1000Kitap Logosu
Körleşme

Körleşme

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!

Hakkında

565 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 16 saat
Adı
Körleşme
Orijinal adı
Die Blendung
Çevirmen
Basım
Türkçe · Türkiye · Sel Yayıncılık · Ağustos 2021 (İlk yayınlanma: 1935) · Karton kapak · 9789755707044
Diğer baskılar
Körleşme
Körleşme
Korlaşma
Dünya edebiyatının başyapıtlarından biri olduğu tartışmasız kabul edilen Körleşme, Almanya’da edebiyatın, politikanın kirli gölgeleri altında yitip gitmeye yüz tuttuğu bir dönemde yazılmıştır. Ancak, Elias Canetti kurguladığı zaman ve mekan, kullandığı dil ve üslup, karakterlerindeki soyutlamanın isabetliliği ve bunları aktarmadaki başarısı sayesinde sınırları aşmış, evrenselliğin en üst boyutlarına ulaşmıştır. Çoktandır kendi fildişi kulesine çekilmiş bir aydının trajedisinde cisimleşen Körleşme, insanoğlunun kendi eliyle kurduğu, sonra da kendisine yabancılaşmış, düşman kesilmiş bulduğu dış çevreyi, son derece özgün bir biçimde ve en uçta sayılabilecek araçlarla tasvir etmeyi başarıyor. İnsanın gerçeklik karşısında ne ölçüde körleşebileceğini, her dönemde ve her toplumda rastlanabilen “aymaz” aydın karakterinde ustalıkla yansıtan Canetti, düşünce ile gerçeklik arasındaki kopuşun hikayesini anlatırken yarattığı dehşet atmosferiyle okuru derinden sarsıyor. Yazar Hakkında: Elias Canetti , (Rusçuk, 1905 – Zürih, 1994) İspanya’dan göç eden Sefarad Yahudisi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Öğrenimini Zürih ve Frankfurt’ta tamamladıktan sonra Viyana’ya dönüp Doğa Bilimleri ve Felsefe bölümlerinde doktora yaptı. Ardından, yazarlığa yöneldi ve 26 yaşında başyapıtı sayılan Körleşme’yi kaleme aldı. Kitlelerin psikolojisini ona yabancı birinin bakış açısından anlatan roman, dönemin Nazi Almanya’sında yasaklandı ve ancak 1960’lardan sonra geniş kitleler tarafından keşfedilebildi. Canetti, 1938’de Avusturya’nın ilhakından sonra Londra’ya, ardından Zürih’e taşındı. İkinci Dünya Savaşı dahil tarihin en büyük kitlesel eylemlerine tanıklık etmiş olması onu kitle ve iktidar ilişkileri üzerine düşünmeye ve yazmaya yöneltti. Bu düşüncelerinin sonucu olarak 1960’ta Kitle ve İktidar isimli incelemesini tamamladı. Çocukluk ve gençlik yıllarına ve daha sonraki yaşamının bir bölümüne dair anılarını Kurtarılmış Dil, Kulaktaki Meşale ve Gözlerin Oyunu adlı üç kitapta anlattı. 1981’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. Ömrünün büyük bir kısmını İngiltere’de geçirdi. Eserlerini Almanca kaleme aldı.
Fiyatlar

Okurlar

Kadın
% 65.8
Erkek
% 34.2
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
8.6
10 üzerinden
895 Puan · 232 İnceleme
565 syf.
·
23 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
✍DİPÇE : İnsan kör geçer yaşam yollarından, çevremizde bulunan korkunç yoksulluğun ne kadar azını görüyoruz aslında! (s. 263) Öncelikle Cannetti hakkında öğrendiğim birkaç detayı buraya alıntılamak istiyorum çünkü bu detayların kitabın taslağında önemli rol oynadığını düşünüyorum: 1. Canetti, çocukluğunda kızamığa yakalanır ve birkaç gün görme yetisini kaybeder. Karanlık ve çok eski bir anı olarak nitelediği bu durum hayatı boyunca onu yoklayan bir kabus olarak devam eder. 2. Bir diğeri de Cannetti'nin polis şiddetinin doğurduğu bir yangına tanıklık etmesidir, bir Adliye binasının yangını esnasında yanan 90 insanı, kağıtları ve yangını seyreden onu tetikleyen kitleleri asla unutmaz ve yangın vakası yazarın zihninde bir travmatik algıya oradan da Körleşme eserine taşınır. Körleşme eseri için 25 bin kitabın yakıldığı Nazi eylemine(1933) telmih var dense de bu yangın olayının da kaynak teşkil ettiğini düşünüyorum. Belirtmem gerekir ki 'Körleşme' okuru sarsan rahatsız eden bir eser, bir nevi savaş meydanı: bilginin ve cehaletin; gerçeğin ve dalaverenin; hakkın ve haksızlığın; bireyin ve kitlenin, iç ve dış sesin çarpıştığı bir meydan. Ana karakterden yan karakterlere kadar derin tahlil ve tespitlerin yapıldığı, kapitalist faşist sistemin postal sesleriyle çınlayan, dolayısıyla yıpratan bir eser. Profesör Peter Kien etrafında şekillenen ve salt kurgu gözüyle bakmadığım esere anakarakterle başladığımızda dikkatimizi ilk çeken karakterimizin adı olur : Kien Almanca'da çıra demekmiş. Öyleyse adına yazgılı bir karakterin hikayesi bu diyoruz ilerledikçe! Kimdir Kien? Ünlü bir sinolog, bir linguistik, muazzam bir hafıza, bunların yanı sıra bilgisinin kölesi, bilimsel kürsüleri ve insanları küçümseyen, merdümgiriz, kitaplarının dünyasında yaşayan ve kütüphanesini zihninde taşıyan bir bilim insanı. Nasıl asude bir hayat sürer Bu dünyadaki patırtıdan kaçan, Aradıgı gizli yolda bu dünyanın Bilgesi birkaç kişi görülür. ( Fray Luis de León) Dizeleri kitabın ilk bölümü 'Dünyasız Bir Kafa' bölümünde resmedilen Profesör Kien'i anımsatıyor bana, fakat bu bilge kişi 25 bin kitaptan oluşan kitaplığının sırça köşkünde kafasının dışında kalan dünyanın elinde oyuncak olacak ve ismiyle müsemma nevinde okurun gözleri önünde çıra gibi tutuşacaktır. Kien, toplumdan özellikle de kadınlardan soyutlanmış bir yaşamı sevmektedir başta bu bilim adamı olmak üzere romana dahil tüm karakterlerde kadın düşmanlığı açıkça vurgulanır. Bu kısma bir parantez açmak yine yazarın yaşamından bir detayla ilişkilendirmek istiyorum: Canetti, resim sanatını ve özellikle bazı tablo ve freskleri yaşamının vazgeçilmezi olarak görür ve onları içlerine girercesine inceler bunlardan biri de Rembrandt’ın, “Samson’un Kör Edilmesi” tablosudur. Canetti, bu tablonun dehşetinden kurtulmadığından bahseder. Eski Ahit’te yer alan Samson, gücü ve vahşiliği ile ün salmış bir kahramandır. Dalila’ya âşık olunca, Filistîler, onun büyük gücünün nereden geldiğini öğrenmesi için Dalila’ya gümüş teklif ederler. Dalila, aldatıcı işvesi ile Samson’un sırrını öğrenir. Kadına yüreğini açan Samson “başına ustura değmediğini, tüm gücünün saçlarından geldiğini, eğer saçları tıraş edilirse tüm gücünü kaybedeceğini” söyler. Dalila haber gönderip sırrı öğrendiğini, hazırlık yapılmasını ve kendisine vaat edilen gümüş paranın ödenmesini ister. Aşkın feda edildiği planlanmış o gece, Dalila dizlerinde uyuttuğu Samson’un, yedi belikli örgüsünün kesilmesini seyreder. Uyandığında saçlarının kesilmiş olduğunu gören Samson’u askerler yakalayarak gözlerini oyarlar. Bu vb. birçok söylence yazarın ve dolayısıyla karakterlerinin söyleminde kadın düşmanlığına dönüşür. Çizdiği Therese karakteri de bu minvalde, açgözlü, para düşkünü kösnül haysiyetsiz bir kadındır benim de bu eserde tiksinti sebebim olan bir karakterdir. Therese, Kien'in evinde 8 yıl hizmetçi olarak çalışır ve bir talihsizlik anından sonra evin hanımı olur. Anadolu'daki "ayağıma yer edim, gör başan neler edim (edeyim) sözünün kişilik bulmuş halidir Therese. Bilgin Kien'e ilk darbeyi vuran bu mavi elbiseli kadın okurun da sabrını zorlar.Kolalı mavi elbise eserde ete kemiğe bürünecek güçte bir leitmotifidir. Bundan sonra sahneye giren tüm karakterler, Kafasız Bir Dünya adlı 2.bölümde hırsın yalan dolanın paragözlüğün ayyuka çıktığı, Kien'in dünyasız kafasına gününün gösterildiği, onurunun ve bilgisinin ayaklar altına alındığı bölümdür.Cüce ve kambur bir dolandırıcı, kör taklidi yapan bir dilenci, düşük kadınlar, kafasız fakat aktif bir yığının sakinleridir.Toplumla irtibat kuramayan yaşadığı dünyaya adeta körleşmiş bir aydını, alaşağı eden bu adi düzen, bu bölümde muazzam anlatılır.Yazar, burada özellikle faşist düzene, 1848 eylemlerine özel mülkiyet algısına dokunur. Kör numarası yapan dilencinin çanağına atılan bir düğme ile de görmezden gelip sineye çektiğimiz onca şeyi bir düğme hiçliğinde o kadar güzel ifade eder ki bu yıpratıcı bölüm yazarın sitem ettiği hemen her şeyi belleğe ilikler. Kitabın başından beri beklenen ve yine ana karakterin tezatı bir karakter olan kardeş Kien 3.bölümün konuğudur. Bu bölüm gerçekten nefistir kardeş Kien için, kahramanımızın tezatı desek de o da toplumla bütünleşmesine karşın anti nitelikler barındırır.Bu bölümde yazar; bu kez de iki kardeş iki aydın arasındaki diyalogla söylemek istediklerini aktarır.Kant ve Konfüçyüs'ten onların cahil düzen karşısındaki iflasından; doğu mistisizminden iç huzurun dış dünyanın huzursuzluğundaki intiharından söz eder, söylencelerden örneklemeler ile doyumsuz bir pasaj sunar ve okur her şey düzelecek diye bekler....Son...Bilgeliğin çıkardığı ateşte, dumanlı bir anaforda okurun gözleri bulanıklaşır. Belki de kör geçtiğimiz nice yollardan,nice okumalardan birkaç alaz sıçramış yakmıştır canımızı... Tavsiye ederim. Esen kalın.
Körleşme
8.6/10 · 2.581 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
565 syf.
·
9 günde
#1001kitap~~~
CÜMLELERİ KOLAY, ANLAMLANDIRMASI ZOR KİTAP ~~~...İster gülsünler ister ağlasınlar, hep maske vardı yüzlerinde; iyileşmeleri olanaksızdı ve tümü de korkaklıkta birbirlerinden aşağı kalmıyorlardı...~~~ 3bolumden oluşan Körleşme yazardan okuduğum ilk kitap, Yahudi olan Canetti bu kitabı genç yaşında yazmış olup ilk ve tek romanıdır ve yazdığı döneme bol gönderme yaparak, tam da dönem itibari ile herşeye kör olunan çıkarlar doğrultusunda insanların tüm durumları bile doğru kabul ettiği 1dönem ki mesela kurgudaki kitaba dair durumlar dönemsel kitap durumlarıyla okadar güzel bağlamış ki daha güzel ifade edilemezdi; rüyaları ve yaşadığı her1durumun cümlesiyle anlaması çok kolay hiç zorlanmıyor insan ama anlamlandırması ağır 1kitaptir ki ben anlatmak istediği durumların sadece 1kismini kendimce anlamlandırabilmişimdir... İlk blm "Dünyasız 1Kafa" ve son blm "Kafadaki Dünya" çok severek okuduğum ama 2.blm "Kafasız 1Dünya" beni epey zorlayan kısmıydı kitabin, kitaptaki her1karaktere okadar çok sinir oluyor ki, hiç1ini sevemiyor insan, Kien, kardeşi George, karısı, apartmanının kapıcısı, onu aldatmaya çalışan cüce ve diğeriyle ki hepsi kafalarında yaşıyorlar en iğrenç düşünceleri ve hesaplarıyla, tüm karakterler kendileri dışında herşeye kör ne yazık ki oyuzden hic1karakteri sevemedim... Hayattaki körleşmelerimiz daha iyi ifade edilemezdi sanırım kör olmak ve körleşmeye dair blmleri ekstra sevip, epeyce düşündürtmüştür beni, özellikle gözlerin kör olup artık okuyamama ve hiç1şeyi görmeme durumundaki kısmı da okadar iyi ifade etmiş ki okurken gözlerim için ekstra temenniler de bulunmuş olabilirim :-))))) vermek istediği diğer msjlar da "Körleşme" düşünce ile gerçeklik arasındaki sürekli savaşın görkemli 1simgesi olup, dünya kargaşasındaki insanoğlunun yükselişini ve çöküşünü dile getiren ve gerçekte büyük 1dehşetin romanı; görüşteki bireysel boyutlar içerisinde, körleşmiş düşünce ve körleşmiş toplum gibi ana temellerden kaynaklanan, bu köşleşmenin, korkunç, sonuçlarını sergileyen çağdaş acı1romandır... Vermek istediği felsefesi ile kendimce bağlantı kurmaya çalışırken kitap beni daha da etkilemiştir sana fayda sağlayan herşey senin için iyidir onu dışında hiç1şey önemli değil, sana fayda sağlayan doğrudur, ona göre hesabını yaparsın ki bu kitapta hesap yapilan herşeye okadar çok kızdım ki kimsenin hesabı kimseye uymadı ve herşey okadar çok iğrençleşti ki, dedim hayat bu, kimsenin hesabı kimseye uymaz ama herkes kendince en doğrusudur başka hic1düşünce kimseyi ırgalamaz durumunda resmen, nekadar hayattan 1kitap hiç1şey değişmeden, kendine hep en iyi, başkasına hep kör olunan durumlarla... Kitabı sindirme kısmı okurken zorladığımdan daha çok zorlamıştır beni ama iyiki okudum dediklerimden olan "Körleşme" ölmeden önce okunması gereken 1001kitap arasındadır, kesinlikle tavsiyemdir ama uygun olan vakit de okumayı sağlayacağınız 1dönem ya da grup okuması olmazsa okurken zorlanağınız 1okuma olabilir, benim grup okuması olan 1kitaptı, herkese keyifli, huzurlu, mutlu ve anlamlı okumalar... ~~~...İnsan kör geçer yaşam yollarından...~~~
Körleşme
8.6/10 · 2.581 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
565 syf.
·
13 günde
·
Puan vermedi
"Kitaplar konusunda bilgiliydi, ama insanlar konusunda itiraf etmek gerekir ki, çok az şey biliyordu." Yazar, kitabı üç bölüme ayırmış: Dünyasız Bir Kafa, Kafasız Bir Dünya ve Kafadaki Dünya. Bölümler, rastgele isimlendirilmiş değil. Bölümlerin içeriğiyle alakalı olarak bilinçli bir şekilde seçilmiş olan isimler. Dünyasız Bir Kafa, yani birinci bölümde daha çok başkarakterimiz tanıtılıyor. Kişiliği, düşünce yapısı ve yaşam tarzı.. Profesör Kien, kırk yaşlarında kitaplara özel bir tutkusu olan orta yaşlı bir sinolog. İnsanlarla kurduğu sınırlı iletişimden kaynaklanan bir durum olsa gerek dışarıdan kendini beğenmiş ve işi dışında herhangi bir şeye ilgisi bulunmayan bir adam gibi görünüyor. Fazla konuşmayı sevmiyor hatta vakit kaybı olarak görüyor. Evli değil ve çocuğu da yok. Çünkü ona göre çocuklar ilgiye ve bakıma muhtaç rahatsız edici varlıklar. Kadınlar da 'görevi' annelik olan ama bunun dışında başka şeylere de burnunu sokmayı seven varlıklar. Bu yüzden onlar da rahatsız edici varlıklar arasında.. İnsanlar genel olarak tembel ve yalancıydı Kien için. Onun için bilim vardı, gerçekler vardı ve tabi ki de kitapları vardı. İnsanlar sadece gereksiz bir ayrıntıydı.. Diğer insanlar içinse Kien, tam bir merak konusuydu. Nedeni sadece önemli çalışmaları değildi. Sessiz mizacı ve kabuğuna çekilmiş görüntüsüyle o istemese de dikkat çekiyordu.. Profesör Kien, kendisine göre zaman kaybı olarak gördüğü her şeye küçümseyici bir bakışla bakıyordu. Ve bunlarla uğraşan insanlar da göz ucuyla bile bakmaya değer değildi.. Profesör, kitaplarla dolu evinde Therese Krumbholz ile kalmaktaydi. İş bilir bir hizmetli olan Therese işinden memnun olsa da Profesöre şüpheyle yaklaşıyordu. Profesör içinse Therese, önemsizdi. Kitaplarına düzgün davransa ve onu rahatsız etmese yeterdi. Ancak bir gün Therese ve Kien garip bir şekilde ortak bir noktada buluştu. Bu da bazı dengeleri bozdu ve işler ikisi için de şaşırtıcı bir yola girdi..Kien için bu olay her şeyin başlangıcı olacaktı. Alıştığı düzen bozuluyor, olmadık işler de Profesörü bekliyordu.. Kien hayatında öyle bir noktaya gelmişti ki kör olduğunu fark etmişti. Bu körlük kendisine karşı mı yoksa içinde yaşamış olduğu topluma karşı mıydı? Ya da bunlar birbirini izleyen kavramlar mıydı? Toplumdan yabancılaşmak kişinin kendisine yabancılaşmasını da peşi sıra getiriyor muydu? Ya da tam tersini.. Yalnızlık ve insanlardan kendini soyutlama nereye kadar kişinin tercihi olarak kalabilirdi? Sosyal varlık olarak tanımladığımız insan tamamen yalnız olabilir ve sağlıklı kalabilir mi? Hem yaşadığımız dünyadan ve düzeninden şikayetçi olup hem de bir şeyler yapmaktan geri durma gibi bir lükse sahip olabilir miyiz? Birbirinden ilginç karakterler ve onların neredeyse deliliğe kaçan düşünceleri eşliğinde insanı altüst eden bir hikaye.. İnsanların kendi küçük dünyalarının dışına çıkamayıp sadece çıkarlarını gözeterek yaşamalarının korkunçluğunu gözler önüne seriyor eser. Açığa çıkan egoları, özgüvensizlikleri, aşağılık kompleksleri, kendini beğenmişlikleri.. Ve bütün bunların yarattığı sağlıksız zihinler.. Bu 'kendi odaklı' karakterleri okurken kötülüğün binbir çeşidine de tanık oluyoruz. Profesörün üstten bakışları, hizmetçinin akıl almaz bencilliği, Grob'un bir hayli düşük ahlak ve erdem yoksunluğu... Hayatın içinden, herhangi bir konumdaki insanın düşüncelerinin varabilecegi noktayı görmek, bencilliği, kötücül bir hırsı ve kötücül niyeti görmek gerçekten korkutucu. Ancak hikayedeki bazı durumlar o kadar absürt ki insan gülse mi üzülse mi yoksa sinirlense mi karar veremiyor.. Kısacası ilginç bir o kadar da etkileyeci olan bir kitap okuyucuları bekliyor. Kendi dünyasında kaybolmuş, içinde yaşadığı dünyadan ise bir haber olan Profesörün yaşadıkları okunmaya değer. Keyifli okumalar dilerim.
Körleşme
8.6/10 · 2.581 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
518 syf.
Körleş ME
Okur, yani her gerçek okur (
Son Ay,
Son Ay,
Ayşe...,
Ayşe...,
Lina,
Lina,
Dilan
Dilan
gibi), eline aldığı kitabın kendisini çarpmasını, şaşırtmasını, sıralı ve düzenli sandığı düşünlerini ve hayatını yerle bir etmesini ister için için. Beklenen bir sarsıntı bir altüst oluştur tam olarak. Ve çok az sayıda olduğunu düşündüğümüz yazar kadar az sayıda olduğu muhakkak olan bu gerçek okur ister istemez hayal kırıklığı yaşar, içindeki okuma tutkusunu adeta bu hayal kırıklıkları tetikler, bir kitaptan ötekine adeta bir ülkeden diğerine bir gezgin bir keşiş gibi savrulup durur. İşte Canetti'de bu az sayıda gerçek okur tam bir tatmin bulacaktır. Eser içeriğine değil onun üzerimde bıraktığı ize dair bu kısa açıklamadan sonra eser hakkında Prof. J. Isaacs'ın - en ünlü edebiyat uzmanlarından biridir- 1950 yılında verdiği bir konferansta yaptığı değerlendirmeyi kısmen paylaşıp sözlerime son veriyorum. İyi okumalar... "Yüzyılımızın en büyük romanlarımdan olan Körleşme’nin çekiciliği, ilk okuyuşta ancak Karamazof Kardeşler’de ya da James Joyce’un Ulysses’i ile karşılaştırılabilir. Yapıtın tüm zenginliğinin bilincine varmak ise ancak zamanla üstesinden gelinebilecek bir iştir. Uygarlığın yıkılışıyla insanoğlunun aşağılanması, romanın konusunu oluşturur. Kötülüğün betimlenmesi açısından Canetti ile karşılaştırıldıklarında François Mauriac bir acemi, Graham Greene ise henüz anasının karnındaki bir çocuk kadar saf kalırlar. Ancak tanrıbilimsel anlamda bir kötü’nün canlandırılması değildir burada söz konusu olan; buradaki cehennemin ardında herhangi bir tanrı yoktur... Canetti, ustalığı ancak Dante ya da Kafka ile ölçülebilecek alegorisine konu olarak bir bilginin fildişi kulesini seçmiştir: bu fildişi kule sonundu kaba gücün etkisiyle paramparça olur... Romanın karakterleri, gerçekte en seçme soyutlamalardan oluşmadır. Bu soyutlamaların en ustacasını, bilgin karakterini ise Canetti, kendine kurban seçmiştir. Gerçekliğin çok uzağında yaşayan bilginin, Prof Kien’in tüm dünyası, kafasının içindedir ama kafasının bir dünyası yoktur. Çökmekte olan bir kültür ortamında bu salt bilim insanı, bilgisizlik, açgözlülük, nefret ve kıskançlık gibi tüm kötü güçlerin saldırısı sonucu paramparça olur. Ama bütün bunlar, bizi duygulandırmaya yeten bir insancı tutumla anlatılmıştır: Kurbanın yazgısında bizim de suçumuz olduğunu duyumsarız elimizde olmaksızın...”
Körleşme
8.6/10 · 2.581 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
565 syf.
Spoiler içerir. Canetti 1905’te Osmanlı İmparatorluğunun özerk bölgesi olan Bulgar Krallığına bağlı Rusçuk’ta doğmuştur.Daha sonra Almanya,İngiltere,Avusturya,İsviçre’de yaşayan ırksız ve yurtsuz bir göçebedir deyim yerindeyse.Yahudi olduğundan dolayı Nazi zülmünden payını fazlasıyla almıştır.Bu süreç yüzünden farklı coğrafyalara gidiş geliş sayesinde çok dilli bir aydın oluşuna zemin hazırlamıştır. Yazar kitabımız “Körleşme”yi Balzac’ın “İnsanlık Komedyası”nı kendine örnek alıp 8 romanlık bir dizi şeklinde planlamış lakin maalesef ilk eser olan “Körleşme”den sonrasını getirememiştir.Yazar 26 yaşındayken yazmış lakin 2.Dünya Savaşı öncesi ve esnasındaki gergin havadan dolayı engellerle ve ilgisizlikle karşılaşmıştır eseri.2. Dünya Savaşının bitimi ve Canetti’nin uzun yıllar üzerinde çalıştığı antropolojik sosyolojik eseri “İktidar ve Kitle” eseriyle ismini duyurmuş.Bunun sayesinde de “Körleşme” kitabımız gereken dikkat ve ilgiyi üzerinde toplayabilmiştir. “Körleşme” kitabını farklı açılardan incelemek mümkündür.Çünkü kitabımız yazım biçimi olarak farklı mizaçtaki insanların eylemlerinin sebeplerini kendi ağızlarından şahit oluyoruz.Örneğin kitle ve birey çatışması, aydın ve cahil halk çatışması,faşizm ve aydın çatışması….eksenlerinde incelemek mümkündür. Yazarın tek roman olan eseri “Körleşme” ilk başta okuyucu tarafından neden 3 bölümden oluştuğu anlaşılamasada aslında 3 bölüm olmasının bir sebebi vardır.Burada yazar Hegel’in Diyalektik Yönteminden faydalanmıştır.Yani ilk bölüm “Dünyasız Bir Kafa” tez,ikinci bölüm “Kafasız Bir Dünya” antitez ve son bölüm “ Kafadaki Dünya”da sentezdir.Zaten olay örgüsüne bakılacak olunursa kitabın Hegel’in Diyalektik Yöntemini çok açık şekilde sergilediği görülecektir. ( Laf aramızdan çıkamıyor Şemsettin misali bunu çok az okuyucu maalesef farkedebiliyor.)Bölümlere biraz ayrıntılı bakacak olursak tez olan ilk bölüm olan “Dünyasız Bir Kafa” da Descartes’in düalizminin, antitez olan ikinci bölüm olan “Kafasız Bir Dünya” da Kant’ın metafizik idealizminin ve son bölüm olan “Kafadaki Dünya” da ise Berkeley’in dogmatik idealizminin eleştirilerine rastlayabilirsiniz.Canetti’nin kitabının ilk adı “ Kant Fangt Feuer” yani “Kant Ateşi Yakalıyor” olduğuna dikkat edilirse eserin başkahramanı Prof. Kien’in Kant olarak kaleme aldığınıda varsayabiliriz. Bölümlere ayrı ayrı bakacak olursak ilk bölüm de Prof. Kien’in fildişi kulelerden birine sığınan bir aydın profili karşımıza çıkıyor.Prof. Kien 25 bin kitabıyla yaşayan kendini bilime ve aydınlamaya adamış bir sinoloji profesörüdür.(“Aydın nedir?” sorusu için Lukacs,Gramsci ,Edward Said… okumaları ayrıca yapılabilinir.)Prof. Kien’in en büyük korkuları kitaplarının yanması, yanlış insanların eline geçmesi ve kendisinin körlük yaşayıp bir daha kitaplarla ilişki kuramamasıdır.Ayrıca burada dikkat edilmesi gereken körlük bir bireyin değil bir aydının yaşadığı körlük noktasında değerlendirilmeli.Unutmadan şunu da ilave etmem gerekirse kitabın yazıldığı dönem gözönüne alınırsa 1933 yılında “Alman ruhuna aykırı” olduğu düşünülen 25 bin dolayında kitap Nazi gençleri tarafından yakılmıştır.Tabii gereksiz diye nitelendirilen günlük işleri ifade eden kitaplar ve romanlar bunun dışında tutulmuştur. Yazar yer yer İskenderiye Kütüphanesine de atıfta bulunur.Aslında buradaki ironi Aydınlanma Çağıyla beraber mistik değerler yerine geçen dogmatikleşen bilim eleştirisidir.Buradaki bir diğer eleştiri ise bilme eylemiyle beraber insanın yalnızlaşma süreci ve gerçekleşen Narsizme yol açmasına atıfta bulunuluyor.Kitabımızdaki bir diğer karakter ise önceleri Prof.Kien’in hizmetçisi sonra da eşi noktasına gelen Therese’dır.Therese’i yazar faşizm,cahil halk,iktidar hırsı…şekillerinde tasvir ediyor kitap boyunca.Ayıca burada değinilmesi gereken bir diğer karakter de kapıcı olan Pfaff’tır.Pfaff ise burada iki taraf arasında sürekli gidip gelen halk,devletin aygıtları veya gücü…diye düşünebiliriz.Prof.Kien ve Therese arasında geçen çatışmada sizin tahmin ettiğiniz gibi cahile muhatap olmayacak bir aydın olan Prof. önceleri kitaplara sonraları ise sessizlikle beraber bir heykel olmaya karar verir lakin yetersiz kalır ve kapı dışarı edilir. İkinci bölüm de ise kendi evinden sürülen lakin evden çok kitaplarını kaybetmesine üzülen bir aydının normalde muhatap olmayacağı insanlarla olan ilişkileri kaleme alınmış.Kişiler arasında bir hırsız,bir cüce,bir hayat kadını…gibi farklı profillerde insanlarla karşılaşırız.Kibirli aydının fildişi kulesinden çıkıp yaşama karıştığında en cahil insanların bile elinde oyuncak olacak kadar çaresizliğine tanık oluyoruz.Unutmayalım ki Prof. Kien için tamamen bilime odaklanmış güncel bilgiden yoksun bir aydın profil çizilmiştir.Prof. güncel yaşam konusunda yeni doğmuş bir bebekten farksızdır.Kien yeni doğan bir bebek misali korunmaya ihtiyaç duyar lakin bölüme ismini veren “Kafasız Bir Dünya” ile karşı karşıyadır .Kafasını kaybeden bir aydının kaybedecek hiçbir şeyi kalmamıştır.”Kafasız Bir Dünya” kötülükle yoğrulmuş insanlar birbirlerine kötülük yapmak için bir yarış içerisindedir.Başlangıçta ifade ettiğim gibi Canetti tez olan ilk bölüme karşı ikinci bölüm yani antitezi sunmuştur bu bölümde lakin iki bölümde başlı başına bir çözümden uzaktır.Bunun için iki bölümün harmanlanması gerekir yani son bölüm olan sentez bölümü gereklidir. Son bölüm de karşımıza iki dünyada da hüküm süren Prof. Kien’in kardeşi çıkar.Kardeşi bir ruh doktoru olarak bilimin temsilcisi olmanın yanında sosyal hayatta da başarılı bir şahsiyet profili çizer.Bölümün isminden de anlaşılacağı üzere buradaki ideal durumdur daha doğrusu olması gereken noktadır.Bölümde doğa-kültür,birey-kitle …noktalarında çözümlemeler yapılmaya çalışılmış.Önceki incelemelerimde de çok fazla değindiğim kültürlenme sürecinin bireye bir pranga işlevi görmesidir.Hatta her bireyin aslında büyük hapishanelerde tutsak olduğunu varsayarsak aşırıya kaçmış olmayız. Kitapta birbirinden farklı mizaçlarda insanlar geçmektedir.Yazar kitabın her satırında olduğu gibi burda da bir raslantıyla seçilmiş karakterler değildir.Bu karakterlerle Georg Simmel’ın Toplumsal Etkileşim Formlarına ve Toplumsal Tiplere atıfta bulunmaktadır.Canetti bu kitabında “İnsanoğlunun hayatta kalma içgüdüsünün en aşağılık tezahürü, karşısındakini öldürmektir.”der.Peki başka çözüm yok mu diye sorarsak kendimize aslında çözümü çok basittir.Önce cevaplardan çok sorulara sığınmaktır.Sık sık tartışmalara şahit olmuşsunuzdur.Tartışmalar bir boks ringini anımsatır bana kimse soru sormaz sürekli cevaplar sıralanır.Oysaki Sokrates’in “…… nedir?” sorusu sorulsa başlangıçta iki tarafında savunduğu kavramların aynı olmadığı görülecektir.Tartışma için de bir sebep kalmaz ortada.Bir diğer çözüm ise eleştirmek yermek değil değerlendirmektir.Üzülerek söylüyorum ki biz hala eleştiriyi yermekle bir tutuyoruz oysaki eleştiri olumlu da olabilir.Son olarak bakış açılarımız sabit olmamalı hayata farklı pencerelerden bakmak bize farklı manzaralar izleme fırsatı yaratır. Epey uzun oldu lakin “Körleşme” den önce “Kitle ve İktidar” kitabını okursanız “Körleşme”deki saklı hazineleri bulmanız daha kolaylaşacağı inancındayım.Kitapla Kalın.
Körleşme
8.6/10 · 2.581 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.