Güvercin Gerdanlığı (Sevgiye ve Sevenlere Dair)

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.986
Gösterim
Adı:
Güvercin Gerdanlığı
Alt başlık:
Sevgiye ve Sevenlere Dair
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755747699
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Collier Du Pigeon Ou De L'amour Et Des Amants, Tawg Al-hamama Fi'l-ulfa Wa'l-ullaf
Çeviri:
Mahmut Kanık
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnsan Yayınları
Baskılar:
Güvercin Gerdanlığı
Güvercin Gerdanlığı
Güvercinin Gerdanlığı
Güvercin Gerdanlığı
'Benim düşünceme göre aşk, ruhların çeşitli yaratıklar arasında bölünmüş parçalarını birleştirmesidir. Bu birleşme onların en yüksek temel ögelerinde meydana gelir. Beraberlik ve ayrılığın, varlıkların birleşimi ve ayrışımıyla ilgili olduğunu biliyoruz. Her şekil kesinlikle kendine uygun olan şekli çağırır; onu arar, bulur: Herşey misli mislinedir. Aramızda karşıtların birbirlerini ittiğini, benzerlerin birbirlerini çektiğini, hemcinslerin birbirleriyle uyum sağladığını bilmeyen yoktur. Niçin aynı durumlar ruhlar için sözkonusu olmasın? Allah Adem'in eşinde bulacağı ısınmanın nedenini Havva'nın kendisinden bir parça bulmasında kılmıştır.'

Büyük bir hukukçu, edebiyatçı, dilbilimci ve şair olna İbn Hazm'ın hemen hemen bitün dünya dillerine çevrilen bu önemli eseri, Endülüs'te ve İslam dünyasının belli başlı merkezlerinde sevgi üzerine gelişen zengin düşünceleri, yaşanan büyük aşkları bize anlatan önemil bir kitaptır.

İslam sanatı ve edebiyatının en iyi örneklerinden birisi olan kitap aynı zamanda karanlıkta kalmış bir dönemin içyüzünü, çok sayıda yönetici, hukukçu, sanatçı ve bilginin özel hayatlarını dolduran ilginç olaylar ve ilişkiler hakkında da geniş bilgi vermektedir.
Endülüslü İbn Hazm tarafından yazılan Güvercin Gerdanlığı, aşk üzerine yazılan ilk kitap olma özelliğini taşıyor. Kitap; sevgi, sevginin alametleri, aşkın mahiyeti gibi konularda detaylı incelemeler ve hikayeler içeriyor. İbn Hazm aşkı batini planda, ruhlararası etkileşim aracılığıyla gerçekleşen bir olgu olarak görüyor. Aşkın ve ruh'un hikayesi kalu-bela'dan itibaren gelen bir yaratılış ve "öz" anlayışıyla yorumlanmış. Kitabın neredeyse tamamında bahsedilen görüşler tasavvufi fikirlerle açıklanıyor. Hz. Adem, Hz. Havva, kadın ve erkeğin yaradılışı ve ruhsal yapılarıyla alakalı görüşleri günümüz psiklanaliz ekolünde anima ve animus arketipine uygunluk gösteriyor. Genel olarak yazarın düşünsel manada çağının çok ötesinde bir bilge olduğunu da belirtmek gerekiyor. Konuya ilgi duyanlar için mutlaka okunması gereken kitaplardan olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar dilerim.
Güvercin Gerdanlığı, Klâsik İslâm edebiyatında, boyna geçen ve ölünceye kadar çıkmayan ‘aşk zinciri’ anlamına gelen bir semboldür.

Kitap; aşkı, aşkın insan üzerindeki etkilerini, aşkın arazlarını alt bölümlerle birlikte otuz başlık altında anlatmaktadır.

Teknik ve içerik anlamda eserde;

Düzyazı, kısa öyküler,yazarın kendisine ait ve başkalarına ait şiirler var.
Düzyazılarda seci üslubunu(düzyazıda uyak) şiirlerinde beyit ve kıtalar; nazım şekli olarak kaside şekli kullanılmış.

Düzyazılarda; kendi hayatından, çevresindeki insanlardan, olaylardan örnekler vererek eserini gerçeklikle ilişkilendirmiş, savunduğu tezleri bu örnek açıklamalarla kanıtlamış.

Kitabın türü;şiir,kaside,düzyazı,öykü türlerinin
ayet, hadis, dinî bilgilerle harmanı.
Psikolojik tahliller ve mantıkî önermeler içerir. Anlatıcı kişi kendisi ve yer yer yazarında kabul ettiği konu dışına kaymalar mevcut.

Emevi Dönemini,Endülüs edebiyatını öğrenmek,sevgiyi,aşkı islami bir kalemden okumak isterseniz buyrun zarifçe Güvercin Gerdanlığına tutunun...
Şimdi kitabı falan bırakın da gözünüzün önünde şunu canlandırın. Endülüstesiniz İbn Hazm oturmuş nasihat ediyor, ahali de oturmuş onu dinliyor. Siz de onlardan birisiniz... Huzur!
Klasik İslam edebiyatında boyna geçen ve ömür boyu çıkmayan aşk zincirini sembolize den bir bir betimleme; Güvercin Gerdanlığı, güvercinin boynundaki halka şeklindeki tüyler. İsim ve aşk benzetmesi çok muhteşem.
Arada İbn Hazm'ın kendi şiirlerine de yer verdiği teması aşk ve aşkın insanı düşürdüğü durumlar olan farklı bir kitap.
Güvercin Gerdanlığı... Şu isimdeki naifliği, zarafeti, estetiği anlatmaya hangi dil takat yetirsin, hangi kelimeler ifade edebilsin... Kitabın başlangıç cümlesi olan '' Sevgiye ve sevenlere dair.'' bile ne kadar tatlı ne kadar nazenin bir başlangıç...
Okurken çok keyif aldığım, insanı yormayan, bir Selvi Boylum Al Yazmalım izlemişcesine tatlı tatlı akan ve beklentilerimi fazlasıyla karşılayan bir kitap oldu.

Bir kere zamane yazarları gibi kitap yazılırken herhangi bir ticari kaygısı yokmuş yazarın, zira kitap Endülüs döneminde yazılmış. Allah' tan o dönemde yazılmış da, biz de gıgıllayan efendiden araklanmış çakma cümleler yerine içtenlikle yazılmış ve de, '' ne kadar aforizma kasarsam o kadar satış olur, bakarsın dizisi bile yapılır '' kaygılarıyla yazılmadığı için tekrara düşmemiş bir kitap okumuş olduk sonunda.

Bir yerde insanların dilinde en çok hangi kelime varsa orada olmayan şey de o oluyor genelde. Ne demek istiyorum? mesela; özgürlüğün dile pelesenk edildiği yerde, despotizm ve diktatörlük vardır, '' Eğonomimiz coğğ iyi canım '' denilen yerde biliriz ki halkın çoğunda yarını çıkaracak imkan yoktur. Bunun gibi bugün herkesin dilindeki '' aşk '' kelimesinin bolluğundan da aslında çevremizde aşkın pek nadir bulunan bir şey olduğunu anlamamız lazım.

Ben bu çevremizde durmadan birbirine aşık olduğunu iddia eden çiftlerin aslında kendilerini kandırdıklarını, yazın şezlonglarda kışın kahve masalarında sırf instagramda fotoğraf paylaşmak için okunur gibi yapılan ve konusu genelde saplantısını aşk zanneden ruh hastalarının etrafında dönen Migros edebiyatının ( Cem Abiye Selamlar ) gözde evlatları olan kitaplardaki aşkın ne kadar boş, sahte ve deforme olduğunu bir anımla size anlatmak istiyorum.

Yazın staj yaptığım dönemde bir can sıkıntısının verdiği gazla vapur turuna katılayım dedim. Turun başlarında nihai amacım bir Boğaz havası alıp evime dönmekti. Ama öyle olmadı... Allah 'tan da olmadı. Çünkü ben ilk defa 25 yaşımda o vapurda birbirine gerçekten aşık bir çifti görme şansını yakalamış oldum. Bir saat boyunca diğer yolcular Boğazı seyrederken, ben onları seyrettim. Onlar da birbirlerinden bir an olsun gözünü ayırmadılar. Ha tabi ben başta kıskançlığımdan mıdır, yoksa şaşkınlığımdan mıdır bilemiyorum ama '' yeni flörtlerdir ondan böyle ağır gerilim hattı gibi etraflarına yaşam enerjisi saçmaları '' diye kendimi ikna da etmeye çalıştım. Ama sonra biri 8, diğeri 4 yaşlarında iki tatlı çocuk benimkilere '' anneee, babaaa '' diye sokulunca kendimi acı gerçeğe zor da olsa ikna ettim.

Hayatım boyunca ilk defa birbirlerine bakarken gözlerinin içi gülen, sevgileri sağanak olmuş adeta etraftaki talihli insanları da bu sevgiden, aşktan nasiplendiren birilerini görmüştüm. Evet bugüne kadar gördüklerim Truman Show gibi bütün dünyanın içinde olduğu bir gösteriden ibaretmiş. Kendimi Beyaz tavşanı takip eden Neo gibi hissettim desem yalan olmaz çünkü ben de yalanlarla simüle edilmiş dünyamdan uyanıp kırmızı hapı yutmuş gibi hissettim. Üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen hala o çifti her hatırladığımda yüzümde istemsiz bir tebessüm beliriyor.

Velhasılı kelam siz de Kemal Sunal ' ın da dediği gibi; Şimdi bu hikayeyi niçin anlattın, nasıl anlattın, neden zamanımızı aldın diye sorabilirsiniz. Anlattım çünkü bu kitabı okurken aklımda sürekli bu çift vardı. Biri gerçekten aşkı anlatan bir kitap, diğeri gerçekten birbirine aşık bir çift. Bu harmanın zihnimde oluşturdukları duygusal haz ise bambaşka bir keyif, bambaşka bir ümit, bambaşka bir tat...

Şimdi diyebilirsiniz ki 25 yaşına kadar hangi dağ başında, hangi mağarada yaşadın da, hiç birbirine aşık olan çift göremedin diye. Tabi ki ben de hepiniz gibi birbirini seven hatta aşık olduğunu iddia eden çiftlerle kuşatılmış durumdayım. Öyle ki bu çiftler istisnasız her gün '' Ay bakın biz ne kadar mutlu, ne kadar kıskanılacak insanlarız. Bakın kültürlüyüz de kitaptı, geziydi filan da şeayıpıyorzz. Ne olur likelayın bizi, kıskanın bizi '' dercesine günde 5 kez, sanırsın üzerlerine farz olan sosyal medyada fotoğraf paylaşma vecibesini de yerine getiriyorlar. Ama onların iddialarının aksine hem gözlemlerim hem de gayet otoriter kuruluşların yapmış olduğu araştırmalar bir insanın sosyal medyada aktiflik oranının mutluluğu ile ters orantılı olduğunu söylüyor. Nişanlısıyla ayetli, hadisli , aforizmalı fotoğraf paylaşıp, daha fotoğrafları ilk beğenisini bile almadan bir başka kadına yürüyen mi dersin, aynı evin içinde yaşayıp yanında koltukta oturan eşinin yüzüne bile bakmazken, nedense aynı eşin internette paylaştığı fotoğrafın altına zibilyon kere seni seviyorumlar, hayatımın anlamısın yazanlar mı dersin ortalık sirk maymunları ile dolmuş durumda. Hepimiz kocaman bir duygu sirkinin içinde yaşıyoruz adeta. Sahtekarlık bir yaşam şekline döndü.

İnsanda var olan bu sahtekar tavır dizilerimize, filmlerimize, sohbetlerimize, tavırlarımıza hatta kitaplarımıza dahi sirayet etmiş durumda. Çevremize nispeten daha seçkin insanların olduğu şu sitede bile açın bakın en çok okunan aşk romanlarına, karşınıza çıkacak kitaplar bir iki istisna hariç genelde bu sahtekarlığı daha da besleyen kitaplar olacaktır.

Ezcümle bu kitap zaten uzun zamandır farkında olduğum bütün bu sahtekarlığı, tam zıttı saf halleriyle bir kez daha hatırlattı bana. Haliyle de kitap, bana ilaç gibi geldi.


Toplasan sayıları bir elin parmağını geçmeyecek kaliteli kalem hariç, ortalık insanlara ayakları yere basmayan, yazılış amaçları sadece ticaret ve ün olan, insanlara tam bir duygu tecavüzü yaşattıran kitaplarla dolu. Malum koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derlermiş. Şuan tam olarak yaptığımız da bu keçilere hayatın sırrını bulmuş birer aziz ya da azize gibi davranmak. Oysa ki tek yaptıkları Mefistonun Faust'a yaşattırdığı sahte hayal ve duygu dünyasını, bugünün okuyucusuna yaşatmak.


Yalanla simüle edilmiş bu sahte aşklar dünyasından uyanıp, gerçek aşkı bulmamız dileğiyle.

İyi ve en önemlisi de kaliteli okumalar :)
“Ey beni görmediğim birini sevmekten dolayı ayıplayan! beni aşkta zayıf birisi olarak tanımakla aşırı davrandın. Peki söylesene bana,cenneti de ancak tasvirle tanımıyor muyuz?”
Sosyal medya gazıyla okunan bir hayal kırıklığının daha sonuna geldim arkadaşlar. Ya sen koca ibni hazmsın. Ne demeye böyle bi kitap yazdın ki canım? Vaktin mi boldu? diyesi geliyor insanın. Eminim eserin orjinali böyle değildir. Belki de ben 98 baskısını okuduğum için böyleydi, bilemiyorum belki tekrar duzenlenmiştir ama çeviri gerçekten vasatın altındaydı. Hevesle defterime not almak için güzel bi başlık attıysam da 1 buçuk sayfa falan not aldım. İbni Hazm okuyor gibi değil de şey gibi hissettim.. 17 yaşındayken kendinin ve lise arkadaşlarının aşklarını derlemiş toparlamış iki kapak arasına almış ve 30 yaşında bunları gülümseyerek anlatan bir yazarı okuyor gibi.. Üzgünüm. Sosyal medya gazı pişmanlıktır. Ha bir de İbni Hazm'ın şiirlerini ve kendini bu kadar övmesini de belirtmeden geçemeyeceğim. Garipti.. Bilemedim.. Özet olarak; kitabı bitirmek günleeeeeeeğr sürdü. Süründüm bitirmek için. Kitaptaki en oturaklı cümleyle de bu kasvetli yazıya son vermek istiyorum. "Fuzuli der ki; ilimsiz şiir temelsiz duvara benzer"
Güvercin Gerdanlığı – Güvercinlerin boynunda çizgi gibi çizilmiş olup, edebiyat aleminde ise aşıkların boynuna asılan aşk gerdanlığı olarak tanımlanır.

Bu ismi ilk kez kullanan Endelüslü mirasımız İbn Hazm olmuştur. Seven ve sevenlere dair içerisinde hikaye ve şiirleri barındıran eserde aşıklar halleri ve çekdikleri hakkında kısa hikayeler ve şiir mısraları mevcuttur.

Bazı dizeleri size sunmaktan mutluluk duyarım.

Nasıl ki akıl tektir ve bir tek Tanrıdan başka Tanrı tanımaz. O da Rahmandır.

Gönül de tektir ve ister uzak olsun, ister yakın, bir tek kişiye tutulur ancak.

https://humayusubbayli.wordpress.com/...guvercin-gerdanligi/
Bu kitap hakkında nasıl bir yorum yapsam bilemiyorum. Kitap beklentilerimden çok çok farklı çıktı. Birçok sayfasında beni şaşırttı.

İlk olarak söylemek istediğim, bu kitabın Endülüs edebiyatına ilgi duyanlar açısından daha yararlı olacağı. Çünkü kitabın başında ve sonunda hem Endülüs edebiyatı hem de yazar hakkında geniş bilgiler verilmiş. Bu da sayfa sayısını arttırmış.

Bunun dışında, kitap aşkla ilgili bir araştırma, bilimsel bir çalışma gibi. Anılar, duyulanlar, güvenilir kişilerden aktarılanlar da kanıt olarak gösterilmiş. İslami temellere de dayanılmış, hadislere ve ayetlere yer verilmiş. Ayrıca "aşk" dediğimizde anlaşılan sadece kadın-erkek ilişkisi olarak algılanmamış, sevgiye benzer bir şekilde ifade edilmiş. Bir arkadaşın arkadaşa, dostun dosta olan sevgisinden ve, beni şaşırtan bir şekilde, bir erkeğin başka bir erkeğe olan aşkından bahsedilmiş. En başta, acaba yanlış mı okuyorum dedim. Çünkü yazarın İslam bilgini olduğu belirtiliyor kitapta. Fakat, özellikle 198 inci sayfadaki hikayede, Ebu Abdullah'ın kalbinin, askerler arasındaki genç bir erkeğe çılgınca bağlandığı anlatılıyor. Daha sonrasında, Ebu Abdullah'ın aklı tutkuyla karışık bir insan olmadığı, doğru ve hak yolundan ayrılmadığı, haramları kesinlikle çiğnemediği belirtiliyor. Çağı için zincirleri kıran hatta parçalayan bir yaklaşım olduğunu belirtmek istiyorum..

Ayrıca, erkeklere böyle yumuşak yaklaşabilirken; kadınlara karşı tavrının ve genel düşüncesinin olumsuz olduğunu, kadının sadece erkek tarafından sevilebilecek bir meta olarak görüldüğünü hissettim. Kitap bu yönüyle beni bazı yerlerde çok rahatsız etti. Bunlarla birlikte ayriyeten, kitap okunması çok zor bir kitap, dilinin ağırlığı ve analitik düzeni sebebiyle..

Şükürler olsun ki son olarak, kitapla ilgili görüşlerim olumsuz olsa da, İbn-i Hazm'ın şiirleri enfesti. Bu kitabı değil ama şiirlerinin olduğu kitap okunabilir.
Bu donuk çeviri kitaba , yazara , yaşananlara haksizlik. Duygu eksikliği buram buram hakim. Duyguların çevirisi olmuyor demek ki. Yaşamak şart. İlla şart.
sana olan aşkım her zaman oluşuna denk bir biçimde sürecek ne azalacak ne artacak sonsuza değin sürecek. irademden başka bir ilk sebebi yok bunun hiç kimse bana bundan başka sebep ileri süremez. [ okunması gereken anlamlı bir kitap ]
Kitabın ismi ilgi çekici. "Güvercinlerin boynunda bulunan halka biçimindeki tüyler Klasik İslam edebiyatında boyna geçen ve ölünceye kadar çıkmayan aşk zinciri"


Aşk'a öznel tanımlar yapan bölümlere ayırma tekniğini kullanıp okuyucuyla samimi bir bağ kuran yazar İbn Hazm'ın bir arkadaşının isteği üzerine kaleme aldığı eseri.
Endülüs'te dünyaya gelen yazarın eserinde bu kültürden örnekler bolca mevcut.
Eserin gerek içeriği, gerek anlatım tekniği yazara yakışır şekilde işlenmiş amma ve lakin böyle ünlü ilim sahibi olan yazarın bu kadar sade şiirler yazması beni pek memnun etmedi. Onun dışında okurken zevk veren aşk üstüne farklı bakış açıları kazandıran bir eser.
"Ey ruhum sakın umutsuzluğa düşme! Umulur ki o güzel günler, tersleyen değil, hoş karşılayan, güler yüzle yeniden gelecektir... Öyleyse ey ruhu soylu! Güzelce sabretmesini bil."
"Ateş de küçük kıvılcımlarla başlamaz mı?
En ciddi şeylerin temelinde, en önemsiz şeyler vardır ve
zaten küçük çekirdekten doğar kocaman bir ağaç."
Eğer sen iffetli davranırsan, sevgi de sana iffetli davranır; ve eğer sen bir gün terk edilirsen, bil ki sevgi de terk edilmiştir sence..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Güvercin Gerdanlığı
Alt başlık:
Sevgiye ve Sevenlere Dair
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755747699
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Collier Du Pigeon Ou De L'amour Et Des Amants, Tawg Al-hamama Fi'l-ulfa Wa'l-ullaf
Çeviri:
Mahmut Kanık
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnsan Yayınları
Baskılar:
Güvercin Gerdanlığı
Güvercin Gerdanlığı
Güvercinin Gerdanlığı
Güvercin Gerdanlığı
'Benim düşünceme göre aşk, ruhların çeşitli yaratıklar arasında bölünmüş parçalarını birleştirmesidir. Bu birleşme onların en yüksek temel ögelerinde meydana gelir. Beraberlik ve ayrılığın, varlıkların birleşimi ve ayrışımıyla ilgili olduğunu biliyoruz. Her şekil kesinlikle kendine uygun olan şekli çağırır; onu arar, bulur: Herşey misli mislinedir. Aramızda karşıtların birbirlerini ittiğini, benzerlerin birbirlerini çektiğini, hemcinslerin birbirleriyle uyum sağladığını bilmeyen yoktur. Niçin aynı durumlar ruhlar için sözkonusu olmasın? Allah Adem'in eşinde bulacağı ısınmanın nedenini Havva'nın kendisinden bir parça bulmasında kılmıştır.'

Büyük bir hukukçu, edebiyatçı, dilbilimci ve şair olna İbn Hazm'ın hemen hemen bitün dünya dillerine çevrilen bu önemli eseri, Endülüs'te ve İslam dünyasının belli başlı merkezlerinde sevgi üzerine gelişen zengin düşünceleri, yaşanan büyük aşkları bize anlatan önemil bir kitaptır.

İslam sanatı ve edebiyatının en iyi örneklerinden birisi olan kitap aynı zamanda karanlıkta kalmış bir dönemin içyüzünü, çok sayıda yönetici, hukukçu, sanatçı ve bilginin özel hayatlarını dolduran ilginç olaylar ve ilişkiler hakkında da geniş bilgi vermektedir.

Kitabı okuyanlar 288 okur

  • Tahallî
  • Mine Art
  • yagmur ubeyd
  • Zeynep Bekler
  • Nurhan Çay
  • Emrah Candaş
  • Sibel
  • Selma Kavurmacıoğlu
  • Dilek Dmrc
  • eda

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%1.3
18-24 Yaş
%14.3
25-34 Yaş
%44.2
35-44 Yaş
%33.8
45-54 Yaş
%3.9
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61.4
Erkek
%38.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.3 (14)
9
%11.1 (9)
8
%18.5 (15)
7
%18.5 (15)
6
%13.6 (11)
5
%8.6 (7)
4
%6.2 (5)
3
%2.5 (2)
2
%2.5 (2)
1
%1.2 (1)

Kitabın sıralamaları