Altı Harfli Bir Tatlı

Şermin Yaşar
Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 2 dk.
Sayfa Sayısı:
248
Basım Tarihi:
8 Ekim 2025
Yayınevi:
Doğan Kitap
ISBN:
9786255683342
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Anlaşılamamanın Romanı
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2025 80. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2025 11:50
Bazı kitaplar hikâyesini anlatır, bazıları ise hikâyesini fısıldar. Altı Harfli Bir Tatlı ikincilerden. Okurken bir olaylar zincirine değil, bir hafızanın içinde yürüyorsun sanki. Bir çocuğun zihninden sızan geçmiş, kırık dökük anılar, sesler ve duygular… Her şey biraz bulanık ama fazlasıyla gerçek. Meltem’in Selime Teyze’ye gelişi, onun hikâyesini dinlemekten çok, kendi içindeki düğümü çözmeye gönderilmiş olması gibidir; başkasının hayatına dalarken, asıl kendi denizine düşer. Selime Teyze, romanın duygusal ağırlığını sırtlayan karakter. Hayatın yükünü sessizce taşıyan, söyleyemediğini susarak anlatan bir kadın. Onun varlığı hikâyeye bir tür “yaşanmışlık tortusu” bırakıyor. Çok konuşmuyor ama konuşmasına da gerek yok; çünkü suskunluğu her şeyi anlatıyor. Meltem’in evliliğindeki beklentileri “fazla” ya da “romantik” değil; aksine son derece sıradan ve insanidir. O, hayattan imkânsızı istemez. Sadece bildiği hayatı ister. Evlilikten beklediği şey, ideal bir erkek değil; bildiği evin yeniden kurulmasıdır. Alıştığı düzen, gördüğü ilişki biçimi, dedesiyle babaannesinin yan yana duruşu, bir evin nasıl “ev” olduğuna dair hafızasında bir şablon bırakmıştır. Meltem, evlenirken bu şablonu yanında getirir. Farkında olmadan. Sorun şurada başlar: İnsan çoğu zaman sevdiği insanı değil, tanıdığı hayatı ister. Meltem de eşinden bir adam değil, bir düzen bekler. Bir ses, bir tavır, bir susuş biçimi. Çocukluğunda nasıl sevilmişse, öyle sevilmek ister. Nasıl korunmuşsa, öyle korunmak ister. Ama karşısındaki adam, o evin içinden gelmemiştir. Aynı mutfağın kokusunu bilmez. Aynı sessizliklerin anlamını çözemez. Bu yüzden Meltem’in kırgınlığı aşka değil, yuvaya yöneliktir. Ve insan en çok “yuva” hayali yıkılınca incinir. Meltem’in geç gelen farkındalığı, romandaki en acı aydınlanmalardan
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
4/10
·248 syf.··
2025 30. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2025 02:59
Şermin Yaşar’ın öykülerini çok severim; akıcılığı, içtenliği, bizden olması… Hep yanımızdan yöremizden tanıdık karakterler çıkar karşımıza. Hikâyeler uzun ya da kısa fark etmez, okuyucuyu sarıp sarmalar. Beklenen ya da beklenmeyen sonlar… Ama hepsinin kalpte bir yeri vardır. Öykü ve çocuk kitaplarından tanıdığım bir kalemin; roman türünde yazılmış bir kitabını ilk defa okuyacaktım, bu yüzden biraz temkinli başladım, çünkü öykülerin diline alışmıştım ve uzun soluklu bu kitap beni nasıl etkileyecek, kurgusu, dili, karakter tanımı, konusu beni şaşırtacak mı merakla okumaya başladım. Ama malesef upuzun bir hikayeden ötesini göremedim. Bir çocuğun dünyasıyla birlikte Selime Teyze’nin hayatını da merkeze alan; yoksunluk, sevgi, tutunma ve dayanışmayı anlatan bir roman. Çocuk masumiyetiyle yetişkin yalnızlığının yan yana aktığı bir kurgusu var. Ama bir romanda olmasını umduğum derin karakter analizlerini bulamadım. Kendini tekrar edip duran hisler üzerine kurulu ama karakterleri ancak bir komşu teyzeyi tanıdığımız kadar tanıtan yavan bir hikayecilikle verilmiş herşey. Yan karakterler o kadar çok ki, işte babamın asker arkadaşının karısı şunu demişti, iş arkadaşımın kocası bunu yapmıştı, filanca komşunun çocukları, bakkalın, huzurevi sakinlerinin hepsinin bir hikayesi var. Doğrusu esas karakterlerin onlardan bir farkı olsun isterdim, daha derinden tanıyalım, hislerine tanık olalım, yalnızdı, korkuyordu, kimsesizdi diye masal gibi dinlemek yerine, karakterlerle beraber bu hisleri yaşamak isterdim. Son sayfaya kadar beni içine çeken, etkileyen, bir bölüm hatta bir satır aradım. Ama bulamadım. Şermin Yaşar iyi bir hikayeci evet, ama her yazar uzun mesafe koşamıyor demek ki. Kitapla kalın...
Edebiyat
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
O altı harfli tatlı, hep boğazlarda kaldı.
10/10
·248 syf.··
2025 107. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2025 12:55
Yaralarınız var değil mi? İçinize işleyen, kabuk bağladı sandıkça kanayan, kanadıkça sızladığınız. Fark etmeden ruhunuzda taşıdığınız, hayatta başarılı, zengin, sevilen, tercih edilen biri olarak kapatmaya çalıştığınız yaralar. Hatta öyle zamanlar oluyor ki, o yaraları kapatmak için insanlara sığınıyor, kendinizi koşulsuz teslim ediyor, ancak zamanla yaralarınıza iyi gelmek yerine daha çok kanattıklarını fark ediyorsunuz. Ne yapsanız, ne etseniz, ne tutsanız olmuyor. “Herkese ben koşuyorum, kimseye yetemiyorum, kimseye de yaranamıyorum.” “Kes bütün iplerini. Sen kukla değilsin. Kaderinin hakkını veren müthiş bir oyuncusun.” Sonra fark ediyorsun ki, kendisine iyi gelmeyene kimse iyi gelmiyormuş, Sonra fark ediyorsun ki, kendi gözyaşını silmeyenin gözyaşını kimse silmiyormuş, Sonra fark ediyorsun ki, kendisini anlamayanı kimse anlamıyormuş, Ve sonra fark ediyorsun ki, hayatını kendisi için harcamayana kimse bir hayat vermiyormuş. Öyle geç gelen bir farkındalık ki: “Kimseyle yorulmak istemiyorum, yeterince yoruldum.” “Kimsesizin halinden kimsesiz anlar.” Bir haber okumuştum geçtiğimiz yıllarda, “Elazığ’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden 12 yaşındaki ağır zihinsel engelli kızın cenazesi, annesinin cenazeyi kabul etmemesi nedeniyle kimsesizler mezarlığına gömüldü.” Kimsesizler Mezarlığı… Kime diyoruz “kimsesiz” diye? Kimsesi ölene mi? Kimsesini içinde öldürene mi? Türk Dil Kurumu’nun bir tanımının canımı yakacağı aklıma gelmezdi: “Boş, ıssız, içinde kimse bulunmayan.” O iç, yüreğimizin ta içi olabilir mi? Oradaki kocaman boşluk… En derin ıssızlıklar insanların yüreklerindekiler değil midir? İki hayat, iki kayboluş, iki yara… Tüm yaralar bir şekilde geçiyor da aile yaralarını bir ömür sırtında taşıyor insan. “Ayakkabı vurduğunda ayağının arkasında bir
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
Yılın son kitabına, yeni yılın ilk incelemesi
10/10
·248 syf.··
2025 117. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 09:08
Altı Harfli Bir Tatlı okuduğum 500. kitap. Okumaya başlamadan önce yemeği tatlıyla bitirir gibi yılı da tatlı bir kitapla noktalarım diye düşünmüştüm ama okudukça anladım ki tatlı yiyip tatlı konuşulmayacak, aksine boğazda düğümlenen tatlılardan söz edilecek. Tatlı insanın boğazında düğümlenir mi? Canın acıyorsa, kalbin kırılıyorsa tatlı da acı gelirmiş insana... Bu kitabın bunu çok iyi anlattığını düşünüyorum. "Benim ağzımın tadını da böyle alıp alıp gitmişlerdi. Oysa ne severdim tatlıyı çocukken. Bütün o tatlar, kalbimi kıran, canımı yakan, içimi sızlatan anılarla silinmişti damağımdan." s:244 İtiraf edeyim kitaba başlarken bu kadar etkileneceğimi, hikayenin beni bu kadar içine çekeceğini hiç tahmin etmemiştim. Yazarın samimi anlatımı, dili süslemeden aktarması karakterlerin hikayesini okurun gözünde daha etkileyici kılmış. Yazar sanki kendisi bir kenara çekilmiş de "Karakterlerim sizinle dertleşsin." demiş. Ana karakterleri tanıyalım: Selime Teyze ve Meltem. Selime Teyze hayal kırıklığına uğramış, evlatlarında umduğunu bulamamış ve izini kaybettirip bir dağ köyüne yerleşmiş yalnız bir kadın. Meltem, çocukken annesi ve babası tarafından terk edilmiş, babaannesi ve dedesinin yanında büyümüş. Onları da kaybedince kimsesiz kalmış bir kadın. Bu iki kadının yolları bir köyde kesişiyor. "Hiçbir karşılaşma tesadüf değildir." denir ya hani. Bu karşılaşma da öyle..."Kimsesiz" ve "Yalnız" ın birbirlerine uzanan elleri...Bu karşılaşma tesadüf olabilir mi? Durum böyleyken okuyanı ne kadar derinden etkileyeceğini tahmin edebilirsiniz. Selime Teyze Meltem'e anlatır. Anlatmaya ihtiyacı vardır. Meltem onu dinler, anlar. "Yalnız"ı en iyi "Kimsesiz" anlar... Meltem onu dinledikçe bir yandan da kendi denizine dalar. "İnsan karşısındakine ağlamaz; ona bakar, ona ağlıyormuş gibi yapar ama
1000Kitap
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
Kimsesizlik mi? Kalabalık İçindeki Yalnızlık mı?
Puan vermedi·248 syf.··
2026 11. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 21:28
Kitabın incelemesine, bunun Şermin Yaşar’dan okuduğum ilk kitap olduğunu belirterek başlamak istiyorum. Şermin Yaşar, özellikle hikâye ve çocuk kitapları bağlamında aklımda yer etmiş; Anne Müzesi ve Kelime Müzesi projelerini ise bir Ankara aşığı olarak son derece değerli ve anlamlı bulduğum, zihnimde nahif bir portre çizen bir yazar. Ayrıca oldukça popüler bir isim olmasına rağmen kalabalıklardan, televizyonlardan, programlardan ve söyleşilerden mümkün olduğunca uzak durması, onu benim için daha da merak edilir kılıyor. Kitap, daha ilk satırlardan itibaren nahif bir zihnin ürünü olduğunu hissettiriyor. Roman dünyasında sıkça ele alınan aile temasını, çok farklı bir pencereden ele alıyor. Dramatik bir anlatıdan ziyade, daha iç burkan, daha sessiz ama bir o kadar da sarsıcı bir meseleyi irdeliyor. Son dönem romanlarda özellikle hoşuma giden bir bakış açısını burada da görmek mümkün: Yüksek sesle bağırmayan, acısını içine atan, sessiz kalan ama hakkını da aramaktan vazgeçmeyen kadınların hikâyesi… Romanın merkezinde Selime Teyze ve Meltem yer alıyor. İki karakterin de ortak bir eksikliği var: Biri evlat sahibi olmasına rağmen yalnız, diğeri ise hiçbir zaman bir anneye sahip olamamış. Empati yeteneği yüksek, ortak acılara aşina okurların bu kitaptan çok daha fazla etkileneceğini ve kitabı daha duygusal bakacaklarını düşünüyorum. Roman bize aslında şu soruyu soruyor: En çok hangi durumda eksiğiz? Kimsesizken mi, yoksa kalabalıklar içinde yalnız hissettiğimizde mi? Yazar bu iki duruma da ayrı ayrı ve derinlemesine değiniyor, okuru empati yapmaya davet ediyor. Selime Teyze’nin kocası vefat ettikten sonra, yaşlılıkla birlikte geçmişten beri maruz kaldığı görünmezliğin çok daha can yakıcı hâle gelmesi, hayatını derinden etkiliyor. Ev içindeki suskunluk, gönüllü bir
Edebiyat
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2026 19:59
Şermin Yaşar' ın yine o bildiğimiz samimi ve duru diliyle, gündelik hayatın içinden getirdiği hikayelerden biri. Birbirini uzaktan değil, aynı yerden tanıyan iki insanın hikayesi. Farklı hayatların içinden gelseler de aynı yerden kanayan yaraları taşıyan iki kalbin, birbirine dokunarak iyileşmeye çalışmasının öyküsü. "İnsan karşındakine ağlamaz; ona bakar, ona ağlıyormuş gibi yapar ama asıl kendine ağlar." Sanki bütün kitabın özeti bu cümlesinde saklı. Tüm kırgınlıklarımız, eksikliklerimiz, sessiz acılarımız bu cümleye sığdırılmış gibi. Kitabın başından beri ilmek ilmek işlenen o tatlı sarmalının, hikayenin sonunda böylesine naif bir noktaya bağlanacağını hiç tahmin etmemiştim. Belki de hayatımızdaki bazı karşılaşmalar basit bir tesadüf değildir, belki de insanlar hayatımıza rastgele girmez...
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
10/10
·248 syf.·
2025 80. kitabı
Bir şeyler olması gerektiği gibi olmamıştı. Bir şeyler eksikti, bir şeyler hatalıydı, yanlıştı, hüzünlüydü, iğrençti, berbattı… “ Zaten hayatımızda istediğimiz gibi olan ne var ki, değil mi? Ama senin hikayen… Adın tatlıydı ama anlattıkların çok acıydı be Şermin Yaşar … Ne yaşadın da bu cümleler döküldü kaleminden, ne hissettin de bize de en küçük zerresine kadar hissettirebildin bilmiyorum… Ama o annesiz babasız kalan küçük kız çocuğuna her satırda sarılmak isteyişimin önüne geçemedim… “Kimseyle yorulmak istemiyorum, yeterince yoruldum.” dedin ya, canım Meltem, nasıl bir yarayla büyüdün, nasıl yordular seni, istenmemişlik nasıl hüküm sürdü varlığında… Herkes senden kaçmadan sen herkesten kaçtın çünkü annen kaçmıştı, bir insanın annesi kaçtıktan sonra kim kaçmaz ki o kişiden, diye düşündün değil mi? O yüzden herkes senden kaçmadan sen insanlardan kaçtın ama ördüğün duvarların ardında hep yalnız hissettin… “Kimse bilmesin yalnızlığımı istiyorum. Ondan kaçıyorum.” Ama hepimiz bildik yalnızlığını, bilmekle kalmadık, hissettik, hem de her zerresini… “Kimse gerçekten dinlememişti beni; herkes konuşmak için kendi sırasının gelmesini bekliyordu.” Ama sen ve Selime Teyze birbirinizi ne de güzel dinlediniz, kimseye gösteremediğiniz yaraları birbirinize ne de güzel gösterdiniz… Evet, yalnızlığa düştüğü ve çocukları tarafından terk edilmekten korktuğu için çocuklarından kaçan Selime Teyze ile küçük yaşta annesinin kendisinden kaçtığı, babasının da yeni bir evlilikle terk ettiği Meltem’in karşılaşmasıydı hikayenin özü. Ama öyle basit değildi işte… Biri çocuklarından kaçmış, öteki kaçan annesini hiç aramamış, aramaya hep korkmuş iki yaralı kadını birbirlerinden başka en iyi kim anlayabilir… Hikaye sırayla Selime Teyze ve Meltem’in ağzından anlatılıyor, birinin
1000Kitap
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
Ba-yil-dim okuyun okutturun arkadaşlar !!!
10/10
·248 syf.··
2025 93. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2025 08:01
Altı Harfli Bir Tatlı – İki Kadın, İki Yalnızlık, Tek Bir Kalp Atışı “Altı Harfli Bir Tatlı”, Şermin Yaşar’ın sade ama içi dolu anlatımıyla insanın yüreğine sessizce dokunan bir kitap. Bir tarafında ömrünü geride bırakmış, unutulmuşluğun gölgesinde kendi varlığını hatırlamaya çalışan Selime Teyze, diğer tarafında hayata karışmış ama içindeki boşluğu dolduramamış Meltem var. İlk bakışta iki farklı hayat gibi görünen bu kadınların hikâyesi, aslında aynı duygunun iki yüzü: değer görmek. Selime Teyze’nin hikâyesi, bir annenin, bir kadının, bir insanın görünmez hale gelişinin hikâyesi. Evlatlarını büyütmüş ama sonra bir köşede unutulmuş… Kimsenin sesiyle değil, kendi sessizliğiyle konuşan bir kadın. Onun o içten, samimi anlatımıyla sanki yanımda oturuyordu; bir elinde çay, diğerinde eski bir defter… Kırılgan ama dimdik. Kırılmış ama hâlâ sevebilen bir kalp. Meltem ise şehir kalabalığında kaybolmuş, kendi iç sesini duyamayan bir genç kadın. Her şeye sahip gibi görünen ama aslında hiçbir şeye tam olarak ait olmayan biri. Hayatta eksik kalan şeyin ne olduğunu bilmeden arayışta. Ve kader, bu iki kadını bir noktada buluşturuyor. İşte orada kitap bir hikâye olmaktan çıkıyor, bir ruhun diğerine şifa oluşuna dönüşüyor. Meltem’in aradığı huzuru Selime Teyze’nin sakinliğinde, Selime Teyze’nin özlediği anlamı ise Meltem’in gençliğinde bulması… Birbirlerine ayna oluyorlar. Birinin geçmişi diğerinin geleceğini aydınlatıyor. Şermin Yaşar, bu kitapta büyük laflar etmeden büyük duygular hissettirmeyi başarıyor. Her sayfasında bir anne kokusu, bir yalnızlık sızısı, bir tebessüm gizli. Cümleler sade ama etkisi derin. Sanki hayatın içinde hep görüp de önemsemediğimiz küçük şeyler birden anlam kazanıyor. Ben bu kitabı bir gecede okudum. Ama etkisi günlerce içimde kaldı. Selime Teyze’nin
Alıntı
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
KIRGINLIĞIN YAŞI YOK!
9/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 15:15
Bir kitabı okurken neden ağlarız sizce? Karakterlerin yaşadıklarına üzüldüğümüz için mi yoksa o yaşananların aslında bizim yaşadığımız şeyler olduğunu hatırladığımız için mi? Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım! Yine Şermin Yaşar okudum; yine güldüm, düşündüm, hüzünlendim ve yine ağladım… Yazar nasıl yapıyor bilmiyorum; her seferinde bu kadar basit bir dille bu kadar duygu yoğunluğunu nasıl oluşturabiliyor gerçekten takdir edilesi… Yine bütün hücrelerimle empati kurdurttu bana… Tokat gibi çarptı Selime Teyze’nin duyguları suratıma; Meltem ise hafızamın derinliklerine ittiğim anıları gün yüzüne çıkardı… Kitabı aslında birkaç gün önce bitirdim ama inanın duygu dünyamı öyle bir altüst etti ki ne yazacağımı bilemediğimden bekledim biraz hislerimin demlenmesini… Kitabın konusu basit gibi gelebilir kimilerine: Annesi-babası tarafından terk edilen Meltem ile çocuklarına kırılıp kimseye haber vermeden bir dağ köyüne yerleşen Selime Teyze’nin hikayesini anlatıyor kitap. Çok tanıdık; Müge Anlı konusu gibi sanki :)) Ama gerçek edebiyatseverler bilirler ki mesele asla sadece konu değildir. O konu üzerinden yaşanmışlıklar, okurda uyandırdığı duygular, hayata dair verdiği mesajlar, oluşturduğu farkındalıklar vs. vs… Altı Harfli Bir Tatlı kitabı da okurunun öyle yerlerine dokunuyor ki o yüzden çok kısa bir zamanda bu kadar sevildi bence. En azından benim için öyle oldu… Peki beni bu denkl etkileyen şey ne oldu? Selime Teyze oldu… Neden mi? Sevgisizlik, çocukluk travmaları ve bunların karakterlerimize, şimdimize etkileri vs… Bunlar birçoğumuzu inanılmaz etkileyen, yaralarımıza dokunan ve farkındalık oluşturup belki de iyileşme yolunda bizlere kılavuzluk eden konular… Bu tarz konuları işleyen çok fazla kitap var, çok popüler son dönemlerde ki birçoğunu çok seviyorum ve de çokça işlenmeye,
Edebiyat
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
Tarif defteri
Puan vermedi·248 syf.·
2026 9. kitabı
Tarifin sonuna "Ağız tadınla yiyin" yazmış. (s.244) İnsanın hayatı, en çok acıyla yoğrulurken şekil alırmış derler ya, kaybettiklerinin sızısıyla, kazandıklarının sessiz gururuyla, yorgunluğun omuzda bıraktığı ağırlıkla. Ama bütün bunların arasından bir yerden yine de sevinç sızarmış, tarif defteri dediğim şey de biraz böyle ölçüsü yazmayan ama yaşanmışlıkların getirisiyle herkesin içinden ezbere bildiği bir “insanlık”karışımı. O deftere ne çok şey yazmış. Tarifler de var ama başka şeyler de var. Muhtemelen kendisine ait olan tek şeydi o defter. Hiç görmemiştim onu yazı yazarken. Annemin elyazısını bilmiyormuşum. Bunu fark etmek çok ağır geldi bana. (s.240) Altı Harfli Bir Tatlı Çocuklarının dünyasında giderek yok gibi kalan bir annenin, Selime Teyze’nin görünmezliğe razı gelmeyip iz bırakmadan çekip gidişi, geride kocaman bir boşluk bıraktığı ardından köyün sessizliğinde bekleyen hayatın onu Meltem’le karşılaştırmasıyla başlıyor. Biri annesiz büyümenin eksikliğini, diğeri evlatsız yaşlanmanın yarasını taşıyor, aynı evde, aynı eksiklikte buluşuyorlar. Roman, iki ayrı kırığın birbirine dokunurken nasıl bir iyileşme ihtimali doğurduğunu, acının içinden bile bir dayanışma yolu açılabildiğini gösteriyor. Ve hikaye yaşlıların yok sayıldığı, herkesin yalnızlaştığı, kimsenin kimseye tam derman olamadığı bu çağda, insanın insan kalma çabasını, yaşanmışların getirdiği yüklerin yoğurduğu hayatların da sabırla, küçük tariflerle, gündelik hayatın içindeki ince merhametle yeniden yaralar olsa da müspet bir hatırlatmaya dönüştürüyor. Çünkü insan, kazandıklarıyla olduğu kadar kaybettikleriyle de büyür, acıyla, yalnızlıkla yorulsa bile, insaniyete yakışan bir biçimde yeniden kurmayı öğrenirse hayat gerçekten. Dilini Selime Teyze’nin anlattığı hayat hikâyesinden mütevellit
Düşünce
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma

Yazar Hakkında

Şermin YaşarYazar · 32 kitap
1982’de Berlin’de doğdu. Şans eseri başlayan bu Avrupai yaşam, bir yıl sonra sona erdi ve kendimi Anadolu’nun küçük bir köyünde buldum. Epey bir süre izledim, dinledim, şaşırdım ve yaşadım. Oralarda fazla konuşmak ayıp, uydurmak yalana eş değer, yaratıcılık ise tuhaflık sayıldığından ben de hikayelerimi anlatmayı kesip yazmaya başladım. Yazmak sürükleyiciydi, bir Edebiyat Fakültesinin Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne kadar sürüklendim. Tahsili ilerletip yüksek lisansımı tamamladım ve para kazanabilmek gayesiyle dolanırken kendimi bir reklam ajansında reklam yazarı olarak buldum. Yaratıcılık, sabır ve uydurabilme yeteneği gerektiren bu meslekte iyi sıkıyor olmalıydım ki, işler ilerledi. Şimdilerde kerli ferli bir reklam ajansının yaratıcı grup başkanlığını yürütmekteyim. Yaratıcılığı farklı anlamış olmalıyım, iki yıl içerisinde 3 çocuk dünyaya getirerek, profesyonel bir anne oldum. Yazdığım ama basiretsizliğim yüzünden yayınlatmadığım bir çuval hikayeyi dolaba kaldırıp çocuklarla yaşadıklarımı yazmaya başladım. Esasen annelik dediğin şey zaman zaman bir çeşit bilim kurgudan, kurmacadan, zaman zaman hoş bir hikayeden öte bir şey değildi. 33 yaşında 3 çocuk annesi bir iş kadınıydım. Başlarım Şimdi Anneliğe, Tarihi Hoşça Kal Lokantası, Dedemin Bakkalı gibi kitapları ile tanınmıştır. 2021 yılında Deli Tarla kitabıyla Sait Faik Hikâye Armağanı'na layık görüldü. Yazar, 2017'den önce kitaplarında "Şermin Çarkacı" adını kullanmıştır.