Deniz Küstü

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.616
Gösterim
Adı:
Deniz Küstü
Baskı tarihi:
Aralık 2016
Sayfa sayısı:
430
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807138
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Deniz Küstü
Deniz Küstü
Deniz Küstü
Romanlarında, Karadeniz'den Toroslar'a, Ağrı Dağı'ndan Ege'ye uzanan çok geniş bir Anadolu coğrafyasını anlatan Yaşar Kemal, Deniz Küstü'de, ana tema olarak İstanbul'un çürüyen doğasını seçer. Bir kentin tüm coğrafyasıyla her anlamda yozlaşmasının ve çürümesinin anlatıldığı romanda, tüm karakterler İstanbul'a göç yoluyla gelmişler ve beraberlerinde hayallerini de sürüklemişlerdir. 

Deniz Küstü ütopyaların ve anti-ütopyaların çarpışma alanıdır. 

"Kemal, açgözlülük, nefret ve çürümenin, aynı zamanda aşkın ve kurtuluşun öyküsünü yazmış." 
- Times Literary Supplement, (İngiltere)- 

"Çağımızda örnekleri pek bol olmayan güçlü ve soluklu yazarlardan biri." 
- The Gazette, (Kanada)- 

''Yaşar Kemal'in sanatı küçük kulislerin, klikleşmelerin ve günlük moda akımların dılında çizgisini sürdüregeliyor. Panait Istrati, Maksim Gorki, Jean Giono çağında bir yazar olmanın sağladığı gücün verdiği güvenle..''
-Gerard Mordillat, Liberation, (Fransa)
(Arka Kapak)
396 syf.
·5 günde·8/10
"Kimdi o?".
"O kimdi?"
"Birini bekledi Selim balıkçı."
"Kırk yıl birisini bekledi. "
"Her şeyi onun için yaptı."
"Gelmedi."
"Kırk yıl, her gün gözleyi gözleyi gözleri dört oldu da o gelmedi."
"O gelmeyince de . . . "

Yaşar Kemal 'den okuduğum ikinci kitap oldu ve yine kendi kalemine hayran bıraktı beni.. Herkes yazıyor, ama yazdıklarını hissederek, yaşayarak yazmak, hissettirmek zor. Yaşar Kemal de böyle yazıyor. Kitaba başladıktan sonra karakterlerle birlikte yaşıyorsunuz siz de her şeyi.


Bu kitabı hem biraz az okunmuş, hem de biraz ağır okunmuş hakkındaki incelemelerden anladığım kadarıyla. Ve bunun başlıca sebebi betimlemelerle bol olması bence. Zaten Yaşar Kemal özelliği gibi bu ama ister istemez bazen sıkıla biliyor insan tekrarlar çok olunca. Bununla beraber diğer olayları o kadar ustalıkla kaleme almış ki, bu kısımları bile sıkılmadan okudum.

Nasıl "Demirciler Çarşısı Cinayet" inde Çukurova' yı uzun uzun anlatıyorsa bu kitapta da İstanbul' u aynı şekilde gözler önüne seriyor yazar; Menekşe, Florya, Yeşilköy, Eminönü, Çiçekpazarı, Küçükçekmece, Hayırsızada... Her birini uzun uzun anlatıyor, gezdiriyor sizi sanki tanımadığınız yerler olsa bile.

Bir ölümle başlıyor kitap, daha doğrusu bir öldürülmeyle. Kenardan bakınca basit ve sebepsiz bir olay gibi geliyor okura. Ama ilerledikçe uzun zamandır hiç kimseye belli etmediği nefretini bu yolla insanlara gösteren bir Zeynel görüyoruz arka planda. Halbuki herkesin emrine koşan, kendi halinde, bu güne kadar da birine karşı gelme cesaretini göstermeyen biri Zeynel. Ailesinin katledilmesinden sonra nasılsa bu mahalleye düşmüş ve sokaklarda büyüyerek hayatın her yüzünü görmüş biri o. İlk defa birine karşı çıkıyor, onu görmezden geliyor. Ama bir şey yapmamış ölen adam ona, sadece öyle istemiş, başka çaresi yokmuş o kadar.


Ve bundan sonra dillere destan biri oluyor bu karakterimiz. "Gangster Zeynel Çelik" oluveriyor nasıl oluyorsa. Yoksa insanlar mı yapıyor onu gangster? Cinayetler, banka soygunları, ev yakmalar, daha neler neler.. Ama bu Zeynel aynı Zeynel mi? Öksüz kalan, her şeyi içinde yaşayan, itilip kakılan, herkesin istediğini yaptırdığı Zeynel mi gerçekten?

"Bugünlerde artık herkes Zeynel Çeliktir," diyor yazar. Ne yapılsa zaten ondan biliniyor, kendisi de şaşıyor bu haberlere, gazetelerdeki başlıklara. Olmasa bile zamanla oluyor o insan, kenardakiler dönüştürüyor onu bu "Gangster"e.


Kitaptaki diğer esas karakterimiz Selim Balıkçı. Benim de çok sevdiğim ve unutulmayacak karakterlerimden oldu kendisi..
"... baktı ki olmayacak, kendine bir kabuk yaptı, kale gibi, kabuğuna çekildi, muhkem."

Böyle biri Selim Balıkçı. Yıllardır insanlar onu anlamaz, anlasalar da yanlış anlarlar. Neyi niye yaptığını kimse bilmez, yüzüne karşı başka olmadığı zaman başka konuşurlar onun hakkında. Sert görünümlü biridir ama o sertliğin altında öyle bir insan vardır ki. Altın kalpli, hiç kimseyi incitmeyen, her şeyi sessizce sineye çeken biri Selim Balıkçı. Güldüğü nadiren görülür ama en içten zamanlarda olur bu, zaten kısa sürer bu anları da. Kendisi hayatında bir kere sevmiş, o da asker olduğu zaman yaralı getirildiği bir hastanede "sarı saçlı" bir hemşireyi. Ama nasıl sevmiş, nasıl tutulmuş ona ... İsmini bile sormayı akıl edememiş. Böyle bir saf sevgi onun sevgisi, ne hayaller kuruyor onunla. Bir arazi yüzünden yıllarca kendini perişan ediyor, çünkü orada yuva kuracak kendisine. Mutlu olacak diğer insanlar gibi, ama buna izin vermezler ki insanlar, Selim Balıkçı...


Bu Selim Balıkçı' nın bir başka ve en büyük sevgisi de var "Yunus balıkları". Yunus, yani Selim balıkçının dostu, arkadaşı, kardeşi, familyası koca yunus.. İnsanlar tarafından sırf ticaret amaçlı olarak vahşice katledilen bu güzel canlılar arasında bir kanadı kırık bir balığı var onun. Yıllardır bıkmadan onu bekler, her defa denize açılınca onu görmeyi umut eder. Sonunda beklediğine deydi mi peki? Bunca yıldır her yerde durmadan onu düşünmesine, onun yüzenden herkese düşman olmasına deydi mi? ...


Yaşar Kemal bir şeyi çok vurguluyor kitapta. Herkesi insanlardan uzaklaştıran, içine kapanmasına sebep olan yine insanlardır. Ama hangi insanlar? "Herkes herkesin kendisinin bile unuttuğu, unutmak istediği, bilemeyeceği her şeyini biliyordu." Bu cümle o kadar hem geçmiş zamanlara hem de günümüze uygun ki. Her birimizin hayatında zor zamanlar, kötü olaylar, unutmak istediğimiz şeyler oluyor. Ama bazı insanlar buna asla izin vermiyor. Çok meşhur olan "mahalleliler" de bu bazı insanlardan. Ve bunu Menekşe mahallesinde yaşayanlarla gösteriyor bize yazar. Herkesin arkasından atıp tutanlar, duyduğunun doğru yanlış olmasına bakmadan insanların hayatını karartanlar bu insanlar. Ve kaç insanı da mahvediyorlar konuşmalarıyla, yaptıklarıyla, yapmadıklarıyla. İnsan herkesten kaçarak ne kadar yaşaya bilir ki? Her şeyi görmezden, duymazdan gelerek de yaşanmaz ki.


Yaşar Kemal’ in asıl göstermek istedikleri çok; kaybolan umutlar ve hayaller, kirli ticaret uğruna insanlıktan çıkmışlar, zalimlikler, vahşice katledilen balıklar ve diğer canlılarla birlikte doğa, ailesiz çocukların zorlu yaşantısı, kanun tanımayan ve herkesin hayatını karartan zenginlerin iç yüzü. Ama en önemlisi iki kişinin hayatının mahvolması.. Ya da birbirlerini mahvetmesi diyebiliriz.


İnsanın hem kendi hayatını hem de başkalarının hayatını karartacak en önemli şeylerden biri "şüphe". Bir kere insanın içinde yerleşti mi bir daha ne yapsa çıkaramazsın oradan. Ve bununla da hayatının sonuna kadar yaşar mecbur. Zeynel’ in de içine yerleşmişti bu şüphe. Ne çıkarıp atamıyordu içinden, ne de onunla yaşamayı sürdüre biliyordu. Ama keşke bir kere emin ola bilseydi. Sadece bir kere... Belki kendini de kurtara bilirdi böylelikle. Ama yapamadı işte, insanlar da izin vermezlerdi zaten buna.

Bu kadar kötü olayları anlatırken Yaşar Kemal hala iyi insanların da ola bileceğini gösteriyor bize;

"Sevgiden, arkadaşlıktan, bir sabah yağmuru gibi doya doya ağlamaktan, çiçek açmış bir badem ormanı gibi apaydınlık gülmekten, acımaktan, seviden, sıcaklıktan, yüreğini ellerinin içine alıp sunmaktan, coşmaktan utanmıyorlardır. Bu dünyada bunlardan çok vardır, çok vardır. Biz onlardan uzak, yoz düşmüşsek, böyle olmuşsak kabahat bizim . . ."


İnsanları da, denizi de, doğayı da "küstürmemek" gerek. Çok beğendim ve "İnce Memed" e kadar yavaş yavaş, daha yakından tanıyarak, kalemine alışarak okumak istiyorum her kitabını.

Keyifli okumalar..
430 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
"Deniz size küsecek, deniz bize küsecek, bu yaptığımız kötülükten sonra deniz bize bir çaça bile vermeyecek... Deniz bize küsecek...
İşte o zaman Selim'in adını balıkçılar,
Deniz Küstü Selim koydular" (s.50)

Bitti... Bir süre kıpırtısız, hiç bir ses çıkarmadı göl. Denizin küstüğünden bi haber... İçindeki balıkları ve tekneleri sallıyordu.
Göl bu kitabı okuduğumu görüyordu. Hayırsızada değildi benim gördüğüm belki ama Akdamar adasının da dünyaya küsüp gölden kopuk, Selim balıkçı gibi herşeyden ve herkesten uzak durduğunu hissedebiliyordum. Ne desem eksik kalır, biliyorum ama Yaşar Kemal' in büyüsüne uzun bir aradan sonra tekrar kapılmak...

Menekşe mahallesi... Bildiğimiz bütün mahalleler gibi. Bir duyanın üstüne bin ekleyip kulaktan kulağa aktardığı, içinde iyi insanlarla birlikte birçok kötüyü de barındırdığı yer.

SELİM BALIKÇI
Algı o kadar önemli ki... ilk başlarda Selim balıkçı gözünüzde dünya kötüsü bir adam gibi canlanıyor. Oysa kuştan, pamuktan yüreği...
Öyle ki askerdeyken yediği bir kurşun ve tedavi esnasında tanıştığı sarı saçlı kadın. Bütün ömrünü ona bir ev yapmak için yemeden içmeden çalışarak geçirir ama asla onu görmeye gitmez. Fakir fukara babasıdır yine de. Herkes çok sever, herkes çok korkar ama herkes arkasından atıp tutmaktan kendini alamamaktadır.
Yunus balıkları onun biricik familyasıdır. O pamuktan yüreği, yağları için katledilen bu denizlerin gerçek sahiplerinin kıyımı karşısında paramparça olur. Yunuslar katledilirken kapitalist düzen tarafindan, kendi aşık olduğu, sırtında beni olan, bir kanadı kırık yunusunun da ölüsünü görür. Dünyası başına yıkılmıştır.
İnsanlara biraz ısınacakken yeniden kendi kabuğuna çekilir ve olaylar...
Mahalleli boş durmaz...

ZEYNEL
Bütün ailesinin katledilişine şahit olur, kendisi kurtulur ve bir şekilde o da menekşe deki yerini alır. Üzgün, kırgın, itilip kakılan bir çocuktur artık menekşede. Altın gibi bir kalbi, Sadece iyilikle bembeyaz bir zihni... Bu çocuk büyür... Bir cinayet, bir banka soygunu, bir, bir...
Türkiye' deki medyanın o zamanlar ki müthiş çarpıtıcılığı sayesinde Zeynel Çelik bütün İstanbul 'u kana bulayan, çetesi her gün büyüyen azılı bir katil, gözü dönmüş bir canavardır artık. Aynı anda İstanbul' un dört, birbirinden uzak semtinde cinayetler, kundaklamalar, tecavüzler... Gazete haberlerinde kendisini kasteden, habere çıkan ve kendisi olmayan Zeynel Çelik e büyük bir hayranlık duyar. Iri yarı bir adamdır ya gazetedeki, bizim Zeynel ise çelimsiz, sıska... Tüm ülkenin gündemi kendisi olmasına rağmen, yolda görenler onun Zeynel oldugunu bilmezler. Zeynel iri yarı, Zeynel gangster, Zeynel bıyıklı... İşine gelmektedir elbet.
Mahalleli yine boş durmaz...

Kitap bitti... Kalkıp kalkmama arasında gidip geliyorum, o kadar hızlı okudum ki son 50 sayfayı başım dönüyor. Sebep ne bilmiyorum ah ulan Zeynel ne vardı uyacak şu mahalleliye.
Neyse...
Bir yandan göle, bir yandan da birbirini çekiştiren insanlara kayıyor gözüm. Yine bire bin. Üst mahalledeki o N.. varya. Alt kattaki komşumun oğlu... Taş yağacak başımıza taş... Kulaklarını kopartacan ya aslında S..' nın... Ş ' nın kocası varya... Yıllar geçse de insanlar hep aynı kalmayı başarıyor. Kötülüklerini teknoloji geliştikçe geliştiriyorlar sadece. Herkesin adı birbirinin ağzında. Tanıdık birkaç yüz görünce garip oldum kitabın etkisiyle. Gerçekten de insanlar hiç bilmedikleri herşeyi o kadar çok eleştirip, olmadık şeyler söyleyebiliyorlar ki...
Her mahalleye bir karakutu şart bence...
Neyse Usulca kalktım Selim ve Zeynel ' i düşünerek göl kıyısından. Ne de olsa Mahalleli boş durmaz...
Toplumun aynası Büyük Usta' yı Saygı ve Şükran ile anıyoruz...
430 syf.
·3 günde·10/10
Yaşar Kemal’in en sevdiğim eserlerinden biri oldu Deniz Küstü. İstanbul’un farklı semtleri, tekneler, çamurlu sokaklar, gecekondular, balıkçılar, kahveler, İstanbul’a dair her şey kusursuzca gözlemlenmiş. Bu gözlemler, Yaşar Kemal’in betimleme yeteneğiyle de birleşince doyumsuz bir İstanbul romanı çıkmış ortaya. Bir cinayetle başlayan kitap, sonuna kadar heyecanını kaybetmeden ilerliyor. İstanbul’da yaşanan olaylar, cinayetler, kirli ticaret, şehrin bozulan yapısı, sokaklarda yaşayan, annesiz babasız büyüyen çocukların yaşadığı zorluklar, katledilen doğa ve hayvanlar da ele alınıyor.

Kitabın en önemli karakterleri Selim balıkçı ve Zeynel Çelik. Selim balıkçı kimseyle konuşmayan, denizdeki yunuslarla dost olmuş, sık sık ortadan kaybolan, kafası karışık bir karakter. Zeytin diktiği bir arsayı alıp oraya köşk yapma hayaliyle çalışır, parasını bunun için biriktirir. Kitabın sonlarına doğru iyice karmaşık bir ruh haline bürünür.

Zeynel Çelik ise kimsesiz büyümüş, hor görülmüş, köle gibi çalıştırılmış bir karakter. Uysal bir çocuk olmasına rağmen sonrasında bir katile dönüşür. Cinayetten sonra bir efsane haline gelir ve İstanbul’daki tüm suçlar Zeynel’in üzerine yıkılır. Ayrıca Yaşar Kemal de bir karakter olarak kitapta yer alır.

Kitapta beni hüzünlendiren çok şey vardı. Selim balıkçının yaşamı, hayalleri, çabası… Zeynel’in yaşamı. Dursun kemal ve Ahmet’in hikayeleri, insanların iki yüzlülüğü…
Sevgi, aşk, cinayet, fakirlik, zenginlik, deniz, doğa her şey var kitapta…
İnsanları hem sevecek hem de onlardan nefret edeceksiniz. Keyifli okumalar…
430 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Şehrin, insanlığın, insanın çürümesi ancak bu denli güzel, bu denli etkileyici cümlelerle anlatılabilir. Her şeyden önce okurken insanda balık ekmek yeme hissi uyandırıyor. :))
O kadar güzel anlatılmış ki Menekşe halkının balığa doyumunu, yüzlerce kişinin sahilde verdiği balık ziyafetini, közü, mangalı, yardımlaşmayı, emeği, alın terini, denizi, kumu, çakılı, martıları, yeryüzünü, gökyüzünü, bulutları, ağızdan dolma söylentileri, haber uyduran gazeteleri, algı yönetimini... Sonra insanlığın tüm çağlarda olduğu gibi günümüzde de kötü olabildiğini.... Ama yine de bu kadar kötülüğün içinde temiz, iyi insanların da hep varolduğunu ve varolmaya devam edeceğini...
Yaşar Kemal, Deniz Küstü romanında bize, okuyucuya, insanlığa adım adım çürümenin tasvirini yaparken diğer yandan da Balıkçı Selim'i ve yunuslarıyla tüm kötülüklere rağmen hala dimdik insancıl kalan bir taraf olduğunu da aktarıyor.
Ama yine de bir uyarıda bulunayım. Yaşar Kemal'in yazım diline, cümle kurulumuna, betimlemelerine, olayı anlayış tekniğine vakıf olmayanlar için kitap müthiş sıkıcı gelebilir. O yüzden bu durumda olan okurlardan bir isteğim olacak: Eğer Yaşar Kemal'in en azından bir kaç eserini daha önce okumamışsanız lütfen bu kitaba başlamayın, aksi takdirde başlayıp da yarım bıraktığınızda kitaba büyük haksızlık etmiş olursunuz.
430 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Yaşar Kemal İstanbul’u da en az çukur ova kadar güzel anlatmış. İstanbul’da bir balıkçı semti olan Menekşe’de geçen hikâyemiz Menekşe sakinlerinden Selim balıkçı ve Zeynel Çelik’in yaşadıkları olaylar çerçevesinde gelişir, zaman zaman duygu yoğunlukları tavan yapan kitapta zaman zaman da gözyaşlarımı tutamadığımı itiraf etmeliyim.
430 syf.
·29 günde·Beğendi·10/10
Yaşar Kemal, Denizküstü’de Anadolu’dan göçüp, İstanbul’un küçük bir sahil mahallesine yerleşmiş olan insanların hayalleri, umutları, yaşamları, dedikoduları, nasıl yozlaştıkları, insanlıklarını kaybettikleri, yalanları, zalimliklerini anlatıyor. Balıkçı Selim ve katil Zeynel ana karakterler olmasının yanında, güçlü yardımcı karakterlerde bulunuyor.
Balıkçıların çok para kazanabilmek için, o güzelim yunusları nasıl öldürdükleri, Yüreği güzel Selim Balıkçı’nın üzüntüsü, insanları durdurmaya çalışması, o balıkçıdan diğerine koşturması çabaları, o kadar güzel anlatıyor ki, sanki ben de Selim Balıkçı gibi orda oraya onun yanında koşturuyorum.
Zavallı Zeynel, öksüz, yetim, çocukken bu mahallede yaşamaya başlıyor, herkes horluyor onu, bütün işlerini yaptırıyor, parasını vermiyorlar, güçleri yetiyor ya, ezdikçe eziyorlar ve sonunda katil Oluveriyor Zeynel. Sonunda dediğime bakmayın, kitabın başında bu olay gerçekleşiyor, spoiler vermiyorum katil Zeynel’in polisten kaçışları, medyanın Zeynel’i büyüterek günden güne gangster haline çevirmesi de o kadar detaylı anlatılıyor ki, ben yine Zeynel’le birlikte İstanbulda sokak sokak, semt semt kaçıyor gibiyim.
Yaşar Kemal o kadar ustaca yazıyor ki, okuyucu ( belki sadece ben böyleyimdir :) her karakterle birlikte kitabın sayfalarını yaşıyor.
Bu ana tablonun yanında, istanbul’un farklı semtleri, çamurlu sokaklar, tekneler, gecekondular, balıkçılar, kahvehaneler, hanlar, İstanbul’a dair tarihi mekanlar kusursuzca anlatılıyor.
İyi ki bizim coğrayamızda yaşamışsın Yaşar Kemal.
430 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Yaşar Kemal'den okuduğum ikinci kitap oldu Deniz Küstü. İnce Memed'i okumadan önce kalemine alışmak amaçlı farklı eserlerini okuyayım dedim ve elimde Deniz Küstü vardı. Çok duyduğum bir eseri değildi. Yorumlara da bakınca da görüyoruz zaten bol betimlemeli, bol İstanbullu bir okuma oldu.
Öncelikle yazarı okumaya bu kitabıyla başlamamanız tavsiyemdir. Çokça betimlemeli uzatmalı bol edebiyatlı bir eser. Bol bol pekistirmeler, sayıp dökmeler mevcut. Yoğun oluyor 20 sayfa bile okusanız. Benim için de yavaş ilerleyen bir okuma oldu.
Eserde İstanbul'u en az Çukurova'yı anlattığı kadar güzel anlatıyor Yaşar Kemal. Balıkçılar, Boğaz, Menekşe, insanlar, gangsterler,..
Kitap bir cinayetle başlıyor ve Balıkçı Selim ile Zeynel Çelik'in hayatı çerçevesinde pek çok şey anlatılıyor. Olaylar sayfalarca betimleme ile anlatıldığı için sadede gelene kadar biraz sabretmek gerekiyor. Farklı bir okumaydı benim için ama herkese tavsiye edilebilecek bir eser olmadığı kanaatindeyim.
430 syf.
·Beğendi·9/10
Eserin betimlemeleri her zamanki gibi mükemmel olsa da; ustanın kırsalı, özellikle de Çukurova ve Toroslar'ı anlattığı doyumsuz şaheserleri daha çok seviyorum...
449 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Yaşar Kemal'e devam .

Düşündüren satırlarla dolu bir kitap. Balıkçı Selim'le katil Zeynel balık avı için denize açılırlar Selim'in en büyük hayali deniz kenarına yakın bir arazi alıp içine iki katlı bir ev yapıp bahçesine ağaçlar dikmektir bu amaçla gözüne kestirdiği arazinin sahibiyle konuşur fiyatta anlaşırlar adam parayı getir arazi senin der Selim kimse sahiplenmesi diye ağaçlarını diker balıkçılığa devam eder amacı çok çok balık tutup satıp çok parası olmasıdır ve Yunus balıklarını yakalayarak katliam yapar.

Zeynel kendi halinde bir insanken dedikodular ve basın yüzünden yapmadığı halde azılı katil olmuştur. Nasıl mı bir adam karısını öldürür Zeynel öldürdü dedirtir iki hasım kavga eder biri ölür Zeynel öldürdü denir....

Peki ne olmuştur Selim araziyi almış mıdır? Zeynel aklanmış mıdır?
430 syf.
Deniz küstü ağır bir roman.Uzun betimlemeleri sevmeyen bu kitabı okumasın derim.Kitap 419 sayfa ve olayların neticeleri çoğulukla son 100 sayfada geçiyor.Ben okurken biraz sıkıldım bitirdikten sonra da değişik bir tat aldım kitaptan.Ne çok beğendim ne de beğenmedim.Ama Yaşar Kemali'n gerçekten çok edebi bir uslubü var.Kimi zaman okurken çok güldüm, kimi zaman da hüzün kapladı her yerimi.Deniz Küstü çok değişik bir kitaptı, farklıydı.Bu kitabın uzun betimlemelerinden dolayı sıkıldığım hatta bir ara elimden bırakmak istediğim zamanlar oldu ama sabrettim bitirdim.Okuduğuma pişman değilim.Konu çok güzel her şey çok güzel anlatılmış sadece çok uzundu.Sadece eğer Yaşar Kemal okumak istiyorsanız bence bu kitabından başlamayın derim.Gerisini size bırakıyorum:)Keyifli okumalar...:)
Yaşar kemal okumaya bu romani ile basliyayim demistim. Ama ilk denemem fiyasko ile sonuclandi.
Normalde bir kitabi begenmesem bile begenebilmek icin devam edebilmek ici zorlarim kendimi. Ama bu kitapta 31.sayfada pes ettim. Bunun asil nedeni ise cok uzun kurulmus cumleler. Uzun cumleleri okurken nefesim kesildi. 12 satirlik bi cumle okuduktan sonra da kendimi daha fazla zorlamamaya karar verdim. Boyle bir eseri yarim birakmak zorunda kaldigim icin uzgunum.
İnsan çok değişti bu devirde. Bir gözünden ötekine fayda yok. İnsanlar, dünya durmadan öyle değişiyor ki, dünü, dünkü adamı bugün mümkünü yok tanımıyorsun.
Yaşar Kemal
Sayfa 285 - Adam Yayıncılık
"Bu dünyada her şeyin, herkesin, denizdeki balığın, gökteki kuşun, yerdeki karıncanın, hele hele insanın, hele hele insanın hakkını vereceksin."
Yaşar Kemal
Sayfa 73 - Adam Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deniz Küstü
Baskı tarihi:
Aralık 2016
Sayfa sayısı:
430
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807138
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Deniz Küstü
Deniz Küstü
Deniz Küstü
Romanlarında, Karadeniz'den Toroslar'a, Ağrı Dağı'ndan Ege'ye uzanan çok geniş bir Anadolu coğrafyasını anlatan Yaşar Kemal, Deniz Küstü'de, ana tema olarak İstanbul'un çürüyen doğasını seçer. Bir kentin tüm coğrafyasıyla her anlamda yozlaşmasının ve çürümesinin anlatıldığı romanda, tüm karakterler İstanbul'a göç yoluyla gelmişler ve beraberlerinde hayallerini de sürüklemişlerdir. 

Deniz Küstü ütopyaların ve anti-ütopyaların çarpışma alanıdır. 

"Kemal, açgözlülük, nefret ve çürümenin, aynı zamanda aşkın ve kurtuluşun öyküsünü yazmış." 
- Times Literary Supplement, (İngiltere)- 

"Çağımızda örnekleri pek bol olmayan güçlü ve soluklu yazarlardan biri." 
- The Gazette, (Kanada)- 

''Yaşar Kemal'in sanatı küçük kulislerin, klikleşmelerin ve günlük moda akımların dılında çizgisini sürdüregeliyor. Panait Istrati, Maksim Gorki, Jean Giono çağında bir yazar olmanın sağladığı gücün verdiği güvenle..''
-Gerard Mordillat, Liberation, (Fransa)
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 448 okur

  • Sevda sezer
  • Fatma
  • Ömer Öznaz
  • Özlem şişer
  • Samanalevi
  • Özge Ünal
  • Gülcan Yalçın
  • Mahmut Kerim
  • Hilal Yılmaz
  • Murat Bayar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5
14-17 Yaş
%5
18-24 Yaş
%15
25-34 Yaş
%23.3
35-44 Yaş
%41.7
45-54 Yaş
%3.3
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%48.4
Erkek
%51.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%57 (90)
9
%12.7 (20)
8
%13.9 (22)
7
%4.4 (7)
6
%1.9 (3)
5
%2.5 (4)
4
%0
3
%0.6 (1)
2
%0
1
%0