Adı:
Tanios Kayası
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
217
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750809941
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Rocher De Tanios
Çeviri:
Işık Ergüden
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Amin Maalouf'tan (1993'te yayınladığımız ilk iki romanı) Afrikalı "Leo ve Semerkant"tan sonra, yine bir Doğu öyküsü.
Mehmet Ali Paşa'lı yılların Mısır'ı. Güzelliğini çarmıh gibi taşıyan bir kadın: Lamia. Lamia'nın gölgesine sığındığı bir şeyh: Francis. Yasak aşk meyvesi bir oğul: Tanios. Başka bir kadın: Esma.
Bir serüven ve sadakat romanı...

Yazara ünlü "Goncourt" ödülünü getiren kitap ilk kez dilimizde.
(Arka Kapak)
Öncelikle Amin Maalouf 1993’te yazdığı Tanios Kayası ile Fransa’nın en önemli edebiyat ödüllerinden olan Goncourt Ödülü’nü kazanmıştır ve bu ödül her yazara bir kere verilmekteymiş.
Osmanlı’nın artık iyiden iyiye çatırdadığı bir dönemde, Mehmet Ali Paşa’lı Mısır’ın şeyhler, derebeylikler, emirler arasındaki mücadelelerini, Fransız ihtilalinin Mısır’daki yansımalarını ele alıyor yazar. Ve tabii ki yaşananların Dağlılar üzerindeki etkileri.
Ve tarih yine gözler önüne öyle bir seriyor ki, yaşananlara sebep olan yine piyonlar değil, düzenin değişmesini sağlayıp, insanlığı sömürmeyi bekleyen dış güçler. Ama gerçekten bu bir sadakat ve serüven romanı (Yapı Kredi Yayınları – Tanios Kayası, arka kapak cümlesi). Henüz 16 yaşında aşık olup, kendini aşkında kaybeden bir oğul; oğlunun aşkı uğruna, yapılan haksızlıklara karşı ilk defa tavrını ortaya koyan, cinayet işleyen bir baba (ama gözümde asla katil değil). Baba oğulun Mısır’dan Kıbrıs’a kaçışı. Bu Dağ’ın emirinden, ölümden kaçışken, sürgün bir aşk içinken, henüz 18 yaşında Tanios’un kendini Dağ’ın kurtuluşundaki kilit adam olarak bulması, emirin hayatının Tanios’un iki dudağının arasında oluşunun hikayesi.
Olaylar öyle güzel anlatılıyor ki, hiç görmediğiniz Dağlılar arasında, şeyhin şatosunda, Lamia’nın bakışında, Tanios’un asi ruhunda, Papaz’ın evinde, kütüphanesinin raflarında, Katırcı Nadir’in gülüşünde, çeşme başında oyun oynayan çocukların yanında, kaçış yolunda gemide, Kıbrıs’ta Rum kahvesinde olabiliyorsunuz. Burnunuzda portakalın kokusu kalıyor. Ben oradaydım diyebilirim. Maalouf yalın ama büyülü bir dille sadece anlatmıyor, yaşatıyor da size olanları.
Semerkant hiç bitmesin isteyip, yarıya gelince başa dönüp kitabı tekrar okumuştum. Tanios Kayasıysa sabır gerektiren bir başlangıçla iyiki bırakmamışım dedirten harika bir eser. Ama çevirisine ayrıca bir hayran oldum: Işık Ergüden. Bu kitap çeviri değil, Türkçe yazılmış dedirtecek ustalıkta. Emeğine sağlık.
Bir Amin Maalouf kitabı daha biter. "Doğu'nun Limanları" ve "Semerkant" kadar etkileyici olmasa da güzel bir kitaptı ama şunu da belirtmem gerekir ki bazı yerlerinde çok sıkıldım. Kitap Tanios Kayası efsanesinin arkasındaki olayları ve bu efsanenin ana karakteri olan Tanios'un hayatını anlatıyor. Amin Maalouf'un tarihe olan ilgisini bu kitabında da - neredeyse her kitabında olduğu gibi - görüyoruz. :)
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.777 Oy)18.392 beğeni41.657 okunma2.748 alıntı175.309 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.597 Oy)8.554 beğeni25.282 okunma2.335 alıntı109.247 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.253 Oy)8.568 beğeni27.535 okunma782 alıntı134.122 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.398 Oy)13.000 beğeni33.273 okunma3.158 alıntı139.900 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.474 Oy)11.165 beğeni27.634 okunma1.520 alıntı145.241 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.285 Oy)7.639 beğeni20.670 okunma3.722 alıntı123.746 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.176 Oy)7.746 beğeni21.804 okunma785 alıntı85.248 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.923 Oy)8.866 beğeni24.394 okunma1.659 alıntı113.078 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.486 Oy)5.589 beğeni18.992 okunma776 alıntı97.087 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.798 Oy)6.113 beğeni16.119 okunma2.721 alıntı83.090 gösterim
Yazarın her kitabı gibi oldukça sürükleyici bir hikaye. Dönemin Osmanlı hayatına (Taraflı da olsa) bir giriş.
Amin Maalouf'un ilginç bir şekilde Türk düşmanı olduğunu ispatlayabileceğim kitaplarından biri. Evet Türklerde sistem iyi değildi ancak bütün hataların adamın kitap konularını oluşturuyor. Nitekim kitapta da ortadoğu coğrafyasında sıkışmış bir köyün başından geçenlerde ciddi bir Türk yönetimi eleştirisi var.
Yazarın Semerkant, Doğu'nun Limanları, Doğu'dan Uzakta, Ölümcül Kimlikler gibi kitaplarını okumamış olsaydım gerek kurgusuyla gerekse içeriğiyle şimdikinden daha çok beğenmiş olabilirdim. Ama bu kitabın diğerlerinden sonraya kalmış olması kitap için de benim için de bir talihsizlik oldu. Hiç Maalouf okumamış olanlara, akıcılığı sebebiyle çok keyifle okuyabilecekleri bir kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Amin Maalouf sizi alıp bir Ortadoğu kasabasında yaşayan insanların itaat, isyan, gelenek ve ihanet hikayelerinin birbirine karıştığı dünyaya götürüyor.
Romanlarını okuduğum zaman bu coğrafyanın imkan vermesede bireyselleşmenin ve hürriyetin ne denli önemli kavramlar olduğunu anlıyorum.
Kitabı üçüncü şahıs ağzından dinler gibi okumak beni rahatsız etmedi bilakis sonunu daha da merak etmeme yol açtı be heyecan kattı. Modern zamanımızın büyük yazarı Maalouf'un kitaplarını kaliteli baskılar ile bizlere ulaştıran YapıKredi Yayınları'na teşekkürler.
Mısır'da geçen hikaye yazarın diğer romanları gibi insanı hemencecik içine çekiveriyor.Sıkılmadan zevkle okuyabileceğiniz bir kitap.Yine de bana göre yazarın en iyi romanı Semerkant'tır.
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Anlatımını ve hikayenin kurgusunu oldukça başarılı buldum. Kolay okunan hatta ''su gibi'' akıp giden bir kitap.
Romanın kasvetli bir havası var. Belirsizlik ve gerilim içinde yaşanan, huzura hasret kalınan bir dönem anlatılmakta bu kitapta. Bir yanda iktidar savaşı sürdüren ''büyükler'', diğer tarafta ise bu savaşta mağdur olan ''küçükler''- yerli halk. Bol, bol siyaset içeren bir eser. Bundan dolayı ben okurken bazı yerlerinde sıkıldım.
Genel olarak bakıldığında güzel bir kitap ama her ne kadar masalımsı bir anlatım söz konusu olsa da büyüleyici değil. Özetle okumasanız da olur.
Amin Maalouf bu sefer de köklerinin olduğu coğrafyayı anlatmış. Ancak bu kez kahramanlar hristiyan Araplar. Açıkçası okurken bazen sıkıldığım yerler oldu. Asla bir Semerkant değilse de tipik bir Maalouf romanı.
Tanios kayasında ortadoğunun yaşantısını, dini inançlarını, insanların birbirleri ile olan çatışmaları anlatan ve şehvetin mal olduğu yasak aşk meyvesi bir çocuğun serüvenini anlatan müthiş bir roman. Bu kitapta dinin şehyhli dokunulmaz kıldığı anlayışı, günahları örtpas eden görmezden gelinen bir durumun eliştirisini yapıyor. Yanlız ingiliz ajanlarının ve diğer ülkelerin ortadoğuya nasıl sızdıklarını ve oralarda nasıl stratejiler geliştirdiklerini gayet iyi görüyoruz.
Amin Maalouf adına benim puanım en az 6'dır. Tanios Kayası'nda anlatımı hiç beğenmedim. Anlatılanların kimin ağzından olduğunu sürekli kaçırıyorsunuz. Hikaye güzel lakin sonunu hiç bağlayamamış. Tanios kayaya oturmasıyla birlikte kayboluyor ve bitti. Sonuna farklı bir macera düşünülebilirdi. Her şeye rağmen Amin Maalouf serinizi tamamlarsınız.
Yazar, olayı üçüncü kişinin ağzından anlatmak yerine, hikayeyi anlatacak bir karakter kurgulamış, hoş olmuş. Hikaye bu ya, adı verilmeyen anlatıcımız, köyünün tarihini araştırmaya karar veriyor ve köyü hakkında yazılan bir kaç tarihçeden okuduklarını, dedesinin bir arkadaşının anlattıklarını ve diğer araştırmalarını derleyerek bize aktarıyor.

Tanios, Kfaryabda köyünün Şeyhi Francis'in kahyası Gerios'un oğlu. Ancak kitabın sonuna kadar acaba Şeyh'İn oğlu olabilir mi sorusu gündem de tutuluyor. Lakin asıl mevzu bu değil. Tanios'un doğumundan itibaren, Mısır Paşası ve Osmanlı Padişahı arasındaki çekişmelerin köylülerin ve Tanios'un hayatı üzerindeki etkileri anlatılıyor.

İlk bölüm biraz sıkıcı gibi gelse de anlatımın büyüsüne kapılmanız uzun sürmüyor. Maalouf'un diğer kitaplarında olduğu gibi tam anlamıyla bir Arap masalı tadında bir anlatım var. Çok güzel. Diğer kitaplar demişken, yazarın okuduğum diğer kitapları içinde (Doğu'nun Limanları, Işık Bahçeleri, Semerkand) kurgusu en derli toplu, en rahat anlaşılır olanı.

YKY, her ne kadar arka kapakta "seven bir kadın Lamia, otoriter ve çapkın bir Şeyh, aşk, nefret, ihanet ve tabi kii melodrammmm, üç perdeeee" tadında bir yazı kullansa da bu tanıtım, kitabın içeriğine hakaret. Lamia kitabın bir kaç yerinde geçmekte ve kurguya etkisi Tanios'u doğurmaktan ibaret. Kimsenin gölgesine sığındığı falan da yok. Ha bir de Esma denmiş. Esma denen kızın koca kitapta üç satır diyaloğu yok. Güzelim kitabı yerli dizi fragmanıyla lanse etmekle ayıp etmişler.
Çok zor bitirdiğim bir kitaptı, bırakmamak için çok direndim, sonunda bitirdim, okumak isteyenlere kolay gelsin☺
Eğer önündeki kapılar bir daha yüzüne kapanacak olursa, hayatının sona ermediğini düşün. Sona eren şey yalnızca hayatlarından birincisidir ve diğeri başlamak üzere sabırsızlanmaktadır.
Tanrı uzakta değil, oğlum. Bu insanların seni kendi kinleri doğrultusunda gütmelerine izin verme, kendi kendine kaldığında ve Tanrı huzurunda yüzünü kızartmayacak şekilde davran.
Eğer önündeki kapılar bir daha yüzüne kapanacak olursa, hayatının sona ermediğini düşün. Sona eren şey yalnızca hayatlarının birincisidir ve diğeri başlamak üzere sabırsızlanmaktadır. O zaman bir gemiye bin, seni bekleyen bir kent vardır.
Yürekten istediğin ve gerçekleştiğinde mutluluğa boğulacağın bir dileğin varsa, onu yerine getirmesi için Tanrı’ya yalvarırsın. Ama bu işi nasıl yapacağını ona emredemezsin.
-Öğrendiklerin yeterli. Benim tecrübeme güven. Çok fazla okursan, aile arasında yaşamaya katlanamazsın. Mevkiini yeterince koruyacak kadar bilgi sana yeter. İşte bilgelik budur. Bana işimde yardımcı olacaksın. Ben de sana her şeyi öğreteceğim. Artık koca adamsın. Ekmek paranı kazanmanın vakti geldi.
Tanios, bir ölüden farksızdı:
-Artık ekmek yemeyeceğim, dedi.
“Yöneticilerin en kötüsü seni sopalayan değil, seni kendi kendini sopalamaya zorlayandır.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tanios Kayası
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
217
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750809941
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Rocher De Tanios
Çeviri:
Işık Ergüden
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Amin Maalouf'tan (1993'te yayınladığımız ilk iki romanı) Afrikalı "Leo ve Semerkant"tan sonra, yine bir Doğu öyküsü.
Mehmet Ali Paşa'lı yılların Mısır'ı. Güzelliğini çarmıh gibi taşıyan bir kadın: Lamia. Lamia'nın gölgesine sığındığı bir şeyh: Francis. Yasak aşk meyvesi bir oğul: Tanios. Başka bir kadın: Esma.
Bir serüven ve sadakat romanı...

Yazara ünlü "Goncourt" ödülünü getiren kitap ilk kez dilimizde.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 878 okur

  • anne kitap okuyor
  • Salih Çermik
  • Hülya
  • Faruk Bican
  • Cemile Adar
  • Koray diler
  • Selma Kavurmacıoğlu
  • canan coşkun
  • Eclipse
  • Faruk Kılıçarslan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.5
14-17 Yaş
%1.5
18-24 Yaş
%7.6
25-34 Yaş
%30.9
35-44 Yaş
%38.5
45-54 Yaş
%13.9
55-64 Yaş
%2.5
65+ Yaş
%2.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.9
Erkek
%42.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.5 (41)
9
%21.3 (53)
8
%32.9 (82)
7
%18.5 (46)
6
%6.4 (16)
5
%3.2 (8)
4
%0.4 (1)
3
%0.4 (1)
2
%0
1
%0.4 (1)

Kitabın sıralamaları