Cahit Zarifoğlu’nun dediği gibi: “İnsan ara sıra içinin Hira’sına çekilmeli…”
Çünkü yola niçin çıkıldığını unuttu birçoğumuz. Birçoğumuz yolunu kaybetti. Yol kaybedilince geri dönmek ve yeniden başlamak en iyisidir. Çünkü insana nereden ve niçin başladığını tekrar hatırlatır bu dönüş...
Yeniden amelde ihlâsı, namazda huşuyu, ahlâkta örnekliği, davranışta takvayı, sözde hikmeti ve davette samimiyeti yakalamaya ihtiyacımız var.
İlginç insanların sayısı neden bu kadar az? Milyonlarca insanın içinde neden sadece birkaç kişi? Bu kasvet verici ve cansız türle yaşamaktan başka çare yok mu? Tek bildikleri Şiddet sanki. Uzmanlık alanları. Şiddet söz konusu olduğunda çiçek gibi açıyorlar. Olasılıklarımızı kokutan bok çiçekleri gibi.
Sözü besleyen, hayattayken ölmeye karşı seni koruyan içgüdüsel şeyleri yaparak yazar olursun. Herkes için farklıdır ve herkes için değişir. Bir zamanlar içmekti benim için, delilik derecesinde içmek. Dünyayı sivriltir, belirginleştirirdi. Tehlikeyi severdim; kendimi tehlikeli durumlara sokmayı. Erkeklerle. Kadınlarla. Arabalarla. Kumarla. Açlıkla. Her şeyle. Sözü besliyordu. Otuz yıl sürdü. Şimdi değişti. Daha ince, daha görünmez bir şey şimdi aradığım.