Deniz Küstü

Yaşar Kemal
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·430 syf.··
Beğendi
·
2023 22. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2023 12:18
Nasıl bir girizgah yazacağıma karar vemekte zorlansamda .... İlk aklıma gelen nasıl ki Rusya diyince Dostoyevski, İngilizlerin'in Shakespeare varsa bizimde gururla Yaşar Kemalimiz var oldu O yazarlar kendi ülkesine ait kültür,gelenek ve göreneklerini , doğasını, insanını , insanın var olma savaşını kendi motifleriyle nasıl başarılı bir şekilde anlatmışlarsa Yaşar Kemal de bizi bize ne bir eksik ne bir fazla tam kıvamında anlatmayı başarmıştır.Onun kendi nev-i şahsına münhasır yazım tekniği olan tekrarlar bazı okurları sıkabilir.Ne yalan söyleyeyim ilk okuduğum Bir Ada hikayesi beni de çok sıkmıştı ama kitap bittikten çok sonra ne zaman bunalsam ,kaçacak yer arasam hep hayalimde o adaya gidip dolaştım .Yazdıklarını okuyucuya yaşatıyor tıpkı adı gibi ,bir isim kişiyle ancak böyle güzel bütünleşir . Ama bu kitap Yaşar Kemal ile tanışma kitabı olmamalı , daha ince ve tekrarların neredeyse daha az olan Bin boğalar, Ağrı Dağı,Üç Anadolu Efsaneleri,Tek Kanatlı Kuş ile başlanmalıdır. Peki Deniz Küstü bize ne anlatmakta , Olaylar Zeynelin işlediği bir cinayetle başlar... Kelebek etkisiyle oluşan karmaşa üzerine kitap ilerlemekte. Aynı mahallede yaşayan Zeynel ve balıkçı Selim'in hayat mücadelesi,bu mücadelede yolların nasıl kesisip birinden nefret ederken , birine nasıl muhtaç ettiğine şahitlik ettiriyor.Tıp kı gerçek hayat gibi (komşu komşunun külüne muhtaç)mevzusu koşuşturma içinde hiç bir kopukluk hissettirmeden işleniyor. Karakterlerin var oluş için verdikleri zorlu savaş içinde doğa ya olan hor kullanılışı , kontrolsüz ve vahşice balık avına,Haliç'in içler acısı durumuna üzüldüm.Ama yazar Selim balıkçıyı bu doğa düşmanlarına karşı tek başına bir süper kahraman ilan eder balıklar için kendini paralarken , beğendiği her arsaya dikdiği onlarca ağaçla kendi
Deniz KüstüYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20161,538 okunma
Yaşar Kemal’in Mavisine Küsen Dünya
5/10
·430 syf.··
2023 13. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2023 21:48
İstanbul’un kalabalığıyla denizin yalnızlığı arasında geçen bu roman, bir yanıyla insanın insana, bir yanıyla da insanın doğaya yabancılaşmasını anlatır. Başkahraman Selim Balıkçı, hayatı boyunca denizle yaşamış, denizle konuşmuş bir insandır. Deniz onun için sadece bir geçim kaynağı değil, bir dost, bir sırdaştır. Fakat zamanla deniz de kirlenir, tıpkı insanların içi gibi… Yaşar Kemal, Selim’in gözünden hem balıkçıların yaşam mücadelesini hem de modernleşen şehirde doğanın nasıl yok edildiğini gösterir. Denizin artık eskisi gibi bereketli olmaması, aslında insanların vicdanının da tükenişidir. Selim bir gün denizin ortasında yalnız kalır; arkadaşlarının çıkar hırsı, insanların hoyratlığı onu hem denizden hem insanlardan soğutur. Fakat içindeki umut tam sönmez. Her şeye rağmen, denizin bir gün yeniden maviye döneceğine inanır. Roman, suyun yüzeyinde yüzen bir umut gibidir: Kırılmış, ama batmamış. Deniz Küstü bize sanki “insanın kendi iç denizine küsmesi” gibi yankılanabilir. Yaşar Kemal, sadece bir deniz öyküsü değil, bir içsel yolculuk anlatır. Denizin küskünlüğü, insanın içindeki huzurun kayboluşudur; ama dalgalar hâlâ oradadır yeter ki onları duymayı hatırlayalım. Keyifli okumalar olsun..
Roman
Deniz KüstüYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20161,538 okunma
Puan vermedi·430 syf.·
2026 2. kitabı
Olay örgüsü gereksiz uzatılmış bir roman, o kadar uzatılmışki bi süreden sonra konunun dışına çıkıyorsun ilk kez Kemal’in bir kitabını sıkılarak okuyorum. Elimden geldikçe kitapları yarıda bırakmak istemediğim için okumaya devam ediyorum şu an sadece başladığım işi bitirme derdindeyim yoksa kitap aşırı sıkıcıı
Deniz KüstüYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20161,538 okunma
Deniz küser mi?
10/10
·430 syf.··
2024 55. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2024 07:57
Niye küsmesin? İnsan küser, doğa küser , deniz küser... Hepsinin ipleri insanoğlunun elinde. İnsanın da doğanın da denizinde küsmesinin biricik sebebi bir insanlarız. Doğaya savaş, insana savaş, denizdeki balıklara karşı savaş... Bu savaşın sonu yok. Kendimiz kendi elimizle nefesimiz olan her şeyi tutuyoruz. Kendimizi bir kapalı kutuya koyup oksijensiz bırakıp ölüme bir kala o kutunun içinde yaşadığımızı sanıyoruz. Evet o kutu dünya. Nefesimiz; ağaçlar, doğamız, temiz kalabilen çevremiz denizlerimiz... Biz sadece bunlarla da yetinmeyip kendi kendimizi yok ediyoruz... Belki deniz küsmedi şu an ama bir gün küsecek. Selim gibi, Zeynel gibi, Zühre gibi, İhsan gibi o da küsecek. Onlar gibi... Kitabı bitireli 2 gün olmuştur. Vizelerden dolayı geç bitirdim. İncelemesine de anca vakit bulabildim. Kitabı bitirdiğimde içimde anlatacak çok şey vardı, hâlâ da var tabii ama bitirdiğim gibi keşke direkt yazsaydim diyorum. Çoğu duygumu, ilk anda bitirdiğim o andaki duygularımı ne kadar açıklayabilirim bilmem ama en güzel şekilde anlatmaya çabalayacağım. Çabalayacağım çünkü Deniz Küstü, Yaşar Kemal'in en az okunan kitaplarından biri ondan dolayı güzel ifade etmek anlatmak bir ödev gibi geliyor bana. Ayrıca değinmişken neden bu kadar az okunmuş anlam verememekle beraber çoğunun yarım bıraktığını düşünüyorum. Çünkü başlarda çok işlek kendini okutturan bir hikaye gibi gelmedi pek. Devam ettikçe sevdim devam ettikçe kendimi bütün karakterleri anlıyor buldum. Kitabı çok özümsemiş bir şekilde bitirdim. Kitap başlarda Zeynel'in işlemiş olduğu bir cinayetle başlar. Zeynel çocukluğundan beri hep hor görülmüş, insanlar tarafından hayvan gibi muamele görmüş, annesiz babasız bir çocuktur. Genç bir delikanlı olunca kendisine de nedenini açıklayamadığı bir cinayet işler. Ve okur için de Zeynel için de
1000Kitap
Deniz KüstüYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20161,538 okunma
Puan vermedi·430 syf.··
2023 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2023 19:11
Yaşar Kemalden muhteşem bir kitap İlk başta size sıkıcı gelebilir ama ilerledikçe çok güzel Kitabın konusu; insanlar, hayvanlar, ağaçlar sevgili okurlarımıza özenle tavsiye ediyorum Okumayan varsa öneririm... İYİ OKUMALAR...
Deniz KüstüYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20161,538 okunma
8/10
·430 syf.··
2026 5. kitabı
İtiraf ermeliyim ki , uzun zamandır bu kadar zorlanarak kitap okumamıştım Yaşar Kemal okumak zordur demişlerdi. Ne kadar zor olabilir diye düşünüyordum. Şimdi bu zorluğu nasıl tarif edeceğimi düşünüyorum 1970’ler - İstanbul Kitabın ağırlığını anlamakta şunu bilmenin önemi çok büyük ; bu kitap, kitap olarak değil TEFRİKA olarak, dergi için yazılmaya başlanmış. O zamanlar insanlar romanları gazete ve dergilerden takip ederlermiş. “Arkası Yarın” terimini duymuşsunuzdur muhakkak :) Yazıldığı dönemde, Marmara’da gerçekten bir yunus avcılığı başlıyor.(Lütfen araştırın çok üzücü şeyler var ). Ve Yaşar Kemal de romana ince bir eleştiri şeridinde başlıyor aslında. O zamanlar ‘gazeteci yazarların’ eleştiri formatı biraz bu şekilde :) Her bir bölümün bu kadar sahneli, olayların yavaş ve atmosferin ağır oluşunun temel sebebinin bu olduğunu düşünüyorum.. Kitapta bahsi geçen Menekşe’yi Haliç’i Zeytinburnu’nu , balık pazarını , Hayırsızada’yı .. görmüş , oralarda yaşamış gibiyim.. Haliç’in kokusu burnuma yapışmış gibi Bu kadar güçlü tasvirleri çok az yerde okudum. Ama sorun şu ki çook uzun..Sayfalar dolusu tasvir, tekrar ,tekrar.. Elbette metnin akılda kalıcılığı, insanın içine işlemesi biraz da bu tekrar dolu tasvirlerden geliyor ama aynı zamanda çok da zorluyor okurken.. Edebi olarak anlamak, o günleri anlamak, doğayı anlamak.. Metin, fiziksel tasvirlerle zorlarken psikolojik olarak da okuması zor durumlar içeriyor. İnsanlığın açgözlülüğünü, riyakarlığını, cahilliğini , yobazlığını, doyumsuzluğunu okurken bir taraftan saflığını temizliğini ama nasıl kirlendiğini de okuyoruz. Karakterleri anlamak zor. Bir şeye dümdüz sinirlenip dümdüz üzülmüyorlar. Her tepkilerinin ardında başka bir hikaye yatıyor. İnsanların doğayla olan bencil ilişkisine tanık oluyoruz. Ki o günden bu güne
Deniz KüstüYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20161,538 okunma
8/10
·430 syf.··
Beğendi
·
2017 277. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2017 23:03
Şehrin, insanlığın, insanın çürümesi ancak bu denli güzel, bu denli etkileyici cümlelerle anlatılabilir. Her şeyden önce okurken insanda balık ekmek yeme hissi uyandırıyor. :)) O kadar güzel anlatılmış ki Menekşe halkının balığa doyumunu, yüzlerce kişinin sahilde verdiği balık ziyafetini, közü, mangalı, yardımlaşmayı, emeği, alın terini, denizi, kumu, çakılı, martıları, yeryüzünü, gökyüzünü, bulutları, ağızdan dolma söylentileri, haber uyduran gazeteleri, algı yönetimini... Sonra insanlığın tüm çağlarda olduğu gibi günümüzde de kötü olabildiğini.... Ama yine de bu kadar kötülüğün içinde temiz, iyi insanların da hep varolduğunu ve varolmaya devam edeceğini... Yaşar Kemal, Deniz Küstü romanında bize, okuyucuya, insanlığa adım adım çürümenin tasvirini yaparken diğer yandan da Balıkçı Selim'i ve yunuslarıyla tüm kötülüklere rağmen hala dimdik insancıl kalan bir taraf olduğunu da aktarıyor. Ama yine de bir uyarıda bulunayım. Yaşar Kemal'in yazım diline, cümle kurulumuna, betimlemelerine, olayı anlayış tekniğine vakıf olmayanlar için kitap müthiş sıkıcı gelebilir. O yüzden bu durumda olan okurlardan bir isteğim olacak: Eğer Yaşar Kemal'in en azından bir kaç eserini daha önce okumamışsanız lütfen bu kitaba başlamayın, aksi takdirde başlayıp da yarım bıraktığınızda kitaba büyük haksızlık etmiş olursunuz.
Deniz KüstüYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20161,538 okunma
Deniz küsecek bize...
9/10
·430 syf.··
Beğendi
·
2021 237. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2021 16:33
İncelemeye nasıl başlayacağımı bilmiyorum doğrusu. Ama başlamak da gerek. Yaşar Kemal bu romanında bize insanları anlatıyor. İnsan nedir? sorusuna verilecek en iyi cevap olabilir bu roman. İki karakter üzerinde durulmuş. Biri Selim Balıkçı.. Selim Balıkçı, kendi halinde, insanlarla pek konuşmayan, dışardan sert görünen biri. Fakat içi sevgi ile dolu. Bazen günlerce ortalıkta görünmediği olur. İnsanlardan kaçmıştır bu günlerde. Denize açılır, denize sığınır. Bir gün bir balığa sevdalanır. Yunus balığı. Ama bu balıkta gezici bir balıkmış, deniz deniz gezermiş. Selim Balıkçı Ağrı'da askerlik yaptığı sıralarda vurulur. İstanbul'a, Cerrahpaşa hastanesine gönderilir. Burada sarı saçlı bir hemşireye aşık olur. Ama o hemşirenin adını sormayı bir türlü akıl etmez. Sonraları ise "ben bir balıkçıyım. Onu şu pis kulübede yaşatmam." diyerek saray gibi bir ev yapmak için para toplamaya başlar. Her sene eline alır parasını gider arsa sahibine, arsa sahibi ise arsalar değerlendi bu para yetmez der. Öbür sene de üstüne para koyar ve yine gelir, ve yine arsalar değerlenir. Böyle derken Selim Balıkçı yaşlanır. Burada umuttan bahsediyor Yaşar Kemal. İnsanın hep umut ettiğinden... Diğer karakter ise Zeynel, Zeynel ailesi katledilen bir gariban. Tüm Menekşe halkı ona sahip çıkar, ama onun sonu da olacaktır bu Menekşeliler. Zeynel, içine kapanık, utangaç, herkesin yardımına koşan, ekmeğini elinden alsan sesini çıkarmayacak biri. Fakat bir gün kahvede bir adamı öldürür. Zamanında onu çok kötülük etmiş birini. Nedir Zeynel gibi birini bu hale getiren? İnsanlar. Zeynel, cinayetten sonra kaçar. Ama herkesi de polis ya da düşmanı sanmaya başlar. Şüphe insanı bitiriri Yaşar Kemal o kadar iyi anlatmış ki. Bu şüphe de Zeynel'in sonu olacaktır. Zeynel'in bu sanrılı hallerini o kadar ustalıkla
Deniz KüstüYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20161,538 okunma
10/10
·430 syf.·
2020 4. kitabı
Yaşar Kemal, Denizküstü’de Anadolu’dan göçüp, İstanbul’un küçük bir sahil mahallesine yerleşmiş olan insanların hayalleri, umutları, yaşamları, dedikoduları, nasıl yozlaştıkları, insanlıklarını kaybettikleri, yalanları, zalimliklerini anlatıyor. Balıkçı Selim ve katil Zeynel ana karakterler olmasının yanında, güçlü yardımcı karakterlerde bulunuyor. Balıkçıların çok para kazanabilmek için, o güzelim yunusları nasıl öldürdükleri, Yüreği güzel Selim Balıkçı’nın üzüntüsü, insanları durdurmaya çalışması, o balıkçıdan diğerine koşturması çabaları, o kadar güzel anlatıyor ki, sanki ben de Selim Balıkçı gibi orda oraya onun yanında koşturuyorum. Zavallı Zeynel, öksüz, yetim, çocukken bu mahallede yaşamaya başlıyor, herkes horluyor onu, bütün işlerini yaptırıyor, parasını vermiyorlar, güçleri yetiyor ya, ezdikçe eziyorlar ve sonunda katil Oluveriyor Zeynel. Sonunda dediğime bakmayın, kitabın başında bu olay gerçekleşiyor, spoiler vermiyorum katil Zeynel’in polisten kaçışları, medyanın Zeynel’i büyüterek günden güne gangster haline çevirmesi de o kadar detaylı anlatılıyor ki, ben yine Zeynel’le birlikte İstanbulda sokak sokak, semt semt kaçıyor gibiyim. Yaşar Kemal o kadar ustaca yazıyor ki, okuyucu ( belki sadece ben böyleyimdir :) her karakterle birlikte kitabın sayfalarını yaşıyor. Bu ana tablonun yanında, istanbul’un farklı semtleri, çamurlu sokaklar, tekneler, gecekondular, balıkçılar, kahvehaneler, hanlar, İstanbul’a dair tarihi mekanlar kusursuzca anlatılıyor. İyi ki bizim coğrayamızda yaşamışsın Yaşar Kemal.
Deniz KüstüYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20161,538 okunma
Puan vermedi·430 syf.··
Beğendi
·
2017 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2017 16:14
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Yaşar Kemal İstanbul’u da en az çukur ova kadar güzel anlatmış. İstanbul’da bir balıkçı semti olan Menekşe’de geçen hikâyemiz Menekşe sakinlerinden Selim balıkçı ve Zeynel Çelik’in yaşadıkları olaylar çerçevesinde gelişir, zaman zaman duygu yoğunlukları tavan yapan kitapta zaman zaman da gözyaşlarımı tutamadığımı itiraf etmeliyim.
Deniz KüstüYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20161,538 okunma

Yazar Hakkında

Yaşar KemalYazar · 74 kitap
Yaşar Kemal (d. Kemal Sadık Gökçeli,] 1923; Gökçedam, Osmaniye), Kürt asıllı Türk romancı, senaryo ve öykü yazarı. Türk edebiyatının en önde gelen kalemlerinden biridir. İlk öykü kitabı Sarı Sıcak'ta da yer alan Bebek öyküsü ile ilk romanı İnce Memed, Cumhuriyet'te tefrika edildi. İnce Memed, yaklaşık kırk dile çevrilerek yayımlandı ve kitaplarının yurtdışındaki baskısı yüz kırktan fazladır. Yaşar Kemal pek çok yapıtında Anadolu'nun efsane ve masallarından yararlanmıştır. PEN Yazarlar Derneği üyesidir. Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen ilk Türk yazardır. Çocukluğu Yaşar Kemal, Nigâr Hanım ile çiftçi Sadık Efendi'nin oğlu olarak aslen Van-Erciş yolu üzerinde ve Van Gölü'ne yakın Muradiye ilçesine bağlı Ernis (bugün Ünseli) köyünden olan bir aileden dünyaya geldi. Kendi anlatımına göre bir Türkmen köyünde tek Kürt ailenin çocuğu olarak doğup büyüyen Yaşar Kemal, evde sadece Kürtçe köyde ise Türkçe konuşurdu. Ailesi, Birinci Dünya Savaşı'ndan dolayı Adana'nın Osmaniye ilçesine bağlı Hemite (bugün Gökçedam) köyüne yerleşti. Beş yaşındayken, babasının camide öldürülüşüne tanık oldu. Orta okul döneminde çeşitli işlerde çalıştı. Kuzucuoğlu Pamuk Üretme Çiftliği'nde ırgat kâtipliği (1941), Adana Halkevi Ramazanoğlu kitaplığında memurluk (1942), Zirai Mücadele'de ırgatbaşlığı, daha sonra Kadirli'nin Bahçe köyünde öğretmen vekilliği (1941-42), pamuk tarlalarında, batozlarda ırgatlık, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük yaptı. Sanat hayatı 1978 yılındaki yaptığı bir söyleşide sanat çalışmalarına ilkokula başlamadan önce şiirle işe koyulduğunu ve okula başladığında "yaşlı halk şairleriyle çakıştığını" anımsadığını belirtti. İlkokulun son sınıfındayken arkadaşı Aşık Mecit, çok iyi saz çalarken kendisi annesinden ötürü sazı "berbat" çalmaktaydı. Bunun nedenini şu sözlerle dile getirdi: "Benim saz çalamamamın sebebi var, anam aşık olacağım da diyar diyar dolaşacağım diye saza, aşıklığa düşman olmuştu. Onun tek çocuğuydum ve gözünden ayırmıyordu beni. Okulda, düğünlerde bayramlarda beni hep Aşık Mecitle çakıştırırlardı. Aşık Mecitle Kadirlide bir kahvede bir gece sabaha kadar çakıştığımı şimdi iyice anımsıyorum." Ortaokuldan ayrıldıktan sonra folklor derlemelerine başladı ve 1940-1941 yılları arasında Çukurovadan ile Toroslardan derlediği ağıtları içeren ilk kitabı olan Ağıtlar, Adana Halkevi tarafından 1943 yılında yayınladı. 1944 yılında ilk hikâyesi Pis Hikâye'yi yayınladı. Bunu, Kayseri'de askerlik yaparken yazmıştı. Bebek, Dükkâncı, Memet ile Memet öyküleri 1950'lerde yayımlandı. Kemal Sadık Göğceli adı ile çeşitli yayımlarda yazarken Yaşar Kemal adını Cumhuriyet gazetesine girince kullanmaya başladı. 1952 yılında yayımlanan ilk öykü kitabı olan Sarı Sıcak'ta da yer alan Bebek öyküsü burada tefrika edildi. 1947'de İnce Memed'i yazdı fakat yarım bıraktı ve 1953-54’te bitirdi. Romanı yazma nedeni eşkiya olan ve dağda vurulan amcasının oğlunun vurulması olduğunu 1987 yılındaki bir söyleşisinde belirtti. Ayrıca aynı söyleşide, çocukluğunun eşkiyalığın içinde geçtiğini, dayısının "en büyük" eşkiyalardan biri olduğunu, o çevrede 1936'lara kadar beş yüze yakın eşkiya bulunduğunu ve bunlardan birinin de Kurtuluş Savaşı'nda Kadirli'yi ilk örgütleyenlerden olan Karamüftüoğlu ailesinden ünlü Remzi Bey olduğunu söyledi. Remzi Bey'in kendisine, ilk İnce Memed hikayesinde "Çakırdikeni" diye yer alan diken hikâyesini anlattı ve Yaşar Kemal'le "eşkıyalığın felsefesini" yaptı. Yaşar Kemal'in dünyada ilk kez yayımlanan seri, Bebek öyküsüdür ve önce Fransızcaya, sonra İngilizceye, İtalyancaya, Rusçaya, Romenceye ve diğer dillere çevrildi. Siyaset 17 yaşından bu yana sosyalist politikanın içindedir. 1961 Anayasası'ndan sonra kurulan Türkiye İşçi Partisi'ne 1962'de katıldı. Emekçi sınıfının tamamen yönetime gelmesini isteyen Kemal, TİP'te sekiz yıl çalıştı ve yöneticilerden biriydi. 1987'deki bir söyleşisinde Türkiye'de bir Marksist partiye ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Aynı söyleşideki "Nasıl bir sol modelden yanasınız?" sorusuna, şu cevabı vermiştir: "Her ülke sosyalist modelini kendisi kurar. Sovyetlerin 70 yıldır yaşama geçmiş modelini kabul edemeyiz. Yüzde yüz bağımsızlıktır sosyalizm. Kişi bağımsızlığı, ülke bağımsızlığı, politik bağımsızlık, ekonomik bağımsızlık, özellikle de kültürel bağımsızlık... Sosyalizmin başka bir anlamı yok benim için. Bu çağa gelinceye kadar kültürler birbirlerini beslemişlerdir, yok etmemişlerdir. Oysa çağımızda, kültürler kültürleri yok etmek için, bilinçli olarak kullanılmışlardır, emperyalistler tarafından. Benim için dünya bin çiçekli bir kültür bahçesidir; bir çiçeğin bile yok olmasını, dünya için büyük bir kayıp sayarım." TİP'ten ayrılan yazar, nedenini partinin niteliğini yitirmesine, bürokratların eline geçmesine ve emekçilerden kopmasına bağladı. Sovyetler Birliği çökmesinin, sosyalizmin de çökmesi değil, tam tersine dünya sosyalizminin zaferi olduğunu 1993'teki bir söyleşisinde dile getirmiştir. Temalar « Halka kim zulmediyorsa, etmişse, halkı kim eziyor, ezmişse, onu kim sömürmüş, sömürüyorsa, feodalite mi, burjuvazi mi... Halkın mutluluğunun önüne kim geçiyorsa ben sanatımla ve bütün hayatımla onun karşısındayım. [...] Ben etle kemik nasıl biribirinden ayrılmazsa, sanatımın halktan ayrılmamasını isterim. Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum. » Yaşar Kemal'im edebi çalışmalarında halka dönük bir düşünce hakim oldu ve bunu, bir yerde politik düşünce ile birleştirerek yürüttü. Yapıtlarıda halk şiirinde, epopelerde olduğu gibi insan değerlerinden kopmamaya çalıştı. Yaşar Kemal, siyasi görüşü ile sanatının paralel olduğunu, "halk ve doğa"ya inandığını, sanatının proletaryanın çıkarlarının emrinde olduğunu dile getirmiştir.