8,6/10  (237 Oy) · 
582 okunma  · 
196 beğeni  · 
3.223 gösterim
Siz bu cümleyi okurken, bir yerlerde insanlar, ülkelerindeki savaş, açlık ve yoksulluktan kaçmak için sonu zifiri bir yolculuğa çıkmaya hazırlanıyor. Ancak bu hikâye o kaçak göçmenlerle değil, onları kaçıranlardan biriyle ilgili. Adı Gazâ. Babası bir insan kaçakçısı, Gazâ da onun çırağı. Henüz 9 yaşında. Yani, hayata ve insana dair, öğrenmemesi gereken ne varsa, hepsini öğrenecek yaşta.

"Doğu ile Batı arasındaki fark, Türkiye'dir. Hangisinden hangisini çıkarınca geriye Türkiye kalır, bilmiyorum ama aralarındaki mesafe Türkiye kadar, ondan eminim. Ve biz orada yaşıyorduk. Her gün politikacıların televizyonlara çıkıp jeopolitik öneminden söz ettiği bir ülkede. Önceleri çözemezdim ne anlama geldiğini. Meğer jeopolitik önem, içi kapkaranlık ve farları fal taşı gibi otobüslerin, sırf yol üstünde diye, gecenin ortasında mola verdiği kırık dökük bir binanın ada ve parsel numaralarıyla yapılan çıkar hesapları demekmiş. 1.565 km uzunluğunda koca bir Boğaz Köprüsü anlamına geliyormuş. Ülkede yaşayanların boğazlarının içinden geçen dev bir köprü. Çıplak ayağı Doğu'da, ayakkabılı olanı Batı'da ve üzerinden yasadışı ne varsa geçip giden, yaşlı bir köprü. Kursağımızdan geçiyordu hepsi. Özellikle de, kaçak denilen insanlar… Elimizden geleni yapıyorduk... Boğazımıza takılmasınlar diye. Yutkunup gönderiyorduk hepsini. Nereye gideceklerse oraya… Sınırdan sınıra ticaret… Duvardan duvara…"
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2013
  • Sayfa Sayısı:
    420
  • ISBN:
    9786050917260
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
Tuco Herrera 
 29 Nis 14:10 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

girizgahtan önce şunu söylemek isterim ki , "evrene iyilik gönder iyilik bulursun" , "sen pozitif ol hayat da sana güzel olsun" kıvamında görüşleri bugüne dek hep koh koh gülerek karşıladım .. inanmıyorum bunun doğruluğuna çünkü..yani bugün şarkılarını severek dinlediğimiz İlhan İrem gibi sevgi dolu ve hassas bir adamın ya da 70 sonlarına 80 başlarına damgasını vurmuş bir İzzet Altınmeşe ' nin ya da liseli parcasıyla hepimize ruhsal erezyonlar yaşatan bir Burhan Çaçan' ın ( kasıtlı uç örnekler veriyorum ki iyice irite olasınız =) ) meksika sınırında uyuşturucu kaçakçılığı yapan bir çetenin çevresinde dünyaya geldiğini düşünün..ne mi olurdu?

"KONUŞAMIYORUM!!" =)

İzleme şansımız olsaydı kim bilir belinde uzisi ile tahsilata giden bir İlhan İrem , elinde ak-47 si ile toyota bir cipin kasasında insan kaçakçılığı yapan bir İzzet Altınmeşe ya da fajitasını yiyip tekilasını yudumlarken tortoilla ekmeğini soğuk getirdi diye garsonun topuğuna sıkıp gözünün üstüne puro söndüren bir Burhan Çaçan izleyebilirdik.. ( muazzez abacı' yı da psikopat japon mafyası yakuza içerisinde örneklendirmemek adına kendimi zor tutuyorum) bunları niçin anlatıyorum.. çünkü insan denen yaşayan organizmalar bütünü kendisine sunulanı almaya meğillidir..kendisine ne verirseniz onu alır .. hurdacının oğlu zurnacı olmaz .. o da demir bakır toplayıp , günlerini boyası dökülmüş , arka koltukları sökülmüş ,kilometre babında yeterince üzülmüş ve göğüs denen kısmı kösele olup sonra büzülmüş bir torosun içinde "street fitness" yaparak ya da kasası rekorları egale edecek denli doldurulmuş bir ford kamyonetin direksiyonu başında geçirecektir..çevremiz bizi biz yapan etmenlerin en başında gelir.. sonra bu etmenin içerisinde aile olgusu ve aileyi oluşturan bireyler sizi hayatınızda önemli kararlar almaya yönlendirir..

işte kitabımızın kahramanı Gaza da bu iki etmen bakımından hayata 2- 0 yenik başlayanlardan.. olabilecek tüm negatif olguları mıknatıs gibi üstünde toplayan bir baba..insan kaçakçılığı , alkol , erken yaşta sigara ve cinselliğe yönelik atılan adımlar..ve sonunda kendi yarattığı hastalıklı labirentte sürekli doğru yolu arayan ,yanlış yollara saptıkça DÜNYA CİNNET TURUNU uzatan bir isim ve başından geçenler.. şahsen ben okurken inanılmaz zevk aldım.. yazarın okuduğum ilk kitabıydı ama son da olmayacak .. muazzam bir zeka ,müthiş etkili ve akıl dolu metafor kullanımları..kendi siyasi ve dini görüşlerini alttan ısıtıp vermeyi de ihmal etmeyen bir beyin.. toplamı HAKAN GÜNDAY!


ilk kez yeraltı edebiyatı okuyacaklar için ELZEM not : hiç parasız kalıp bakkaldan jilet aromalı çıtır- çıtır taze ata ekmeğin arasında , soğutucuda muhafaza edilen buz kesmiş patates kızartması yemek zorunda kaldınız mı? üstelik kola veya ayran alacak paranızda yok.. olacakları ben söyliyeyim .. o soğuk patatesler kış günleri saçaklardan yerlere uzayan sarkıtlara dönmüştür,üstelik içeceksiz çiğnemeye çalıştığınız için taze ekmek damağınızı yırtar.patateste tahrip gücünü arttırır..çiğneyene ,kum kiremit tuğla yiyor hissiyatı yaşatır. parasızlığınızın günlerinizi geceye çevirmesinden ötürü sosyolojik , ağızda açılan yaralardan ötürü de tıbbi bir buhrandır.. ANLADIN SEN ONU !!

Elif Kimya S. 
 25 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Hakan Günday... Son dönemin en iyi yazarı benim gözümde. Yerli Dostoyevski, sayfalarca onu anlatabilirim.


Daha beni Hakan Günday' la tanıştıran kitap. Çoğu kitabın başı, sonu, konusu birbirine çok benzer ve bu benzerlik çoğu zaman beni kitap okumaktan uzaklaştırır. Ama Daha bambaşka bir hikaye. 10 yaşında tecavüze uğrayan, 14 yaşında tecavüz eden, günlerce cesetlerin içinde yaşayan, yaşıtları gibi oyuncaklarla değil insanların, mültecilerin hayatlarıyla oynayan dahi bir psikopat.


Kitap öyle zekice yazılmış ki yazarın hayal gücüne hayran kalmamak mümkün değil. Bittiğine üzüldüğüm nadir kitaplardan biri oldu. Tıpkı başkahramanın dediği gibi Daha dedim, Daha bitmesin. Bu kitapla ilgili yazmak istediğim çok şey var ama uzatıp spoi vermek istemiyorum. O yüzden daha da uzatmadan bitireyim. Ülkemizin son dönem edebiyatının önemli kalemlerinden biri olan Hakan Günday' la daha tanışmadıysanız ayıp etmişsiniz. Bence daha fazla geciktirmeyin bu muhteşem kurgulanmış kitapları okumayı...

Özge Uzun 
25 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

Hakan Günday kitaplarına ayrı bir sevgim vardır. Her kitabı insana her şeyin gerçek olduğunu hissettirir, insana masal gibi gelmez. Bu roman için de bu özellik geçerli olduğundan kitabı çok beğendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Yalnız Gaza karakterini diğer karakterlerinden daha farklı daha günahkar buldum. Bana sevimsiz geldi. Yazar sadece bir karakter ve hikaye anlatmamış bu romanda. Aynı zamanda bir çok konuda derin sohbetlere de girmiş ve bu her ne kadar ayrı bir tat olsa da bazen insanı hikâyeden uzaklaştırmış. Belki de bana öyle geldi. Sonuç olarak yazarın okurlarını hayal kırıklığına uğratmadığı da bir gerçek.

gökçe türkkan 
26 Nis 19:36 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Daha, Hakan Günday'ın okuduğum ikinci kitabı. Kendisi Yeraltı Edebiyatının bir kaç iyi isminden birisi olarak gösteriliyor. Bu kitabı okurken de, bittiğinde de kendimi sıkılmış limon gibi hissettim. Evet ruhum sıkıştı, buruştu. Kitapta anlatılanlar gerçek bir trajedi. Trajik bir gerçek. Nasıl yorumlarsanız! Boğazıma yumruk indi gibi oldum. Yazarın kafasının tüm odacıklarına girip dolaştım ve allak bullak oldum.Evet kitabın sarsan hikayesi, insan ticareti yapan bir insan kaçakçısı ve küçükken bu işlere maruz kalan oğlunu anlatıyor. İsmi Gaza olan bu çocuk o hayata dair öğrenmemesi ne varsa öğrenmek ve en zoru da yaşamak zorunda kalıyor. O dünyaya ait olmak istemiyor ama başka bir dünyaya da adapte olamıyor. Kurtlar içinde yaşayıp bir kuzu olarak kalamıyor. Yaşadığı trajik olaylardan sonra insanlara dokunamıyor. Dokunabildiği tek şey, kağıttan bir kurbağa. Kendisinin yüzünden ölen bir mülteci çocuğun ona verdiği tek şeye. Onun hayali Gazayı hiç yalnız bırakmıyor. Yabancı Roman Dalında Medicis Ödülü alan Daha'yı özellikle Günday hayranlarına tavsiye ederim.

Muharrem Armağan 
14 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Hakan Günday insanı okuduğu toz pembe kitaplardan çıkarıp hayatın karanlık gerçeklerini tokat gibi suratına vurmuş bu kitapla ve özellikle yazarın siyasi olsun dinsel olsun hayata dair olsun çözümlemeleri mükemmel. Okuduğum ilk kitabı ama yaşattığı duygular bir an olsun rahat bırakmıyor insanı ve özellikle belirtmek gerekir ki her insanın harcı değil bu kitap.Kitabı bitireli 3 gün oldu ama kitabı bırakınca bile kitap peşimi bırakmadı rüyalarıma kadar girdi, hayatın en karanlık taraflarını ustalıkla anlatmış yazar ve malesef ki kitapta okuduğumuz olayların gerçekte yaşadığımız hayatta olan olaylar olduğunu bilmek ister istemez insanın psikolojisini derinden sarsıyor. Sağlam bir mideye sahip değilseniz ve hayatın karanlık yüzünü görmek istediğinizden emin değilseniz okumamanızı tavsiye ederim ama her ne kadar siz arkanızı dönsenizde hayatta asıl korkunç olan suçlulardan çok haksızlıklara susanlar ve görmezden gelenlerdir.
Bundan sonrası spoiler içerir.
Gaza karakteriyse en yerinde örnek olmuş yazar işin çünkü ne tam anlamıyla kızabiliyosunuz ne de acıyabiliyosunuz yaptıkları her insanın midesinin harcı değil ama onu bu hayata götüren de kendi seçimleri değil ve özellikle delirdikten sonra başına gelenler tam bir cehennem senaryosu olmuş. Her ne kadar mültecilere kendi isteğiyle işkence etse de bi nevi kendi kurtuluş yolunu bulamamış birisi ve yaşadığı hayat, gördükleri malesef ki dönülmez bir yol olmuş ve hastalıklı bir ruha sahip istesede düzelemeyeceği bu anlamda tam olması gerektiği gibi bitmiş kitap.

Osman Yüksel 
26 Eki 2015 · Kitabı okudu · 36 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yine muhteşem ve olağanüstü bir romandı. Hakan GÜNDAY'ın psikopat kahramanlarını seviyorum. Yine çok deli,aynı zamanda zehir gibi zeka, insanlardan ve hayattan tiksinti...Yazar bu kitabında insan ticareti ve mültecilerin ne gibi olaylarla karşılaştığını, umuda yolculukta ne kadarının başarılı olduğunu ve sonrasında başına gelenleri müthiş bir dille aktarmış. Kitabın ilk bölümü nasıl geçti anlamadın ama ikinci bölümde olaylar biraz duruldu. Herşeye rağmen Hakan GÜNDAY ayrıcalıklı yazarlarımdan birisi olmaya devam edecektir.

Merve Akpınar 
23 May 23:37 · Kitabı okudu · 650 günde · Beğendi · 10/10 puan

" İki duvarı doğum, iki duvarı ölüm olan bir hapishaneye mahkum olan insan! "

Gaza... Evet ben bu kitabı 650 günde zor bitirdim. Daha benim okuduğum ilk Hakan Günday kitabıydı aslında fakat son biteni oldu. Yeraltı edebiyatının sayılı isimlerinden sayılan Hakan Günday öyle gerçekçi öyle yaşatırcasına anlatıyor ki etkisinde kalmamak mümkün değil.

Önce Cuma ölmüştü sanırım sonrası ise Gaza iyice alışmıştı insan kaçakçılığına ve artık bu onun gözünde bir deneye dönüşmüştü. Toplumsal deneyler yaptığı bu insanlarla bir çok şeyi yaşadı. 10 yaşındaydı tecavüze uğradığında ve ben orada nefessiz kalmıştım. Bu benim kitabı ilk bırakışım olmuştu. Sonra neredeyse bir sene hiç okumamıştım. Tekrar okumaya başladığımda ise elbet sonu güzeldir devam etmeliyim diye almıştım. Oysa ben daha çok azını okumuşum. 14 yaşında ilk tecavüzünü etti Gaza. Artık iyice pişmişti. İnsan öldürmek, insan gömmek, her şey dahildi hayatına.

Bu kitap sağlam bir psikolojiyi bile bozabilir. Bu kitap apolitik bir insanı bile düşündürür. Açıkçası 650 günde zor biten bir kitap olmasına rağmen hayran kaldım. Dünyanın gerçeklerini öyle güzel yüzünüze vuruyor ki yazar insan insanlığından utanıyor. Bol aforizmalı çokça düşündüren bu kitabı bence reşit olmayan bir genç okumamalı ve fakat herkes okumalı. :)

" Dünyadan saklandığım yer, dünyaya yakalanmak için en uygun yerdi! "

ali güven 
23 Nis 23:47 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

“Dayanılmaz tek şey, hiçbir şeyin dayanılmaz olmamasıdır” ana özetler “Türkiye, doğusundaki aynaya bakınca şişman olduğunu, batısındaki aynaya bakınca da kemiklerinin sayıldığını düşünen, üstüne giydiği hiçbir şeyi kendine yakıştıramayan, bulimik ve depresif bir genç kızdı. Yirmi yıl boyunca boğulacakmış gibi yiyip sonra pişman oluyor, bir yirmi yıl da boğazını kanatana kadar kusup sonra yeniden yemeye başlıyordu.” aforizmalar olan, sosyal deney olan enteresan değişik bir roman , değindiği konular olarak çok çok başka kaçakcılığın gerçek yuzunude carpar çok iyidir.. hakan gundayı bu roman ıle tanıdım.

Yüksel Çetin 
13 Kas 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

İnsanın pasif kalabalıklar içinde ne kadar yalnız olduğunu, psikolojik tahlillerle, olağanüstü benzetmelerle, sağlam bir kurgu ile gerçeği bir ustura etkisiyle oluşturduğu kitabıyla Hakan Günday karamsarlığın en uç noktasına çıkardı beni.

Hasan KILIÇ 
 12 May 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yine Hakan Günday... Yine mükemmel bir toplumsal sorun incelemesi... Kaçak insanlar var bu sefer...Ama temel kahraman kaçak bir insan değil... Bunları kaçıran bir çocuk. Gaza...

Gaza; küçük, yoksul, zeki ve babası yüzünden biraz hasta... Babası Ahad, Gaza'nın gözünde dünyanın en nefret edilesi insanı..

Önce kaçakları inceliyor Gaza... Onlar üzerinde deneyler yapıyor ve bir gün bizzat kendisi bu deneylere konu oluyor...

Kaçağın, kaçakçının ve Gaza nın hikayesi.. Defalarca doğan ve ölen bir çocuğun hikayesi...

5 /

Kitaptan 214 Alıntı

''Yıllar önce okuduğum işe yaramaz bir kitaptaki tek işe yarar cümle şuydu: İnsanın kullandığı ilk alet, başka bir insandır...''

Daha, Hakan Günday (Sayfa 26)Daha, Hakan Günday (Sayfa 26)
lila 
08 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

''Diyor ya Aşık Veysel, 'iki kapılı bir han' diye? Ondan cereyan yapıyor bu hayat! Onun için üşüyorum hep. Gideyim de kapatayım birini!''

Daha, Hakan Günday (Sayfa 80)Daha, Hakan Günday (Sayfa 80)
İbrahim PÜSKÜL (Hiçbir şey yok!) 
24 Nis 20:00 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Peki, kim kimden sırf var olduğu için nefret ederdi? Tabii ki ırkçılar ve mezhepçiler ve de kendi dinlerinden olmayan her insanı yok etmeye ant içmiş olanlar!

Daha, Hakan Günday (Sayfa 368 - DK)Daha, Hakan Günday (Sayfa 368 - DK)

" Bütün bunlardan da anlaşılacağı gibi, halkın asli görevi, başına geçen her lideri tedavi edip huzur içinde ölmesini sağlamaktır. Buna, Halk Hastanesi, denir. Karşılığında da, lider, Devlet Hastanesi kurup halkın hizmetine sunar. Lideri tedavi etme görevini yerine getirmeyenlerin belirlenip vatan haini olarak ifşa edilmesi, yeni bir iç çatışma konusuna dönüştürülerek, krizin sürdürülebilmesi açısından yararlı olabilir. "

Daha, Hakan GündayDaha, Hakan Günday
İbrahim PÜSKÜL (Hiçbir şey yok!) 
24 Nis 01:14 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Dünyanın en büyük günahkarı olarak, kurtuluş planım belliydi: Önce cennete gitmek, sonra da orada ölmek. Asla intiharla değil.. Zamanla.

Daha, Hakan Günday (Sayfa 299 - DK)Daha, Hakan Günday (Sayfa 299 - DK)
Gülşah Güler 
05 May 15:12 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Doğu ile Batı arasındaki fark Türkiye'dir. Hangisinden hangisini çıkarınca geriye Türkiye kalır, bilmiyorum ama aralarındaki mesafe Türkiye kadar, ondan eminim.

Daha, Hakan Günday (Sayfa 22)Daha, Hakan Günday (Sayfa 22)
Osman Yüksel 
30 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

- Devlet mi öldürecekti?
- Devlet bir kelimedir, Gaza. İnsanlar öldürür.

Daha, Hakan Günday (Sayfa 136 - Doğan Kitap)Daha, Hakan Günday (Sayfa 136 - Doğan Kitap)
İbrahim PÜSKÜL (Hiçbir şey yok!) 
23 Nis 23:30 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bir insanın aklı bile ona ihanet etmenin peşindeyse, bu dünyada güvenilecek ne kalmıştı? Başkalarının aklı mı? Asla!

Daha, Hakan Günday (Sayfa 222 - DK)Daha, Hakan Günday (Sayfa 222 - DK)

Kitapla ilgili 1 Haber