Karanlığın aydınlığa tahakkümü ne kadar sert olursa olsun yine de yok etmez ışığın hüzmelerini. Çırpınarak da olsa ışık, gidebildiği yere kadar gider ve dağıtır zerrelerini. Tıpkı çıkarlarına ters olduğu için Mani dinine savaş açan Krallların, iktidarların, marjinal din adamlarının bu dinin günümüze ulaşmasına "mani" olamadıkları gibi... Ne diyordu eskiler? Işık akar yolunu bulur.
Amin Maalouf görece sıkıcı olması beklenebilir tarihi bir konuyu öyle ustaklıkla aksetmiş ki sayfaların avuçlarınızda nasıl akıp gittiğini anlıyamıyorsunuz bile. Neredeyse unutulmuş olan Maniheizm dininin itibarı, yüzyıllar sonra ancak bu kadar mükkemmel bir şekilde iade edilebilirdi. Her ne kadar Maniheizm, Kemal KARA'nın o çok sıkıcı tarih kitaplarında "Uygurlar'ın resmi dini" olarak hatırımızda kalmış olsa da bu din hakkında en az Kemal KARA kadar bilgi sahibiydik. Ama bereket versin imdadımıza eserlerini Fransızca nakleden Lübnanlı yazar Amin Maalouf yetişti.
Peygamber olduğuyla alakalı net bir kaynak olmamakla beraber tarihin tozlu sayfalarında Mani'nin en az bir peygamber kadar müridinin olduğu ve çağının en güçlü imparatorluğu olan Pers İmparatorluğun'da bilhassa 1. Şapur döneminde nerdeyse imparatorluğun tüm sınırlarına kadar Maniheizimin ulaştığını okumaktayız. Tam olarak hiçbir dini reddetmeyen aksine onlardaki güzel mesajların da dinlenmesi gerektiğine inanan bu dinin kendine has bu özelliği sayesinde halk arasında ciddi bir tepkiselliğe neden olmamıştır. Her türlü zülme karşı oluşu, sınıfsal ayrımı reddetmesi, kaynakların ve zenginliğin herkesin hakkı olduğunu savunması ve insanın insana karşı hiç bir üstünlüğünün bulunmadığıyla alakalı buyrukları sayesinde bilhassa en alt zümreden insanaları etrafında rahatça toplamayı başarmıştır. Ama Mani bunu yaparak
Işık BahçeleriAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20254,997 okunma
Amin Maalouf’un Işıklı Bahçeler eserinin konusu hakikat arayışında olan, mani dininin öğretilerini müritleriyle paylaşmaya çalışan Mani isimli genç bir adamın bu uğurda yaşadıkları anlatmaktadır. Küçük yaşta annesinden koparılarak bir tarikatın bünyesinde büyüyen ve 24 yaşına geldiğinde kendisinin seçilmiş kişi olduğunu öğrenen Mani’ bir başkaldırıyla tarikatten ayrılır ve uzun yolcuğu, bu yolculuktaki serüvenleri başlar. Amin Maalouf klasik kurgu anlayışı olan birden fazla mekan, birden fazla kültür, klasik doğu motifleri ve anlayışı Işıklı Bahçelerde de karşımıza çıkmaktadır. Eser boyunca Mani’ farklı dinlerin, inanışların hüküm sürdüğü coğrafyalarda bütünleştirici bir etkiyle öğretilerini yaymaya çalışır. Dil olarak okuyucuyu yoran bir tarafı yok. Amin Maalouf’un diğer eserlerine göre kurgusal olarak yetersiz olduğunu düşünüyorum. Genel olarak akıcı ve keyifli bir kitap tavsiye ederim. İyi okumalar
Işık BahçeleriAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20254,997 okunma
"Bu kitap Mani'ye adanmıştır. O hayatını anlatmak istedi. Ya da yalanlarla, unutuşla örülmüş onca yüzyılın ardından seçilebilenleri."
Kitabın bitiş cümlesi bu şekildeydi, ben de yorumuma girişte kullanmak istedim. Maniheizm olarak gördüğümüz dinin kurucusu olan Mani'nin hayatını ve dönemin politik yapısını, devletlerini, coğrafyasını harika bir şekilde aktarmış Amin Maalouf.
M.S 200lü yıllarda Babil'de, Ktesifon (Tizpon)'da, Mani'nin babası Pattig'in gerçeği arayış istemiyle Ak-Giysililer cemaatine girişi ve hamile karısını geride bırakması ile başlıyor kitap. Birçok yasakları olan bu cemaatın lideri Mani doğunca onu da istiyor ve cemaatinde yetişmesini sağlıyor. Bu cemaatte büyüdükçe kendinj yalnız hisseden Mani hurma ağaçları arasında kendi iç dünyasına kapanıyor ve tek arkadaşı olan Malkos ile arada yasak olan şeyleri yapıyorlar. Malkos'un cemaatten atılması ile daha da yalnız kalan Mani yaşanılan bir olayla Tanrı'nın sesini içinde duyuyor ve insanlara doğru bir yol sunmak için seçildiğini anlıyor. 24 yaşında cemmati terk ederek doğru olduğuna inandığı fikirlerini yaymak için yola çıkıyor.
Part Medeniyeti'ne mensup olan Mani, Partların yenilip Zerdüşt inancına bağlı Sasani devletinin kurulduğu dönemde fikirlerini halka analtmaya çabalarken oldukça büyük bir ilgiyle de karşılaşıyor ve ister istemez yöneticilerin de dikkatini çekiyor. İlerleyen dönemlerde ise Sasani devletinin kararlarında, Romalılara karşı güdülen siyasetinde bile etkili olacak olan Mani hen döneme ışık tutarken hem de Işık Bahçeleri'nden gelen bilgi ile Tanrıyı, Aydınlık ile Karanlık'ın savaşını, insanlara doğruyu, iyiyi, ruhu beslenmesini anlatıyor.
İçinde inanılmaz güzel cümlelerin olduğu, baştan sona oldukça farklı noktalarda düşünmeye sevk eden, bilinmeyenler arasında kalan Mani dinini bize
Işık BahçeleriAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20254,997 okunma
Amin Maalouf daha önceden Semerkant ve Doğu'nun Limanları kitaplarını okumuştum ve çok beğenmiştim.
Aynı lezzeti Işık Bahçeleri kitabında çok bulamadım maalesef.
Kitap, Mani inancının başlaması ve yayılmasını konu alıyor. Yer yer kendimi veremediğim noktalar oldu.
Yazarın kalemini seviyorum ve Afrikalı Leo ile okumaya devam edeceğim.
Amin Maalouf’un daha önce Afrikalı Leo kitabını okuyup zihnimde hiç anlamlandıramamıştım. Ondan sonra biraz tereddütle başlasam da bu kitabına bayıldım. Kalemi,dili, olayları ifade ediş biçimleri şahane. Kitabı okurken bilgiye doyuyorsun. Hatta öyle ki aralar verme, kısa araştırmalar yapma gereği duyuyorsun. Kitapta asıl olarak Mani ve Mani dini dediğimiz olgudan bahsedilse de bunun ortaya çıkışı,sürüşü; yine bu dönemlere denk gelen Sasani ve Roma İmparatorluklarının savaşı,hükümdarlarla olan diyalogları ve daha bir sürü tarihi olayla harmanlanmış. Tüm coğrafyalarda gezindiğiniz bir kitap olacağına eminim. Yazarın diğer kitaplarıyla tanışmak için sabırsızlanıyorum.
Gerçekten çok güzel bir kitaptı . Çok beğenerek okudum. Mani dininin temelinden bahsediyor. Bakış acimi değiştiren ufkumu genisleten kitapları çok severim. Buda böyle bir kitaptı. İyi okumalar herkese
Işık BahçeleriAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20254,997 okunma
Tarih derslerinden kulağımıza aşina bir kavram 'Maniheizm'. Uygur Türklerinin bir dönem benimsediği batıl dinlerden diye geçiştirilivermişti ders esnasında. Batıl lafzını duyduk ya, hiç oralı olmadık bir daha da. Neymiş, nasıl bir inanışmış, nerden gelmiş ? Yok.
Babil'in oğlu Mani tebliğ etmiş meğer bu inanışı. Henüz küçük yaşlarda kendine görünen kendi sûreti vahyetmiş üstelik. Öyle bir çağda gelmiş ki Babil'in oğlu, hak ile batıl iç içe imiş. Herkes kendi
çıkarına bir Tanrı zikredip ona inanırmış. Hz. Isa'dan 200 yıl sonra tam bir karmaşa hali varken, çeşit çeşit topluluklar kendilerini Hak görür iken gelmiş Babil'in oğlu.
Ne mi anlatmış insanlara? Işık Bahçelerini elbet. Işığın geldiği kaynağı anlatmış. Herkes özünde birdir, kimse kimseden üstün değildir diye haykırmış yüzbinlerce kişiye. " Umudum, dünyanın doğusuna ve insanların yaşadığı bütün topraklara ulaştı..." diyerek yükselmiş, "Seyredin beni, görüntüme doyun, çünkü bu
sûrette beni bir daha göremeyeceksiniz. " diyerek de veda etmiş müridlerine. .
Amin Maalouf'un kalemini bu yüzden seviyorum sanırım. Tarihte tozlanmış, unutulmuş hikayeleri anlatıyor. Ses oluyor geçmişten günümüze.
Mani ile yürüyüşe hazır olun şimdi, sizi ışık bahçelerine götürsün..
Kısa sürede hızla büyüyüp geniş bir coğrafyaya yayılan bir hoşgörü dini ve kurucusunun yaşamı üzerinde şekillenen bir roman Işık Bahçeleri.
Mani/Maniheizm'in kurucusu Mani'nin hayatını, Pers İmparatorluğu içinde öğretilerini halk arasında yaymasını ve bir şikayet üzerine tutuklanıp trajik idamı arasında geçen yaşamı konu ediliyor.
Akıcı bir dil, süre giden bir kurgu, tarihsel gerçeklik aktarımı ile Amin Maalouf bizi yakın ama uzun bir yolculuğu çıkarıyor. Buda eseri okunası kılıyor.
Amin Maalouf Mani'ye adamış bu kitabı. Kim Mani? İsa peygamberin ölümünden iki yüz yıl sonra yaşamış Mani. İnancını, içindeki ışığı , Işık Bahçelerinin öğretisini , bağışlayıcı dinini , insan doğa ve Tanrısallık arasındaki uyumu anlatmaya çalışmış. Tüm öğretilerinden geriye çok az şey kalmış. Dönemindeki politik sorunlar, bağnazlık ve iktidar hırsı Mani'yi ve öğretilerini yok etmiş , tahrip etmiş ve günümüze Işık Bahçelerinin öğretisinden çok az bir bilgi ulaşabilmiş.
Amin Maalouf Mani'ye adadığı bu kitapta, onun inancını, döneminde yaşanılanları, dönemin politikasını ve iktidar hırsını, toplumun yaşayışını anlatmış.
Tarihi romanları sevenlere ve Mani'yi tanımak isteyen herkese tavsiyemdir.
Işık BahçeleriAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20254,997 okunma
Kitabı büyük bir zevkle okumadım. Hatta yer yer sıkıldım da. Ancak düşüncelerimizin, bilgilerimizin sınırlarını yeniden tayin eden kitaplardan biri olduğunu söyleyebilirim. Amin Maalouf'un kitaplarının ayırıcı vasfı bu galiba. Sadece bir hikaye, bir roman okumakla kalmıyorsunuz, kitapları öğretiyor. Neyi? İnançları, coğrafyayı, tarihi, felsefeyi... Dolayısıyla sıkılsamda, okunması gerektiğini düşündüğüm kitaplardan biri oldu.
Bu kitapta Mani'yi tanıdık. Sırada ne var?
Amin Maalouf ya da Emin Maluf (Arapça: أمين معلوف Emin Maʿluf), 25 Şubat 1949 Beyrut doğumlu, kitaplarını Fransızca yazan Lübnanlı yazar. 1976'dan beri Fransa'da yaşamaktadır. Yazar 1993 yılında Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülüne layık görülmüştür. Kitapları 40'tan fazla dile çevrilmiş, eserleri Fransa'da ve çevrildiği birçok dilde geniş okur kitlesine ulaşmıştır.
1949'da Beyrut, Lübnan'da doğdu. Annesi Türk kökenli Mısırlı, babası Melkite Katolik cemaatindendi. Ekonomi ve toplumbilim okuduktan sonra gazeteciliğe başladı. Lübnan'da iç savaşın çıktığı 1975'e kadar Lübnan'da gazetecilik yaptı. Bu tarihte Paris'e göç etti. Yazar halen Paris'te yaşamaktadır. Çeşitli yayın organlarında yöneticilik ve köşe yazarlığı yapmış olan Maalouf, bugün vaktinin çoğunu kitaplarını yazmaya ayırmaktadır.
Yapıtlarında çok iyi bildiği Asya ve Akdeniz çevresi kültürlerinin söylencelerini başarıyla işleyen Maalouf, 1983 yılında yayımlanan ilk kitabı Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri (Les Croisades vues par les Arabes) ile tanındı. Bu kitap, çevrildiği dillerde de büyük bir başarı kazandı. 1986'da yayımlanan ve aynı yıl Fransız - Arap Dostluk Ödülü'nü kazanan ikinci kitabı ve ilk romanı Afrikalı Leo (Léon l'Africain) bugün bir "klasik" olarak kabul edilmektedir.
Maalouf'un 1988'de yayımlanan ikinci romanı Semerkant (Samarcande) da coşkuyla karşılandı ve pek çok dile çevrildi. Maalouf'un sonraki kitapları da yine roman tarzındaydı: 1991'de yayımlanan Işık Bahçeleri (Les Jardins de Lumiére) ve 1992'de yayımlanan Beatrice'den Sonra Birinci Yüzyıl (Le premier siècle après Béatrice).
Maalouf, 1993'te yayımlanan romanı Tanios Kayası (Le Rocher de Tanios) ile Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü'nü kazandı. 1996'da Doğunun Limanları (Les Echelles du Levant) adlı romanı ve 1998'de ise Ölümcül Kimlikler (Les Identités Meurtrières) adlı deneme kitabı piyasaya çıktı. 2000'de Yüzüncü Ad - "Baldassare'nin Yolculuğu" (Le Périple de Baldassare) adlı romanı yayımlandı.
Ayrıca 2002'de opera için yazdığı ve Finlandiyalı müzisyen Kaija Saariaho'nun bestelediği Uzaktan Aşk (L'Amour de loin) Maalouf'un ilk librettosudur. 2004'te yayımlanan Yolların Başlangıcı (Origines) adlı ailesini anlatan bir çeşit hatırat kitabından sonra, 2006 yılında Adriana Mater adlı ikinci librettosunu yayınladı.
Kitaplarında genellikle doğuya ait öğeleri çok iyi işlemektedir. Doğuya ait gelenek ve görenekleri kitaplarında mutlaka tanıtır. Birçok kitabında Osmanlı-Türkiye üzerine yorumlara da rastlanmaktadır. Afrikalı Leo kitabında Osmanlı ve Yavuz Sultan Selim'in Kahire seferinde 8000 kişiyi öldürdüğünü iddia etmiştir. Kitaplarında doğu halklarının neden geri kalmış olduğu konusunda analizler ve tespitler yapmaktadır. Kitapları roman tarzında yazılmış da olsa sosyolojik temalar kitaplarında sürekli olarak işlenir.
Kurgusal eserleri
Afrikalı Leo (1986)
Semerkant (1988)
Işık Bahçeleri (1991)
Beatrice'den Sonra Birinci Yüzyıl (1992)
Tanios Kayası (1993)
Doğunun Limanları (1996)
Yüzüncü Ad (2000)
Doğu'dan Uzakta (2012)
Empedokles'in Dostları (2021)
Opera librettoları
Uzaktan Aşk (2002)
Adriana Mater (2006)
Kurgusal olmayan eserleri
Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri (1983)
Ölümcül Kimlikler (1998)
Çivisi Çıkmış Dünya (2009)
Uygarlıkların Batışı(2019)
Hatırat
Yolların Başlangıcı (2004)