Adı:
Deniz Küstü
Baskı tarihi:
Aralık 2016
Sayfa sayısı:
430
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807138
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Deniz Küstü
Deniz Küstü
Romanlarında, Karadeniz'den Toroslar'a, Ağrı Dağı'ndan Ege'ye uzanan çok geniş bir Anadolu coğrafyasını anlatan Yaşar Kemal, Deniz Küstü'de, ana tema olarak İstanbul'un çürüyen doğasını seçer. Bir kentin tüm coğrafyasıyla her anlamda yozlaşmasının ve çürümesinin anlatıldığı romanda, tüm karakterler İstanbul'a göç yoluyla gelmişler ve beraberlerinde hayallerini de sürüklemişlerdir. 

Deniz Küstü ütopyaların ve anti-ütopyaların çarpışma alanıdır. 

"Kemal, açgözlülük, nefret ve çürümenin, aynı zamanda aşkın ve kurtuluşun öyküsünü yazmış." 
- Times Literary Supplement, (İngiltere)- 

"Çağımızda örnekleri pek bol olmayan güçlü ve soluklu yazarlardan biri." 
- The Gazette, (Kanada)- 

''Yaşar Kemal'in sanatı küçük kulislerin, klikleşmelerin ve günlük moda akımların dılında çizgisini sürdüregeliyor. Panait Istrati, Maksim Gorki, Jean Giono çağında bir yazar olmanın sağladığı gücün verdiği güvenle..''
-Gerard Mordillat, Liberation, (Fransa)
(Arka Kapak)
430 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
"Deniz size küsecek, deniz bize küsecek, bu yaptığımız kötülükten sonra deniz bize bir çaça bile vermeyecek... Deniz bize küsecek...
İşte o zaman Selim'in adını balıkçılar,
Deniz Küstü Selim koydular" (s.50)

Bitti... Bir süre kıpırtısız, hiç bir ses çıkarmadı göl. Denizin küstüğünden bi haber... İçindeki balıkları ve tekneleri sallıyordu.
Göl bu kitabı okuduğumu görüyordu. Hayırsızada değildi benim gördüğüm belki ama Akdamar adasının da dünyaya küsüp gölden kopuk, Selim balıkçı gibi herşeyden ve herkesten uzak durduğunu hissedebiliyordum. Ne desem eksik kalır, biliyorum ama Yaşar Kemal' in büyüsüne uzun bir aradan sonra tekrar kapılmak...

Menekşe mahallesi... Bildiğimiz bütün mahalleler gibi. Bir duyanın üstüne bin ekleyip kulaktan kulağa aktardığı, içinde iyi insanlarla birlikte birçok kötüyü de barındırdığı yer.

SELİM BALIKÇI
Algı o kadar önemli ki... ilk başlarda Selim balıkçı gözünüzde dünya kötüsü bir adam gibi canlanıyor. Oysa kuştan, pamuktan yüreği...
Öyle ki askerdeyken yediği bir kurşun ve tedavi esnasında tanıştığı sarı saçlı kadın. Bütün ömrünü ona bir ev yapmak için yemeden içmeden çalışarak geçirir ama asla onu görmeye gitmez. Fakir fukara babasıdır yine de. Herkes çok sever, herkes çok korkar ama herkes arkasından atıp tutmaktan kendini alamamaktadır.
Yunus balıkları onun biricik familyasıdır. O pamuktan yüreği, yağları için katledilen bu denizlerin gerçek sahiplerinin kıyımı karşısında paramparça olur. Yunuslar katledilirken kapitalist düzen tarafindan, kendi aşık olduğu, sırtında beni olan, bir kanadı kırık yunusunun da ölüsünü görür. Dünyası başına yıkılmıştır.
İnsanlara biraz ısınacakken yeniden kendi kabuğuna çekilir ve olaylar...
Mahalleli boş durmaz...

ZEYNEL
Bütün ailesinin katledilişine şahit olur, kendisi kurtulur ve bir şekilde o da menekşe deki yerini alır. Üzgün, kırgın, itilip kakılan bir çocuktur artık menekşede. Altın gibi bir kalbi, Sadece iyilikle bembeyaz bir zihni... Bu çocuk büyür... Bir cinayet, bir banka soygunu, bir, bir...
Türkiye' deki medyanın o zamanlar ki müthiş çarpıtıcılığı sayesinde Zeynel Çelik bütün İstanbul 'u kana bulayan, çetesi her gün büyüyen azılı bir katil, gözü dönmüş bir canavardır artık. Aynı anda İstanbul' un dört, birbirinden uzak semtinde cinayetler, kundaklamalar, tecavüzler... Gazete haberlerinde kendisini kasteden, habere çıkan ve kendisi olmayan Zeynel Çelik e büyük bir hayranlık duyar. Iri yarı bir adamdır ya gazetedeki, bizim Zeynel ise çelimsiz, sıska... Tüm ülkenin gündemi kendisi olmasına rağmen, yolda görenler onun Zeynel oldugunu bilmezler. Zeynel iri yarı, Zeynel gangster, Zeynel bıyıklı... İşine gelmektedir elbet.
Mahalleli yine boş durmaz...

Kitap bitti... Kalkıp kalkmama arasında gidip geliyorum, o kadar hızlı okudum ki son 50 sayfayı başım dönüyor. Sebep ne bilmiyorum ah ulan Zeynel ne vardı uyacak şu mahalleliye.
Neyse...
Bir yandan göle, bir yandan da birbirini çekiştiren insanlara kayıyor gözüm. Yine bire bin. Üst mahalledeki o N.. varya. Alt kattaki komşumun oğlu... Taş yağacak başımıza taş... Kulaklarını kopartacan ya aslında S..' nın... Ş ' nın kocası varya... Yıllar geçse de insanlar hep aynı kalmayı başarıyor. Kötülüklerini teknoloji geliştikçe geliştiriyorlar sadece. Herkesin adı birbirinin ağzında. Tanıdık birkaç yüz görünce garip oldum kitabın etkisiyle. Gerçekten de insanlar hiç bilmedikleri herşeyi o kadar çok eleştirip, olmadık şeyler söyleyebiliyorlar ki...
Her mahalleye bir karakutu şart bence...
Neyse Usulca kalktım Selim ve Zeynel ' i düşünerek göl kıyısından. Ne de olsa Mahalleli boş durmaz...
Toplumun aynası Büyük Usta' yı Saygı ve Şükran ile anıyoruz...
430 syf.
·3 günde·10/10
Yaşar Kemal’in en sevdiğim eserlerinden biri oldu Deniz Küstü. İstanbul’un farklı semtleri, tekneler, çamurlu sokaklar, gecekondular, balıkçılar, kahveler, İstanbul’a dair her şey kusursuzca gözlemlenmiş. Bu gözlemler, Yaşar Kemal’in betimleme yeteneğiyle de birleşince doyumsuz bir İstanbul romanı çıkmış ortaya. Bir cinayetle başlayan kitap, sonuna kadar heyecanını kaybetmeden ilerliyor. İstanbul’da yaşanan olaylar, cinayetler, kirli ticaret, şehrin bozulan yapısı, sokaklarda yaşayan, annesiz babasız büyüyen çocukların yaşadığı zorluklar, katledilen doğa ve hayvanlar da ele alınıyor.

Kitabın en önemli karakterleri Selim balıkçı ve Zeynel Çelik. Selim balıkçı kimseyle konuşmayan, denizdeki yunuslarla dost olmuş, sık sık ortadan kaybolan, kafası karışık bir karakter. Zeytin diktiği bir arsayı alıp oraya köşk yapma hayaliyle çalışır, parasını bunun için biriktirir. Kitabın sonlarına doğru iyice karmaşık bir ruh haline bürünür.

Zeynel Çelik ise kimsesiz büyümüş, hor görülmüş, köle gibi çalıştırılmış bir karakter. Uysal bir çocuk olmasına rağmen sonrasında bir katile dönüşür. Cinayetten sonra bir efsane haline gelir ve İstanbul’daki tüm suçlar Zeynel’in üzerine yıkılır. Ayrıca Yaşar Kemal de bir karakter olarak kitapta yer alır.

Kitapta beni hüzünlendiren çok şey vardı. Selim balıkçının yaşamı, hayalleri, çabası… Zeynel’in yaşamı. Dursun kemal ve Ahmet’in hikayeleri, insanların iki yüzlülüğü…
Sevgi, aşk, cinayet, fakirlik, zenginlik, deniz, doğa her şey var kitapta…
İnsanları hem sevecek hem de onlardan nefret edeceksiniz. Keyifli okumalar…
430 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Şehrin, insanlığın, insanın çürümesi ancak bu denli güzel, bu denli etkileyici cümlelerle anlatılabilir. Her şeyden önce okurken insanda balık ekmek yeme hissi uyandırıyor. :))
O kadar güzel anlatılmış ki Menekşe halkının balığa doyumunu, yüzlerce kişinin sahilde verdiği balık ziyafetini, közü, mangalı, yardımlaşmayı, emeği, alın terini, denizi, kumu, çakılı, martıları, yeryüzünü, gökyüzünü, bulutları, ağızdan dolma söylentileri, haber uyduran gazeteleri, algı yönetimini... Sonra insanlığın tüm çağlarda olduğu gibi günümüzde de kötü olabildiğini.... Ama yine de bu kadar kötülüğün içinde temiz, iyi insanların da hep varolduğunu ve varolmaya devam edeceğini...
Yaşar Kemal, Deniz Küstü romanında bize, okuyucuya, insanlığa adım adım çürümenin tasvirini yaparken diğer yandan da Balıkçı Selim'i ve yunuslarıyla tüm kötülüklere rağmen hala dimdik insancıl kalan bir taraf olduğunu da aktarıyor.
Ama yine de bir uyarıda bulunayım. Yaşar Kemal'in yazım diline, cümle kurulumuna, betimlemelerine, olayı anlayış tekniğine vakıf olmayanlar için kitap müthiş sıkıcı gelebilir. O yüzden bu durumda olan okurlardan bir isteğim olacak: Eğer Yaşar Kemal'in en azından bir kaç eserini daha önce okumamışsanız lütfen bu kitaba başlamayın, aksi takdirde başlayıp da yarım bıraktığınızda kitaba büyük haksızlık etmiş olursunuz.
430 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Yaşar Kemal İstanbul’u da en az çukur ova kadar güzel anlatmış. İstanbul’da bir balıkçı semti olan Menekşe’de geçen hikâyemiz Menekşe sakinlerinden Selim balıkçı ve Zeynel Çelik’in yaşadıkları olaylar çerçevesinde gelişir, zaman zaman duygu yoğunlukları tavan yapan kitapta zaman zaman da gözyaşlarımı tutamadığımı itiraf etmeliyim.
430 syf.
Deniz küstü ağır bir roman.Uzun betimlemeleri sevmeyen bu kitabı okumasın derim.Kitap 419 sayfa ve olayların neticeleri çoğulukla son 100 sayfada geçiyor.Ben okurken biraz sıkıldım bitirdikten sonra da değişik bir tat aldım kitaptan.Ne çok beğendim ne de beğenmedim.Ama Yaşar Kemali'n gerçekten çok edebi bir uslubü var.Kimi zaman okurken çok güldüm, kimi zaman da hüzün kapladı her yerimi.Deniz Küstü çok değişik bir kitaptı, farklıydı.Bu kitabın uzun betimlemelerinden dolayı sıkıldığım hatta bir ara elimden bırakmak istediğim zamanlar oldu ama sabrettim bitirdim.Okuduğuma pişman değilim.Konu çok güzel her şey çok güzel anlatılmış sadece çok uzundu.Sadece eğer Yaşar Kemal okumak istiyorsanız bence bu kitabından başlamayın derim.Gerisini size bırakıyorum:)Keyifli okumalar...:)
%3 (10/430)
·Puan vermedi
Yaşar kemal okumaya bu romani ile basliyayim demistim. Ama ilk denemem fiyasko ile sonuclandi.
Normalde bir kitabi begenmesem bile begenebilmek icin devam edebilmek ici zorlarim kendimi. Ama bu kitapta 31.sayfada pes ettim. Bunun asil nedeni ise cok uzun kurulmus cumleler. Uzun cumleleri okurken nefesim kesildi. 12 satirlik bi cumle okuduktan sonra da kendimi daha fazla zorlamamaya karar verdim. Boyle bir eseri yarim birakmak zorunda kaldigim icin uzgunum.
430 syf.
·11 günde·9/10
Yaşar Kemal öyle betimlemiş ki Menekşe'yi,Eminönü'nü,İstanbul'u...Dün Eminönü'nde köprüden geçiyordum.Biirden kendimi romanın içinde buldum. Köprünün üstünde balık tutanların köşesinde Zeynel ile Dursun konuşuyordu.Onları izledim bir süre.Martılar geçti yanımdan.Acaba dedim Selim balıkçı nerededir? Nerededir canım tabi ki yunuslarla birlikte dolaşıyordur bu da soru mu dedim kendime.Bir anlığına da olsa yürürken o köprüde gerçek hayatımdan kopmuş,bir kitabın içindeydim.Bu hissi zaten ancak Yaşar Kemal verebilir...
430 syf.
·10/10
Okuduğum ilk Yaşar Kemal kitabıydı. Yıl 2011 idi. Bittikten sonra içimde öyle bir taka alıp balığa çıkma hissi uyandı ki aylarca sürdü. Gittim küçük bir balıkçı takası biblosu aldım kitaplığımın önünde hala yıllardır durur. İnanılmaz başarıda bir İstanbul tasviri var. Adeta günlerdir İstanbul’daymışsınız hissi uyandırıyor.
İnsan, doğan güne, açan çiçeğe, geçen buluta, en güzel sevgideki insanın gözlerine yüzüne, ala şafağa, seher yeline, denizin apak olduğu seher vaktine, aydınlık sulara, deniz kokusuna, toprak kokusuna, yağan yağmura, insanın içine işleyen bir elin sıcaklığına, kucaklaşmaya, bir kadının bir erkekle birleşip bir kişi, bir bütün oluşlarına, şehvette, tatta eriyişlerine, dünyaya, yıldızlara, ışığa, aydınlığa, ipiltilere, bir hayvanın sıcak tüylerinin yıldırdamasına, sıcacık yumuşaklığına, dünyayı yüreğine soktuğun anki coşkuya, türkülere, sözlere, öpüşlere kendisini, yüreğini, canını alabildiğine, iliklerine kadar kaptırandır.
Yaşar Kemal
Sayfa 86 - Adam Yayınları
Niçin bu kadar öldürmeyi, yok etmeyi, parçalamayı seviyor insanlar? İnsan yumuşak başlı, iyilik dolu bir yaratıktır, ağız dolusu gülen, yürek dolusu ağlayan, iliklerine kadar duygulanan, seven bir yaratıktır insanoğlu... Bu öldürme, yok etme, öfke, öç, sevgisizlik neden? Niçin koparıyorlar çiçekleri, birisi tok da yüz bini niçin aç, o tok da bu kadar gözün altında, öfkenin içinde iflah oluyor mu? Tok olan niye bu kadar ahmak?
Bu sabah bol bir güneş vardı, deniz kokuyordu, ortalık ılıktı, dünya güneşe karışmış yunmuş arınmıştı.
Yaşar Kemal
Sayfa 201 - Adam Yayınları
Bu öldürme, yok etme, öfke, öç, sevgisizlik neden? Niçin koparıyorlar çiçekleri, birisi tok da yüz bini niçin aç, o tok da bu kadar gözün altında, öfkenin içinde iflah oluyor mu? Tok olan niye bu kadar ahmak?
Yaşar Kemal
Sayfa 50 - Görsel Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deniz Küstü
Baskı tarihi:
Aralık 2016
Sayfa sayısı:
430
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807138
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Deniz Küstü
Deniz Küstü
Romanlarında, Karadeniz'den Toroslar'a, Ağrı Dağı'ndan Ege'ye uzanan çok geniş bir Anadolu coğrafyasını anlatan Yaşar Kemal, Deniz Küstü'de, ana tema olarak İstanbul'un çürüyen doğasını seçer. Bir kentin tüm coğrafyasıyla her anlamda yozlaşmasının ve çürümesinin anlatıldığı romanda, tüm karakterler İstanbul'a göç yoluyla gelmişler ve beraberlerinde hayallerini de sürüklemişlerdir. 

Deniz Küstü ütopyaların ve anti-ütopyaların çarpışma alanıdır. 

"Kemal, açgözlülük, nefret ve çürümenin, aynı zamanda aşkın ve kurtuluşun öyküsünü yazmış." 
- Times Literary Supplement, (İngiltere)- 

"Çağımızda örnekleri pek bol olmayan güçlü ve soluklu yazarlardan biri." 
- The Gazette, (Kanada)- 

''Yaşar Kemal'in sanatı küçük kulislerin, klikleşmelerin ve günlük moda akımların dılında çizgisini sürdüregeliyor. Panait Istrati, Maksim Gorki, Jean Giono çağında bir yazar olmanın sağladığı gücün verdiği güvenle..''
-Gerard Mordillat, Liberation, (Fransa)
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 162 okur

  • Mehmet Ali GÜLTEKİN
  • Serhan Tırpan
  • nilgunakbas
  • Songül YILDIRIM
  • Fatih Akkoş
  • SihirliFlut
  • Helin Aksal
  • Mesut Gürkan
  • Zeynep uzunali
  • s t

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5
14-17 Yaş
%5
18-24 Yaş
%15
25-34 Yaş
%23.3
35-44 Yaş
%41.7
45-54 Yaş
%3.3
55-64 Yaş
%1.7
65+ Yaş
%5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%48.4
Erkek
%51.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%49.3 (35)
9
%16.9 (12)
8
%18.3 (13)
7
%7 (5)
6
%2.8 (2)
5
%2.8 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0