Güvercin Gerdanlığı Sevgiye ve Sevenlere Dair

7,0/10  (32 Oy) · 
93 okunma  · 
28 beğeni  · 
1.151 gösterim
'Benim düşünceme göre aşk, ruhların çeşitli yaratıklar arasında bölünmüş parçalarını birleştirmesidir. Bu birleşme onların en yüksek temel ögelerinde meydana gelir. Beraberlik ve ayrılığın, varlıkların birleşimi ve ayrışımıyla ilgili olduğunu biliyoruz. Her şekil kesinlikle kendine uygun olan şekli çağırır; onu arar, bulur: Herşey misli mislinedir. Aramızda karşıtların birbirlerini ittiğini, benzerlerin birbirlerini çektiğini, hemcinslerin birbirleriyle uyum sağladığını bilmeyen yoktur. Niçin aynı durumlar ruhlar için sözkonusu olmasın? Allah Adem'in eşinde bulacağı ısınmanın nedenini Havva'nın kendisinden bir parça bulmasında kılmıştır.'

Büyük bir hukukçu, edebiyatçı, dilbilimci ve şair olna İbn Hazm'ın hemen hemen bitün dünya dillerine çevrilen bu önemli eseri, Endülüs'te ve İslam dünyasının belli başlı merkezlerinde sevgi üzerine gelişen zengin düşünceleri, yaşanan büyük aşkları bize anlatan önemil bir kitaptır.

İslam sanatı ve edebiyatının en iyi örneklerinden birisi olan kitap aynı zamanda karanlıkta kalmış bir dönemin içyüzünü, çok sayıda yönetici, hukukçu, sanatçı ve bilginin özel hayatlarını dolduran ilginç olaylar ve ilişkiler hakkında da geniş bilgi vermektedir.
  • Baskı Tarihi:
    2016
  • Sayfa Sayısı:
    480
  • ISBN:
    9789755747699
  • Orijinal Adı:
    Le Collier Du Pigeon Ou De L'amour Et Des Amants, Tawg Al-hamama Fi'l-ulfa Wa'l-ullaf
  • Çeviri:
    Mahmut Kanık
  • Yayınevi:
    İnsan Yayınları
  • Kitabın Türü:
Gökhan Aktaş 
23 Tem 20:15 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Endülüslü İbn Hazm tarafından yazılan Güvercin Gerdanlığı, aşk üzerine yazılan ilk kitap olma özelliğini taşıyor. Kitap; sevgi, sevginin alametleri, aşkın mahiyeti gibi konularda detaylı incelemeler ve hikayeler içeriyor. İbn Hazm aşkı batini planda, ruhlararası etkileşim aracılığıyla gerçekleşen bir olgu olarak görüyor. Aşkın ve ruh'un hikayesi kalu-bela'dan itibaren gelen bir yaratılış ve "öz" anlayışıyla yorumlanmış. Kitabın neredeyse tamamında bahsedilen görüşler tasavvufi fikirlerle açıklanıyor. Hz. Adem, Hz. Havva, kadın ve erkeğin yaradılışı ve ruhsal yapılarıyla alakalı görüşleri günümüz psiklanaliz ekolünde anima ve animus arketipine uygunluk gösteriyor. Genel olarak yazarın düşünsel manada çağının çok ötesinde bir bilge olduğunu da belirtmek gerekiyor. Konuya ilgi duyanlar için mutlaka okunması gereken kitaplardan olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar dilerim.

Kitabıkendindengüzel 
14 Eyl 19:40 · Kitabı okudu · 11 günde · 3/10 puan

Sosyal medya gazıyla okunan bir hayal kırıklığının daha sonuna geldim arkadaşlar. Ya sen koca ibni hazmsın. Ne demeye böyle bi kitap yazdın ki canım? Vaktin mi boldu? diyesi geliyor insanın. Eminim eserin orjinali böyle değildir. Belki de ben 98 baskısını okuduğum için böyleydi, bilemiyorum belki tekrar duzenlenmiştir ama çeviri gerçekten vasatın altındaydı. Hevesle defterime not almak için güzel bi başlık attıysam da 1 buçuk sayfa falan not aldım. İbni Hazm okuyor gibi değil de şey gibi hissettim.. 17 yaşındayken kendinin ve lise arkadaşlarının aşklarını derlemiş toparlamış iki kapak arasına almış ve 30 yaşında bunları gülümseyerek anlatan bir yazarı okuyor gibi.. Üzgünüm. Sosyal medya gazı pişmanlıktır. Ha bir de İbni Hazm'ın şiirlerini ve kendini bu kadar övmesini de belirtmeden geçemeyeceğim. Garipti.. Bilemedim.. Özet olarak; kitabı bitirmek günleeeeeeeğr sürdü. Süründüm bitirmek için. Kitaptaki en oturaklı cümleyle de bu kasvetli yazıya son vermek istiyorum. "Fuzuli der ki; ilimsiz şiir temelsiz duvara benzer"

Rojhilat 
22 Oca 02:49 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Konuları basamak basamak işleyiş tarzı ardından aşkın ne kadar üstün olduğunu vurgulayışı ve de en sonunda en büyük aşkın Allah'a olan aşk olduğunu söylemesi ile bence okunması gereken bir eser.

sana olan aşkım her zaman oluşuna denk bir biçimde sürecek ne azalacak ne artacak sonsuza değin sürecek. irademden başka bir ilk sebebi yok bunun hiç kimse bana bundan başka sebep ileri süremez. [ okunması gereken anlamlı bir kitap ]

Sümeyye Ev 
20 Ağu 18:04 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Ey beni görmediğim birini sevmekten dolayı ayıplayan! beni aşkta zayıf birisi olarak tanımakla aşırı davrandın. Peki söylesene bana,cenneti de ancak tasvirle tanımıyor muyuz?”

Esma CAN 
30 Ağu 13:27 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir şeyin nedeninin başka bir şeyde olduğunu anladığımızda, onun varoluş nedeninin yittiğini görür görmez o şey yok olacaktır.Ama bir şeyin nedeninin bizzat kendinde olduğunu anladığımız zaman, onun sonsuza dek sürmesi sağlanmış demektir.

Zehraca 
25 May 01:55 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Güvercin Gerdanlığı... Şu isimdeki naifliği, zarafeti, estetiği anlatmaya hangi dil takat yetirsin, hangi kelimeler ifade edebilsin... Kitabın başlangıç cümlesi olan '' Sevgiye ve sevenlere dair.'' bile ne kadar tatlı ne kadar nazenin bir başlangıç...
Okurken çok keyif aldığım, insanı yormayan, bir Selvi Boylum Al Yazmalım izlemişcesine tatlı tatlı akan ve beklentilerimi fazlasıyla karşılayan bir kitap oldu.

Bir kere zamane yazarları gibi kitap yazılırken herhangi bir ticari kaygısı yokmuş yazarın, zira kitap Endülüs döneminde yazılmış. Allah' tan o dönemde yazılmış da, biz de gıgıllayan efendiden araklanmış çakma cümleler yerine içtenlikle yazılmış ve de, '' ne kadar aforizma kasarsam o kadar satış olur, bakarsın dizisi bile yapılır '' kaygılarıyla yazılmadığı için tekrara düşmemiş bir kitap okumuş olduk sonunda.

Bir yerde insanların dilinde en çok hangi kelime varsa orada olmayan şey de o oluyor genelde. Ne demek istiyorum? mesela; özgürlüğün dile pelesenk edildiği yerde, despotizm ve diktatörlük vardır, '' Eğonomimiz coğğ iyi canım '' denilen yerde biliriz ki halkın çoğunda yarını çıkaracak imkan yoktur. Bunun gibi bugün herkesin dilindeki '' aşk '' kelimesinin bolluğundan da aslında çevremizde aşkın pek nadir bulunan bir şey olduğunu anlamamız lazım.

Ben bu çevremizde durmadan birbirine aşık olduğunu iddia eden çiftlerin aslında kendilerini kandırdıklarını, yazın şezlonglarda kışın kahve masalarında sırf instagramda fotoğraf paylaşmak için okunur gibi yapılan ve konusu genelde saplantısını aşk zanneden ruh hastalarının etrafında dönen Migros edebiyatının ( Cem Abiye Selamlar ) gözde evlatları olan kitaplardaki aşkın ne kadar boş, sahte ve deforme olduğunu bir anımla size anlatmak istiyorum.

Yazın staj yaptığım dönemde bir can sıkıntısının verdiği gazla vapur turuna katılayım dedim. Turun başlarında nihai amacım bir Boğaz havası alıp evime dönmekti. Ama öyle olmadı... Allah 'tan da olmadı. Çünkü ben ilk defa 25 yaşımda o vapurda birbirine gerçekten aşık bir çifti görme şansını yakalamış oldum. Bir saat boyunca diğer yolcular Boğazı seyrederken, ben onları seyrettim. Onlar da birbirlerinden bir an olsun gözünü ayırmadılar. Ha tabi ben başta kıskançlığımdan mıdır, yoksa şaşkınlığımdan mıdır bilemiyorum ama '' yeni flörtlerdir ondan böyle ağır gerilim hattı gibi etraflarına yaşam enerjisi saçmaları '' diye kendimi ikna da etmeye çalıştım. Ama sonra biri 8, diğeri 4 yaşlarında iki tatlı çocuk benimkilere '' anneee, babaaa '' diye sokulunca kendimi acı gerçeğe zor da olsa ikna ettim.

Hayatım boyunca ilk defa birbirlerine bakarken gözlerinin içi gülen, sevgileri sağanak olmuş adeta etraftaki talihli insanları da bu sevgiden, aşktan nasiplendiren birilerini görmüştüm. Evet bugüne kadar gördüklerim Truman Show gibi bütün dünyanın içinde olduğu bir gösteriden ibaretmiş. Kendimi Beyaz tavşanı takip eden Neo gibi hissettim desem yalan olmaz çünkü ben de yalanlarla simüle edilmiş dünyamdan uyanıp kırmızı hapı yutmuş gibi hissettim. Üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen hala o çifti her hatırladığımda yüzümde istemsiz bir tebessüm beliriyor.

Velhasılı kelam siz de Kemal Sunal ' ın da dediği gibi; Şimdi bu hikayeyi niçin anlattın, nasıl anlattın, neden zamanımızı aldın diye sorabilirsiniz. Anlattım çünkü bu kitabı okurken aklımda sürekli bu çift vardı. Biri gerçekten aşkı anlatan bir kitap, diğeri gerçekten birbirine aşık bir çift. Bu harmanın zihnimde oluşturdukları duygusal haz ise bambaşka bir keyif, bambaşka bir ümit, bambaşka bir tat...

Şimdi diyebilirsiniz ki 25 yaşına kadar hangi dağ başında, hangi mağarada yaşadın da, hiç birbirine aşık olan çift göremedin diye. Tabi ki ben de hepiniz gibi birbirini seven hatta aşık olduğunu iddia eden çiftlerle kuşatılmış durumdayım. Öyle ki bu çiftler istisnasız her gün '' Ay bakın biz ne kadar mutlu, ne kadar kıskanılacak insanlarız. Bakın kültürlüyüz de kitaptı, geziydi filan da şeayıpıyorzz. Ne olur likelayın bizi, kıskanın bizi '' dercesine günde 5 kez, sanırsın üzerlerine farz olan sosyal medyada fotoğraf paylaşma vecibesini de yerine getiriyorlar. Ama onların iddialarının aksine hem gözlemlerim hem de gayet otoriter kuruluşların yapmış olduğu araştırmalar bir insanın sosyal medyada aktiflik oranının mutluluğu ile ters orantılı olduğunu söylüyor. Nişanlısıyla ayetli, hadisli , aforizmalı fotoğraf paylaşıp, daha fotoğrafları ilk beğenisini bile almadan bir başka kadına yürüyen mi dersin, aynı evin içinde yaşayıp yanında koltukta oturan eşinin yüzüne bile bakmazken, nedense aynı eşin internette paylaştığı fotoğrafın altına zibilyon kere seni seviyorumlar, hayatımın anlamısın yazanlar mı dersin ortalık sirk maymunları ile dolmuş durumda. Hepimiz kocaman bir duygu sirkinin içinde yaşıyoruz adeta. Sahtekarlık bir yaşam şekline döndü.

İnsanda var olan bu sahtekar tavır dizilerimize, filmlerimize, sohbetlerimize, tavırlarımıza hatta kitaplarımıza dahi sirayet etmiş durumda. Çevremize nispeten daha seçkin insanların olduğu şu sitede bile açın bakın en çok okunan aşk romanlarına, karşınıza çıkacak kitaplar bir iki istisna hariç genelde bu sahtekarlığı daha da besleyen kitaplar olacaktır.

Ezcümle bu kitap zaten uzun zamandır farkında olduğum bütün bu sahtekarlığı, tam zıttı saf halleriyle bir kez daha hatırlattı bana. Haliyle de kitap, bana ilaç gibi geldi.


Toplasan sayıları bir elin parmağını geçmeyecek kaliteli kalem hariç, ortalık insanlara ayakları yere basmayan, yazılış amaçları sadece ticaret ve ün olan, insanlara tam bir duygu tecavüzü yaşattıran kitaplarla dolu. Malum koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derlermiş. Şuan tam olarak yaptığımız da bu keçilere hayatın sırrını bulmuş birer aziz ya da azize gibi davranmak. Oysa ki tek yaptıkları Mefistonun Faust'a yaşattırdığı sahte hayal ve duygu dünyasını, bugünün okuyucusuna yaşatmak.


Yalanla simüle edilmiş bu sahte aşklar dünyasından uyanıp, gerçek aşkı bulmamız dileğiyle.

İyi ve en önemlisi de kaliteli okumalar :)

DeliBilge 
21 Ağu 20:10 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Güvercin Gerdanlığı, ''Sevgiye ve Sevenlere dair'' iddiasıyla -ki ciddi bir iddia olduğu için okuduğum- yazılmış bir kitap. Kitabın içeriği, psikolojik tahlil gibi görünse de -iki üç paragraf hariç- kesinlikle bir analiz olarak değerlendirmedim. Rahatsız edici kısımlar:
''Cariyeler''... Kitapta sürekli ''Başımdan geçen bir olayı anlatayım'', ''Vaktiyle erdemli bir adam tanıdım'', ''Çok bilgin bir adam...'' giriş cümlesiyle yazılmış öykülerin hemen hepsi -nedense?- bir Cariyeye aşık olmuş, tutulmuş, sevmiş.. Hani hiç mi özgür kadın yok kitapta var, olmaz mı: ''Şehvet, cinsel birleşmeye atıf öykülerinde de ''Hür'' kadınlar var..
Bu tarz kitaplarda bir cümle geçer ve siz tek kaşınız havada ''Eh bu cümle tüm kitabı çürütür!'' deyiverirsiniz..Cümleyi yazayım ''....bu kadın kocasına ihanet etse yeridir!'' ..Kitaptaki 'recm', zina yapanlara verilen taşlanarak öldürülme cezalarının önüne koydum cümleyi..
(Aklıma manik hastalığı olanların birdenbire eşlerini aldatma meyilleri geldi aklıma da, hani tedavi edildikten sonra sorun ortadan kalkar.. Bilim gerçekten enfes diyerek derin bir nefes alıyorum..Hani her eşini aldatan -Bir hastalık, bir kimya dengesizliği yüzünden- taşla öldürülmeden önce... Bir derin nefes daha..)
Her öykünün yanında, kitabın sayfaları arasına serpiştirilmiş şiirler de var, açık anlamlı olanlardan. Son kısımda ''Endülüs Edebiyatı ve İbn Hazm'' kısmı var, bilgi serpiştirilmiş..
Kitabı okudum ve arka kapağına bir kelime bıraktım: ''Olmamış''..

Güner TAŞ 
20 Haz 2016 · Kitabı okudu · 33 günde · 7/10 puan

Konu ve örnekler bakımından güzel fakat yazarının sürekli ''bu konuda şöyle bir şiir yazdım'' diyerek sayfalarca şiir sıralayışı beni sıktı. Belki de bunun sebebi çeviri oluşudur, orijinalinden okuyunca durum daha farklı olabilir.

Erkan RKN 
01 Ara 2014 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Aşk bir marazdır. Ama daima zevk veren bir marazdır.

2 /

Kitaptan 62 Alıntı

Ey bir kolyede incilerin dizilişi gibi, kendisinde güzelliğin âhenkle dizildiği sevgili!
Yüzüm mutluluktan parlarken, nasıl oluyor da ölümüm kasıtlı olarak senin elinden oluyor?

Güvercin Gerdanlığı, İbn Hazm El-Endelüsi (Sayfa 138 - İnsan Yayınları)Güvercin Gerdanlığı, İbn Hazm El-Endelüsi (Sayfa 138 - İnsan Yayınları)
Ayşegül A. 
08 Ağu 09:46 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İnsanın aslının temiz, soyunun iyi olduğunu gösteren en açık delillerden, en güçlü kanıtlardan biridir vefa.

Güvercin Gerdanlığı, İbn Hazm El-Endelüsi (Sayfa 140 - İnsan Yayınları)Güvercin Gerdanlığı, İbn Hazm El-Endelüsi (Sayfa 140 - İnsan Yayınları)

Ölümden daha güçlü olan şey, bize ölümü göze aldıran şeydir; candan daha kıymetli olan, canın kendisi için feda edildiği şeydir.

Güvercin Gerdanlığı, İbn Hazm El-EndelüsiGüvercin Gerdanlığı, İbn Hazm El-Endelüsi

Günde bir kez seninle karşılaşmak yetecek şimdi; eskiden iki kez karşılaşmayla bile yetinemezdim.
Aynı şekilde bir yöneticinin, yöneticiyken çok büyük tutkuları olur; fakat görevinden ayrılınca, canını kurtarsa, o bile yeter ona.

Güvercin Gerdanlığı, İbn Hazm El-Endelüsi (Sayfa 165 - İnsan Yayınları)Güvercin Gerdanlığı, İbn Hazm El-Endelüsi (Sayfa 165 - İnsan Yayınları)
Sümeyye K. 
02 Nis 21:18 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ey beni, görmediğim birini sevmekten dolayı ayıplayan, beni aşkta zayıf birisi olarak tanımakla aşırı davrandın.
Peki, söylesene bana, cenneti de ancak tasvirle tanımıyor muyuz?

Güvercin Gerdanlığı, İbn Hazm El-Endelüsi (Sayfa 64)Güvercin Gerdanlığı, İbn Hazm El-Endelüsi (Sayfa 64)
Ayşegül A. 
 29 Tem 12:23 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kadınların aşkı, erkeklerinkinden daha sağlamdır. Çünkü onlar zayıftırlar. Yaratılışları gereği varlıklarını saran bu tür bir aşka hızla kendilerini kaptırırlar.

Güvercin Gerdanlığı, İbn Hazm El-Endelüsi (Sayfa 63 - İnsan Yayınları)Güvercin Gerdanlığı, İbn Hazm El-Endelüsi (Sayfa 63 - İnsan Yayınları)
Mine Topal 
04 Ağu 00:29 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ona karşı duyduğum sevgi,önceki sevgilerimin tümünü silip süpürmüş,ondan sonrakileri de haram etmiştir.

Güvercin Gerdanlığı, İbn Hazm El-EndelüsiGüvercin Gerdanlığı, İbn Hazm El-Endelüsi
Ayşegül A. 
08 Ağu 09:43 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ölüm anında tıbbın hiç yararı yoktur; ama ölmeden önce yetişen doktorun faydası pek çoktur.

Güvercin Gerdanlığı, İbn Hazm El-Endelüsi (Sayfa 157 - İnsan Yayınları)Güvercin Gerdanlığı, İbn Hazm El-Endelüsi (Sayfa 157 - İnsan Yayınları)
DeliBilge 
19 Ağu 15:21 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Neden..
Bütün sevgi türlerinin nedenleri yok olunca kendileri de yok olur. Nedenleri çoğalınca sevgiler de çoğalır; nedenler küçülünce sevgiler de küçülür; nedenler yaklaştıkça sevgiler de sığlaşıp yoğunlaşır. Nedenler uzaklaştıkça sevgiler de çözülüp dağılır. Ruhu kucaklayan gerçek sevgi, kuşkusuz bu kuralın dışındadır. Bu tür bir sevgi ancak ölüm nedeniyle sona erebilir.

Güvercin Gerdanlığı, İbn Hazm El-Endelüsi (Sayfa 46)Güvercin Gerdanlığı, İbn Hazm El-Endelüsi (Sayfa 46)