Adı:
İnce Memed 3
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
629
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807039
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü, düzene başkaldıran Memed’in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova’nın öyküsü. Yaşar Kemal’in söyleyişiyle “içinde başkaldırma kurduyla doğmuş” bir insanın, “mecbur adam”ın romanı.

Çiçekli Mahmut Ağa, Çiçeklideresi köyündeki toprak-larını işleyen köylüleri İnce Memed’i korudukları için topraklarından atar. Bunun üzerine Memed Çiçekli Mahmut Ağa’yı öldürür. Zulmedenlerin öldürmekle bitmeyeceği yönündeki kuşkuları, “bir İnce Memed gitse de, yerine bin Memed gelir” fikriyle umuda dönüşür.
Yaşar Kemal'i anlatmak ,onu övmek, nasıl bir edebiyatçı olduğunu anlatmaya gerek duymuyorum.
İnce Memed benim için çok kıymetli özellikle bu 3. kitap beni mahvetti.
İnceleme yazmak değil niyetim, bir parça olsun kitap için hislerimi yazmak istedim.
Daha önce bir kitabı hem bu kadar içinden hem bu kadar heyecanlı hem de korkuyla okumamıştım.
Kitabı okurken bağırdığım oldu, yerimde duramadığım,korktuğum, hatta kapağını kapayıp hüngür hüngür ağladığım da ( Sayfa 476 tek başına yeter).
İnce Memed insanlık öğretiyor, eşitliği, belki tam eşitlik olmasa da adaleti, insani şartlarda yaşamayı öğretiyor. Hani bir vasiyeti vardı ya kitaplarımı okuyan insan öldürmesin, kötülük yapmasın diye. Bu kitabı gerçekten yüreğiyle okuyan hiçbir insanın kötü olması mümkün değil zaten.
İnce Memedin birleştirici gücüne, iyiliği yaydığına gerçekten inanıyorum. O yüzden okuyanların güzel yorumları beni çok etkiliyor, çok mutlu ediyor. Kitapla ilgili paylaşımlar çok heyecanlandırıyor. Hatta kitap sayesinde çok değerli insanlarla bile tanıştım, son kitabı birlikte okuyacağız.
Bu büyülü (afsunlu :) ), muhteşem destanı sakın okumadan ölmeyin...
Evet 3. Kitap da bitti.
Yavaş yavaş hüzün bulutları çökmeye başladı üzerime. Şimdi ne yazacağım ne söyleyeceğim bilemiyorum. Son kitabı nasıl okuyacağım onu düşünüyorum.

Öncelikle diğer 2 kitaptan daha çok betimleme vardı bu kitapta. Muazzam ötesi bir şey ya kelimelerle karış karış gezdik bütün Çukurovayı, dağları, dereleri… Aksiyon daha az gibiydi. Dağdan kasabaya indik genel olarak.
Genel bir kanı kitabın daha ağır ilerlediği vs. ama benim için hiçbir şey değişmedi İnce Memed’le olduktan sonra gerisi boş.

Şimdi ilk olarak bizim şu zamanlarımıza da çok benzeyen bir bölümü anlatacağım.
İnce Memed artık bütün memlekette efsane olmuştur. Ünü her yere yayılmıştır. Seveni ile, sevmeyeni ile, destekleyeni ile, korkanı ile…
Artık birinin ayağına taş değse İnce Memed’den bilinir hale gelmiştir durum. Köylü birine kızmıştır gider onu öldürür. “Kim yaptı?” İnce Memed. Bir eşkıya köyü basar yıkar, geçer, soyar, işkence eder, öldürür. “Kim yaptı?” İnce Memed.
Artık herkesin suçunu atacağı kişi haline gelmiştir. İşine geldiği gibi İnce Memed’in adını kullanmaya başlamışlardır.
Bu durum bana çok tanıdık geldi. Ülkemizin yakın zamanını gözden geçirirseniz ne demek istediğimi anlarsınız. Yani zaman geçse de hiçbir değişmiyor. Kendine bir düşman yaratıyorsun ve sonra varlığını belki de daha güçlü şekilde sürdürüyorsun. Çünkü artık her istediğini yapıyorsun ve suçunu atacağın biri, birileri var.

Bu durumun en dokunaklı yerini yazmak istiyorum.
Sarıçiyan Abdik bir köyü basıyor ve Hasan’ı öldürüyor. Ailesi cenazeyi kaldırırken İnce Memed’e denk geliyorlar yolda. Soruyor İnce Memed ne oldu diye onlarda İnce Memed öldürdü diyorlar. Bunu duyunca İnce Memed’in yüreği yanıyor. Sonra Sarıçiyanı yakalayıp köye getirip onlara teslim ediyor ve sitemini dile getiriyor. İnce Memed garibanı öldürür mü, ince Memed hiç ırza geçer mi, siz hiç tanımadınız mı onu diye serzenişte bulunuyor. Köylünün yemeğini de yemeden oradan ayrılıyor.
İşte sen ne kadar iyilik yapmaya çalışsan da birileri senin adını bir şekilde kötülüğe bulaştırıyor.

Ağalara gelecek olursak İnce Memed’in efsaneleşmesinden sonra Abdi ağayı vs. birbir öldürdükten sonra diğer ağaları da ölüm korkusu sarmıştı. Çünkü suçlarını biliyorlardı. Ölüm korkusu onlara her şeyi yaptırıyordu, yalana binbir yalan katarak devletin imkanlarını seferber ederek İnce Memed’i öldürmenin peşindeler. Bu ağaların psikolojik durumları da sağlam işlenmiş. Her birinin durumunu ayrı ayrı anlıyorsunuz. Hele Murtaza ağa sen nasıl bir şeysin yaa...
Bir de Tazı Tahsin var gariban, bir anası var, bir de saf ama işte güvenilmeyen tiplerden. Para için her şeyi yapan tiplerden başına her türlü şey geliyor ama yine de akıllanmıyor arkadaş çok enteresan :)

Köylüye işkenceler, sürgünler, topraklara el koymalar her türlü pislik burada da devam ediyor. Ama işte İnce Memed var yine.
“Ağalar az, fukaralar çok, ne kadar zalim varsa onun zulmüne baş kaldıran ince Memed olacaktır. "Bir İnce Memed ölür, bin İnce Memed gelir...”

İnce Memed’in bir hayali vardı. Sevdiği Seyran ile portakal bahçeleri içine yaptığı evinde yaşamak, çocuklarını büyütmek…
Her ne kadar eşkıya yüreği olmasa da onda içindeki kurt onu artık bırakmıyordu. O kurt insanın içine girdimi artık kurtuluş yoktu.
“Her insanın içinde bir mecbur kurdu, bir İnce Memedlik, bir Köroğluluk kurdu var. Köroğlu gitti, İnce Memed geldi. İnsanoğlunun içinde bu kurt oldukça insanoğlu ne olursa olsun yenilmeyecek. Sen insanoğlunun içindeki kurtsun, ne olursan ol, nereye gidersen git. İşte insanoğlunun içindeki bu kurt yiterse, insanlık da işte o zaman insanlıktan çıkar. İnsanoğlu içindeki bu kurdu yitirmeyecek, ona kıyamete kadar gözü gibi, yüreği gibi bakacak. O kurt insanoğlunun şah damarı, atan yüreğidir. Senin içindeki kurt da, işte insanlığın bu kurdudur.”

Hürü anaya değinmeden olmaz herhalde.
İnce Memed’in tehlikede olduğunu hissedip dağ bayır demeden ona koşan her türlü fedakarlığı yapan biri. Net efsane.
Ferhat hoca, Müslüm, Topal Ali (hele bu Topal Ali çok değişik adam yaa ) ve sayamadığım diğerleri…


Ayrıca kitap destansı falan ama büyülü gerçekçilik akımı da var bu kitap da gözüme çarptı bilmiyoırum belki yanlış düşünüyorum ama birax işlenmiş. Yağız atın durumu, üç harfliler, ak libas giyen kadınlar, afsunlular vs. bana var gibi geldi.

Son kitap da neler olacak acaba? Hiç bitmesin istiyor insan. İnanın daha kaç kitap olursa olsun hiç sıkılmadan okunur. 4. Kitap da görüşmek üzere o zaman.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.429 Oy)19.194 beğeni43.793 okunma3.061 alıntı184.694 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.530 Oy)7.942 beğeni21.542 okunma4.060 alıntı130.671 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.963 Oy)8.933 beğeni26.554 okunma2.713 alıntı115.969 gösterim
  • İnce Memed 1
    9.4/10 (1.787 Oy)1.767 beğeni4.820 okunma592 alıntı24.282 gösterim
  • İnce Memed 2
    9.4/10 (885 Oy)906 beğeni2.406 okunma408 alıntı7.782 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (5.033 Oy)5.447 beğeni17.492 okunma1.020 alıntı60.760 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.624 Oy)8.901 beğeni28.974 okunma864 alıntı140.891 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.760 Oy)11.505 beğeni28.701 okunma1.620 alıntı150.394 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.514 Oy)8.110 beğeni23.005 okunma854 alıntı90.788 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.706 Oy)5.807 beğeni19.848 okunma845 alıntı102.224 gösterim
Kış mevsimine geçtiğimiz şu günlerde içime ilkbahar getirdi Yaşar Kemal. :) Yine muhteşem betimlemeleriyle resim yapar gibi anlatmış Çukurova'yı usta yazarımız.

İnce Memed 3'te ağaların psikolojik durumlarına daha fazla yer verilmiş serinin diğer kitaplarından farklı olarak. Ali Safa'nın ölümünden sonra sıranın kendisine geldiğini düşünen ağaların korkusunu öyle bir anlatmış ki yazar onlara da üzülmemek elde değil.

İlerleyen sayfalarda İnce Memed'in ağalar az, fukaralar çok; bir İnce Memed ölür, bin İnce Memed gelir diyerek artık eşkiyalığı bırakıp sevdiceği Seyran'la portakal bahçeleri olan bir evde mutlu bir hayat sürme hayallerine tanıklık ediyoruz. Peki mecbur adamımız İnce Memed'in içindeki kurt bu hayallere ulaşmasına izin verecek mi? :)

Ve köy halkı... Kafası fena halde karışık, güç kimdeyse saygısını ve sevgisini ona yönlendiren köy halkı da unutulmamış tabii ki.


Bir kitap ki hem destansı hem gerçekçi.
Bu kitabı okumadan ölmemeli. :)

Keyifli okumalar :))
Bu sefer İnce Memed ile ilgili yazmayacağım. Kitabın benim üstümde ki etkileri ile ilgili yazmak istiyorum.
İnce Memed i okudukça, İnce Memed okuyanları gördükçe farklı bir umutlaniyorum ve okuyanlara karşı da içimde ayrı, güzel ve tuhaf bir sevgi doluyor. Sanki yıllardır taniyormuşum gibi oluyor. Onlarda okurken benim gibi mi hissediyorlar, hissetmeseler bile bitirince aynı pencereden bakıyoruz hayata diyorum ve yakınlık hissediyordum.
Ne iyi insansın sen Yaşar Kemal. Sevgi ile özlem ile anıyorum seni.
4. kitabı kitap sayesinde burdan tanıştığım bir arkadaşa o okumaya başlayana kadar baslamayacagim için söz verdim. Onun bir an önce başlamasını dört gözle bekliyorum.
İnce memed serisi’nin üçüncü kitabı da bitti ve yavaş yavaş bu destansı öykünün sonuna doğru yaklaşıyorum. İçimde bir hüzün var, inçe memed bir halk kahramanı ve kitap bitmeye yakın ince memed’den kopacak olmanın endişesini yaşıyorum. İlk iki kitaba kıyasla üçüncü kitabı daha sakin, tekdüze ilerledi ama yinede heyecanını asla yitirmedi. Haksızlıklar, zulüm yine devam etmekte tabi, okurken çok kızdım, öfkelendim, böyle olmamalıydı dediğim yerler oldu, anlayacağınız o ki ince memed yine efsaneydi.

Yaşar Kemal’e gelecek olursam onu anlatmaya kelimeler yetmez ama nacizane Yaşar Kemal; anlatımı, o köy havasını sanki içinde yaşıyormuş gibi hissettiren aktarımı, efsanevi olayları gerçek veya değil ama yinede anlatırken ki inandırıcılığı hepsi ve daha fazlasıyla muhteşem bir yazar. Kesinlikle hangi kitabı olursa olsun yaşar kemal’le tanışmalısınız. Göreceksiniz ki bir kere tanıştığınızda eserlerinin ve kendisinin meftunu olacaksınız.Ben bu seriyi çok sevdim, sizde başlayın ve ince memed destanını sevin, keyifli okumalar.
Sandım ki Matrix' teki Neo İnce Memed!...
Şu sahne özellikle:
"Mahmut Ağa onu bir duvara dayadı, yirmi yedi adamının yirmi yedisini de önüne dizdi, ateş, dedi. Yirmi yedi kurşunun yirmi yedisi birden sapır sapır yere döküldüler. Ateş, ateş, ateş... Mahmut Ağa hırsından kudurdu. Işık içinde balkıyan Memed gülüyordu. Bunun üstüne büyük kamasını çekti Mahmut Ağa, uzağa çekildi, gerindi, gerindi, İnce Memede gelha eyledi. Kama, çeliğe gelmiş gibi ortadan küt diye kırıldı. Ateşe attı kamayı Mahmut Ağa, o dağ gibi yığılmış közlerin içinden seher vakti açmış, üstü çiyli iri apak bir gül gibi açtı, esen yelde ığralanmaya başladı. Elini kolunu zincirleyerek, en yüksek uçurumun başından onu derin suya attı Ağa, o elini kolunu sallayarak bir ışık yumağı içinde, yöresine kıvılcımlar fışkırtarak geriye geldi."

https://youtu.be/guVAeFs5XwE

Dedim ki kendi kendime "keşke dizisi çekilse.
Harika izlenme rekoru kırardı"
Kırardı yaa... Bizim kendi Matrix filmimiz varmış oysa. Kurşunları durduran... Bir neo...

İnsanların kurtuluşu için illa bir İnce Memed mi lazım? Ya da bir Neo...

Bütün insanlık birleşse zulum olur muydu peki?

Hepsinin cevabı açık:
Bir kişinin zulmetmesi için zulme sesini çıkarmayan bir topluluk lazım. İşin aslı bu bence. İçimizdeki İnce Memedleri öldürmeye and içmiş kendi çıkarını düşünen kendi çıkarları için haysiyetlerini satan insanlar olmasa İnce Memedler gerekir miydi bu dünyaya?
Bir hayali vardı İnce Memed'in portakal bahçeli bir evde, sevdiği kadın Seyran ile birlikte yaşamak. Ama hayat İnce Memed'ler için kendi hayallerini, tüm insanlığın hayalleri için feda etme üzerine kurulmuştur. "Mecbur insandır" o. Hiç bir zaman susan değil, her zaman çığlık atan,isyan edendir o. Hayatı akışına bırakan değil,hayata yön veren insandır o. Bencil değildir, toplumcudur.Hani neyime lazım, bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyen biri asla olmamıştır o. Çünkü bilir ki bir insana dokunan ,bir insanı inciten, tüm insanlığa dokunmuş,tüm insanlığı incitmiştir.

İyi insan olmak da bunu gerektirmez mi zaten?

İnce Memed'in hiç bir zaman yaşanmayacak bir hayali vardı Seyran ile. Tıpkı orman içinde küçücük bir kulübede yaşamlarını geçirmek isteyen Bülent ile Rahşan çifti gibi. Ama kaderin cilvesi midir bilinmez onların hayalleri başka insanların hayatı oldu.Onlar ise uğruna hayallerini feda ettiği insanların efsaneleri...

Yaşar Kemal ve Karaoğlan'a saygı ile...
Aaahh Memedim, İnce Memedim :)
3.cildi de bitirdik
Öncelikle kalın olması hiç gözünüzü korkutmasın, çok akıcı bir üslup, kaptırıp gidiyorsunuz

İnce Memed yine adalete karşı, ağalara karşı savaşmaya devam ediyor. Bir yandan sevdalığı var. Artık dağları bıraksa da, evinin barkının yiğidi mi olsa acaba? Senin de hakkın be Memedim.

Hem çok güldüm, hem hüzünlendim, sinirlendim. 1950li yılların Türkiye’sinde hükümetin yapılanmasındaki boşlukları, köylülerin mağduriyetini görüyoruz. Bunları okurken de türkmenleri, yörükleri, kürtleri, alevileri daha yakından tanıyoruz.

Kültürümüzü , onların yiyeceklerini, kıyafetlerini, kızdıklarında nasıl saydırdıklarını, nasıl sevdiklerini okuyarak daha da benimsiyoruz.
Gerçekten hem çok keyifli, hem de o dönemin toplumsal yapısını yansıtan yönleriyle muhteşem bir eser
Son kitaba yaklaşmanın hüznü üzerimde kötü bir sonla karşılaşmanın tedirginliği de var tabi. Alıştım sevdim kitabı. Gerçek bir yazar okuduğumu düşünüyorum. Serinin bitimine 1 kaldı.
Mutlaka okunması gereken, nefis bir Türk klasiği. Son kitabını bitirmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Cumhuriyetin ilk yıllarında Çukurova’da ince Memed, yıllar ötesine uzanarak ders verir nitelikte.
Yaşar Kemal'in İnce Memed serisinin 3. Kitabını da bu gün okudum ve hemen 4 de başladım. Okuru kendine bağlayan şahane bir kitap .


İnce Memed 3'te ağaların psikolojik durumlarına daha fazla yer verilmiş serinin diğer kitaplarından farklı olarak. Ali Safa'nın ölümünden sonra sıranın kendisine geldiğini düşünen ağaların korkusunu çok iyi anlatmış

İlerleyen sayfalarda İnce Memed'in ağalar az, fukaralar çok, ne kadar zalim varsa onun zulmüne baş kaldıran ince Memed olacaktır. "Bir İnce Memed ölür, bin İnce Memed gelir..."
Bazı insanlar vardır. Yedi ceddinizden beri “A” dediğiniz şeye “Z” derler. Amma öylesine dürüstçe, öylesine inanarak, öylesine samimi derler. Dedikleri düşüncenizi değiştiremese de saygı duymaktan kendinizi alamazsınız. Yaşar Kemal de yaşamı ve yazdıklarıyla topluma inadına “Z” olanların başında geliyordu.

Bu dev adamın dev kitabını; ergen ama çokça da erken bir dönemde okumuş olmamdan mütevellit ,yine yeni yeniden okudum.

Yazar, yaşamı çok yaşamış… Hayatının büyük bir çoğunluğu doğa içinde geçtiğinden her şeyi en ince ayrıntısına kadar rahatlıkla aktarabiliyor. Yalnız, benim gibi şehir bebeleri için bu detaylı tasvir kimi zaman yorucu olabiliyor.

Kitabın konusu herkesin malumu… Kitaptaki karakterler bir kez daha, insanın renginin siyah veya beyaz değil koyu veya açık gri olduğunu kanıtlıyor.

Haksızlık, adaletsizlik dünyada nefes almaya devam ettikçe Kötülüğe karşı “BİZ” ses çıkarmayalım ama bir “O” çıksın ve “BİZ”, “O” yu avuçlarımız kanayınca kadar alkışlayalım, dediğimiz sürece …( evet, evet! Sonsuza kadar diyorum….) zevkle okunmaya devam edecek bir eser….

Güçlü kendi cennetini burada kurmuş. Yaptığı kötülük, daha kötü ortaya çıkmadığı sürece, yanına kar kalmaya devam ediyor… Güçsüze cennet lazım….İster inan ister inanma bir yaratıcı olduğuna, bu kitabı okuduktan sonra olsun istiyorsun… Bir tanrı olsun... Ne satan ne de satılan güçsüzlere karşı merhametli bir yaratıcı… Karşılaşma zamanı geldiğinde, ilk sözü “ durma öyle uzakta gel yanıma olan… Yanılmışsın, canın sağ olsun, neye inandığından banane ben sana inanıyorum ya yetmez mi ? Hadi geçti artık” diyen. Mazluma cennet lazım… Olsun! Lütfen olsun....
"Böyledir," dedi değirmenci. "Bir kişi bütün dünyayı sevincine katar da güldürür, ağıdına alır da ağlatır. Böyledir bu. Bir tuhaf yaratıktır şu insanoğlu."
(...)

"Vazgeç Ağam."

"Neden vazgeçeyim."

"Aramaktan. İnsanoğlu hiç belli olmaz Murtaza Ağam. Bugün böyleyse, yarın şöyle. İnsan her gün yeniden doğabilir isterse Ağam. Ama her sabah anadan yepyeni, başka bir insan olarak doğabilir. İyi de doğabilir, kötü de... Şimdi bu baktığın, gördüğün benim, Aliyim, yarın bir iş yaparım ki senin de, benim de aklımızın köşeciğinden geçmemiş ola. Onun için tevekkül ol, daha çok arama, üstüne varma. İnsanoğlunu anlamak o kadar kolay değil. Kuşlar da, böcekler de göründükleri gibi değiller. Bu dünyada her canlının bir huyu vardır, insanın da yüz bin huyu vardır. Bak Ağam, dünyada bir insanı, karımı, kardeşlerimi, kızımı oğlumu, anamı babamı tanıdım dersen yalandır."

"Biliyorum yalandır."
"Cehennem yerinde hiç ateş yoktur, isteyen ateşini buradan götürür.
Sen kendi ateşini buradan götürme."
"Çok düşündüm, uzun bir süredir buna bir cevap bulamadım."

"Sonra?"

"Sonra birden aklıma geldi..."

"O gelen ne?"

"Yaşamak ne işe yarıyor diye sordum kendi kendime. Yaşamak ne işe yarıyor, söylesene Murtaza Ağam?"

Murtaza Ağa sustu bir süre, gene gözlerini gözlerinin içine dikti, uzun uzun baktıktan sonra yürekten gülerek Alinin koluna girdi:

"Sahi bre Ali, yaşamamız, ölmekten bu kadar korktuğumuz, yaşamak ne işe yarıyor? Uğruna bu kadar alçaldığımız, zulmettiğimiz, haram yediğimiz, insan öldürdüğümüz yaşamak ne işe yarıyor? Sonunda işte böyle ya bir kasabayı, ya da küçücük bir mezarlığı kokuyla dolduruyoruz. Vay babam, insan ölüsü de ne kadar kokarmış böyle, it leşinden de beter. Ben de böyle kokacak mıyım?"

"Hâşâ."

"Kokarım, kokarım... Belki bundan da beter..."
Eğer bir ülkede adalet yozlaşırsa, o memleketin dibi oyulmuş demektir. Adaleti çökmüş bir milleti yok olmaktan hiç bir güç kurtaramaz. Kanun karşısında eşkıya İnce Memed de birdir, Başvekil İsmet Paşa da...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnce Memed 3
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
629
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807039
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü, düzene başkaldıran Memed’in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova’nın öyküsü. Yaşar Kemal’in söyleyişiyle “içinde başkaldırma kurduyla doğmuş” bir insanın, “mecbur adam”ın romanı.

Çiçekli Mahmut Ağa, Çiçeklideresi köyündeki toprak-larını işleyen köylüleri İnce Memed’i korudukları için topraklarından atar. Bunun üzerine Memed Çiçekli Mahmut Ağa’yı öldürür. Zulmedenlerin öldürmekle bitmeyeceği yönündeki kuşkuları, “bir İnce Memed gitse de, yerine bin Memed gelir” fikriyle umuda dönüşür.

Kitabı okuyanlar 1.693 okur

  • Halil Yağız KARATAŞ
  • soner enni
  • Emre Esen
  • Kenan Tofan
  • Mehmet Yılmaz
  • Mustafa Borazan
  • Diyaddin Deniz
  • Yasemin DURAN
  • Ayşegül Aydın
  • Esra Balcı

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.5
14-17 Yaş
%3.3
18-24 Yaş
%13.6
25-34 Yaş
%28.9
35-44 Yaş
%33.1
45-54 Yaş
%12.2
55-64 Yaş
%2.5
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%49.7
Erkek
%50.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%69.2 (464)
9
%15.9 (107)
8
%11 (74)
7
%3 (20)
6
%0.6 (4)
5
%0.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0.1 (1)

Kitabın sıralamaları