Tahmini Okuma Süresi:
10 sa. 26 dk.
Sayfa Sayısı:
368
Basım Tarihi:
20 Ekim 2021
Yayınevi:
Doğan Kitap
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9786258495423
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

“Kabil Habil'i öldürmemiş olsa, bugün dünya nasıl olurdu?”
10/10
·368 syf.··
2023 45. kitabı
Kitapta o kadar çok fikir, eleştiri, hikaye ve şaşırtıcı olay var ki bir yerden sonra insanı hayrete düşürüyor. Her iyi kitap gibi birkaç katmanı var. Bütünündeki olay akışını okuyabilirsiniz, satır aralarındaki (ki gerçekten satır arası bazen birkaç kelimeyle söylemek istediğini tamamlıyor) eleştirileri inceleyebilirsiniz. Kesinlikle politik ve muhalif bir roman. Buradaki muhaliflik bir hükümete, bir devlete, bir düzene, bir ırka ya da bir dine değil. Bütün devletlere, milletlere, dinlere, insanlığa ve en çok kendimize. Gerçekçi, sert başlayıp bir ütopya yaratma umudu ile yazılmış bir kitap. Aslında roman klasik bir Hakan Günday romanı. Yine o bildiğimiz vurucu cümleler, üzerine emek harcanmış kelime oyunları mevcut. "Sizi barıştıran her kimse, savaştıran da odur." "Ve sizi her kim doyuruyorsa, bilin ki aç bırakan da odur." “İnsan neden savaşır basit bir soruyken insan nasıl barışır? “ girift bir bilmece olarak yankı buluyor. İnsan tabi genel anlamda insanlık için kullanılmış. Savaşmanın motivasyonunu sağlamak kolayken barışın motivasyonu için yaratıcı senaryolara ihtiyaç duyulmakta. İşte tam bu anda da devreye imzalarını "Z.Aman" diye atan Zamir Aman giriyor. Bozuk dünya düzeni ve az biraz kadın hakları üzerine söyleyecek sözü olan; söyleyiş tarzının ise ilk romanlara göre daha kısık sesli kaldığı bir distopya; ya da sesi yüksek ama anlatım didaktizm sosuyla yoğrulmaya çalışılmış gibi. Karakterlerin işleyişi kusursuzdu, aynı zamanda karakterler geçişleri de okuyucuyu yormayacak şekildeydi ve olay örgüsünün içinde kaybolmuyorsunuz. Evet, müthiş ters köşeler, okuyucuyu şaşırtacak şeyler yok ama yazarın tarzı da böyle değil zaten. Hakan Günday'dan tek beklentim, ana karakterin artık tek tekdüzelikten çıkması olur. Kinyas ve Kayra'dan beri neredeyse bütün karakterlerin
Yeraltı Edebiyatı
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,2bin okunma
4/10
·368 syf.··
2021 106. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2021 09:04
Mülteci kampından başlayarak , savaş, ırkçılık, göçmenler ve bunun gibi bir sürü konuyu tek kitapta birleştirmiş Hakan Günday bu kitabında diğer kitaplarından bir fark göremedim. Konular bir noktada içine çekiyor ama öyle bir yer geliyor ki aşırı çok uzatılmış okurken sıkıldığımı hissettim. Vasatın üstünde bir kitap okunabilir olduğunu düşünüyordum ki “Ermenileri katleden Türkler” cümlesini okuduktan sonra kitabı bıraktım. Tercih sizin merak eden okuyabilir ama ben genel olarak sevmedim.
Edebiyat
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,2bin okunma
benseno
7/10
·368 syf.·
2024 20. kitabı
Zamir. Ana karakterimizin ismi Zamir. Yüzü parçalanan bir bebek... Yazar, Suriye- Türkiye sınırına bir bakış atıp günümüzün sosyolojik yapısını vurucu bir şekilde anlatmış. Suriye'de bir kampa bırakılan bir bebek Zamir. Yüzü bir bomba sonucu parçalanırken bir vakıf tarafından el koyulup reklam yüzü haline getiriliyor. Bebekliğinden beri... Çünkü Dünya'dan bağış toplanması gerekiyor. Zamir oldukça zeki bir çocuk, hızlı öğreniyor, kendisini geliştiriyor ve kendini İsveç'te Birinci Dünya Barışı Vakfı'nda çalışırken buluyor. Savaş'ın çıkma ihtimali olan ülkeleri barıştırma, etnik grupları barıştırma ve daha niceleri... Tabi burada önemli olan 'Barıştırma'. Bu barıştırma uğruna birkaç bin insan da ölebilir, önemli olan daha kitlesel bir savaşın olmaması. Bu yüzden gerçeklerin gizlenmesine de göz yumulabilir. Yeter ki 'Savaş' olmasın. Kitap aslında oldukça güzel noktalara değinmişti ancak kitabın bir sonu yok. Yazar sanki konuyu bulmuş, biraz yazmış ve sonra sıkılmış. 'Aman bu da yarım kalsın, ne olacak ki' demiş. Kitapta zamanlama anlamında ciddi bir sıkıntı vardı. Geçmiş zaman, şimdiki zaman... Hatıralar vs. Hepsi birbirine girmişti. Okurken bir kaos hakimdi. Düşüncelerinin hızıyla aklına ne gelirse yazmış. Ancak ben beğenmedim, güzel bir konu hiç edilmişti. Çok yarım kalmış bir kitap oldu benim için. Kadınların yaşadığı sorunlara çok güzel değinilmişti, kızlarımızı hala koruyamıyoruz sapkın zihniyetlerden maalesef. 15 yaşında bir çocuk 'anne' olamaz. Okudukça tüylerim diken diken oldu, doğduğum yere, aileme ve zamana şükrettim. Yine de elbet bir gün tüm kadınlar bu ataerkil zihniyetlerin etkisinden kurtulacak. Buna inanıyorum. Sonunu oldukça merak ederek okudum, müthiş biteceğine inandım. Ama sonu yoktu. En azından beni kesinlikle tatmin etmedi. Genel olarak bu
Edebiyat
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,2bin okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2021 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2021 23:40
Bu inceleme "zamir" ile ilgili olmamakla beraber bir miktar yorgunluk ve sarhoşlukla yazılmıştır. Yeni bir kitap yazması sekiz yıl sürmüştü. Hakan günday ile ilk tanıştığımda şehirde asgari ücret ile, yemek olarak haftanın üç günü makarna çıkan bir otelde çalışıyordum. Gece çalışıp gündüz uyuduğum o zaman diliminde güneşi görmeden geçiyordu günlerim. Çünkü akşam 10 gibi başlayan mesai sabah 6 gibi bitiyordu ve ben otelin bodrum katında bana ayrılan yerde akşama kadar uyuyordum. Kalacak yerim vardı ve müşterilerden arta kaldığı zaman uyanınca kahvaltı yapacak bir şeyler oluyordu genelde. Bayat simitler ve Mısır gevreği günü kurtarmaya yetiyordu üstelik. Aslında aynı otelde Jehan Barbur ile de tanışmıştım ama o başka hikayenin konusuydu. Gece vardiyalarının birinde elime aldığım "piç" isimli kitabı okumaya başladığımda, bir kitap yazacak olsaydım eğer bu cümleyi ben kurmuş olmak isterdim dediğim o satırları bir kaç kez okuduktan sonra ezberlemiştim. "piçler aşık oldukları kadınların kendilerini kurtaracaklarını düşünürler. Oysa hiçbir kadın dünyaya bir piçi kurtarmak için gelmemiştir" cümlenin etkisi ile Günday'ın o güne kadar çıkan diğer kitaplarını alıp gündüzleri daha az uyumaya başlamıştım. Daha sonra "Kinyas ve Kayra" ile devam eden bu yolculuk odamın bir köşesini kaplayan o kitaplığa sebep olan basamaktı. Kitabın giriş sayfalarından birinde yazan Latince sözü zihnimde sol kaburgamın altına dövme olarak yazmıştım bile. "hepsi yaralar sonuncusu öldürür." hatta memuriyete başlayanca aldığım ilk maaşla ilk baskı bir "Kinyas ve Kayra" alıp bir süre izlemiştim. Şimdi ise aradan geçen bu zaman diliminde "zamir" bitmişti. İnsan beklediği şeyi tüketince bir süre boşlukta sallanıyordu.
Edebiyat
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,2bin okunma
Uyumasam Delirecektim
9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 17:23
Romanın başkahramanı Zamir, henüz altı aylık bir bebekken bir mülteci kampında meydana gelen patlama sonucu ağır yaralanmış ve yüzü paramparça olmuştur. "Zamir" ismi ona sonradan verilmiştir. Dil bilgisinde "ismin yerini tutan kelime" anlamına gelen zamir, karakterin belirsiz kimliğini ve herkesin yerine geçebilme potansiyelini simgeler. Zamir’in yüzü, çok sayıda estetik operasyon geçirmesine rağmen bir "maske" gibidir; bu durum ona hem bir korkutuculuk hem de bir gizem katar. Zamir, dünya genelindeki çatışmaları durdurmak için çalışan devasa ve çok güçlü bir kuruluş olan Birinci Dünya Barış Vakfı’nda görev almaktadır. Ancak bu vakıf, alışılagelmiş yardım kuruluşlarından çok farklıdır. Vakfın amacı sadece "barış" sağlamak değil, barışı bir "sektör" gibi yönetmektir. Vakıf, savaşları durdurmak için bazen rüşvet verir, bazen şantaj yapar, bazen de daha küçük bir savaşı tetikleyerek daha büyüğünü engellemeye çalışır. Barışın Endüstrileşmesi: Roman, barışın da tıpkı savaş gibi bir ticaret konusu olduğunu savunur. "Barışın gelmesi için kaç kişinin ölmesi gerekir?" gibi etik soruları sarsıcı bir şekilde sorar. Mülteci Sorunu: Zamir'in bir mülteci kampında doğmuş olması, küresel mülteci krizine ve bu insanların sistem içindeki "hiçliklerine" dikkat çeker. İnsan Doğası: Günday, insanın şiddete olan meyilli doğasını ve bu şiddetin modern kurumlar aracılığıyla nasıl "meşrulaştırıldığını" anlatır. Kimliksizlik: Zamir'in ne bir ailesi ne de gerçek bir yüzü vardır. O, modern dünyanın yarattığı "kimliksiz" insanın bir temsilcisidir. Romanın sonuna doğru Zamir, hizmet ettiği vakfın ve genel olarak dünyanın işleyişindeki mutlak ikiyüzlülükle yüzleşir. Hakan Günday, Zamir aracılığıyla okuyucuya şu karanlık gerçeği fısıldar: Modern dünyada barış, savaşın bitmesi değil, sadece daha kârlı
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,2bin okunma
Bir Yüzün Yokluğu, Bir Dünyanın Ağırlığı
Puan vermedi·368 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 11:31
Hakan Günday’ın Zamir’ini okumak, aynaya bakmak ama o aynada sadece kendi yüzünüzü değil, insanlığın tüm o korkunç, çıplak ve iyileşemeyen yaralarını görmek gibi. Kitabı bitirip kapağını kapattığınızda odadaki sessizliğin ağırlaştığını hissediyorsunuz. Çünkü Zamir, bize sadece bir hikaye anlatmıyor; bize neden böyleyiz? diye soruyor ve cevabı yine bizim karanlığımıza bırakıyor. ​Zamir, henüz bir bebekken barışın simgesi haline getirilmiş, yüzü olmayan bir adam. Ama asıl ironi burada başlıyor; yüzü olmayan birinin, dünyanın en çirkin suratlı savaşlarını durdurmaya çalışması. Günday, kalemini her zamanki gibi bir neşter gibi kullanıyor; bu sefer sadece bireyi değil, tüm küresel vicdanı ameliyat masasına yatırıyor. ​Kitap boyunca Barış Vakfı çatısı altında dönen oyunları izlerken şunu fark ediyorsunuz: Barış, savaşın yokluğu değil, savaşın daha kârlı bir biçimde yönetilmesidir. Bu gerçek, insanın göğüs kafesine bir yumruk gibi iniyor. ​Kitabı okurken altını çizdiğim, her biri birer vasiyet niteliğindeki şu alıntılar, aslında neden canımızın bu kadar yandığını özetliyor: İnsan, acı çeken bir hayvandır. Ve çektiği acıya bir anlam bulamadığı sürece de vahşileşmeye mahkumdur. ​Bu cümle, Zamir’in tüm varoluş sancısını açıklıyor. Günday burada bize şunu fısıldıyor: Dünyadaki tüm bu kaosun, bombaların ve nefretin temelinde, anlamlandıramadığımız o derin keder yatıyor. Acımızı dindiremiyoruz, o yüzden onu başkalarına bulaştırıyoruz.Çünkü her şeyin bittiği yerde barış değil, sadece sessizlik başlar. ​Sıklıkla barış zannettiğimiz şeyin aslında bir tarafın tamamen yok oluşu veya suskunluğu olduğunu ne kadar da zarif ve hüzünlü anlatmış. Gerçek barışın bir uzlaşı değil, bazen sadece bir mezarlık sessizliği olduğu gerçeğiyle yüzleşmek çok ağır. ​__Kendi canın
Edebiyat
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,2bin okunma
7/10
·368 syf.··
2021 35. kitabı
Hayatın gerçeklerini, yüzümüze vura vura eserler çıkaran, sert bir mizacı olan kitaplarında, her satırlarında kendimizi ya da hayatı sorguladığımız bir kitap daha çıkmış ortaya. "Zamir, dünya üzerime yıkılıyormuş gibi yazmak zorunda olduğum bir metne dönüştü. Aslında bir sabah uyandım ve baktım ki dünya zaten üzerime yıkılmış... Bunu sadece tasvir etmek gerekiyordu. Başıma neyin düştüğünü anlamak için yazılmış bir hikaye..." diyor kitabını tanıtırken Hakan Günday. Türkiye-Suriye sınırındaki bir mülteci kampında başlıyor Zamir’in hikayesi. Kampta patlayan bomba yüzünü yok etti. Hayata yüzü olmadan başladı o bebek. “Bu bebek kimseye bir şey yapmadı. Bu bebek bir masum. Daha doğalı kaç gün oldu ? Ama bakın, insanlar ona ne yaptı ? Neden korkuyorum, biliyor musunuz ? Bir gün büyür de insanlardan intikam almak ister diye korkuyorum. İçinde nefretle büyür diye korkuyorum. İşte bu bebeğin hayattaki en büyük mücadelesi bu olacak! Bu bebek daima vicdanı temiz kalsın diye savaşacak! Daima gerçek niyetiyle sınanacak! Ve şimdi biz ona öyle bir ad koyalım ki bu mücadelesini hiç unutmasın. Öyle bir ad olsun ki bu çocuk, sahip olduğu en kıymetli şeyin vicdanı olduğunu bilsin. Her şeyin bir niyet meselesi olduğunu anlasın! Niyeti daima iyi olsun! Adı her söylendiğinde bu çocuk doğru yoldan ayrılmaması gerektiğini hatırlasın. Bu öyle bir ad olsun ki...” O bebeğin adı Arapça’da “vicdan ve iyi niyet”, Rusça’da “barış için” anlamına gelen Türkçe’deyse “cümlede varlıkların adları yerine kullanılabilen kelime” olan Zamir oldu. 8 yıl aradan sonra sonra kavuşmak güzeldi... Ama tek hissettiğim şey, bu kitap beni fazlasıyla yordu.
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,2bin okunma
Puan vermedi·368 syf.·
2024 93. kitabı
“Demek ki bu evrende her şey bir şarapnel. Ve genişlemekte olan,aslında bir şarapnel bulutu. Demek ki Samanyolu ve içindeki güneş ve etrafındaki dünya ve üzerindeki insan ve aklındaki her şey bir şarapnel. Düşüncesi, inancı, duygusu, icadı, hepsi. Demek ki insan insana saplanmak için var... Zaten öyle olmasaydı bu kitap olmazdı.”
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,2bin okunma
Puan vermedi·368 syf.·
2025 1779. kitabı
Zamir, Hakan Günday’ın sert, rahatsız edici ama çarpıcı kaleminin bir devamı. Yine şiddetin, vicdanın ve insan olmanın sınırlarını yoklayan bir roman. Bu kez hikâye, “savaşın içinden çıkan bir gazeteci” ile başlıyor ve insanın kötülükle, özellikle de kendi içindeki kötülükle yüzleşmesini anlatıyor. Günday, kelimeleri kılıç gibi kullanıyor; her sayfa, bir tokat gibi çarpıyor. Karakterlerin dili keskin, hikâyenin temposu zaman zaman boğucu ama aynı ölçüde büyüleyici. Roman, sadece savaşın dışsal yıkımını değil, insan ruhundaki kalıcı tahribatı da gösteriyor. Günday yine “iyi”nin ve “kötü”nün sınırlarını bulanıklaştırıyor; okur olarak kimin haklı, kimin suçlu olduğuna karar veremiyorsun. Zamir, rahatsız ederek düşündüren, karanlıkla beslenen bir kitap. Bitirdiğinde huzur değil, içe işleyen bir yankı bırakıyor tam da Hakan Günday’ın tarzına yakışır şekilde. Keyifle oku
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,2bin okunma
nuhh
7/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
bro is so good ama bir kinyas ve kayra etmez dunyaya baris getirme yontemide yani tahmin edilebilir ben cok buyuk heves ile okmusutum cok tatmin etmedi ama okunur
2024 Okuma Raporları
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,2bin okunma

Yazar Hakkında

Hakan GündayYazar · 11 kitap
Hakan Günday, Türk yazardır. 2000'li yıllardan itibaren roman, dizi ve film senaryosu, oyun türlerinde eserler vermiştir. Eserlerinde yarattığı anti kahramanlar ile toplum ahlakı, evlilik ve aile kurumlarını eleştirir. Cinsellik, şiddet, cinayet, uyuşturucu, sapkın ilişkiler gibi konuları sıklıkla ele alan yazar, Türkiye'de yeraltı edebiyatı alanında önemli isimlerden birisi olarak anılır. 29 Mayıs 1976'da Rodos'ta doğdu. İlköğrenimini Brüksel'de tamamladı. Ankara Tevfik Fikret Lisesi'ni bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransızca Mütercim Tercümanlık Bölümü'nde üniversite eğitimine başladı. Ertesi yıl Üniversite Libre de Bruxelles'in Siyasal Bilimler bölümüne geçti. Öğrenimine Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde devam etti. İlk romanı "Kinyas ve Kayra"yı 2000 yılında o dönemde Om Yayınevi'nin editörü Nevzat Çelik'in desteği ile yayımladı. Hakan Günday, eski milletvekillerinden Faik Günday'ın torunudur. 26 Kasım 2014 tarihinde Fransa'nın başkenti Paris'te düzenlenen törende 2014 yılı Türk-Fransız Edebiyat Ödülünü almıştır. 5 Kasım 2015'te, Fransızcaya Encore adıyla çevrilen "Daha" romanıyla Fransa'nın saygın edebiyat ödüllerinden Prix Medicis "En İyi Yabancı Roman Ödülü'nü almıştır. İlk oyunu olan Malafa, 17. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında gösterime girmiştir (2010). Romanları Kinyas ve Kayra (2000) Zargana (2002) Piç (2003) Malafa (2005) Azil (2007) Ziyan (2009) Az (2011) Daha (2013)