İnce Memed 1

·
Okunma
·
Beğeni
·
154,5bin
Gösterim
Adı:
İnce Memed 1
Baskı tarihi:
Şubat 2020
Sayfa sayısı:
438
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807146
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü düzene başkaldıran Memed'in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova'nın öyküsüdür. Yaşar Kemal'in söyleyişiyle ''içinde başkaldırma kurduysa doğmuş'' bir insanın, ''mecbur adam''ın romanı.

Abdi Ağa'nın zulmüyle köyünü terk etmek zorunda kalan Memed, Ağa'nın yeğeniyle evlendirilmek üzere olan Hatçe'yi kaçırır. Abdi Ağa'yı yaralayan, yeğenini de öldüren Memed eşkıya Deli Durdu'ya katılır, ancak kıyıcılığına katlanamadığı Deli Durdu'dan iki arkadaşıyla birlikte ayrılır. Memed, sıradan bir köy çocuğuyken, zulmedenler için eşkıyaya, köylüler içinse bir kurtarıcıya dönüşür. 

"Bir yaşam biçimini bir halkın portresi olarak böylesine veren bu romandan daha iyisi yazılamazdı." 
- The New York Times Book Review, (A.B.D.) 

"Şaşırtıcı, orijinal bir kitap." 
- Sunday Times, (İngiltere) 

"Epik boyutlara ulaşan ve muhteşem bir sona ulaşmak için hız kazanan öyküye kendinizi kaptırıyorsunuz." 
- Sunday Times, (İngiltere) 

''Yaşar Kemal, şaşılacak ölçüde yaratıcı''
-The Booksell, (İngiltere)

''Yaşar Kemal, karakterlerini unutulmaz, seçkin ve gerçek hayattan daha da gerçekçi kılan detay zenginliği ile Rus Edebiyatının kalitesine ulaşıyor.''
-Sunday Telegraph, (İngiltere)
438 syf.
·7 günde·10/10 puan
İnce Memed serisinin ilk kitabıdır. Anadolu insanının ruh halini ve sömürüye karşı başkaldırı halini satırlara böyle güzel dökecek başka biri olur mu bilmem. Yaşar Kemal Van doğumlu bir yazarımızdir. Kendisi edebiyatimiza sayısız eser kazandırmıştır. Bu eserin en ilginç özelliği 32 senede yazılmış olmasıdır. Kitapda geçen kahramanlar mahallede yaşadığımız komşularımız gibi yurdum insanı. Belki de bu yüzden kendimizden birseyler buluşumuz.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
436 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
Vay anam vay!

Ben böyle roman okumadım kardaş. Böylesine güzel betimlemeylen, bu kadar güzel içine alan cümleleriylen hikâyesini yaşattıran, hissettirebilen bir roman okumadım. Hele romanı bitirdikten sonra yüzümü yudum da öyle kendime geldim, birçok sayfasında duygularımlan yaşadım da okudum işte. İpil ipil ışık gibi parlıyor kitabın cümleleri, ipil ipil parlayarak oluşturuyor kelimeler cümleleri. Epey zamandır okuyacaktım emme nedense bekletir dururdum Yaşar Kemal gibi kalem efendisinin bu eserini. Daha zamanı değil, daha çok yaşayacağım daha çok içine girebileceğim zamanı beklerdim ve bu zamanlarda da okumak nasip oldu işte. Her bir sayfasında her bir paragrafında romanı, karakterleri ve hikâyeyi yaşadım. Yaşadım ya, öyle bir yazmış ki Yaşar Kemal Allah billah yaşatıyor yazdıklarını, kâh güldürüyor kâh sinirlendiriyor veya hüzne boğuyor, hepten ise sizi köylerde, dağlarda yaşatıyor. Hele o çakırdikenleri yok mu, vay anam vay, itin dölü nasıl da her bir toprakta yetişiyor öyle, her bir toprakta bitmiş de her bir sayfamızda her bir paragrafımızda ayaklarımıza, üstümüze başımıza dalıyor kardaş. Vay anam vay, yok kardaş yok bu çakırdikenlerin olduğu yerde tarla mı sürülür, davar mı sürülürmüş. Yaşar emmi diyor zaten bu çakırdikeni en pis, en kıraç toprakta biter diye. Ot bitmez, ağaç bitmez, eşek inciri bile bitmez, işte orada çakırdikeni keyifle serile serpile biter de büyür gelişir. Bir metreye bulur bu çakırdikeninin boyu kardaş, dalar da pisler üstünü başını, canlıdır ya mübarek ama sanki de hareketli bir canlı gibi dalar, parçalayıverir üstünü başını. Vay anam vay, Allah billah görmedim ben böyle bir şey, gördüysem de te bu kadar büyüğünü görmedim de duymadım kardaş, vay anam vay. Ne bilinsin çakırdikeni ne menem bir beladır.

Abdi ağalar var oldukça da İnce Memedler var olacak deriz ya, bak emmi bu Abdi ağa gavuru yok mu, az gavur değildir hin oğlu hin. İnsanların yaşamını kolaysız yapar da rahat ettirmez kimseyi. Ölümünü gözümle görmek istediğim gavurlardan biridir işte. Dikenlidüzü içindeki ahan da bu beş köyün hepisi bu gavur Abdi’nindir işte. He bu Dikenlidüzü dediğim yer de adından belli olacağı üzere çakırdikenlerinden bolca olduğu düzlüklerden biridir. Üstleri ağır kokulu mersin ağaçlarıyla kaplı olan tepeler geçildikten sonra kayalar birden başlar ki işte tam da bu vakit insan birden korkuverir. Kayalarla birlikte çam ağaçları da başlar. Billur parıltısında sakızları çamların buralarda toprağa sızar kardaş. İlk beriki çamlar geçildikten sonra, gene bu sefer düzlüklere varılır. Boz topraktır işte buralar, verimsiz ve kıraç. Dikenlidüzü insanları dünyanın dışında, kendine göre kanunları, töresi olan bir dünyadır. Köylerinden gayrı bir yer buraların insanları, bileni de çok azdır zaten. Gavur Abdi ağa da istemez zaten insanların bilmelerini, kasabalarına gitmeleri bile Abdi ağayı rahatsız eder. Hal bu şekil olunca kardaş dışardakiler de pek bilmez Dikenlidüzü insanlarını.

Hani köylünün ayaklarına çakırdikeni batar da bacaklarına üstüne başına dalar ya, bu keçi sakallı Abdi gavuru da bütün bu köyün halkına, insanına çakırdikeni gibi batar, hayatlarına dalar da hayatlarına batıverir. Te yakılır o çakırdikenleri, yakılır da çatır çatır, cayır cayır yanarlar ve sonrası yok edilirler, haliyle elbet o gavur Abdi de göçertilecektir. Alınacaktır canı da toprağa gönderiliverilecektir gavur Abdi.

İnce Memed, düzene karşı ses çıkartan, baş kaldıran, kişisel davasından insanın, insan olabilmenin sesi olan Memed’in zorda kalan mecburi destanıdır. Toplumsal olaylar işleniyor ama cumhuriyetin ilk yıllarından ötürü oluşan karışıklıklardan da maalesef toplumsal olaylara toplumsal çözüm getirilemiyor. Aksine de yöneticilerin, ağaların köylüyü sömürdüğü, köylünün de kendi kaderine terk edilip sömürünün daha da büyüdüğü dönemler. Köyün, köylünün geri kalmışlığı, sefaletin hâkim olduğu yaşamı içindeki düzene başkaldırının destansı öyküsü. İnsanlığın, insan olmanın kitabı gerçekten. Zulme, haksızlığa karşı olmanın, sessiz kalmayıp da ses çıkarmanın insan onurunun en büyük göstergesi olduğunun güzel bir örneği, edebiyatımızın ise şüphesiz en iyi örneği.

Görkemli bir yapıt. Hele ki iki giriş bölümündeki olan betimlemeler ne kadar da güzeldir öyle. Ne çok fazla olup kelimelere çok yük bindirir, ne de çok az olup kelimelerin gücünün az gösterildiği cinsten. Tam kıvamında olup da uzundurlar aslında. Uzar ve uzar da bir toprak parçasından başlayıp, böceklerden ota, ottan çiçeğe, çiçeklerden ağaca, ağaçlardan dağın zirvesine ve gökyüzüne gider de yörenin her bir ayrıntısına hâkim eder bizi. Demem o ki ağa betimlemeler cuk oturmuştur kitaba. Diyaloglar da çok güzel ve başarılıdır. Köy halkının şivesini, sesinin rengini duyarız adeta. Konuşmuş olduğumuz Türkçemizi bile sorgularız, çünkü bu kadar güzel gelir bu şiveli diyaloglar, bu kadar içine alır da etkisi altında tutar bu güzelim betimlemeler.


Okuyun bu kitabı, bu efsaneyi okuyun tabii, içiniz ısınsın da okurken seve seve okuyun. Hele bi okumaya başlayın da şimdi ısınır içiniz, ısınır ya beğenirsiniz kolayca. Hiç küşüm çekmeyin de rahatça okuyun ve yaşayın bu destanı.

https://www.youtube.com/...y4&start_radio=1
438 syf.
·5 günde·9/10 puan
O kadar yavan olacak ki Yaşar Kemal'in ardından İnce Memed'i tanıtmak.

Geçen yıl okuduğum, etkisinden uzun süredir çıkamadığım ve çıkacağımı da tahmin etmediğim bir eser İnce Memed. Böyle bir uygulamayı indirmişken birkaç cümle de ben kurmak isterim ona dair.

Neydi onu bu kadar sevdiren?.. Heybeti desen heybeti değil, boy yok bos yok... Bizden biri oluşu belki de. Yaşar Kemal onu muhteşem bir karakter olarak tasarlasaydı birçoğumuz kendimizden bir parça bulamayabilirdik onun fiziğinde ve karakterinde. En önemlisi de "güçlü"ye karşı zayıfın, "haksız"a karşı hakkın mücadelesi onunki. Boyun eğmeme, diz çökmeme... Ne der İnce Memed, bir İnce Memed gider bin İnce Memed gelir. Onun mücadelesi, inancı, sevdası yer etti yüreğimizde. İnandık onunla İnce Memedlerin tükenmeyeceğine.

Dördü birbirinden güzel denilebilecek dört kitap. Daha dört tane daha yazsaydı okunurdu. Boğmayan üslubu, samimi dili ile akıp gidiyor sayfalar. Okunması, okutulması, anlatılması temennisiyle...
436 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Sevgili memeli yaratıklar ve memeli yaratıklar kılığına girmek suretiyle aramızda dolaşan sürüngen uzaylılar , gelen ramazandan ötürü ramazan pidesi hayaliyle tutuşmuş mübarek hacılar ve kara kara sahur için nasıl kalkıp yemek yapacağını düşünen gözü yaşlı bacılar( sahurda börek ÇOK efsane birşey bu arada! )... Alayınıza selam olsun .. Niyeyse bitirdikten sonra bu kitaba bir inceleme yazmamış idim .. Bugün yine ve yine "İşsizlikten" ötürü , sağda solda salça olacak kimse bulamayınca ,oturam yazam bu incelemeye saram dedim.. Hemen belirteyim ki, bu incelemede bir İnce Memed güzellemesi görmeyeceksiniz... An itibari ile 7.441 kişinin okuduğu ve 2.584 oy kullanımı ile 9.4 puana sahip bir eser bu .. "Abi Çok güzel yea !" mealine kapı aralayan bir başka inceleme yazmamak adına , ben , romanın gerisinde kalan olgulardan, dönemsel bilgilerden ve o dönemi yaratan koşulları oluşturan farklı değişkenlere bağlı etmenlerden bahsedeceğim sizlere... Romandan da azar azar bahsederek .. Yine yer yer İşsizlik katma değerinden nasibinizi alacaksınız.. Hafif uzun olabilir ,"Odhin taksiratımızı affeylesin , yolumuz açık ,İŞSİZLİĞİMİZ BOL OSSUN!" diyerek kesiyorum kurdeleyi ...

Pek saygıdeğer şekerpareler , biliyorsunuz etkiye tepki dediğimiz olaylar bütünüdür bizim hayat olarak adlandırdığımız şey .. Nasıl ki karşı tarafa artı değerler ile gidip , "seversen , sevilirsin" diyorsak ; eksiye geçtiğimizde de hayatımızdan ve karşı taraftan eksiltiriz.. Yaptığımız her işin bize bir getirisi ya da bizden bir götürüsü olur .. Ve biliyorsunuz ki kuru fasulye muhteşem bir yiyecektir.. NERDEN GİRDİK BU DEHLİZE DEME! AÇIKLICAM ! SABIR! =)) Besleyici değeri çok yüksektir ,protein ve karbonKÜRŞAT deposudur, tok tutar falan fistan gülistan .. İşbu kuru fasulyeyi çok yediğimizde , gazsal fazlarda vuku bulan "paranormal aktiviteler" meydana gelir .. Ve bu kimyasal reaksiyonun ortamlara armağan ettiği MAMÜL ile inatlaşamazsınız da.. "ÇIKIŞI" , siz ne kadar direnseniz de muhakkak bulur.. Gülmeyiniz ! HAKİKATLER BUNLAR ŞEKERİM ! =)) Kasıtlı olarak bu yoldan gidiyorum ki aklınızda daha kalıcı olsun .. Evet ne diyorduk .. Sayın canikolar, romanı da düşünerekten bu denklemdeki elemanları çarpanlarına ayırdığımızda şu tabloyla karşı karşıya kalırız .. Vücudumuz , romanda geçen Çukurova'dır .. Organlarımız ise bu bölgede kendi halinde yaşamakta olan kimseye zararı olmayan yöre halkıdır .. Kuru Fasulye ise huzursuzluğun kaynağı olan feodal toprak sisteminin doğurup büyüttüğü toprak ağalarının, mideye inmiş halidir .. Evet vücudun besine , yani romandaki haliyle kanuna ,nizama ihtiyacı vardır .. Ama her öğün kuru fasulye yenmez ..Düzenli beslenmek ve tek taraflı beslenmekten kaçınmak şarttır.. Ve bu düzeni sağlaması gereken taraf devlettir .. Devlet elini , o bölgeden çektiyse ve devletin yapması gereken işleri ,bir takım ağalar , yandaş ve yalaka beyler , sahtekar hacı hoca takımı yapıyorsa - ki bu tayfa da "SOĞAN SARIMSAK" etkisidir - ortalığa "KÖTÜ KOKULAR SALINIR" .. Sanırım olayı bağlayabildim .. EVET ! Tam olarak olacaklar bunlardır .. Ve HAYIR! İnce Memed "TAMPON" güç değildir .. (LAĞMAN falan filan .. TÖBELER TÖBESİ !! Odhin beterinden korusun..Oh mon dieu!! ) Tam aksine kendisi , uzun müddettir ezilmekte olan Çukurova'ya huzur getirmesi için beklenendir.. "GÜCE DENGE GETİRMEYE GELMİŞ OLAN SEÇİLMİŞ KİŞİDİR" bu romanda .. (Bkz: Bugün Dünya Star Wars günü !! All Hail the DARK SIDE! MAY THE 4TH BE WITH YOU!! =)) ) Neyse işler "OKA" sarmadan el frenini çektik cicim! "Çıtı pıtı Bükemsular" rahat bir nefes aldığına göre devam edelim ..

Efenim kitabımızın esas ana konusu ve olay örgüsü yukarda bahsettiğim organlar içindeki kimyasal reaksiyonlar ve karşılığı olan şahıslar çevresinde dönmektedir.. Romanda adı geçen Abdi isimli toprak ağamız, bu reaksiyonlardaki KATALİZÖRDÜR .. Ne demek katalizör ? Şu demek cicim.. Bir kimyasal tepkimeye girip değismeden çıkan, tepkimenin ihtiyaç duyduğu enerjiyi azaltan madde.Yani ? Köy yerinde evlere , ocaklara ateş düşürüp , köyün haracını yiyip , çevreyi yangın yerine çeviririp milletin hayatını sömürürken , kendisi ateş geçirmez tulumlar içinde keyif sürmektedir.. Midenin yakalandığı ÜLSER' in esas sebebidir .. İnce Memed isimli aslan parcası da , yaraya merhem olmaya , kanserli bölge metastaz yapmadan tümörü kesip atmaya gelir .. Destan bundan ibarettir ! Öz budur.. Pek tabii ,kısaca bundan ibaret dediysek , bir negativite hasıl olmasın zihinlerinizde karpuz kemiren Alişan sever kardeşlerim... Yazım , anlatış , betimlemeler fevkaladenin fevkinde .. Romanın altında Yaşar Kemal imzası var .. Fazla söze gerek yok .. Maestro der susarız ..

Evet güldük eğlendik .. Şimdi yine yukarda bahsettiğim MAMÜL'ün "ÇIKIŞ" noktasına , bu kitabın yazılmasına sebep olan olgulara "parmak" basalım istiyorum=)) Niçin yazılmıştır bu kitap ? Saygıdeğer cevizkabukları , bir yerde insanlar üzerinde baskı , otoriter rejimler ya da tiranlar varsa ve insanlar bunu kaleme alamıyorlarsa, orda sözlü edebiyat patlama yapar .. Bu tarihin her evresinde böyle olmuştur.. Örnek mi istiyorsunuz ? Bakın Bektaşi fıkralarına .. Bakın Nasreddin Hoca olarak bildiğiniz Ahi Evren fıkralarına .. Moğollar' ın istilası dönemindeki baskı ile neler neler anlatılmış .. Osmanlı'nın alevi kesim üzerindeki baskılarına sebep şimdi okuduğumuzda ya da dinlediğimizde yerlere düştüğümüz nice fıkralar söylenegelmiş .. Misal IV. Murat muazzam kıyıcı bir padişah .. Afyona , içkiye ,şaraba, tütüne düşman .. İçenin kellesi gidiyor.. Muazzam bir baskı söz konusu halkın üzerinde .. Peki buna mukabil ne yapıyor halk ? Türk milleti de , bu kıyıcı , keyif veren maddeleri yasaklayan padişaha karşı "lejander" bir tipleme yaratıyor : BEKRİ MUSTAFA ! Ve tam KARŞISIDIR Bekri Mustafa IV. Murat'ın.. Bekri demek , gece gündüz içen (<3) adam demektir.

İşte Yaşar Kemal de , o dönemki tek parti dönemi ve sonrasında gelen iktidarın yanlış uygulamalarını , ağalık düzeninine göz yumduklarını bildiği için, öncesinde köy köy gezerek gördüklerini ve işittiklerini de birleştirip , destancılıktan gelen altyapısını da kullanarak bu destanı kaleme almıştır .. Destan dediysek cidden destandır ..Roman postuna girmiş BİR MANİFESTO dersek de yanılmış olmayız.. O dönemde bunu yazıp piyasaya sürmek cidden yürek yemiş cengaverlerin işidir .. Her babayiğidin harcı değildir! Bakın ne diyor Yaşar Kemal Alain Bosquet ile röportajında.. "Çağımızda, günümüzde çok mecbur insan biliyorum. İşi genelleştirirsek insanlık BAŞ KALDIRMAYA mahkumdur. MECBURLAR , insanın içindeki BAŞKALDIRININ eylemcileridir."

Biz biliyoruz ki, İnce Memed "masalsı" bir eşkiyadır.. Ama türünün tek örneğidir.. Ali kıran ,baş kesenlerden değil, halkın yanında yer almışlardan, zulme dur diyenlerdendir .. Bir eşkiyadır ki, kuzu postu ile gezen diğerlerine bakıp , "EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ ! " diyebilendir ..

İnceleme burda biterken, sağda solda inceleme şöyle yazılmalıdır , edebiyat şöyle olmalıdır , yaşım genç ama edebi kemale erdim ,doğarken bana tolstoy.exe - dostoyevski.exe yüklendi diyen ,bu konularda uzmanım diyip "anahtar kelimeler" ve akademik kriterler ile inceleme yazdığını iddaa eden , insanlara fildişi kulelerden projektörlerle bakan sözde elit ve pek akıllı şahsiyetler .. Edebiyat kimsenin tapulu malı değildir .. EDEBİYAT HERKESİNDİR ! İsteyen İSTEDİĞİ GİBİ YAZAR! İSTEDİĞİ GİBİ GÖRÜŞ BİLDİRİR! KONUŞUR !! =)) Beğenmiyorsan "izlemezsin , dinlemezsin , okumazsın" olur biter .. Ben böyle yazıyorum ve böyle yazmaya devam edeceğim .. Sorunu olan okumasın cicim! Kimseyi ne yazdıklarından ötürü , ne paylaştıklarından ötürü , ne söylediklerinden ötürü ,ne de yazım biçiminden kelli eleştiri hakkınız yok .. Bu kez TIBBİ bir boyutta kattığımız , İŞSİZ VE ROKETLİ bir incelemenin daha sonuna geldik..

Esen kalın , İŞSİZ KALIN ŞEKERPARELER!

STAR WARS SEVERLERE NOT : Yaşasın KÖTÜLÜK !! LONG LIVE DARK SIDE !! =))

https://www.youtube.com/watch?v=caz2FJxaUtU
438 syf.
·2 günde·10/10 puan
YAŞAR KEMAL ile neden bu kadar geç tanıştım? Edebiyatımızın en büyük deryası belki de kendisi. Bu deryaya girmek beni korkutuyordu. Kendimi hazır hissetmem gerekiyordu. Bu yüzden bir süre farklı farklı eserlerle kendimi alıştırdım ve kendisi, hayatı hakkında biraz araştırma yaptım. İçten içe kemiriyordu beni O'nunla ve eserleriyle tanışma isteği. Artık sabredemeyecek raddeye gelince İnce Memed ile girdim bu deryaya.

Yaşar Kemal okumaya başlamadan önce, muhakkak hayatı hakkında bilgi sahibi olmalısınız. Böyle olursa eserlerinde vermek istediği duyguyu, kendi hayatında üstesinden gelmesi gereken zorlukların derecesini, o zamanın şartları altında, elde avuçta bir şey yokken insanların nelerle baş ettiğini çok daha iyi anlayıp, kitabın içine çabucak girip yazarın kalemine daha iyi adapte olabilirsiniz. Bu, okuduğunuz eserde sizin de bir karaktere dönüşmenize ve kitapta kendinizi bulmanıza olanak sağlar. Yazarın diline, kalemine ve olayların kurgulanış şekline hayran kalmamak elde değil. bundan yarım yüzyıldan fazla zaman önce yazılmış olan bir eser benim nasıl boğazımı düğümledi diye düşünüyorum ama cevabı tabii ki yazarın kendisinde. Toprağına, taşına, gönül verdiği yurduna, bozkırına, kışına, yazına, ayazına, çamına, çobanına öyle bir hayat vermiş ki yazar, her biri bizim hayatımızın içinden seçilmişte kitabın içine yerleştirilmiş gibi. İyi ki okumuşum ve iyi ki yazarla tanışmışım.

Burdan sonrasında kitaptan alıntılar ve spoiler mevcuttur..

Yazar aldı beni Torosların eteklerine götürdü. Arazinin dağını taşını aştık, çamlıkların arasından geçtik, çakırdikenin içinde ayaklarımız kan içinde kaldı da Değirmenoluk köyüne geldik.

İnce Memedin hikayesi bu nasıl büyüyüp doğrulduğu, dallanıp budaklandığı ve her zorluğun üstesinden geldiğini anlatan. Köyünde uğradığı ihanetin büyük sadakate dönüşeceğini ve bir gün karşısına, umulmadık bir zamanda umut kapısı açacağını bilmeyen Memedin hikayesi. Eşkıyalıktan kahramanlığa, açlıktan zenginliğe, ardında bıraktıklarının, köyünün, köylünün ateşiyle yanan bir hikaye. Bu hikayede tek dertli kendisi değil, Hatçe (İnce Memedin yareni, sevdiği, uğruna ölüme koştuğu), Iraz Teyze(evladının hasretiyle yanıp tutuşan ama yarasına çare olmayan dul bir ana), Recep Çavuş, Cabbar gibi yol arkadaşlarının yanında en büyük dert sahiplerinden biri de Topal Alidir. Kimi yarini, kimi evladını, kimisi haysiyetini kimisi de kendini kaybetmiş bu karakterlerin her biri ayrı cevherle donatılmış ve hepsi de ızdırabın en fenasını yaşamıştır. Buna bir de Abdi Ağa kadar zalim, kansız ve soysuz Ali Safa eklenince, gelin gerisini siz düşünün. Nasıl bir ateş çemberinin içinde sürüyor bu koşturmaca. Bir yanda sefalet ve güçsüzler diğer yanda candarmaları elinde oynatan ağalar beyler. Bir yanda yalınayak koşturanlar diğer yanda ise dörtnala atlılar. Bir yanda yiyecek öğünü olmadan, günlerce kar kıyamet yol alanlar, diğer yanda kuzu tandır, sıcak şömine başında sefa yapanlar. Halka zulüm ayrı, gasp ayrı, görmemişler ne bilsin adaleti, zalimin elinden çektikleri ölünce sona erer ancak.

Dikenlidüzüne beş kadar köy yerleşmiştir. Bu beş köyün beşnin de insanları topraksızdır. Cümle toprak Abdi Ağanındır. Dikenlidüzü, dünyanın dışında, kendine göre apayrı kanunları, töresi olan bir dünyadır.Dikenlidüzünün insanları, köylerinden gayrı bir yeri bilmezler hemen hemen. Düzlükten dışarı çıktıkları pek az olur. Dikenlidüzünün köylerinden, insanlarından, insanlarının ne türlü yaşadıklarından da kimsenin haberi yoktur.
Değirmenoluk köyü Dikenlidüzüdeki köylerin en büyüğüdür. Abdi Ağa da bu köyde oturur. (s.10)

Bu köyde, sırtımda sopa, dudaklarımda deri çizme izi, İnce Memedin hikayesi bekler bizi. Yetim çocuk dahil bütün köye emdiği sütü burnundan getiren bir ağa. Öyle ki ne sıcak ne kurak ne yokluk ne hastalıklar bu kadar eziyet etmiştir köylüye. Öyle ki bu köyde yaşamak için, ektiği ekinin peşinden, namusunun peşinden, varını yoğunu, canını ruhunu ağaya teslim etmişiz. Gülmeyen yüzümüz, sobada pişmeyen aşımız ve bin bir ağrıyla sızlayan başımızın derdiyle kursağımıza girecek bir lokma uğruna sabahtan akşama, toprağı ekine gebe bırakıp en yüksek verimi alma derdinde uğraşmışız. Kara sevdaya tutulduğumuzda dahi hala karın derdindeyiz. Bi yandan açlık bi yandan sevda. Ne kadar zor bu iki derde bulmak deva. Ülkemin, Anadolumun, Çukurovamın her toprağında binbir güzellik yeşerir hayat bulur ama böyle bir kansız hiçbir yerde bulunmaz. Canım dişimde, namusum gözümde bu diyarda durulmaz.

Alır başımı çıkarım dağa, isterse iz sürsün Topal Ali. Gözüm görmez hiçbir şeyi. Ne anamı, ne diyarı ne çekeceğim eziyeti. Kendimden çok ziyan olacak Hatçeme dayanamam yine de çeker giderim. İnce Memedi bildim bileli bela başından kurtulmaz. Tam bitti derken yeniden başlar dertleri. Birbiri ardına iç içe geçmiş halkalardan oluşmuş bela, zincir gibi. Çok küçüktüm çorbasına muhtac olduğum Süleyman emmi sağolsun Deli Durdunun yanında yer buldum. Deli de tam deli. Kararmasın gözü, görmez hiçbir şeyi. Öyle bi inat öyle bir aksi. Nasıl bunca yıl dağlara sırtını verip ruhunu canında taşıyabilmiş anlayamadım. İnce Memed daha o zamandan yüreğindeki kıvılcımdan haberdar. İçindeki iyiliğin yeşerdiğini ve muhakkak her şeye çözüm bulacağının farkında. Kendine yapılan hiçbir şeyi ( ne iyilik ne de hainliği) unutmaz.

Bu geç kalmış bir tanışma olsa bile bundan sonra daha fazla kişiyi yazarla tanıştırıp yazarı okutma çabasında olacağım.

Ben kitabı okumadan önce yazarın hayatı ile ilgili bilgiyi Begüm Çakır hanımın videosundan edindim. https://www.youtube.com/watch?v=ek4BYSZQsoM Yazarın hayatı ve eserleri hakkında çok faydalı bir video. İzlemenizi tavsiye ederim.
438 syf.
·9 günde
İnce Mehmed serisi Yaşar Kemal'in yaklaşık 32 yılda kaleme aldığı 4 kitaptan oluşan bir seri. Birazda utanarak söylüyorum ama bende Yaşar kemal ile İnce Mehmed serisinin ilk kitabıyla tanıştım. Bu zamana kadar neden okumadım diye de kendime kızdım açıkçası. Ôncelikle Yaşar Kemal'in betimlemelerine , akıcı ve sade diline, oluşturduğu güçlü karakterlerle ve karakterler arasında kurduğu diyaloglara bayıldığımı söylemek istiyorum. Kitabın hacmi kimseyi korkutmasın , inanın hiç farkına varmadan kitap kendiliğinden akıp gidiyor.ilk sayfasından son sayfasına kadar buram buram Anadolu kokan , her cümlesinde bizi içine çeken , çok samimi ve sıcak harika bir eser. Çukurova'da köy ağasının zulmü altında inim inim inleyen halkın arasından , başkaldırıp daha çıkan , bu zulme dur diyen , doğruların ve savdasının peşinden giden İnce Mehmed'in heyecanlı hikayesi . Okumak isteyipte erteleyenlere, bekletenlere tek söyleyeceğim elinizdeki kitabı bırakın ve İnce Mehmed'in hikayesine kulak verin.

.."insanlık öldü mü? dedim.
"Yok" dedi , "ölmedi" , ölmedi ama bir yerlede sıkıştı kaldı herhalde..?
436 syf.
·Beğendi·10/10 puan
448 sayfa nasıl bu kadar çabuk bitti?

2013`den beri erteleye erteleye 2015`e getirip çıkardım. Bana sorarsanız bir yıl daha ertelerdim de Muzaffer bey sağolsun. Öncelikle, Muzaffer bey`e beni böyle değerli eser ve değerli yazar, Yaşar Kemal ile tanıştırdığı için teşekkür ediyorum :)


İnsan hiç tadını bilmediği yemeğin kokusunu burnunda hisseder mi? Tarhana çorbası nasıl bir şey? Burnumda kokusu var. Böyle sıcacık, ocakta yeni kaynayan ekşimsi gibi bir tad. Bu arada tarhana ne onu da bilmiyorum :)) Ekmek`le soğan... İtiraf ediyorum bir ara canım o kadar çekti ki, hiç soğanı tanımasam elma gibi tadı var deyeceğim öyle tatlı.

Yaşar Kemal- bazı yazarlar var okurken hangi safda olduğunu ayırt edemezsiniz. Yaşar Kemal öyle değil. İyilik var damarında sanki. Abdi ağaların yanına İnce Memedleri vermişse...

Tasvirler en çok dikkatimi çeken nokta oldu. Sanki köyü karış karış dolaşıyormuşsun gibi.

Kitab`ı ilk bu cümle ile tanımışdım : “Nerede halkına zulmeden, halkını cehalete sürükleyen, öldüren, bir Abdi ağa varsa, orada İnce Memed'ler de olacaktır elbet.” Bence bu kelimeler bile okuyacağınız kitab`ın ne kadar nadide olduğunu hatırlatacaktır size.

İyilik ve kötülüğün su katılmamış hali var " İnce Memed "de. Kötüler gerçekten kötü, ( Abdi ağa`nın içinde iyiliğin zerresini göremedim ) iyiler kendi mallarından, canlarından ( köylüler ) olacak kadar iyi.

Sonu biraz hüzünlü. Hem yarımkalmışlık hissi veriyor hem her şeyin bitip sona ulaştığını. Bu da belki yanılıyorumdur yazarın o dönemde kitab`ı yazarken 2, 3, 4. kitapları çıkarıp çıkarmayacağına henüz karar vermediği hissini yaratıyor bende.

Yine de, Yaşar Kemal iyiliği övdüğün, zulmü, kötülüğü, dönemin " başa geçenlerini " o sonsuz tasvir gücünle harmanladığın için seni ilk kitabınla ( ilk kitabıyla yazarları nadir halde tutarım ) çok sevdim.

Mekanın Cennet olsun iyi kalpli yazar...

Keyifli keyifli okumalar *_*
438 syf.
·5 günde·9/10 puan
İnce Memed, Çukurova köylüsünün ağalığa karşı mücadelesini anlatmakta ve Yaşar Kemalin baş yapıtı olarak da bilinmektedir. Eseri 39 yılda, ince eleyip sık dokuyarak hazırlayan Yaşar Kemal tam da bu eseri sayesinde halkın Yaşar Kemal'i olmuş. Birdaha da okuyanın zihninden çıkmamış.

Öyle güzel tasvirler yapmış ki eserinde, okudukça ince memedle eşkıya olacak, beraber dağları kasıp kavuracak, düşkün köylünün acısını, eşkiya mehmede olan inancını göğsünde hissedeceksin. Bir bölümünde öyle anlatmış ki kuru toprağı; sanki elime almış, avuçlarımdan tane tane dökülüşünü hissetmiş gibi oldum. Kuru toprağı dile getirmiş. âdeta derdini söylemiş kuru toprak...

"Dünyanın bütün kötülüklerine baş kaldır. Bazen senin iyiliğin başkasının kötülüğüne de olabilir. Kendi iyiliğine de baş kaldır."

Zülfü Livaneli'nin, İnce Memed türküsünü de buraya bırakıyorum.
https://youtu.be/zSSLdnTXqm0

Kitapla Kalın, keyifli okumalar...
436 syf.
Yaşar Kemal, İnce Memed serisini yaklaşık otuz iki yılda yazmış. Öyle muhteşem bir kurgu ve dille yazılmış ki okurken Çukurova ' yı, Toroslar'ı gözlerinizin önüne seriyor. Anadolu insanının çektiği sıkıntıları, hüznü,sevdayı, yalnızlığı,sıcaklıklığı,doğallığı...muhteşem betimlemelerle anlatmış. Özellikle Çukurova da yaşayan halkın,köylülerin ağalardan yana yaşadığı zorluklara karşı duruşunu, mücadeleci ruhunu, sevdasını, nefretini yazmış. Düzene başkaldıran bir yiğit İnce Memed. Yaşar Kemal bu kitabı için "Mecbur adamın romanı" diyor. Çünkü ezilmiş tüm insanların hakkı için mecburen dağlarda eşkıya oluyor. Eşkıya olmak onun için bir tercih değil görev. Halkı sömüren,diktatör Abdi Ağalar hep vardı ve olacaklar. Ama onlara karşı içimizdeki İnce Memedleri yaşatmalı... Hiç tereddüt etmeden okuyabilirsiniz ve hatta okumalısınız.
436 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Hazır mısınız İnce Memed'le dağları, taşları, kayaları, mağaraları, köyleri, kasabaları dolaşmaya, onunla yeniden keşfetmeye. Hee bir de insanları tanımaya, hem de ne tanımak...
Hani kendi de diyor ya "Dünyada" diyordu, kendi kendine, "şu dünyada ne iyi insanlar var." Evet iyisi de var kötüsü de, zalimi de var mazlumu da, güçlüsü de var güçsüzü de...
Hee bir de koca yürekli İnce Memed'i var.
Abdi ağası da var, Recep çavuşu da var, Ali Safa beyi de var, Durmuş Ali'si de var, Topal Ali'si de var, Dönesi de var, Iraz'ı da var, Hatçe'si de var yani anlayacağınız var oğlu var.

2 yıl önce doğum günümde hediye olarak almıştım bu seriyi. Ne de güzel bir hediye değil mi? :) Ancak bir türlü başlayamadım. Hepimizde olur ya gerçekten çok okumak istediğimiz bir kitap olur ama bir türlü başlayamayız, ya cesaret edemeyiz ya da zamanı değildir. Benim için artık zamanı gelmişti. Öncesinde 4-5 tane Yaşar Kemal kitabı okumuştum en verimli olanları ise Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne ve Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor kitapları idi. Çünkü ikisinde de Yaşar Kemal'in ağzından kendisini, ülkeyi, bölgeyi birçok şeyi dinliyoruz. Onu tanımak adına bu iki kitabın kesinlikle okunması gerekiyor. Neyse ki İnce Memed'e başladım onun için de çok mutluyum.
Başlamış olduğum bu yolculukta ilk etap tamamlandı an itibariyle. Ara vermeden devam edeceğim 2-3-4 Bu yolculuk hiç bitmemeli hissi var şu an damarlarımda. İnce Memed'le olduktan sonra gerisini düşünmüyorsunuz zaten.

Hani kitapta da diyor ya "İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, işte oraya değmemeli." diye, işte orasına değdiler Memed'in ve isyanı başlattılar. Her devirde yok mu insanların o yerlerine değen, canlarını acıtan, binbir zorluklarla yaptıkları işleri, emekleri ellerinden alan sömüren ağalar, paşalar. Var elbet ama işte her dönemde İnce Memed bulmak zor. İnce Memed olmak kolay değil.
'Sen doğru dur eğri bulur cezasını' diye bir söz var ya işte İnce Memed belki eşkıya oldu ama o başkaydı, o zalime, kötüye düşmandı, haksızın karşısında garibin yanında, ezenin karşısında ezilenin yanındaydı. İşte bu yüzden de İnce Memed oldu ya.
Şimdi tutup da hikayeyi en başında yazmaya gerek yok. Daha ne maceralara gireceğiz Memed'le çok merak ediyorum.
Bir şeye değinmedim ona da değineyim. Yaşar Kemal'in anlattığı bölgelere hiç gitmedim ama bunlar nasıl betimlemelerdir ki, sanki bir kamera vardı da teker teker oraları gördüm. Yaşayarak yazmak bu işte. Büyüksün usta.
Eğer bu kitaba başlamaya cesaret edemiyorsanız, gözünüz korkuyorsa hiç korkmayın, elinizde ne var ne yok bırakın bu kitaba başlayın. Tek kötü yanı bittiğinde belki biraz boşluğa düşebilirsiniz. O kadar da olsun artık.
Bu arada sabah kutlamıştım tekrar yazayım Doğum günün kutlu olsun Yaşar Kemal, iyi ki doğdun ve iyi ki yazdın, iyi ki seni kendi dilimizden okuma şerefine ulaştık.
438 syf.
·3 günde·10/10 puan
Yaşar Kemal’in kaleminden okuduğum ilk kitap. Kitap listesine Yaşar Kemal’in tüm eserlerini ekletecek bir kitap. Müthiş bir tasvir yeteneği, mükemmel bir kurgu ve anlatım ile birleşince tadından yenmez hale gelmiş. Dili oldukça sürükleyici, akıcı, sade ve anlaşılır, öyle bir üslup ki kendini asla bıraktırmıyor kitabı kenara koyamıyorsun, hadi kitabı bıraktık diyelim aklından çıkartamıyorsun öyle bir içine alıyor ki kitap seni...
Köy yaşantısının, yaşanılan sıkıntıların, büyük bir başkaldırının, zavallının, suçlunun, haksızın, sömürülmüşün hikayesi...
Okurken her satırına hayran kalıp bir sonraki sayfada ne olacak diye beklediğim, sevdiğim karakterlerle gülüp eğlendiğim, üzülüp kahrolduğum, korkup dumur olduğum, kızıp küplere bindiğim inanılmaz bir eser.
Çukurova’yı, Toroslar’ı, dağları, köyleri karış karış gezdiren ve buna rağmen ben buraları bilmiyorum ki dedirtmeyen; betimlemelerle köylüyü, yaşantılarını, toprağı, mücadeleci ruhu, yiğitliği, zorluklara karşı o dik duruşu bu kadar içine alıp yaşatan bir eser nasıl övülebilirse o kadar övebilmeyi dilerdim.
Onunla yükselip şahlanmamıza, onunla üzülüp kahrolmamıza, kalbimize dokunmasına, mücadelesine ortaklığımıza sebep İnce Memed’in adeta bizden biri olmasıydı belki de...
Etkisinden uzun süre çıkamayacağım, çıkmak da istemeyeceğim sanırım...
Ezilmiş, sömürülmüş, hakkı verilmemiş tüm insanların yanına, yöresine, köyüne, hayatına böyle İnce Memedler diliyorum.
İyi ki okumuşum ve iyi ki tanışmışım Yaşar Kemal’le, darısı size. Hiç tereddüt etmeden okuyun, okutturun...
438 syf.
Zorbalıklara, haksızlıklara ve zalimlere karşı olan suskunluklara, zulme sessiz kalanlara nefret beslemiş miydiniz daha önce? Ben hiç nefret duyamam, diyenlerdenseniz (Benim gibi) merak etmeyin, içinizde nefret mutlaka uyanacaktır. Zararından çok faydası olan bir nefret bu. Nefretin bile faydasını varmış; kitaptan, Yaşar Kemal'in o naif ve kavgacı kaleminden bunu da öğrendim :)

Okurken her satırına hayran kaldığım, üslubun duruluğu ve buna rağmen anlatımın yoğunluyla mest olduğum bu kitabı azar azar okumak istedim. Hemen bitirmeden, bu kitabı okumanın zevkine hemen son vermeden her gün ve gece yavaş yavaş okumak, yavaş yavaş sindirmek geldi içimden. Kendimi bir odaya kapatıp saatlerce okumak ve hemen bitirmek gibi büyük bir isteğim olsa da İnce Memed'le yaşamanın tadı ne kadar uzun sürerse o kadar iyi olur, dedim. İyi ki de demişim, on beş günlük bir süre zarfında içimde uyuyan ve uyandırılmayı bekleyen birçok istekle karşılaştım.

Yarılarına geldiğimde o kadar üzüldüm ki. Pişmanlıkla dolu bir üzüntü kapladı içimi. Şimdiye kadar nasıl olur da niceliğinden korktuğumdan bu seriye başlamadım, kendimi bundan nasıl mahrum bıraktım diye üzüldüm. Yaşar Kemal'le ilk tanışmam ne kadar da güzel oldu diye sevinsem de, seriyi okumaya devam ettiğim bu günlerde çok daha önceden okumam gerekti diye kendime kızmıyorum değil :)

Bırakamadığım ve bırakmayı da istemediğim bir özelliğim var: Çok sevdiğim bir kitap okuduğumda o kitabın içinde yaşıyorum. İnce Memed'de öyle oldu. Günlerce kitapta yaşadım ve günlük yaşantıma o kadar indirgedim ki onu, rüyalarımda bile zalim ağalarla mücadele ettim desem yeridir :)

Konusunu sağır sultan bile duydu ya, hadi ben yine de söyleyim :) "Ufak tefek, ama baştan başa yürek olan" baş kahramanmız (ve canımız :D) İnce Memed'in ağalık sistemine ve zulme başkaldırıp eşkıya olmasını konu alıyor.

Ben başta, İnce Memed'e ve Yaşar Kemal'e hayranlık duyduğumdan bu kitabı çok sevdim diye düşünmüştüm, ama hayır. Ben mücadeleye, doğruluğa, dürüstlüğe, zalime karşı kavgaya, merhamete ve acımaya, zorbalığa teslim olmamaya, hakkın yanında olmaya hayranmışım. Ve tüm bunları eşsiz kalemi ve yüreğiyle İnce Memed'in şahsında dile getiren Yaşar Kemal'in kişiliğine ve kalemine daha çok hayran kalmışım.

İçinde deniz kadar merhamet bulunduran, hakkın yanında olmayı ve zulümle baş etmeyi kendine görev bilen bu toprakların cesur ve koca yürekli evlatlarına selam olsun; usta Yaşar Kemal'in ruhu şad olsun...

Vakit geçirmeden bence bir an önce başlayın derim :)

Yaşar Kemal - İnce Memed 1
"Konuşan insan, öyle kolay kolay dertten ölmez. Bir insan konuşmadı da içine gömüldü müydü, sonu felakettir."
"Işte bunu yapmamalı. İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, işte oraya değmemeli."
Yaşar Kemal
Sayfa 159 - Yapı Kredi Yayınları
"Dünyanın bütün kötülüklerine baş kaldır. Bazen senin iyiliğin başkasının kötülüğüne de olabilir.
Kendi iyiliğine de baş kaldır…"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnce Memed 1
Baskı tarihi:
Şubat 2020
Sayfa sayısı:
438
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807146
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü düzene başkaldıran Memed'in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova'nın öyküsüdür. Yaşar Kemal'in söyleyişiyle ''içinde başkaldırma kurduysa doğmuş'' bir insanın, ''mecbur adam''ın romanı.

Abdi Ağa'nın zulmüyle köyünü terk etmek zorunda kalan Memed, Ağa'nın yeğeniyle evlendirilmek üzere olan Hatçe'yi kaçırır. Abdi Ağa'yı yaralayan, yeğenini de öldüren Memed eşkıya Deli Durdu'ya katılır, ancak kıyıcılığına katlanamadığı Deli Durdu'dan iki arkadaşıyla birlikte ayrılır. Memed, sıradan bir köy çocuğuyken, zulmedenler için eşkıyaya, köylüler içinse bir kurtarıcıya dönüşür. 

"Bir yaşam biçimini bir halkın portresi olarak böylesine veren bu romandan daha iyisi yazılamazdı." 
- The New York Times Book Review, (A.B.D.) 

"Şaşırtıcı, orijinal bir kitap." 
- Sunday Times, (İngiltere) 

"Epik boyutlara ulaşan ve muhteşem bir sona ulaşmak için hız kazanan öyküye kendinizi kaptırıyorsunuz." 
- Sunday Times, (İngiltere) 

''Yaşar Kemal, şaşılacak ölçüde yaratıcı''
-The Booksell, (İngiltere)

''Yaşar Kemal, karakterlerini unutulmaz, seçkin ve gerçek hayattan daha da gerçekçi kılan detay zenginliği ile Rus Edebiyatının kalitesine ulaşıyor.''
-Sunday Telegraph, (İngiltere)

Kitabı okuyanlar 29bin okur

  • Feride
  • Şahhüseyin Kocaman
  • FIRAT ERDOĞAN
  • Ozan Çağlar Gök
  • Eda YILDIZ
  • Figen kurt
  • Şükran Çanakçı
  • Sirius Black
  • E. Ş.
  • Abidin Fidan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%8.2
13-17 Yaş
%5.7
18-24 Yaş
%16.8
25-34 Yaş
%28
35-44 Yaş
%24.7
45-54 Yaş
%11.9
55-64 Yaş
%2.4
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.9
Erkek
%44.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%57.6 (5,5bin)
9
%21.3 (2.024)
8
%9.3 (885)
7
%3 (281)
6
%0.8 (76)
5
%0.5 (49)
4
%0.2 (19)
3
%0.1 (9)
2
%0.1 (5)
1
%0.1 (7)

Kitabın sıralamaları