Adı:
İnce Memed 4
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
639
ISBN:
9789750806995
Kitabın türü:
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü düzene başkaldıran Memed'in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova'nın öyküsüdür. Yaşar Kemal'in söyleyişiyle ''içinde başkaldırma kurduysa doğmuş'' bir insanın, ''mecbur adam''ın romanı.

Eşkıyalığı bırakarak evlendiği Seyran ile bir Akdeniz kasabasına yerleşen Memed, burada milli mücadele kahramanlarından muallim Zeki Nejad'la dostluk kurar. Memed, köylüye zulmeden çeltikçilerle mücadele eden Zeki Nejad'ı öldürten Şakir Bey'i öldürerek yeniden dağa çıkar. Kendini yakalamak için köyleri boşaltarak köylüleri Çukurova'ya süren milletvekili Arif Saim Bey'i de öldürür. Bu olaydan sonra İnce Memed'in imi timi belirsiz olur. 

"Türk halkının 1950 yılında, çeyrek yüzyıllık bir siyasal iktidarı niçin değiştirdiğini anlamak için bence İnce Memed 4'ü, bu, resmi tarihin dışında yazılmış romanı okumak yeter." 
- Fethi Naci, Bir Romancı: Yaşar Kemal 

"İnce Memed hem Homeros şiiri, hem ortaçağ türküleri, hem de bir proleter destanı ya da bir serüven romanı, hatta toplumsal bir belge niteliği taşıyor." 
- Jacqueline Piatier, Le Monde, (Fransa) 
Ağlamaklıyım.
Bitti.
İnsanların iyiliğine, dünyanın güzelleşebileceğine, iyilerin saf iyi kötülerin saf kötü, çıkarcı olduklarını bir kez daha görerek bir yandan karamsarlığa bir yandan umuda sürüklüyor İnce Memed.
Abdi Ağalar bitmeyecek, Hamzalar Murtazalar eksilse de yok olmayacak, bir kötünün yerine bir kötü daha gelecek diyoruz ya ama iyinin sayısını hep gözardı ediyoruz.
Bu dünyada iyiler daha çok ama bir kötünün gözü karalığı sindiriyor hepsini.

Ferhat Hocanın isyan çağrısına o kadar azı ayaklanıyor, yürekleniyor ki düşünüyorsun ve biliyorsun zulme ses çıkarmayanlar daha büyük zulüm görecek.

Bir çocuğun ağlamasına dayanamayan, aç gördüğü biri karnını doyurmadan kendisinin boğazından bir şey geçiremeyen, adına destanlar yazılıp, türküler dualar okunduğunda bile yüzü kızarıp başını eğen bir eşkıya yaratabilen, insanlığa umut dağıtan Yaşar Kemal'in bizim topraklarda doğması nasıl bir hediyedir bilemem ama bence o da Kırklara, ermişlere karışmış gitmiştir :)

Yaptığım meslek mi beni bu kadar duygusal yapıyor, yoksa İnce Memed i okuyan herkes mi aynı şeyi düşünüyor bilmiyorum ama bence okuyanı gerçekten iyi insan yapıyor.
Ne diyor Dostoyevski (Ayrıca Zülfü Livaneli) "Dünyayı güzellik kurtaracak. "
Ince Memed 4 ...32 yıllık bir destanin sonuna gelmiş bulunuyorum.Kitabın tadı damağımda kalsın,bana yansittiklarini sıcağı sıcağına hissedeyim diye her bir eserine inceleme yazmaya çalıştım.Lütfen öncesinde Ince Memed 1-2-3 incelemelerimi de okuyabilirseniz ,size fayda sağlayacaktır .

Ince Memed'i bitirdikten sonra bitirmiş olmanın verdiği rahatliginin yani sıra kocaman bir burukluk oluştu.Bir de üstüne "Hasretinden Prangalar Eskittim" şiirini okudum ,keyifsizligime diyecek yok .Yaşar Kemal'in insanın içini sızlatan "Yazarın acısı işkence değil.Yazarın acısı hapishane değil .Yazarın acısı kendi özel acısıdır ."ölümü arzuladigi bir röportajında dökmeye niyetinin olmadığı içini,hayallerini belki de Ince Memed gibi bir karakterde biriktirip tıkış tıkış sığdırdığı ,büyüttüğü eseriyle siz de onunla birlikte yorulacak ,yokuş çıkacak ,dağ tirmanacak,huzunlenecek ve seveceksiniz .


Gerçekten de Ince Memed dağda olduğu müddetçe ben de yoruldum ,üşüdüm ,aç kaldıkça aç kaldım.Günlerce kirli pasaklı ortalıkta dolandım.Dert ettikçe dert ettim.Hasret bir bıçak gibi yüreğime saplandı.Sıcak bir yuva ,sıcak bir aş,dingin bir yerin özlemini taşıdım .Dağlar üzerime üzerime geldi .Kendimi onunla birlikte nefessiz bıraktım.Bir an önce düz bir yere ,denizin kenarına ,portakal bahçelerine inip nefes almak istedim .


Kitapta genel olarak en çok hissettiklerimden birisi neydi biliyor musunuz? Yazar,insana aşık ...İnsan mukaddes bir sanat-ı Ilahi.Her göz göremiyor maalesef .Ihtiyaçlarına,duygularına hoyratça kayıtsız kalabiliyor .Bakınız ,Yaşar Kemal ne diyor :"İnsan çok güzel bir yaratıktır.Ağlayan ,gülen ,seven hele de seven ..."Allahım ne güzel bir ifadedir ,insanı ne güzel tarif etmiş değil mi ? Birbirimizi görmezden ,duymazdan geldiğimiz ,yolumuzu değiştirdiğimiz bir zamanda ruhunun inceligini çok güzel yansıtıyor .Allah'in sanatına müthiş bir hayranlık duyuyor yazar .Yine diyor ki "İnsan öldürmek çok kötüdür.İnsan Allah'ın yaptığı en güzel binayı yıkar mı? " ne muazzam bir tarif.Lütfen sabırla okuyun ,tum alintilari elbette ki paylasmayacagim.Ama bu ikisine kıyamadım işte .İnsan = Sevgi denklemini eseri boyunca hafizalarimiza kazıyor adeta yazar .



Yazar insana aşık olduğu kadar doğaya ,ağaca,dağa,denize ,ata ,
yılana,bataklığa ,portakal bahçelerine ,pınara
cakirdikenine de bir o kadar da karasevdalı.Yazar Çukurova'yı adeta yeni bir karakter ,kişilik olarak işlemiş .Denizin dalgasiyla Ince Memed'in hircinligini ,öfkesini ;ateşte yaka yaka bitmek bilmeyen cakirdikenleriyle de agalarin bitmek bilmeyeceğini ,yağız atın sakinliğini Ince Memed'in rahatinin yerinde olması gibi yorumlayarak, doğayla karakterler üzerinden kelimelerle resmetmis.Doğanın rengiyle ,insanın kendi içindeki iklimine göre mevsimlere boyamış adeta yazar .

Eserleri boyunca yazarın kullanmış olduğu dile hayran kalmamak imkansız .Anadolu dilinin çok geniş, çok zengin bir dil olduğunu gürül gürül ,coşkulu, saklısız bir o kadar da samimi bir şekilde kullanmıştır.Hatta ister istemez dilinize pelesenk oluyor kelimeler (cunkuleyim ,veryansın,karaçatkı)...Benim hoşuma gitti açıkçası .Yazar yer yer küfür ,argo içeren cümleleri de çıplak bir şekilde işliyor .Özellikle Ince Memed 4 'te kalbim sıkıştı :) Neydi o Anacik Sultan'a ,garibime söylenen laflar ?Benim yüzüm kızardı,başkasının yerine ben utandım açıkçası :))

Yaşar Kemal bu eserinde Kürtçe ifadelere de yer vererek birleştirici rol oynamıştır."Bir dil bulacağız her şeye varan,bir şeyleri anlatabilen ...Böyle dilsiz ,Böyle düşmanca böyle bölük pörcük dolasmayacagiz bu dünyada "ifadesi gibi gönüllere hitap edecek ortak dilin sevgiyle mümkün olabileceğinin mesajını veriyor yine ...

Eserde genel olarak dikkatinizi çeken bir diğer husus kadınlara özellikle Hürü Ana ,Zöhre Ana,Anacik Sultan ,Kamer Ana gibi yaşı büyük ,hatırı sayılır kadınlar umudun,direnişin,baskaldirisin ,
sabrın ,vatanın ,emeğin,bilgeligin vücut bulmuş şekli olarak ayrı bir değer atfedilmis.Kadın elleri öpülesi kadın ...

Yazar kerametler,hurafeler ,yoksul bırakılan ,zulmedilen ,başı ezilen halkın insanı sıkışınca ermislik seviyesine cikarabilecegi ,99.999 ayet,dua,hadis yazılı kurşun işlemez,kılıç kesmez ,hastalık yaklasmaz gömlekle ,tilsimli yüzükle ,halkın yarım Kabe saydığı Kirkgoz Ocağı ,kutsallastirilmis yağız at üzerinden gericiligin ,yobazligin başı ezilmeden bu vatanın kurtulamayacagi mesajını veriyor .


Gelelim zalimlere zaten diyeceğimi dedim .Rüşvet dersen var,fisleme var,halkını sitmadan ,açlıktan tir tir titretme var.Sıkıstıkları zaman sözde savaşlarda ,tarihte göstermiş oldukları kahramanlikları yine sözde asil olduklarını iddia edip, her hakkı kendilerinde bulup yapmadıkları zulüm yok.Uzun uzadıya zalimleri anlatmayacağım yine.Kendimi zor durduruyorum var ya :) Ama şunu iyi biliyoruz ki milletin malına mülküne el koyan haramîlere ve onların bugünkü uzun dillerine, bitmeyen hikâyelerine bakmayın!.. Zulüm ile abad olanın ahiri berbat olur !!!



Son olarak Ince Memed 4 eserinde kerametler yagiz at efsanesinin oldukça uzatilmasi,kadınların fırsattan istifade ederek kendilerine gündem malzemesi bulup günlerce çay sohbetlerine eşlik ettikleri ,ağızlarına sakız ettikleri kerametler,masallar ,abartilar yordu beni açıkçası .Yine bazı dini degerlerimize çok rahat ,arkadascasina kullanılan ifadeler üzdü. Resimlere gösterilen sapıkça davranışlar da cabası .Anadolu insanının dogalligini ,içi dışı bir oluşunu göstermek istedi belki yazar .Ama yine de saygı bekledim .

Sabırla okunması gereken yoğun bir eser .Yazarın dili o kadar zengin ki cümleleri duvarlara asilmalik tablo kiymetinde.Dili o kadar akıcı kı çok çabuk ilerliyor .Sadece bahardan ,okuma isteğimin azalmasindan, kendimi veremememden ötürü okuma seruvenim biraz uzadı gibi :)

Hasretlik zor ...Birikmiş bir özlemi saklamak bir o kadar zor...Avuclarimizda eskitmeye kiyamayacagimiz anılar biriktirmek...Yeter ki insan kendi içinden gocmesin be Ince Memed. "Sen tevekkel et,eden bulur " Her şey olacağına varır...


Not :Yukarıdaki puanlamam tüm eser için geçerlidir .Puanlamam Ince Memed 4 eseri için 7 'dır.


Keyifli okumalar ...

Benzer kitaplar

BİR KİTAP İNCELEMESİ DEĞİL, BIRAKTIĞI İZİN TAHLİLİDİR..

Yaşar Kemal okumak, kurumuş bir fidana can vermek gibi..
Yaşar Kemal okumak, bütün yenilmişlikleri bir çırpıda yenmek gibi..
Yaşar Kemal okumak, sevda gibi, hava gibi, ekmek gibi..
Yaşar Kemal okumak, Çukurova 'nın bağrında alev alev kavrulurken, buz gibi bir pınardan yudum yudum içmek gibi..
Yaşar Kemal okumak, kanatları özgürlükten, doru bir atla, sevdanın son hududunu geçmek gibi..

Her kitabın son cümlesi önemlidir benim için. Ve bunlar, o son cümleden sonra hissettiklerim.. Yaşar Kemal 'i, İnce Memed' i anlatan çok bulunur. Ya böyle son adımdan ötesine varmışken.. Ve öylesine doluyken..

İnce bir patikada ilerliyorum. Akşam üzeri.. Çukurova, güneşin dünyaya en yakın olduğu yer. Yakıyor da yakıyor, bıkmadan, usanmadan, yorulmadan.

Az ötede dedemlerin yaşadığı ev.. Her şey öylesine eskimiş, öylesine değişmiş ve öylesine susmuş ki..

Evlerin de hikayeleri vardır, biliyorum. Bazen çok sevdiğin birini özler gibi tutkuyla dinlersin o hikayeyi. Bazen hiç yokmuş ve aslında hiç olmamış gibi için burkula burkula..

Zamanında ne kadar mamur olsan da, unutulunca tükenip gidiyorsun belli ki. Merdivenlerden çıkıyorum.. Etrafı kavun kokusu sarmış.. Ki babaannem çok severdi. Bir de uzun hava başlıyor radyoda. Dedem biraz daha açıyor sesini...

Çok eskide kaldı bunlar, bütün özlenen güzel şeyler gibi. Anahtarı çevirip içeriye girmeyi göze alamıyorum. Balkondaki sandalyeye ilişiveriyorum yorgunluktan.

Elimde İnce Memed 4. İnsan bir kitap bittiği için üzülür mü? Son sayfasını açıyorum. Kendi el yazımla karaladıklarım çıkıyor karşıma...

"İner perdeler, sökülür yıldızlar, göreceksin! Bu şehre yine kar yağar, yine ellerim kavrulur ayazlarda, bilirsin.

Oyunları hileyle bitirenler, hükümdar olurlar küçücük dünyamıza. Ve biz onlara koskoca ehliyetler veririz, özgürlüğümüzü umarak.."

Daha fazla okuyamıyorum. Kitabı kapatıp tozlu masanın üzerine bırakıyorum.
Derin bir nefes almaya çalışsam da yüreğim bir serçeninki kadar çaresiz.

Gözlerim ufukta bir yere takılıyor." İşte bu! "diyorum. Sırtımı dayayabileceğim, canımı rüzgarında savurabileceğim, yalnızlığımı yalnızlığına katabileceğim...

Düldül Dağı.. Bir bilsen, hangi derdin merhemi olduğunu...
Dört ciltten oluşan , iki bin sayfanın üzerinde bir eseri okuduktan sonra inceleme yazmamak olmazdı.

İNCE MEMED, okuyucunun hafızasında uzun zaman yer edinecek bir soylu eşkıyanın öyküsü. Köroğluvari bir eşkıya: davranışlarıyla, erdemli duruşuyla, öç alma tutkusuyla hatta atıyla... Bu anlamda eseri bir karakter romanı olarak değerlendiren eleştirmenlerin tespiti isabetlidir.

“Önce içindeki, yüreğindeki zinciri kopar, başkaldır. Sonra dünyanın bütün zincirlerini kır, tekmil kötülüklere başkaldır, iyilik getir. (4. Cilt,Sayfa 349)”

İşte kahramanımızın yegane amacı bu: BAŞKALDIRI!

Neye karşı?
Zulme, zulmedene.

Kim bu zalimler?

Cumhuriyet devrinde, hızla burjuvalaşan tarımda, Çukurova’nın bereketli topraklarını parselleyen, köylüyü insan yerine koymayan -yazarın ifadesiyle b... böceği gibi gören-, gittikçe semiren ağalar, buna göz yuman hatta iş birlikçi olan sistem (kaymakamından valisine, jandarmasına hatta milletvekiline kadar)

Aslında eserin birinci cildinde İnce Memed, yaşadığı köyün ağası Abdi’nin zulmüne karşı bireysel bir başkaldırı içindedir. Yeşilçam tadında olaylar... Fakat diğer ciltlerde bu bireysel başkaldırı tüm ezilenleri temsil eder. Karakterimiz Marksist bir reformcu ve düşünür kimliğine bürünür. Köylüye toprağını dağıtır. Zenginden alır fakire verir.

İşte bu minval üzere maceralarını okuduğumuz bir avuç adamdır İne Memed. Öyle pala bıyıklı, pehlivan görünümlü de değildir. Onu ilk gören efsane İnce de bu muymuş diye dudak büker, konduramaz ona eşkıyalığı. Safi yürektir ama. Hele bir de gözbebeklerine o iğne ucu gibi pırıltı gelip yerleşince korksun ağalar, paşalar, zalimler.

Bu yüreğin peşine takılan okuyucu Çukurova’da, Anavarza’da, Toros’larda ayak basmadık toprak, çıkılmadık sarp kaya, girilmedik mağara bırakmaz. Onunla girer çakırdikenliklerin içine, onunla yırtılır giyitleri, onunla kanar tüm bedeni. Onunla siner kayanın dibine kurşun geçmez silme karanlıkta. Onunla yiter fırtınalı silme bayazlığın içinde. Onunla koşar yarpuz kokan ovalarda. Onunla yorulur, onunla uyur dudağını sündüre sündüre bir bebek masumiyetiyle. Onunla kaşık çalar tereyağlı bulgur pilavına, tarhana çorbasına, Anavarza balına. Bazen de onunla aç kalır midesi sırtına yapışırcasına. Onunla korkar, onunla heyecanlanır. Bekler ki Memed yapıştırsın artık kurşunu şu zalimin taş kesmiş yüreğine. Ama içinden de der: “Kanı kanla yumazlar, kanı suyla yurlar Memed’im.” diye. Memed de bilir bunu gerçi. Hiç de içinden de gelmez aslında vurmak, öldürmek. Onun temiz yüreğinde sevgi taşar oluk oluk. Karıncayı bile incitemez aslında. Bir iyi adam ki canıyın içine koy! Ama mecbur bırakırlar onu. Başka çıkar yol komazlar Memed’e eşkıyalıktan gayrı.

Bozuk düzenin bekçiliğini yapan jandarma kumandanları içinde bir Asım Çavuş dışında iyi bir vatan evladı yok. O da emir kulu (!) ya, erdemli adamdan yana olsa da zalim ağaların oyuncağı. Külliyen beceriksizler ordusu. Dağdan hep madara olup dönüyorlar. Köylüyü sürekli sopadan geçiriyorlar. Hadi o kasabada görevli olanlar o mayadanmış desek, yok. Ankara’dan son anda gönderilenler daha bir zalim. Bu toprak ağaları külliyen zalim.Hepsi aç gözlü akbaba. Her sinsi planın ardından kurulan rakı sofraları... Milli Mücadeleye destek veren canla başla çalışan vatan evlatları hatta eşkıyalar kıyıda köşede sefillik içinde yüzerken, Fransızlar’a yaranmaya çalışırken çekildiklerini öğrenince bir anda Kuvay-ı Milliyeci olanlar hep ağa, kaymakam hatta milletvekili oluvermişler.


Bütün bu kötülerin karşısında iyiliğin, erdemin timsali, garibanların tek umudu olmuş, efsaneleşmiş İnce Memed. Bir Köroğlu türevi. Yanında olan, ona destek veren, gönül verenler de onun gibi onurlu, erdemli insanlar. Hepsi birer İnce Memed.
Ama netice de dünyaya hükümdar olamayacak bir eşkıya.

Ne diyordu Kemal Tahir: “Bir memlekette halkın kahraman anlayışı, eşkıyadan yukarı çıkmamışsa o memlekette insanların çoğunluğu soyguna biraz yatkın demektir.” (Yorgun Savaşçı, Kemal Tahir (Sayfa 445 - İthaki Yayınları)

İnce Memed’in ardından Kemal Tahir’in “Rahmet Yolları Kesti” eserini okumayı düşünüyorum. Bakalım onun eşkıyası da İnce Memed gibi sevimli ve erdemli mi?

Adına türkü yakılmış bir roman kahramanı İnce Memed’i severek okudum.

https://www.youtube.com/watch?v=zSSLdnTXqm0

Keyifli Okumalar...
DİKKAT DİKKAT: Koca adamın  yüreğiyle yazdığı bu eseri yüreğiyle okuyan bir okuyucunun yaşamına, bakış açısına,okuma olgunluğuna basamak atlatacağına inandığım bu eseri henüz nefes alıyorken, gözünüz görüyorken, kalbiniz atıyorken mutlaka tanıyınız derim. Kendim de dahil genel olarak okuyunca okumakta geç kalınmışlık hissi veren bir başyapıt benden söylemesi.

 (İnce Memed 1-2-3-4 genel inceleme)

Peki İnce Memed kimdir, İnce Memed ufak tefek, cılız, gariban, ver eline al ekmeğini, pak yürekli bir çoçuk.
İnce Memed sevdiğiyle mutlu bir yaşamın hayalcisi olan bir sevdalı .
Ince Memed sahip olduğu,ekip biçtiği topraktan emeğinin karşılığını isteyen, açlık ve sefalette olan yetim bir anne evladı.
İşte bu denli yaşamına müdühale edilen zülüme yoksulluğa,haksızlığa, insanların bir lokma ekmeğe muhtaç edilmesine, insanın insanı köle gibi kullanmasına karşın Yasar Kemal'in  olağanüstü, fantastik bir dille kahraman profiline bürüdüğü başkaldırının sembolü haline getirdiği zorunluluktan eşkiya olan bir efsane İnce Memed.
Eser ne kadar efsane tadında olsa da asıl tadı genzimizde acı tat bırakan,kafamızda kıvılcımlar yakan, yüreğimize samimyet ve insanlığı sızdıran gerçekler şüphesiz.
İnce Memed başkaldırısı bir toplumun bir kitlenin davası,Ince Memedler davası olmaya başlayınca ne oluyor?
Ölümsüz taktik !!
Dönemin vatanperverleri,zengin ağaları hemen göğsüne istiklal madalyası takıp vatanseverlik profili altında ellerindeki zülüm kılıçlarıyla halkın üzerine; vatan hayini,ırz,mal,devlet düşmanı diye her an inmesi oluyor ! 
Heyy eli ayağı öpülesi koca YAŞAR KEMAL:
Hergün yeniden doğan güneşi, her sabah yeniden açan çiçeği, her gece yeniden gökyüzüne döşenen yıldızları ibret al insanoglu; ışık yepyeni dünya yepyeni insan yüreği hergün yepyeni diyor.
Insanlar zulüm altinda inlemeyi kabul ettikçe insanlığın bir sinekten ne farkı kalır.
Önce içindeki, yüreğindeki zinciri kopar, başkaldır. Sonra dünyanın bütün zincirlerini kır, tekmil kötülüklere başkaldır, iyilik getir.
Allah yüreğine umudu verdi zulüme başkaldırman için umuttan daha değerli bir şey, bir silah olamaz .
Zulüm bunca artar, insanoğlu bunca aşağılanırken sen,ben, o ; Bİz olalım zalime karşı, yaşam olalım, iyilik, güzellik, sevgi, adalet olalım, halk olalım diyor insanın yüreğine güç olan koca adam.

Yaşar Kemal düşünceyi iletmede muazzam bir kalem olduğu gibi düşünceyi anlatmada da muazzam.
Okuyucuyu sıkmayan muthiş tasvir ve betimlemeleriyle Çukurova'nin sıcak güneşinde teni yanmış, oranın tozu toprağını yutmuş,devedikenlerinin üstünü başını parçaladığı, sıra dayağına çekilip tabanlarına tuz basılan bir köylü,
anzarva kayalıklarında yaz-kış çatışan bir eşkiya, diz kapağından kurşunu yemiş acıdan avazı çıktığı kadar bağıran emir kulu bir jandarma olmuşsunuzdur artık
yani kısacası taşradaki yaşli,genç,çoçuk,zengin,fakir hepsinin hayatının içinde gezmiş,görmüş kokusunu,tadını almış ve en önemlisi her şeyi hissederek tanık olmuşsunuzdur.

Tüm seri boyunca büyük bir merhamet ve sevgiyle başımı okşadığını hissetiğim bu baba adamı bir zere olarak ifade edebilmek ne hadime ki.
Selam olsun zülüme,adaletsizliğe karşı sonuna kadar direnen İnce Memed'lere, Selam olsun sanatıyla mazlumun-toplumun sesi olan Yaşar Kemal'lere
diyerek tekrardan şiddetli bir tavsiye bırakıyorum buraya İyi okumalar...
Öncelikle üstad Yaşar Kemal’i vefatının 3. Yıl dönümünde rahmetle, sevgiyle anıyorum.Allah mekanını cennet eylesin. Yattığı yerde incinmesin. Edebiyatımıza böyle bir güzel eser,eserler kazandırdığı için ona şükranlarımı borç bilirim.
minnetle...

İnce Memed…

Sevdiği için bir baş kaldırışla başlayan serüveni ağa,bey,paşa’ların anadoluya yaşattığı zulüm altında yoksulluktan,garibanlıktan kan ağlıyorlar.İnce Memed bu yaşantılara,yaptırımlara karşı halkın tek gücü ve tek sesi oluşu…

İnce Memed’i yakından tanırsak yetim, öyle kaba saba bir yapıda olmayan,utangaç bir gariban köy çocuğu…

ama zulme, sinmişliğe, boyun eğmeye karşı dirençli bir eşkıya,yürekli bir babayiğit…

Anadolu halkını,Torosları,Çukurova’yı tüm çıplaklığıyla ve saflığıyla; insanı insan yapan,halkı halk yapan şeyleri tüm unsurlarıyla anlatmış Koca çınar Yaşar Kemal.

Romanda 4 ciltlik bir roman olduğu için bunu böyle çatkalem bir şekilde yazarak incelemek bana açıkçası uygun gelmiyor. Bence romanı incelemek için bile küçük bir roman yazılabilir. Yazmanın,irdelemenin ötesinde olduğu gibi okuyup,kabullenip dikkat çeken yönleri kendi hazinemize ve benliğimize kazandırmanın uğraşı içinde olmamız gerektiğinin kanısındayım. Üstad Yaşar Kemal’in tecrübe ve gözlemleriyle yoğrulmuş bu nadide eseri okumaktan büyük keyif aldım. Edebi dünyamıza böyle bir eser kazandırdığı için ayrıca kıvançlıyım.

Toplumu tüm benliğiyle beraber anlatan, olayları tüm çıplaklığıyla bir karakter üzerinden yaşatmaya çalışılan bu nadide eseri okumayanlar için önerebileceğim tek şey bir an önce okumaları…
Hey aşkı çalan yeri göğü bilmezler
Kendine bir kalbi yurt edinememişler
Boş gözlerle bakan
Uzaklara haykıramayan
Duymamakta ısrar eden
Toparladığı hayatları mum alevinde yakanlar
Günler geçer de o gün gelmez sananlar
Yakındır yeşerecek tohumun suyla buluşması
Yakındır umudun dağlara yükselişi
Sanmayın ki bitecektir zulme isyan
Bir çocuktur çıkacak filintasıyla
Alacasinda gecenin bir top ışıkla
Yakacaktir zulme isyanın ateşini
Yürektir tepeden tırnağa
Alevdir güneşten kopan
Sarı bir parıltıldır gönlü
Çelik ışıltısı gibi rüyaları
Aşk gibi gözleri
Ve mavidir gökyüzü gibi yüzü
Mavidir özgürlük gibi

Dilim lal, ne desem eksik kalır, yarım kalır...

Teşekkürler Yaşar Kemal.
(İnce Memed 1-2-3-4'ün genel incelemesidir.)

Ah be İnce Memed sen ne güzel bir eserdin öyle! Hiç bitmeseydin. :)
Çukurova'nın dağları, taşı toprağı, nehirleri, köyleri, çiçeği, böceği ve köylüleriyle upuzun bir yolculuğa çıkmışçasına kitabın içinde buldum kendimi. Kâh bir nehrin kenarında, akan suyun verdiği hoşlukla, İnce Memed çetesiyle birlikte köy ekmeğinin tadını çıkardım; kâh sobanın üzerinde mis gibi kokan tarhana çorbasına kaşık salladım. Yeri geldi portakal ağaçlarının yaydığı enfes kokuyu içime çekip, Seyran ile Memed'in yan yana olmasına sevindim. En önemlisi zulme, haksızlığa, sömürgeye o kocaman yüreğiyle başkaldıran Memed ile tanıştım. İlk etapta kendisine yapılan zulme dayanamayan fakat daha sonra sevdiklerine, çevresindeki insanlara ağalar, beyler tarafından dayatılan zorbalıklar sonucu çözümü eşkıyalıkta bulan Memed...

Cumhuriyet'in ilk yılları olmasının getirdiği düzensizlik ortamında ağaların kendi çıkarları uğruna Çukurova köylüleri üzerinde kurdukları baskı ve kurtarıcı olarak görülen İnce Memed'e olan bağlılık çok iyi analiz edilmiş. Halkın çaresizliği, bir lokmaya dahi muhtaç edilmesi, şiddete maruz bırakılması daha güzel anlatılamazdı sanırım. Hani Şair diyor ya; "Nerede bir can ölse oralı olur yüreğim, olmalı zaten, olmazsa insan olmaz yüreğim" diye, İnce Memed bana bu satırları anımsattı. Hangi insan bu denli haksızlık karşısında eşkıya olmaz ki diye sordum kendime. Yaşar Kemal; aslında en başta eşkıya olmak gibi bir niyeti olmayan fakat uğradığı haksızlık yüzünden bir ağayı öldüren Memed'i kahraman ilan ederek, eşkıya olma sürecine mecbur bırakan bir toplum portresi de sunuyor bize bu eserinde. Kahraman olarak anılmanın sorumluluğu altında ezilen, gel-gitler yaşayan, kimi zaman dağlarda olmaktan sıkılıp evinde sevdiğiyle huzurlu bir yaşam sürmek isteyen güzel yürekli bir genç..

Bütün bunların yanı sıra Yaşar Kemal; Çukurova'nın coğrafi konumuna dair tecrübesini konuşturmuş kitabında. Yörenin çiçeklerine, böceklerine varana dek her unsurun en ince ayrıntısıyla anlatılması; Çukurova gezintisine çıkmışsınız hissini veriyor.
Serinin her kitabının girişinde yöreye özgü dikenler tasvir edilmiş. Çakır dikeni, karaçalı, keven dikeni ve deve dikeni.. Her cildin sonunda ise bu dikenler ateşe verilerek yakılıyor. Bu dikenler dahi kitaba alelade konuşulmuş unsurlar değil. Her bir diken zorba ağaları, beyleri, hükmü olmayan devleti anımsatıyor. Ve her dikenin son kısımda yakılması bir belanın daha savuşturulduğu mesajını veriyor.
Böylesine enfes ve derin bir anlatımla 32 yıllık bir süreçte kaleme alınan eser muhakkak okunmalı ve irdelenmeli. Herkese keyifli okumalar.
Harika bir kitap.... Bittiği için çooook üzgünüm.
Tüm seriyi okusam da devamı gelsin istedim. Kesinlikle okunmalı ve okutulmalı.

Kitabı okurken https://youtu.be/ytbUzbTEshw
Beni siz delirttiniz ( cem karaca) döndü kafamda.

Beni Siz Delirttiniz

Beni siz delirttiniz evet, evet,evet, siz, siz 
Kırmızı ışıkta geçen şoförler ve boşverli türküler 
Sahil yolundaki kazalar, denize düşen şu uçak 
Beyaz camda hayvanlar ve reklamlar, 
Yeşilçam'da baldır bacak 

Beni siz delirttiniz evet, evet, evet siz delirttiniz beni 
Uçaklar, rüşvetler ve mobilyalar ve ahlak üstüne nutuklar 
Günden güne ufalan ekmekler pasta yesin efendiler ama 
Gaz tenekesi ile su kuyrukları ve bir başbuğun buyrukları 

Beni siz delirttiniz evet, evet, evet 
Siz delirttiniz beni hiç kuşkum yok bundan eminim 
Darılmaca yok ben bir deliyim ama beni siz delirttiniz 
Gelin katılın sizde bize, bizde herkese yer var 
Dostlarım hep Napolyon hepsi Sezar 
Bol miktarda Hitler de çıkar 


Söz: Cem Karaca
Müzik: Cem Karaca 

Beniiiii siz delirttiniiiiz diyor bir ince memed ve nice memedler.
İnce Memed 4, bir kahramanlık destanının bir halk direnişinin zulümle olan savaşın romanı. Yaşar Kemal'in insanlığa verdiği bir ders, bir öğüt belki de bir gözdağı... Öyle güzel, öyle güzel ki son sayfası bittiğinde yüreğimde bir dostu kaybetmiş gibi bir acı, ama o dostla en güzel anıları yaşamış kadar şen hissettim.
İnce Memed Serisi 1,2,3,4
Yorumumu sadece bu kitap için değil tüm seri için yapacağım ben.

Anadolu halkının yoksulluğu, sefaleti, geri kalmışlığı, ağalığın tüm yöreye hakim olması üzerine Değirmenoluk köyünden İnce Memed'in tüm bu haksızlıklılara, aşağılanmaya, adaletsizliğe ve zulme karşı başkaldırarak eşkilalığa sürüklenmesinin öyküsü.
İnce Memed; masumun, fıkaranın, yoksulun, kimsesizlerin, kadının, çocuğun umudu, halkın baştacı, Çukurova'nın ve yöresinin efsanesi, zalimler için eşkiya köylülerin kurtarıcısı, direnişin simgesi, haksızlığa boyun eğmeyen insanlığın onuru..
Detayları ve olağanüstü, gerçekçi ve zengin betimlemeleri okuyucu sıkmayan ve dört kitap boyunca okuyucuyu adeta içine çeken muhteşem bir eser, destansı bir roman...

"Bir İnce Memed gitse de, yerine bin İnce Memed gelir"
Tam tamına 43 gün süren 2163 sayfalık muhteşem bir eserdi ve az önce vedalaştım :) 32 yılda orataya çıkarılmış, müthiş bir araştırmacılık ve bilgelikle yazılmış, kah tarih, kah coğrafya kokan sayfalarda kimi zaman hüzünle gülümsediğim, kimi zaman ağlamamak için kendimi tuttuğum, kocaman yürekli bir eşkiyanın hüzün dolu öyküsüydü bu.. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde ağalar, beylerce ezilen çukurova dağlısı, köylüsü için düzene başkaldıran İnce Memed'le kah dağlarda karda soğukta titredim, bir lokma ekmeğe muhtac oldum, kah portakal bahçelerinde dolanıp, akdenizin o maviliğini kumsalda oturup saatlerce izledim..ve keşke hiç bitmese dedim :) beni tek endişelendiren bundan sonra okuyacağım hiç bir kitaptan zevk alamayacağımın söylenmiş olması..Her kitapseverin mutlaka okuması gereken bir seri..şiddetle tavsiyemdir...
"Zor," dedi gülerek Dursun Dede. "İnsan olmak çok zor sultanım. Dünyada çok şey kolay da, insan olmak zor."
Yaşar Kemal
Sayfa 146 - Yapı Kredi Yayınları
Insanlar böyle uyudukca, insanlar böyle zulüm altında inlemeyi kabul ettikçe insanlığın bir sinekten ne farkı olur, insanlar eğer en küçük bir haksızlığa bir zulme baskaldirmayi akil etmezlerse, insanlık bundan daha beter hale düşecektir.
"...Azıcık aklı olan bir daha kendini ölüme atar mı? İnce Memed de çok akıllıdır, o her zaman ne derdi biliyor musun? ... "
"Ne derdi Ali?"
"Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz, derdi."
"Acayip," diye, artık kendisine iyice gelmiş Murtaza Ağa şaşkınlığını belirtti. "Ama bütün bunları bilerek bunca yıl dağda gezdi."
Yaşar Kemal
Sayfa 307 - Yapı Kredi Yayınları
Anlamadım bunlar nasıl insan. Bunlar, işlerine gelirse bugün böyleler, gelmezlerse yarın şöyleler.
Yaşar Kemal
Sayfa 312 - Yapı Kredi Yayınları, 20. Baskı
"Bana güvendi de uyuyor yavrum, insanın hası, çatal yüreklisi, bir bebecik kadar safı, Hazreti Ali kadar akıllısı, ak sakallı, yeşil donlu Hızır gibi kerametlisi, Köroğlu gibi kurnazı, adı güzel, kendi güzel Muhammed gibi insanoğluna saygılısı insana güvenir yavrum. Gözünü kapatır da en kötü insana canını teslim eder yavrum. O insana güvenmeyen, her insanda bir kötülük gören, insanı insan saymayan insan değil piçtir yavrum."
Yaşar Kemal
Sayfa 70 - Yapı Kredi Yayınları
"Onun orasını ancak büyük Allah bilir, kim bilir Allah indinde kim kimdir. Ben dünya malı için Allah binasını yıkamam. İnsan çok güzel bir yaratıktır Ağam, ağlayan, gülen, seven, hele de seven..."
Yaşar Kemal
Sayfa 78 - Yapı Kredi Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnce Memed 4
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
639
ISBN:
9789750806995
Kitabın türü:
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü düzene başkaldıran Memed'in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova'nın öyküsüdür. Yaşar Kemal'in söyleyişiyle ''içinde başkaldırma kurduysa doğmuş'' bir insanın, ''mecbur adam''ın romanı.

Eşkıyalığı bırakarak evlendiği Seyran ile bir Akdeniz kasabasına yerleşen Memed, burada milli mücadele kahramanlarından muallim Zeki Nejad'la dostluk kurar. Memed, köylüye zulmeden çeltikçilerle mücadele eden Zeki Nejad'ı öldürten Şakir Bey'i öldürerek yeniden dağa çıkar. Kendini yakalamak için köyleri boşaltarak köylüleri Çukurova'ya süren milletvekili Arif Saim Bey'i de öldürür. Bu olaydan sonra İnce Memed'in imi timi belirsiz olur. 

"Türk halkının 1950 yılında, çeyrek yüzyıllık bir siyasal iktidarı niçin değiştirdiğini anlamak için bence İnce Memed 4'ü, bu, resmi tarihin dışında yazılmış romanı okumak yeter." 
- Fethi Naci, Bir Romancı: Yaşar Kemal 

"İnce Memed hem Homeros şiiri, hem ortaçağ türküleri, hem de bir proleter destanı ya da bir serüven romanı, hatta toplumsal bir belge niteliği taşıyor." 
- Jacqueline Piatier, Le Monde, (Fransa) 

Kitabı okuyanlar 1.161 okur

  • Hanife Ertürk
  • Süleyman AKMAN
  • Begüm
  • Murat Elçi
  • Ali Karadaş
  • AYŞE EVREM KAVAKLI
  • Emin Akın
  • BilgeSevgi
  • godotu beklerken
  • TEVFİK SARIKAYA

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.4
14-17 Yaş
%2.7
18-24 Yaş
%13
25-34 Yaş
%29.6
35-44 Yaş
%33.5
45-54 Yaş
%12.3
55-64 Yaş
%2.4
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%50.7
Erkek
%49.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.8 (267)
9
%20.3 (81)
8
%8.3 (33)
7
%2.8 (11)
6
%1.3 (5)
5
%0.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0.5 (2)

Kitabın sıralamaları