8,7/10  (307 Oy) · 
792 okunma  · 
281 beğeni  · 
4.073 gösterim
Siz bu cümleyi okurken, bir yerlerde insanlar, ülkelerindeki savaş, açlık ve yoksulluktan kaçmak için sonu zifiri bir yolculuğa çıkmaya hazırlanıyor. Ancak bu hikâye o kaçak göçmenlerle değil, onları kaçıranlardan biriyle ilgili. Adı Gazâ. Babası bir insan kaçakçısı, Gazâ da onun çırağı. Henüz 9 yaşında. Yani, hayata ve insana dair, öğrenmemesi gereken ne varsa, hepsini öğrenecek yaşta.

"Doğu ile Batı arasındaki fark, Türkiye'dir. Hangisinden hangisini çıkarınca geriye Türkiye kalır, bilmiyorum ama aralarındaki mesafe Türkiye kadar, ondan eminim. Ve biz orada yaşıyorduk. Her gün politikacıların televizyonlara çıkıp jeopolitik öneminden söz ettiği bir ülkede. Önceleri çözemezdim ne anlama geldiğini. Meğer jeopolitik önem, içi kapkaranlık ve farları fal taşı gibi otobüslerin, sırf yol üstünde diye, gecenin ortasında mola verdiği kırık dökük bir binanın ada ve parsel numaralarıyla yapılan çıkar hesapları demekmiş. 1.565 km uzunluğunda koca bir Boğaz Köprüsü anlamına geliyormuş. Ülkede yaşayanların boğazlarının içinden geçen dev bir köprü. Çıplak ayağı Doğu'da, ayakkabılı olanı Batı'da ve üzerinden yasadışı ne varsa geçip giden, yaşlı bir köprü. Kursağımızdan geçiyordu hepsi. Özellikle de, kaçak denilen insanlar… Elimizden geleni yapıyorduk... Boğazımıza takılmasınlar diye. Yutkunup gönderiyorduk hepsini. Nereye gideceklerse oraya… Sınırdan sınıra ticaret… Duvardan duvara…"
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2013
  • Sayfa Sayısı:
    420
  • ISBN:
    9786050917260
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
Tuco Herrera 
 29 Nis 14:10 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

girizgahtan önce şunu söylemek isterim ki , "evrene iyilik gönder iyilik bulursun" , "sen pozitif ol hayat da sana güzel olsun" kıvamında görüşleri bugüne dek hep koh koh gülerek karşıladım .. inanmıyorum bunun doğruluğuna çünkü..yani bugün şarkılarını severek dinlediğimiz İlhan İrem gibi sevgi dolu ve hassas bir adamın ya da 70 sonlarına 80 başlarına damgasını vurmuş bir İzzet Altınmeşe ' nin ya da liseli parcasıyla hepimize ruhsal erezyonlar yaşatan bir Burhan Çaçan' ın ( kasıtlı uç örnekler veriyorum ki iyice irite olasınız =) ) meksika sınırında uyuşturucu kaçakçılığı yapan bir çetenin çevresinde dünyaya geldiğini düşünün..ne mi olurdu?

"KONUŞAMIYORUM!!" =)

İzleme şansımız olsaydı kim bilir belinde uzisi ile tahsilata giden bir İlhan İrem , elinde ak-47 si ile toyota bir cipin kasasında insan kaçakçılığı yapan bir İzzet Altınmeşe ya da fajitasını yiyip tekilasını yudumlarken tortoilla ekmeğini soğuk getirdi diye garsonun topuğuna sıkıp gözünün üstüne puro söndüren bir Burhan Çaçan izleyebilirdik.. ( muazzez abacı' yı da psikopat japon mafyası yakuza içerisinde örneklendirmemek adına kendimi zor tutuyorum) bunları niçin anlatıyorum.. çünkü insan denen yaşayan organizmalar bütünü kendisine sunulanı almaya meyillidir..kendisine ne verirseniz onu alır .. hurdacının oğlu zurnacı olmaz .. o da demir bakır toplayıp , günlerini boyası dökülmüş , arka koltukları sökülmüş ,kilometre babında yeterince üzülmüş ve göğüs denen kısmı kösele olup sonra büzülmüş bir torosun içinde "street fitness" yaparak ya da kasası rekorları egale edecek denli doldurulmuş bir ford kamyonetin direksiyonu başında geçirecektir..çevremiz bizi biz yapan etmenlerin en başında gelir.. sonra bu etmenin içerisinde aile olgusu ve aileyi oluşturan bireyler sizi hayatınızda önemli kararlar almaya yönlendirir..

işte kitabımızın kahramanı Gaza da bu iki etmen bakımından hayata 2- 0 yenik başlayanlardan.. olabilecek tüm negatif olguları mıknatıs gibi üstünde toplayan bir baba..insan kaçakçılığı , alkol , erken yaşta sigara ve cinselliğe yönelik atılan adımlar..ve sonunda kendi yarattığı hastalıklı labirentte sürekli doğru yolu arayan ,yanlış yollara saptıkça DÜNYA CİNNET TURUNU uzatan bir isim ve başından geçenler.. şahsen ben okurken inanılmaz zevk aldım.. yazarın okuduğum ilk kitabıydı ama son da olmayacak .. muazzam bir zeka ,müthiş etkili ve akıl dolu metafor kullanımları..kendi siyasi ve dini görüşlerini alttan ısıtıp vermeyi de ihmal etmeyen bir beyin.. toplamı HAKAN GÜNDAY!


ilk kez yeraltı edebiyatı okuyacaklar için ELZEM not : hiç parasız kalıp bakkaldan jilet aromalı çıtır- çıtır taze ata ekmeğin arasında , soğutucuda muhafaza edilen buz kesmiş patates kızartması yemek zorunda kaldınız mı? üstelik kola veya ayran alacak paranızda yok.. olacakları ben söyliyeyim .. o soğuk patatesler kış günleri saçaklardan yerlere uzayan sarkıtlara dönmüştür,üstelik içeceksiz çiğnemeye çalıştığınız için taze ekmek damağınızı yırtar.patateste tahrip gücünü arttırır..çiğneyene ,kum kiremit tuğla yiyor hissiyatı yaşatır. parasızlığınızın günlerinizi geceye çevirmesinden ötürü sosyolojik , ağızda açılan yaralardan ötürü de tıbbi bir buhrandır.. ANLADIN SEN ONU !!

Elif Kimya Salt 
 25 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Hakan Günday... Son dönemin en iyi yazarı benim gözümde. Yerli Dostoyevski, sayfalarca onu anlatabilirim.


Daha beni Hakan Günday' la tanıştıran kitap. Bu kitabı 2014 yılında okudum ilk kez. O tarihten sonra açıp kaç kere daha okudum bilmiyorum. Ülkesini, evini terketmek zorunda kalan göçmenler bilindiği gibi batı dünyasında bir önem teşkil etmiyor. Dünyada yapılan araştırma verilerine göre bugün 64 milyona yakın insan ülkesinden,evinden sürgün edilmiş durumda. Fakat dünyayanın üç maymunu oynadığı bir gerçek ve bırakın bu insanlara yardım eli uzatmayı batı gazete ve haber bültenlerinde dahi bahisleri geçmiyor. İşte bu soruna değinen Hakan Günday, Daha kitabıyla bu insanların yaşadıklarını büyüteç altında biz körler dünyasının vatandaşlarına gösterme çabasında. Mültecilerin yaşadığı zorlukları, açlığı, yoksulluğu, zavallılığı, çaresizliği vicdansız bir babanın ve psikopat bir evladın gözünden anlatıyor.


Çoğu kitabın başı, sonu, konusu birbirine çok benzer ve bu benzerlik çoğu zaman beni kitap okumaktan uzaklaştırır. Ama Daha bambaşka bir hikaye. 10 yaşında tecavüze uğrayan, 14 yaşında tecavüz eden, günlerce cesetlerin içinde yaşayan, yaşıtları gibi oyuncaklarla değil insanların, mültecilerin hayatlarıyla oynayan dahi bir psikopat. Gaza' nın yaşadıkları kesinlikle dehşet. Ve bunları yaşayan bir çocuğun normal olmasını beklemek tam bir zırvalık. Hikayeyi okurken bir şeyler düzelsin, yoluna girsin artık diye beklerken hiç ummadığım yeni ve daha büyük sorunlar peyda oldu. Hiç hız kesmeden gerilim sürekli artıyor, heyecan doruğa çıkıyor bu kitapta. Hiçbir kitap karakteri beni bu kadar ikilemde bırakmamamıştı. Yeri geldi Gaza ' ya acıdım, yeri geldi geber artık diye beddualar, lanetler savurdum. Bu nasıl bir zekadır, çocuk tam bir dahi diye hayran oldum. Sonra bu tam bir deli diye küçümsedim.


Kitap öyle zekice yazılmış ki yazarın hayal gücüne hayran kalmamak mümkün değil. Hakan Günday okurken bu düşünceler normal bir aklın işi değil diyorum. Açıp o adamın kafasının içinde neler olduğunu görmek istiyorum. Bittiğine üzüldüğüm nadir kitaplardan biri oldu. Tıpkı başkahramanın dediği gibi Daha dedim, Daha bitmesin. Bu kitapla ilgili yazmak istediğim çok çok şey var ama uzatıp spoi vermek istemiyorum. O yüzden daha da uzatmadan bitireyim. Ülkemizin son dönem edebiyatının en önemli kalemlerinden biri olan Hakan Günday' la daha tanışmadıysanız ayıp etmişsiniz. Benim yerli Dostoyevskim, umarım popüler kültüre kurban giden yazarlardan olmazsın. :) Bence daha fazla geciktirmeyin bu muhteşem kurgulanmış kitapları okumayı...

NigRa 
 06 Tem 18:50 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Önce müziği aç,dinlerken incelemeyi okumaya devam et. ;)

https://www.youtube.com/watch?v=kR8vABQYYKc

Yine Hakan Günday yine kopkoyu, zifiri karanlık bir hikaye. Bu nasıl kitap, bu adam manyak diye diye bir çırpıda okunan kitaplarından birisi DAHA. Hakan Günday’a ait kitaplardan en az bir tanesini okumuş olanlar bilir ki yazar tozpembe sandığınız hayatı sarsıcı uslübuyla oluşturduğu buldozerlerle yıkıp yerine dehşetten vahşi bir kule diker. İlk şoku atlatmaya çalışırken başka bir şok gelip çarpar ve siz bu anlatılanlar gerçek hayatta yok, olamaz diyemezsiniz. Çünkü anlatılanlar gerçektir, bunca zaman burnunuzun ucunda durduğu halde görmek istemediğiniz, yokmuş gibi davrandığınız “başka hayatlara” kafanızı zorla çevirip baktıran cümleler, kafanızı çevirmenize engel bir çift güçlü kuvvetli el etkisi yaratır.

DAHA da böyle yüzünüzde tokat gibi patlayan cümlelerle başlayıp, Ahad ve Gaza’nın sıradışı hayatıyla tanıştırır sizi. Gaza’ya bir taraftan kin kusarken bir taraftan olmaz olsun böyle baba diyerek üzülürsünüz. Burada Gaza karakterinin okuyucuya yansıtılışının çok iyi olduğunu söylemek istiyorum. Okurken Gaza’yla bir nefret ediyor, çocuk zihnindeki bozuklukları, kaçıp gitmekle o lağım çukurundan başka bir hayat bilmemenin verdiği ikilemi yaşıyorsunuz. Aslında tüm o kaçaklara kustuğu nefret yaşamak zorunda bırakıldığı hayata karşı duyduğu nefretin yansımasından başka bir şey değil. Kinyas ve Kayra’dan sonra yarattığı en iyi karakter Gaza olmuş diyebilirim.

Hakan Günday olur da aforizma olmaz mı? Yine bol bol toplumdan, uluslararası ilişkilere, dinlere, eşcinsel evliliklere, toplumsal yasalara, siyasetten, vatan-millet-kültür üçgenine kısaca ne bulduysa vermiş veriştirmiş, bam bam bam vurmuş. Okurken bağırmakla, haklı olmasının verdiği kabullenişle susmak arasında kalıyorsunuz. Evet, haklısın ama kime ne anlatabiliriz diye sorgulamak kalıyor elimizde.

Çok fazla dolu bir kitap.(Her zamanki gibi). Mülteci sorunu, göç, Cuma, Rastin, çukur, Ahad’daki kelime oyunu, Dordor ve Harmin hepsi çok güzel işlenmişti.
Kitap baştan sona karamsarlık yüklü, tam bir umut ışığı meydana çıkıyor sonra yine umutlar paramparça oluyor.

Dikkatimi çeken ve merak ettiğim Budist felsefe ile ilgili oldukça içerik vardı kitapta, Bamiyan’daki Buda heykellerinin 2001 yılında Taliban tarafından yıkılmasını oldukça üzücü bulmuş sanırım ve belki de bu yüzden bunlarla ilgili epey bir araştırma yapmış. Heykellerin mudraları (Budizm’de ellerin, parmakların duruş şekillerinin hepsinin ayrı bir anlamı var bunlara mudra diyorlar),yorumları, ufak tarihçesi… (Ben de baktım ama çok az bilgi bulabildim. ). Kurbağa ve çiçek ile ilgili sanırım yine bir metafor var ama anlayamadım. Bilen varsa aydınlatsın beni.

Kitabın en çarpıcı kısmı bana göre Gaza’nın mahsur kaldığı bölüm ve öncesinde Rastin ve grupla yaptığı projeydi. Hele mahsur kaldığı kısımları okurken nefes alamadığımı hissettim sanki. Kitabın kaza kısmından sonrasını biraz gereksiz uzattığını düşünüyorum, keşke Hakancım Günday şu kendini tekrar etmekten vazgeçse. Her kitabında illaki çok zeki olduğu halde, hayatın kendisini oradan oraya savurması nedeniyle karanlık sularda yüzen ya da bir çeşit topluma ayak uyduramama, kendini soyutlama, insanlardan nefret etme tiksinme, yasadışı yolların müdavimi olmuş über zekalı karakterler çiziyor. İşte bu noktada kendini tekrar ettiğini düşünerek sıkılıyorum. Ne bileyim satrançta birinci olmasın ya da üniversite giriş sınavında dereceye girmesin de normal bir başarı etsin; ama yok yeterli gelmiyor,yazar illa iki zıt uç yaratmak zorunda. Gaza’nın hastane sonrası sanrıları beni çok sıktı, psikolojik tahlil başka şekilde yazamıyor mu bilemiyorum ama her kitabında benzer karakter profili mevcut. Sonuçta gerçek hayatta,bu şartlarla yetişen kimse o kadar zeki değil,o kadar da değil!

Yine bir Hakan Günday klasiği olarak bol argo ve küfür var; ama gerçek hayatta da küfür isyanın bonusu değil mi? Kitapta adam gidip de kaymakama veya doktora yazdığı diyaloğa küfür yazmamış,10 yaşında insan kaçakçısı olan, tecavüz eden tecavüz edilen, katil olan, katilleri gören adam küfretmesin de kim etsin?
Bu sefer sonunu bağlayabilmiş olmasıysa güzel, hep Hakan Günday’ın final yazamama, nasıl bitireceğini bilememe sorunu olduğunu düşünmüştüm. Ama bu insanı bazen tiksindiren, bazen şaşırtan bence çok hüzünlü bir hikâyeydi. Türkiyeli Gaza’nın Pakistanlı Cuma’ya ve tüm o mültecilere karşı bir hayat boyu taşıdığı vicdan azabını bir çeşit vefaya dönüştürmesinden daha tatmin edici bir final olamazdı sanırım.

Bir de Az hariç hep erkek karakterler yazması da yazarın açığı olabilir, final yazamama sorunsalının yanında kadın karakter yazamama gibi de bir sorunu var sanırım.

Kitap 2015’te Médicis Yabancı Yazarlar Ödülü alan bir kitap bu arada. Ayrıca Onur Saylak tarafından filme uyarlandı ve bu günlerde Karlovy Vary Uluslararası Film Festivali’nde gala yaptı. Kristal Küre’yi de alırsa tadından yenmez. <3

Fragman için: https://youtu.be/o8g2mQX8dc0

Anlattıklarım anlatmak istediklerimin üçte biri oldu sanırım ama kitap çok yoğun, incelemeye aktarmak mümkün değil. Belki sonra düzenleme yaparım buralara...

DAHA iyi anlamak için kitabı okuyup öğrenin. :)))

Son olarak meraklısına biraz da morfin sülfat diyerek aşağıdaki linkleri bırakıyorum. :)

https://aymansozakbayeva.wordpress.com/2014/07/29/437/

https://www.thoughtco.com/vairocana-buddha-450134

http://www.aktuelarkeoloji.com.tr/...ile-yeniden-canlandi

http://gencgazete.org/...tarihinden-kesitler/

https://www.hemensaglik.com/...e-korsakoff-sendromu

http://www.sozkimin.com/...zleri-ve-hayati.html

https://www.antoloji.com/arthur-rimbaud/

Rezzan 
 24 Tem 14:33 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Hakan Günday Hayal gücünü, kurgu tekniğini, insanı ve sistemi iyi analiz edebilme yeteneğini, usta kalemi ile döşeyip sermiş gözlerimizin önüne.

Buz üzerinde kayar gibi satırlar arasında ilerlerken nefesler tutuluyor. Gerçeklerle yüzleşmenin sancısını iliklerimize kadar hissediyoruz. Belki bu sancıya daha fazla dayanamayıp okumayı bırakanlar da oluyor. Lakin bunalımlı okuma sürecini tamamlayanlar için kaçak insan taşımacılığının derinliği hafızalara kazınmış oluyor.

Bu insanlar tüm değerlerine, hatıralarına, geçmişlerine sırt çevirerek niçin ne nasıl hiç bilmedikleri bir yola girerler?
İnsan hayatını şekillendiren koşulları kim(ler) belirler?
Bu sorulara yanıt bulabileceğimiz önemli bir kaynak eser olduğu kanaati edindim.

Özge Uzun 
25 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

Hakan Günday kitaplarına ayrı bir sevgim vardır. Her kitabı insana her şeyin gerçek olduğunu hissettirir, insana masal gibi gelmez. Bu roman için de bu özellik geçerli olduğundan kitabı çok beğendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Yalnız Gaza karakterini diğer karakterlerinden daha farklı daha günahkar buldum. Bana sevimsiz geldi. Yazar sadece bir karakter ve hikaye anlatmamış bu romanda. Aynı zamanda bir çok konuda derin sohbetlere de girmiş ve bu her ne kadar ayrı bir tat olsa da bazen insanı hikâyeden uzaklaştırmış. Belki de bana öyle geldi. Sonuç olarak yazarın okurlarını hayal kırıklığına uğratmadığı da bir gerçek.

gökçe türkkan 
26 Nis 19:36 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Daha, Hakan Günday'ın okuduğum ikinci kitabı. Kendisi Yeraltı Edebiyatının bir kaç iyi isminden birisi olarak gösteriliyor. Bu kitabı okurken de, bittiğinde de kendimi sıkılmış limon gibi hissettim. Evet ruhum sıkıştı, buruştu. Kitapta anlatılanlar gerçek bir trajedi. Trajik bir gerçek. Nasıl yorumlarsanız! Boğazıma yumruk indi gibi oldum. Yazarın kafasının tüm odacıklarına girip dolaştım ve allak bullak oldum.Evet kitabın sarsan hikayesi, insan ticareti yapan bir insan kaçakçısı ve küçükken bu işlere maruz kalan oğlunu anlatıyor. İsmi Gaza olan bu çocuk o hayata dair öğrenmemesi ne varsa öğrenmek ve en zoru da yaşamak zorunda kalıyor. O dünyaya ait olmak istemiyor ama başka bir dünyaya da adapte olamıyor. Kurtlar içinde yaşayıp bir kuzu olarak kalamıyor. Yaşadığı trajik olaylardan sonra insanlara dokunamıyor. Dokunabildiği tek şey, kağıttan bir kurbağa. Kendisinin yüzünden ölen bir mülteci çocuğun ona verdiği tek şeye. Onun hayali Gazayı hiç yalnız bırakmıyor. Yabancı Roman Dalında Medicis Ödülü alan Daha'yı özellikle Günday hayranlarına tavsiye ederim.

Merve Eyvaz 
15 Tem 13:56 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Hakan Günday bu kitabında son derece güncel, günümüz dünyasının en büyük sorunlarına kendi üslubu ile çarpıcı biçimde değiniyor. İnsan kaçakçılığı, mültecilik, sefalet, vatansizlik, aile kavramının parçalanması, ve Türkiye üzerine tespitler katarak yogurdugu başarılı kurgusu sizi asla sıkmıyor, derin düşüncelere yolluyor zihninizi...Kendisi bu adlandırmayı kabul eder mi bilmiyorum ama yer altı edebiyatı denilen kulvar içinde belki de Türkiye'de en başarılı örnek... Ayrıca bu eseri birçok dile çevrilerek yurtdışında da son derece prestijli bir ödül almıştır. Filmi ise yakında ülkemizde vizyona girecek.Ben herkese önce bu kitabını sonra diğer tüm kitaplarını tavsiye ederim. Hakan Gunday modern, genç Türk edebiyatı için bir umut...

Merve Yerlikaya 
17 Haz 04:40 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Final dönemimin devam ediyor olmasına rağmen sınavlara çalışmayıp okuduğum için çektiğim vicdan azabına öncelikle değecek bir kitaptı :)
Bu okuduğum ikinci Hakan Günday kitabı Ve neden onun 21. Yüzyılın dahisi olarak görülebildiğini şimdi kitabın ismi gibi DAHA iyi anlıyorum.Az kitabı ile karşılaştırmalı olarak gitmenin Hakan Günday'ın kurgusuna dair ufak bi ipucu olacağını düşünüyorum.Az kitabını okumayan arkadaşlar için de yolculuğumuzun burada son bulması sizler adına daha doğru olur ve kırılmam.Öncelikle az kitabında olduğu gibi karakterimiz başlangıçta yine bir cocuk ve sorunlu bi çocukluk.Onun tabiriyle yine karakteri hayata Ve insana dair,öğrenmemesi gereken ne varsa hepsini öğrenecek yaşta.Az kitabındaki anne karakteri silik bir kavramdı burada da aynı durumun varlığını görüyoruz.Baba var ama hayırsız ve yaradan başka bir getirisi yine Yok.Karakterimizin büyüme evresinde bu kitapta da bir kitapla buluşma noktası var.Ben açıkcası bunu artık Hakan Günday'ın iyi bir yazar olmasının ötesinde gerçekten iyi bir okuyucu olmasına veriyorum.Kurgusu yine aklın sınırlarını zorluyordu.Kahramanın kötü biri olduğuna inanırken kendine koyduğu birikim oldukça şaşırtıyordu.Bunu az kitabında Oğuz Atay'ı Karakterin çoğumuzdan hatta buna kendimi de koyuyorum benden de iyi anlamış olduğunu fark ettiğimde de yaşamıştım.Dedigim gibi bence Hakan Günday'ın birikimi ve iyi bir okuyucu olmasının getirisi sanırım bu.Tam olarak mutlu sonla bitemese de karakterin hayatından ötürü bazen o çizdiğimiz mutlu sonların onun hikayesine yakışmayacağını düşünüyorum.Ve içimden galiba o karakterin mutlu sonu Da ancak bu şekilde olabiliyor diyorum.Gercekten zaman harcamaya da sınav çalışılmamasına da değer bir kitaptı.

Muharrem Armağan 
14 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Hakan Günday insanı okuduğu toz pembe kitaplardan çıkarıp hayatın karanlık gerçeklerini tokat gibi suratına vurmuş bu kitapla ve özellikle yazarın siyasi olsun dinsel olsun hayata dair olsun çözümlemeleri mükemmel. Okuduğum ilk kitabı ama yaşattığı duygular bir an olsun rahat bırakmıyor insanı ve özellikle belirtmek gerekir ki her insanın harcı değil bu kitap.Kitabı bitireli 3 gün oldu ama kitabı bırakınca bile kitap peşimi bırakmadı rüyalarıma kadar girdi, hayatın en karanlık taraflarını ustalıkla anlatmış yazar ve malesef ki kitapta okuduğumuz olayların gerçekte yaşadığımız hayatta olan olaylar olduğunu bilmek ister istemez insanın psikolojisini derinden sarsıyor. Sağlam bir mideye sahip değilseniz ve hayatın karanlık yüzünü görmek istediğinizden emin değilseniz okumamanızı tavsiye ederim ama her ne kadar siz arkanızı dönsenizde hayatta asıl korkunç olan suçlulardan çok haksızlıklara susanlar ve görmezden gelenlerdir.
Bundan sonrası spoiler içerir.
Gaza karakteriyse en yerinde örnek olmuş yazar işin çünkü ne tam anlamıyla kızabiliyosunuz ne de acıyabiliyosunuz yaptıkları her insanın midesinin harcı değil ama onu bu hayata götüren de kendi seçimleri değil ve özellikle delirdikten sonra başına gelenler tam bir cehennem senaryosu olmuş. Her ne kadar mültecilere kendi isteğiyle işkence etse de bi nevi kendi kurtuluş yolunu bulamamış birisi ve yaşadığı hayat, gördükleri malesef ki dönülmez bir yol olmuş ve hastalıklı bir ruha sahip istesede düzelemeyeceği bu anlamda tam olması gerektiği gibi bitmiş kitap.

MaGeLLaN 
 03 Eyl 16:17 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bellum omnium contra unum!

Hakan GÜNDAY!!!

Bu adamın kitapları,Türk Edebiyat veya Yeraltı değil,Süper hatta Süper ötesi Edebiyat sınıfına girmeli bence.

Muhteşem bir kalem!

DAHA!!!

Bu kitabında GÜNDAY yine başlangıçta kapkara bir ziftle başlıyor,daha birinci sayfadan itibaren zihninize ve gönlünüze asfalt döşenirken burnunuza gelen kokuyu alabiliyorsunuz resmen.

Kahramanımız anlatıcı Gaza,Babası Ahad,Dordor-Harmin kardeşler,Cuma,Morfin Sülfat ve DEPO!..O kapkaranlık cehennemden bir oda olan Depo...Gaza'nın çocuk haliyle hayatla hesaplaşması,bir canavar mı yoksa melek mi olacak seçim yapması.

GÜNDAY hayatı,anlamı,olanı,olmayanı,gerçeği yazıyor her zamanki gibi.Bizim rahat evlerimizde,mutlu mesut güvenliğimiz altında yaşayan ve halada bundan memnun olmayıp şikayetçi olan bütün olanaklara sahip çocuklarımız olduğu gibi(bu arada benim yok ama çok görüyorum öylesini),sadece yaşadığı o güne,hiç değişmeden,ona kötülüğü,canavarlığı öğreten hayatları yaşayan çocuklarda var.

Yaşadığı hayatı beğenip beğenmemesi,iyi veya kötü olmayı seçmesi,bu seçime sahip olması onun elinde mi?

GÜNDAY ne yazarsa yazsın okunur,hatta sizi okumaya soğutan bazı kitaplardan sonra elinize aldığınız bir GÜNDAY kitabı,ne kadar iç sıkıcı,ne kadar koyu ve kapkara olursa olsun,sıcacık ve şefkatli gelecektir.

Hakan GÜNDAY oku beni diye bas bas bağıran yazarlardan değil(bunu çok kaliteli oldukları anlamında söylüyorum),aksine ben bu adamı okumalıyım diye sizi bas bas bağırtan yazarlardan.Kalitesini siz düşünün artık.

GÜNDAY Kitapta insan,toplum ve yönetim hakkında bize yine kafamıza vura vura bir şeyler anlatmak,bir şeyler öğretmek istiyor.




Kitaptan ;
------------------

Ne zaman ki hikâyemi anlatıp susacağım,artık sadece yeni hatalar yapacağım!Zamanı dörtnala koşturacak kadar yabancı hatalar!Duvar saatlerini mıknatısa tutulmuş pusulaya çevirecek kadar bilinmeyen hatalar! Daha önce kimsenin yapmadığı,adını bile duymadığı hatalar!Kayıp bir kıtanın ya da dünya dışı bir hayatın keşfi kadar muhteşem ve tanımlanamayan hatalar!Makineler yapan makineleri yapan insanları yapan makineleri yapan insanlar kadar olağanüstü hatalar!Tanrı’nın icadı kadar dev hatalar!Tanrı’dan sonraki en büyük icat olan karakter kadar öngörülemeyen hatalar!Yeni doğmuş bir bebeğin ilk hatası kadar büyülü, doğmak kadar ölümcül bir hata yapmak!Tek isteğim bu…Belki biraz da morfin sülfat.

Kitaptan 328 Alıntı

''Yıllar önce okuduğum işe yaramaz bir kitaptaki tek işe yarar cümle şuydu: İnsanın kullandığı ilk alet, başka bir insandır...''

Daha, Hakan Günday (Sayfa 26)Daha, Hakan Günday (Sayfa 26)
lila 
08 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

''Diyor ya Aşık Veysel, 'iki kapılı bir han' diye? Ondan cereyan yapıyor bu hayat! Onun için üşüyorum hep. Gideyim de kapatayım birini!''

Daha, Hakan Günday (Sayfa 80)Daha, Hakan Günday (Sayfa 80)
Tuco Herrera 
26 Nis 11:58 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"İnsanlar senden o kadar nefret edecekler ki yerleştiğin her yerde emlak fiyatları düşecek!"

Daha, Hakan Günday (Sayfa 73 - Doğan Kitap 1. Basım)Daha, Hakan Günday (Sayfa 73 - Doğan Kitap 1. Basım)
Gülşah Güler 
05 May 15:12 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Doğu ile Batı arasındaki fark Türkiye'dir. Hangisinden hangisini çıkarınca geriye Türkiye kalır, bilmiyorum ama aralarındaki mesafe Türkiye kadar, ondan eminim.

Daha, Hakan Günday (Sayfa 22)Daha, Hakan Günday (Sayfa 22)

" Bütün bunlardan da anlaşılacağı gibi, halkın asli görevi, başına geçen her lideri tedavi edip huzur içinde ölmesini sağlamaktır. Buna, Halk Hastanesi, denir. Karşılığında da, lider, Devlet Hastanesi kurup halkın hizmetine sunar. Lideri tedavi etme görevini yerine getirmeyenlerin belirlenip vatan haini olarak ifşa edilmesi, yeni bir iç çatışma konusuna dönüştürülerek, krizin sürdürülebilmesi açısından yararlı olabilir. "

Daha, Hakan GündayDaha, Hakan Günday
İbrahim PÜSKÜL (Hiçbir şey yok!) 
24 Nis 20:00 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Peki, kim kimden sırf var olduğu için nefret ederdi? Tabii ki ırkçılar ve mezhepçiler ve de kendi dinlerinden olmayan her insanı yok etmeye ant içmiş olanlar!

Daha, Hakan Günday (Sayfa 368 - DK)Daha, Hakan Günday (Sayfa 368 - DK)
Osman Yüksel 
30 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

- Devlet mi öldürecekti?
- Devlet bir kelimedir, Gaza. İnsanlar öldürür.

Daha, Hakan Günday (Sayfa 136 - Doğan Kitap)Daha, Hakan Günday (Sayfa 136 - Doğan Kitap)
İbrahim PÜSKÜL (Hiçbir şey yok!) 
24 Nis 01:14 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Dünyanın en büyük günahkarı olarak, kurtuluş planım belliydi: Önce cennete gitmek, sonra da orada ölmek. Asla intiharla değil.. Zamanla.

Daha, Hakan Günday (Sayfa 299 - DK)Daha, Hakan Günday (Sayfa 299 - DK)

Kitapla ilgili 4 Haber

1000Kitap, 4. Bursa Buluşması
1000Kitap, 4. Bursa Buluşması Yoğun! ilgi gören buluşmalarımızın 4.sünü de kazasız belasız atlattık. Detaylar haberde. ;)
Hakan Günday’ın romanından uyarlanan “DAHA” filmi uluslararası festivalde
Hakan Günday’ın romanından uyarlanan “DAHA” filmi uluslararası festivalde Hakan Günday’ın romanından uyarlanan “DAHA” filmi 52. Karlovy Vary Uluslararası Film Festivali’nde yarışıyor.
1000Kitap 3.Bursa Buluşması
1000Kitap 3.Bursa Buluşması 1000Kitap Bursa üyeleri olarak 3.buluşmamızı gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Her geçen gün kalabalıklaşan ekibimizin Haziran buluşması detayları için okumaya devam edin. ;)