Tarihi Hoşça Kal LokantasıŞermin Çarkacı Yaşar

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.657
Gösterim
Adı:
Tarihi Hoşça Kal Lokantası
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050946314
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Kaybetmek bizim işimizdir.

Ayrıldıktan sonra, geçmiş zaman âşıkları gibi seni kalbime gömdüm Muazzez.

Altında yatır olan araziden farkı yok şimdi.

Yeni bir aşk inşa edemiyoruz; tam başlayacak oluyoruz, senin yattığın yere denk geliyor, dozerler çalışmıyor, kepçeler kırılıyor, gelen korkup kaçıyor.

Gelirsen diye terliklerini kapının ağzına bıraktım, iki senedir ayaklarını bekliyorlar. Ayna yüzünü, bardak dudağını, ellerim saçlarını, pencere gözlerini bekliyor.

Fakat hakkını teslim edeyim; çok muhterem zatmışsın Muazzez. Hani tabelanı yaptırıp göğsüme assam, desem ki, “Burada bir muhterem zat yatıyor” seni bekleyen kollarıma çaput bağlarlar, gözyaşlarıma dilek taşları atarlar...

Sana tahsis ettik yürek denilen arsayı; koy in cin top oynasın; koy anılar cirit atsın. Anladım, sensiz bana bu dünya dar...



Yeşilçam filmlerindekileri andıran, kalbimize dokunan karakterler... Bir köşede unutulmuşlar, yalnızlığıyla yoğrulmuşlar, kırık gönüller, bir yerlerde sessiz sedasız yaşayanlar, görmediklerimiz, görmezden geldiklerimiz... Dedemin Bakkalı, Ev Yapımı Sihirli Değnek, Oyuncu Anne, Çok Hayal Kuran Çocuk kitaplarının yazarı Şermin Yaşar’dan “kaybetmek bizim işimizdir” diyen insanların öyküleri... Bir solukta, derin iç çekişlerle okuyalım, başımızı kaldırıp onlara bakalım diye...
Kitap kapağında yazdığı gibiydi hayat. Kaybetmek elbette bizim işimizdi. Yıllar geçip giderken hayatımızdan, bir şeyleri peşinde sürükledi. Neler kaybettik durduk ömrümüzden. Geri döndürmedik.

Yazarın okuduğum ilk kitabı ve yine adıma imzalıydı. Kitabımızda çok tatlı, naif, yer yer hüzünlü, sizi geçmişe götürecek, çok samimi hikayeler mevcut. Her bir hikayeden kendinizden ve geçmişinizden bir şeylerin tanıdık gelmesi çok mümkün. Okudukça eskileri hatırladım geçmişe gittim. Anılar canlanıverdi gözümde film gibi izledim.

Harbiye teyzemiz vardı mahallemizde. ''Babam harbe gittiği gün doğdum. O yüzden adımı Harbiye koydular'' demişti. Çok yaşlıydı. Belki sadece bana öyle gelirdi. Hep balkonda oturur etrafı seyreder, örgüsünü örerdi. Bende karşı balkondan onu seyrederdim. Seyrettiğimi fark edince gülerdi. Gel tatlı yaptım beraber yiyelim derdi. Balkonda karşılıklı oturur, hiç bilmediğim hikayelerini anlatırken sadece bir tabak getirdiği tatlısını yerdim. Kendisi yemezdi. ''Bana yasak sen hepsini bitir'' derdi. Anlattığı her hikayesinden ''sen sakın büyüyünce böyle yapma'' diyerek her gün bir nasihat verirdi.

Aşağı sarkıttığı sepetini görür görmez yarış ederdik çocuklarla. Genelde büyük kağıt parayla sadece bir ekmek aldırtırdı ve para üstü hep bize kalırdı. Bazen bir ekmek için dört kişi giderdik bakkala. Dört kişi ekmeğin ucundan kenarından tutarak yeni doğmuş bir bebek hassaslığında bırakırdık ekmeği Harbiye teyzenin sepetine. Kalan para 10 çocuğa bile yeterdi.

Ara sıra lüks bir otomobil yanaşırdı binaya. Oğlu valilikte çalışıyormuş. Büyük adammış derlerdi onun için. Halbuki babamdan bile kısaydı neden büyük adam diyorlardı anlamazdım. Bir gece pencereden bakarken yine o lüks otomobil yanaştı. Ardından bir koşuşturmaca başladı. Bende fırladım sokağa. Kapısı kalabalıktı, kimseyi içeri almıyorlardı. Ben küçük olduğum için içeri girdiğimi fark etmediler. Doktorlar Harbiye teyzenin büyük adam olan oğluna "Kaybettik" dedi. Kaybettik. Harbiye teyzeyi o gece kaybetmiştim.

Bir hafta içinde evi boşalttılar. Kamyona yüklediler her şeyini. Türk filmlerinde gördüğüm o değişik telefon bile gidiyordu. Artık balkondan onu seyredemeyecektim. Bana, kupon biriktirip kitap alabilmem için verdiği gazeteleri kaybetmiştim. Yaptığı tatlılarını ve dinlemekten keyif aldığım hikayelerini kaybetmiştim. Harbiye teyzeyi kaybetmiştim. Unutmuştum bile. Hatırlamama vesile olduğu için Cenk'e teşekkür ederim.
Zekice kaleme alınmış hikayelerden oluşan kitabı gönül rahatlığıyla tüm kitap severlere önerebilirim. Her hikayeyi sindirerek, zaman dilimlerine yayarak ve çay içimi kadar zamanlarda ara vererek okudum. Etkisi günler içinde devam eden hikayeler, sosyal hayatı, insanları, her yaş gurubundan karakteri ve hayatın içinden olayları ile duygulandırdı beni. Kimi zaman kendini depresif ruh halinden uzaklaştırmak isteyen fotoğrafçı, kimi zaman karşı masadaki baba'nın dert ortağı, kimi zaman kırmızı ışıktaki kadın'ı oldum okurken. Ey hayat! neler gösteriyorsun insan evlatlarına dedim kendi içimden, sessizce, sessizliğe sığınarak... Bulaşıcı bir üslup, etkili bir anlatım ve takdire şayan bir eser. Yazarın imzalı kitabı olması kitapla tanışmama ve yazarın kalemini ve üslubunu tanımama vesile oldu. İyi ki de olmuş. Yine okuyacağım, yeniden okuyacağım bir kitap ve güçlü bir kalem.
Bir insan ya yaşayarak bunca duruma ve ruh haline hakim olur ya da yüksek bir empati gücüne sahip olarak...Her iki duruma sahip olup da kağıda yansıtamayan da çoktur malumunuz. Tebrik ediyorum. Saygı duydum kendisine. Geç tanıştık ama doğru zamanda karşıma çıktı eseri ile.
Kitaplarla kalınız ve okuyunuz sevgili dostlarım...
Dış dünyadaki yapmacık insanların samimiyetsizliğinden kaçıp öykülerindeki karakterlerin samimiyetine sığındığım bir kitap oldu. Samimiyetsizliğin daralttığı bedenim, bazen güldüren bazen üzen öyküleriyle biraz da olsa nefes almak için çevirdi kitabın sayfalarını..
:)

Öykülerden biri..
"Hacanne" diye bildiğimiz,
Hani "Hacanne" denilince ne canlanıyorsa gözünüzde tam da öyle bir kadın..
Kat kat giyinmiş, yaz kış demeden giyindikçe giyinmiş, hatta öyle bir giyinmiş ki sanırsınız elbise dolabını üzerinde taşıyor..
İlk kocasını kaybettikten sonra ikinci bir evlilik yapmasıyla başlayan bu giyinme tarzı belki de bir tepkiydi yaşama, yeni kocasına, insanlara..
Belki de Özdemir Asaf'ın dizelerinde de belirttiği gibiydi Hacanne'nin duyguları:
《Seninle ölmek varken
Onunla yanlış yaşamak》(Özdemir Asaf, Benden Sonra Mutluluk)

Beden üşüse çaresi vardı işte, eyvah ki ruh üşüyorsa..(syf.82)

Yüreklerimizin üşümediği bir gün olması dileğiyle^^
Bir köşede unutulmuşlar, yalnızlığıyla yoğrulmuşlar, kırık gönüller, görmediklerimiz, görmezden geldiklerimiz ... kısaca büyük merakla okuyacağım bir kitap. Yeni aldım ve hemen başlayacağım.
Bitirmeyi bekleyemeden inceleme yapma ihtiyacı duyduğum ilk kitapsın sen Tarihi Hoşçakal Lokantası.
Ve siz şermin hanımcığım, sizinle tanışma şerefine erişebildigim için oldukça mutluyum. Aramizdakı ilişki instagram sanallığından çıkkıp maddi olana dönüştü.
Bir şey soracağım kuzum. Siz beni bir yerden tanıyor musunuz? Çunku "Olsun Hırkası"nı tam bana gore örmüşsünüz.
Şermin Yaşar’ın okuduğum ilk kitabıydı Tarihi Hoşça Kal Lokantası. Ve evet herkes gibi ben de bu kadına bayılıyorum.Hemen hemen bütün bölümlerinde kendimden çok şey buldum. Şermin Yaşar’ı tanıyanlar ne kadar samimi ve doğal bir kadın olduğunu bilir. Kitaplarınında kalbinin yansıması olduğunu düşünürsek pek şaşırılacak bir başarı değil.Hikayeler arasından elbette kayırdıklarım oldu. İnsanoğlu iste her yer de bir ayrımcılık yapmasak rahat edemiyoruz. Vallahi Soluk Taşı’nı okurken zavallı babacığım geldi aklıma (Annem duymasa iyi olur.) Kusura Bakma Dağları’nda ise zavallı kendim. Cıva ve Bekleme Salonu hikayelerinde çok duygulandım. Anahtar ve Şılafgut! da ise epey güldüm.

Sıcacık hikayelere konuk olmak istiyorsanız bu kitabın sayfaları okunmak icin sizleri bekliyor. Buyrun bir sandalyede siz çekin...
Çok samimi dil ve içten hikayeler.. Yüreğinin güzelliği kalemine yansımış güzel yazar. Gönül rahatlığı ile tavsiye ederim. Özellikle " Şılafgut, Bekleme Salonu , Tarihi Hoşça Kal Lokantası, Soluk Taşı , Onuncu Yıl, Kestane Karası " isimli hikayeler çok hoşuma gitti. Mustafa 'nın helvayı yeme istediği ve ustasının isminin nereden geldiğini öğrenme çabası gibi merak dolu günler düşsün inşaallah nasibimize
İçerisinde farklı konuların aynı hissiyatı verdiği hikayeler yer alıyor. Hepsi enfes, hepsini bir solukta okumak istiyorsunuz. Yazarın içtenliği samimiyeti kalemine yansımış. 'Aaa ben de böyle hissediyorum' 'Ben de böyle yapıyorum hayatta' diyerek heyecanla sayfaları çeviriyorsunuz. Tesadüfen elime geçen ama mutlaka okunması gerektiğini düşündüğüm bir eser. İyi ki rastlamışım.
Kitap bir çok kısa hikayeden oluşup kimi zaman duygu dolu kimi zaman eğlenceli seyirde ilerledi. Anlatımı ve akıcılığını sevdiğim yazarlardan Şermin Yaşar . Okurken hiç skılmadim ve en etkilendigim bölüm kitaba adını veren tarihi hoşçakal lokantası oldu. Yaşam boyu bütün hoşçakal dediklerimizi ve ya bunu soylebilecek bir vedayi bile kendimizden esirgediklerimizi düşündürttü.
Arka kapak yazısına vurulupda aldım kitabı ama beklentimi karşılamadı maalesef. Hikayeler çok yavan ve havada kalmış gibi geldi bana. Ben beğenmedim maalesef
Normalde bir kitabı bitirmeden görüş bildirmem fakat tutamadım kendimi yazmak istedim.

Önyargıyla başladığım bu kitabın daha 38.sayfasındayım. Buraya kadar şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki yazar beni çok şaşırttı. Okuyucuyu şaşırtan bir başarı var kitabın her satırında. Bazı öykülerinde hüzünleniyor, bazılarında ise kahkaha atmamak için kendinizi zor tutuyorsunuz. Bu kadar mı güzel anlatılır yurdum insanı. Her öyküsü birbirinden güzel hanım yazarımızın. Sabırsızlıkla okumaya devam ediyorum.
Şermin Yaşar'ın okuduğum ilk kitabıydı. Kapak ve kitabın ismi çok basit izlenimi verdi okuyup geçeyim dedim ve derken kendimi birbirinden güzel hikayelerin içinde buldum. Açık ara okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. İki günde bitirmek üzücü geldi bile diyebilirim. Oldukça açık anlatımı ve akıcı cümleleriyle bir solukta okunabilecek bir kitap. Hikayelerde ki kahramanlar hayatın içinden hergun görüp yanından geçtiğimiz kişiler sanki. Yazar farkedilmeyen çok ince ayrıntılara dokunmayı bilmiş. Şiddetle tavsiye ederim, keyifli okumalar.
Kitap okurken her sayfayı bitirdiğimde kafamı kaldırıp etrafıma bakınırım. Kitaplar güzeldir ama gerçek hayatı da kaçırmamak lazım.
Kabulümdür; kalbimin senin gibi bir yatırı, birlikte geçen yılların kadim bir hatırı var.
Giderken herkes hoşça kal diyor; ben de kimseye "Gitme" demiyorum. Gitme demeyince, tekrar gelmiyorlar. Oturup hoşça kalıyorum...
Şermin Çarkacı Yaşar
Sayfa 43 - Doğan Kitap - 17.Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tarihi Hoşça Kal Lokantası
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050946314
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Kaybetmek bizim işimizdir.

Ayrıldıktan sonra, geçmiş zaman âşıkları gibi seni kalbime gömdüm Muazzez.

Altında yatır olan araziden farkı yok şimdi.

Yeni bir aşk inşa edemiyoruz; tam başlayacak oluyoruz, senin yattığın yere denk geliyor, dozerler çalışmıyor, kepçeler kırılıyor, gelen korkup kaçıyor.

Gelirsen diye terliklerini kapının ağzına bıraktım, iki senedir ayaklarını bekliyorlar. Ayna yüzünü, bardak dudağını, ellerim saçlarını, pencere gözlerini bekliyor.

Fakat hakkını teslim edeyim; çok muhterem zatmışsın Muazzez. Hani tabelanı yaptırıp göğsüme assam, desem ki, “Burada bir muhterem zat yatıyor” seni bekleyen kollarıma çaput bağlarlar, gözyaşlarıma dilek taşları atarlar...

Sana tahsis ettik yürek denilen arsayı; koy in cin top oynasın; koy anılar cirit atsın. Anladım, sensiz bana bu dünya dar...



Yeşilçam filmlerindekileri andıran, kalbimize dokunan karakterler... Bir köşede unutulmuşlar, yalnızlığıyla yoğrulmuşlar, kırık gönüller, bir yerlerde sessiz sedasız yaşayanlar, görmediklerimiz, görmezden geldiklerimiz... Dedemin Bakkalı, Ev Yapımı Sihirli Değnek, Oyuncu Anne, Çok Hayal Kuran Çocuk kitaplarının yazarı Şermin Yaşar’dan “kaybetmek bizim işimizdir” diyen insanların öyküleri... Bir solukta, derin iç çekişlerle okuyalım, başımızı kaldırıp onlara bakalım diye...

Kitabı okuyanlar 294 okur

  • Bekir BAŞOĞLU
  • Elif Çakmak
  • Şeyda Büyükyıldız
  • Arzu
  • Ruken Mollaoğlu
  • Emine Bolat
  • Nihal Kanık
  • münzevi
  • Begüm Öztekin
  • Reyhan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.4
14-17 Yaş
%2.5
18-24 Yaş
%14.8
25-34 Yaş
%33.3
35-44 Yaş
%33.3
45-54 Yaş
%7.4
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%84.9
Erkek
%15.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.2 (35)
9
%28.1 (39)
8
%28.1 (39)
7
%10.1 (14)
6
%5 (7)
5
%2.2 (3)
4
%0
3
%0.7 (1)
2
%0
1
%0.7 (1)

Kitabın sıralamaları