Yoldaki İşaretlerSeyyid Kutub

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.945
Gösterim
Adı:
Yoldaki İşaretler
Baskı tarihi:
2001
Sayfa sayısı:
206
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753520157
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Mealim Fit Tarik
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Özgün Yayıncılık
İslami uyanış eylemi nasıl başlayacak? Bu görevi üstlenecek bir öncü cemaat lazımdır. Bu yola baş koymuş cemaat... Dünyanın her köşesindeki cahiliyeyi yok etmek için yola çıkmış bir cemaat...rn"Yoldaki İşaretler"i, işte gelmesi umutla beklenen bu öncü cemaat için yazdım.rnSeyid Kutup
Dikkat! Bu kitap insanı fena sarsar!

Seyyid Kutup'u genel olarak düşünce yazılarında bulursunuz, İslamca, Müslümanca düşünce.. İşte bu alandaki en başarılı kitabı..

Kendisi Hakkı bildiği kadar batılı da iyi bilen bir Şehid. Bir zamanlar Amerika'da yaşamış ve onların ciğerini bilen bir Müslüman.

Yaşadığınızı, İslâm zannetmeden önce, bu kitabı okumanızda büyük fayda var.

Müslümansanız nasıl bi dairede (İslâm'da) olduğunuzu,

Müslüman değilseniz, nasıl bi İslâm'ı reddettiğinizi bilmeniz açısından güzel bir kaynak, Yoldaki İşaretler.

Sorgulattırır!

Ilımlılıktan kurtuluşun yolunu göstermiş bizlere yazar: Vasatlıktan değil. Vasat (orta yol) Müslüman başkadır, Ilımlı Müslüman bambaşka..

Genel olarak Seyyid Kutup minvalinde insanları okuduğum için beni çok çarpmadı kitap. Ama ne kadar gaflete daldığımı, nereye saptığımı hatırlattı, Allah kendisinden razı olsun..

İlk kez bu kaynaklardan yararlanacak olanların sindirmesi zor olabilir, O yüzden anlaya anlaya okumanız tavsiyemdir.

Şayet bir gün İslâm davasıyla uğraşmaktan yorulursanız, Müslüman olmayanların yolu daha sempatik görünmeye başlarsa bu kitabı okuyun. İlaç gibi gelir. Benzin yüklemiş olursunuz kendinize.

Yazarın bahsi geçtiği için şunu da şuraya bırakıyorum, dileyen alsın: https://youtu.be/L3n_H0Xt1cw

Ek olarak: Bu kitap Pınar Yayınları'nda neden 206 sayfa görünüyor? Beka Yayınları'nda 245 sayfa. Bu ciddi bir fark. Kuşkulanmamak elde değil.
Daha ilk sayfasında 3 cümlenin altını çizdim. Unuttuğumuz İslam ve ümmet şuurunu zihnimize adeta çakıyor Kutub. Ne zamandır yaşadığım 'light' islam bana yetmiyordu. Bende eksik olan nedir diye düşünürken; ihtiyacım olanın yeniden diriliş ve dinimi üzerime hakim kılmam olduğunu anladım. Müslümanların mevcut durumlarından muzdarip olduğunu dile getiriyor müellif. "Ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk etsinler diye yarattım" ayeti celilesi insanın yaratılış gayesini açıklayan en güzel düstur. Yeryüzünün halifesi olan insan yüzyıllardır ithal sistemlerle oyalanmakta. Oysa ki hala adından söz edilen 'İslam dünyası' için en güzel sistem İslam'a dönmektir. 13 yıl süren tebliğin Mekke dönemi bizlere ispatlıyor ki, aksiyonun temeli akidedir. Muhakkak okuyun. Kitabın olumsuz yanlarına gelecek olursak belli başlı düşüncelerin mükerrerinden müteşekkil bir metin var sanki elimde. Aynı fikirler farklı kelimelerle dile getirilmiş. Bu okumayı sıkıcılaştırıyor. Hızlı aktığını söyleyemeyeceğim. Sanki yazarın farklı konuşmalarından derlenmiş gibi. Bu hususu da göz önünde bulundurmakta fayda var. Bir de son 30 sayfayı resmen bitsin diye okudum. Hep aynı şeyleri okudum gibi geliyor. En sevmediğim şey bir kitabı işkence gibi bir an önce bitirmeye çalışmak. Ilk 100 sayfa güzel ve okunabilirdi ama sonrası bitsin diye okunuyor maalesef.
Kur'an-ı Kerim'le -gerçek anlamda- tanıştıktan sonra, İslam dini hakkında araştırmalar yapmaya başladım ve yaptığım araştırmalar neticesinde birçok kitap okudum. Okuduğum ilk kitaplar tasavvufiydi, zamanla yelpazemi genişlettim ve ilerledim. Yani bu kitaba gelene kadar uzun bir yol katettim, pek çok araştırmamın neticesine ulaştım.
İslam'da bana en karışık gelen ve çevremdekiler tarafından çok fazla soruya tutulduğum konu 'cihad'tı. Bu kitapla o eksiğimi de giderdim. Kitabı genel olarak zaten çok dikkatli okuyun, ama siz de cihad kavramında sıkıntı yaşıyorsanız kitaptaki "Allah Yolunda Cihad" kısmını özellikle daha dikkatli okuyun.
Bu kitabıyla, Seyyid Kutup'u anlamak için öncelikle açık bir kalbe sahip olunmalı, Kur'an hakkında bilgi sahibi olunmalı, en azami şartla Kur'an üslubuna aşina olunmalı.
Peygamberlerin hayatı ve özellikle Peygamberimiz Hz. Muhammed'in hayatı, İslami çağrısı ve bu çağrıyı yapış şekli vb. hakkında tarihi bilgiden önce Kurani bilgiye ihtiyaç vardır. (Lütfen kalbinizdeki kilitleri kırmadan bu kitabı okuyup yargılamayınız.)
Bu kitap sayesinde Seyyid Kutup'la tanıştım. Hakkında olumlu olumsuz birçok şey okudum. Kitabını okuduğumdaysa iyi ki olumsuz yazılara bakıp okumamazlık etmemişim dedim.
Allah'tan başkasına boyun eğmediği için asılan bir insan... Doğru söyleyenin dokuz köyden kovulduğu dünya...
Ne ilginç Seyyid kutup sırf bu kitabı yüzünden idam edilmiş. Sanırım fikir ve düşünceleri onları aşırı derecede tedirgin etti ki bunu yaptılar, oysa bu onun şehadetinin, uğruna öldüğü düşüncelerinin ve onun yansıması olan eserlerinin daha çok duyulmasına ve okunmasına neden oldu. Malcolm'un bir sözü var ya hani ''bazı ölüler yaşayanlardan daha yüksek sesle konuşur' diye Seyyid Kutupta bunu görüyoruz.

Peki 'Yoldaki İşaretlerin' ana teması nedir dersek, bunun cevabı şüphesiz; İslami Mücadelenin nasıl olması gerektiğidir.

kitabın son sayfasında ve son pasajda şöyle yazmış Kutup;

O halde: ''Mü'minler sırf aziz ve hamid olan Allah'a inandıkları için o zalimler onlardan öç aldılar...''

son pasaj Seyyid Kutub'un neden asıldığının cevabını da veriyor..

Seyyid Kutup ölümünden hemen önce bile dersini verip gidiyor, bununla da ilgili küçük bir ek ilave edeyim incelemeye.

Asılmadan önce kendisinin yanına hoca gönderiyorlar, hoca gelip: “Eşhedu ellâ ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeder Rasûlullah de!” diyor.
Bunun üzerine Seyyid Kutup adama: “Sen de bu tiyatroda ki son bölümsün, sen bana “lâ ilahe illallah de” mi diyorsun? Ben ki bu kelime uğruna idam ediliyorum” der..

Rahmetle anıyorum..
Seyyid Kutub, "Bugün insanlık korkunç bir uçurumun kenarında duruyor..." diyerek başlıyor kitabına, bizleri uçurumlara sürükleyen nedenleri birbiri ardına sıralarken, nerelerde, ne tür hata ve yanılgılara (bilerek ya da bilmeyerek) düştüğümüzü de göstermiş oluyor.

Kulluğun kula değil yalnız, Allah'a yapılması gerektiğini, akidenin önemini anlatıyor. Bir İslam davetçisinin izleyeceği yolu, İslam'ı nasıl anlatması gerektiğini açıklıyor.

O eşsiz neslin yaşamını inşa etmek üzere ele aldığı Kur'an ayetlerini, bizlerin sadece okumakla yetinip ya da belli maksatlar çerçevesinde okuyup geçerek onların soluduğu manevi havayı asla soluyamayacağımızı şu satırlarıyla belirtmiş oluyor;
"O nesil sadece o biricik kaynaktan beslenmiş ve tarihteki o eşsiz yerini kazanmıştı. Kur'an'a yaklaşırken kültür ve inceleme maksadıyla yaklaşmazlardı, O'nu okurken zevk alma, eğlenme gayesiyle okumuyorlardı... Ve onlardan hiçbir kimse Kur'an'ı okurken mücerret manada kültürünü artırmak için okumuyordu. İlmi ve fıkhı konulardaki iddialarına yeni bir mesned bulmak ve böylece dağarcaklarını şişirmek için Kur'an'ı ele almazlardı. Onlar Kur'an okurken Allah'ı emrini öğrenmek için okuyorlardı. Gerek kendilerini ve gerekse içinde yaşadıkları cemiyetle ilgili olarak cemiyetin hayat tarzının nasıl olması gerektiği hakkında Allah'ın emrini öğrenmek üzere Kur'an'ı ele alırlardı. Bu Kitabın emirlerini duyar duymaz, yaşamak için öğreniyorlardı. Tıpkı savaş alanında aldığı "günlük emri" duyar duymaz hemen tatbik etmek için faaliyete geçen bir asker gibi Kur'an'a yanaşıyorlardı. Bu yüzden onların hiçbiri bir oturuşta bildirilenden daha fazla emir ve talimat öğrenmek istemezdi. Çünkü biliyordu ki ne kadar çok öğrenirse omuzuna o kadar vazife ve sorumluluk yüklenecekti. İbn Mesud (r.a.)'un rivayet ettiği hadiste varid olduğu üzre onlar on ayetle yetiniyor hemen ezberleyip, amel etmeye başlıyorlardı."

İşte ashabın Kur'an'a yaklaşımı ve yaşantısına yansıtış şekli böyleydi. Bizim yaşam şekillerimizin çok ötelerinde, belki bir daha böyle bir Kur'an topluluğu gelmeyecek, belki dünya böyle bir topluluğu bir daha ağırlayamayacak, misafir edemeyecek; ama o topluluğa bir adım yaklaşmak ne büyük bir bahtiyarlık olur bizler için. Bu konuda bize düşen görev biraz olsun o topluluğa yaklaşmaya çalışmak olacaktır.

Bu güzel eseri okumanızı tavsiye eder, istifadeli okumalar dilerim.
İslami düzenin tekrar nasıl sağlanması gerektiği hakkında ipuçları veren önemli bir kitap. Bu eserden sonra üstad mevcut düzene başkaldırı yapıyor bahanesi ile idam edilmiştir.
Akıcı, sade , hakikatli bir kitap.. Belki bu kadar net ve prensipli olduğu için uğruna ölünmüş fikirler silsilesinin bir parçası.. Müctehid alimlerimizden olan Seyyid Kutup ihvanı müsliminin güzel kardeşliğinin bir simgesiydi... Ne yazık ki Hasan El Benna'ya suikast tertip eden zihniyet Seyyid Kutubuda darağacına göndermiştir... Rabbim şehadetlerini kabul eylesin.
Yıllarca bize ezberletilen kelime-i tevhid'in ne anlamlara geldiğini, yelpazesini genişlettikçe içimize sığmayan o müthiş anlamını bu kitapta yakaladım. Aynı zamanda insanı bir akide sahibi yapan bu kitabı herkesin okumasını istirham ederim.


Kitabı okuduktan sonra twitter'a yazdığım bir tweet sanırım daha açıklayıcı olacaktır;

Hayaller Dar'ul İslam,Hayatlar Dar'ul Harp...
Aslında kitap hakkında bir inceleme yapmaya niyetim yok, fakat birkaç şey söylemeden belki de tavsiye vermeden edemeyeceğim. Öncelikle benden küçük olan kardeşlerimin veya da İslam'ın başucu kitaplarına daha yeni başlayan arkadaşlarım varsa bu kitabı bir an önce okuma listelerine koymaları gerektiğini düşünüyorum. Kitabı çok beğendiğim için mi söylüyorum bunu, aslında hayır. Evet kitap çok değerli, kitabı okumak gerekiyor ne diyeyim başka kitap bize bir düşünce, bir fikir de sağlıyor fakat benim açımda kitap fazlaca tekrara düştü. İslam'a dair okuduğum kitaplar sayıca fazla değildir fakat en azından okuduğum kitapları da belli bir düşünce süzgecinden geçirerek seçmeye çalışırım bu yüzden olacak ki ben kitapta geçen sözleri ilk defa duymuyorum, yeni benimsemiyorum, ilk kez öğrenmiyorum. Bu olanlar da haliyle beni kitaba karşı birazcık soğuttu ya da şöyle diyeyim kitabı okumam yavaşladı. Okuduğum gün sayısıyla kitabın ağırlığı kesinlikle düz bir orantı içerisinde değildir. Bilakis liseden sonraki her yaş grubu biraz ilgi ve alakaya sahipse okuyabilir, biraz sorgulayarak, araştırarak da daha iyi anlayabilir. Bana "srnin için oldukça basit bile gelebilir." dendiğinde dikkate almalıymışım ve siz de beni dikkate alsanız çok sevinirim :) Neyse bu biraz kitabın üslubu hakkında bir inceleme oldu.

İçeriğine gelmek istersem eğer size kitap içinde en çok bahsi geçen "La ilahe illallah" lafzından bahsederdim. Fakat gerçekten çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. Eğer okduysanız veya okuyacaksanız şunu söylemek isterim ki İslam'ın en önemli akidesi olan La ilahe illallah, onu kabul etmeyenin, ona hakkıyla inanmayanın asla tam bir müslüman olamayacağını anlıyorsunuz bu kitapla birlikte. Bir müslümanın yapması gereken ilk şey namaz kılmak, zekat vermek, hacca gitmek değildir. Öncelikle müslüman olmayı seçmiş bir kimse Allah'ın bir olduğuna inanmak zorundadır, sadece O'na kulluk edeceğinin bilincinde olmalı daha sonra ise Muhammed'in (s.a.v.) onun elçisi olduğunu kabul etmek gerekir. Diğer bütün farzlar bu cümleyle anlam kazanabilir ancak.
Seyyid Kutub'un zindanda yazmış olduğu kitap... Diline çok hayran kaldığım ve anlatımını beğendiğim çok önemli bir alimdir Seyyid Kutub. Kitapta anlatmış olduğu konu itibariyle bireylerin sapmış olduğu bu dalalet yolunun yanlışlığını anlatan bir kitap.Kesinlikle herkesin kitabı alıp üzerinde düşünerek okuması gerektiği kanaatindeyim.
Bir adam uğrunda ölmüşse bir kitabın, o kitap bana göre okunmayı fazlasıyla hakediyordur. Yoldaki işaretler mısır ülkesinin geçmişi ve bu gününde önemli yapı taşlarından olan bir kitap.
Diline hayran kaldığım İslam da öncü şahsiyetlerden biri.Kitabın her sayfasını "-ya gerçekten çok haklı" diyerek okudum.Bana çok şey kattı.Rabbim izniyle de sistem ve olay örgülerine karşı bakış açım değişti
Üzerinde "La ilahe illallah" sancağı dalgalanmadıkça da hiçbir toprak parçası Allah adına kurtarılmış sayılamazdı.
İnsanlığın bu duruma gelmesinin asıl nedeni,sağlıklı bir hayat nizamı kuran ve geliştiren "değerler sistemi"nin iflas etmesidir.
Üzerine ''Lâ ilâhe illallah'' bayrağı dikilmeyen hiçbir toprak parçası Allah adına kurtarılmış değildir.
İSLAM DİNİNDE BİZİ UTANDIRACAK VE KENDİSİNİ MÜDAFAA ETMEMİZİ GEREKTİRECEK TEK BİR NOKTA DAHİ YOKTUR !
Seyyid Kutub
Sayfa 210 - Beka Yayıncılık
Neresi olursa olsun Allah'ın hakimiyetinin tanınmadığı, şeriatının tatbik edilmediği bir yerde İslam'ın varlığından söz edilemez.
Seyyid Kutub
Sayfa 194 - Beka Yayıncılık
İnsanları yaratan ve onların doğasını, ihtiyaçlarını ve kalplerinden geçenleri en iyi bilen Allah'dır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yoldaki İşaretler
Baskı tarihi:
2001
Sayfa sayısı:
206
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753520157
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Mealim Fit Tarik
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Özgün Yayıncılık
İslami uyanış eylemi nasıl başlayacak? Bu görevi üstlenecek bir öncü cemaat lazımdır. Bu yola baş koymuş cemaat... Dünyanın her köşesindeki cahiliyeyi yok etmek için yola çıkmış bir cemaat...rn"Yoldaki İşaretler"i, işte gelmesi umutla beklenen bu öncü cemaat için yazdım.rnSeyid Kutup

Kitabı okuyanlar 436 okur

  • Gülbahar Bucan
  • Garip okuyucu
  • Menekşe Nur SÖNMEZ
  • Abdulkadir Karataş
  • Ayşe Uğur
  • Halim Gençer
  • Baki Sönmez
  • Tozlu Raff
  • Yücel Gökhan
  • asil yaşayan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.7
14-17 Yaş
%1.6
18-24 Yaş
%24.2
25-34 Yaş
%33.6
35-44 Yaş
%23.4
45-54 Yaş
%9.4
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%50.9
Erkek
%49.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%55.9 (66)
9
%16.1 (19)
8
%15.3 (18)
7
%4.2 (5)
6
%4.2 (5)
5
%3.4 (4)
4
%0
3
%0
2
%0.8 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları