Tanios Kayası

8,0/10  (192 Oy) · 
669 okunma  · 
162 beğeni  · 
3.085 gösterim
Amin Maalouf'tan (1993'te yayınladığımız ilk iki romanı) Afrikalı "Leo ve Semerkant"tan sonra, yine bir Doğu öyküsü.
Mehmet Ali Paşa'lı yılların Mısır'ı. Güzelliğini çarmıh gibi taşıyan bir kadın: Lamia. Lamia'nın gölgesine sığındığı bir şeyh: Francis. Yasak aşk meyvesi bir oğul: Tanios. Başka bir kadın: Esma.
Bir serüven ve sadakat romanı...

Yazara ünlü "Goncourt" ödülünü getiren kitap ilk kez dilimizde.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2012
  • Sayfa Sayısı:
    217
  • ISBN:
    9789750809941
  • Orijinal Adı:
    Le Rocher De Tanios
  • Çeviri:
    Işık Ergüden
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
emine çelikbaş 
24 Şub 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Öncelikle Amin Maalouf 1993’te yazdığı Tanios Kayası ile Fransa’nın en önemli edebiyat ödüllerinden olan Goncourt Ödülü’nü kazanmıştır ve bu ödül her yazara bir kere verilmekteymiş.
Osmanlı’nın artık iyiden iyiye çatırdadığı bir dönemde, Mehmet Ali Paşa’lı Mısır’ın şeyhler, derebeylikler, emirler arasındaki mücadelelerini, Fransız ihtilalinin Mısır’daki yansımalarını ele alıyor yazar. Ve tabii ki yaşananların Dağlılar üzerindeki etkileri.
Ve tarih yine gözler önüne öyle bir seriyor ki, yaşananlara sebep olan yine piyonlar değil, düzenin değişmesini sağlayıp, insanlığı sömürmeyi bekleyen dış güçler. Ama gerçekten bu bir sadakat ve serüven romanı (Yapı Kredi Yayınları – Tanios Kayası, arka kapak cümlesi). Henüz 16 yaşında aşık olup, kendini aşkında kaybeden bir oğul; oğlunun aşkı uğruna, yapılan haksızlıklara karşı ilk defa tavrını ortaya koyan, cinayet işleyen bir baba (ama gözümde asla katil değil). Baba oğulun Mısır’dan Kıbrıs’a kaçışı. Bu Dağ’ın emirinden, ölümden kaçışken, sürgün bir aşk içinken, henüz 18 yaşında Tanios’un kendini Dağ’ın kurtuluşundaki kilit adam olarak bulması, emirin hayatının Tanios’un iki dudağının arasında oluşunun hikayesi.
Olaylar öyle güzel anlatılıyor ki, hiç görmediğiniz Dağlılar arasında, şeyhin şatosunda, Lamia’nın bakışında, Tanios’un asi ruhunda, Papaz’ın evinde, kütüphanesinin raflarında, Katırcı Nadir’in gülüşünde, çeşme başında oyun oynayan çocukların yanında, kaçış yolunda gemide, Kıbrıs’ta Rum kahvesinde olabiliyorsunuz. Burnunuzda portakalın kokusu kalıyor. Ben oradaydım diyebilirim. Maalouf yalın ama büyülü bir dille sadece anlatmıyor, yaşatıyor da size olanları.
Semerkant hiç bitmesin isteyip, yarıya gelince başa dönüp kitabı tekrar okumuştum. Tanios Kayasıysa sabır gerektiren bir başlangıçla iyiki bırakmamışım dedirten harika bir eser. Ama çevirisine ayrıca bir hayran oldum: Işık Ergüden. Bu kitap çeviri değil, Türkçe yazılmış dedirtecek ustalıkta. Emeğine sağlık.