İnce Memed 4

·
Okunma
·
Beğeni
·
16287
Gösterim
Adı:
İnce Memed 4
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
639
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750806999
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
İnce Memed 4
İnce Memed 4
İnce Memed 4
Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü düzene başkaldıran Memed'in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova'nın öyküsüdür. Yaşar Kemal'in söyleyişiyle ''içinde başkaldırma kurduysa doğmuş'' bir insanın, ''mecbur adam''ın romanı.

Eşkıyalığı bırakarak evlendiği Seyran ile bir Akdeniz kasabasına yerleşen Memed, burada milli mücadele kahramanlarından muallim Zeki Nejad'la dostluk kurar. Memed, köylüye zulmeden çeltikçilerle mücadele eden Zeki Nejad'ı öldürten Şakir Bey'i öldürerek yeniden dağa çıkar. Kendini yakalamak için köyleri boşaltarak köylüleri Çukurova'ya süren milletvekili Arif Saim Bey'i de öldürür. Bu olaydan sonra İnce Memed'in imi timi belirsiz olur. 

"Türk halkının 1950 yılında, çeyrek yüzyıllık bir siyasal iktidarı niçin değiştirdiğini anlamak için bence İnce Memed 4'ü, bu, resmi tarihin dışında yazılmış romanı okumak yeter." 
- Fethi Naci, Bir Romancı: Yaşar Kemal 

"İnce Memed hem Homeros şiiri, hem ortaçağ türküleri, hem de bir proleter destanı ya da bir serüven romanı, hatta toplumsal bir belge niteliği taşıyor." 
- Jacqueline Piatier, Le Monde, (Fransa) 
639 syf.
·4 günde·9/10
Biz çocukken kar yağdığında, dinsin de hemen dik aşağı bir yokuş bulalım, buz tutturalım diye beklerdik. Sonra herkes canla başla uğraşır, orda buzdan yol yapıp elimize ne geçirdiysek (demir tepsi, plastik leğen, kalın branda) o buzdan dikten kendimizi aşağı salardık ve bu heyecan bizim yüreğimizi ağzımıza getirirdi. O dikten kaymak bir şey değil, kaydıktan sonra çıkmak da sabırsız bir hal alırdı. Önünde bir sürü kişi, çıkman gereken sarp sayılabilecek bir dik ( çocuk olduğumuz için küçük ayaklarımız ve kocaman bir yol var önümüzde ) ama o heyecanı yaşamak için, tekrar tekrar o yola çıkardık. Hava güneş açınca da o buz tutmuş yolun eridiğini görmek yüreğimize tarifsiz bir acı bırakırdı. Bir daha kar yağsa da tekrar o heyecanı yaşasak diye, gözümüz yollarda beklerdik...

İşte Yaşar Kemal'in İnce Memed eserini bitirince, benim de gözüm yollarda kaldı. Yüreğime bir burukluk geldi oturdu. Şimdi büyümüş olduğum için belki de. Tekrar o yoldan aşağı kayamayacağımı bildiğim için. Aynı acı, İnce Memed 5 gelmeyecek ve Şahinimin yeni maceralarını göremeyeceğim için de geçerli. İlk kitabını okuduğumda duyduğum heyecan, aynı; plastik leğenimle o dik yoldan ilk kayışımdaki heyecan gibi. Tadı damağıma tarifsiz bir şekilde yapıştı. 2. ve 3. kitabı okurken yaşadıklarımsa yokuş aşağı indiğim diki çıkmaya, dikin başından kendimi tekrar aşağı salmaya hazırlanırken ki hevesim ve duygularıma denkti. Son kitaba geldiğimde ise o dikten son kez kendimi bırakıyordum. Bunun bilmek, bilmemekten daha zor geliyor insana. O sayfaların devamının gelmeyeceği ve bir daha böyle bir heyecanla gözlerini kırpmayacağın, yüreğinin çarpmayacağını bilmek... Ben bu seriyi bitirerek, çocukluğumun en güzel anlarını da anımsadım ve o heyecana en yakın duyguların tadını tekrar damağımda, yüreğimde hissettim.

Şöyle bir düşünürsek, kötülük, zulüm, yoksulluk, haksızlık, insanın insanı köle gibi kullanması sürüp gittiğine göre, biz hep yenilmişiz.(S.278)
Bu zulüm ancak biz birlik olursak biter. Sımsıkı durursak. Zalimlerin dünyasında, hayatta kalmanın çok ağır bedelleri vardır. Baş eğdiremeyince taş üstünde taş, omzun üstünde baş, kırılmadık kemik bırakmıyor insanda bu canavarlar. Ancak onların karşısında İnce Memed gibi gözleri yalım yalım parlayan bir şahin karşı durabilir. Bütün köyün, Anavarza'dan tutun da bütün Çukurova'nın boğazına yapışmış kanını içen bu vampirlerden bizi yalnızca O kurtarabilir. Yüreğimizde yaşattığımız, her bir çocuğumuza daha doğmadan adını verdiğimiz, Anacık Sultanın efsunladığı, yıldırım işlemez, gömleğinden kurşun geçmez, dualarımıza sarılmış da güvenle yatıp kalkan Memedim.. Yüzümüzü kara çıkarmadın ya, hakkımız sana da yanında çarpışan yiğitlere de ananızın ak sütü gibi helal olsun.

Umudun ölmesi, insanın ölmesinden daha beterdir.(S.391)
Demiş yazarımız. Hiçbir zaman sana olan umudumu yitirmedim... İçimde besliyorum o umudu. En derin karanlığımda yeşerttiğim umudumsun sen benim..

İnanmasak hiç böyle derin bir sevgiyle bağlanır mıydık? Böyle özleyip bir an önce kavuşmak için gün sayar mıydık? Gözümde tütüyordu her an. Bitmesi biraz acı olsa da, bu kitabı okumak, İnce Memed, Hürü Ana, Anacık Sultan, Topal Ali, Ferhat Hoca, Hatçe, ve daha niceleri.. İyi ki tanıştık ve yüreğimde silinmez izler bıraktınız. Umarım siz yazarla ve karakterleriyle benden daha önce tanışırsınız...


İnce Memed 1 incelemem #47699683
İnce Memed 2 incelemem #49455668
İnce Memed 3 incelemem #50695103
639 syf.
·42 günde·Beğendi·10/10
Ağlamaklıyım.
Bitti.
İnsanların iyiliğine, dünyanın güzelleşebileceğine, iyilerin saf iyi kötülerin saf kötü, çıkarcı olduklarını bir kez daha görerek bir yandan karamsarlığa bir yandan umuda sürüklüyor İnce Memed.
Abdi Ağalar bitmeyecek, Hamzalar Murtazalar eksilse de yok olmayacak, bir kötünün yerine bir kötü daha gelecek diyoruz ya ama iyinin sayısını hep gözardı ediyoruz.
Bu dünyada iyiler daha çok ama bir kötünün gözü karalığı sindiriyor hepsini.

Ferhat Hocanın isyan çağrısına o kadar azı ayaklanıyor, yürekleniyor ki düşünüyorsun ve biliyorsun zulme ses çıkarmayanlar daha büyük zulüm görecek.

Bir çocuğun ağlamasına dayanamayan, aç gördüğü biri karnını doyurmadan kendisinin boğazından bir şey geçiremeyen, adına destanlar yazılıp, türküler dualar okunduğunda bile yüzü kızarıp başını eğen bir eşkıya yaratabilen, insanlığa umut dağıtan Yaşar Kemal'in bizim topraklarda doğması nasıl bir hediyedir bilemem ama bence o da Kırklara, ermişlere karışmış gitmiştir :)

Yaptığım meslek mi beni bu kadar duygusal yapıyor, yoksa İnce Memed i okuyan herkes mi aynı şeyi düşünüyor bilmiyorum ama bence okuyanı gerçekten iyi insan yapıyor.
Ne diyor Dostoyevski (Ayrıca Zülfü Livaneli) "Dünyayı güzellik kurtaracak. "
639 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
BİR KİTAP İNCELEMESİ DEĞİL, BIRAKTIĞI İZİN TAHLİLİDİR..

Yaşar Kemal okumak, kurumuş bir fidana can vermek gibi..
Yaşar Kemal okumak, bütün yenilmişlikleri bir çırpıda yenmek gibi..
Yaşar Kemal okumak, sevda gibi, hava gibi, ekmek gibi..
Yaşar Kemal okumak, Çukurova 'nın bağrında alev alev kavrulurken, buz gibi bir pınardan yudum yudum içmek gibi..
Yaşar Kemal okumak, kanatları özgürlükten, doru bir atla, sevdanın son hududunu geçmek gibi..

Her kitabın son cümlesi önemlidir benim için. Ve bunlar, o son cümleden sonra hissettiklerim.. Yaşar Kemal 'i, İnce Memed' i anlatan çok bulunur. Ya böyle son adımdan ötesine varmışken.. Ve öylesine doluyken..

İnce bir patikada ilerliyorum. Akşam üzeri.. Çukurova, güneşin dünyaya en yakın olduğu yer. Yakıyor da yakıyor, bıkmadan, usanmadan, yorulmadan.

Az ötede dedemlerin yaşadığı ev.. Her şey öylesine eskimiş, öylesine değişmiş ve öylesine susmuş ki..

Evlerin de hikayeleri vardır, biliyorum. Bazen çok sevdiğin birini özler gibi tutkuyla dinlersin o hikayeyi. Bazen hiç yokmuş ve aslında hiç olmamış gibi için burkula burkula..

Zamanında ne kadar mamur olsan da, unutulunca tükenip gidiyorsun belli ki. Merdivenlerden çıkıyorum.. Etrafı kavun kokusu sarmış.. Ki babaannem çok severdi. Bir de uzun hava başlıyor radyoda. Dedem biraz daha açıyor sesini...

Çok eskide kaldı bunlar, bütün özlenen güzel şeyler gibi. Anahtarı çevirip içeriye girmeyi göze alamıyorum. Balkondaki sandalyeye ilişiveriyorum yorgunluktan.

Elimde İnce Memed 4. İnsan bir kitap bittiği için üzülür mü? Son sayfasını açıyorum. Kendi el yazımla karaladıklarım çıkıyor karşıma...

"İner perdeler, sökülür yıldızlar, göreceksin! Bu şehre yine kar yağar, yine ellerim kavrulur ayazlarda, bilirsin.

Oyunları hileyle bitirenler, hükümdar olurlar küçücük dünyamıza. Ve biz onlara koskoca ehliyetler veririz, özgürlüğümüzü umarak.."

Daha fazla okuyamıyorum. Kitabı kapatıp tozlu masanın üzerine bırakıyorum.
Derin bir nefes almaya çalışsam da yüreğim bir serçeninki kadar çaresiz.

Gözlerim ufukta bir yere takılıyor." İşte bu! "diyorum. Sırtımı dayayabileceğim, canımı rüzgarında savurabileceğim, yalnızlığımı yalnızlığına katabileceğim...

Düldül Dağı.. Bir bilsen, hangi derdin merhemi olduğunu...
639 syf.
·9 günde·Beğendi·Puan vermedi
Anadolu bu.
Zalimi de çok, ezileni de hakkı arayanı da çok, mücadelesini kendisiyle yapanı da. Kitabımızda aşk, vatan, millet daha pek çok kavram kendini sorgulatıyor.

Ince Memedler tükenmesin hep var olsun.
Teşekkürler Yaşar Kemal iyi ki varsın. Iyi ki bu topraklardan geçtin, satırlarınla bin yaşa.
639 syf.
·4 günde·8/10
Dört ciltten oluşan , iki bin sayfanın üzerinde bir eseri okuduktan sonra inceleme yazmamak olmazdı.

İNCE MEMED, okuyucunun hafızasında uzun zaman yer edinecek bir soylu eşkıyanın öyküsü. Köroğluvari bir eşkıya: davranışlarıyla, erdemli duruşuyla, öç alma tutkusuyla hatta atıyla... Bu anlamda eseri bir karakter romanı olarak değerlendiren eleştirmenlerin tespiti isabetlidir.

“Önce içindeki, yüreğindeki zinciri kopar, başkaldır. Sonra dünyanın bütün zincirlerini kır, tekmil kötülüklere başkaldır, iyilik getir. (4. Cilt,Sayfa 349)”

İşte kahramanımızın yegane amacı bu: BAŞKALDIRI!

Neye karşı?
Zulme, zulmedene.

Kim bu zalimler?

Cumhuriyet devrinde, hızla burjuvalaşan tarımda, Çukurova’nın bereketli topraklarını parselleyen, köylüyü insan yerine koymayan -yazarın ifadesiyle b... böceği gibi gören-, gittikçe semiren ağalar, buna göz yuman hatta iş birlikçi olan sistem (kaymakamından valisine, jandarmasına hatta milletvekiline kadar)

Aslında eserin birinci cildinde İnce Memed, yaşadığı köyün ağası Abdi’nin zulmüne karşı bireysel bir başkaldırı içindedir. Yeşilçam tadında olaylar... Fakat diğer ciltlerde bu bireysel başkaldırı tüm ezilenleri temsil eder. Karakterimiz Marksist bir reformcu ve düşünür kimliğine bürünür. Köylüye toprağını dağıtır. Zenginden alır fakire verir.

İşte bu minval üzere maceralarını okuduğumuz bir avuç adamdır İne Memed. Öyle pala bıyıklı, pehlivan görünümlü de değildir. Onu ilk gören efsane İnce de bu muymuş diye dudak büker, konduramaz ona eşkıyalığı. Safi yürektir ama. Hele bir de gözbebeklerine o iğne ucu gibi pırıltı gelip yerleşince korksun ağalar, paşalar, zalimler.

Bu yüreğin peşine takılan okuyucu Çukurova’da, Anavarza’da, Toros’larda ayak basmadık toprak, çıkılmadık sarp kaya, girilmedik mağara bırakmaz. Onunla girer çakırdikenliklerin içine, onunla yırtılır giyitleri, onunla kanar tüm bedeni. Onunla siner kayanın dibine kurşun geçmez silme karanlıkta. Onunla yiter fırtınalı silme bayazlığın içinde. Onunla koşar yarpuz kokan ovalarda. Onunla yorulur, onunla uyur dudağını sündüre sündüre bir bebek masumiyetiyle. Onunla kaşık çalar tereyağlı bulgur pilavına, tarhana çorbasına, Anavarza balına. Bazen de onunla aç kalır midesi sırtına yapışırcasına. Onunla korkar, onunla heyecanlanır. Bekler ki Memed yapıştırsın artık kurşunu şu zalimin taş kesmiş yüreğine. Ama içinden de der: “Kanı kanla yumazlar, kanı suyla yurlar Memed’im.” diye. Memed de bilir bunu gerçi. Hiç de içinden de gelmez aslında vurmak, öldürmek. Onun temiz yüreğinde sevgi taşar oluk oluk. Karıncayı bile incitemez aslında. Bir iyi adam ki canıyın içine koy! Ama mecbur bırakırlar onu. Başka çıkar yol komazlar Memed’e eşkıyalıktan gayrı.

Bozuk düzenin bekçiliğini yapan jandarma kumandanları içinde bir Asım Çavuş dışında iyi bir vatan evladı yok. O da emir kulu (!) ya, erdemli adamdan yana olsa da zalim ağaların oyuncağı. Külliyen beceriksizler ordusu. Dağdan hep madara olup dönüyorlar. Köylüyü sürekli sopadan geçiriyorlar. Hadi o kasabada görevli olanlar o mayadanmış desek, yok. Ankara’dan son anda gönderilenler daha bir zalim. Bu toprak ağaları külliyen zalim.Hepsi aç gözlü akbaba. Her sinsi planın ardından kurulan rakı sofraları... Milli Mücadeleye destek veren canla başla çalışan vatan evlatları hatta eşkıyalar kıyıda köşede sefillik içinde yüzerken, Fransızlar’a yaranmaya çalışırken çekildiklerini öğrenince bir anda Kuvay-ı Milliyeci olanlar hep ağa, kaymakam hatta milletvekili oluvermişler.


Bütün bu kötülerin karşısında iyiliğin, erdemin timsali, garibanların tek umudu olmuş, efsaneleşmiş İnce Memed. Bir Köroğlu türevi. Yanında olan, ona destek veren, gönül verenler de onun gibi onurlu, erdemli insanlar. Hepsi birer İnce Memed.
Ama netice de dünyaya hükümdar olamayacak bir eşkıya.

Ne diyordu Kemal Tahir: “Bir memlekette halkın kahraman anlayışı, eşkıyadan yukarı çıkmamışsa o memlekette insanların çoğunluğu soyguna biraz yatkın demektir.” (Yorgun Savaşçı, Kemal Tahir (Sayfa 445 - İthaki Yayınları)

İnce Memed’in ardından Kemal Tahir’in “Rahmet Yolları Kesti” eserini okumayı düşünüyorum. Bakalım onun eşkıyası da İnce Memed gibi sevimli ve erdemli mi?

Adına türkü yakılmış bir roman kahramanı İnce Memed’i severek okudum.

https://www.youtube.com/watch?v=zSSLdnTXqm0

Keyifli Okumalar...
639 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Nihayet sizinle yaz mevsiminin benim için esas amacı olan seriyi paylaşma ve inceleme fırsatı buldum. Temmuz-Eylül arası yaptığım okumayla İnce Memed serisini bitirdim. Baştan şunu söyleyeyim ki bundan sonra mutlaka diğer Yaşar Kemal serilerini de okumaya çalışacağım. Çünkü dili o kadar yalın, o kadar özgün bir yazara henüz bizim edebiyatımızda rastlanmamıştır. Aynı şekilde Anadolu'yu dağ tepe anlatan, müthiş imgelerle şiirsel bir anlatım yaratan bir üslubu vardır. Bundan dolayı hem yeni yeni kitap okuma alışkanlığı edinenler, hem de bu alışkanlıkta ilerleyenler için vazgeçilmez bir eser olduğunu düşünüyorum. Zaten belirtmeliyim ki bence Yaşar Kemal bilmeyen, okumayan bir nesil kördür.

İçeriğinden kabaca bahsetmezsek olmaz. Ağaların zulümleri altında inleyen köylülerin hikayesi Dikenlidüzü'nde, Değirmenoluk'ta başlar. Burada anasıyla beraber yaşayan İnce Memed de zulümden nasibini almıştır. Bir süre sonra bu zulme dayanamayan İnce Memed, sevdiği kızı da alıp kaçmak ister. Fakat sevdiği kız Hatçe'nin ağanın eline düşmesi, onun yeğeniyle zorla evlendirilmek istenmesi Memed'in sabrını taşırır, ağanın yeğenini öldürür ve kaçar. Hatçe'yi de düzmece delillerle ve yalancı şahitlerle Abdi Ağa, hapse attırır. İnce Memed'in dağa çıkma öyküsü burada başlar. İlk başta katıldığı Deli Durdu çetesinden deneyimler edinse de, bu çetenin de haksız yere köylüleri soyduğunu görür, vicdanı dayanamaz ve bu sefer de kendi çetesini kurar. İnce Memed'e dağda Yörükler yardım eder. Memed kendi çetesini kurduktan sonra yaptığı ilk iş Hatçe'yi ve onun hapiste tanıdığı Iraz'ı hapisten kaçırmasıdır. Lakin candarmalar onların peşini bırakmaz. Hatçe tam doğuracağı sırada candarmalarla çarpışma başlar, Hatçe ölür. Çocuğu ise Memed Iraz teyzeye bırakmak zorunda kalır. Fakat Memed'in intikam alması gerekmektedir. Böylece bütün Dikenlidüzü köylülerinin dillerine destan olan işi yapar, Abdi Ağa'yı öldürür, birinci kitap biter. İkinci kitapta artık İnce Memed bir efsane olmuştur. Bütün köylüler onun meziyetlerini konuşurlar. Kitabın bu kısımlarında sözlü edebiyattan bolca faydalanılması da bence çok yerinde olmuş. Bu arada birinci ciltte bahsetmediğim Topal Ali, Cabbar, Recep Çavuş kişilerini de İnce Memed'in arkadaşları olarak bilin. Topal Ali serinin bütün kitaplarında kendisini gösterir, diğerleri birinci ciltten sonra ehemmiyetini kaybeder. İnce Memed ikinci kitapta bu sefer Vayvay köyünün belası olan Ali Safa Bey'le uğraşmak zorundadır. İnce Memed'in Vayvay'a gelmesi onu çok seven Koca Osman'ın sayesindedir. Ayrıca Dikenlidüzü'nün halkı da Abdi Ağa'dan sonra Kel Hamza'yla uğraşmaktadır. İnce Memed ikinci ciltte de bunlara karşı mücadelesini yürütürken, aklına takılan ''Abdi Ağa gider, Hamza gelir, Veli gider, Ali gelir'' çıkmazından kurtulmaya çalışacaktır. Üçüncü ciltte cevabı bulunan bu problemi açmıyorum. Üçüncü ciltte de Çiçeklidereli Mahmut Ağa, en son da Arif Saim Bey'de biçimlenir kötülük. İnce Memed seri boyunca tüm bu kötülüklerle mücadele eder, halka özgürlük dağıtır. Köylüler de onu sever, sayar ve korurlar. Serinin diğer kitaplarında karakterler sürekli değişse de mücadele özünde aynı kalır. Dördüncü ciltte İnce Memed'in yanında Ferhat Hoca, Kasım, Şahan ilk kitaptaki yoldaşlarının yerini alır (Tabi Topal Ali'ye ve Ferhat Hoca'ya ben hayran kaldım).

Kısacası, soylu eşkıya tipinin çok bariz kullanıldığı ve zulme başkaldırının ana tema olduğu bu romanda, aynı zamanda dönemin bozuklukları da yer alır. Edebiyat eleştirmeni Berna Moran, bu romanı bir çok açıdan Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf kitabına benzetmektedir. Baştan da dediğim gibi mutlaka okunması gereken bir kitaptır, Yaşar Kemal okumayan kördür, bir şey okumamıştır.
639 syf.
“Dünyada çok şey kolay da, insan olmak zor” diyor İnce Memed 4’te Yaşar Kemal.

Evet, İnce Memed 4 bitti. Hatta İnce Memed bitti ve biterken içimde kocaman bir boşluk bırakarak bitti. Tam 2.165 sayfa ve ben 13 gündür onu okuyor, İnce Memed’le yatıp İnce Memed’le kalkıyorum. Nihayetinde vedalaştık romanla.

Elbette, bir başyapıt bu. Birincisi destanın doğuşu ama bilhassa dördüncüsü aradaki küçük düşüşün ardından zirveyi görmüş.
Yaşar Kemal, Çukurova gibi bereketli bir coğrafyayı bereketli bir edebiyat anlatısına çevirirken, tıpkı Toroslar gibi çok yüksek seviyeli bir eser oluşturmuş. Kusursuz değil ama harika bir seriydi.

İlk üç kitap ile ilgili zaten incelemeler yazmıştım. Şimdi dörde gelelim. İnce Memed 4’ü 1987'de yazmış Yaşar Kemal, Daha doğrusu 87’de yayınlamış. Bu, serisinin son kitabı ve burada İnce Memed dağdan düze iniyor. Onu deniz kenarında, yine Çukurova'da görüyoruz. Artık eşkıyalığı bırakmış ve Seyran ile evlenmiş. Her şeyi geride bırakıp onunla bir yuva kurmak istiyor ancak o bir “mecbur adam.” Yani zulmün, baskının olduğu yerler hiç bitmiyor. Dağda var da düzde yok mu? Orada da var. Nitekim Memed geldiği ilçede tanınmamaya çalışsa da orada da zulmeden insanların varlığını görüyor ve dayanamıyor. Onun kaderi bu şekilde çizilmiş; yeniden dağa dönmek zorunda kalıyor.

İnce Memed 4’ü, ilk kitap kadar başarılı buldum. 2 ve 3’ten daha başarılı olduğunu söyleyebilirim. Yine Çukurova'nın, Torosların bin bir türlü hikayesi var. Yazar otuz yıldan fazla süren bu seride aynı üslubu devam ettirmiş. Yaşar Kemal’in başarılı bir anlatımı var. Tasvirler tabii ki çok iyi yine. Bu sefer Toroslar'ın kışını da yaşıyor, çok sert kışları görüyoruz.

Kötü adam çok ama bir numaralısı bu sefer, aslında romanın en başından beri var olan bir karakter olan Arif Saim Bey. Tabii, Yaşar Kemal bir romancı; bir tarihçi değil ama pek çok tarihi hadiseyi roman karakterlerine büründürerek, olayları, isimleri kısmen değiştirerek anlatan bir romancı. Çizmiş olduğu Arif Saim karakteri de aslında bilinen birisi…

Bir devlet yıkılmış, yeni bir devlet kurulmuş ve bu sırada birtakım haksızlıklar, yanlışlıklar oluyor. Var olan yanlışlar devam ediyor. Milli Mücadele'ye başta omuz vermeyip çıkarının peşinde koşan ama sonra zaferden pay kapma vakti gelince herkesten öne geçen isimlerden bahsediliyor. Çukurova civarının köylüsünden bahsediliyor; onların fakirliğinden, hayat tarzından, inançlarından bahsediliyor. İlk 3 kitapta olmadığı kadar artık Alevi Türkmen geleneklerinin, adetlerinin yer aldığını bu kitapta görebiliyoruz.

Burada iyice öne çıkan bir karakter var. İlk defa onu 2’de görmüştük ki, İnce Memed’den bile daha karizmatik bir karakter olduğu kanaatindeyim. Üstelik benim bütün roman sürecindeki esas adamım oluyor: Ferhat Hoca. Bence Ferhat Hoca önemli bir prototip. Orada din adamı ama farklı bir din adamı tipi var. Yaşar Kemal zaten, serinin tamamına baktığımızda, belli bir kesimi olduğu gibi topyekün kötü göstermiyor. Mesela menfaat düşkünü öğretmen de var onun yanında son derece idealist öğretmen karakteri de var; köylülerin içerisinde kaypak olanı var, dürüst olanı var, dindarı var, namussuzu var… Yani Çukurova'yı bin bir çeşitliliği ile resmetmiş adeta…

Nihayetinde ovaya inen Memed'in, yeni bir hayat kurma hayalindeki Memed'in kaderinden kaçamadığını, tekrar dağa çıkmasını, Ferhat Hoca ve diğer arkadaşlarıyla birlikte eşkıyalığa devam etmesini görüyoruz. Diğer serilerden gelen pek çok karakter burada devam ederken, romana yeni simalar da dahil oluyor. Romanın son bölümlerinde bir Çocuk Memed çıkıyor piyasaya ve belki de İnce Memedliği devam ettirecek bir Memed o…

Hasıl-ı kelam, İnce Memed bir destan roman…
639 syf.
·5 günde·10/10
Otuz iki senenin hayaliydi, her aya bir kitap dedim dört ayda bitti. Bitti mi dedim? Hay dilimi esek arısı soksun! Biter mi hiç İnce Memed?Çukurova’nın tekmil çiçekleri, böcekleri çokuşmuşken Memed Memed diye. Kevenler yastık olmuşken bu el kadar yiğide kapağını kapatmakla biter mi hiç?
Biter mi mecbur adamın hikâyesi? Ya ağalar , Biter mi hiç onlar? Bitmez. Bitmez de İnceler var oldukça siner, sus pus olurlar.
Vakarlı, onurlu, giyitleri parçalanmış, çamur içinde kalmış ırgatlar yıktıkça ağaların, beylerin som altından konaklarını, bitmez İnce Memedler.
İnce Memedin bile gücü yetmez İnce Memedi bitirmeye!

Ya diğer Memedler? Dağda, ovada adını İnce Memed koymuş onlarca genç,Onların hâli ne olacak?Bir Memed gider on Memed,yüz Memed, bin Memed gelir dememiş miydi Yörük Battal,
Onu,Ocak Ocak köşe bucak saklayan Hürü Ana,
Memedin ilk göz ağrısı,sevdalısı Hatice,
Yiğidinin yüzündeki tek çizgiye,tek kedere canını vermeye hazır Koca Osman,
Memedin adını dağlarda yasatan, can dostu alimler alimi Ferhat Hoca,
Güzelliği yedi düvelin dilinde;peride,huride,melekte menendi olmayan Seyran,
İzini sürdüğünü her şeyi yakalayıp bir Memede kiyamayan, Memede kurban Topal Ali,
Önce sev, sevgiyle doğmayan insan olamaz diyen Dursun Dede,
Ayakları patlayincaya kadar dayak yiyen yine de Memedin izini kimseye vermeyen çakır gözlü İlyas Çavuş,
Bülbül sesli tek horozunu, aç biilaç kapısına dayanan Memedine gönül rahatlığıyla kurban eden Zöhre Hatun,
Bir karışçık çocuk ama safi yürek Müslüm,
Memedi dağ dağ arayan yine de bulanmasın da vurulmasın diye dua eden Asım Çavuş,
Kırkgöz ocağının piri, ölümsüzlük gömleğini bir Sultan Selahattin’e bir de Memede giydiren Anacık Sultan,
Ve Gözü yollarda kendi Memedlerini bekleyen binlerce insan varken kim bitirebilir İnce Memedi?
Bir kere Hürü Ana razı gelmez kapağın altındaki sayfalarda kaybolmaya. Basar gün yüzü görmemiş küfürlerini!

İçimizde bu İnce Memed kurdu varken değil otuz iki sene bir otuz iki sene daha geçse bitmez...Yaşar Kemal dahi bitirdim dese yine bitmez İnce Memed.

Çiçeklidüzünde, Dikenlidüzde, Ciceklideresinde, Anavarza ovasında ve bir tekmil bütün Toros köylerinde insanlar Memedin kayıplara karıştığı o yerde, en güzel giyitlerini giyip, en güzel türküleri söyleyerek, kevenlerden,devedikinlerinden,dev yalımlar yakacak o yalımlar Binboğada, Alidağda, Boranlıda,Düldülde,Çakmaklıda dağların doruklarını üç gece aydınlatmaya devam edecek...
639 syf.
·59 günde·Beğendi·10/10
İncelememi serinin son kitabı olan İnce Memed 4 bitince yazmak istedim. O kadar çok söyleyecek sözüm var ki bu seri üstüne saatlerce konuşsam hala bir şeyler eksik kalır.
Kitabın dili insana samimi geliyor ve birden içine alıyor okuyucuyu. Sadece konuşma dilinden bahsetmiyorum anlatıcı dilindeki samimiyet hikayeden hiç kopmadan sizi de dahil ediyor içine. Karakterlere gelince sanki hepsini tanıyoruz. Orada doğup orada büyümüşcesine; ahbabımız, komşumuz, köylümüz oluyorlar.

Yaşar Kemal öyle bir tasvir ediyor ki doğayı, kurdu, kuşu, yılanı... Çakırdikeni acıtıyor ayaklarınızı, püren kokuları geliyor burnunuza ve İnce Memed'le geziyorsunuz Toros Dağlarını.
Ah o İnce Memed yok mu... Şöyle bir baksanız çocuk kadar, ama o gözlerindeki çelik ışıltısını görünce onun İnce Memed olduğunu anlıyorsunuz. Hepimizin içindeki belki de cesaret edemediğimiz başkaldırış.

Son kitabı okurken değişik duygular içimdeydim. Hem okumak istiyor hem de bir dosttan ayrılacağımı düşünerek bitirmek istemiyordum. Sadece İnce Memed'den değildi ayrılışım sanki toptan Torosları terk edip gidecekmişim gibi içim buruk bitirdim kitabı...
Bunca zaman bu kitabı nasıl okumadım, nasıl kesişmedi yollarımız bilmiyorum ama geç kaldığıma üzüldüm. O yüzden vakit kaybetmeden bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.
639 syf.
·14 günde·Beğendi·9/10
Kitap bitti ilk olarak büyük bir boşluğa düştüğümü ifade edeyim. Son sayfayı okuyup kapağını kapattığınızda ne dediğimi anlayacaksınız. Sonrasında ee ne oldu şimdi, ne olacak? soruları belirdi aklımda.
Evet ne olacak şimdi? İnce Memed yok mu oldu, artık ince Memed olmayacak mı?
Olacak hem de daha fazla. Hani ilk kitapta onlar az biz çokuz diyordu ya şimdi daha da çok.

İnce Memed destansı bir hikaye ve en çok da o destanı bu kitapta hissediyorsunuz.
Ne yazacağımı da bilmiyorum ki...

Bütün kitaplara 10 verdim buna neden 9 verdiğimi söyleyeyim o zaman ilk başta. Memed'in hatçe'den olan çocuğunu bekledim bir yerlerden çıksın diye ama çıkmadı.(Çıktıysa bile ben hatırlayamadım şu an) Belki de böyle olması gerekiyordu bilemiyorum ama beklenti içini girdim açıkcası. Sonlara doğru sanki bitirmek için hızlanılmış gibi hissettim olaylar çok çabuk anlatılıyordu. Tabii alıştık 3 kitapta da geniş geniş anlatıma belki de hiç bitmesin istediğim için bana öyle gelmiş olabilir. Sonra Hz. Adem ile Hz. Havva tasvirleri üzerinden yapılan cinsel içerikli  anlatım da biraz rahatsız edici geldi bana.
Hz.Ali de ön plana çıkarılmış genel manada.
Serinin 3 kitabına nazaran en ağır ilerleyen kitaptı bana göre. Bu kitap diğerlerine nazaran daha detaylı o yuzden de ağır ilerlemesi normal. Bütün yöreyi yaşamı, cumhuriyet sonrası halkın içine düştüğü durumu çok iyi yansıtmış. Kırkgöz ocakları, Anacık Sultan, ermişler vs....

Kitaba gelirsek İnce Memed yine dağlarda. Artık tamamen efsane olmuş durumda. Ağalar beyler tüm güçleriyle onun peşinde.

Memed önce hayalini kurduğu gibi portakal bahçeli evine yerleşir. Orada tanınmaz şekilde yaşar gider ama orada da Şakir Bey vardır. Yine içindeki kurt rahat durmaz. Nasıl dursun ki...
Kaçınılmaz son Şakir'in de başına gelir ve Memed yine ait olduğu yere döner.
Kasabada Arif Saim ve ağalar planlar üstüne planlar yaparlar. Çıkarları uğruna her şeyi göze alırlar. Arif Saim sözde milletvekili ve onun verdiği güçle yapmadığı şey yok. Çok iyi kullanıyor durumu.
Bir de 4 kitapda da olay hiçbir zaman Ankara ya ulaşmıyor. Bunu bilinçli yaptığını düşünüyorum. Çünkü Cumhuriyet sonrası köylü yalnız kalmış, boşlukta kalmış bir dönem. Yalnızlıktan ziyade boşlukta kalmış. Ne yapacağını bilemez bir halde. Memed'in yaşadığı köydeki Öğretmen karakteri ve Ferhat hoca halkı bilinçlendirmek adına yüzlerce sözler söylemektedir. Onların söylemleri Cumhuriyetin nasıl olması gerektiğini halkın nasıl olması gerektiğini korkmamak, zulme boğun eğmemesi gerektiğini göstermektedir.

Söylenecek, konuşacak o kadar çok şey var ki...
Aklıma geldikçe eklerim belki. Bunlar şimdilik anlık, kafamın içinde dönen düşünceler.
"Zor," dedi gülerek Dursun Dede. "İnsan olmak çok zor sultanım. Dünyada çok şey kolay da, insan olmak zor."
Yaşar Kemal
Sayfa 146 - Yapı Kredi Yayınları
Bu vatan, şu yüce Toros dağları yaşadıkça sen de bu vatanın yüreğinde yaşayacaksın. Güneş yok olduğu gün ancak, sen de işte o zaman yok olacaksın. Kutsal naaşın Türk milletinin yüreğine şimdiden gömülmüş bulunuyor. Senin huzurunda, bu mübarek vatanın mübarek topraklarının huzurunda ant içiyorum
Umudun ölmesi, insanın ölmesinden daha beterdir Alim.
İnsan ölür, ölüm haktır.
En kötüsü, beteri, dayanılmazı umudun ölmesidir..
İnsan yaratığı şu evrendeki yaratıkların en korkaklarından birisidir, ama içlerinde çok da yüreklileri var, Hürü Ana gibi.
Bu dünya o yürekli insanların yüzü suyu hürmetine ayakta duruyor
“Muvaffakiyetiniz ebedi, ölmez Cumhuriyetimizin unutulmaz zaferi olacaktır. Ve siz, bu belayı üstümüzden, asil kanlı vatanımızdan bertaraf ettiğiniz için Türk tarihine altın harflerle yazılacaksınız." 
Allah insanları zulüm altında yaşasınlar, diye yaratmamıştır, diye bağırıyordu. Bu dünya zulüm dünyası oldu. Allah istemiyor, Peygamber bunu istemiyor. Biri yiyor, bini bakıyor...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnce Memed 4
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
639
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750806999
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
İnce Memed 4
İnce Memed 4
İnce Memed 4
Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü düzene başkaldıran Memed'in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova'nın öyküsüdür. Yaşar Kemal'in söyleyişiyle ''içinde başkaldırma kurduysa doğmuş'' bir insanın, ''mecbur adam''ın romanı.

Eşkıyalığı bırakarak evlendiği Seyran ile bir Akdeniz kasabasına yerleşen Memed, burada milli mücadele kahramanlarından muallim Zeki Nejad'la dostluk kurar. Memed, köylüye zulmeden çeltikçilerle mücadele eden Zeki Nejad'ı öldürten Şakir Bey'i öldürerek yeniden dağa çıkar. Kendini yakalamak için köyleri boşaltarak köylüleri Çukurova'ya süren milletvekili Arif Saim Bey'i de öldürür. Bu olaydan sonra İnce Memed'in imi timi belirsiz olur. 

"Türk halkının 1950 yılında, çeyrek yüzyıllık bir siyasal iktidarı niçin değiştirdiğini anlamak için bence İnce Memed 4'ü, bu, resmi tarihin dışında yazılmış romanı okumak yeter." 
- Fethi Naci, Bir Romancı: Yaşar Kemal 

"İnce Memed hem Homeros şiiri, hem ortaçağ türküleri, hem de bir proleter destanı ya da bir serüven romanı, hatta toplumsal bir belge niteliği taşıyor." 
- Jacqueline Piatier, Le Monde, (Fransa) 

Kitabı okuyanlar 4.452 okur

  • Kitap Sever Psikolog
  • Gölgede
  • Şinasi ÖZSEZER
  • immorasko
  • Kerem Han
  • Halil İbrahim Duran
  • Nuniko
  • Selim Can Çitil
  • Turkmaestro
  • Ömer Faruk Aydın

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.4
14-17 Yaş
%2.7
18-24 Yaş
%13
25-34 Yaş
%29.6
35-44 Yaş
%33.5
45-54 Yaş
%12.3
55-64 Yaş
%2.4
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%50.7
Erkek
%49.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%68.9 (1.049)
9
%18.5 (282)
8
%8.1 (124)
7
%2.6 (39)
6
%1 (15)
5
%0.2 (3)
4
%0.1 (1)
3
%0
2
%0.1 (1)
1
%0.2 (3)

Kitabın sıralamaları