Mutluluk anlarını hatırlamanın insana acı verdiği de olur. Anımsarken içinde sıcak, acı, bir o kadar da şevkli bir zehir dolaşır. Bazen de o anları hatırlamaktan tatlı, yumuşak bir keyif duyarsın. Kimi zaman ise bıçakla yarayı deşmeye çalışırsın, verdiği zevki yadsıyamazsın. Sonu bilinen her seyin verdiği bir acı bu. Merakın bitmesinin ve hüsranla sonuçlandığını idrak ettiğin geçmişin, güzel anların üzerine tahakküm kurması… Adeta çökmesi… Sonunu biliyor olmak ne kadar kötü değil mi! Hayatımızın nasıl biteceğini bilsen yaşamak ister miydin Savaş? Sonunda aldatılacağını bildiğin bir ilişkiye girer miydin? Kazık yiyeceğin dostlukların peşinden gider miydin? Kaybedeceğinden emin olduğun bir mücadeleyi seçer miydin? İlişkilerimizin, dostluklarımızın, iş deneyimlerimizin sonunu, ezcümle hayatımızın sonunu kesin olarak bilsek yaşamın ne anlamı olurdu? Bizi heyecanlandıracak hangi aşk, hangi şans, hangi iş, hangi olanak, hangi yolculuk, hangi ten bulunurdu? Hatıralar da böyle işte. Onun elini tuttuğun ânı hatırlarken yüzünde beliren gülümsemeyi silen, yılların sonunda o elin seni nasıl ittiğini bilmen. Her şeye rağmen anıları seviyorum.