Giriş Yap

Elias Canetti

Yazar
8.3
1.544 Kişi
4.959
Okunma
694
Beğeni
21,3bin
Gösterim
Reklam
·
Reklamlar hakkında

Hakkında

Elias Canetti (d. 25 Temmuz 1905 – ö. 14 Ağustos 1994), Bulgar modernist romancı, oyun yazarı, anı ve kurgusal olmayan düzyazı yazarı. EserleriniAlmanca yazan Canetti, "geniş bir bakış açısı, fikir zenginliği ve sanatsal güç ile işaretlenmiş yazıları için" 1981 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı. Hayatı 25 Temmuz 1905'de, Rusçuk'ta (Ruse, Bulgaristan) yahudi bir ailenin çocuğu olarak doğan Elias Canetti, 1905'den 1911'e kadar ailesiyle Rusçuk'ta yaşamıştır. Daha sonra aile İngiltere'ye taşınmış, babanın 1912 yılında vefat etmesiyle ise Viyana'ya gitmişlerdir. Viyana'da aile yeni bir hayata adım atarken, Canetti Ladino, Bulgarca, İngilizce ve biraz da Fransızca konuşabiliyordu. Fakat, sadece 7 yaşındayken geldiği Viyana'dan itibaren genellikle kullandığı dil Almancadır. Gelecekte kaleme alacağı önemli eserlerini de Almanca yazmıştır. Viyana'dan da taşınarak aile sırasıyla Zürih veAlmanya'yada yaşamıştır. 1924 yılında Canetti Almanya'da liseden mezun olur ve kimya eğitimi görmek için aynı yıl Viyana'ya gider. Viyana'da geçirdiği yıllarda ise ömür boyu en büyük tutkusu olacak edebiyatla ilgilenmeye başlar. Viyana Üniversitesinden 1929 yılında kimya lisansını tamamlayarak mezun olur. Daha öğrenciyken yazmaya başlamış ve Viyana'daki edebiyat çevrelerine girmiştir. 1930’ların başlarında ABD’li yazar Upton Sinclair’in yapıtlarını Almanca’ya çevirdi. 1934’te kendisi gibi yazar olan, 1963’te kaybedeceği Veza Taubner ile evlendi. Bu arada Hochzeit (Düğün) ve absürd tiyatronun ilk örneklerinden olan Die Komödie der Eitelkeit (Kibir Komedisi) adlı oyunları yazdı. 1967’de Viyana’da sahneye koyulan Die Befriesteten (Sayılı Gün) insanın öleceği zamanı tam olarak bilmesi durumunda ne olacağını sorusunu soruyordu.Nazilerin Avusturya'yı işgal etmesinden çok kısa bir süre önce Paris'e, Paris'ten de Londra'ya geçti. Hayatının büyük bir bölümünü İngiltere'de geçirdi.1970lere kadar yaşadığı İngiltere'den 1952 yılında vatandaşlık kazanmıştır. 1971’de ikinci evliliğini yapacağı, restoratör Hera Buschor’un işi gereği sık sık geldiği İsviçre’de de bir ev edindiyse de, bu döneme kadar İngiltere dışına hemen hiç çıkmadı. Yazarın Hera Buschor’dan bir kızı olduğunda yaşı altmış sekizdi. Hayatının son 20 yılını Zürih'te geçirdi ve 1994 yılında aynı kentte öldü. Elias Canetti, vasiyeti üzerine ünlü yazar James Joyce'unkinin yanına kazılan bir mezara gömülmüştür. Başlıca Eserleri Körleşme Elias Canetti'nin 26 yaşında kaleme alıp 30 yaşında yayımladığı başyapıtı. Kitap 1935’te çıktı ve kısa bir süre sonra Nazi yönetimi tarafından yasaklandı. Roman yayımlandıktan sonra birçok edebiyat otoritesinin ilgisini çekmiş ve İngiltere, Fransa ve Amerika'da yoğun ilgi görmüştür. Gariptir ki, Almanca kaleme alınmış bu eser Almanya'da uzun süre ilgi görmemiş, ancak 1963'deki üçüncü baskısıyla hak ettiği üne kavuşabilmiştir. Uygarlığın yıkılışıyla insanoğlunun aşağılanması, romanın konusunu oluşturur. Körleşme,“dehşet”in romanıdır. “Yüzyılı gırtlağından yakalamaya çalışan” bu eserde Canetti, ontolojik yabancılaşmayı ve seküler dünyanın mekanik dinamiklerini romanın kahramanı, döneminin en ünlü sinoloğu olan Prof. Kien ile serimlemeye çalışır. Kendini insanlardan tamamıyla soyutlamış, insanları değersiz ve küçük gören, Viyana’da 25 bin kitabı ile beraber yaşayan, “odası dünyası kadar büyük” olan Prof. Kien’in tek tutkusu kitapları ve bilimdir. Özellikle kadınlardan nefret etmesine karşın, nasıl oluyorsa, hayatına son derece sıradan, cahil, açgözlü ve bencil bir hizmetçi kadın girer; Therese... Profesör, bu kadından kurtulmaya çalışırken, sineklerden bile değersiz bulduğu, yaşama haklarını bile fazla gördüğü insanların oyuncağı olur ve yıkıma sürüklenir. Kitle ve İktidar Canetti "kitle" olgusu ile ilgilenmeye daha 1925 yılında karar vermiştir. Daha sonra 1933 yılında Hitler'in Almanya'da iktidara gelmesi, Canetti'nin 1925'den beri ilgilendiği "kitle" olgusuyla "iktidar" olgusu arasındaki olası ilişkileri düşünmesine ve çözümlemeye çalışmasına neden olur. Kitle ve iktidar üzerine olan fikirlerini "Kitle ve İktidar" (Masse und Macht) ismiyle 1960 yılında yayımlamıştır. Kitabın ilk yarısı kitlenin değişik türlerinin dinamiklerinin çözümlemesine ayrılır. İkinci bölüm ise kitlenin yöneticilere neden ve nasıl itaat ettiği üzerinde yoğunlaşır. Canetti Hitler’i hükmettiği kitlenin büyüklüğünden başı dönen paranoyak bir yönetici olarak sunar. Yahudilere yapılan zulmü Almanya’nın enflasyon deneyimiyle bağlantılandırmaktadır. Ödülleri Canetti, Nobel Edebiyat Ödülü (1981) başta olmak üzere birçok ödül kazanmıştır. Kazandığı başlıca ödüller : Foreign Book Prize (1949, Fransa) Viyana Ödülü (1966) Critics Prize (1967, Almanya) Great Austrian State Prize (1967) Bavarien Academy of Fine Arts Prize (1969) Bühner Ödülü (1972) Nelly Sachs Ödülü (1975) Order of Merit (1979, Almanya) Europa Prato Ödülü (1980, İtalya) Hebbel Ödülü (1980) Kafka Ödülü (1981) Great Service Cross (1983, Almanya)
Unvan:
Bulgar Modernist Romancı, Oyun Yazarı, Anı ve Kurgusal Olmayan Düzyazı Yazarı
Doğum:
Rusçuk, Bulgaristan, 25 Temmuz 1905
Ölüm:
Zürih, İsviçre, 14 Ağustos 1994
Reklam
·
Reklamlar hakkında

İncelemeler

Tümünü Gör
İnsan kör geçer yaşam yollarından !!
İçimizi kemiren yıkım, insanın iliğine işlemiş olan acımasızlıktır, tümümüz, bu zehirle can vereceğiz. .. İnsan kör geçer yaşam yollarından. Çevremizde bulunan korkunç yoksulluğun ne kadar azını görüyoruz aslında! Körlük, zamanı ve mekânı alt etmeye yarayan bir silahtır; varlığımız tek dayanağını duyularımızla, gerek yapıları, gerekse kapsamları bakımından pek yetersiz olan duyularımızla kavradığımız birkaç kırıntının dışında, sonsuzluğa dek uzanıp giden bir körlükte bulur. Evrende egemen olan kuram, körlüktür. Körlük, birbirlerini görmeleri halinde beraberlikleri düşünülemeyecek nesnelerin ve yaratıkların yanyana bulunabilmelerine olanak tanır. Zamanın artık çekilmez olduğu, taşınması olanaksız bir yüke dönüştüğü noktada koparılabilmesi, ancak körlüğün yardımıyla düşünülebilir.
Elias Canetti
Yazarın iki yıl üzererinde çalıştığı ilk eseri
Körleşme
dir. (1930-1932) Bu eseri yazdığında yazar henüz 26 yaşındadır. Roman üç bölümden oluşmaktadır. .Dünyasız Bir Kafa .Kafasız Bir Dünya .Kafadaki Dünya .. Romanın içeriğine gelince kapitalist ve sömürü düzenine eleştiri, entellektüel çevrenin sömürüye kayıtsızlığı, engellenemeyen bencillik; maddeye, paraya, şan, şöhrete giden yolda her türlü düzenbazlık ironik bir ifade ile yer yer komediye kaçacak şekilde, aşırı uçlarda ve birbirinin zıttı, karikatürize edilmiş karekter aracılığıyla okuyucuya aktarılmıştır. Tüm karekterlerin birbirini tutmayan, birbiri ile çarpışan, birilerini sömürmeye yönelik hesapları vardır. Her birinin eli diğerinin cebinden bir şeyler aşırma çabasındadır. Yalan, hile, sahtekarlık, aldatma, .. İnsani duyguların da sonuna kadar sömürüldüğü eserde sevebileceğimiz karekter hemen hemen yok gibidir. Olamaz bu kadarı da diyebileceğimiz eseri okurken eserin baş karekteri Kien için üzüleceğiz. . Romanın ana karakteri Kien Çin dili ve edebiyatı uzmanı bir dilbilimci bir filologdur. Doğu kültürü alanında uzmanıdır. Kendisine, dünyadan soyut, yirmi beş bin kitaptan oluşan kütüphanesi ile fildişi kulesi bir düzen kurmuştur. Önemsediği tek şey kitapları ve bilimsel çalışmalarıdır. Ona göre bir kitapçı, bir kraldı. Bilim ve hakikat, eşanlamlı kavramlardı. Kişi, öteki insanlardan uzaklaştığı oranda hakikate yaklaşırdı. Günlük yaşam, yalanlardan kurulu yüzeysel bir düzendi. Yanından geçenlerin her biri yalnızca bir yalancıydı. Kitleyi oluşturan kötü oyunculardan hangisinin yüzü çekici gelebilirdi ki ona! Tek bir tutkusu vardı: Tüm yaşamı boyunca; gerçekte ne ise, o olarak kalmak; kendi kişiliğini salt bir ay, ya da bir yıl süreyle değil, ama ömrünün sonuna dek yitirmemek. İnsanın -eğer varsa- kişiliği, dış görünüşünü de biçimlendirmekteydi. Kien kitaplarından ayrılmak zorunda kalışını, yeterince körlük saydı. Ve Kien "Yalnızlık mı? Ben yalnızım, öyle mi? Peki ya kitaplar?" derdi. Hayatını bu düzlem üzerinde kuran Kien, evinin hizmetçisi ve kitaplarının bakıcısı, koruyucusu Treise ile kitaplarına gösterdi hassasiyet nedeniyle onu bir şekilde onure etmek için evlenmesiyle fildişi kulesi tuzla buz olur. Ki Treise okuma yazma bilmez, içten pazarlıklı, düzenbazdır. Niyeti Kien in mal varlığını son kuruşuna kadar kendi hesabına aktarmaktadır. Dünyada olup bitenlerden bihaber Kien olup bitenleri anlamlandırma yeteneğinden yoktur. Sonuç olarak Treise emeline kavuşmuş, Kien evden ayrılmıştır. Bu bölüm
Körleşme
de Dünyasız Bir Kafa özeti niteliğindedir. İkinci bölüm Kafasız Bir Dünya *Akıllıların yapmaktan korktuğu işlere aptallar saldırırdı. Bilmediği bir dünyada sokakta ya da otel odalarında yaşamak zorunda Kien in yolu başta Cennetin Yıldızları da yaşayan cüce karekter FİSCHERLE ile kesişir. Fischerle kötülüğün, çirkinliğin, her türlü sahtekarlık ve ahlaksızlığın vücut bulmuş timsalidir. Ve kendi gibi yüzleri persona ile maskeli, dilenci, satıcı körlerden kurduğu çete ile Kien i kuşatma altına alır. Dış dünyaya uyum sağlamak konusunda bir çocuk kadar korunmasız olan Kien Fischerle ve çetesinin elinde oyuncak olur. En sonunda kendini hırsızlık suçundan polisin elinde bulur. Ve bu süreçte Fischerle tarafından Treise nin öldüğüne inandırıldığı için( Bu orada Kien,Treise nin ölmesini istemekte ve dilemektedir.) Treise nin hayaleti ile savaşmaktadır. *İster kâhya, ister eş ya da isterse hizmetçi olsun, ve her ne pahasına olursa olsun, kadınlardan uzak durmak gerekti. Sömürü düzeni, hayalperest aynı zamanda şan, şöhret ve zenginlik düşkünü Fischerle ile komedi ve trajediyi varacak şekilde uç noktalarda, okuyucuyu rahatsız ve huzursuz edecek şekilde zirve yapar. *Ganimet peşinde koşanlar, dünyamızın hâzinelerine giden yolun en iyi kılavuzlarıdır. *"Vatanınızdan koparılıp yeryüzünün dört bir yanına saçılmak, birer köle gibi, değeri biçilen, ellenip yoklanan, alınıp satılan, kendisiyle tek söz edilmeyen, sesi ancak hizmetlerini yaptıkları sırada, o da yarım kulakla dinlenen, hiçbir zaman ruhlarına inilmeyen, sahip olunan, ama sevilmeyen, olduğu yerde çürümeye bırakılan, ya da alındığından fazlasına bir başkasına satılan, kullanılan, ama hiçbir zaman gerçek niteliğinin ne olduğu araştırılmayan köleler gibi yaşamak ister misiniz? O halde elinizi kolunuzu bağlayıp atın kendinizi düşmanın kucağına! . Okuma-yazma bilmeyenler arasında para her şeyin, dostluğun, iyiliğin, kültürün, gücün ve sevginin en iyi kanıtı sayılır. . İnan ki, hiçbir ölümlü insan, ağırlığınca kitap kadar etmez!" İster gülsünler, ister ağlasınlar, hep maske vardı yüzlerinde; iyileşmeleri olanaksızdı ve tümü de korkaklıkta birbirlerinden aşağı kalmıyorlardı;.. .. Üçüncü bölüm Kafadaki Dünya Bu bölüm her ikisi de bilim adamı olan ve aslında düşünsel ve duygusal anlamda birbirlerini tamamlayan ancak zıt karekteli biri dünyaya sırtı dönük diğeri açık iki kardeşin düşünsel savaş verdikleri bölümdür. Ki bu bölümü okurken fikir, düşünce, felsefe anlamında iki kardeş beyin fırtınası yaşatır. Ancak kadınlar hakkındaki düşünceleri doğu hikayeleri, hayvanlar alemi ve Yunan tanrıları arasındaki savaşlardan örnekler verilerek anlatılır. Ki bu bölümü okurken modern dünyanın kadınları rahatsız ve huzursuz olacak diye düşünüyorum. *Kadınlar felakettir, insanlığın ruhuna kurşun gibi çökmüş bir ağırlıktır yalnızca.Görevini ciddiye alan herkes, bu ağırlığı silkip atmak zorundadır, yoksa yazgısı yıkım olur. . Hastanı önce karısından kurtar! . Ben, tüm hayvanların en acımasız ve en çirkini olan örümceği kadınlığın simgesi sayıyorum. . İkinci ve üçüncü bölüm karekterlerinden biri olan KAPICI Benedikt Pfaff .. Tam bir düzen adamı olan Pfaff romanın diğer bir karekteridir. Emekli polis memuru olan Pfaff kadın düşmandır, çıkarcıdır, paralı askerdir. Dönüş sanatı ustasıdır. Kien in varlığında Kien i Treise ye karşı korur ve savunurken, yokluğunda Treise ile evlenmiştir. .... 'İnsan her zaman kendisini kitleden ve onu oluşturanlardan korumasını bilmelidir. Yüzdeki ifade, her şeyin anahtarıdır. Bir insan hakkında kafanızda biriken bütün soruların karşılığını onun yüzünü okuyarak bulabilirsiniz!". . Gerçek aşk, hiçbir zaman yatışmak nedir bilmez ve daha eskileri tümüyle ortadan kalkmamışken, yeni dertlere kaynaklık eder. . "İster her şeye sahip olmayı dileyin, ister hiçbir şey istemeyin, siz de, ne denli küçük olursa olsun, bir iyi niyet belirtisinin değerini bilin." Evet, insan düşlerde istediğini yapabilirdi, ama insanın gerçek kişiliği de ancak düşlerde belli olurdu. . "İnsanlar, bir kafanın içinde ne denli görkemli bir evrenin saklı olabileceğini kestiremiyorlar." . Adına yaşama kavgası denen kavgayı, karnımızı doyurmak ve sevebilmek uğruna olduğu kadar, içimizdeki kitleyi öldürmek uğruna da veririz. . 'İnsanlar hastalandıklarında ve ölümün eşiğine geldiklerinde, delilere çok benzerler' . Gün geçtikçe bilime daha çok, aşkın yerini hiçbir şeyin dolduramayacağına da daha az inanıyorum! . Buda, Konfüçyüs öğretileri ,Kant Hegel, felsefesinden açılımlar veren, her karekterin kendi gerçeğinden başka diğerine kör olduğu, körleşmeyi ironik, komik ve sonucunu trajedik boyutta işleyen
Elias Canetti
,
Körleşme
ile edebiyat dünyasında haklı, gururlu yer edinmiştir. Her okurun belki sevemeyeceği ama edebiyat severlerin okumak isteyebileği eseri kitapsever okuyuculara tavsiye ederim.
Körleşme
8.5/10 · 2.892 okunma
·
3 yorumun tümünü gör
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.17