Adı:
Doğu'dan Uzakta
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
460
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750823848
Kitabın türü:
Çeviri:
Ali Berktay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Geçmiş... bıraktığın yerde mi hâlâ?

Amin Maalouf’tan unutulmayacak bir “eve dönüş” romanı

Amin Maalouf’un merakla beklenen yeni romanı Doğu’dan Uzakta, kaderin ve tarihin acımasızlığında terk ettikleri yurtlarına dönen bir grup arkadaşın hikâyesini anlatıyor.
Doğu’dan Uzakta, bir yüzleşmenin romanı: Gençliklerinin en güzel dönemlerini bir arada geçiren, ülkelerinde patlak veren iç savaştan sonra farklı yerlere dağılan ve yıllar sonra, eski arkadaşlarından birinin cenazesi için tekrar ülkelerine dönen bir grup arkadaş... Açıkça belirtilmese de Lübnan İç Savaşı’nın getirdiği yıkımlara ve Ortadoğu coğrafyasının kültürel, tarihsel ve toplumsal sorunlarına dair çok çarpıcı gözlemlere de yer verenDoğu’dan Uzakta’da Maalouf, yine en iyi bildiği şeyi yapıyor: Doğu’yu anlatıyor.

Kitaptan:

“Yenikler her zaman kendilerini masum kurbanlar olarak göstermek eğilimindedirler. Ama bu gerçeğe tam uymaz, hiç de masum değildirler. Yenildikleri için suçludurlar. Kendi halklarına, kendi medeniyetlerine karşı suçludurlar. Sadece yöneticilerden değil, benden, senden, hepimizden bahsediyorum. Bugün tarihin mağluplarıysak, hem kendi gözümüzde hem de tüm dünyanın gözünde aşağılanmış durumdaysak, bu sadece başkalarının değil, öncelikle bizim suçumuzdur.”
Bir milletin başka bir milletle olan savaşından daha kötüsü varsa eğer bu da tek bir milletin kendi ile olan savaşıdır.
Aynı topraklarda yaşamış , aynı kültürü paylaşmış, geçmişi ortak olan insanların , yine kendi elleriyle ortak olan geleceklerini yok etmesidir.
Ne uğruna.
Yanı başımızda, acılarına seyirci olduğumuz, gözünü hırs bürümüş vatandaşları tarafından öldürülen insanlar.
Çocuklar, bebekler .
Kaçanlar ve kalanlar.
Gidenler ve ölenler.
Giderken vicdanını geçmişiyle beraber terkettiği viran ülkesinde bırakanlar.
Başka bir ülkeye ömür boyu mülteci kalanlar.
Kalanlar. Yıkıntıların arasında bir gün barışın umuduyla yaşama tutunmaya çalışanlar.
Ülkelerini bırakmamanın verdiği güçle temiz kalarak yaşamaya çalışanlar.

Ve bir gün sular durulduğunda, acılar barışın gölgesinde dinlenmeye çekildiğinde ülkesinde kalanlar buruk bir gurur içindeyken, gidenler evlerini uzaktan izlemeye mahkum kalırlar.
Çünkü vatan anne baba gibi kutsaldır.
İnkar edemezsin, terkedemezsin.
Edersen de aslına dönemezsin.

Bu bir dönüş hikayesi.
Vatana dönüş, geçmişe dönüş, yaşanamamış öykülerin mezarlığına ziyaret.
Yıkılmaz sanılan dostluklar , unutulmamış aşklar. Hesaplaşmalar.

Bir 'adam'ın küstüğü ülkesindeki geçmişinden gelen geri çeviremeyeceği bir davet.
Dini, dili, gayeleri tamamen zıt bir grup insanı bir araya getirme çabası.
Ve beklenilmeyen bir son.

Amin Malouf'dan yine güzel bir doğu romanı.
Amin Maalouf'un daha önce de bir çok kitabını okudum. Asya, özellikle Ortadoğu üzerindeki takdire şayan birikimini hemen her kitabında merkeze alarak işliyor. Fakat kitaplarında dikkatimi çeken şeylerin başında dine, özellikle de İslam'a ve müslümanlara karşı olumsuz değerlendirmelerini roman kahramanlarının ağzından bizlere yansıtması geliyor. Dinlere, özellikle de İslam'a karşı objektif bir yaklaşım sergilemediğini görüyorum. Bu da bendeki Amin Maalouf algısına gölge düşürüyor...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.620 Oy)18.157 beğeni41.160 okunma2.643 alıntı173.116 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.519 Oy)8.470 beğeni24.996 okunma2.265 alıntı107.850 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.402 Oy)11.072 beğeni27.396 okunma1.483 alıntı144.096 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.179 Oy)8.485 beğeni27.202 okunma762 alıntı132.659 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.742 Oy)6.054 beğeni15.925 okunma2.626 alıntı82.219 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.841 Oy)8.783 beğeni24.052 okunma1.604 alıntı111.596 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.318 Oy)12.877 beğeni32.939 okunma3.103 alıntı138.401 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.225 Oy)8.654 beğeni24.099 okunma1.270 alıntı118.478 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.094 Oy)7.663 beğeni21.524 okunma760 alıntı84.060 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.437 Oy)5.545 beğeni18.789 okunma764 alıntı96.090 gösterim
Lübnan'daki iç savaş nedeniyle ülkesini terk ederek dünyanın çeşitli ülkelerine giden ve yerlerinde kalan bir grup üniversite öğrencisi arkadaşın, ayrılıktan çeyrek asır sonra içlerinden birisi olan Murad'ın ölümü sonrası, yine gruptan olan ve Fransa'ya giden Adam'ın tekrar ülkeye gelip diğer arkadaşlarını yeniden buluşturmak için verdiği uğraşı ekseninde devam eden bir eser.
Farklı inançlardan olmalarına rağmen bunu arkadaşlıklarının önüne hiç bir zaman geçirmeyen, fikri düzeyde tartışmaları olan ve yaşadıkları coğrafyanın aksine dünyayı idealize etmek isteyen ancak bunu başaramayan bir avuç insan.
Kitabı okurken -Âmin Maalouf'un kendisini Adam ile karakterize ederek aktardığı yönündeki değerlendirme eşliğinde- gerek ülkeyi terk edenlerin ve gerek ülkede kalanların bakış açılarının haklı olduğunu düşündüm. Ortadoğu'da yaşanan insanlık dramlarını düşünmeden edemiyorsunuz. Vatanlarını terk etmek zorunda kalan - devrim sonrası Mısır'dan Ayrılan Semiramis'in ailesi, Irak'a tekrar dönemeyen Hanım, Naim- ülkemizin kıymetini bir kez daha anlamama sebep oldu.
Bütün sevinçlerini ve heyecanlarını paylaşan, birlikte olmaktan mutluluk duyan, bir grup genç, ülkelerinde çıkan iç savaştan sonra, kaçmak zorunda kalır ve ayrı yerlere savrulurlar. Yıllar sonra, içlerinden birinin ölmesiyle, cenazeye katılmak için ülkelerine döner ve tekrar bir araya gelirler. Ancak hiç bir şey eskisi gibi değildir.
Amin Maalouf un zevk ile okuduğum bir başka yapıtı.
Adam, telefondan ki, "eski bir arkadaş" olarak yorumladığı, taaaa ! uzaklardan gelen, iç kargaşadan dolayı bırakıp gittiği kendince haklı sebeplere bağladığı, doğudaki , Akdeniz in en doğusundaki ülkesinden gelen bir çağrı üzerine kurulmuş mükemmel kurgu.
Dinler arası, toplumlar arası gerek dayanışması gerek çatışması, Orta Doğudaki çalkantının analizi, mükemmel bir anlatım yöntemiyle kaleme alınmış. Arkadaşlık bağlarının, çok uzaklara dağılsalar bile aralarından ecelle ayrılanlar olsa bile, zamanla nasıl yön değitireceğini, ama nasıl bir dayanışmaya gereklilik duyulacağını, anısal, hatırasal bir yazım tekniği ile; Bir nevi yazarın kendi hayatını özetlediği, ama beklenmeyen finali ile yazarın "ben olmayabilirim sevgili okurum " dercesine bitirdiği çok çok güzel bir kitap. tavsiyeye şayandır efendim.
1975 Lübnan iç savaşı sonrası dağılan arkadaşlıklar ve 2001 yılında içlerinden birinin ölümü sonrası farklı ülkelerden eve dönüş yoluna çıkanların hikâyesi.

Kitap, başkarakter Adam’ın Fransa’dan ülkesine dönüşünden büyük buluşmaya kadar ki 16 günlük süreyi, geçmiş-dün-bugün arasında hesaplaşmaları, ertelenmişlikleri, pişmanlıkları, keşkeleri anlatıyor. Kitap boyunca olması beklenen buluşmanın anlatımını öyle hayal ettim ki, öyle heveslendiriyor ki yazar, gözümde buluşma sahneleri canlandırdım ama ne yazık ki beklediğim gibi hasretin son bulduğu bir son olmadı. Acaba beklediklerini bulacaklar mı sorusu cevapsız kaldı. Son oldukça sönük kalmış. Oysa Adam’ın heyecanla arkadaşlarını bir araya toplamak için uğraşlarının neticesi okurun hak ettiği bir son olmalıydı. Aslında hiçbir kitap bu yorumumu hak etmez, yazar okurun beklentisini tabii ki karşılamak zorunda değil ama bu kitapta bunu çok şiddetle istedim. Galiba romanlarda bile Doğu’nun kaderi hep aynı, sanırım Doğu mutlu sonu hak etmiyor.

Kitapta hoşuma giden iki nokta var: Birincisi hepsi farklı dinlerin mensupları olan karakterlerin inanç çatışmaları neredeyse hiç yok. Bir zamanlar Doğu her dinden insanın bir arada mutlu yaşadığı bir yerdi düşüncesi oldukça güzel anlatılmış. İkincisiyse sanırım ülkesinden kaçan herkesin başka ülkelerde refah seviyesine, saygın noktalara ulaştığını görmek. Sanırım bunda da Maalouf’un Lübnan’dan Fransa’ya gitmiş ve başarılı olmuş olması yatıyor. Tabi yazarın bu durumu daha da gerçekçileştiriyor olayları.

Yazar diğer kitaplarında da olduğu gibi sizi yoğun bir tarih konusu içine çekmiyor hatta uzunca bir süre dönemin, yerin neresi olduğunu anlayamıyorsunuz, başka kaynakları araştırırsanız hikâye tam oturuyor zihninizde.

İnsan savaş halinde ülkesini terk etse, gitse mi uzaklara pişman olur yoksa kalsa mı, burada belirsizlik hâkim ve karar okura kalmış.

Geriye dönüp baktığınızda görmek istediğiniz orada en son bıraktığınız insanlar, onlarla biriktirilen anılar. Anılar gerçekten sizi siz yapan, dünü var eden. Yoksa yaşanmışlığın, geçmişin izlerinin olmadığı ev neye yarar ki! Sizi çağıran ev değil, yuva.

Siz, Maalouf’un gözüyle doğudan uzakta “Doğu’dan Uzakta”yı okuyun.
Doğu'dan Uzakta Amin Maalouf'un okuduğum beşinci kitabı olmakla beraber, yazarımızın da son kitabıymış.
Kitaba gelecek olursak kitabın ana temasında Ortadoğu' nun en küçük ülkesi olan Lübnan ve Lübnan iç savaşı var. Fransa'nın mandater devletlikten çekilmesiyle 1941 yılında bağımsızlığını kazanmış Lübnan. Lübnan Ortadoğu' nun en küçük ülkesi olmasının yanında bununla ters orantılı olarak birçok etnik grubu içinde barındıran bir ülke.Bu durum da 1958 yılından itibaren iç çatışmaları başlatarak, 1990 yıllarına dek sürecek Lübnan iç savaşının başlamasına neden oluyor.
Kitabımız kısaca Lübnan İç Savaşının başladığı 1975 yılında henüz üniversite çağında, farklı düşüncelerde olan bir grup arkadaşın savaş yüzünden kopan bağlantılarını ve yıllar sonra yüzleşmelerini anlatıyor.
Neden gittiler, neden kaldılar ve neden öldüler?
Kitabın kurgudan ayrı olarak 'doğu' yu anlatması, incelikle verilen bilgiler oldukça iyiydi. Gerek ülkeler gerek dinler konusunda yer yer karşılıklı konuşmalar şeklinde işlenmiş olması insanı daha az yoruyor. Kurgu kısmında yine arkadaş buluşması teması ve dönüş aynı şekilde güzel olan kısmıydı.

-------Spoiler

Ancak öncelikle Adam'ın ilişki hikayesi beni oldukça kızdırdı. Yani dinlerin yaşanışını, milletlerin durumunu eleştirmesini anlarım ama bu durum onlardan ayrı olarak tüm insanlık için belirli bir ahlak kavramını aşmıştı bana göre. Benim anlamadığım bir durum söz konusu değilse yazar sanki haklı çıkarmaya çalışıyordu.
Ayrıca Adam arafta değil tam bir batılıydı benim gözümde. Ve arkadaş grubuyla seçkin elitlerdi. Hepsi zengin, hepsi başarılı.
Ek olarak, bence sonu oldu bittiye getirilmiş onca okuduktan sonra 5 10 sayfada gidişat değişip bitivermiş. Bir anda 'son'. Olumluyu geçtim, daha dolu bir son olsaydı keşke.

-------Spoiler

Yine de baştaki sebeplerle okunmalı diyorum.
Lübnan asıllı Fransız yazar Amin Maalouf, deneme niteliğindeki kitabı Ölümcül Kimlikler'de ifade ettiği düşüncelerini bu sefer roman türünün imkânlarını kullanmak suretiyle roman kahramanlarını konuşturarak bir kez daha gün yüzüne çıkarmış âdeta Doğu'dan Uzakta adlı kitabında.

Murad, Adam, Naim, Ramiz, Ramzi, Bilal, Semiramis, Albert, Nidal ve Tania üniversite yıllarında çeşitli fakültelerde okuyan ve farklı dinlere mensup olsalar da çok iyi anlaşıp, birlikte çok güzel vakit geçiren, sahip oldukları özgür ve özgün fikirleriyle birbirlerini besleyen ve bu şekilde olan birlikteliklerinin asla sona ermeyeceğini zanneden gençler...

Ama kaderin ve içinde bulundukları tarihin onlar için planı bambaşka olacaktır ve bu gençlerin büyük bir çoğunluğu doğup büyüdükleri ve gençliklerinin en güzel yıllarını geçirdikleri toprakları terk etmek zorunda kalacaklardır ve dünyanın dört bir yanına savrulacaklardır.

Murad ve daha sonra kendisiyle evlendiği Tania ise kargaşa ve savaşa rağmen sonuna kadar ülkede kalmayı tercih edeceklerdir. Ama onların bu tercihi, ülkeyi terk eden arkadaşlarını suçlamalarına dolayısıyla onlarla aralarının açılmasına ve irtibatlarının yok denecek kadar zayıflamasına sebep olacaktır.

Fransa'ya yerleşen Adam bir sabah Tania'dan telefon alacak ve arkadaşı Murad'ın ölmek üzere olduğunu, Murad'ın ise kendisiyle görüşmeyi çok istediğini öğrenecektir. Murad'a, savaş sırasında yaptıkları sebebiyle çok kızgın olan Adam mazeret uydurarak arkadaşını görmeye gitmeyi kabul etmek istemeyecek fakat eşi Dolores'in ikna ve teşvikiyle yola çıkmaya karar verecektir.

Adam, ilk uçakla, savaş ve kargaşa sebebiyle terk ettiği ve yaklaşık çeyrek asırdır gitmediği topraklara Murad'ı görmek vesilesiyle gidecektir, fakat Murad onu bekleyememiştir, Adam henüz yolda iken hayata veda etmiştir. Adam, Murad'ın eşi Tania'ya taziye ziyaretinde bulunup derhal ülkeyi terk etmek istemektedir. Fakat olaylar zinciri ilk anda düşündüğünden çok farklı gelişir ve bir müddet daha orada kalmaya karar verir.

Semiramis'in oteline yerleşen Adam, Tania'nın ısrarı üzerine yine Tania'nın Murad'ın vefatı sebebiyle düzenlenmeyi düşündüğü toplantıya katılmaları için eski ekibi tıpkı çeyrek asır öncesinde olduğu gibi bir araya getirmeye ikna olur. Bunun için hemen kolları sıvayan Adam, farklı ülkelerde olan arkadaşlarına e-posta yoluyla, hâlâ orada olanlara ise bizzat yanlarına giderek ulaşmaya çalışır. Toplantı mekânının ve zamanının ayarlanabilmesi için Adam ve arkadaşları arasında yapılan yazışmalarda ve konuşmalarda hep bir geçmişle yüzleşme ve hesaplaşma vardır.

Nihayet on altı günlük hareketli bir sürecin akabinde Adam, mülteci konumundaki bütün arkadaşlarının ülkeye gelişlerini sağlamıştır. Artık toplantı için belirlenen mekânda buluşabilmek için geriye sadece belirlenen zamanın gözetilmesi bir de hayatını keşiş olarak devam ettirmeye karar veren Ramzi'nin manastırdan getirilmesi kalmıştır.

Adam, otelin şoförüyle manastıra vardığında Ramzi çoktan hazırdır. Bu arada konuklar kararlaştırılan saatten daha erken bir vakitte otelde toplanmaya başlamışlardır. Adam, Ramzi ve şoför manastırdan ayrıldıktan sonra dönüş yolunda kaza yapmışlardır. Şoför ve Ramzi olay mahallinde can vermişlerdir. Adam ise bilincini kaybetmiştir ve doktorların ifadesine göre uzun bir süre ölüm ile hayat arasında kalacaktır ve sonra bir tarafa meyledecektir.

Arkadaşlar arasında beklenen buluşma gerçekleşmemiştir, nihai buluşma günü nihai ayrılık gününe dönüşmüştür. Hiçbir şey eskisi gibi olmamıştır, olamamıştır; tıpkı ne çeyrek asır sonra gittikleri topraklarının eski toprak ne de insanlarının eski insanlar olmadığı gibi...
Doğu'dan Uzakta, gençliklerinin en güzel dönemlerini bir arada geçiren, hayalleri ve umutları olan bir grup insanın, ülkelerinde patlak veren iç savaştan sonra farklı yerlere dağılmasını ve yıllar sonra, eski arkadaşlarından birinin cenazesi dolayısıyla tekrar ülkelerine dönmeleriyle başlayan 16 günlük bir yüzleşmenin romanı.
Yazarın kendi hayat hikayesini yazdığını düşündüğüm kitap ta;Lübnan da iç savaşın başladığı yıllarda, birbirlerinden ayrılan bir grup arkadaşın, ülkede kalmış olan bir arkadaşlarının cenazesi dolayısıyla 20 yıl sonra bir araya gelip geçmişleri ile hesaplaşmalarının hikayesi anlatılmaktadır. Ortodoğu da yaşanan olayları da farklı hayatlar üzerinden görmek mümkün olmaktadır.
Gitmelere, kalmalara ve kaçmalara dair..
Bir hesaplaşma ve sonrası yok oluş..

Akıcı ve düşünsel anlamda zengin bir kitap. Amin maaloufun üslubu ve diğer kitaplarını sevdiyseniz, bunu da pek seversiniz.
''...eğer ikiniz de kitap okuyanlar alemine aitseniz paylaşılmış bir cennete el ele girmek üzeresiniz demektir.''
Kitapların büyüsünden sık sık söz edilir. Ama bu büyünün çift yönlü olduğu pek söylenmez. Bir okumanın büyüsü bir de kitaplardan bahsetmenin büyüsü vardır.
Ben bugün dinin her yere sokulmasına ve her şeyin onunla gerekçelendirmesine öfkeleniyorum. Böyle giyiniyorum, çünkü dinim böyle istiyor. Şunu veya bunu yiyorum, çünkü dinim böyle istiyor. Arkadaşlarımı terk ediyorum ve hiçbir izahat verme ihityacı duymuyorum, çünkü dinim çağırıyor. Dini her işe karıştırıyorlar ve ona hizmet ettiklerini sanırken, aslında kendi ihtirasları veya kendi delice hevesleri için dini kullanıyorlar.
Din elbette önemli, ama aileden, arkadaşlıktan, sadakatten daha önemli değil. Ahlakın yerine dini geçiren insanların sayısı durmadan artıyor. Sana caiz olandan ve olmayandan, mübahtan ve mekruhtan söz edip sözlerini alıntılarla destekliyorlar. Bence neyin dürüstlüğe veya adaba uygun olduğuyla uğraşsalar daha iyi ederler. Bir dinleri olduğu için ahlaka ihtiyaçları kalmamış gibi davranıyorlar
İki uçurum arasında kalmış gibiyim. Ne ileri, ne geri gidebiliyorum. Bu daha ne kadar böyle sürecek?..
İnsanın kendi iç hesaplaşmalarıyla tamamen baş başa kalmak istediği anlar vardır ve o noktada en küçük bir dış müdahale bile saldırı gibi algılanır.
O," Arkadaşlarım gitti, annem babam öldü ve ben de yaşlanmayı beklerken diri diri gömüldüm"dedi.
"Ma sar chi, ma sar metlo." Bunu bazen öğrencilerime kendimce tercüme ederek söylüyorum. "Olup biten her şey daha önceden olup bitmiş bir şeye mutlaka benzer."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Doğu'dan Uzakta
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
460
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750823848
Kitabın türü:
Çeviri:
Ali Berktay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Geçmiş... bıraktığın yerde mi hâlâ?

Amin Maalouf’tan unutulmayacak bir “eve dönüş” romanı

Amin Maalouf’un merakla beklenen yeni romanı Doğu’dan Uzakta, kaderin ve tarihin acımasızlığında terk ettikleri yurtlarına dönen bir grup arkadaşın hikâyesini anlatıyor.
Doğu’dan Uzakta, bir yüzleşmenin romanı: Gençliklerinin en güzel dönemlerini bir arada geçiren, ülkelerinde patlak veren iç savaştan sonra farklı yerlere dağılan ve yıllar sonra, eski arkadaşlarından birinin cenazesi için tekrar ülkelerine dönen bir grup arkadaş... Açıkça belirtilmese de Lübnan İç Savaşı’nın getirdiği yıkımlara ve Ortadoğu coğrafyasının kültürel, tarihsel ve toplumsal sorunlarına dair çok çarpıcı gözlemlere de yer verenDoğu’dan Uzakta’da Maalouf, yine en iyi bildiği şeyi yapıyor: Doğu’yu anlatıyor.

Kitaptan:

“Yenikler her zaman kendilerini masum kurbanlar olarak göstermek eğilimindedirler. Ama bu gerçeğe tam uymaz, hiç de masum değildirler. Yenildikleri için suçludurlar. Kendi halklarına, kendi medeniyetlerine karşı suçludurlar. Sadece yöneticilerden değil, benden, senden, hepimizden bahsediyorum. Bugün tarihin mağluplarıysak, hem kendi gözümüzde hem de tüm dünyanın gözünde aşağılanmış durumdaysak, bu sadece başkalarının değil, öncelikle bizim suçumuzdur.”

Kitabı okuyanlar 803 okur

  • Eclipse
  • Hasan Kodal
  • Fevi Akargöl
  • Serife Keserci
  • Çağrı Deniz
  • Ömer Dalkılıç
  • Seren
  • gamze
  • TUĞÇE ATMACA
  • Sinan Gökçe

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5
14-17 Yaş
%0.6
18-24 Yaş
%11.5
25-34 Yaş
%34.2
35-44 Yaş
%33.3
45-54 Yaş
%12.4
55-64 Yaş
%1.8
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%60.7
Erkek
%39.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.2 (36)
9
%24.1 (57)
8
%32.9 (78)
7
%19.8 (47)
6
%4.6 (11)
5
%3 (7)
4
%0
3
%0.4 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları