Adı:
İnce Memed 1
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
436
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807145
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
İnce Memed 1
İnce Memed
Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü düzene başkaldıran Memed'in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova'nın öyküsüdür. Yaşar Kemal'in söyleyişiyle ''içinde başkaldırma kurduysa doğmuş'' bir insanın, ''mecbur adam''ın romanı.

Abdi Ağa'nın zulmüyle köyünü terk etmek zorunda kalan Memed, Ağa'nın yeğeniyle evlendirilmek üzere olan Hatçe'yi kaçırır. Abdi Ağa'yı yaralayan, yeğenini de öldüren Memed eşkıya Deli Durdu'ya katılır, ancak kıyıcılığına katlanamadığı Deli Durdu'dan iki arkadaşıyla birlikte ayrılır. Memed, sıradan bir köy çocuğuyken, zulmedenler için eşkıyaya, köylüler içinse bir kurtarıcıya dönüşür. 

"Bir yaşam biçimini bir halkın portresi olarak böylesine veren bu romandan daha iyisi yazılamazdı." 
- The New York Times Book Review, (A.B.D.) 

"Şaşırtıcı, orijinal bir kitap." 
- Sunday Times, (İngiltere) 

"Epik boyutlara ulaşan ve muhteşem bir sona ulaşmak için hız kazanan öyküye kendinizi kaptırıyorsunuz." 
- Sunday Times, (İngiltere) 

''Yaşar Kemal, şaşılacak ölçüde yaratıcı''
-The Booksell, (İngiltere)

''Yaşar Kemal, karakterlerini unutulmaz, seçkin ve gerçek hayattan daha da gerçekçi kılan detay zenginliği ile Rus Edebiyatının kalitesine ulaşıyor.''
-Sunday Telegraph, (İngiltere)
Ince Memed ...Dönemin toplumsal gerçekliğini çok başarılı bir şekilde yansıtan ,yazarın 32 yıllık zaman diliminde tamamlayabildigi düzene baskaldiran yiğidin hikayesini konu alan tam bir basyapit .

Ince Memed ,Yaşar Kemal'in de ifade ettiği gibi "Mecbur Adam" ın öyküsü .Içindeki dürüstlük,iyilik duygularının ayakkabı ile cignenircesine ezilip bastirilmaya calisildigi ;kötülüğe ,zulme,
eskiyalıga ,haramilige mecbur bırakılan yitirilmis yolun bir yolcusunun hikayesi aynı zamanda .Öyle bir karakter ki mazlumlar için bir kurtuluş ,çıkış kapısı olarak gorulurken ,zalimler için de tam bir ceteye,korku imparatorluguna donusecektir .Yazarın da alintida belirttiği gibi ;

»»»Bir yerleri var,bir ince yerleri ,iste oraya degmemeli .Korkmalı insanların bu tarafından .Aşağı görmemeli insanları .
Çocukluğunda Abdi Aga tarafından nasıl asagilandiysa,
elestirilsdiyse ,onuruna dokunulduysa ;zamanı geldiğinde intikam nevinden kendisi de aynısını yapacak .Başkasının sırtına basacak ,başkasının cebine el uzatacak ,başkasının onurunu zedeleyecek ,elestirecek,
asagilayacak.Çırak ustasindan,ırgat agasindan zulmün ve menfaatin kestirme yollarını öğrenecek .Çareyi nefes almak için,nefes kesmekte ,ac kalmamak için calmakta,yolunu bulmak için yol kesmekte ,haramilik yapmakta bulacaktır .

Tarihin her döneminde hikayesi ne olursa olsun,zalimler hep var olmuştur ,oluyordur ,olacaktır .
Sadece tarih sahnesine her zamankinden çok daha görkemli ,şatafatlı bir kıyafetle göz boyamaya ,giymiş olduğu parlak ışıltılı kostumuyle hakikati göz kamastirarak perdelemeye devam edecektir .Zalim var olduğu gibi ,potansiyel saksakcilari ,amigolari ,taraftar olanları,alkislayanlari da boşluk bırakmayacak şekilde sahnede yerlerini almak için yarisacaktir.Ince Memed'de de bir bakıyorsunuz halkın,köylünün ah u eninleri,serzenisleri yureklerinizi dagliyor.Onları bu batakliktan kurtarmak için Ince Memed'le birlikte siz de canınızı disinize takip gayret gosteriyorsunuz.Ama arkanizi bir dönüyorsunuz o şikayetçi olan köylü Abdi Ağa'ya ilanı aşk etmeye devam ediyor .Sinirleniyorsunuz var ya ...Maalesef köylüler de biliyorlar ki her ne kadar şikayetçi olsalar da hallerinden ,zalime bağlılık yemini etmeyene rahat yüzü olmadığını.Agalarinin acımasızca mallarina cullanacaklarini,ac birakacaklarini,yerinden yurdundan edeceklerini .Her ne kadar kelimeleriyle tam bir sinmislik içerisinde isyan etseler de,eyleme donusturemedikleri için denize dusmusluklerini, yılana sarılma gerekçesi olarak gösteriyorlar .Mazlum olmayı ,haklı olmayı tasiyamadiklarini düşündükleri için zulmün arka safinda kendilerine emniyetli yer ararlar ,yerlerini sağlama aldıklarını düşünürler .Heyhat !!! Yanilirlar da o zaman geç kalinmislik içinde ağlamaları fayda verir mi bilmem ... Sarildiklari yılan ,zehriyle gün gelir zehirler .Ince Memed tek başına her ne kadar hakikatin tellaligini yapsa da,çırpınsa da ,haklarını aramak için fermanlar verse de Hürü Ana gibi haksızlığa ,zulme tahammülü olmayan yürekli karakterlerin olmayışı, tam bir kapana kıstırılmıslık içinde meseleyi daha çetrefilli hale sokacak ,daha da zorlastiracaktir .


Uzun ve yorucu okuma seruvenimden sonra ,Yaşar Kemal okumak ruhuma iyi geldi .Betimlemeleri öyle güzel ki.Öylesine bizden ,öylesine samimi ,yürekten ki cümleleri okurken birçok yerde kendimizi ,yaşam kosusturmacasinda
ıskaladıgım Ben'i gördüm .
Anadolu'yu ,maziyi,nostaljiyi ,anıları zihnimde canlandırdım.Okurken yeri geldi içten tebessüm ettim ,yeri geldi hüzünlendim .
Duyguları o kadar etkileyici aktarmis ki yazar ,
adeta ben de kitaptaki bir karakter gibiydim . Çukurova'nin dağlarında ben de dolaştım .Memed'le daga ciktim ,ac kaldım ,üşüdüm ,
özledim ,çaresiz kaldım ,direndim .Hatce gibi yaralandim,yalnız kaldım.Kuyunun dibine düşmüş bir taş gibi öylece kalakaldım. Mahpushanedeki çaresizliğini,dört duvar arasına kıstırılmıslıgını ,aglamalarini ,
ozleyislerini yüreğimde derinlemesine hissettim .Hatce gibi yaşamıma ,hatıralarıma el koyan ,karadelik misali yutan bambaşka bir dünya karşısında afalladım ,ait olamadım öyle bir dünyaya .Demir parmaklıklara,kapıya,yatağıma,
duvarlara düşman oldum beni sevdiklerimden ayırdıkları için.Hatce 'nin arayislari gibi nefes alacak bir gökyüzü aradım .Derdimi sarıp sarmalayacak Iraz gibi bir dost aradım .Hasretimi,hüznümü bağrında eritecek bir yar ,anne ,baba aradım .Sevdiklerime kavuşmak için ,yaşam mücadelesi vermek için kafa kafaya vermiş iki güvercin misali ,kavuşmanın hayalini nakış nakış işleyerek satacagim çoraplara resmettim.


Abdi Ağa misali para ve güçle simarmis,"Ben olmazsam hepiniz aç kalirsiniz" diyecek kadar kustahlasmis hazimsizlar,
sonradan gormeler,doymak bilmeyen Aç gözlüler,gözlerini toprak doyuracasicalar ...Aldıkları "Ah" ile dusecekleri çukuru ne denli derinlestirdiklerinin ,kendi felaketlerine doğru adım adım suruklendiklerinin ,gayyaya yuvarlanislarinin farkında değiller.Ne kötü bir son.Yaşar Kemal ne güzel diyor bakın ,"Sen tevekkel ol.Eden bulur. " var mı ötesi ...


Ahh ...Ince Memed'im yeri geldi fevri davranışlarına kızdım ,yeri geldi sana destek olmak için Topal Ali misali oturduğum yerden içim içimi yedi .Elimi uzattım sana ama uzanamadım .Yetişemedim ,
zalimin elinden kurtaramadim ananı. Yetişemedim be Ince Memed.Kız ,bağır ,çağır ne dersen de mustehakim.Siper olamadım o kör olasıca kursunlara.Akıttığım gözyaşlarım sonduremedi işte yürek yangınını.Dindiremedim işte ağrını,sancini...


O kadar güzel ki kitap yolculuğum devam edecek .


Keyifli okumalar ...
448 sayfa nasıl bu kadar çabuk bitti?

2013`den beri erteleye erteleye 2015`e getirip çıkardım. Bana sorarsanız bir yıl daha ertelerdim de Muzaffer bey sağolsun. Öncelikle, Muzaffer bey`e beni böyle değerli eser ve değerli yazar, Yaşar Kemal ile tanıştırdığı için teşekkür ediyorum :)


İnsan hiç tadını bilmediği yemeğin kokusunu burnunda hisseder mi? Tarhana çorbası nasıl bir şey? Burnumda kokusu var. Böyle sıcacık, ocakta yeni kaynayan ekşimsi gibi bir tad. Bu arada tarhana ne onu da bilmiyorum :)) Ekmek`le soğan... İtiraf ediyorum bir ara canım o kadar çekti ki, hiç soğanı tanımasam elma gibi tadı var deyeceğim öyle tatlı.

Yaşar Kemal- bazı yazarlar var okurken hangi safda olduğunu ayırt edemezsiniz. Yaşar Kemal öyle değil. İyilik var damarında sanki. Abdi ağaların yanına İnce Memedleri vermişse...

Tasvirler en çok dikkatimi çeken nokta oldu. Sanki köyü karış karış dolaşıyormuşsun gibi.

Kitab`ı ilk bu cümle ile tanımışdım : “Nerede halkına zulmeden, halkını cehalete sürükleyen, öldüren, bir Abdi ağa varsa, orada İnce Memed'ler de olacaktır elbet.” Bence bu kelimeler bile okuyacağınız kitab`ın ne kadar nadide olduğunu hatırlatacaktır size.

İyilik ve kötülüğün su katılmamış hali var " İnce Memed "de. Kötüler gerçekten kötü, ( Abdi ağa`nın içinde iyiliğin zerresini göremedim ) iyiler kendi mallarından, canlarından ( köylüler ) olacak kadar iyi.

Sonu biraz hüzünlü. Hem yarımkalmışlık hissi veriyor hem her şeyin bitip sona ulaştığını. Bu da belki yanılıyorumdur yazarın o dönemde kitab`ı yazarken 2, 3, 4. kitapları çıkarıp çıkarmayacağına henüz karar vermediği hissini yaratıyor bende.

Yine de, Yaşar Kemal iyiliği övdüğün, zulmü, kötülüğü, dönemin " başa geçenlerini " o sonsuz tasvir gücünle harmanladığın için seni ilk kitabınla ( ilk kitabıyla yazarları nadir halde tutarım ) çok sevdim.

Mekanın Cennet olsun iyi kalpli yazar...

Keyifli keyifli okumalar *_*
Yaşar Kemal, İnce Memed serisini yaklaşık otuz iki yılda yazmış. Öyle muhteşem bir kurgu ve dille yazılmış ki okurken Çukurova ' yı, Toroslar'ı gözlerinizin önüne seriyor. Anadolu insanının çektiği sıkıntıları, hüznü,sevdayı, yalnızlığı,sıcaklıklığı,doğallığı...muhteşem betimlemelerle anlatmış. Özellikle Çukurova da yaşayan halkın,köylülerin ağalardan yana yaşadığı zorluklara karşı duruşunu, mücadeleci ruhunu, sevdasını, nefretini yazmış. Düzene başkaldıran bir yiğit İnce Memed. Yaşar Kemal bu kitabı için "Mecbur adamın romanı" diyor. Çünkü ezilmiş tüm insanların hakkı için mecburen dağlarda eşkıya oluyor. Eşkıya olmak onun için bir tercih değil görev. Halkı sömüren,diktatör Abdi Ağalar hep vardı ve olacaklar. Ama onlara karşı içimizdeki İnce Memedleri yaşatmalı... Hiç tereddüt etmeden okuyabilirsiniz ve hatta okumalısınız.
Aralık 2014’te başlamışım İnce Memed’e. Bir yere kadar da okumuş hatta bir çiçek yerleştirmişim bile arasına. Hani “yara derin açılınca içinde çiçek yetiştiriyorsun” misali. Belli ki o dönemlerde de haksızlıklara karşı öfkeme hakim olamıyormuşum. Belki de gördüğüm haksızlıklara karşı çıkmayı değil sinirden kendi kendimi yiyip gözümün görmeyeceği yerlere gitmeyi tercih ediyormuşum. Öyle ya yoksa neden bırakayım kitabı tam da orada? Dedim ki sonra, “artık büyüdün Meltem, gördüğün haksızlıklara da bir nebze karşı koymayı öğrendin. Bir şans daha ver İnce Memed’e. Öyle ya gün gelecek elinden tutacaksın diye bekleyip duruyor yıllardır bir dağ başındaki mağarada. Kartallara komşu.” İşte böylece yeniden kavuştuk İnce Memedimle. Sonra bir ara yine öyle bir öfke aldı ki beni; “fırlatıp atacağım kitabı. Böyle de haksızlık, böyle de onursuzluk olmaz ki” dedim. Sevgili Roquentin dedi ki “bırakma sakın, umudun kitabı İnce Memed”. “Tamam” dedim, “sıkalım biraz daha dişimizi bakalım daha neler olacak”.

*Yer yer, çok belirgin olmamakla birlikte ipuçları içerebilir.*

Ah be İnce Memed nasıl anlatayım ben şimdi sana duygularımı? Hangi birini açık edeyim? Üstelik sen zayıflığı da sevmezsin ya zayıf noktam mısın bilmem. Yalan yok, zaman zaman sana kızdım. Öfkene hakim olamayışlarına içerledim çok. Benim İnce Memedim yapmaz böyle dedim; sonra sen de cevap verdin hep “Tabiiki de yapmam, yapamam.” Herkesi her şeyi seversin bilirim de şu intikam hırsı yok mu? Deliye döndürüyor insanı. Hele bir de düşmanların en onursuzuna denk gelmişsin ki vay haline… Sen belki yine affedersin ya ben hazmedemiyorum İnce Memed. Abdi Ağa’nın, o keçisakallının, Ali Safa Bey’in evinde karısı ile yaptığı konuşma var ya; çok dokunuyor bana. Üstelik biliyorum ki dünyada tek örneği bu değil. Küçük büyük, hepimiz her gün kalıyoruz aynı durumda. İftira atmak zor değil ki, konuşursun ardını düşünmeden. Sonra temizle temizleyebilirsen. Herkes sen kadar yürekli değil ki İnce Memed. Keşki olsalar, keşki…

Bir de şanslısın ki İnce Memed, senin destanını anlatan var ya hani; Yaşar Kemal. Bir güzel anlatıyor, görsen sen de şaşarsın. Önce çevreyi anlatıyor bir güzel, malum biz ne bilelim çakırdikenlik ne menem bir şeydir yahut Çukurova köyleri nasıldır. Önce oraları anlatıyor ki seni daha iyi anlayalım. Duygulaırnı da bir güzel aktarıyor ki insanın yüreğine gelip oturuyor. O korku, o sevda, o intikam duygusu, hele o üzüntü… O üzüntü ki senin gözünden dökülmeyen yaşlar her birimize pay oluyor da yine de bitmiyor. Ne diyim İnce Memed. Çok üzgünüm çok. Ama daha macera bitmedi ya, daha ne olsun demeden geçemiyor insan. Tek dileğim; sen yiğitliğini kaybetme Memed. Üzüntün üzüntümüzdür lakin kendi önüne geçmesine izin verme o yürek yangının. Dilerim bir gün, elbet bir gün sen de bulacaksın hak ettiğin o huzuru.
Yaşar Kemal'in bu kitabını her sene erteliyordum, okurum diyordum sonra diye sonralar bu zamana kaldı. İyi ki de okumuşum, iyi ki de Üstat ile tanışmışım; yoksa bu mükemmel kitabı tadamayacaktım. İnce Memed 4 seriyi 32 yılda yazmış boşa yazmamış, boşa gitmemiş yıllar...

İnce Memed Değirmenoluk köyünde doğmuş, büyümüş bir mujiktir. Abdi Ağa o köyün ve 4 köyün de ağasıdır. Köyün yaşlısından gencine; ineğinden tarlasına hepsinden sorumludur. Köylülerin canları çıkana kadar yaptıkları işlerin 4 te 1'ni keyfine ya da gıcıklığına 4 te 3'ünü bile alır. Klasik ağa sistemi. Abdi ağa ismini her okuduğum zaman yüreğimde nefret duyguları kabardı.Yüreği nasırlaşmış, hiçbir şeyi, insani duyguları hissedemez olmuş. Vicdan denen olgunun olmadığını onda bin kat hissettim. Memed'in sevdiği kadın Hatçe'yi Abdi ağa, yiğeni Veli ile nişanlar, İnce memed hiç durur mu kaçırır Hatçe'yi böylelikle serüvenimiz başlar. Bu kısım zaten kitabın arkasında da yazıyor biliyorsunuzdur çoğunuz.

Yaşar Kemal, bir annenin yavrusuna verdiği sıcaklığı, şefkati gibi insanı adeta kendine çekiyor, o sıcaklığın içinde mayışıyor insan, o tanıdık kokuyu bırakamıyor...İnsanın duygularını, ilişkilerini ne kadar güzel anlatmış Yaşar Kemal. Yaptığı betimlemeler olağanüstü.Çukurova'yı o kadar iyi anlattı ki, dağları, köyleri, insanları gözümde çok iyi canlandı. Anadolu insanlarını, hayatlarını ne kadar güzel anlatmışsın noktasına virgülüne kadar...Kitabı okumadım yaşadım sanki, nadidedir böyle yazarlar.

İnsanlar ne de çabuk değişir, muhtaç olduğu şeyleri aldıktan sonra; haklı olanın değil de güçlü olanın yanında olmak insanlığın ilk maddesi miydi? Haklı olmak yetmiyor bazen, gerçekleri bildikleri halde bir şeylere mecbur olmak, onun aksini savunmak... Bilemiyorum. İnsanları tanımak, onların duygularına yetişmek çok zor.

Kadınlar her dönem de geri plana itilmek zorunda mı? Kocasız yaşamak kadınlar için zor bir durum mu? İnsanlar neden bunu bu kadar zorlaştırıyor? Yaşar Kemal taşra hayatında kadınların da duygularına değinmiş, yaşadıkları acıları, hıçkırıklarını, ağlayışlarını şuramda hissettim. Yutkunamadım okurken, boğazım düğümlendi; ağzımı açıp bir şey söylemek istesem boğulacaktım sanki. Kaldı boğazımda sustuklarım, söyleyemediklerim ya da hiçbir zaman söyleyemeyeceklerim...

Düzene başkaldıran, zengin ve fakir arasındaki o uçurumu; zenginlerin fakirleri kullanmaması gerektiğini vurgulayan bir kitap. Ağalık rejimine son veren, herkesin kendi toprağı, kendi malı olsun kimse ağaya bir şey vermek zorunda kalmasın kendi için çalışsın; hiç kimseye hesap vermeden özgürce...Zenginleri, ağaları kalkındırmak için değil;yoksa onların altında halk paramparça olup eziliyor.

Kitabı şiddetle tavsiye ediyorum. Anadolu'nun insanlarını, taşını, toprağını, ekmeğini, suyunu, soğanını tatmak, o kokuyu hissetmek istiyorsanız okuyun, okutalım.

Keyifli okumalar dilerim.
Yaşar Kemal'in kaleminden okuduğum ilk kitap Ince Memed. Okuyan, okumayan herkesin hakkında bildigi ortak şey müthiş bir tasvir yeteneğinin olduğu bence. Ben de bunun bilinci ile başladım. Kitabı açıp okumaya başladığınız ilk andan itibaren sizi Toroslar'ın betimlemesi karşılıyor ilk 4 sayfa salt bunun üzerine kurulu. Ben milenyum çocuğum hiç köye gitmedim. Köy yaşantısı benim için yalnızca anneannemin anlattığı, ellerimi uzatsam dokunamayacağım kadar uzak bir hayal gibiydi.Ancak Yaşar Kemal beni o köye götürdü, o insanlarla sofraya oturdum, inanır mısınız o sütlü bugday corbasının,tarhana çorbasının kokusu geldi burnuma.. Yani diyeceğim o ki öyle bir tasvir yetenegi bu.
İnce Memed, bir başkaldırı hikayesi. Siyah ile beyazın, iyi ile kötünün savaşı. Düzene karşı düzülen olmayı reddeden bir genç Ince Memed, küçükken bile bundan kaçma cesaretini gösterebilecek kadar da yürekli. Aslında hikaye aynı, düzen yine aynı düzen, düzülen ise yine biz zayıf insanoglu. Hiyerarsi tablosunda ağalar isim ve şekil değiştirdi yalnızca. Bu kez bugdayımız, arpamız yok onlara verecek ancak hayatımızda vergisini ödemeden yaşayabildiğimiz tek bir şey bile yok. O zamandan bugüne değişen tek şey insanların birbiri ile olan ilişkisi. Samimi degiliz hicbirimiz, Anadolu insanı kadar. Artık herkesin duvarları var. Bir de o zamanlardaki gibi "İnsan" kalabiliyor muyuz? Başkalarının acılarına üzülebiliyor muyuz? Komşumuz aç iken yatabiliyor muyuz? Ne yazık ki bu soruların cevabı hayır. Peki kaçımız bu hayatta Ince Memed olabilme cesaretini gösterebiliyoruz? Asıl soru bu.
Bu kitap sizi baştan sona sarsacak, kendinizi insani yanlarınızı sorgularken bulacaksınız çoğu zaman. Her şeyden önce insan kalabilmek adına bu seriyi okuyun..
Hani yüreğinizden ılık bir şeyler geçer. Bir hoş olursunuz. Tarif edilemez duygular vardır ya bir sıcaklık, bir yumuşaklık tadı damağınızda kalmıştır. Daha fazla olsa istersiniz ama yoktur işte bu kitap öyle bir tat yaşatır okuyana. Keşke otuz iki yılda 4 cilt değil 32 cilt yazılsa dersiniz. Sayfaları bittikçe üzülürsünüz.

İnce Memedle kah gülüp kah ağlarsınız bozkırın sarı sıcağı sizi de yakar, gece ayazı elbette sizi de üşütür. Nasıl bir bitki olduğunu bilmediğiniz çakırdikeni keser ayaklarınızı kanatır derinden.

Torosun karlı dorukları yanınızdaymış, elinizi uzatsanız tutacakmış gibi gözükür.
Keçi sakallı gavur dinli Abdi Ağa'nın adını duyunca siz de korkarsiniz yine ekinimin dörtte üçünü alacak diye sinirlenirsiniz.

Süleyman'da girer hayatınıza, babacanlığını siz de yüreğinizde hissedersiniz. Siz de çarıklarınıza bakar bakar sevinirsiniz.

Mustafa ve Memedle ilk kez kasabaya gideceğiniz için heyecanlanırsınız.
Böyle konuşa konuşa yamaçtan aşağı inerken, birden önünüze bir düzlük çıkıverir. Düzlükte büyük bir kavaklık vardır. Kavaklığın ortasından bir su akıyordur. O sudan kana kana içersiniz. Tadı damağınızdan hiç geçmez. Çok kolay hayal edersiniz ortam gözünüzde hemen canlanır.

Sarp yerlerin insanları gelir aklınıza. Sarp yerinin insanının yürüyüşü başka olurmuş. Adım atarken ayaklarını havaya fazla kaldırırlar. Dizleri hizasına kadar. Siz de taklit edersiniz.

İlk kez hana gider Ağasına, paşasına, dünyasına, feleğine, anasına, avradına veryansın edenlere siz de hak verirsiniz. Hasan onbaşı anılarını anlatır size.

Sonra büyürsünüz on sekizinize girersiniz aşık olursunuz o kara saçlı Hatçeye. Geceleri divlik kuşu gibi öter ve Hatçeyi beklersiniz kuytuda. Ağasız köy varmış kaçalım Hatçe dersiniz. Ardından Abdi ağayla yeğenini vurduğunuzu sanıp dağları mesken tutarsınız.

Çünkü siz ince Memed olmuşsunuzdur. Çünkü kitabın içine girip olayları siz de yaşarsınız. Haberlerde sağda solda Çukurova lafı geçince gülümsersiniz. Hiç görmediğiniz halde oralar size tanıdık gelir. Zaten bu kitap için bir incelemeye de gerek yoktur. Anlatılmaz yaşanır dediklerindendir.
1953 yılının kışı İstanbul'da o kadar sert geçmiştir ki soğuktan boğaz sularının bile donduğu söylenir. İşte o soğuk kış günlerini Yaşar Kemal ve eşi Thilda, çini sobalı bir evde titreyerek karşılamışlardır. Paraları olmadığından dolayı odun alamadıkları için, kışın büyük bir bölümünü battaniyenin altında ve kat kat elbise giyerek geçirmişlerdir. Odun alacak parayı bulduklarında kendilerini mutlu addetmişlerdir.
İşte bu şartlar altında Erzurum'dan aldığı eldivenleriyle yazmıştır, İnce Memed'i Yaşar Kemal. Yazarın başyapıtı olan bu eser:
İnce Memed ile Abdi Ağa'nın hikayesi. Bir nevi iyi ile kötünün,mert ile namerdin, mazlum ile zalimin çatışması. Buram buram Çukurova,mis gibi bir tarhana çorbası, taze yarpuz ve ılgın kokan bir şaheser. O kadar akıcı, o kadar bizden ki. O her zaman bahsedilen eski aşkları da bulabilirsiniz, duyguların en saf halini de, acının en kallavisini de.
Köylülerin emeğinin sömürülüşüne tanıklık ederken Abdi Ağa'ya ve onun ağalık düzenine okkalı bir küfür savurabilirsiniz. Döne ile yoksulluk çekebilir, Hatçe ile ağlayabilir, Memed ile isyan edebilirsiniz.

En sonunda, kitabın kapağını kapattığınızda daha iyi bir insansınızdır kesinlikle.Çünkü hissetmişinizdir içinizde iyiliğin,doğruluğun ve sevginin gücünü. İşte o zaman bir selam salarsınız Çukurovanın düzüne, Büyük Yaşar Kemal'e ve Kahraman İnce Memed'e selam olsun diye.
İnce Memed... Kimine göre canlar yakan bir eşkıyadır, kimine göre adına türküler yakılmış bir halk kahramanıdır Memed, kiminin hayalinde en yakın arkadaşı, kiminin kalbine yerleşmiş bir destan, kimine göre bir toy genç, düzene başkaldıran bir asidir. Benim içinse, bazen benim yapamadıklarımı yapabildiği için takdir ettiğim, bazen içimde çocuksu ve tarif edemediğim duyguları uyandıran, bazen de her insanın hayatında bulunması gerektiğini düşündüğüm yüreklilikte biridir, yiğittir türküsü kadar. Memed bana umut oldu. Yaşar Kemal bana kendimi, gelenek göreneklerimi, değerlerimi, kendi dilimi, kültürümü gösterek bunların ne kıymetli, ne özel varlıklar olduğunu öğretti.

Köyümüzün ilkokulunda görev yapan Serdar öğretmenin aracılığıyla Yaşar Kemal okumaya başladım, ailecek okumaya başladık sonra kuzenler de dahil oldu derken baktım ömründe eline roman almamış olan dayım bile okuyor. Düşünsenize evine her gittiğinizde TV izleyen adam ilk kez televizyonu kapatmış, kitap okuyor :) etkilenmemek elde değil. Bu öyle büyülü bir süreç oldu ki bizde, bulaştıkça yayıldı çevremizdekilere. Kitabı eline alan başlardı ya işte bak bizim şuradan da geçmiş Memed, filanca yerde şöyle yapmış, şu bahsettiği ot burada da şöyle adlandırılır... diye. Biz onu uzunca bir süre misafir ettik evimizde. Tabi ki sadece Memed'i değil; Hatçe'yi, Döne'yi, Iraz'ı, Hürü Ana'yı, Koca Osman'ı, Seyran'ı, Kamer Ana'yı, Değirmenoluk Köyünü, Çukurova'yı, Torosları da sevdik.

Aslında belki bizim aramızdan biri olduğu için bu kadar yer edinmiş gönüllerde. Bizim oralardan bahsettiği için belki bu kadar etkilemiş bizi diyorum ama okuyup etkilenen herkes bizim oralı değilse demek var Memed'de bir şey. Velhasılıkelam İNCE MEMED ANLATILAMAZ, İNCE MEMED OKUNUR efendim ;) Okuyunuz ki sizin de yaşamınıza bir mum yaksın :)
Her zaman okumak istediğim, ama bir şekilde hep ertelediğim seriydi İnce Memed. Nihayet başlangıç yapabildim araya sınavlar vs. girince bitirmem uzun sürsede aslında 1 2 günde rahatça bitecek bir kitap. 436 sayfa ama her sayfa su gibi akıyor okurken nasıl bittiğini anlayamadığımız kitaplardan. 20 günde okudu kısmını görüp gülmeyin ama vallahi çok akıcı bir kitap ya okuyanlar anlayacaktir. :D
1955'de yayımlanan İnce Memed Yaşar Kemal'in ilk romanıdır ve hayatında bir dönüm noktası olmuş diyebiliriz.

İnce Memed sıradan bir roman kahramanı değil asla. O okurken herkesin sevdiği, herkesin belalardan kurtulup mutlu sona ulaşmasını canı gönülden isteyip heyecanla takip ettiği büyük bir kahraman. İnce Memed'in bu denli büyük bir kahraman olmasının arkasında, bir çocuğunki kadar temiz kalbi ve bütün eşkiyalardan daha cesur oluşu yatıyor bana göre. İnce Memed her daim kötülüğün, paragöz vicdansız ağaların karşısında. Ve tabi büyük aşkı Hatice'yi de unutmamak lazım. Ona olan aşkı başına ne işler açıyor bilseniz. Şimdi artık böyle aşklar böyle babayiğitler kaldı mı bilemeyiz ama bir daha İnce Memed gibi roman, Yaşar Kemal gibi usta yazar gelmez, sanırım bu konuda hemfikiriz.

Bir an önce serinin diğer kitaplarını okumak için can atıyorum ama bir yandan da acaba hemen okuyup bitirmesem mi diyorum kendi kendime.
Okuduğum bütün Yaşar Kemal kitapları hep hüzünlü bir tat bırakmıştır şimdiye kadar. Çünkü hemen hemen her kitabında bir haklı haksız bir iyi kötü savaşı vardır. Mazlum insanlar da çoktur para karşısında yapmayacağı iş, etmeyeceği zulüm kalmayan Abdi Ağa gibi insanlarda. Ama bu kitap bende hüzünlü bir tat değil heyecan bıraktı. İnce memed daha neler neler yapacak, kötüler karşısında nasıl savaşacak  okuyup görmek istiyorum. Daha önce hiç Yaşar Kemal okumadıysanız bir an önce başlamalısınız çünkü çok şey kaybediyorsunuz. İnce Memed serisi ile başlayabilirsiniz Yaşar Kemal'in eşsiz anlatımını tatmaya.

Dilerim Abdi Ağa gibiler değil İnce Memed'ler çoğalır ve kazanır her daim...

Son olarakta şu türküyü bırakmadan olmaz.

 https://youtu.be/zSSLdnTXqm0
Roman 1923-1933 yılları Çukurova topraklarında geçer. Yaşar Kemal romanı yazmak için Cumhuriyet gazetesinden avans alır. 1953 yılında yazmaya başlar. 1955 te yayınlanır. Ama daha önce kafasında tasarlanmıştır. Daha ilk romanı olmasına rağmen romandan bazı kısımların çıkarılması teklifini, gerekirse başka yerde bastırırım diyerek reddeder. Çıktığı dönemde Türkiye ve dünya da fırtına gibi eser. İlk basımları hemen tükenir. 1959 yılında Nazım Hikmet tarafından Rusça ya çevrilir.
Türkiye de sinema filmi çekilmesine
Siyasi sebeplerden dolayı izin verilmez ancak 1984 yılında İngiliz yazar tarafından Memed My Hawk(Şahinim Memed) adıyla sinemaya uyarlanır. Roman Türkiye nin o dönemlerde tam anlamıyla başaramadığı topral reformunun gerekliliğini çok iyi anlatır. 1970 li yılların kominist hareketinin ilham kaynaklarından biridir. Ama romanın en inanılmaz tarafı 1955 yılında yazılmış olmasına rağmen sanki daha dün yazışmış gibi olmasıdır. Yerel kelimeleri çok iyi kullanır. `Umut` kelimesi örneğinde olduğu gibi bazı kelimeleri türkçeye Yaşar Kemal kazandırmıştır. Roman ayrıca Türkiye tarihinin dünya çapında ilk bestseller(en çok satan) romanıdır. Sadece yazarlar arasında yapılan bir çok ankete göre Türkiye nin gelmiş geçmiş en iyi romanıdır.
Örneğin bir `Suç ve Ceza`yı rusça okurken nasıl daha derinden hissedeceksek, bu romanı da yerel kelimelerin fazlalığından dolayı da en iyi biz anlarız.
Kitabı tek kelime ile anlatırsak başkaldırı, doğallık, samimiyet ilk aklıma gelenler. Bana göre en çok okunan kitaplar arasında ilk 3ü fazlasıyla hakediyor. Şu anda ilk 100 ün içinde bile değil. Uzun olmasına takılmayın 4 cilt ve çok akıcı dili var. Herkesin okuması dileğiyle.
İnce Memed, okumadığım için kendimi kötü hissettiğim kitaplardan birisiydi (Yüzyıllık Yalnızlık: yirmi beş senelik pişmanlık). Çok rahat okunduğu için hızla bitirebildim, zaten durmak mümkün olmadı, öylesine bir anlatımı var ki herhalde kimse çok uzatarak okumamıştır. Sitede ve başka yerlerdeki yorumlarda kitapla ilgili çok güzel yorumlar var. Benim de ekleyebileceğim hiç bir şey yok, ama nette kitapla ilgili birşeyler okumak istedim yine de: Yaşar Kemal'le İnce Memed üzerine yapılan söyleşilerde çok ilginç bilgiler öğreniyoruz: meselâ eserleri Yaşar Kemal'den esintiler taşıyan Osman Şahin elinde teybiyle Çukurova köylerinde halka İnce Memed'i tanıyan olup olmadığını soruyor. Cevaplar ilginç: İnce Memed'i tanıyan çok insan var, kimisi onunla beraber dağda gezmiş; kimisi güzelliğinden, yakışıklılığından dem vuruyor, bir diğeri ise bir İnce Memed anlatıcısı destancı olmuş, hatta Yaşar Kemal bu destancıyı bir köy kahvesinde dinlemiş, bu destancı için yazar "Acaba ben bu İnce Memed'i daha güzel yazabilir miydim? Suyun altında binlerce yıl kalmış çakıltaşı gibi destanlar böyle yaratılır işte. O destancıya göre de Toroslar'dan öte bir yerde İnce Memed hâlâ yaşıyordu. Nasıl bir karakter ki, insanlar yazarın kurgusuna kendini dahil edecek kadar tanıyor onu... Ya da yakın hissediyor..." diyor. İnsanlara böylesine etki eden bir edebiyat karakteri bulmak çok kolay olmasa gerek. Yaşar Kemal'in buzulların İstanbul boğazına indiği bir kış vakti elinde eldivenlerle soğuktan titreyerek sırf para kazanmak için yazdığı İnce Memed, insanı afallatacak güzellikte bir edebiyat örneği olup kitabın, karakterlerin, İnce Memed'in insanın başını döndüren etkisinden kurtulmak kolay değil. Kitabın sonlarında beklediğimiz dramatik etkinin kolayca ve gereken etkileyiciliği sağlayamadan çözülmesi bile bu hissi bozamıyor, çünkü bir kitap okuduğumuzu değil, kanlı canlı insanların hayatlarına bakmaya çağrıldığımızı biliyoruz ve böylesine gürül gürül akan bir edebiyat nehrinden kana kana içiyoruz. Böylesi bir edebiyat güzelliğinden kimse mahrum kalmamalı.
"Konuşan insan, öyle kolay kolay dertten ölmez. Bir insan konuşmadı da içine gömüldü müydü, sonu felakettir."
"Işte bunu yapmamalı. İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, işte oraya değmemeli."
Yaşar Kemal
Sayfa 159 - Yapı Kredi Yayınları
"Dünyanın bütün kötülüklerine baş kaldır. Bazen senin iyiliğin başkasının kötülüğüne de olabilir.
Kendi iyiliğine de baş kaldır…"
Memede olan olan olmuştu. Gözüne uyku girmiyordu. Düşüncelere kaptırmıştı kendini. Düşünceler kafasına akın ediyordu. Düşünüyordu artık. Dünya kafasında büyümüştü. Dünyanın genişliğini düşünüyordu. Değirmenoluk köyü bir nokta gibi kalmıştı gözünde. O kocaman Abdi Ağa, karınca gibi kalmıştı gözünde. Belki de ilk olarak doğru dürüst düşünüyordu. Kin duyuyordu artık. Kendi gözünde kendisi büyümüştü. Kendini insan saymaya başladı. Yatakta bir taraftan bir tarafa dönerken söylendi. "Abdi Ağa da insan, biz de..."
Konuşan insan, öyle kolay kolay dertten ölmez. Bir insan konuşmayıpta içine gömüldü müydü, sonu felakettir.
" İnsanları sözleriyle değil, hareketleriyle ölç! Ondan sonra da arkadaş olabileceğin insanı seç. İpin ucunu bir verirsen ellerine yandığın günün resmidir. "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnce Memed 1
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
436
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807145
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
İnce Memed 1
İnce Memed
Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü düzene başkaldıran Memed'in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova'nın öyküsüdür. Yaşar Kemal'in söyleyişiyle ''içinde başkaldırma kurduysa doğmuş'' bir insanın, ''mecbur adam''ın romanı.

Abdi Ağa'nın zulmüyle köyünü terk etmek zorunda kalan Memed, Ağa'nın yeğeniyle evlendirilmek üzere olan Hatçe'yi kaçırır. Abdi Ağa'yı yaralayan, yeğenini de öldüren Memed eşkıya Deli Durdu'ya katılır, ancak kıyıcılığına katlanamadığı Deli Durdu'dan iki arkadaşıyla birlikte ayrılır. Memed, sıradan bir köy çocuğuyken, zulmedenler için eşkıyaya, köylüler içinse bir kurtarıcıya dönüşür. 

"Bir yaşam biçimini bir halkın portresi olarak böylesine veren bu romandan daha iyisi yazılamazdı." 
- The New York Times Book Review, (A.B.D.) 

"Şaşırtıcı, orijinal bir kitap." 
- Sunday Times, (İngiltere) 

"Epik boyutlara ulaşan ve muhteşem bir sona ulaşmak için hız kazanan öyküye kendinizi kaptırıyorsunuz." 
- Sunday Times, (İngiltere) 

''Yaşar Kemal, şaşılacak ölçüde yaratıcı''
-The Booksell, (İngiltere)

''Yaşar Kemal, karakterlerini unutulmaz, seçkin ve gerçek hayattan daha da gerçekçi kılan detay zenginliği ile Rus Edebiyatının kalitesine ulaşıyor.''
-Sunday Telegraph, (İngiltere)

Kitabı okuyanlar 4.316 okur

  • ibrahim Emre Han
  • Not Defteri
  • emirtimur
  • Solalas
  • Can
  • Seher
  • gorgi cisimciği
  • Duygu Altıntaş
  • BEYZA ORAKLIBEL
  • DÜNYA

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.2
14-17 Yaş
%5.7
18-24 Yaş
%16.8
25-34 Yaş
%28
35-44 Yaş
%24.7
45-54 Yaş
%11.9
55-64 Yaş
%2.4
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.9
Erkek
%44.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%62.6 (966)
9
%23.6 (364)
8
%9.1 (140)
7
%2.9 (45)
6
%0.5 (8)
5
%0.5 (8)
4
%0.1 (2)
3
%0.2 (3)
2
%0.1 (2)
1
%0.2 (3)

Kitabın sıralamaları