İnce Memed 3

·
Okunma
·
Beğeni
·
17893
Gösterim
Adı:
İnce Memed 3
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
629
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807030
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
İnce Memed 3
Ince Memed 3
İnce Memed 3
İnce Memed 3
Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü, düzene başkaldıran Memed’in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova’nın öyküsü. Yaşar Kemal’in söyleyişiyle “içinde başkaldırma kurduyla doğmuş” bir insanın, “mecbur adam”ın romanı.

Çiçekli Mahmut Ağa, Çiçeklideresi köyündeki toprak-larını işleyen köylüleri İnce Memed’i korudukları için topraklarından atar. Bunun üzerine Memed Çiçekli Mahmut Ağa’yı öldürür. Zulmedenlerin öldürmekle bitmeyeceği yönündeki kuşkuları, “bir İnce Memed gitse de, yerine bin Memed gelir” fikriyle umuda dönüşür.
629 syf.
·4 günde·9/10
''Adaleti çökmüş bir milleti yok olmaktan hiçbir güç kurtaramaz.''(s.611)


İlk sayfalarını, yazarın bizi içine aldığı yörenin toprağını, havasını, suyunu, kuşunu, çakalını anlatması ve esen rüzgarlardan bize nergis kokularını göndermesini saymazsak, bu kitap ilk 2 kitaptan farklıydı. Hem de başından sonuna kadar.


İnce Memed 1 incelemem #47699683
İnce Memed 2 incelemem #49455668

Yiğitler namıyla anılır, yeteneğiyle, yaptıklarıyla el üstünde tutulur ve bu yaşananlar dilden dile anlatılır durur. Topal Ali'nin deredeki balığın, havadaki kuşun kanadının izini sürdüğü sizce tevatür mü? bence değil. Öyle olsaydı başımıza bu dertleri açar mıydı hiç? Elbette çok yetenekli ve namının hakkını veren birisi. Böyle biriyle herkes dost olmak ister ve düşmanlığından sakınır. Aman ha tek bir Topal adamın yuvasına incir ağacı dikmeye yeter de artar. Öyle namlıdır kendisi.

Kitabımızın ilk bölümlerinde de işte bu Topalın hikayesine yer vermiş yazar. Daha diri olarak karşımızda duruyor. El üstünde değil iyice omuzlarda taşınacak gibi yüceltilmiş bir halde. Kitabın en sıkıcı yeri burasıydı. Neden mi? Özledim... İnce Memed'i özledim. Ben de ona kavuşmayı bekliyorum çünkü günlerdir, sayfalardır. Ondan bir haber almak istedikçe Topal Ali'nin yaptıklarının göz önünde olması dayanılmaz bir hal aldı ve özlemim iyicene körüklendi. O an gelip çattığında ise iyice gömüldüm sayfalara...

Yiğit namıyla anılır dedik ya asıl kahramanımızı anmadan olmaz. İnce Memed nasıl bir adamdır diye merak ederseniz onu da size bir alıntıyla anlatayım.

''O İnce Memed var ya... O, bela bir adamdır..
O her şeyi görür, bilir. Şimdi bizim burada ne konuştuğumuzu bile görür, duyar. Onun her yerde gözü, kulağı vardır. Ona her şey ayan beyandır. Gökteki uçan kuş, yerdeki yürüyen karınca bile bu dünyada ne olup bitiyor, ona ulaştırır. O, şu dağın arkasına baksın, gözleri dağı deler geçer ve arkasında ne var, görür.'' (s.45)

Hal böyle iken kim sırtını yere getirebilir İnce Memedin, gözlerinden yalım yalım ateşler çıkan şahinimizin. Ayrıca Kırkgöz Ocağının Anacık Sultanından efsunludur kendisi. Köylüler, dağlar, kuşlar neyse de düşmanları bile saymıştır kendisini. Herkesin yüreğinde aynı istek, dilinden aynı dualar dökülür. Bir an önce kavuşmak kendisine. benim sayfaları okurken dilediğim gibi..

Bu kitapta İnce Memedden çok anlatılan hikayeler benim hoşuma gitti. Son derece dikkat çekici menkıbeler bırakmış dilimize yazar. Tarihimizle pekiştirip öyle güzel örnekler vermiş ki, okurken içine dalıp gidiyor, İnce Memed nereee şu an bulunduğum yer nere diye şaşıp kalıyor insan. Anavarza'dan çıkıp başka diyarlarda gözümüzü açıyoruz. Osmanlı Sultanlarını bile misafir etmiş kitabına yazarımız. Boşuna kitabımız ve yazarımız için Çukurova gibi, zengin dili ve karakterleri var benzetmesini yapmamışım. Kitabın bir diğer özelliği sizi içine çekmesi. Sanki sayfaları okumuyor, izliyor gibiydim. her sayfayı çevirişimdeki olaylar, harfler olarak canlı şekilde karşımda o anı yaşatıyordu bana. Sayfaları çevirdikçe, kitabın içindeki olayları aştıkça, yeni bölümünü beklediğim bir dizi tadında heyecanla bekler oldum devamını. Sayfaları da o denli mutlulukla ve sabırsızlıkla çevirdim. Çok keyifliydi. İlk kitabın sonundan beri beklediğim bazı olaylar hala gerçekleşmedi ve onların merakı içindeyim. Son kitapta neler olacak diye hala düşünüyorum. Başka bir kitabı, pasajı okurken bile aklım 4. kitapta olacak buna eminim. Ancak araya birkaç kitap sıkıştırdıktan sonra 4. kitabı okuyup maceraya son vermeyi düşünüyorum. Keyifli okumalar.
629 syf.
·Beğendi·10/10
Yaşar Kemal'i anlatmak ,onu övmek, nasıl bir edebiyatçı olduğunu anlatmaya gerek duymuyorum.
İnce Memed benim için çok kıymetli özellikle bu 3. kitap beni mahvetti.
İnceleme yazmak değil niyetim, bir parça olsun kitap için hislerimi yazmak istedim.
Daha önce bir kitabı hem bu kadar içinden hem bu kadar heyecanlı hem de korkuyla okumamıştım.
Kitabı okurken bağırdığım oldu, yerimde duramadığım,korktuğum, hatta kapağını kapayıp hüngür hüngür ağladığım da ( Sayfa 476 tek başına yeter).
İnce Memed insanlık öğretiyor, eşitliği, belki tam eşitlik olmasa da adaleti, insani şartlarda yaşamayı öğretiyor. Hani bir vasiyeti vardı ya kitaplarımı okuyan insan öldürmesin, kötülük yapmasın diye. Bu kitabı gerçekten yüreğiyle okuyan hiçbir insanın kötü olması mümkün değil zaten.
İnce Memedin birleştirici gücüne, iyiliği yaydığına gerçekten inanıyorum. O yüzden okuyanların güzel yorumları beni çok etkiliyor, çok mutlu ediyor. Kitapla ilgili paylaşımlar çok heyecanlandırıyor. Hatta kitap sayesinde çok değerli insanlarla bile tanıştım, son kitabı birlikte okuyacağız.
Bu büyülü (afsunlu :) ), muhteşem destanı sakın okumadan ölmeyin...
629 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Evet 3. Kitap da bitti.
Yavaş yavaş hüzün bulutları çökmeye başladı üzerime. Şimdi ne yazacağım ne söyleyeceğim bilemiyorum. Son kitabı nasıl okuyacağım onu düşünüyorum.

Öncelikle diğer 2 kitaptan daha çok betimleme vardı bu kitapta. Muazzam ötesi bir şey ya kelimelerle karış karış gezdik bütün Çukurovayı, dağları, dereleri… Aksiyon daha az gibiydi. Dağdan kasabaya indik genel olarak.
Genel bir kanı kitabın daha ağır ilerlediği vs. ama benim için hiçbir şey değişmedi İnce Memed’le olduktan sonra gerisi boş.

Bundan sonrası İnce Memed 3'ü okuyanlar içindir.

Şimdi ilk olarak bizim şu zamanlarımıza da çok benzeyen bir bölümü anlatacağım.
İnce Memed artık bütün memlekette efsane olmuştur. Ünü her yere yayılmıştır. Seveni ile, sevmeyeni ile, destekleyeni ile, korkanı ile…
Artık birinin ayağına taş değse İnce Memed’den bilinir hale gelmiştir durum. Köylü birine kızmıştır gider onu öldürür. “Kim yaptı?” İnce Memed. Bir eşkıya köyü basar yıkar, geçer, soyar, işkence eder, öldürür. “Kim yaptı?” İnce Memed.
Artık herkesin suçunu atacağı kişi haline gelmiştir. İşine geldiği gibi İnce Memed’in adını kullanmaya başlamışlardır.
Bu durum bana çok tanıdık geldi. Ülkemizin yakın zamanını gözden geçirirseniz ne demek istediğimi anlarsınız. Yani zaman geçse de hiçbir değişmiyor. Kendine bir düşman yaratıyorsun ve sonra varlığını belki de daha güçlü şekilde sürdürüyorsun. Çünkü artık her istediğini yapıyorsun ve suçunu atacağın biri, birileri var.

Bu durumun en dokunaklı yerini yazmak istiyorum.
Sarıçiyan Abdik bir köyü basıyor ve Hasan’ı öldürüyor. Ailesi cenazeyi kaldırırken İnce Memed’e denk geliyorlar yolda. Soruyor İnce Memed ne oldu diye onlarda İnce Memed öldürdü diyorlar. Bunu duyunca İnce Memed’in yüreği yanıyor. Sonra Sarıçiyanı yakalayıp köye getirip onlara teslim ediyor ve sitemini dile getiriyor. İnce Memed garibanı öldürür mü, ince Memed hiç ırza geçer mi, siz hiç tanımadınız mı onu diye serzenişte bulunuyor. Köylünün yemeğini de yemeden oradan ayrılıyor.
İşte sen ne kadar iyilik yapmaya çalışsan da birileri senin adını bir şekilde kötülüğe bulaştırıyor.

Ağalara gelecek olursak İnce Memed’in efsaneleşmesinden sonra Abdi ağayı vs. birbir öldürdükten sonra diğer ağaları da ölüm korkusu sarmıştı. Çünkü suçlarını biliyorlardı. Ölüm korkusu onlara her şeyi yaptırıyordu, yalana binbir yalan katarak devletin imkanlarını seferber ederek İnce Memed’i öldürmenin peşindeler. Bu ağaların psikolojik durumları da sağlam işlenmiş. Her birinin durumunu ayrı ayrı anlıyorsunuz. Hele Murtaza ağa sen nasıl bir şeysin yaa...
Bir de Tazı Tahsin var gariban, bir anası var, bir de saf ama işte güvenilmeyen tiplerden. Para için her şeyi yapan tiplerden başına her türlü şey geliyor ama yine de akıllanmıyor arkadaş çok enteresan :)

Köylüye işkenceler, sürgünler, topraklara el koymalar her türlü pislik burada da devam ediyor. Ama işte İnce Memed var yine.
“Ağalar az, fukaralar çok, ne kadar zalim varsa onun zulmüne baş kaldıran ince Memed olacaktır. "Bir İnce Memed ölür, bin İnce Memed gelir...”

İnce Memed’in bir hayali vardı. Sevdiği Seyran ile portakal bahçeleri içine yaptığı evinde yaşamak, çocuklarını büyütmek…
Her ne kadar eşkıya yüreği olmasa da onda içindeki kurt onu artık bırakmıyordu. O kurt insanın içine girdimi artık kurtuluş yoktu.
“Her insanın içinde bir mecbur kurdu, bir İnce Memedlik, bir Köroğluluk kurdu var. Köroğlu gitti, İnce Memed geldi. İnsanoğlunun içinde bu kurt oldukça insanoğlu ne olursa olsun yenilmeyecek. Sen insanoğlunun içindeki kurtsun, ne olursan ol, nereye gidersen git. İşte insanoğlunun içindeki bu kurt yiterse, insanlık da işte o zaman insanlıktan çıkar. İnsanoğlu içindeki bu kurdu yitirmeyecek, ona kıyamete kadar gözü gibi, yüreği gibi bakacak. O kurt insanoğlunun şah damarı, atan yüreğidir. Senin içindeki kurt da, işte insanlığın bu kurdudur.”

Hürü anaya değinmeden olmaz herhalde.
İnce Memed’in tehlikede olduğunu hissedip dağ bayır demeden ona koşan her türlü fedakarlığı yapan biri. Net efsane.
Ferhat hoca, Müslüm, Topal Ali (hele bu Topal Ali çok değişik adam yaa ) ve sayamadığım diğerleri…


Ayrıca kitap destansı falan ama büyülü gerçekçilik akımı da var bu kitap da gözüme çarptı bilmiyoırum belki yanlış düşünüyorum ama biraz işlenmiş. Yağız atın durumu, üç harfliler, ak libas giyen kadınlar, afsunlular vs. bana var gibi geldi.

Son kitap da neler olacak acaba? Hiç bitmesin istiyor insan. İnanın daha kaç kitap olursa olsun hiç sıkılmadan okunur. 4. Kitap da görüşmek üzere o zaman.
629 syf.
'Kitap hakkında bilgi içerir.' uyarısı yapmama gerek var mı bilmiyorum, özellikle serinin önceki iki kitabını okuduysanız eğer; olası yapılacak bu uyarının çok bir ehemmiyeti olacağını düşünmüyorum. Bununla birlikte, incelemeyi okuyacaksanız eğer, incelemenin kitap hakkında heyecanı kaçıracak bir bilgi içermeyeceğini söyleyebilirim.

Kitabın başlarında Memed'in candarmalardan kaçtığını ve de vurulduğunu okuyoruz ve uzun bir süre de bir daha Memed'e kitapta rastlamıyoruz. Bunun yerine Memed'in vurulması ve öldürülmesi haberinin köylüler ile devlet ricali üzerindeki etkilerini sayfalarca okuyoruz. Köylüler bazında etkisi: Halihazırda İnce Memed köylüler gözünde türlü efsanelere ve destanlara konu olmuştur. Bununla birlikte onun vurulması olayı ve öldürülmesi haberine köylü kadınlarının uzun uzun yaktığı ağıtlar, halktan kimi kesmin Memed'in neredeyse bir evliya derecesinde olduğu inancindan dolayi, onun öldürülemeyeceği gibi türlü söylencenin destanvari ve yer yer fazla tekrarlar içinde anlatıldığını görüyoruz. Devlet ricalinde ise durum tam tersidir. Öncelikle bu devlet ricali içine bölgedeki Ağaların da dahil olduğunu belirtmek isterim. Bunun sebebi, yeni kurulan Cumhuriyet düzeninde devlet henüz tüm yurtta tam manasıyla emniyeti ve düzeni saglayamadığından dolayi (kitap özelinde) Çukurova'da boşluklar oluşmuştur. Bu boşluğu da bölge ağalari ve bölgenin mebuslari ve de onların bölgedeki devlette görevli yalakalari doldurmaktadir. Bunu da bölge topraklarını usulsuzce veya usulüne bir şekilde uydururarak kendi zimmetlerine geçirerek yapmaktadırlar. İnce Memed de bu düzene karşı bir bayrak, bu bozuk düzendeki bu kişilerin kendi çıkarları doğrultusunda yaptıkları zulüm çukuruna sokulan çomak olduğu için, devlet ricalinde onun öldürülmesi haberi büyük sevinçle karşılanır.

Bu esnada şunu belirtmek isterim: Kitabı(aslında seriyi) okurken sayfa güncellemesi yaptığım bir seferde de yorum olarak belirttigim üzere kitap yer yer insanı çok sıkabiliyor ve de insana basit gelebiliyor. Bana neden böyle geldiğinin nedenlerinden bahsedeyim:

● Örnek: Hürü Ana, Memed'in yaşayıp yasamadığını öğrenmek için Yörük obasina gider. Yörük beyi Battal Ağa ile geçen diyalogları fazla destanvari veya şiirsel olduğundan dolayı okurken ister istemez, Yaşar Amca, artık söyletiver Battal Ağa'ya Memed'in yaşadığını derken buldum kendimi. Çünkü;
Hürü Ana: Sen ki emanete hıyanet etmeyen Yörüklerin en yiğidi Battal Ağa, otağın kutlu ve mutlu olsun, çocuklarınla hür olasın. (...) Deyiver hele Memedim yaşar mi?
...
Hürü Ana: Yörüklerin en yiğidi en cengaveri, o Memed ki bin yiğide bedel, köylünün umudu, yavuklusu Seyran'ın gözünün nurudur. Deyiver hele Memedim yaşar mi?
...
Hürü Ana: O Memed ki (...)

diye devam eder. Buradaki diyaloglar birebir kitaptan değildir. Durumu izah etmek için kitaptakine benzer şekilde kendi kafamdan farazi yazdım. Hani bir olur iki olur ancak çokça ve tekrar tekrar bu tarz anlatım bir süre sonra okurken baygınlık veriyor. Dedigim gibi okurken kendi kendime "Ya Hürü Ana fırsat ver de söylesin Memedin yaşadığını Yörük ağası" deyiverdim. Benzer durum Memed'den çok korkan Murtaza Ağa'nın izci Topal Ali'yi kendisine çalismaya ikna etmeye uğraştığı pasajlarda da vardı ve kısa pasajlar da değiller.

● Romanda ne olacağı neredeyse baştan bellidir. Özellikle serinin bu üçüncü kitabına gelince daha baştan ikinci kitaptaki olayların benzerlerinin yaşanacağını anlayabiliyorsunuz. İkinci kitapta da başta Memed vurulmuş, uzun süre Osman Ağa'nın yanında iyileşmeye çalışmış, bu esnada devlet ricali ve köylünün söylentileri ve tepkileri, akabinde Memed'in sorgulamalari daha sonra da Memed'e öğüt verilmesi ve Memed'in çok zulüme uğramış köylüyü kurtarmak için ... ağaýi gözünden vurması ile neticelenen ve de Memed'in selamı çakıp bir daha donmemecesine dağlara yol alması... Bu arada döneceğini de kesinkes biliyoruz. Velhasıl üçüncü kitabı okurken sanki ikinci kitabı tekrar okuyormuş gibi hissettim. Bana, yönetime yapılan eleştiriler dahi birkaç fark dışında çok benzer geldi.

● Bir kitabı okurken göz önünde hikaye dışında daha derin bir mana veya anlatılmak istenen asıl konu, manalar vardır. Böyle bir durumun vereceği his ile okuyucu görünen hikayeyi takip ederken bir yandan da merakla arka plandaki manalar veya konular üzerinde kafa yorar. Böylece okuyucu açısında daha doyurucu bir okuma sağlanmış olur. Serinin ikinci kitabında buna benzer diyebileceğimiz konu Memed'in yaptığı 'Abdi Ağa gitti, Hamza Ağa geldi, bir aga gider bir aga gelir, bu nereye kadar.' sorgulamasıdır. Geliyoruz üçüncü kitaba yine aynı şey burada var: 'Bir aga gitti başka aga geldi,bu nereye kadar.' İki kitapta da Memed'e benzer tavsiye veya öğüt verilir: Bir aga gidip bir aga geliyorsa; bir Memed gider bir Memed gelir. Önemli olan bu mücadeledir. Bunun dışında da başka doyuruculuğu sağlayacak bir mana-tema yol gibi geldi.
Ayrıca yönetime veya toplumsal hale getirilebilecek daha dokunakli ve belirgin eleştirilerle veya tespitlerle bu durum saglanabilirdi. En azından ben öyle bekledim. Çünkü serinin önceki kitaplarında bunun yapılabileceği yönünde mesajlar vardı.

Yaşar Kemal, Türk edebiyatının en büyük değerlerinden biridir. Benim yapmış olduğum bu eleştiri veya yorumlar bu durumu değiştiremez ve de değiştirmeye yönelik bir şey de değildir. Bundan oturu temenni ederim ki "Sen kimsin ki Yaşar Kemal gibi bir edebiyat ustasını eleştiriyor veya yorum getiriyorsun" denmez.

Aynı zamanda bu dediklerim kitabın kötü olduğunu göstermiyor. Eğer bu kitap serinin birinci veya ikinci kitabı olsa muhtemel ki daha iyimser şeyler yazardım. Zaten önceki iki kitaba da inceleme yazmıştım. İlk kitap hikayeye giriş niteliğinde olduğu için çoğu kişiye serinin en iyi kitabı gibi gelecektir diye tahmin ediyorum. Ama benim için şu an serinin en iyi kitabı ikinci kitapti. Çünkü ilk kitapta hikaye çok hızlı akmışti, bir eksiklik hissi vermişti. İkinci kitapta ise artık karakterler okurun zihninde oturmuş ve anlatım daha durağan, kararindaydi. Tema-mana dediğim 'bir aganin gidip bir aganin gelmesi' sözünde temsil edilen zulüm düzeninin hiç degismemesi de ilk defa kullanıldığı ve olay örgüsünün(Memed'in yaralanmasi ve devami) de ilk defa burada okunması gibi sebeplerden ötürü ikinci kitap şu an benim açımdan serinin en iyi kitabıdir. Tabi henüz dördüncü kitabı okumadım. Onu okuyunca bakalım benim açımdan serinin en iyisi değişecek mi göreceğim.


Keyifli okumalar.
629 syf.
İnce Memed 3 an itibarıyla bitmiş bulunmakta. 1 ve 2'nin peşine hiç ara vermeden okudum ve 4'ü de bu şekilde tamamlamayı planlıyorum. Belki de yıllar sonra zihnimde 1.si bağımsız roman olarak kalacak ama 2,3 ve 4 birbirine eklenebilir. Yaşar Kemal 1980'li yıllarda yazıyor 3 ve 4. ciltleri.

3. seri sayfalar dolusu tasvirle başlıyor. Çukurova'nın dağları, düzü, tabiatı çok başarılı bir şekilde resmedilmiş. Şayet tasvirlerden hoşlanan bir okursanız sizi gerçekten çok etkileyecektir. Tabii bu tasvirler hemen her bölümde var. Her bir bölüm manzara ile başlıyor genelde ve ondan sonra hikayeyi giriyor.

2 ve 3’ün arasında çok uzun bir ara vermesine rağmen Yaşar Kemal'in İnce Memed 3 de aynı üslubu devam ettirdiğini aynı türküyü adeta kaldığı yerden söylediğini görebiliyoruz. Yine başarılı bir roman olduğu ortada. 1 ve 2'ye göre daha hacimli bir kitap olmuş. Burada da yine başaktör İnce Memed ama uzun süre ortalara çıkmıyor. Neredeyse 200’lü sayfalarda görebiliyoruz Memed’i. Tabii romanda başka hikayeler okuyoruz, başkalarının hikayeleri bunlar.

İlk 2 seriden devam eden pek çok karakter halen var. Hürü Ana, Topal Ali, Tazı Tahsin, Yüzbaşı Faruk, Arif Saim Bey, Ferhat Hoca, karısı olacak olan Seyran, Koca Osman… Bu arada yeni karakterler de giriyor tabii, bir bölümü kötü tabiatlı adlı kişiler olmak üzere yeni karakterler giriyor. Mahmut Ağa, Murtaza Ağa, Müslüm gibi…

Tabii çok fazla zulüm var, çok fazla acı var… Ölümler, haksızlıklar… Asker dayağıyla ölenler, ağalar tarafından katledilenler… İnsan, “ya bu kadar mıydı?” diye düşünmeden edemiyor ama Yaşar Kemal'in yazarlığı kadar romandaki gerçekçiliğine de inandığımız için demek ki bu kadarmış, hatta belki daha fazlaymış diye düşünmeden de edemiyoruz.

Bu seri İnce Memed'in yaralanmış olması ile başlıyor, ilk olarak tedavi süreci var ve sürekli kasaba, dağlar, köyler, eşkıyalar arasında gidip geliyor. Yaşar Kemal başarılı bir tasvirci olduğu gibi iyi de bir hikaye anlatıcısı. İşte burada özellikle Çiçekdereli Mahmut Ağa'ın boşalttığı köylerin hikayeleri, köylülerin hikayeleri çok önemliydi. Yine Sultan IV. Murat’ın Bağdat'ın fethi ile ilgili Toroslar'daki o Türkmen köyü ile alakalı Genç Osman hikayeleri gayet iyiydi. Romanın yavaş yavaş masal havasına da örüldüğü yerler oluyor ve bunu da görebiliyoruz burada.

İnce Memed’in bir mecbur adam olduğunu ise çok daha net görebiliyoruz. Kaderinden kaçamıyor.
629 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Spoiler içerir!!!
Kış mevsimine geçtiğimiz şu günlerde içime ilkbahar getirdi Yaşar Kemal. :) Yine muhteşem betimlemeleriyle resim yapar gibi anlatmış Çukurova'yı usta yazarımız.

İnce Memed 3'te ağaların psikolojik durumlarına daha fazla yer verilmiş serinin diğer kitaplarından farklı olarak. Ali Safa'nın ölümünden sonra sıranın kendisine geldiğini düşünen ağaların korkusunu öyle bir anlatmış ki yazar onlara da üzülmemek elde değil.

İlerleyen sayfalarda İnce Memed'in ağalar az, fukaralar çok; bir İnce Memed ölür, bin İnce Memed gelir diyerek artık eşkiyalığı bırakıp sevdiceği Seyran'la portakal bahçeleri olan bir evde mutlu bir hayat sürme hayallerine tanıklık ediyoruz. Peki mecbur adamımız İnce Memed'in içindeki kurt bu hayallere ulaşmasına izin verecek mi? :)

Ve köy halkı... Kafası fena halde karışık, güç kimdeyse saygısını ve sevgisini ona yönlendiren köy halkı da unutulmamış tabii ki.


Bir kitap ki hem destansı hem gerçekçi.
Bu kitabı okumadan ölmemeli. :)

Keyifli okumalar :))
629 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Kitabın başlarında uzun süre İnce Memed'den haber yoktu. Bir sürü yeni karakterlerle tanıştık.
Kitapta karakter yoğunluğu olsa da hikayeden hiç kopukluk olmuyor, akıcı ilerliyor.
3'üncü kitapta İnce Memed artık iyice ünlenmiş ağaların korkulu rüyası olmuş. İnce Memed'in "Bir ağa gider, bin ağa gelir" düşüncesi "Bir İnce Memed gider bin İnce Memed gelir" 'e dönüşmeye başlamıştır.
İnce Memed 3' te yine destansı şekilde ilerleyip bitiyor.
Bence herkesin okuması gereken bir seri İnce Memed. Zaten Yaşar Kemal okumaya başladıysanız alışkanlık yapıyor, devamı mutlaka geliyor.
Çok keyifli bir okumaydı sona yaklaştığım için de biraz hüzün var tabi 4 değil 40 seri olsa yine okunur.
629 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
İnce Memed'e ne söz söyleyebilirim ki dilim varmaz bir şeyler demeye. İnce Memed'imiz ağalığa karşı daha doğrusu köylünün hakkını vermeyen ağaya karşıdır. Köyde bir ağa gözbebeklerinden vurulup ölmüşse bunu İnce Memed'ten bilirler çünkü onun öldürme biçimi budur.
Köylülerimiz İnce Memed'i çok sever sayarlar çünkü hep mazlumların, fakir fukaranın yanında olmuştur onların hakkını vermek için uğraştığı için hep onu koruyup kollarlar.
İnce Memed eşitlikten,haktan, adaletten yana bir kahramandır. Diyorum ki İnce Memed gibi karakterler gerçek dünyada yaşasaydı da kötülerin hakkından gelseydi.
Yazarımız bu kitapta diğer kitaplardan daha az betimlemelere yer vermiştir ama ben yazarın betimleme yapmasını seviyorum çünkü diğer yazarlardan farkını ortaya koyuyor. Bize Çukurovayı daha iyi tanıtıyor sanki Çukurovayı geziyormuşcasına gözümüzde canlandırıyor.
Mustafa Kemal Atatürk'e yer vermesi de kitabın o dönemdeki yani Cumhuriyet dönemindeki  Çukurova'yı anlatır. Osmanlı Devletini, Selçuklu Devletini, o zamanların efsanelerini de yer vermiş rahmetli yazarımız.
Yaşar Kemal bu kitapta olağanüstü özelliklere de yer vermiş ama burda maksat ders vermektir, iyi insan olmaya davet ediyor, insanlıktan bahseder.
Karakterlerden Murtaza Ağa'yı hiç sevmedim iki yüzlü, ortalığı karıştıran,  korkak, sözünün arkasında durmayan menfaatçi biri.
Kitabın 629 sayfa olduğuna bakmayın su gibi akıp gidiyor elinden bırakamıyorsun, merak ediyor insan. 3. cilde geçemeyenlere sözüm var okuyun, devam edin; gittikçe daha çok sevecek daha çok bağlanacaksınız seriye. Çok beğendim bu cildi. Elimden bırakamadım okudukça okudum sonunda bitirdim :)))
620 syf.
İnce Memed...
Yaşar Kemal'in mecbur adamı.Her kitapta bir öncekinden daha fazla mecbur.İsteyerek eşkıya olmamış, isteyerek devam etmeyen Ince Memed'in ikirciğinin kaynağı;ne jandarma korkusu,ne köylünün tepkisi ne de başka bir şey.Kaynağı,Kemal'in deyişiyle "içindeki kurt".İnce Memed düze inip Seyranla Akdeniz'de portakal kokulu bir ömür yaşamak istiyor ama olmuyor,içindeki kurt buna izin vermiyor.
Bu kitapta Memed bir gerçeğin farkına varıyor:İnce Memed ölse bile onun yerine on tane, yüz tane İnce Memed gelir daha önce diğer namlı eşkiyalarda olduğu gibi .Çünkü fukaralar çok, zenginler az.Yine de bu böyle deyip bırakamıyor eşkiyalığı,yapamıyor.
3. kitabında ağaların duygu ve düşüncelerine bolca yer vermiş yazar,yaklaşık 250 sayfa kadar Ince Memed sadece yaydığı korku ile var, bu sayfalardan sonra fiili olarak ortaya çıkıyor.Bence böyle olması güzel olmuş çünkü ilk iki kitapta ağalar yalnızca zulümleriyle ile anılırken burada onların da insan olduğu, hatta bir zamanlar fakir olduklarını görüyoruz.Kurtuluş Savaşı'daki başarıları sonrası çok adaletsiz toprak dağılımlari olduğuna dikkat çekiyor yazar ve bunu muhteşem bir şekilde işliyor. Ve her kitapta olduğu gibi halkın değişken ruh hali...Ben o kısımları okurken gülüyorum çoğu zaman.Aslında trajikomik bir durum var ortada ,o zamanlardan şimdilere neredeyse hiç değişim olmadığının rahatsız edici bir kanıtı bu roman.Son olarak yine Yaşar Kemal'in sözleriyle sizlere diyorum ki:Gün geçirip fırsat vermeden zamana bu seriyi okuyun :)
629 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10
İnce Memed iyi ki bir seri ve 3. kitapla insan Yaşar Kemal anlatımını daha da özümsüyor daha da seviyor. Bu seri bitmesin isterdim ama son kitap kaldı sadece önümde. Yaşar Kemal Çukurova’dan Memed adında bir hikaye bir efsane çıkarmış ama daha önemlisi anlatımıyla Çukurovadaki o hikayenin içinde yaşattı bizi. Az biraz o coğrafyayı bilenler için daha da etkileyici bir kitap bence.
İnce Memed se garip bir köylü aslında, garipliği insan olana, insanlığı ağalık sayanlara ise ince Memed oluveriyor, belki de olmaya zorlanıyor, ağalığın köylü üzerinde ki baskısına isyan oluyor. Yolun açık olsun İnce Memed.

Keyifli okumalar.
Biz eşşeğiz Hatun. Gözümüzün önündeki koskoca dağı görmüyoruz da, gidip Arabistan çölünde çöp arıyoruz. Yaprağı görüyor da ulu ağaçlı ormanı görmüyoruz.
"Böyledir," dedi değirmenci. "Bir kişi bütün dünyayı sevincine katar da güldürür, ağıdına alır da ağlatır. Böyledir bu. Bir tuhaf yaratıktır şu insanoğlu."
(...)

"Vazgeç Ağam."

"Neden vazgeçeyim."

"Aramaktan. İnsanoğlu hiç belli olmaz Murtaza Ağam. Bugün böyleyse, yarın şöyle. İnsan her gün yeniden doğabilir isterse Ağam. Ama her sabah anadan yepyeni, başka bir insan olarak doğabilir. İyi de doğabilir, kötü de... Şimdi bu baktığın, gördüğün benim, Aliyim, yarın bir iş yaparım ki senin de, benim de aklımızın köşeciğinden geçmemiş ola. Onun için tevekkül ol, daha çok arama, üstüne varma. İnsanoğlunu anlamak o kadar kolay değil. Kuşlar da, böcekler de göründükleri gibi değiller. Bu dünyada her canlının bir huyu vardır, insanın da yüz bin huyu vardır. Bak Ağam, dünyada bir insanı, karımı, kardeşlerimi, kızımı oğlumu, anamı babamı tanıdım dersen yalandır."

"Biliyorum yalandır."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnce Memed 3
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
629
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807030
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
İnce Memed 3
Ince Memed 3
İnce Memed 3
İnce Memed 3
Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü, düzene başkaldıran Memed’in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova’nın öyküsü. Yaşar Kemal’in söyleyişiyle “içinde başkaldırma kurduyla doğmuş” bir insanın, “mecbur adam”ın romanı.

Çiçekli Mahmut Ağa, Çiçeklideresi köyündeki toprak-larını işleyen köylüleri İnce Memed’i korudukları için topraklarından atar. Bunun üzerine Memed Çiçekli Mahmut Ağa’yı öldürür. Zulmedenlerin öldürmekle bitmeyeceği yönündeki kuşkuları, “bir İnce Memed gitse de, yerine bin Memed gelir” fikriyle umuda dönüşür.

Kitabı okuyanlar 5.557 okur

  • Betül Kaya
  • Melike
  • Mehmet Yıldırım
  • Aydoğan Ünal
  • Burak atak
  • Halil İbrahim Duran
  • Lavinia
  • Kitap Sever Psikolog
  • immorasko
  • Kerem Han

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.5
14-17 Yaş
%3.3
18-24 Yaş
%13.6
25-34 Yaş
%28.9
35-44 Yaş
%33.1
45-54 Yaş
%12.2
55-64 Yaş
%2.5
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%49.7
Erkek
%50.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%61.5 (1.104)
9
%21.4 (385)
8
%11.4 (205)
7
%3.1 (55)
6
%0.9 (17)
5
%0.3 (6)
4
%0.1 (2)
3
%0.1 (2)
2
%0
1
%0.1 (1)

Kitabın sıralamaları