -20'lerde nöbet tuttuğumu düşündüğümde gerçekten daha iyi anlayabiliyorum. Yazar burada çok iyi işlemiş bunu.

Ve doğal olarak kar.
Burada ufak bir anı ile bağlamak istiyorum çünkü aşağı yukarı aynı muhabbet kitapta da yer alıyor.

Ankara aralık, ocak ayları malum kar altında. 5 aylık askerliğimin 4 ayı kar altında geçti. Askere gittiğimiz ilk gün -belki de hoş geldiniz beyler demenin en güzel yanıydı bilemiyorum- kar kürekleri ile nizamiye girişini küretmeye çıkardılar. Bir yandan biz kürüyoruz, bir yandan yüce mevlam yağdırıyor. Eğer o zamanlar Hasan Ali Toptaş’ın Gölgeziler kitabını okumuş olsaydım eminim “Kaaarr Neden Yağaarr” diye bağırırdım :) Ve o gün anlamıştım askere geldiğimi :) Bu durum aralıklarla da olsa devam etti ve eminim hala devam ediyor. Bu da böyle bir anımdı :)

Tutulan nöbetler sırasında askerin aklından geçenleri düşünceleri de okura yansıtılmış. Ve o nöbet askerin bir hayalle karşılaşmasıyla çok farklı bir boyuta geçiyor konu. Belki de o hayal değil çaresiz bir askerin iç sesiydi…

Sanırım yazarı okumaya devam edeceğim ama yazarı ilk defa okuyacaklar, başlangıç için bu kitap pek uygun olmasa gerek diye düşünüyorum.

3 /

Kitaptan 177 Alıntı

Sadettin TANIK 
27 May 2015 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Hayatım boyunca konuşmak için sadece on kelime seçmek zorunda kalsaydım, bunların ilki, "Neden?" olurdu

Ziyan, Hakan GündayZiyan, Hakan Günday
İbrahim P. (Hiçbir şey yok!) 
05 Haz 00:07 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Peki, Friedrich Wilhelm Nietzsche diye birini duydun mu?"

"Evet, Tanrı'nın cesedini gören tek insan."

Ziyan, Hakan Günday (Sayfa 148)Ziyan, Hakan Günday (Sayfa 148)

"Ortadoğuda kızlar kadın doğar. Ecellerinden önce ölürler. İlk yemeği anasının memesinden gelen ve yediği çanağa tükürmekte sakınca görmeyen erkek. O kadar çok kadın gömer ki, toprak bile artık dişidir. Bu yüzden toprak ana diye bilinir. Diri diri gömüle gömüle toprağı bile kadın yapmışlardır. Bu yüzden verimsiz ve çoraktır; buna da kadının intikamı denir."

Ziyan, Hakan GündayZiyan, Hakan Günday
M. 
 25 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

"Emret komutanım!"
Emret komutanım, demek, emret öleyim, demektir. Çünkü askerlik, ölmenin emredilebileceği tek meslektir.

Ziyan, Hakan Günday (Sayfa 59)Ziyan, Hakan Günday (Sayfa 59)
mavera 
02 May 23:58 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hayatını kazanmak, onu bir yerlerde kaybetmiş olanlar içindi. Benimle ilgisi yoktu..

Ziyan, Hakan Günday (Sayfa 211)Ziyan, Hakan Günday (Sayfa 211)
Eys 
17 May 23:32 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Ben, içinde karanlığın ağır bastığı bir çocuktum.

Ziyan, Hakan Günday (Sayfa 116)Ziyan, Hakan Günday (Sayfa 116)

Kitapla ilgili 1 Haber