Hakan Günday’ın Ziyan adlı romanı, 2009 yılında yayımlanmış ve yazarın kendine özgü sert ve çarpıcı üslubunu yansıtan bir eserdir. Roman, bireyin varoluşsal sorgulamalarını, hayatta kalma mücadelesini ve toplumsal düzenin acımasız yanlarını derinlemesine işler. Günday, bu eserinde askerlik, kimlik ve anlam arayışı temalarını ele alır.
Romanın başkahramanı ve anlatıcısı, üniversitede tarih eğitimi alırken zorunlu askerliğini yapmak üzere Doğu Anadolu’da bir sınır karakoluna gönderilir. Karakol, hayatın donup kaldığı, umutsuzluğun ve korkunun hüküm sürdüğü izole bir mekândır. Anlatıcı, burada kendisini hem fiziksel hem de zihinsel bir cehennemin içinde bulur.
Karakoldaki monotonluk, zorluk ve insanı küçülten düzen, askerlerin varoluşsal bir boşluğa sürüklenmesine neden olur. Anlatıcı, bu süreçte hem kendini hem de içinde bulunduğu toplumun gerçek yüzünü sorgulamaya başlar. Bu sorgulama, askerlik kurumunun dayattığı itaati, bireysel özgürlüğün kısıtlanmasını ve savaşın anlamsızlığını hedef alır.
Romanın en dikkat çeken unsurlarından biri, anlatıcının İskender adında bir arkadaşından duyduğu "Ziyan" isimli bir hikayedir. Ziyan, Osmanlı döneminde yaşamış ve ölümden kurtulmak için her defasında bir savaşta gönüllü olan bir askerin hikayesidir. Bu hikaye, romanın genel temasını destekleyen bir metafor olarak karşımıza çıkar: ölümden kaçarken yaşama yabancılaşmak.
Anlatıcının askerlik boyunca yaşadığı deneyimler, yalnızca bireysel bir travma değil, aynı zamanda kolektif bir sorgulamanın yansımasıdır. Askerlik süreci boyunca yaşadığı şiddet, yalnızlık ve anlam arayışı, onu kaçınılmaz bir yüzleşmeye sürükler. Roman, bireyin içsel çatışmasını güçlü bir şekilde ortaya koyarak okuru da bu sorgulamanın bir parçası yapar.
Roman, bireyin yaşamın anlamını ve kendi kimliğini