En yakınımızdaki insanların bize yaptığı kötülükler -sanki bunları kendimiz istemişiz gibi; sanki iyiliği değil de, kötülüğü amaçlamışız gibi; sanki iyilik yakınlığın öylesine bir yan amacıymış da, esas kalıcı olan, asıl başarı kötülükmüş gibi- ve bütün bu kötülüklere karşı, geç gelen bu garip sevgi.
Giderek artan güvensizliğin tehlikesi: Haklı olmanın verdiği tatmin. Herkes haklı çıktığında mutlu olur, haklı çıkma temel bir şeye dönüşür. Umutsuzluk içinde, yani hayatın yegane özgeci şekliyle yaşamak yerine, gülünç, önemsiz ve boş ‘bilgiler’ den memnuniyet duyuyoruz: Her şeyin içyüzünü görürüz; her fenalığı, bu fenalıkları yapanın kendisinden önce tanırız, ama bizi aşan fenalıklar daima olacaktır, hepsinde de mahir olamayız ya. Güvensizliğin kendisi ise, kötülüklerin tastamam ve iyi organize olmuşsistemine dönüşür.
Her şeyi herkes gibi yapmak: kah şurada, kah burada bir çıkar kovalamak, ava çıkmak, hesap yapmak, kavramak -ne için? Ben hayatı ıskalamak ve hiçbir şey kullanmamak istiyorum.
Yalnızlık var, yalnızlık var. Biri, yalnız olmayan bütün diğerlerini hissedebilmek için yalnız kalmak ister. Diğeri de, tek olmayı çok istediği için yalnız kalmak ister.