Yoldaki İşaretler

8,8/10  (16 Oy) · 
93 okunma  · 
14 beğeni  · 
1.807 gösterim
İslami uyanış eylemi nasıl başlayacak? Bu görevi üstlenecek bir öncü cemaat lazımdır. Bu yola baş koymuş cemaat... Dünyanın her köşesindeki cahiliyeyi yok etmek için yola çıkmış bir cemaat...rn"Yoldaki İşaretler"i, işte gelmesi umutla beklenen bu öncü cemaat için yazdım.rnSeyid Kutup
  • Baskı Tarihi:
    2001
  • Sayfa Sayısı:
    206
  • ISBN:
    9789753520157
  • Orijinal Adı:
    Mealim Fit Tarik
  • Yayınevi:
    Özgün Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
BayPipo 
04 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yıllarca bize ezberletilen kelime-i tevhid'in ne anlamlara geldiğini, yelpazesini genişlettikçe içimize sığmayan o müthiş anlamını bu kitapta yakaladım. Aynı zamanda insanı bir akide sahibi yapan bu kitabı herkesin okumasını istirham ederim.


Kitabı okuduktan sonra twitter'a yazdığım bir tweet sanırım daha açıklayıcı olacaktır;

Hayaller Dar'ul İslam,Hayatlar Dar'ul Harp...

Afra 
31 Oca 20:23 · Kitabı okudu · 4 günde · 10/10 puan

Ne ilginç Seyyid kutup sırf bu kitabı yüzünden idam edilmiş. Sanırım fikir ve düşünceleri onları aşırı derecede tedirgin etti ki bunu yaptılar, oysa bu onun şehadetinin, uğruna öldüğü düşüncelerinin ve onun yansıması olan eserlerinin daha çok duyulmasına ve okunmasına neden oldu. Malcolm'un bir sözü var ya hani ''bazı ölüler yaşayanlardan daha yüksek sesle konuşur' diye Seyyid Kutupta bunu görüyoruz.

Peki 'Yoldaki İşaretlerin' ana teması nedir dersek, bunun cevabı şüphesiz; İslami Mücadelenin nasıl olması gerektiğidir.

kitabın son sayfasında ve son pasajda şöyle yazmış Kutup;

O halde: ''Mü'minler sırf aziz ve hamid olan Allah'a inandıkları için o zalimler onlardan öç aldılar...''

son pasaj Seyyid Kutub'un neden asıldığının cevabını da veriyor..

Seyyid Kutup ölümünden hemen önce bile dersini verip gidiyor, bununla da ilgili küçük bir ek ilave edeyim incelemeye.

Asılmadan önce kendisinin yanına hoca gönderiyorlar, hoca gelip: “Eşhedu ellâ ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeder Rasûlullah de!” diyor.
Bunun üzerine Seyyid Kutup adama: “Sen de bu tiyatroda ki son bölümsün, sen bana “lâ ilahe illallah de” mi diyorsun? Ben ki bu kelime uğruna idam ediliyorum” der..

Rahmetle anıyorum..

tecessüs 
30 May 2016 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Bir adam uğrunda ölmüşse bir kitabın, o kitap bana göre okunmayı fazlasıyla hakediyordur. Yoldaki işaretler mısır ülkesinin geçmişi ve bu gününde önemli yapı taşlarından olan bir kitap.

Kadir 
31 Ara 2016 · Kitabı yarım bıraktı · 2/10 puan

Seyyid Kutup hakkında bir fikir edinmek için okudum fakat kitabın ehl-i sünnet geleneğine uymayan bazı uç fikirleri içermesinden dolayı yarıda bırakmakta fayda gördüm. Okumamanızı tavsiye ederim.

zeynep temiz 
25 Oca 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

çok farklı bir kitap ayrıca çok güzel.herkeze tavsiye ederim.

Kitaptan 27 Alıntı

Afra 
29 Oca 20:43 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Üzerine ''Lâ ilâhe illallah'' bayrağı dikilmeyen hiçbir toprak parçası Allah adına kurtarılmış değildir.

Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 30)Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 30)

PDF'den Okuyorum
Bu noktada İslamın tutumu, diğer bütün beşeri düzenlerden tamamen
ayrılır. Çünkü İslami düzenden başka bütün düzenlerde şu
veya bu şekilde insanlar biribirierine taparlar. Sadece İslam temeline
dayanan düzende tek Allah'a kulluk ederek, tek Allah'ın buyruğuna
uyarak ve tek Allah'ın huzurunda boyun eğerek bütün insanlar birilerine
tapmaktan, başkasının kölesi olmaktan kurtulurlar.
İşte yolların ayırım noktası burasıdır.

Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 8 - Özgün Yayınları)Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 8 - Özgün Yayınları)

Bu cahiliyet devri, Allah'ın yeryüzü üzerindeki hakimiyetine, uluhiyetin
en belirgin özelliği olan ilahi otoriteye el koyma esasına dayanır. Bu cahiliye devri, hakimiyeti insanlara dayandırarak onları birbirinin Rabbi durumuna geçirmektedir. Fakat bunu, eski cahiliye döneminin bilinen iptidai ve sade şekli ile yapmıyor. Günümüz cahilliye» mantığı bu sapıklığı hayat hakkında Allah'ın metodunu hesaba katmaksızın ve Allah'ın izin vermediği konularda kavramlar, değer hükümleri, prensipler, yasalar, düzenler ve uygulamalar ortaya koyma hakkı iddia ederek yapıyor. Allah'ın hakimiyetine karşı girişilen bu
tecavüzden O'nun kullarına karşı tecavüz doğuyor.

Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 16 - Hicret Yayınları)Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 16 - Hicret Yayınları)
Afra 
29 Oca 20:23 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Kaynaklar karıştı, safiyet bozuldu! Bu neslin ardından gelen kuşakların beslenme kaynaklarına Grek felsefesi ve mantığı, Pers efsaneleri ve düşünce biçimleri, yahudi israiliyatı ve Hristiyanlık mistisizmi, bunların dışında kalan diğer kültür ve medeniyetlerin tortuları karıştı. Bütün bu sayılan kültür ve medeniyet öğeleri Kur'an tefsirlerine, kelam ilmine, fıkıh ve fıkıh metodolojisine de bulaştırıldı.

Yoldaki İşaretler, Seyyid KutubYoldaki İşaretler, Seyyid Kutub
Afra 
31 Oca 17:33 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

''Yoksa o, gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, ahiretten korkan ve Rabbi'nin rahmetini uman gibi midir? De ki: ''Bilenle bilmeyen bir olur mu?'' Doğrusu ancak akıl sahipleri ibret alır. (Zümer, 39/9)

Gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ahiretten korkan ve Rabbi'nin rahmetini uman kimselerdir, gerçek anlamda Allah'ın ayetinde bilgisini övdükleri. Ayetin işaret ettiği ilim de bu ilimdir. Yani Allah'a, takvaya hidayet eden ilim... Fıtratı bozan ve insana Allah'ı inkar ettiren bilgi değil.

Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 172 - Pınar Yayınları)Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 172 - Pınar Yayınları)
Afra 
31 Oca 17:36 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

İman bağı sayesinde kabilecilik, milliyetçilik ve bölgecilik asabiyetleri tamamen ortadan kaldırılmıştı. Nitekim Allah Resulü onlara buyurmuştu: ''Bu tür kavramları terkedin artık; çünkü bunlar kokuşmuş, kirli kavramlardı''.

Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 183)Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 183)

PDF'den Okuyorum
O dönem insanlarının elinde hala bile bazan doğrudan doğruya,
bazı alanlarda da dolaylı olarak Avrupa'nın yaşama tarzına yön veren
Roma uygarlığı ile bu uygarlığı meydana getiren kültür, kitaplar ve
yasalar vardı. Yine o dönemde eski Yunan medeniyetinin kalıntıları,
bu medeniyetin mantığı, felsefesi ve sanatı vardı ki, bunlar bugün
bile Batı düşüncesinin kaynağı olmak vasfını devam ettirmektedirler.
Ayrıca eski İran uygarlığı, O'nun sanatı, şiiri, mitolojisi, inanç
sistemi ve hikmet manzumeleri vardı. Yahudilik ve Hristiyanlık Arap
yarımadasının kalbinde yaşarken eski Roma ve eski İran uygarlıkları
yarımadayı kuzeyden ve güneyden sarmış bulunuyorlardı.
Demek ki, o nesli, teşekkül döneminde sadece Allah'ın kitabına
bağlayan faktör, dünya çapında bir uygarlık veya kültür kaynağından
mahrum olmaları değildi. Onların bu tutumu bile bile verilmiş bir
karara ve belirli bir amaca yönelmiş bir metoda dayanıyordu.

Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 11 - Özgün Yayınları)Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 11 - Özgün Yayınları)
Afra 
31 Oca 20:09 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Hiçbir zaman onlara şöyle dememiştir İslam: ''Ufak tefek rötuşların dışında, İslam sizin yaşamınıza, uygulamalarınıza, tutum ve davranışlarınıza, düşünce yapılarınıza ve değer anlayışlarınıza kesinlikle dokunmayacaktır.'' Veya efendim ''aslında İslam da hemen hemen sizin rejiminize, uygulamalarınıza tutum ve davranışlarınıza benzer.'' Hani günümüzde kimileriniz İslam'ı insanlara sunarken çeşitli ek unvanlar kullanıyoruz ya: işte bazen ''İslam demokrasisi'' bazen ''İslam sosyalizmi'' bazen da bulundukları ortama egemen olan ekonomik, sosyal ve siyasal rejimler ufak tefek onarımlardan sonra İslam'a muhtaç olmadan yürütülebilecek siyasal rejimler adı altında sunmaktadırlar İslam'ı. Bunun gibi insanların şehevi tutkularını, dünya görüşlerini insanlara şirin göstermek için ne dil dökmeler, ne saçma izahatlar, ne yersiz sunuş biçimleri...

Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 199 - Pınar Yayınları)Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 199 - Pınar Yayınları)
Afra 
31 Oca 17:46 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

İranlı ünlü komutan Rüstem'in: ''Niçin buraya geldiniz'' sorusu karşısında Rabi'i b. Amir'in verdiği cevap:

Allah bizi şu amaçla buraya gönderdi; ''Kullarından dileyenleri, kula kulluk etme zilletinden kurtarıp yalnız Allah'a kulluk etme izzetine eriştirmek; dünya hayatının darlıklarından dünya ve ahiret düşüncesinin zenginliklerine çıkarmak; batıl dinlerin zulmünden İslam'ın yüce adaletine çıkarmak...''

Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 195 - Pınar Yayınları)Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 195 - Pınar Yayınları)

PDF'den Okuyorum
Cahiliye devrinde dört türlü nikah vardı: Onlardan biri bugünkü
nikahtı. Adam birinin evlatlığına veya kızına talip olurdu. Karşı
taraf razı olunca adam da o kız veya evlatlıkla evlenirdi. Bir başka
evlenme şekline göre adam karısının aybaşının bitiminde ona: «filan
kişiye var ve ondan döl edin» derdi. Kadın dediği gibi yapınca, o kimseden
gebe kaldığı anlaşılıncaya kadar kocası ona yanaşmazdı. Kadının
gebe kaldığı anlaşılınca, adam isterse karısı ile yatıp kalkabilirdi.
Adam, çocuğun nesebi karışımasın diye böyle davranırdı. Bu evlenmeye,
«döl edinme evlenmesi» denirdi.
Diğer bir nikah şekli de şöyle idi: Sayısı ondan az olan bir gurup
erkek bir araya gelerek bir kadının yanına girerler ve hepsi onunla. kalırlardı. Kadın, gebe kalıp çocuğunu doğurunca, o erkeklere haber
verirlerdi. Erkeklerin hiç biri gelmezlik edemezdi. Hepsi yanına gelince
kadın onlara «yaptığımız işin sonucunu görüyorsunuz. Bu çocuğu ben
doğurdum. Ey falanoğlu bu çocuk sendendir» diyerek sevdiği erkeğin
adım söyler ve çocuğu adama verirdi. Adam bu çocuğu almazlık edemezdi.
Dördüncü bir nikah şekli de şöyle idi: Bir çok erkek bir kadının
yanına girerdi. Kadın, gelenleri reddedemezdi. Onlar fahişe kadınlardı.
Evlerinin kapılarına durumlarını belirten bir işaret asarlardı. İsteyen
içeri girip onunla kalırdı. Kadın gebe kalıp çocuğunu doğurunca neseb
uzmanları bir araya gelip onunla beraber bulunan erkekleri çağırırlar
o kadının doğurduğu çocuğu vardıkları kanaate göre birine nisbet
edip onun oğlu ilan ederlerdi. Çocuk da artık o adamın oğlu olarak
bilinirdi, adam bu çocuğu reddedemezdi.

Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 21 - Özgün Yayınları)Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 21 - Özgün Yayınları)
3 /