Sessiz Ev

8,0/10  (185 Oy) · 
664 okunma  · 
142 beğeni  · 
4.625 gösterim
Sessiz Ev'de Orhan Pamuk, dağılmakta olan bir ailenin hikâyesi üzerinden Cumhuriyet ve modernleşme tarihimizin barındırdığı gizli çatışmaları ve şiddeti araştırıyor. Orhan Pamuk, yayımlanışından otuz yıl sonra bu yeni baskıda romana bölüm başlıkları koydu ve anlatıdaki bazı tekrarları ayıklayarak kitabı yeni okurlar için daha okunaklı hale getirdi.

Biri tarihçi, biri devrimci, biri de zengin olmayı aklına koymuş üç torun İstanbul yakınlarındaki Cennethisar kasabasındaki evinde babaannelerini ziyaret ederler. Dedelerinin yetmiş yıl önce siyasi sürgün olarak kasabaya geldiğinde yaptırdığı bu evde bir hafta kalırlar. Bu sürede, babaannelerinin doksan yıllık anılarla yüklü geçmişi ağır ağır aralanırken, dedenin Doğu ile Batı arasındaki uçurumu bir çırpıda kapatacağını sandığı büyük bir ansiklopediyi yazışı hatırlanır. Evde sessiz gözlemleriyle kuşaklar arasında köprü kuran tanıklar, bahçe duvarlarının ötesinde ise aile ile ilgilenen tutkulu gençlerin hareketleri vardır. Orhan Pamuk'un ikinci romanı olan Sessiz Ev, yayımlandığında büyük heyecanla karşılanmış, pek çok dile çevrilmiş ve ödüller almıştı.

"Pamuk'un gençlik dönemi şaheseri..."
-New York Review of Books-

"Önemli sorular soran değişik bir kitap - hem klasik hem modern. Çehov'un Vişne Bahçesi'ni hatırlatıyor."
-Le Monde-

"Orhan Pamuk, gerçek bir romanın işareti olan dilsel bir yoğunlukla, değişik açılar ve perspektiflerden bir olaylar dizisi kuruyor: Renkler, topografya, imgeler, zengin ayrıntılar..."
-Abidin Dino, Le Monde Diplomatique-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2014
  • Sayfa Sayısı:
    304
  • ISBN:
    9789750826702
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
mithrandir21 | Uğur 
 19 Haz 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Orhan Pamuk’un gençlik dönemi romanlarından ve tepki gördüğü, sevilmediği, sevilmemesi için içinde birçok görüşler, mesajlar verdiği aslında doğru olanı da bir başka harika postmodern romanı. Sevilmez ülkemizde Orhan Pamuk da postmodern kitaplar da, sevilmemeleri için birçok sebepleri var çünkü. Ülkemiz daha tam olarak modernizm içinde olamamışken modernizm sonrası postmodern romanların, postmodern yazarların sevilmemesi gibi olağan bir şey yoktur; ama maalesef Orhan Pamuk’tan bırakın bir kitap okumayı, bir cümle okumadan daha kitaplarını eline almadan her türlü kampanyalara katılıp kendisi hakkında hükümler verirler. Bunu yaparak da aslında Orhan Pamuk ve benzeri yazarların sadece kitaplarında yazdığını onaylamış, tasdiklemiş olurlar. Sessiz Ev, Pamuk’un son dönem romanlarına göre cümleleri bazı yerlerde, kısım kısım daha acemice geliyor (özellikle kitabın başlarında); ama 30 yaşa göre de çok çok iyi cümleler, sadece ufak farklar var. Kitapta birçok karakter var ve her bir bölümü bir karakterin ağzından, gözünden okuyoruz. Orhan Pamuk, Sessiz Ev’i ilk basımından 30 yıl sonra, Yapı Kredi’nin bu baskısında tekrardan gözden geçirip hem bölümlere bölüm başlıkları koymuş hem de anlatımdaki bazı tekrarları kitaptan kaldırmış ve yayınevinin dediğine göre de yeni okurları için daha okunaklı hale getirmiş. Bölümlere başlık koyulması gerçekten de çok iyi olmuş önemli bir geliştirme. Her bölümde farklı bir karakter olduğu için ve her bölümü de o karakterlerin ağzından okuduğumuz için karışıklık olmaması bakımından çok çok önemli, yoksa bölüm başladıktan bayağı bir sonra kimin konuştuğunu anlamakta güçlük çekerdik.

Babaanne Fatma Hanım’ın eş ve oğlu hatta gelini vefat ettikten sonra yanında bir cüce ile yaşamaktadır, torunları da genelde yazdan yaza kendisini ziyaret ederler. Sessiz Ev de bu ziyaretlerden herhangi birinin başında başlıyor, ziyaretin başladığı dönem de ülkenin en karışık dönemlerinden biri, sağ ve sol kapışmasının artık her yere bulaştığı, insanların okuduğu gazetelere göre yargılanıp haklarında tavırlar sergilendiği 12 Eylül öncesi. Babaanne Fatma Hanım’a evine ziyarete gelen torunlarının geliş süreci, gelirken civarı görmeleri, gördükleri kişiler için yorum yapmaları tamamen içimizden, tamamen kültürümüze uygun. Selahattin Darvinoğlu, soyadından da anlaşılacağı üzere kitabın düşünce olarak, doğu ile batı arasındaki uçurumunu dile getiren baş karakter. Soyadı Darvinoğlu ya, Allah yok der bu kişi hatta Allah da öldü der de düşüncelerini belirtir ve din adına, yaratıcı adına, dini mensuplar adına birçok söylemler eder, doğu ile batının arasındaki uçurumu, farkı kapatmayı düşündüğü, istediği için de bir ansiklopedi yazar. 48 ciltlik bu ansiklopedinin doğu ile batının arasında olan uçurum gibi dediği farkın kapatacağını düşünür ve düşündükçe de düşüncelerini okuruz. Fatma Hanım rahmetli eşi ile arasındaki konuşmalarını düşünür ve hatırlar, hatırlar ve torunları ile beraber düşünürler de Darvinoğlu’nun doğrusunu, yanlışını bizlere belirtirler. Darvinoğlu’nun dediklerinin bir kısmı doğru olsa da dinden ziyade aslında çoğunlukla din adına olan beşeri bilgilere karşı doğrudur.

Orhan Pamuk bazı bölümlerde, özellikle de Babaanne Fatma’nın diyaloglarını ve düşüncelerini José Saramago gibi aynı uzun cümlenin içinde virgüllerle ayırmış. Babaanne Fatma’nın bölümlerini, anılarını, anıları içindeki diyalogları, düşüncelerini virgül ile ayırıp yazarken dili ise Saramago’ya göre daha ağır. Saramago’nun yazılarında şöyle bir şey var, bilmiyorum Saramago’nun kendi tekniği mi yoksa çevirmen veya Türkiye yayıncısının yaptığı bir şey mi ama diyalogları ve düşünceleri aynı cümle içinde virgül ile ayırırken diyalog sırası ya farklı kişiye geldiğinde ya da diyalog değiştiğinde bir düşünceye veya betimlemeye geçtiğinde büyük harfe geçiş olup devam ediyor; ama Orhan Pamuk’un yazımında ise bu geçişlerde büyük harf olmadığı için dediğim zorluk kendini belli ediyor. Yer yer virgülden sonrası okunup, kelimelerdeki vurgu kavranıp geçiş yaptığı anlaşılıyor, çünkü aynı kişinin kendi içindeki konuşmalarında da virgül kullanılıyor. Fatma Hanım’ın virgüllü şekilde zihninin içindekiler verilirken, cümle, bir kelime ile aniden kesilip, bir alt satıra geçip tırnak işareti içinde, normal romancılıkta gördüğümüz, bildiğimiz diyaloğu okuduktan sonra Fatma Hanım’ın düşüncesine bir alt satırdan son kelimenin arkasından gelen kelime ile devam etmek bence çok başarılı şekilde kâğıda dökülüp yazılmış, şüphesiz bilinç akışını çok başarılı gerçekleştiriyor.

Sessiz Ev, okunması gereken çok iyi bir kitap.

Kitabı okuyan arkadaşlar için de fan yapımı kısa filmini izlemelerini tavsiye ederim.

https://www.youtube.com/watch?v=qD4ESIY0ywI