Beyaz Kale

7,4/10  (128 Oy) · 
465 okunma  · 
73 beğeni  · 
2.127 gösterim
17. yüzyılda Türk korsanlarınca tutsak edilen bir Venedikli, İstanbul'a getirilir. Astronomiden, fizikten ve resimden anladığına inanan bu köle, aynı ilgileri paylaşan bir Türk tarafından satın alınır. Garip bir benzerlik vardır bu iki insan arasında. Köle sahibi, kölesinden, Venedik'i ve Batı bilimini öğrenmek ister. Bu iki kişi, efendi ile köle, birbirlerini tanımak, anlamak ve anlatmak için, Haliç'e bakan karanlık ve boş bir evde, aynı masanın iki ucuna oturur, konuşurlar. Hikâyeleri ve serüvenleri, onları veba salgınının kol gezdiği İstanbul sokaklarına, Çocuk Sultan'ın düşsel bahçelerine ve hayvanlarına, inanılmaz bir silahın yapımına, "Ben neden benim?" sorusuna götürecektir. Hikâyelerin günden geceye doğru ilerlemesiyle, gölgeler yavaş yavaş yer değiştirir.

Orhan Pamuk Beyaz Kale'de, Doğu ile Batı arasındaki benzerliklere ve farklılıklara bakarken, milli ve bireysel kimliklerimizin gerisinde yatan yapaylığı ortaya çıkartarak, iki kültürün ortak paydasını vurguluyor. Okur İstanbul manzarası eşliğinde izlediği bu yarı gerçek yarı hayal hikâyede, kendi varoluşunun özünü aramaya davet ediliyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2013
  • Sayfa Sayısı:
    152
  • ISBN:
    9789750826306
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
KeMâL 
16 May 18:21 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

Orhan Pamuk evet bu ismi duyunca nedendir bazı kesimlerde bir soğuk duş gibi etki yaratıyor, nedendir bilmem. Böyle güzel cümleler, kelimeler,kurgular ve dahiyane edebiyat öğretici olmasından mı acaba ? Sorgulamak, irdelemek malum bazen farklı algılara yol açıyor. Neyse Kara Kitap gibi bir romanla Orhan Pamuk'u beğenince elimde olan uzun süredir bekleyen bir romanını okumak istedim. Beyaz Kule. Neyse başladım kitaba tabiki harika cümleler, kelimeler falan derken bir anda romanlıktan çıkmaya başladı. O denizde başlayan eser bir anda farklı bir anlatıya, denemeye dönüştü gibi oldu.

Romanın türü postmodern. O ne demek derseniz: " Postmodernizm, modernizmin sonrası ve ötesi anlamında bir tanımlama olarak kullanılmaktadır ve modern düşünceye ve kültüre ait temel kavram ve perspektiflerin sorunsallaştırılmasıyla ve hatta bunların yadsınmasıyla birlikte yürütülmektedir. " Yani zıtlıkların, eski ile yeninin kıyaslaması bunlardan mütevellit de sorgulanması.

Bir yanda Osmanlı Devleti ile bir yanda İtalyan bir deniz savaşçısını ele almış Pamuk. Hoca diğer karakter oluyor Osmanlı'da bir Veziriazam gibi biri düşünün. Neyse kahramanımızın Osmanlı'nın eline düşüp bir köle olmasıyla başlıyor roman. Köleliğe ve o zamanın durumunu gözler önüne seriyor Pamuk. Kesinlikle tarih bilgisi çok güzel. Sanat, kölelik, doktorluk, ilim, mucitlik daha doğrusu bilimselliği doğu-batı yönüyle incelemiş. Bir yanda hasta olan adama bu Allah vergisidir beklesin iyileşirse iyileşir diyenle; tedavisi için uğraşıp didinen bir kişiyi düşünün. İşte bunu irdelemiş. Farklı konuların Osmanlı'da nasıl Batı'da nasıl olduğunu iyi göreceksiniz. Osmanlı Devleti neden belirsizliğe sürüklendi gayet gözler önünde.

Silah icadı ve bununla uğraşılması farklı bir karakter olarak olayın içine giriyor. Artık bu iki karakter birbirine hem fiziksel hem de ruhsal olarak benzemeye başlıyor. Çok güzel konulardan empati romanın direk içerisinde mevcut. Ben bir ara bu adam şizofren mi acaba dedim çünkü konuşmaları ve benzemeleri, düştüğü durumlar çok gizemliydi.

İnsanlık, gizem ve belirsizlik zaten Pamuk'un temel unsurlarından sanırım. Sonrasında roman bir savaş kaybedilmesiyle kahramanların yer değiştirmesiyle başka bir yönde ilerliyor. Çok farklı bir üslup ve kurgu. Hele son bölümde bu romanın nasıl yazdığını anlattığı bölümü ise çok beğendim. Zaten romanda da bazen okurla konuşması, romandan çıkıp ara ara tartışması da harika.

Evliya Çelebi gezmeleri, Da Vinci mucitliği, Katip Çelebi bilgeliği, Adnan Adıvar, Artur Coastler, Takiyüddin'din astronomisi bunların tamamını okuyarak birleştirip bir kurgu içine sokmuş Pamuk. Bunu da son kısımda kendi anlatıyor. Kesinlikle tavsiye ederim. Pamuk'tan okuyacağım çok eser var daha. Gayet de Nobel'in hakkını verdiğini düşünmekteyim.

Türk edebiyatının ilk POSTMODERN ANLATISI (Roman değil, zira roman moderne işaret eder. Postmodern romana anlatı demek daha doğru) Beyaz Kale’dir. Kahramanlar üstünden Doğu ve Batının farklı kültürler olarak karşılaştığı bir anlatıdır.

Peki Beyaz Kale’yi postmodern anlatı yapan öğeleri nelerdir. İlk belirleyici unsur üstkurmacadır. Bunu anlatının muhtelif yerlerinde yazarın okura yaptığı seslenişlerden anlıyoruz.
Yayıncı Faruk Darvinoglu üstünden ansiklopedistlere(bizde ilk ansiklopedist, aynı zamanda romancı olan Ahmet Mithat'tır) gönderme yapar ki bu da (gönderme) postmodern anlatının önemli bir unsurudur.

Minyatürler üstünden modern romanın kuvvetli bir unsuru olan gerçeklik sorgulanır. Gerçeğin eski ve yeni hali vurgulanır. Okura ulaşılamayan bir hakikatin olduğu hissi verilir.

Venedikli köle üstünden Don Kişot’taki tutsak öyküsü parodileştirilir. Yer yer Evliya Çelebiye benzeyen üslubunu pastiş unsuru olarak değerlendirebiliriz. Metinlerarasılık bağlamında bakarsak, Beyazkale kahramanlarının öykündüğü bir yığın tarihsel, mitolojik karakter bulabiliriz. Mesela Katip Çelebi-kitaplar-Artık Hoca ve seyahati. Seyahatname’deki bir çok motif aynen çıkar karşımıza.

Zaten yazar kitabın sonunda Beyaz Kale üzerine diye kaleme aldığı metinde uzun uzun yararlandığı, deforme (Postmodern anlatı için yararlandığı) ettiği kaynakları verir.

Anlatıda ayna imgesi Hoca ve İtalyan kölesinin benzerliğini vurgulamak içindir. “Odaya giren inanılmayacak kadar bana benziyordu.” “Bakışlarımı üzerimde hissederken aramızdaki benzerliği fark etmemesi beni tedirgin ederdi. Bir iki kere de benzerliği sezdigini, ama bunun farkında değilmiş gibi davrandığını düşündüm.” “Birlikte yazdığımız gibi birlikte aynaya da bakacak mıydık?” “Aynaya bakarken nasıl görünüşünü seyrediyorsa insan, kendi düşüncesinin içine bakarak da özünü seyredebilirdi.”

Şeyma 
14 Şub 18:03 · Kitabı okudu · 4 günde · 6/10 puan

Uzun zaman önce okumaya çalıştığım Benim Adım Kırmızı'yı sevemeyip yarım bırakmamın ardından ikinci deneyimim oldu Beyaz Kale. Kitabı satın alırken arka kapakta okuduklarım dikkatimi çekmişti. Bu bilgiler doğrultusunda tarihi bir romanla karşılaşacağımı düşünmüştüm açıkcası ama durum biraz daha farklı oldu. Zira kitapta yer alan tarihi bilgiler ayrıntilı olmamakla birlikte herhangi bir gerçekliği yansıtmıyor. O yüzden olayların doğruluğunu sorgulayarak değil, özünü anlamaya çalışarak okunması gereken bir eser.

Genel anlamda bir giriş, on altı bölümlük bir anlatı ve bir sonsözden oluşuyor Beyaz Kale. Eserin giriş bölümünde, anlatılacak olayların bir el yazmasından alındığı ifade edilmektedir. Oluşturulan kurguya göre bu el yazması Faruk Darvinoğlu isimli bir tarihçi tarafından Gebze Kaymakamlığı'na bağlı bir arşivde bulunmuş hatta çalınmış ve günümüz Türkçesi'ne çevirilmiştir. Bu açıklamaların ardından söz konusu el yazmasında yer alan olaylar anlatılır.

Eserde bir Venedikli gencin 17.yüzyılda Osmanlı korsanlarının eline düşerek Osmanlı topraklarına getirilmesi ve burada devam eden yaşamı ele alınmıştır. Bu gencin hekim ve astronomiden anlayan biri olduğunu ifade etmesi üzerine Osmanlı Paşası'nın hatta sonrasında padişahın dikkatini cezbetmesi ve bir medrese hocasına köle olarak verilmesi anlatılır. Asıl hikâye Venedikli gencin hoca ile yaşamaya başlaması ve birbirlerine tip olarak ne kadar benzediklerini fark etmesiyle başlar. Devamında da birbirinden garip olaylar süregelir.

Venedikli gencin ve Osmanli hocasının eserde birer misyonu olduğu açık. Venedikli kahramanımız bir Batı temsili iken, hocamız ise Doğu temsili bana kalırsa. Zira Venedikli genç kendi ülkesinde yaşayan birine göre normal denilebilecek düzeyde astronomi, tıp, edebiyat, fizik gibi alanlarda bilgiye sahip iken Osmanlı ülkesinde bir gelişmişlik timsali olarak algılanır. 17. Yüzyılda Batı'nın Doğu'ya olan üstünlüğünü de sergilemek adına bir semboldür Venedikli genç.

Eseri okurken özellikle ilerleyen kısımlarda okuyucu hangi karakter Hoca hangisi Venedikli genç diye sorgulamaktan kendini alamaz. Örtük ve belirsiz bir anlatım hakimdir esere. Her ne kadar bu durum merakı kamçılasa da okuyucunun kafasını karıştırıyor aynı zamanda. Çünkü bu belirsizliğin yanı sıra varlığını sorgulama durumu da söz konusu eserde. Hem karakterler kendi varlıklarını sorgularken hem de okuyucu karakterleri tanımlamak adına varlıklarını sorgulamadan edemiyor. Kitabın son kısmı bu sorgulamaya kısmen de olsa bir açıklık getiriyor.

Hacim itibariyle kalın olmamasına rağmen benim için ağır ilerleyen bir eser oldu Beyaz Kale. Sembollerle, örtük anlatımlarla, belirsiz cümlelerle dolu zihin bulandırıcı bir eser. Eğlenerek okuduğumu söyleyemem fakat sıkılmadım da okurken. Bu tarz postmodern romanların benim ilgi alanıma pek hitap etmediğini anlamış bulundum. Okumayı düşünenler varsa eğer Felsefe ağırlıklı bir roman olduğunu göz önünde bulundursunlar. Keyifli okumalar.

Mert Can Yazıcı 
06 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Okuduğum ilk Orhan Pamuk şaheseri.

Olay,karakterler, dil ve kurgu kusursuzdu. Ayna karşısında birbirleriyle ve kendileriyle konuştukları bölümde gerilimi yaşadım ve benim sanat eserlerinden en büyük beklentim bu zaten.

Burda incelemeleri biraz okudum, kitapta bence Doğu- Batı bahane. Orhan Pamuk bunu kitabında da 2 kere belirtmiş zaten. Benim için esas olay Hoca ve Kölenin paradoks tadında değişimleri.

İlk defa bir kitabı bitirdiğim gibi başa dönüp neredeyse tamamını bir daha okudum, okudukça şaşırdım.

Tek eleştirim Orhan Pamuk'un kitabın sonunda bahsedilen kitabı hocanın mı, kölenin mi yazdığını ben de bilmiyorum demesi. Niye dedin bunu abi?

nejla güldalı 
28 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · Puan vermedi

Hoca ve İtalyan kölesinin birbirlerine ikiz kadar benzemelerinin ve bilime olan ilgileriyle başlayan ve zamanla birbirlerinin hayatını en ince detayına kadar öğrenerek iki ayrı insanın, iki ayrı bedenin tek vücuda dönüşmesi. İnsan üzerinden doğu batı sentezi. İki kahramanın hikayesi tarihle harmanlanarak verilmiş.

Kadir 
 04 May 14:31 · Kitabı okudu · 2 günde · 6/10 puan

Kitap konu olarak ilgimi çektiği için almama karşın içerik itibariyle dolu oldugunu soyleyemem.klasik bir Orhan Pamuk kitabı okumuş oldum, fakat ben daha farklı bir romana hazırlamıştım kendimi.yine de okurken bazı bölümlerde çok keyif aldım.özellikle padişahın kuruntulari,veba nin yarattigı o sancılı dönem ve hepsinden önemlisi Doğu ve batı biliminin uyuşmazlığı dikkatimi çeken noktalar oldu.
Son söz olarak,sürükleyici bir roman olmadığını ve kapak tanıtımının aksine ağır bir dil ve kopuk bir olay örgüsü olduğunu belirtebilirim.

Gülay 
23 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Konusu ve anlatımı açısından farklı bir kitap.Doğu ve Batı kültürüne sahip olan insanın iç hesaplaşmaları, geçmişleri bu kitapta birleşiyor. Osmanlı İmparatorluğu döneminde bilime nasıl yaklaşıldığı hakkın da az çok bilgi veriyor.Ayrıca yazar kitapta efendi köle ilişkisini çok güzel işlemiş.

Deniz Keskin 
16 Şub 11:03 · Kitabı okudu · 21 günde · 9/10 puan

Her zaman sorulan bir soru bu kitapla bir kez daha ortaya çıkıyor ve akılları olumlu anlamda bulandırıyor. Neresi doğu neresi batı? Alman geleneğinin öykü türüne de göndermeler yapıyor Beyaz Kale. Darwinist ögeler de mevcut. Çok başarılı bir öykü.

Özdemir 
11 Oca 11:54 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Öğretici konular bakımından zengin bir kitaptı. Kitabın sonunda Don Kişot eseri yazarının ( Miguel de Cervantes) Osmanlı'da esir kaldığını. O dönemde okuduğu OSmanlıca eserden etkilenerek yeni bir eser yazdığını ve eserine Don Kişot ismini verdiğini hatırlıyorum. Yani Don Kişot aslından Osmanlı eseri. :)

Erhan Kurupınar 
13 Nis 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

4.murat döneminde geçen Efendi-köle ilişkisini konu alan zarif bir roman.Ayrıca osmanlı toplumunun bilime bakışı da ortaya konuyor.

3 /

Kitaptan 44 Alıntı

Öznur 
01 May 2015 · Kitabı okudu · 5/10 puan

"Aynaya bakarken nasıl görünüşünü seyrediyorsa insan, kendi düşüncesinin içine bakarak da özünü seyredebilirdi."

Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 71)Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 71)
Hüseyin Erol 
17 May 06:47 · Kitabı okudu · 6/10 puan

"İnsanın kim olduğunun ne önemi var," dedim "önemli olan yaptıklarımız ve yapacaklarımızdır"

Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 167 - İletişim)Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 167 - İletişim)
Meursault 
16 Nis 19:12 · Kitabı okudu · Puan vermedi

...tuhaf ve şaşırtıcı olanı aramalıymışız; evet, dünyanın bu bıkkınlık verici sıkıcılığına karşı yapabileceğimiz belki de tek şey bu...

Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 120 - YKY)Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 120 - YKY)
Meursault 
16 Nis 11:02 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Aynaya bakarken, hangimizin kendisi olmaya ne kadar dayanabildiğini sorardı.

Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 90 - YKY)Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 90 - YKY)
KeMâL 
12 May 00:46 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Sonra, o kelimeyi bütün kilitlere uyan sihirli bir anahtar gibi kullanmaya başladı: Aptal oldukları için başlarının üstünde gezinen yıldızlara bakıp düşünmüyorlardı, aptal oldukları için öğrenecekleri şeyin önce neye yarayacağını soruyorlardı, aptal oldukları için ayrıntılara değil özetlere meraklıydılar, aptal oldukları için birbirlerine benziyorlardı vb.

Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 38 - Yapı Kredi Yayınları)Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 38 - Yapı Kredi Yayınları)
Meursault 
02 Nis 16:07 · Kitabı okudu · Puan vermedi

... İstanbul'un güzel şehir olduğunu, ama insanın burada köle değil, efendi olması gerektiğini düşünürdüm.

Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 14 - YKY)Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 14 - YKY)
Meursault 
16 Nis 09:23 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İnsan bazan bir çocuğun, bir gencin davranışlarında kendi çocukluğu ve gençliğini görür de sevgi ve merakla onu izler.

Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 81 - YKY)Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 81 - YKY)
Meursault 
16 Nis 11:07 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hayatın bir bekleyiş değil de, tat alınabilecek bir şey olabileceğini bu dört yılda öğrendim.

Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 91 - YKY)Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 91 - YKY)
ayamak 
19 Oca 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kaybettiğimiz hayatı ve düşleri yeniden ele geçirmek için, onları yeniden düşlemek gerektiğini herkes bilir.

Beyaz Kale, Orhan PamukBeyaz Kale, Orhan Pamuk
Meursault 
16 Nis 11:13 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir gencin tutkusuna imrenen ihtiyarlar gibi öfkesine imreniyordum.

Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 94 - YKY)Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 94 - YKY)
5 /

Kitapla ilgili 1 Haber