Cevdet Bey ve Oğulları

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.920
Gösterim
Adı:
Cevdet Bey ve Oğulları
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
644
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754704556
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Cevdet Bey ve Oğulları
Cevdet Bey ve Oğulları
Cevdet Bey ve Oğulları
Orhan Pamuk'a ilk ününü getiren bu büyük roman İstanbullu bir ailenin yetmiş yıllık serüvenini hikâye ediyor. Yazarın "Ülke, Aile, Roman" üzerine sonsözüyle...

Nişantaşlı bir ailenin 20. yüzyılın başından itibaren üç kuşak boyunca serüvenlerini anlatan bu kitap ev içlerinin renklerini, zamanın akışını, günlük sıradan konuşmaları akılda yer eden kahramanlar aracılığıyla saptarken, okura geleneksel romandan alınacak hazları bütünüyle veriyor. Abdülhamit döneminin son yıllarında, İstanbul'un ilk Müslüman tüccarlarından küçük dükkân sahibi Cevdet Bey'in tutkusu, hem işlerini büyütmek, zenginleştirmektir hem de "Batılı anlamda" çağdaş, modern bir aile kurmak. Kökü taşraya uzanan geleneksel ailesini bir yana bırakarak bu isteklerini gerçekleştirmeye girişen Cevdet Bey'in ve oğullarının hikâyesi, bir anlamda modernleşme uğraşı içindeki Türkiye Cumhuriyeti'nin özel hayatının da hikâyesidir. Ev içlerinin, yeni apartman hayatının, Batılılaşan büyük ailelerin, Beyoğlu'na çıkıp alışveriş etmelerin, radyo dinlenen pazar öğleden sonralarının dikkat ve sevgiyle anlatıldığı bu panoramik roman, Orhan Pamuk'a hak ettiği ünü getiren olgun bir ilk kitaptır.

"Pamuk adeta okurun elinden tutup onu kendi dünyasında dolaştırıyor, birbirinin içine geçen sahnelerle, karşılaşmalarla ve konuşmalarla her şeyi en ince ayrıntısına kadar çözümlüyor."
-Frankfurter Allgemeine-
'Her yazarın ilk eserleri otobiyografik çizgiler taşır' ilkesine uygun bir romandı. Abdülhamid döneminin sonlarında ticarete başlayan ve harp dönemindeki şeker ticareti ile büyük paralar kazanan Cevdet Bey'in, eşinin, çocuklarının ve nihayetinde torunlarının hikayesi var. 1900'lerin başlarından 1970'lere kadar uzanan süreci, üç kuşağı, üç farklı bölümde anlatmış Pamuk. Ben en çok ilk bölümü sevdim; bir güne sığdırılan bir anlatımı vardı. Çok karakterli yapısı nedeniyle özellikle ikinci bölümde biraz durağanlaşan bir anlatımı varsa da eserin 20'li yaşların bir ürünü olduğu da göz önünde tutulursa başarılı bir eser olduğu söylenebilir.
Yazarın ilk okuduğum kitabı. Diğer kitaplarını da okumaya çalıştım ama bir türlü okuyamadim. Akıcı bir anlatımı var. En azından diğer kitaplarında olduğu gibi kafam karismadi :)
Kitap,Cevdet Bey'in kendisine aile oluşturma çabasıyla başlar ve aileyi kuran diğer yarısı olan eşinin ölümüyle sona erer.Bu aile üzerinden ev içindeki genel aile ilişkilerini anlatmıştır.Kitabın konularından birisi de budur.
Benim en çok dikkatimi çeken şeyse,kitapta onlarca karakterin tahlili yapılmış olmasına rağmen aslında yalnızca iki zıt karakterden söz edebiliriz.Karakterlerin bazıları hayatı sorgulamayan,kafa yormak yerine kendisini gündelik hayatının değişmez bir parçası kabul etmiş ve yeniliklere mesafeli duran,geleneklerimizi sahiplenen, sıradan olmayı tercih edenlerden oluşmuştur.Bir kısmı ise hayatın anlamını arayan,azla yetinemeyen,diğerlerine ayak uyduramayan ve yeni olan her türlü şeye kapılarını aralamış,kabullenmek yerine sorgulamayı tercih etmiş kişilerdir.Bu zıtlıklar karakterler değişse de üç bölümünde de sıkça yer verilmiştir.
Kitabı okurken sürekli iç dünyamdaki düşüncelerle yüzleştim.Ben de günlük hayatla yetinemeyenlerdenim...Okuyun,belki siz de kendinizi kitabın için de görebilirsiniz.Beni daha da düşündürttü ama yine de okumaya kesinlikle değer.
Bir ailenin üç kuşaklık hikayesi. Osmanlı'dan başlayıp 1970'li yıllara uzanan ne aradığını bilemeyen, kendi hırsları peşinde koşup istediği mutluluğa ulaşamayınca umutsuzluğa düşen ve sürekli bir varoluşsal sorgulamalar peşinde olan ailenin erkekleri ve arkadaşları etrafında şekillenen bir roman. Kitapta bolca paralel hikaye bulunmakta. Üç bölümde toplam beş erkek karakterin üzerine hikayeler yoğunlaşsa da bunların dışında çok sayıda daha karakterin romana girip çıktığını görebiliyorsunuz. Bütün bu karakterlerin mutlaka -kendi ağzından- bir kez de olsa hikayesine tanık oluyoruz. Kitaptaki karakterler hayatın farklı yollarında gitse de sonunda mutlaka mutsuzlukla ve varoluşsal sorgulamalara bulaşmayı başarıyorlar.

Cevdet Bey ve Oğulları bir ilk kitap için başarılı sayılabilecek bir roman. Hacimli bir kitap olmasına rağmen son derece akıcı bir dile sahip. Ama bunun yanında kitabın önemli bir kısmını kapsayan ikinci bölümde farklı hikayelerle olsa bile birbirine benzer ve bitmek bilmeyen iç sıkıcı olaylarla karşılaşıyorsunuz. İlk ve son bölümü son derece başarılı bulmakla birlikte ikinci bölümün anlatımın tüm akıcılığına rağmen ağır aksak ilerlemesini bir ilk kitap olmasına veriyorum. Kitabın ne kadar eksikleri olursa olsun yazarın ayak seslerini -anlatım kalitesiyle- gümbür gümbür hissediyorsunuz. Kitabın okunması gereken bir ilk eser olduğunu düşünüyorum.
Yazarın bazı kitaplarını sevmeden okudum. Yine de ısrarla her kitabını okumaya çalıştım. Bu kitabın tarihi bir roman olduğu söylendi .Ama çok fazla tarihi bilgiye yer verilmemiş. Cevdet Bey adındaki bir tüccarın yaşama şekli çocuklarının yaşantısı anlatılmış. Akıcı bir roman yaşanan hayatlardan mesajlar vermiş. Zevkle severek okudum.
Orhan Pamuk'un 22 yaşında başlayıp 4 yılda yazdığı ve ona büyük ün getiren bu romanda İstanbullu bir ailenin 3 kuşaklık hikayesi anlatılıyor.

Cevdet Bey ve oğullarının modernleşme çabalarını anlatırken, aslında ülkenin batılılaşma sürecinde geçirdiği sancılı değişimi de vurguluyor kitap.

Ben çok kısa yorumladım, ancak gönülden okuyucu olanların okuması gereken bir başyapıt olduğunu düşünüyorum.
Cevdet Bey ve Oğulları kitabını alırken sayfa sayısı benim gözümü korkuttu. Orhan Pamuk'un okuduğum ilk kitabı olan Cevdet Bey ve Oğullarını beğendim diyebilirim. Orhan Pamuk'un 22 yaşında yazmaya başladığı bu kitabı 4 yıl içinde bitirmiş. Bu kitabı 22 yaşında başlayıp 26 yaşında bitirmiş olması ve bu yaşta böylesine ustalık eserini ortaya çıkarmış olması ziyadesiyle şaşırttı :) Öncelikle kitabı almak isteyenlere tavsiyem benim gibi Orhan Pamuk'un bir kitabını okumak istiyorsanız daha düşük sayfası olan bir kitapla başlayın. Bitirene kadar öldüm. Kitabın harika bir dili var. Konuşma diyalogları arasında kendinizi kaybediyorsunuz. O kadar içten ve hayattan yazmış ki sanki siz sohbet ediyormuş gibi oluyorsunuz. Cevdet Bey benim en sevdiğim karakter değildi. Muhittin'i ve Fatih'i çok sevdim. Nusret beyden ise nefret ettim. Kitabın sayfa sayısı fazla olması beni ve sizi ürken olumsuz sebeplerden. Kitap ilerledikçe sıkmaya ve bırakmaya zorluyor sizi. Heyecanla aldığım kitabı hüsranla koyup başka kitaba geçmeyi düşündüm ancak sabırla okudum ve IŞIKÇI ailesiyle birlikte dolu dolu 1 hafta zaman geçirdik.
http://www.portalkitap.blogspot.com.tr
Orhan Pamuk, okunması kolay bir yazar değildir. Uzun cümleleri, karmaşık diyalogları, iç konuşmaları, tahlilleri ve tüm bunları edebi bir metne dökebilmek kolay bir iş de olmasa gerek. Pamuk okumak isteyenler için tavsiyem, yazarı kronolojik olarak okumalarıdır. Böylece yazarın ve dilinin nasıl geliştiğini görmek mümkün olduğu gibi sevmek-sevmemek noktasında iyi ya da kötü yargılarınızı daha iyi analiz edebilirsiniz. Her eserinde önceki/sonraki eserlerine göndermeler vardır (kimi zaman karakterler, kimi zaman olaylar kimi zaman sadece bir an...) ki okumalar sırasında bunları keşfetmek müthiş haz verir insana. Cevdet Bey ve Oğulları yazarın ilk kitabıdır. Cumhuriyetin ilk yıllarından 1970'lere kadar uzanan Türkiye'de, toplumsal yapı içerisinde kendisini nereye konumlandıracağını çok da bilememiş bir ailenin, aile üyelerinin 3 kuşak yaşantılarını ele alır. Romana konu olan aile ve kişiler yazarın ailesidir. Kitap kalın olmasına rağmen akıcıdır.
Orhan Pamuk’un ülkemizde ki en iyi romancılardan birisi olduğunun ispatı belki bu kitabı.22 yaşında başlamış kitabı yazmaya.Ve kendi söylediğine göre bu kitap içinde doğduğu burujuva çevresine bir yandan orada doğmuş olması dolayısıyla sempati beslemesi bir yandan da o çevreyi alaya alması sonucu ortaya çıkmış.Zaten bu kitapta fazlasıyla hissediliyor.Ben ilk önce kafamda bir tuhaflık kitabını okumuştum.Daha sonra bütün kitaplarını kronolojik olarak okumaya karar verdim.Roman bir ailenin 3 kuşak boyunca nasıl değiştiğini, olaylara nasıl tepkiler verdiğini günlük yaşamdan ayrıntılarla veriyor.Kafamda bir tuhaflık kitabında olduğu gibi yine merkeze bir aileyi alarak aslında ülkede ki değişimi bizlere gösteriyor.Orhan Pamuk farklı çevrelerde çok eleştirilere maruz kalan bir isim ama bence bu romanında içinden çıktığı burujuva aileleri eleştirebilmesi bence büyük cesaret.Ve burujuva göstergesi değil.
Okuduğum en muhteşem kitaplardandı diyebilirim. Orhan Bey bu kitabında sadece geçmiş zamana ışık tutmuyor; insanın iç dünyasına o kadar ustaca değiniyor ki ancak bir günce böylesine gerçek ve samimi olabilir. Karakterler ve mekanlar ustaca betimlenmiş. Her şeyin ötesinde size çok şey katan, geçmişi ve geleceği çok iyi okuyan samimi ve akıllı bir kitaptı. Meftun oldum
Cumhuriyet döneminin bir ailedeki etkilerini sıkmadan ustaca gösteren bir kitap. Sadece toplumsal etkilerini değil, bireylerin kişiliği üzerindeki etkilerini de anlatmış. Üç kuşaktan oluşan bir aileyi tanıtıyor bize yazar.
üniversite yıllarında ''e ama üniversiteli olduk artık Orhan Pamuk okuyabilirim'' hevesiyle elime aldığım ilk kitaplarından biri olan Cevdet Bey ve Oğulları kitabı hepinizin de tahmin edeceği şekilde kitap yarılanmadan rafta yerini buldu. Tabi sorunun kitapta değil de bende olduğunu bile bile böyle bir şeye kalkışmam biraz can sıkıcı olmuştu. Bir sene sonra inkılap dersinde tarih hocasının ''Tarih en iyi romanlardan öğrenilir'' sözüne binaen Cevdet Bey ve Oğulları kitabını tekrar elime aldım ve kitabı hazmede hazmede bitirdim. Postmodern Edebiyatın Türkiye'deki öncüsü sayılan Orhan Pamuk, kitabında Osmanlı sön döneminden Cumhuriyet dönemine geçişteki sancıları, kuşaklar arası çatışmayı, bireyci bakış açışıyla ele alarak ilk kitabıyla sesini duyurmayı başarmıştır... okumanızı tavsiye ederim. Özellikle Cumhuriyet ve Osmanlı üzerine tartışmaların çokça olduğu bu dönemde okunması gereken bir kitap...
Söz, bir bireyin "özgür" ifadesi olarak anlaşılıyorsa, "söz hakkı" vardır. Söz düello, suç ortağı, çatışan, baştan çıkarıcı biçim olarak anlaşılıyorsa, o zaman hak kavramının artık hiçbir anlamı yoktur.
Demolins'e göre İngilizlerin üstünlüğünü orada bireylerin, insanların daha özgür olmasında aramak lazım. İşte bizde bu yok. Bizde öyle özgür, aklını kullanan, girişken insan yok! Bizde herkes köle, herkes boyun eğmek, toplumun içinde erimek, korkmak için yetiştiriliyor. Eğitim dedikleri şey hocanın dayağı, anneyle teyzenin saçma tehditleri. Din, korku, karanlık düşünceler, ezberlenmiş şeyler… Sonunda boyun eğmekten başka bir şey öğrenmiyorlar. Kimse kendi çabasıyla, topluma karşı çıkarak yükselmiyor.Herkes boyun eğerek, birinin himayesine girerek, kulluk ederek yükseliyor. Kimse kendi hesabına düşünmüyor. Düşünürse, korkuyor…
Böyle durup derinlemesine düşünmek... Bu insanı işte mutsuz yapar. Türkiye’de burada böyle düşünmek insanı toplumun dışına iter. (...) Biraz olsun heyecan yeter! Heyecanlanın, inanın, toplumun içine katılın, kendi aklınızı silin. İşte o zaman mutlu olacaksınız.
Benim için mutluluk bir yandan kalabalık bir ailenin gürültüsünü işitip güvenini ve şefkatini hissederken, insanın aynı zamanda yalnız kalıp kağıtla kalemle, boyayla fırçayla kendine yeni bir dünya yaratmak için sabırsızlık, hatta öfke duyması demektir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cevdet Bey ve Oğulları
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
644
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754704556
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Cevdet Bey ve Oğulları
Cevdet Bey ve Oğulları
Cevdet Bey ve Oğulları
Orhan Pamuk'a ilk ününü getiren bu büyük roman İstanbullu bir ailenin yetmiş yıllık serüvenini hikâye ediyor. Yazarın "Ülke, Aile, Roman" üzerine sonsözüyle...

Nişantaşlı bir ailenin 20. yüzyılın başından itibaren üç kuşak boyunca serüvenlerini anlatan bu kitap ev içlerinin renklerini, zamanın akışını, günlük sıradan konuşmaları akılda yer eden kahramanlar aracılığıyla saptarken, okura geleneksel romandan alınacak hazları bütünüyle veriyor. Abdülhamit döneminin son yıllarında, İstanbul'un ilk Müslüman tüccarlarından küçük dükkân sahibi Cevdet Bey'in tutkusu, hem işlerini büyütmek, zenginleştirmektir hem de "Batılı anlamda" çağdaş, modern bir aile kurmak. Kökü taşraya uzanan geleneksel ailesini bir yana bırakarak bu isteklerini gerçekleştirmeye girişen Cevdet Bey'in ve oğullarının hikâyesi, bir anlamda modernleşme uğraşı içindeki Türkiye Cumhuriyeti'nin özel hayatının da hikâyesidir. Ev içlerinin, yeni apartman hayatının, Batılılaşan büyük ailelerin, Beyoğlu'na çıkıp alışveriş etmelerin, radyo dinlenen pazar öğleden sonralarının dikkat ve sevgiyle anlatıldığı bu panoramik roman, Orhan Pamuk'a hak ettiği ünü getiren olgun bir ilk kitaptır.

"Pamuk adeta okurun elinden tutup onu kendi dünyasında dolaştırıyor, birbirinin içine geçen sahnelerle, karşılaşmalarla ve konuşmalarla her şeyi en ince ayrıntısına kadar çözümlüyor."
-Frankfurter Allgemeine-

Kitabı okuyanlar 716 okur

  • Müge Erol
  • Aysun Yıldırım
  • Begüm
  • Ayşe Aksu
  • Hande B
  • Furkan Güreci
  • Arzu Turan
  • Ronya
  • SEDA GÜR
  • ilkay Yazıcı Dalman

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.7
14-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%10.5
25-34 Yaş
%32.6
35-44 Yaş
%32.3
45-54 Yaş
%14.8
55-64 Yaş
%2.8
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%56.6
Erkek
%43.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26 (57)
9
%21.9 (48)
8
%21.5 (47)
7
%16 (35)
6
%6.8 (15)
5
%2.7 (6)
4
%0.5 (1)
3
%0.5 (1)
2
%0.9 (2)
1
%0

Kitabın sıralamaları